• Arşivler

  • Diğer 531 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 381.803 ziyaretçi
  • Şubat 2026
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    232425262728  

Sekizinci Kıta Madagaskar: Moramango’dan Antananarivo’ya Dönüş

Gezi Tarihi 16.09.2016

IMG_0892.JPG

Malagaz dilinde “Güzelleştirmesi/Süslemesi kolay” anlamına gelen Moramango şehrindeki Bezanozano Otel de kahvaltımızı yaptıktan sonra saat 08:00 gibi  yollara düştük. Bugünün ilk aktivitesi Moramango’daki Askeri Müze. Moramango’nun Fransız sömürgesine karşı direnişin ilk başladığı şehir olması açısından öneminden bahsetmiştim. Harekete geçmeden önce şehirden birkaç kare fotoğraf almayı ihmal etmedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kısa bir araçla gidiş sonrasında Moramango Askeri Müzesine vardık. Burada bizi eşofmanı ile astsubay olduğunu düşündüğüm iki görevli karşıladı. Bunlardan bir tanesi bize rehber olarak eşlik edecek. Bu müzede açık alanlarda isyan sırasında kullanılan trenin benzeri, askeri toplar ve geçmişten günümüze taşıtlar sergileniyor. Kapalı mekanlarda ise silah, giysiler ve fotoğraflarla Madagaskar’ın geçmiş tarihi sergileniyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burayı gezdikten sonra benim için gezinin önemli yerlerinden bir tanesi olan Madagascar Exotic ya da daha doğru adı ile Peyrieras Rezerv Alanı- Kelebek Çiftliği gezisi için yola düştük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dr André Peyriéras, 1954 yılında Madagaskar’a yerleşmiş ve 2005 yılında ölene kadar da burada yaşayıp, 3000 üzerinde tür keşfi yapmış önemli bir böcek ve sürüngen bilimcisi. Bir sürü sürüngen onun adı ile anılıyor. Bu gezi yerine de adını vermiş. Başkente 75 km uzaklıktaki Marozevo yerleşim yerinde bulunan park onun tarafından fonlanmış ve kurulmuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Parkın adı kelebek çiftliği ama koleksiyon bakımından en zengin yeri bukalemunların, gekoların ve diğer sürüngenlerin bulunduğu bölüm. Bu parkta 9-10 çeşit farklı bukalemun çeşidi var. Görünüşleri korkunç ama doğada var olan bu hayvanların varlığını bizzat görmek çok güzel bir duygu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu sürüngenlerin beslenmeleri, bakıcılar tarafından tam bir şova dönüştürülmüş durumda. Bu çöpün ucuna takılan çekirgeyi, bukalemun aniden fırlattığı dili ile yakalıyor ve doğrudan ağzına götürüyor. Aşağıdaki viedoyu gezi arkadaşlarımın çektiklerinden bir araya getirdim.

Bu bölüm sonrasında kurbağaların bulunduğu kafeste Domates Kurbağa, Siyah Kulaklı Mantella gibi hayvanları gösterdiler. Bunlar sadece Madagaskar’a özgü hayvanlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

En son olarak da kelebeklerin bulunduğu kafese girdik. Buranın yıldızı ölü bir Kuyruklu Yıldız Güvesi (Comet Moth). Ortalıkta dolaşanlar neredeyse aynı tür kelebeklerdi. Ama burada bile bolca geko vardı. Ben esas bu hayvanları çok ilginç buldum. Sanki bu dünyadan değil de, başka bir dünyanın hayvanlarıydılar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Esas sürprizi park çıkışında gördüğümüz sifaka yaptı. Elinde bir ekmek kemirirken gördüğüm Coquerel Sifakası, bu ana kadar gördüğüm en zavallı haldeki lemurdu. Keşke ağacında taze yaprak yerken görebileydim bu güzel sifakayı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Parktan sonra yola devam ettik. Antananarivo’ya 60 km kala Mandraka Park adlı bir yerde yemek molası verdik. Burası 2000 yılında kurulmuş özel bir tesis. Hem yemek yiyebiliyorsunuz ve hem de çevrede yürüyüş parkurları var, yürüyüş yapabiliyorsunuz. Biz Naime ile 1 saati bulan bir yürüyüş yaptık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Arkasından da güzel bir yemek yedik. Madagaskar’da bol bol et yedik. En çok zebu denen hayvanın eti geldi soframıza. Ama Madagaskar’da, hemen her yerde yediğimiz tavuk etinin lezzeti, ülkemizde ne zamandır unuttuğumuz bir lezzetti. Burada da çok güzel bir tavuk ve pizza yedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemek ardından Antananarivo’ya doğru hareket ettik. Madagaskar’da tüm yörelerde ölülere ayrı bir saygı gösteriliyor. Kimi yörelerde taştan mezar, kimi yörelerde ev şeklinde mezar, kimi yörelerde de tahta heykellerle çevrilmiş mezarlar yapılıyor. Madagaskar’ın bu taraflarında mezarlar taştan evler şeklinde. Ölüler buraya gömülüyorlar. Yeni ölmüş birinin evinde ilginç bir gelenek varmış. Ölü evinde tüm çamaşırlar derede, tüm akrabalarca yıkanıyormuş. Biz yol kenarında  anlatılan şekilde bir kaç toplu çamaşır yıkama olayı gördük. Ama bunların hepsi de ölü evinin çamaşırları mıydı? Bilemiyorum tabii ki.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Artık yolculuğumuzun sonuna geliyoruz. Başkent yakınında yol kenarında çamaşır yıkama eylemi gördükçe durup fotoğraf çektik. Hızımızı alamadık bir toptancıdan alışveriş bile yapmaya kalktık. Kızlar az daha kilo kilo pirinç alıyorlardı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonunda başkente varıp, konaklayacağımız otel olan Palissandre Hotel’e ulaştık. Otel Antananarivo’nun en güzel oteli herhalde. Morondava’da da bu oteller zincirlerinden birinde kalmıştık.

Akşam güzel bir müzik eşliğinde yemeğimizi yedik. Ortam çok güzel, yemekler çok lezizdi. Madagaskar’daki son gecemiz için iyi bir final sayılırdı. Açtırdık güzel bir Güney Afrika şarabı, gecenin ve gezi sonunun keyfini çıkarttık.

Yarın Antananarivo’yu gezeceğiz ve arkasından Madagaskar turumuz sona erecek. Bir grubumuz ülkeye, karmaşaya dönerken, benim de içinde olduğum bir grup Mauritus’da tatilinin kalanını geçirecek. Sonradan biz de karmaşaya döneceğiz..

Sahi! Dönüyoruz, dolaşıyoruz. Sonunda illa ki karmaşaya dönüyoruz!!!  Nasıl bir iştir bu?

Gezekalın, Aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

05.10.2016 Saat 23:48

IMG_1201.JPG

 

KAYNAKLAR

http://www.madagascartravelservice.com/andasibe/andasibe_park_madagascar.html

http://housewivesoftamatave.blogspot.com.tr/2011/03/vakona-park-madagascar.html

https://en.wikipedia.org/wiki/Peyrieras_Reptile_Reserve

http://www.travelmadagascar.org/PARKS/Andasibe-Mantadia-National-Park.html

http://www.revolvy.com/main/index.php?s=Peyrieras+Reptile+Reserve

http://dave-clark.smugmug.com/keyword/mandraka/i-wStxhkz

http://www.thesussexwildlifer.co.uk/mad_peyr.htm

Sekizinci Kıta Madagaskar: Andasibe Ulusal Parkı/Vakona Rezerv Alanı/Gece Safarisi-2

Gezi Tarihi: 15.09.2016

P9150312.JPG

Sabahtan öğlene kadar yaptığımız Perinet Rezerv Alanı gezisi sonrasında, öğle yemeği için Feon’ny Ala adlı restorana gittik. Burası Perinet Rezerv alanının son kısmında. Çinli bir girişimci işletiyormuş. Burada da konaklama şansı varmış. Bizim dün gece kaldığımız yerden daha derli toplu ama evlerin içi nasıldır bilemem! 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğle sonrasında Vakona Özel Rezerv alanına gittik. Madagaskar’da ormanlık alanların bazıları özel işletme ve şahısların elinde. Vakona Rezerv Alanı da bu tipteki yerlerden. İnsana kafes arkasından hayvanları seyretmek itici gelebiliyor. Doğrusu bu ya, eğer iyi şartlar altında yapılacak olursa bu tipte özel bahçelerin varlığını kabul edilebiliyorum. Hem kabul etmeyip de ne yapabiliriz ki? Adam bir torba kömür için orman yakabiliyor ve yakacak! Hiç olmazsa bu alanlarda korunsunlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ana kapıdan giriş sonrasında güzel bir yürüyüş parkurunu takip ediyorsunuz. Girişten sonra karşınıza timsahların bulunduğu bir gölet çıkıyor. Burada 40’ın üzerinde Nil Timsah’ı var. Nil timsahları vahşi doğada, ülkenin kuzeyinde bulunuyorlarmış. Burada sahilde tembel tembel yatıyorlar. Bu hayvanlardan oldum olası ürkmüşümdür.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonra bir asma köprüyü geçerek kuşların,  Madagaskar’ın tek yırıtcı hayvanı olan fossa’nın ve sürüngenlerin sergilendiği kafeslere ulaştık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

En çok üzücü olan ise Fossa adlı hayvanın bulunduğu kafesti. Fossalar, doğada lemurları yiyerek besleniyorlar. Madagaskar’ın en büyük yırtıcısı. Bir kedi ve fare görünümüne sahip. Hem ağaca tırmanabiliyor ve hem de yüzebiliyor. Bu nedenle lemurların ciddi bir avcısı. Ama burada, bu kafesin ardında olması gerçekten çok üzücü. Bu bahçeye yakışmayan tek kısım bu kafesin varlığı, olması gerekiyorsa da darlığı ve fossa’nın mutsuzluğuydu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

P9150337.JPGYürüyüşümüze devam ederek lemurların serbestçe dolaştığı parkın bir başka bölümüne, Lemur Adası’na gidilen kısma geldik. Burada sahilden sizi kano ile adaya geçiriyorlar. Bu adada lemurlarla iyice haşır neşir oluyorsunuz. Muz ve şeker kamışı peşinde olan lemurlar hemen çevrenizi sarıyorlar. Burada Yaygın Kahverengi Lemur, Siyah-Beyaz Yakalı Lemur, Diademed  (Altın) Sifaka görüyorsunuz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burada lemurlarla oynaşmak harikaydı. Hepimiz bu hayvanları çok sevdik. Dünyada sadece ve sadece burada yaşayan hayvanların omuz başlarınızda gezinmesi, elinizden beslenmesi nasıl güzel ve bir o kadar da garip bir duyguydu tahmin edebiliyor musunuz?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Son lemur fotolarım da bunlar. Biliyorum fotoğraf kısmını abarttım ama ben seçme yapamadım ve olabildikçe çok fotoğrafı sizlerle paylaşmak istedim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra kanolarla adadan çıkıp, araçlarla Feon’ny Ala Restorana geri dönüş için yola çıktık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buraya gelirken yolda Andasibe Köyünü görmüş ve çok beğenmiştim. Dönüşte yerel rehberden köye girişte durmasını ve bizi çıkışta almasını istedik. Böylece istasyonu ile meşhur bu köyü gezmiş ve insanları ile de tanışmış olabilecektik. Bunu yaptık. Bu köy çok sevimli bir köy. İnsanları çok sevecenler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Köy çıkışında bizi alan aracımızla Feon’ny Ala Restorana döndük. Buraya dönmemizin nedeni gece safarisine katılmayacak arkadaşların burada beklemesini sağlamak.  Aralarında benim de bulunduğum bir grup gezgin ise Mitsinjo Parka gece safarisine gitti.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Mitsinjo Park, 1999 yılında 13 köylünün girişimi ve Devletle İlişkili Olmayan Organizasyonlar yardımı ile kurulmuş özel rezerv alanlarından bir tanesi. Bu park gece yürüyüşleri için açılıyor. Saat 18:30 gibi başlayan yürüyüşte gece lemurları, bukalemunlar ve gekolar (geko bir kertenkele türüdür. Işığa karşı duyarlı göz bebekleri, ayak parmaklarında tırnak ve emici vantuzları, ayrıca rengini anında değiştirebilen derileri var) görülebiliyormuş. Tabii ki bu görme kısmı şansınıza. Örneğin bizim o geceki safari benim açımdan çok da verimli değildi. Ancak birkaç geyko ve 1 tane gece lemuru gördük. Gece karanlıkta bu hayvanları görmek gerçekten büyük başarı. Rehberler önce kısık ışıkta hayvanların parlayan kırmızı gözlerini görüyorlar. Sonra da kuvvetli ışıkla hayvanları görmenizi sağlıyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Çok kalabalıktık, sabah ki gibi gruplara bölüşülmedik.  Yeteri kadar fotoğraf çekemedik. Yine de güzel ve yapılması gerekli olan bir aktiviteydi.  

Gece safarisinden sonra, restoranda kalan grupla birleşip Moramango şehrine doğru yollara düştük. Moramanga’nun tarihteki önemi Madagaskar halkının Fransızlara karşı bağımsızlık isyanlarını, 29 Mart 1947’de başlattıkları yer oluşu. Moramanga, Madagaskar’da bulunan 18 etnik gruptan birisi olan  Bezanozano insanlarının da başkenti.

Konaklamamız ve akşam yemeğimiz Moramango’da, Bezanozano Otelde oldu. İyi sayılabilecek bir oteldi.

Evet Sanal Gezginler. Bir Madagaskar gününü daha bitirmiş oldum. Dolu dolu geçen bir gün yaşadık. Dünyada az sayıda insanın görebileceği ya da yapabileceği bir olaya dahil olduğumda kendimi şanslı hissederim. Bugünü anlatırken ve fotoğraflara bakarken kendimi nasıl şanslı ve ayrıcalıklı hissettiğimi tahmin edebilirsiniz…

Gezekalın, aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

05.10.2016 Saat 00:24

P9150275.JPG

 

 

 

 

 http://www.madamagazine.com/en/reservat-mitsinjo/

 

 

Sekizinci Kıta Madagaskar: Andasibe Ulusal Parkı-1

Gezi Tarihi: 15.09.2016

IMG_9066.JPG

Geceyi kötü geçirmiş olarak uyandık. Giysilerimizle yattığımız için giyinme kısmı çok hızlı oldu ve konakladığımız yeri ve çevresini keşfe çıktık. Oda içi kötü olmasına rağmen, otelin çevresi çok güzeldi. Ormanın içinde sayılırdık. Bir kenardan dere akıyordu. Madagaskar’ın bu bölgesi tesisler açısından oldukça fakir. Bu kaldığımız oteller bizlere iyi diye sunulan oteller. Aslında yapılacak şey temel hijyeni sağlamak. Temiz bir tuvalet, yatak, çarşaf, yastık kılıfı ve havlu.  Benim gibi gezginlerin, bu gibi ülkelerde beklentisi çok da fazla olamaz. Yeter ki görmeye gittiğimiz güzellikleri görebilelim. Bu otelde aslında hemen ormanın dibinde, vahşi yaşam ile iç içeyiz. Biraz dikkat edebilseler ne kadar güzel olacak herkes için aslında.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltı sonrasında Andasibe Rezerv Alanına doğru hareket ettik. Bu rezerve alanı, Kuzey Yağmur Ormanları denilen ve Madagaskar’ın UNESCO Dünya Doğa Mirası Listesi içindeki yerlerinden birisi olan ormanların bir bölümü sayılıyor.

Andasibe Köyünün yaklaşık 2 km kadar güneyinde Madagaskar’ın en eski rezerv alanı olan Andasibe (Perinet) Rezerv Alanı ve 15 km kadar kuzeyinde ise daha büyük olan Mantadia Ulusal Parkı yer alıyor. Bu iki park da yağmur ormanlarının bir parçası ve gerek fauna ve gerekse de flora zenginliği açısından önemli yerler. 100 den fazla orkide (Ekim-Ocak arası açıyor), renkli bukelamun, sürüngen ve kurbağalar, kimi kaynağa göre 11, kimine göre de 14 türden lemur ve 100 den fazla kuş çeşidi ile biliniyor.

1900’lü yılların başında Madagaskar’ı sömürgeleştiren Fransa, doğu limanlarına ülkenin diğer yerlerinden ürünleri getirmek için bir demiryolu inşasına girişti. Henri Perinet adlı bir Fransız mühendis, bu tren yolu hattının Analamazaotra Köyü yakınında bir ana istasyon inşa edilmesinin başındaydı. İşte bugün gezeceğimiz rezerv alanının adı bu Fransızdan geliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Her iki parkın da önemi, Indri Lemurlarının sık populasyonlarına sahip olması. Lemurların çıkarttıkları özel sesler özellikle sabahın erken saatlerinde duyuluyormuş. İki parkta da fiziki koşullarınıza uygun yürüyüş parkurları var. Mantadia Parkı biraz daha az trustik ve yolları daha zorlu. Perinet Rezerv Alanı ise daha organize ve biz de bu alanı gezdik.

Bugünün anlatımına geçmeden Lemurlar hakkında biraz bilgi vermek lazım. Bu gezimizde bol bol görebilmeyi umduğumuz Lemurlar ve Sifaklar maymun ailesinden sayılıyorlar. İri ve parlak gözleri, tuhaf çığlıkları nedeniyle “Gecenin ruhu ya da hayalet” anlamına gelen Latince lemures sözcüğünden lemur, aslında bir alt sınıfın (Makigiller) hayvanlarına verilen genel bir isim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Familyanın yaşayan türleri 24 – 57 cm uzunluğa (kuyruk 32 – 65 cm) ve 0,7 – 4 Kg ağırlığa ulaşıyorlar. Soyu tükenen türler de var. Postları yumuşak, yünlü, çoğu gri, kahverengi ve siyahımsı varyasyonlarda, vücut zayıf ve bacaklar ince. Arka bacakları ön bacaklarından uzun olduğundan müthiş bir sıçrama yeteneğine sahipler.  Otoburdurlar ve Makiler yaklaşık 18 sene yaşayabiliyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha önce uzun uzun anlattığım gibi ilgili konu bağlantısı (https://gezekalin.com/2016/08/31/gezi-oncesi-dipnotlar-madagaskar/) , Madagaskar 160 milyon yıl önce Afrika Kıtasına yapışıktı. Afrika kıtasında tespit edilen en eski lemur fosili 60 milyon yıl öncesine aitmiş. Bu zamanlarda ise Madagaskar, ana kara olan Afrika’dan ayrılmış. Maymun ırkına ait fosillerin tespit edildiği en erken tarih ise 17-23 milyon yıl öncesine ait. Bu demektir ki Afrika’da ortaya çıkan maymun, Madagaskar’a ulaşamadan Madagaskar Afrika’dan kopmuş. Tüm dünyaya hakim olmuş olan maymun, şempanze, goril ve Homo Sapien gibi memeli türlerinden yoksunluk Madagaskar’da daha alt ve yaşlı gruptan memeliler olan lemurlar ile tamamlanmaya çalışılmış. Lemurlar bugün hala dünya üzerinde varsalar, bunu Madagaskar gibi izole olmuş bir adada yaşamalarına borçlular.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

İnsanlar, 2000 yıl önce Madagaskar’a ulaşınca adanın lemurları üzerinde hemen olumsuz etki gösterdiler. Adanın lemur çeşidi ve sayısı insanların bu olumsuz etkileri (avlanma ve ormanların sıklığında azalmaya neden  olmaları nedenleri) ile azaldı. Bugün lemurlar soyları tehlikede olan hayvanlar olarak kabul ediliyor.

Tüm Madagaskar’da 60’a yakın lemur çeşidi var; Bunların büyüklüğü 25 gr lık pigme fare lemurundan, boyları 1 metreye ulaşabilen İndri’ye kadar değişiyor. Adada hala keşfedilmemiş lemur türleri olduğuna inanılıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İşte biz sabahın erken saatlerinden başlayarak 4 saatlik bir zaman dilimi içinde Perinet Rezerv Alanını gezip, özellikle İndrilerin peşinde olacağız. Onun dışında göreceğimiz tüm hayvanlar işin bonus kısmı olacak.

Park alanına gelince, 13 kişilik kalabalığın, Indrileri sesleri ile rahatsız edebileceğini düşünerek grubu ikiye böldüler. Her grubun başında parktan verilen birer rehber var. Park içinde çeşitli uzunluklarda yollar var ve bunlar iyi işaretlenmiş.

Bir süre sonra İndrilerin çağrışlarını duyduk ve sese doğru yöneldik. Aşağıdaki linkte gezi arkadaşlarımdan Indri sesi kaydı yapanların kayıtlarını veriyorum..

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar’lılar İndrileri “Babakoto” olarak adlandırıyorlar. Bu hayvanların özellikle sabahın erken saatlerinde iletişim için çıkarttıkları sesler çok etkileyici. Bazen uçan bir yırtıcının varlığını grup üyelerine haber vermek, bazen diğer gruplar için yer hakimiyetini duyurmak, bazen de çiftleşme istekleri ile ses çıkartıyorlar. Önce erkek başlıyor bağırmaya, sonra gerisi dişiler getiriyorlar. Biz orada iken bu haberleşmeye şahit olduk. Çok etkileyici bir iletişim şekilleri var.

IMG_9485.JPG

Bu ormanlarda İndriler dışında 13 lemur türü daha var. Gördüğümüz ilk İndri ailesinden sonra “diğerlerini görebilecek miyiz?” diye orman içinde yolumuza devam ettik. Bir süre sonra bir başka lemur türünü daha gösterdiler. Bu Yaygın Kahverengi Lemur (Common Brown Lemur) türüymüş. Bu lemur bize büyük sürpriz yaptı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ağaçtan aşağıya indi ve dokunma mesafesine kadar yaklaştı. Sırtındaki kesesi içinde yavrusu bile vardı. Çok güzel bir olay yaşamış olduk. Meğerse lemurlar muz kabuğuna dayanamazlarmış. Bu lemur, aramızdan birinin çantasında, sabah kahvaltıdan aldığı muz kokusuna gelmiş. Arkadaş lemur, tırım tırım kokusunu aldığı muzu arıyormuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Lemurlardan gündüz aktif olanlar var, gece aktif olanlar var. İndriler gündüz aktif olanlar. Parkta ilerlemeye devam ettikçe bir sürprizle karşılaştık. Gece aktif olan lemurlardan Wooly lemur denen bir türü gördük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha doğrusu parkın verdiği rehber gösterdi. Aslında o olmazsa bizim bir yün yumağı şeklinde olan hayvanları ayırt etme şansımız pek yoktu. Baktığımız ağaçta 3 bireylik lemur ailesi bir aradaymışlar.  Sadece bir tanesinin yüzü gözüküyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Lemurları gördükçe, yenilerini görme arzumuz arttı. Rehberle daha hızlı şekilde, bazen yol dışına da taşarak ormanı ve ağaç tepelerini taramaya başladık. Bu arada yerde dolanan bir lemur ailesi daha gördük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu aramalar sonuç verdi ve bir ağacın dalları arasında taze yaprak yemekle meşgul bir başka İndri ailesi daha gördük. İndriler sosyal hayvanlar, 4-7 bireylik aile olarak yaşıyorlar. İndriler ancak doğal ortamlarında yaşayabiliyorlar, çıftlıklerde kendılerı ıçın yapılan özel evlerde yaşayamıyorlar. En fazla bir hafta sonra ölüyorlarmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Parkta görmeyi beklediğimiz gündüz lemurlarından 6 tür varmış. Biz bunlardan 2 tanesini gördük. Bir de gece lemur türüne tesadüf ettik. Diademed (Altın) Sifaka denen tür sık görebileceğimiz bir tür ama henüz göremedik. Dönüşe geçtiğimizde bizim rehbere haber geldi. Parkın girişinden yana doğru Altın Sifaka ailesi görülmüş. Bunu duyunca rota değişikliği yapıp bu aileyi görmeye gittik. Benim gördüğüm türler içinden en güzeli bu Diademed (Altın) Sifaka oldu.  

IMG_9908.JPG

Bu ailenin bireylerinden bir tanesi anneydi ve karnındaki kesede yavrusu minik gözlerle etrafa merakla bakıyordu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

2007 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine aday gösterilen Atsinana Yağmur Ormanlarının bir bölümü olarak kabul  edilen Analamazoatra (Perinet) Rezerv Alanını 4 saati biraz aşan süre ile gezdik. Bu parkta akşama kadar rahatlıkla vakit geçirebilirdim. Ancak bugün çok yoğun bir programımız var. Diğer grupta bizi bekliyor ve yemeğe gidilecek.  

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Evet sevgili Gezekalın takipçileri..

Bu konunun birinci kısmını burada keselim isterseniz. Çünkü bugünün öğle sonrası ve akşamı da aktivite ve bol fotoğraf dolu. Sizleri sıkmayalım ve günü burada bölelim.

Gezekalın ve aydınlık kalın…..

Dr Ümit Kuru

04.10.2016 Saat 11:36

img_9930

KAYNAKLAR 

http://www.madagascartravelservice.com/andasibe/andasibe_park_madagascar.html
http://housewivesoftamatave.blogspot.com.tr/2011/03/vakona-park-madagascar.html
https://en.wikipedia.org/wiki/Peyrieras_Reptile_Reserve
http://www.travelmadagascar.org/PARKS/Andasibe-Mantadia-National-Park.html
http://www.revolvy.com/main/index.php?s=Peyrieras+Reptile+Reserve
http://dave-clark.smugmug.com/keyword/mandraka/i-wStxhkz
http://www.thesussexwildlifer.co.uk/mad_peyr.htm

Sekizinci Kıta Madagaskar: Moramanga-Andasibe Ulusal Parkına Doğru

Gezi Tarihi 14.09.2016

IMG_8504.JPG

Artık Batı Madagaskar gezimizi bitirdik, Doğu Madagaskar gezimize ise bugün başlayacağız. Öğle saatlerine kadar Morondava’da serbest zamanımız var. Sonra uçakla başkent Tana’ya uçup, Oradan araçlarla Moramanga’ya gideceğiz. Kalan günlerimizde, Doğu Madagaskar’da Andasibe Ulusal Parkı ve civarını gezeceğiz. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yine programda olmayan, ama sevgili Aykut’un yapılması mümkün olan tüm ricalarımızı gerçekleştirme arzusu sonucunda yapılacak olan, bir aktivite için grup ikiye bölündü. Aralarında benim de bulunduğum bir grup yakında bulunan balıkçı köyü Betina‘ya bir ziyaret gerçekleştirecek. Diğer grup ise tesisin havuz ve denizinden faydalanacak.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sabah erkenden uyanınca önce kaldığımız tesisi keşfe çıktık. Bir kere odaları çok güzel. Civar ise tam kartpostallık. Beyaz kumlar, hindistan cevizi ağaçları içinde birbirinden ayrık evler düşünün. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltı sonrasında Betania Köyüne gitmek üzere yola çıktık. Bu köy için sahile çıkıp, buradan kanoya binmemiz ve kısa da olsa bir deniz geçmemiz gerekiyor. Burada gelgit olayları çok etkili. Şimdi suyun çekilme zamanı. Aslında köyün yerlilerinin çoğu bellerine kadar suya girip yürüyerek de karşı kıyıya geçebiliyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kısa bir kano yolculuğu ile köye ulaştık. Buranın kanoları, Manambolo Nehri’nin pirogue’lerinden farklı. Bunlar balık tutmada kullanıldığı için ana kanoya bitişik bir denge sağlayıcı uzantıya daha sahipler. Bazılarında yelken var. Bu köyün insanları balıkçılıkla geçiniyorlar. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Betania Köyü Morondava’nın güneyinde 1000 civarında Vezo balıkçısının yaşadığı bir köy.  Vezo kelimesi bir etnik grubu göstermiyor. Daha çok balık avlamak için yarı göçebe bir hayatı seçmiş insanları anlatıyor. Vezo “balık” veya “denizle mücadele eden” anlamında bir kelime. Bu insanlar Batı Madagaskar sahili boyunca yarı göçebe halde balık tutarak yaşıyorlar.

IMG_8585.JPG

Köye girmeden daha sahilde bizi köyün neredeyse tüm çocukları karşıladı. Tüm şirinlikleri eşliğinde verebileceğimiz ya da alabilecekleri ne varsa onun peşindeler. Bilezik, takı, şeker ya da çikolata herşeyi birbir sorguluyorlar. Bir ara işi abarttılar, çantalarımıza takılan THY amblemi olan güvenlik kartını bile istediler. Verdik tabii ki. Ama bir baktım ki amblemin askısı boynuna geçebilen bir küçüğün boynuna kolye niyetine takmışlar. Bir gülmedir aldı bizi. Biz bir taraftan, onlar bir taraftan karşılıklı gülüşüp duruyoruz. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu köyü yaklaşık 1 saat kadar gezdik. Çok güzel insanlar, sevgi dolu karşılandık. Daha sonra sahile geri dönüp, bu sefer yürüyerek konakladığımız tesise döndük. Grubun diğer üyeleri ise denize koşturmuşlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sahilde balıktan yeni dönmüş ve ağlara takılmış balıkları ayıran balıkçı tekneleri var. Bir süre deniz keyfi yapıldıktan sonra tesise döndük ve öğle yemeğimizi yedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu sırada uçuşumuzun ertelendiği haberi geldi. Tesiste keyfimiz yerinde olunca ve bugünü uzunca bir yolda geçireceğimizden pek de keyfimiz kaçmadı. Hatta bunu fırsat bilip Morondava içini biraz yürüyerek gezme şansımız bile oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yaklaşık 2 saatlik bir rötar sonrasında Başkent Antananarova’ya uçtuk. Bizi getiren uçakla geri dönmüş olduk. Uçuş çok keyifliydi ve 50 dakikada başkentteydik. Havaalanı çıkışında bizi minibüslerimiz bekliyordu. Bunun anlamı yollar batı tarafı kadar bozuk değil olsa gerek. Başkentten, Moramanga arası 117 km ve yaklaşık olarak  saatlik bir yolumuz var.

Konaklama yapacağımız İndri Lodge adlı otele vardığımızda saat 21:00 bulmuştu. Aslında vakitlice varsak, gece safarisi yapılacaktı. Ancak uçak rötar yapınca, aktivite yarın akşama kaldı. Akşam yemeği sonrası odalara çekildi. Gezinin en berbat oteli burasıydı. Odalar kötüydü.

Yarın büyük bir gün olacak . Andasibe ormanlarında lemur peşinde olacağız.

Kaynaklar:

https://en.wikipedia.org/wiki/Vezo_people
https://en.wikipedia.org/wiki/Andasibe-Mantadia_National_Park
http://iclaldunyayigeziyor.blogspot.com.tr/2014/07/13-madagaskar.html

Sekizinci Kıta Madagaskar: Morondava’ya Dönüş

Gezi Tarihi 13.09.2016 Salı

IMG_7838.JPG

Bugün artık Morondava’ya döneceğiz. Yolumuz geldiğimiz gibi uzun ve zahmetli olacak. Bugünün aktivitesi günbatımında Baobab Yolu’nda olabilmek ve orada güneşin bu kutsal ağaçlar üzerinden kaybolmasını izlemek olacak. Yolumuz üzerinde bir köy ziyareti yapmak da günün aktiviteleri arasında bulunuyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sabah erken saatlerde jeeplerimizle otelden ayrılıp Manambolo Nehri kıyısına geldik. Nehir geçişi yapacağımız sallara binmek için sıramızı beklemeye başladık. Toplam 2 tane sal var. Bu sallara araçları büyük bir ustalıkla sığdırıyorlar. Bizler de sallarla karşı kıyıya geçtik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

img_7544Nehir geçişimizden yaklaşık 1 saat kadar sonra bir köye geldik ve orada köyü gezdik. Burası bir Skalava Köyü. Skalavalar, Madagaskar’ın batısında yaşayan ve yaklaşık 1200000 nüfusa sahip bir etnik topluluk. Köyde sadece bir yaşlı ve çocuklar var. Diğerleri tarlalara çalışmaya gitmişler. Toplam 10 kadar ev var. Evler basit, sazdan kulübeler şeklindeler. İçeride eşya olarak sadece yatak ve kap kaçak var. Aslında bu kadar basit eşyalarla yaşamın sürebildiği gerçeği, bizim gibi tüketmeye alışmış modern yaşam insanlarını biraz sersemletiyor doğrusu. Köyü ve çocukları bekleyen yaşlı adam ne yaşını ve ne de kaç torunu olduğunu biliyor. Çocuklar ise oyun peşindeler. Ortak değerimiz ise küçükken oynadığımız seksek oyunu. Ortaya seksek oyunu sınırlarını belli eden bir şekil çizimiş. Ben seksek oynamaya başlayınca köyün çocukları da bana eşlik ettiler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Köy ziyareti sonrasında tekrar yollara düştük. Bundan sonraki hedefimiz Tsiribihina Nehri kıyısına kurulu Belo Sur Tsiribihina Köyü. Burada mola verip Mad Zebu adlı restoranda yemek yiyeceğiz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Belo Sur Tsiribihina Köyü çok hareketli bir yer.  Restoran, bulunduğu ortamla yakışmayacak kalitede ve lezzetli yemekler sunuyor. Yemek öncesi ve sonrası bol bol fotoğraf çektim. En çok ilgimi çeken ise bir kapalı mekanda  oynatılan DVD filmleri ile sinema salonu havasındaki yer oldu. Peşi sıra 3 film birden oynatıyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemek sonrasında Tsiribihina Nehrini salla geçtik. Bu sefer araçlarla birlikte geçtik ve güneşin altında bir 45 dakika geçirdik. Yine büyük bir ustalıkla araçlarıımızı daracık sallara yerleştirip, aynı ustalıkla sallardan indirdiler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu nehiri geçtikten sonra yolda mezarları gördük. Madagaskar mezarları yöresel olaarak fark ediyor. Ülkenin batısında mezarlar taş duvarlarla çevrili. Mezar duvarlarında resimler çizili. Muhtemelen bu resimler ölünün yaşamının nasıl olduğu konusunda fikir veriyor. Mezar duvarındaki çizimlerden, yaşarken kimisinin eğlenceye düşkün, kimisinin avcı, kimisinin ise asker olduğunu tahmin edebiliyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tozlu yolların devamında bir sonraki durağımız kutsaı kabul edilen Baobab ağacının bulunduğu yer oldu. Burada ağacın çevresini çitlerle kapatmışlar. Bu ağaç buradaki en yaşlı ağaç olma özelliğini taşıyor. 800 yıldan fazla yaşı varmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Baobab Yolunda güneşi batıracağımız alana gelmeden önceki son durağımız ise Aşık Baobab ağacı. Bu ağaç birbirlerine sarılmış iki gövdesi nedeni ile sevgiliye benzetildiği için bu adı almış. Gerçekten sevginin en güzel ifadesi olarak gösterilebilecek bir anıt. Adına yakışıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonunda güneşin aşağılara indiği, ışığın güzelleştiği bir zamanda, olmamız gereken yerde yani Baobab Yolu’nda olduk. Jeeplerimizle hemen bir geniş düzlükte kenara park ettik. Bu arada hemen piknik masaları kuruldu. İçeceklerimiz eşliğinde, görselliği yüksek ve Madagaskar’ın simgesi olan bu alanda, güneşin Baobab ağaçları üstünden batışına şahitlik edeceğiz.  

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu geniş alanın bir köşesinde çocuklar ve  gençlerden kurulu iki takım futbol maçı yapıyorlar. Bizler varmışız, yokmuşuz umurlarında bile değil. Ya da gözlerimizin, Baobab ağaçları kadar kendilerinin de üstünde olduklarının farkındalar da bize çaktırmamaya çalışıyorlar. Ne zaman fotoğraflarını çekmeye çalışsam, futbol topu ile her türlü hünerlerini sergilemeye özen gösteriyorlar. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Alanın diğer misafirleri ise keçiler. Yavrularını emziren, etrafta koşturan ve nedendir bilinmez bazen birbirleri ile,  boynuzları aracılığıyla kavga eden keçiler ortama çok özgün bir hava katıyorlar. Güneşin batışı bir yandan, ay tam dolunay halinde gökyüzünde. Ortamı çok sevdim. Herhalde onlarca fotoğraf karesi almışımdır. Madagaskara gelmişseniz, Baobab Yolunda gün batımı yaşamadan dönmemelisiniz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Güneşi batırdıktan sonra yaklaşık 45 dakikalık bir sürüş sonrasında Morondava’da kalacağımız Palissandre Cote West adlı konaklama yerine geldik. Burası bizim bu gezide konakladığımız en güzel yer oldu. Bu güzelliğin farkına esas olarak ertesi gün varacağız. 

IMG_8314.JPG

Evet sevgili Gezgin arkdaşlarım, bir Madagaskar gününü daha sizlerle paylaştım. Umarım sevmişsindir, Madagaskar gezisi planlayanlara da yol gösterici olmuştur.

Gezekalın, Aydınlık kalın…

Dr Ümit Kuru

30.09.2016 Saat 11:14