Mauritius

Gezi Tarihi 18-20 Eylül 2016

P9190786.JPG

Yoğun ve yorucu Madagaskar gezimiz sonrasında, esas olarak dinleme amaçlı, Mauritius  gezimiz oldu. Aslında buna gezi demesek daha doğru olur. Tesiste yedik, içtik ve ekstra olarak  bendeniz bol bol su altı hayatını fotoğrafladı. Bu tür bir gezi pek benim stilim değil ama Madagaskar gezisi yorgunluğunun üstüne de ilaç gibi geldi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Mauritius, Afrika kıtasına bağlı bir ada ülke konumunda. Başkenti Port Louis ve toplam yüzölçümü 2040 km². Nüfusu 1300000 civarında ve halkının %70’ini Hintliler oluşturuyor.

Buraya THY’nın doğrudan uçuşu var. Ancak Madagaskar’dan Mauritius’a THY uçmuyor. Yani gidişte Mauritius’a indikten sonra Madagaskar’a giden THY uçağı, Madagaskar’dan Mauritius’a boş uçuyor ve buradan yolcu alıp Türkiye’ye dönüyor.

Madagaskar Havayollarının gece uçağı ile Madagaskar’dan Mauritius’a uçtuk ve gece 02’ye yaklaşırken de adanın kuzeyinde Grand Baie körfezinde Le Mauricia Hotel’e yerleştik.

IMG_1837.JPG

Aslında bu yazıda uzun uzun gezmediğim yerleri anlatma niyetim yok. Adanın her bir köşesinin  cennet olduğuna eminim. Burada mevsiminde yapılacak bir çok aktivite olduğunu adada iken öğrendim. Ancak bizim gibi sezonun daha yeni yeni açıldığı bir mevsimde giderseniz bu aktiviteleri sunanların sayısı çok az oluyor. Çoğunlukla da deniz ve hava şartları size gezi imkanı vermeyebiliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ben yine de gezekalin.com sayfalarında bir tat olsun ve deniz altındaki canlılığı, güzelliği sizlerle paylaşayım amacı ile bu yazıyı hazırladım.

Kaldığımız otel her şey dahil sistemi ile çalışıyor. Yani kolunuza bandı takıyorlar. Ye, iç, yararlan sistemi işliyor burada. Otel ortamı ve çevre çok güzel. Bunu sabah kalkıp, keşif gezisi yapınca anladık. İsterseniz otel önünden denize girebiliyorsunuz. Ancak bu tür adalarda genelde olduğu gibi deniz sığ. Git git, su belinize geliyor. Yemekler çok güzel ve çeşit bol.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Benim size esas bahsedeceğim konu, otelin sunduğu şnorkelle dalış aktivitesi. Günde 3 kez olmak üzere, toplam 1 saatlik bir aktivite olarak, şnorkelle dalışa gidebiliyorsunuz. Gidiş geliş toplam yarım saat ve kalan yarım saatlik kısımda ise size verilen paletler ve deniz gözlüklerini kullanarak dalış yapabiliyorsunuz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ben olayın güzelliğini keşfedince kaldığımız 3 gün boyunca 2 kez dalışa gittim. Suyun altı çok hareketli ve varlığına inanamayacağınız balık çeşitleri ile dolu. Zamanla bu aktiviteyi sağlayan tekne turu takımının başındaki bay Lang ve dalış yerine götüren gençlerle samimi olduk. Merakımı ve dar zamanımı anladıkları için, bizi her defasında farklı bir yere götürdüler.  Tabii ki benim memnuniyetim daha da arttı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu kadar yakın bir resifte bu kadar çok hareketlilik ve çeşit varsa daha uzakta olan ve niyetlensem de kısa süre de gidemediğim Coin de Mire, İle d’Ambre ya da İlot Gabriel gibi daha uzak yerlerin deniz altının güzelliğini düşünemiyorum bile.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Evet Sevgili Sanal Gezgin dostlarım, Mauritius’un tadı benim damağımda kaldı. Bir ara punduna getirip daha uzun ve programlı şekilde gezmek lazım bu cennet adayı. Ne kadar da birikti tekrar tekrar yapmak istediğim geziler!

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

17.10.2016 Saat 00:24

IMG_1742.JPG

 

Sekizinci Kıta Madagaskar: Başkent Antananarivo-Son Gün

Gezi Tarihi 17.09.2016

IMG_1335-001.JPG

Sabah otelde kahvaltı sonrasında, otel terasından aşağımızda uzanan Antananarivo manzarasına baktığımda ne de güzel ve hareketli gözüküyordu şehir! Umudum bu son günde, gelişlerde ve gidişlerde pek de içimin ısınmadığı bu şehirden güzel anılarla ayrılabilmek. Bu son günümüzü Başkent Antananarivo’ya, ya da daha çok anılan ismi ile Tana’ya ayırdık. Burada öğle sonrasına kadar hep beraber gezip, daha sonra bir kısmımız memlekete, bir kısmımız ise Mauritus’a gidecek.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

img_1297

Şehir 1610-1625 yılları arasında Merine Kralı Andrianjaka tarafından kurulmuş.  Şehrin, daha doğrusu Madagaskar’ın, zirvesine bir kraliyet konutu inşa eden Kral Andrianjaka, daha sonra burayı Merine Krallığı’nın kraliyet sarayı haline getirmiş. Sözlü anlatılara göre, 1675-1710 yılları arasında krallığı yöneten Kral Andriamasinavalona, krallığı korumak için 1000 muhafız görevlendirmiş ve krallığın ismini de Antananarivo (Bin Asker Krallığı) olarak değiştirmiştir. 

Madagaskar’ın başkenti Antananarivo’yu eski bataklık bölgesi olan şehir merkezi, saraylar (Rova-Eski Kraliçe Sarayı, eski Rainilaiarivony  (Andafiavaratra) Eski Başbakanlık Sarayı, Eski Adalet Sarayı), Katedral eski soylu ailelerin evlerinin bulunduğu şehir dışı bölgesi (“La Haute ville”) ve bunlar arasında bulunan ara bölge olmak üzere 3 bölüme ayırabiliriz.

Biz gezimize  şehir dışı (Upper Town) bölgeden başladık. İlk durağımız ise Rova (Kraliçe’nin Sarayı veya Manjakamiadana) oldu. Büyük kraliyet kompleksinin bir parçası olan Kraliçe Sarayı, 17. yüzyılda Kraliçe Ranavalona için yapılmış. Burası 1995 yılında bir yangında yanmış ve sadece duvarları ayakta kalmış. Saray şehrin 200 mt yükseğinde, Analamanga (“mavi Orman” anlamında) Tepesinde kurulmuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Başlangıçta ahşap olan yapı 1869’da Kraliçe 2. Ranavalona’nın isteği ile betonarmeye çevrilmiş. Heybetli bir kapıdan içeriye girince tam karşınıza bu sarayın dış duvarları çıkıyor. Yanmış olan sarayda bazı tadilat işleri olsa da, bunlar uzadıkça uzamış ve hala da bitirilememiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Girişten sonra sol tarafa doğru giderseniz kral ve kraliçelere ait mezar odaları görüyorsunuz. Monarşinin sonuna kadar hükümdarların mezarları hep Rova’da olmuş. Bu sarayın terasından şehir manzarası müthiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Rova  kompleksi içinde sadece Kraliçenin Sarayı yok. Bundan başka daha eski ve basit olandan, bitirilememiş olanlarına kadar birkaç tane daha saray var. Bunlardan bir tanesi yeniden düzenlenmiş. Biz de onun içini gezdik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saray kompleksi içinde geziye, kraliyet Kilisesini gezerek devam ettik. Kilise içinde tahta işleri son derece güzel bir işçilikle yapılmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saray Kompleksi içinden son fotoğraflarımızı alıp şehir gezimize devam ettik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Rova’nın Kuzey ve güneyi derin yarlarla çevrili. Doğu batı doğrultusu ise tarihi yerlerle dolu. Rova’dan  aşağıda gözüken manzara, soyluların geleneksel mimaride, koloniyal tarzda iyi korunmuş eski evleriyle, katedraller, dar, kıvrımlı kaldırım taşı döşeli sokaklar ve geleneksel Malagaz evleri ile dolu.

IMG_1342.JPG

Ben otobüsle şehir gezimize devam etmeden önce, bir koşu, adalet sarayı ve eski başkanlık sarayını da gündüz gözü ile fotoğraflamak için ayrıldım. Ambatondrafandrana (Eski Adalet Sarayı) 16 neoklasik sütunun bulunduğu bir saray. “Rafandran’nın taşları” anlamına gelen  Ambatondrafandrana, Antananarivo’nun ilk üç kralının şerefine verilen bir isim. Bina 1881’de yapılmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ravelojaona Sokağı’nda, Andafiavaratra veya Başbakanın Sarayı bulunuyor. Sırası ile gelen üç kraliçe ile evlenen Rainilaiarivony’nin Sarayı 1872’de inşa edilmiş. Bu saray çeşitli dönemlerde askeri karargah, mahkeme, Güzel Sanatlar Akademisi, Başkanlık Sarayı ve en son da Başbakan’ın Sarayı olarak hizmet etmiş. Bu saray içinde Kraliçenin Sarayı’ndan yangında kurtarılan eşyalar varmış. Dış görüntüsünde saraydan pek eser yok.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Rova ve çevresinin gezisi sonrasında araçlara binip şehir turu atmaya başladık. Ama bir baktım hep araç içindeyiz. Hiç dışarı çıkıp fotoğraf çekemiyoruz. Halbuki Madagaskar’a gitmeden önce Antananarivo’yu iyi çalışmış ve gezi noktaları belirlemiş, Anosy Gölü çevresinde yürüyüş planlamıştım. 

Anosy Gölü’nü de araçla geçince isyan bayrağını çektik. Aracın durması için uygun bir yer bulunca araç durdu ve göl kenarına yürüdük. Bir anda nereden çıktığını anlamadığımız, çok sayıda çocuk etrafımızı sardı. Üstelik, Madagaskar’ın Doğu ve Batı Kırsal’ında gördüklerimiz gibi “yok” deyince de gitmiyorlar. Etrafta sidiğin zamanla bıraktığı amonyak kokusu hissediliyordu. Göl kıyısı ve gölün içi çöp doluydu. Bir yandan da, şehrin tam da göbeğinde bulunan gölde çamaşır yıkayan kadınları ve yıkayıp da sahilde toprağa serdikleri çamaşırları gördük.  

IMG_1355.JPG

Bir anda Madagaskar’a gitmeden önce o fotoğraflarda gözüken, mor renkli çiçek açmış ağaçlarla çevrili göl hayalim uçtu gitti. Hemen araca döndük ve bir daha da aracı durdurmaya çalışmadık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Belli ki başkentin o yazılarda, fotoğraflarda var olan imajının silinmesini istemiyor ve mümkün oldukça halkla temas ettirmek istemiyorlardı. Kırsalın mazereti olabilirdi ama başkentin en bilinen ve tam ortasındaki sefaletin mazereti olamazdı. 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Biz gene işin teorik kısmını verelim. Anosy Gölü, Analamanga Tepesinin eteklerinde, eskiden var olan bataklıktan kalma bir göl. Bir zamanlar burada göl ortasında Kral Ranavalona I için bir yazlık saray varmış. Daha sonra , bu yazlık sarayın yerine 1. Dünya Savaşında ölen Malagaz askerler için “Siyah Melek”denen anıt dikilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Analakely (Küçük Orman), başkent Antananarivo tam göbeği oluyor. Tren İstasyonu (Gare de Soarano”, Fouchard tarafından 1908-1910 yılları arasında dizayn edilmiş) binasından, Özgürlük Meydanı boyunca eski markete kadar yayılıyor. Analakely-Zoma bir çok gezgine göre dünyanın en büyük açık hava marketi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buraları araçla geçtikten sonra alışveriş yapıp, grubun bütünün Madagaskar gezisinin sonlanacağı El Sanatları Pazarı‘na (Marché Artisanale de La Digue) gidildi. Bu pazarda sepetler, dericilik, tahta işi oymalar, tekstil ve baharat bulabiliyorsunuz.  Madagaskar hediyelik eşyalarından almanız için doğru adres. Antamamarivo içinde başka marketlerde var ama burada daha rahat edeceğiniz kesin. Ben burada çok severek bir tahta oyma heykel aldım.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğle yemeğini Le Combava adlı restoranda yedik. Güzel bir yerdi ve yemeklerde güzeldi.

İstanbula döneceklerle vedalaşıp, onları yolladıktan sonra Maritus’a gidecek arkadaşlarla birlikte Tsimbazaza Hayvanat ve Botanik Bahçesini gezmeye gittik.  Bu büyük ve tepelik park başkentin güney batısında olup bir hayvanat bahçesi, arboretum, paleontoloji müzesi ve etnoloji müzesi içeriyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu parka bence mutlaka gitmelisiniz. Burası aslında şehir ortasında bir cennet. Maalesef bakımsız ve ihmal edilmiş bu parka aslında sadece göremediğiniz bazı lemur türlerini görmeniz için bile gidilebilir. Tabii ki kafes arkasında lemur görmek üzücü.  

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bunun dışında parkın içinde bulunan ve Madagaskar’ın dört bir yanından, etnik ve kültürel farklılıklara göre mezar örnekleri de ilginç geldi bana. Bunun dışında kafes arkasında bazı hayvanlar sergileniyor ama dev kaplumbağalar en ilginç olanlarıydı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Parkın ortasında bir gölet var. Burada bulunan ağaçlara onlarca kuş yuva yapmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tsimbazaza Hayvanat ve Botanik Bahçesi gezisinden sonra Antananarivo’da Tren Garında bulunan Café de la Gare adlı kafede oturduk ve Mauritus için uçuş saatimizi bekledik. Sonunda da buradan alınıp uçak için havaalanına götürüldük. Bundan sonrası ise bir başka hikaye gerektirir.

Evet Sanal Gezgin arkadaşlarım..

Bir gezi yazısı daha bitti. Gezi yazıları bitince benim içimi bir hüzün kaplıyor. Bunun nedeni benim için yazı bitince gezinin de gerçekten bitmiş olması, o ülkenin dosyasının kapanması.  Sonrası sanal aleme emanet.

Bir gün rotanızı Madagaskar’a yani 8. Kıtaya yöneltin lütfen. Madagaskar, Madagaskarlıktan hızla çıkıyor, kaçırmayın derim..

Gezekalın, aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

08.10.2016 Saat :01:31

img_1573

 

KAYNAKLAR

http://www.ebrudurupinar.com/index.php?option=com_content&view=article&id=148:tanagun1&catid=39:madagaskar&Itemid=84
http://www.radikal.com.tr/radikalist/korsanlar-diyari-madagascara-gitmeniz-icin-10-sebep-1285584/   (Madagaskar genel)
http://www.gokyuzunet.com/atalarin-adasi-madagaskara-yolculuk/
http://www.gezivedoganotlari.com/tag/madagaskar/
http://www.yoldasin.com/afrika/dogu-afrika/madagaskar/
https://openknowledge.worldbank.org/bitstream/handle/10986/16709/820250WP0P12800Box0379855B00PUBLIC0.pdf?sequence=1&isAllowed=y
http://www.yoldasin.com/insaniyla-dogasiyla-bir-mozaik-madagaskarin-baskenti-antananarivo/
http://www.travelmadagascar.org/CITIES/Antananarivo-what-to-see.html
http://madagascar-tourisme.com/index.php

Sekizinci Kıta Madagaskar: Moramango’dan Antananarivo’ya Dönüş

Gezi Tarihi 16.09.2016

IMG_0892.JPG

Malagaz dilinde “Güzelleştirmesi/Süslemesi kolay” anlamına gelen Moramango şehrindeki Bezanozano Otel de kahvaltımızı yaptıktan sonra saat 08:00 gibi  yollara düştük. Bugünün ilk aktivitesi Moramango’daki Askeri Müze. Moramango’nun Fransız sömürgesine karşı direnişin ilk başladığı şehir olması açısından öneminden bahsetmiştim. Harekete geçmeden önce şehirden birkaç kare fotoğraf almayı ihmal etmedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kısa bir araçla gidiş sonrasında Moramango Askeri Müzesine vardık. Burada bizi eşofmanı ile astsubay olduğunu düşündüğüm iki görevli karşıladı. Bunlardan bir tanesi bize rehber olarak eşlik edecek. Bu müzede açık alanlarda isyan sırasında kullanılan trenin benzeri, askeri toplar ve geçmişten günümüze taşıtlar sergileniyor. Kapalı mekanlarda ise silah, giysiler ve fotoğraflarla Madagaskar’ın geçmiş tarihi sergileniyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burayı gezdikten sonra benim için gezinin önemli yerlerinden bir tanesi olan Madagascar Exotic ya da daha doğru adı ile Peyrieras Rezerv Alanı- Kelebek Çiftliği gezisi için yola düştük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dr André Peyriéras, 1954 yılında Madagaskar’a yerleşmiş ve 2005 yılında ölene kadar da burada yaşayıp, 3000 üzerinde tür keşfi yapmış önemli bir böcek ve sürüngen bilimcisi. Bir sürü sürüngen onun adı ile anılıyor. Bu gezi yerine de adını vermiş. Başkente 75 km uzaklıktaki Marozevo yerleşim yerinde bulunan park onun tarafından fonlanmış ve kurulmuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Parkın adı kelebek çiftliği ama koleksiyon bakımından en zengin yeri bukalemunların, gekoların ve diğer sürüngenlerin bulunduğu bölüm. Bu parkta 9-10 çeşit farklı bukalemun çeşidi var. Görünüşleri korkunç ama doğada var olan bu hayvanların varlığını bizzat görmek çok güzel bir duygu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu sürüngenlerin beslenmeleri, bakıcılar tarafından tam bir şova dönüştürülmüş durumda. Bu çöpün ucuna takılan çekirgeyi, bukalemun aniden fırlattığı dili ile yakalıyor ve doğrudan ağzına götürüyor. Aşağıdaki viedoyu gezi arkadaşlarımın çektiklerinden bir araya getirdim.

Bu bölüm sonrasında kurbağaların bulunduğu kafeste Domates Kurbağa, Siyah Kulaklı Mantella gibi hayvanları gösterdiler. Bunlar sadece Madagaskar’a özgü hayvanlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

En son olarak da kelebeklerin bulunduğu kafese girdik. Buranın yıldızı ölü bir Kuyruklu Yıldız Güvesi (Comet Moth). Ortalıkta dolaşanlar neredeyse aynı tür kelebeklerdi. Ama burada bile bolca geko vardı. Ben esas bu hayvanları çok ilginç buldum. Sanki bu dünyadan değil de, başka bir dünyanın hayvanlarıydılar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Esas sürprizi park çıkışında gördüğümüz sifaka yaptı. Elinde bir ekmek kemirirken gördüğüm Coquerel Sifakası, bu ana kadar gördüğüm en zavallı haldeki lemurdu. Keşke ağacında taze yaprak yerken görebileydim bu güzel sifakayı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Parktan sonra yola devam ettik. Antananarivo’ya 60 km kala Mandraka Park adlı bir yerde yemek molası verdik. Burası 2000 yılında kurulmuş özel bir tesis. Hem yemek yiyebiliyorsunuz ve hem de çevrede yürüyüş parkurları var, yürüyüş yapabiliyorsunuz. Biz Naime ile 1 saati bulan bir yürüyüş yaptık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Arkasından da güzel bir yemek yedik. Madagaskar’da bol bol et yedik. En çok zebu denen hayvanın eti geldi soframıza. Ama Madagaskar’da, hemen her yerde yediğimiz tavuk etinin lezzeti, ülkemizde ne zamandır unuttuğumuz bir lezzetti. Burada da çok güzel bir tavuk ve pizza yedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemek ardından Antananarivo’ya doğru hareket ettik. Madagaskar’da tüm yörelerde ölülere ayrı bir saygı gösteriliyor. Kimi yörelerde taştan mezar, kimi yörelerde ev şeklinde mezar, kimi yörelerde de tahta heykellerle çevrilmiş mezarlar yapılıyor. Madagaskar’ın bu taraflarında mezarlar taştan evler şeklinde. Ölüler buraya gömülüyorlar. Yeni ölmüş birinin evinde ilginç bir gelenek varmış. Ölü evinde tüm çamaşırlar derede, tüm akrabalarca yıkanıyormuş. Biz yol kenarında  anlatılan şekilde bir kaç toplu çamaşır yıkama olayı gördük. Ama bunların hepsi de ölü evinin çamaşırları mıydı? Bilemiyorum tabii ki.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Artık yolculuğumuzun sonuna geliyoruz. Başkent yakınında yol kenarında çamaşır yıkama eylemi gördükçe durup fotoğraf çektik. Hızımızı alamadık bir toptancıdan alışveriş bile yapmaya kalktık. Kızlar az daha kilo kilo pirinç alıyorlardı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonunda başkente varıp, konaklayacağımız otel olan Palissandre Hotel’e ulaştık. Otel Antananarivo’nun en güzel oteli herhalde. Morondava’da da bu oteller zincirlerinden birinde kalmıştık.

Akşam güzel bir müzik eşliğinde yemeğimizi yedik. Ortam çok güzel, yemekler çok lezizdi. Madagaskar’daki son gecemiz için iyi bir final sayılırdı. Açtırdık güzel bir Güney Afrika şarabı, gecenin ve gezi sonunun keyfini çıkarttık.

Yarın Antananarivo’yu gezeceğiz ve arkasından Madagaskar turumuz sona erecek. Bir grubumuz ülkeye, karmaşaya dönerken, benim de içinde olduğum bir grup Mauritus’da tatilinin kalanını geçirecek. Sonradan biz de karmaşaya döneceğiz..

Sahi! Dönüyoruz, dolaşıyoruz. Sonunda illa ki karmaşaya dönüyoruz!!!  Nasıl bir iştir bu?

Gezekalın, Aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

05.10.2016 Saat 23:48

IMG_1201.JPG

 

KAYNAKLAR

http://www.madagascartravelservice.com/andasibe/andasibe_park_madagascar.html

http://housewivesoftamatave.blogspot.com.tr/2011/03/vakona-park-madagascar.html

https://en.wikipedia.org/wiki/Peyrieras_Reptile_Reserve

http://www.travelmadagascar.org/PARKS/Andasibe-Mantadia-National-Park.html

http://www.revolvy.com/main/index.php?s=Peyrieras+Reptile+Reserve

http://dave-clark.smugmug.com/keyword/mandraka/i-wStxhkz

http://www.thesussexwildlifer.co.uk/mad_peyr.htm

Sekizinci Kıta Madagaskar: Andasibe Ulusal Parkı/Vakona Rezerv Alanı/Gece Safarisi-2

Gezi Tarihi: 15.09.2016

P9150312.JPG

Sabahtan öğlene kadar yaptığımız Perinet Rezerv Alanı gezisi sonrasında, öğle yemeği için Feon’ny Ala adlı restorana gittik. Burası Perinet Rezerv alanının son kısmında. Çinli bir girişimci işletiyormuş. Burada da konaklama şansı varmış. Bizim dün gece kaldığımız yerden daha derli toplu ama evlerin içi nasıldır bilemem! 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğle sonrasında Vakona Özel Rezerv alanına gittik. Madagaskar’da ormanlık alanların bazıları özel işletme ve şahısların elinde. Vakona Rezerv Alanı da bu tipteki yerlerden. İnsana kafes arkasından hayvanları seyretmek itici gelebiliyor. Doğrusu bu ya, eğer iyi şartlar altında yapılacak olursa bu tipte özel bahçelerin varlığını kabul edilebiliyorum. Hem kabul etmeyip de ne yapabiliriz ki? Adam bir torba kömür için orman yakabiliyor ve yakacak! Hiç olmazsa bu alanlarda korunsunlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ana kapıdan giriş sonrasında güzel bir yürüyüş parkurunu takip ediyorsunuz. Girişten sonra karşınıza timsahların bulunduğu bir gölet çıkıyor. Burada 40’ın üzerinde Nil Timsah’ı var. Nil timsahları vahşi doğada, ülkenin kuzeyinde bulunuyorlarmış. Burada sahilde tembel tembel yatıyorlar. Bu hayvanlardan oldum olası ürkmüşümdür.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonra bir asma köprüyü geçerek kuşların,  Madagaskar’ın tek yırıtcı hayvanı olan fossa’nın ve sürüngenlerin sergilendiği kafeslere ulaştık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

En çok üzücü olan ise Fossa adlı hayvanın bulunduğu kafesti. Fossalar, doğada lemurları yiyerek besleniyorlar. Madagaskar’ın en büyük yırtıcısı. Bir kedi ve fare görünümüne sahip. Hem ağaca tırmanabiliyor ve hem de yüzebiliyor. Bu nedenle lemurların ciddi bir avcısı. Ama burada, bu kafesin ardında olması gerçekten çok üzücü. Bu bahçeye yakışmayan tek kısım bu kafesin varlığı, olması gerekiyorsa da darlığı ve fossa’nın mutsuzluğuydu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

P9150337.JPGYürüyüşümüze devam ederek lemurların serbestçe dolaştığı parkın bir başka bölümüne, Lemur Adası’na gidilen kısma geldik. Burada sahilden sizi kano ile adaya geçiriyorlar. Bu adada lemurlarla iyice haşır neşir oluyorsunuz. Muz ve şeker kamışı peşinde olan lemurlar hemen çevrenizi sarıyorlar. Burada Yaygın Kahverengi Lemur, Siyah-Beyaz Yakalı Lemur, Diademed  (Altın) Sifaka görüyorsunuz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burada lemurlarla oynaşmak harikaydı. Hepimiz bu hayvanları çok sevdik. Dünyada sadece ve sadece burada yaşayan hayvanların omuz başlarınızda gezinmesi, elinizden beslenmesi nasıl güzel ve bir o kadar da garip bir duyguydu tahmin edebiliyor musunuz?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Son lemur fotolarım da bunlar. Biliyorum fotoğraf kısmını abarttım ama ben seçme yapamadım ve olabildikçe çok fotoğrafı sizlerle paylaşmak istedim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra kanolarla adadan çıkıp, araçlarla Feon’ny Ala Restorana geri dönüş için yola çıktık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buraya gelirken yolda Andasibe Köyünü görmüş ve çok beğenmiştim. Dönüşte yerel rehberden köye girişte durmasını ve bizi çıkışta almasını istedik. Böylece istasyonu ile meşhur bu köyü gezmiş ve insanları ile de tanışmış olabilecektik. Bunu yaptık. Bu köy çok sevimli bir köy. İnsanları çok sevecenler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Köy çıkışında bizi alan aracımızla Feon’ny Ala Restorana döndük. Buraya dönmemizin nedeni gece safarisine katılmayacak arkadaşların burada beklemesini sağlamak.  Aralarında benim de bulunduğum bir grup gezgin ise Mitsinjo Parka gece safarisine gitti.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Mitsinjo Park, 1999 yılında 13 köylünün girişimi ve Devletle İlişkili Olmayan Organizasyonlar yardımı ile kurulmuş özel rezerv alanlarından bir tanesi. Bu park gece yürüyüşleri için açılıyor. Saat 18:30 gibi başlayan yürüyüşte gece lemurları, bukalemunlar ve gekolar (geko bir kertenkele türüdür. Işığa karşı duyarlı göz bebekleri, ayak parmaklarında tırnak ve emici vantuzları, ayrıca rengini anında değiştirebilen derileri var) görülebiliyormuş. Tabii ki bu görme kısmı şansınıza. Örneğin bizim o geceki safari benim açımdan çok da verimli değildi. Ancak birkaç geyko ve 1 tane gece lemuru gördük. Gece karanlıkta bu hayvanları görmek gerçekten büyük başarı. Rehberler önce kısık ışıkta hayvanların parlayan kırmızı gözlerini görüyorlar. Sonra da kuvvetli ışıkla hayvanları görmenizi sağlıyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Çok kalabalıktık, sabah ki gibi gruplara bölüşülmedik.  Yeteri kadar fotoğraf çekemedik. Yine de güzel ve yapılması gerekli olan bir aktiviteydi.  

Gece safarisinden sonra, restoranda kalan grupla birleşip Moramango şehrine doğru yollara düştük. Moramanga’nun tarihteki önemi Madagaskar halkının Fransızlara karşı bağımsızlık isyanlarını, 29 Mart 1947’de başlattıkları yer oluşu. Moramanga, Madagaskar’da bulunan 18 etnik gruptan birisi olan  Bezanozano insanlarının da başkenti.

Konaklamamız ve akşam yemeğimiz Moramango’da, Bezanozano Otelde oldu. İyi sayılabilecek bir oteldi.

Evet Sanal Gezginler. Bir Madagaskar gününü daha bitirmiş oldum. Dolu dolu geçen bir gün yaşadık. Dünyada az sayıda insanın görebileceği ya da yapabileceği bir olaya dahil olduğumda kendimi şanslı hissederim. Bugünü anlatırken ve fotoğraflara bakarken kendimi nasıl şanslı ve ayrıcalıklı hissettiğimi tahmin edebilirsiniz…

Gezekalın, aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

05.10.2016 Saat 00:24

P9150275.JPG

 

 

 

 

 http://www.madamagazine.com/en/reservat-mitsinjo/

 

 

Sekizinci Kıta Madagaskar: Andasibe Ulusal Parkı-1

Gezi Tarihi: 15.09.2016

IMG_9066.JPG

Geceyi kötü geçirmiş olarak uyandık. Giysilerimizle yattığımız için giyinme kısmı çok hızlı oldu ve konakladığımız yeri ve çevresini keşfe çıktık. Oda içi kötü olmasına rağmen, otelin çevresi çok güzeldi. Ormanın içinde sayılırdık. Bir kenardan dere akıyordu. Madagaskar’ın bu bölgesi tesisler açısından oldukça fakir. Bu kaldığımız oteller bizlere iyi diye sunulan oteller. Aslında yapılacak şey temel hijyeni sağlamak. Temiz bir tuvalet, yatak, çarşaf, yastık kılıfı ve havlu.  Benim gibi gezginlerin, bu gibi ülkelerde beklentisi çok da fazla olamaz. Yeter ki görmeye gittiğimiz güzellikleri görebilelim. Bu otelde aslında hemen ormanın dibinde, vahşi yaşam ile iç içeyiz. Biraz dikkat edebilseler ne kadar güzel olacak herkes için aslında.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltı sonrasında Andasibe Rezerv Alanına doğru hareket ettik. Bu rezerve alanı, Kuzey Yağmur Ormanları denilen ve Madagaskar’ın UNESCO Dünya Doğa Mirası Listesi içindeki yerlerinden birisi olan ormanların bir bölümü sayılıyor.

Andasibe Köyünün yaklaşık 2 km kadar güneyinde Madagaskar’ın en eski rezerv alanı olan Andasibe (Perinet) Rezerv Alanı ve 15 km kadar kuzeyinde ise daha büyük olan Mantadia Ulusal Parkı yer alıyor. Bu iki park da yağmur ormanlarının bir parçası ve gerek fauna ve gerekse de flora zenginliği açısından önemli yerler. 100 den fazla orkide (Ekim-Ocak arası açıyor), renkli bukelamun, sürüngen ve kurbağalar, kimi kaynağa göre 11, kimine göre de 14 türden lemur ve 100 den fazla kuş çeşidi ile biliniyor.

1900’lü yılların başında Madagaskar’ı sömürgeleştiren Fransa, doğu limanlarına ülkenin diğer yerlerinden ürünleri getirmek için bir demiryolu inşasına girişti. Henri Perinet adlı bir Fransız mühendis, bu tren yolu hattının Analamazaotra Köyü yakınında bir ana istasyon inşa edilmesinin başındaydı. İşte bugün gezeceğimiz rezerv alanının adı bu Fransızdan geliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Her iki parkın da önemi, Indri Lemurlarının sık populasyonlarına sahip olması. Lemurların çıkarttıkları özel sesler özellikle sabahın erken saatlerinde duyuluyormuş. İki parkta da fiziki koşullarınıza uygun yürüyüş parkurları var. Mantadia Parkı biraz daha az trustik ve yolları daha zorlu. Perinet Rezerv Alanı ise daha organize ve biz de bu alanı gezdik.

Bugünün anlatımına geçmeden Lemurlar hakkında biraz bilgi vermek lazım. Bu gezimizde bol bol görebilmeyi umduğumuz Lemurlar ve Sifaklar maymun ailesinden sayılıyorlar. İri ve parlak gözleri, tuhaf çığlıkları nedeniyle “Gecenin ruhu ya da hayalet” anlamına gelen Latince lemures sözcüğünden lemur, aslında bir alt sınıfın (Makigiller) hayvanlarına verilen genel bir isim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Familyanın yaşayan türleri 24 – 57 cm uzunluğa (kuyruk 32 – 65 cm) ve 0,7 – 4 Kg ağırlığa ulaşıyorlar. Soyu tükenen türler de var. Postları yumuşak, yünlü, çoğu gri, kahverengi ve siyahımsı varyasyonlarda, vücut zayıf ve bacaklar ince. Arka bacakları ön bacaklarından uzun olduğundan müthiş bir sıçrama yeteneğine sahipler.  Otoburdurlar ve Makiler yaklaşık 18 sene yaşayabiliyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha önce uzun uzun anlattığım gibi ilgili konu bağlantısı (https://gezekalin.com/2016/08/31/gezi-oncesi-dipnotlar-madagaskar/) , Madagaskar 160 milyon yıl önce Afrika Kıtasına yapışıktı. Afrika kıtasında tespit edilen en eski lemur fosili 60 milyon yıl öncesine aitmiş. Bu zamanlarda ise Madagaskar, ana kara olan Afrika’dan ayrılmış. Maymun ırkına ait fosillerin tespit edildiği en erken tarih ise 17-23 milyon yıl öncesine ait. Bu demektir ki Afrika’da ortaya çıkan maymun, Madagaskar’a ulaşamadan Madagaskar Afrika’dan kopmuş. Tüm dünyaya hakim olmuş olan maymun, şempanze, goril ve Homo Sapien gibi memeli türlerinden yoksunluk Madagaskar’da daha alt ve yaşlı gruptan memeliler olan lemurlar ile tamamlanmaya çalışılmış. Lemurlar bugün hala dünya üzerinde varsalar, bunu Madagaskar gibi izole olmuş bir adada yaşamalarına borçlular.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

İnsanlar, 2000 yıl önce Madagaskar’a ulaşınca adanın lemurları üzerinde hemen olumsuz etki gösterdiler. Adanın lemur çeşidi ve sayısı insanların bu olumsuz etkileri (avlanma ve ormanların sıklığında azalmaya neden  olmaları nedenleri) ile azaldı. Bugün lemurlar soyları tehlikede olan hayvanlar olarak kabul ediliyor.

Tüm Madagaskar’da 60’a yakın lemur çeşidi var; Bunların büyüklüğü 25 gr lık pigme fare lemurundan, boyları 1 metreye ulaşabilen İndri’ye kadar değişiyor. Adada hala keşfedilmemiş lemur türleri olduğuna inanılıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İşte biz sabahın erken saatlerinden başlayarak 4 saatlik bir zaman dilimi içinde Perinet Rezerv Alanını gezip, özellikle İndrilerin peşinde olacağız. Onun dışında göreceğimiz tüm hayvanlar işin bonus kısmı olacak.

Park alanına gelince, 13 kişilik kalabalığın, Indrileri sesleri ile rahatsız edebileceğini düşünerek grubu ikiye böldüler. Her grubun başında parktan verilen birer rehber var. Park içinde çeşitli uzunluklarda yollar var ve bunlar iyi işaretlenmiş.

Bir süre sonra İndrilerin çağrışlarını duyduk ve sese doğru yöneldik. Aşağıdaki linkte gezi arkadaşlarımdan Indri sesi kaydı yapanların kayıtlarını veriyorum..

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar’lılar İndrileri “Babakoto” olarak adlandırıyorlar. Bu hayvanların özellikle sabahın erken saatlerinde iletişim için çıkarttıkları sesler çok etkileyici. Bazen uçan bir yırtıcının varlığını grup üyelerine haber vermek, bazen diğer gruplar için yer hakimiyetini duyurmak, bazen de çiftleşme istekleri ile ses çıkartıyorlar. Önce erkek başlıyor bağırmaya, sonra gerisi dişiler getiriyorlar. Biz orada iken bu haberleşmeye şahit olduk. Çok etkileyici bir iletişim şekilleri var.

IMG_9485.JPG

Bu ormanlarda İndriler dışında 13 lemur türü daha var. Gördüğümüz ilk İndri ailesinden sonra “diğerlerini görebilecek miyiz?” diye orman içinde yolumuza devam ettik. Bir süre sonra bir başka lemur türünü daha gösterdiler. Bu Yaygın Kahverengi Lemur (Common Brown Lemur) türüymüş. Bu lemur bize büyük sürpriz yaptı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ağaçtan aşağıya indi ve dokunma mesafesine kadar yaklaştı. Sırtındaki kesesi içinde yavrusu bile vardı. Çok güzel bir olay yaşamış olduk. Meğerse lemurlar muz kabuğuna dayanamazlarmış. Bu lemur, aramızdan birinin çantasında, sabah kahvaltıdan aldığı muz kokusuna gelmiş. Arkadaş lemur, tırım tırım kokusunu aldığı muzu arıyormuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Lemurlardan gündüz aktif olanlar var, gece aktif olanlar var. İndriler gündüz aktif olanlar. Parkta ilerlemeye devam ettikçe bir sürprizle karşılaştık. Gece aktif olan lemurlardan Wooly lemur denen bir türü gördük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha doğrusu parkın verdiği rehber gösterdi. Aslında o olmazsa bizim bir yün yumağı şeklinde olan hayvanları ayırt etme şansımız pek yoktu. Baktığımız ağaçta 3 bireylik lemur ailesi bir aradaymışlar.  Sadece bir tanesinin yüzü gözüküyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Lemurları gördükçe, yenilerini görme arzumuz arttı. Rehberle daha hızlı şekilde, bazen yol dışına da taşarak ormanı ve ağaç tepelerini taramaya başladık. Bu arada yerde dolanan bir lemur ailesi daha gördük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu aramalar sonuç verdi ve bir ağacın dalları arasında taze yaprak yemekle meşgul bir başka İndri ailesi daha gördük. İndriler sosyal hayvanlar, 4-7 bireylik aile olarak yaşıyorlar. İndriler ancak doğal ortamlarında yaşayabiliyorlar, çıftlıklerde kendılerı ıçın yapılan özel evlerde yaşayamıyorlar. En fazla bir hafta sonra ölüyorlarmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Parkta görmeyi beklediğimiz gündüz lemurlarından 6 tür varmış. Biz bunlardan 2 tanesini gördük. Bir de gece lemur türüne tesadüf ettik. Diademed (Altın) Sifaka denen tür sık görebileceğimiz bir tür ama henüz göremedik. Dönüşe geçtiğimizde bizim rehbere haber geldi. Parkın girişinden yana doğru Altın Sifaka ailesi görülmüş. Bunu duyunca rota değişikliği yapıp bu aileyi görmeye gittik. Benim gördüğüm türler içinden en güzeli bu Diademed (Altın) Sifaka oldu.  

IMG_9908.JPG

Bu ailenin bireylerinden bir tanesi anneydi ve karnındaki kesede yavrusu minik gözlerle etrafa merakla bakıyordu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

2007 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine aday gösterilen Atsinana Yağmur Ormanlarının bir bölümü olarak kabul  edilen Analamazoatra (Perinet) Rezerv Alanını 4 saati biraz aşan süre ile gezdik. Bu parkta akşama kadar rahatlıkla vakit geçirebilirdim. Ancak bugün çok yoğun bir programımız var. Diğer grupta bizi bekliyor ve yemeğe gidilecek.  

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Evet sevgili Gezekalın takipçileri..

Bu konunun birinci kısmını burada keselim isterseniz. Çünkü bugünün öğle sonrası ve akşamı da aktivite ve bol fotoğraf dolu. Sizleri sıkmayalım ve günü burada bölelim.

Gezekalın ve aydınlık kalın…..

Dr Ümit Kuru

04.10.2016 Saat 11:36

img_9930

KAYNAKLAR 

http://www.madagascartravelservice.com/andasibe/andasibe_park_madagascar.html
http://housewivesoftamatave.blogspot.com.tr/2011/03/vakona-park-madagascar.html
https://en.wikipedia.org/wiki/Peyrieras_Reptile_Reserve
http://www.travelmadagascar.org/PARKS/Andasibe-Mantadia-National-Park.html
http://www.revolvy.com/main/index.php?s=Peyrieras+Reptile+Reserve
http://dave-clark.smugmug.com/keyword/mandraka/i-wStxhkz
http://www.thesussexwildlifer.co.uk/mad_peyr.htm