Brezilya-Iguazu soslu Arjantin-Şili-Patagonya gezisi-Tierra del Fuego-Ushuaia Gezileri-1

Macellan'ın gemilerinden Victoria

Bugün artık Ateş Topraklarına (Tierra del Fuego) gitme zamanı. Şili’den tekrar Arjantin’e geçeceğiz. Bunun için de önce Punta Arenas’dan Kuzeye doğru çıkıp Punta Delgada’ya gececeğiz. Buradan da feribota binip, Arjantin sınırını geçerek Ushuaia’ya doğru yol alacağız. Nereden baksanız 10-12 saatlik bir yolculuk demek bu. Yani bugün yollardayız.

Punta Arenas'tan Ushuaia'yaPunta Arenas’tan sabah saat 07:30 gibi yola çıktık. Dün vakit bulamadığımız iki aktivite vardı; Punta Arenas’ın şehir mezarlığı ve Magellan’ın kendi adını taşıyan boğazı geçtiği 5 gemiden birisi olan Victoria’nın birebir boyutlardaki maketinin, dışarıdan da olsa, görülmesi.

Punta Arenas’ın şehir mezarlığı da en az Buenos Aires’teki mezarlık kadar güzeldi doğrusu. Sabahın erken saatinde de açıktı. Siz Sanal Gezginlere tavsiyem bu mezarlığı daha geniş bir vakitte bir güzel gezmenizdir. “Mezarlıkta gezilir mi?” demeyin, bu mezarlık gezilir.

Daha sonra ise şehrin dışında bulunan ve özel bir açık hava müzesinde sergilenen  Magellan’ın gemi maketini gezmeye gittik. Bu arada yağmur yaptı yine yapacağını ve yağmaya da başladı. Müzenin kapısı açık ama civarda sabahın bu saatinde herhangi bir görevli de yoktu. Biz de 10 dakika fotoğraf çekeceğiz nasılsa deyip daldık içeri. Tellerin dışından da olsa fotoğraf çektik. Sonrasında “Fin del Mundo” tabelalarını takip edip Magellan Boğazını geçeceğimiz limana kadar yol almaya başladık. Konu Magellan Boğazı olunca, ilginç kişilikli bu kaptandan, Magellan’dan, biraz bahsetmek gerekir.

Ferdinand Magellan Portekizli denizci, gezgin ve kâşif. İlk denize çıkışları Portekiz Kralının sponsorluğunda Hindistan taraflarına olmuş. Ama okuduğum kadarı ile seferlerinde kendini biraz fazla kollamış ve Portekiz Kralının gözünden  bu yüzden düşünce, sonraki seferlerini İspanya Krallığı’nın desteğiyle yapmış.  Magellan 1519 yılında olaylı bir şekilde 5 gemi (Trinidad, San Antonio, Concepción, Victoria ve Santiago) ve 237 gemici ile Atlas Okyanusuna açılıyor. İşte bizim burada gördüğümüz de bu beş gemiden Victoria adlı geminin birebir maketiydi. Bu geminin birebir olduğu söylenen maketini görünce ve Magellan’ın geçtiği kendi ismini taşıyan kanalı düşününce Magellan’a “helal olsun size” demekten başka bir şey düşmüyor bize.

Magellan 1520’lerde Brezilya sahillerine ulaşıyor. Bundan sonraAtlantik Okyanusu tarafından meşhur kanala giren Magellan, yolculuğuna devam ediyor. Bu kanalda bir gemisi batan Magellan, kanalı 1 Kasım da, Tüm Azizler Gününde aştıkları için kanala önce  Estreito de Todos los Santos (Bütün Azizler Kanalı) ismini veriyor. 373 Mil uzunluğundaki bu kanal bugün Magellan Boğazı ismini taşıyor.

http://philippinesblogger.com/who-discovered-the-philippines-part-3/lapu-lapu/Magellan son yolculuğunu tamamlayamadan Filipinler’deki Mactan Savaşı‘nda öldürüldü. Dünyayı dolaşmak üzere denize açılan 237 (diğer bir kaynağa göre 270) denizcinin sadece 18’i İspanya’ya dönerek seyahatini tamamlamayı başardı. Tesadüfe bakın ki daha önceki Filipinler ziyaretim sırasında Cebu Adasını ziyaret etmiş ve Magellan’ı öldüren yerli kral Lapu Lapu‘nun kocaman büstünü görmüştüm. Magellan, daha önce ziyaret ettiği Baharat Adaları’nın ötesine giderek tüm meridyenlerden geçen ilk insanlardan olmayı başardı. Büyük Okyanus’a seferi esnasında okyanusu çok sakin gördüğü için “Pasifik” (sakin) ismini veren, ayrıca Güney Amerika’da keşfettiği boğaza kendi ismi verilen Portekizli denizci Magellan, Büyük Okyanus’u aşan bir araştırma gezisi yapmış ilk insan kabul ediliyor.

Punta Delgada isimli kasabaya vardığınızda, Magellan Boğazını geçmek için bineceğiniz feribota da ulaşmış oluyorsunuz. Adı, Primera Angostura (“İlk darlık” demek) olan  limanda hatırlayacağım en önemli yer deniz feneri.

IMG_0574

Normalde buraları kalabalık olur ve gemi sırası beklenirmiş. Ancak biz gelen ilk gemiye bindik. İnsanın iliklerine kadar işleyen bir soğuk olsa da, Magellan Boğazını geçtiğimiz bu yolculuk boyu geminin açık kısmında kaldım.   Geçişimiz sadece 30 dakika kadar sürdü ve bizim gemiyi sert esen  rüzgardan korunmak amacı ile kullanan yaban ördekleri de boğaz geçişi sırasında bize eşlik etti.
Karşı yakadaki limanın ismi ise Primavera. Gemi kıyıya yaklaşırken biz tekrar minibüsümüze bindik.
Feribottan sonra Şili topraklarında 150 km kadar bozuk sayılacak bir yoldan devam ettik. Sonrasında ise sırasıyla önce Şili ve arkasından da Arjantin sınırlarını geçtik. Arjantin’e San Sebastian sınır kapısından giriş yaptık. Buradan, gece konaklayacağımız Ushuaia’ya kadar 300 km daha var.
Güney Amerika kıtasının en sonunda yani en güneyinde yer alan ve bir kısmı Şili bir kısmı ise Arjantin topraklarında bulunan takımadalara Tierra del Fuego (Ateş Toprakları) isminin verilmesinin nedeni Magellan’ın boğazı geçerken kıyıdaki yerlilerin yaktığı ateşleri görmesi imiş. Kimi yazar yerlilerinin bu ateşleri ısınmak amacıyla, kimisi de Magellan’ı korkutmak veya yanıltmak amacı ile yaktığını ileri sürüyor.
Ushuaia’ya 100 km kala Tolhuin isimli bir kasabaya vardık. Burada Panaderia La Union adlı ünlü bir fırın-pastane karışımı bir yer varmış. Burada biraz dinlenmemiz gerekti. Ancak tam da o gün Galatasaray-Schalke 04 maçı vardı ve bizim grupta maçın Arjantin televizyonunda naklen verildiğini keşfedince neredeyse tüm maçı seyredecek kadar bu fırın-pastane karışımı yerde kaldık. Bu arada biraz pastane içini ve biraz da Tolhuin sokaklarını keşfetmeye çıktık. Bir Tukanzamanlar Meksika’da fotoğrafını çekmek için peşinden az koşturmadığım Tukan adlı kuşu burada büyükçe bir kafesin içinde görmek beni biraz hüzünlendirdi doğrusu. Bu pastanenin bir köşesinde balmumundan bir doktor heykeli var. Oradayken kimdir nedir anlamadık ama sonradan Dr Rene Favalaro olduğunu öğrendik. Bu meslektaşım meğerse çok önemli bir Kalp Damar Cerrahı imiş. (Sevgili Çağlar arkadaşım konuyu ayrıntısı ile yazmış. Meraklısına http://www.erozgen.blogspot.com/search?updated-max=2013-04-16T07:51:00-07:00&max-results=7 )

Tolhuin’den yola çıktığımız da Galatasarayın 3-2’lik galibiyeti ile neşemiz tavan yapmıştı. Ushuaia varmaya yakın Paso Garibaldi diye bir yerden Panoramik fotoğraflar çekmek için durduk. Ancak ışık artık iyi fotoğraf verecek kadar aydınlık değildi. Sonunda saat 19:00 gibi Ushuaia’ya vardık. Los Narajos adlı bir otelde kalıyoruz. Hemen bavulları atıp yemek için bir yer aramaya başladık. Hemen otelin yakınlarında bulunan El Turco denen bir yere pizza yemek için girdik. Yemek bu kadar yolun üstüne çok da keyifli gelmedi ama pizzaların hakkını vermek lazım, güzeldiler. Sonrasında otele döndük ve rahat yataklarımıza gömüldük.
Yarın çok keyifli bir gezi olacak; Beagle Kanalında tekne gezimiz var…
Gezekalın…
Dr Ümit Kuru
10.05.2013 Saat 23:42

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Brezilya-Iguazu soslu Arjantin-Şili-Patagonya gezisi-Punta Arenas

IMG_0338-001

Sabah Puerto Natales’den Punta Arenas’a gitmek üzere yola çıktık. Arada 190 km kadar bir yol var. Buraya gitmemizin nedeni Ateş Toprakları’nı (Tierra del Fuego) ziyaret etmek için geçiş noktası yapmak.  Tierra del Fuego hem Şili ve hem de Arjantin tarafında toprakları olan bir bölge. Dolayısı ile Ateş Toprakları’nın (Tierra del Fuego) karşı kıyısında yer alan Şili-Punto Arenas’da bir gece konaklayıp, ertesi gün de Macellan Boğazını vapur ile geçeceğiz ve Arjantin Tierra del Fuego’sunu gezeceğiz. Şili Tierra del Fuego topraklarında gezimizi yapmak çok zor. Çünkü yol yok. Bu arada Macellan Penguenlerini görebileceğimiz Seno Otway Körfezini de bugün ziyaret edeceğiz. Punta Arenas şehir gezisi ile Seno Otway Körfezinde Macellan Penguenlerini gezmek bugünün aktiviteleri olacak.

Magellan PenguenleriYaklaşık 3.5 saatlik bir yolculuk sonrasında Seno Otway Penguen Kolonisi Gezi Parkına vardık. Burada yaklaşık 2 km’lik bir yürüyüş parkuru var ve Penguenleri gözetleme bölgeleri kurulmuş. Macellan Penguenleri (Sphenisus magellanicus) adını, Portekiz’li denizci onuruna Ferdinand Macellan’dan alıyor. Ağırlıkları yaklaşık 4,5 kg ve boyları da 76 cm’ye kadar ulaşabiliyor. Ana dağılım bölgeleri Şili, Arjantin ve Falkland Adaları’nın kayalık sahilleri. Hepimiz penguenleri denizde aradık ama onların yuvaları kıyıdan birkaç yüz metre kadar içerilerde oluyormuş. Arjantin’in Atlas Okyanusu sahillerindeki Punta Tombo ‘da, Antartika dışındaki, dünya çapında en büyük penguen kolonisini oluşturuyorlarmış. Macellan penguenleri koloniler halinde yaşıyorlar ve kuluçkaya yatıyorlar. Eşler birbirlerine sadıklar. Bir çiftleşme döneminde eşlerden birisi ölürse, kalan eş o dönemde çiftleşmek için yeni bir eş aramazmış.

Alana girdiğimiz andan itibaren heyecanla penguen aradık ama bir tane bile göremedik. Sonunda bir alanda yuvaların dışında güneşlenen 3-4 tanesini gördük. Sonra denize yakın olan gözlem evinde denizden çıkan bir tane penguene rast geldim. Bastım deklanşöre.. Şükürler olsun dedim içimden. Daha sonra kıyıdan epey içerde bol IMG_0408-002miktarda yuva olan bir alanda, yeni yeni tüyleri dökülen 10’ a yakın penguen daha gördük. Hele bir penguen ailesi ile 1 metre mesafede cilveleştik. Sevimli hayvanlar. Diğer penguen cinsleri ile karşılaştırıldığında Macellan penguenleri daha ince tüy kalınlığına ve yine daha ince yağ katmanlarına sahipmiş. Bu yüzden kışın, örneğin Brezilya sahilleri gibi, daha sıcak olan kuzey bölgelerine çekiliyorlarmış. Yani  Penguenler Mart ayı başı gibi sıcak olan alanlara doğru kulaç atıyorlar.  Bu nedenle de biz burada yüzlerce penguen beklerken, 20-30 tane penguene ancak rastladık. Kalan penguenler ise yavruları henüz bu göç için yeteri kadar büyümemiş olanlardı. Neyse yine de şanslı sayılırız. Çünkü hiç göremeyebilirdik de…

Daha sonra Punta Arenas’a doğru yol aldık.

Punta Arenas, Şili’nin XII. Bölgesi Magallanes y la Antártica Chilena‘nın başkenti ve Magellan Boğazı’nın kıyısında bir liman kenti. Dünyanın en güneyindeki şehir olduklarını iddia eden bir kaç tane şehir varmış. Punto Arenas, belki  Ushuaia ve Puerto Williams’dan daha kuzeyde bir şehir ve en güneydeki yerleşim yeri değil ama yaklaşık 120.000 nüfusu ile (2005) bu şehirlerden daha büyük ve dünyanın en güneyindeki anakent unvanı konusunda tartışmasız.

IMG_0535Nisbeten genç şehirlerden sayılıyor ve 1848 tarihinde kurulmuş. Sonradan İngilizler buranın koyun yetiştiriciliği için uygun bir yer olduğunu anlayınca önemi de artmış. Bir zamanlar Macellan Boğazına bakması nedeni ile tüccarlar için çok önemli iken,  Panama Kanalı’nın açılmasıyla liman olarak anlamını yitirmiş. İşte tam da bu zamanda, şehir yün ticaretinin Şili’deki merkezi olarak ikinci çıkışını yapmış.

Punta Arenas’a varınca hemen yemeğe götürüldük. Yemek yediğimiz yer Cento Hijos Chiloe adlı yerel halkın tercih ettiği anlaşılan bir restorandı. Burada da kuşkonmaz çorbası içtim.

Daha sonra hemen otelimize gittik. Güzel otellerden bir tanesi de burası çıktı; Carpa Manzano Hotel. Şehir merkezine yakın. Çok az bir dinlenme sonrası şehri tanımak için yollara düştük. Şehir merkezi  Plaza des Armas. Buradan devamla şehri kuşbakışı göreceğimiz Cerro de la Cruz” yani La Cruz Tepesine çıktık. Kocaman bir hacın altında, şehre bir kuş bakışı yaptık. Yolu biraz daha uzatarak ve eskiden kalma evlerin önünden geçerek yeniden şehir merkezine döndük. Hernando de Magallanes anıtının bulunduğu parkta hediyelik eşya tezgâhları arasında dolaştık. Küçük ama şirin bir park. Hediyelik eşyalar satan küçük tezgahlar var ama kayda değer bir şey bulamıyorsunuz. Bu parkı gezdikten sonra Kanukinka adlı bir kafeteryada oturup bir şeyler içtik. Sonrasında ise otele döndük ve istirahate çekildik.

La Marmita adlı çok şık bir restoranda akşam yemeğimizi yedik. Punto Arenas’a kadar gelmişseniz burada mutlaka bir yemek yemenizi tavsiye ederim. Nargezi ve sevgili Cem çok güzel bir restoran daha seçmişler bizim için. Restorandaki sürprizlerden bir tanesi ise  Türk kahvesinin sunulması oldu. Bayağı bayağı cezvede pişirilen Türk kahvesi içmek çok hoş oldu bizim için. Yemek sonrası kısa bir yürüyüş sonrasında otelimize vardık. Yarın uzun bir yolculuğumuz var ve yaklaşık olarak 10 saat sürecek. Önce Macellan Boğazını gemi ile geçeceğiz. Sonra da Şili sınırını geçip, Arjantin’e Tierra del Fuego yani “Ateş Toprakları”na devam edeceğiz. Gezimizin yavaş yavaş sonuna geliyoruz. “Fin del Mundo” ya  (Dünyanın Sonuna) doğru yolumuz var. Ushuaia ve Tierra de Mundo Milli Parkını gezene kadar gezinin en güzelini geride bıraktık diyordum. Ama! Aması yarına!

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

02.05.2013 Saat 20:00

Brezilya-Iguazu soslu Arjantin-Şili-Patagonya gezisi-Torres del Paine Milli Parkı-2

IMG_0229-002Bizim grup kaldığımız çiftliğin tadına doyamadı ve burada biraz daha kalmak istedi. Aralarından seçtikleri bir sözcü, en tatlı hali ile sordu;  ” Grup olarak düşündük de; Acaba yarın biraz geç kalkıp, geç kahvaltı yapsak da buranın biraz daha tadını çıkarsak, nasıl olur du? . Benim güzel, sevgili gezgin arkadaşlarım bilmiyorlardı ki; “Körün aradığı bir göz, Allah verdi iki göz”.  Ben dünden razıyım. “Tamam, ama bir daha olmasın” tavrımla hemen kabul ettim. Benim niyetim biraz daha farklı; Hemen karşımızdaki Torres Del Paine’nin daha güzel bir görüntüsünü sabahın erken saatlerinde alabilmeyi umuyorum. Geç hareket etmek hepimize iyi gelecek.

Akşamdan kararını verdiğim üzere erkenden kalktım. Sabahın soğuğunda giyinip kendimi dışarıya attım. Kaldığımız yerde 7 tane oda var ve hepsini de biz doldurduk. Restoran kısmı ise 50 metre kadar ileri de kalıyor. Torres del Paine Dağı restoranın arkasındaki açıklıktan en güzel görünüyor. Teoride böyle de, pratikte işler farklı oldu. Çünkü bugün de IMG_9916-001hava kapalı ve bulutlar değil dağların tepesini, neredeyse eteklerini görünmez hale getirmişti. Sadece tanımadığım bir ağacın üstündeki kırmızı meyveleri bir güzel atıştıran bir kuşu fotoğraflayabildim. Bu arada bir de ahmak ıslatan yağmura çattık. “Daha fazla ahmaklığın lüzumu da yok “ diyerek, sıcak yatağa geri döndüm. Eh Patagonya! Ne diyeyim ben sana.. Güneşli yüzünü ne az gösterdin bana.. Herhalde 1-2 ay daha erkenden buralarda olmak lazımdı.

Bazı arkadaşlar bir gün öncesinde yaşadıkları at gezisini bir daha yaşamak isteseler de (ki ben de istiyordum) yola düşmek gerekiyor. Çünkü bu parktaki gerçek gezi bugün yapılacak ve daha sonra da Puerto Arenas’a döneceğiz.

Aracımızla tekrar parkın içinde yolculuğa başladık. Dün bir kısmını uzaktan gördüğümüz göllere doğru yol almaya başladık. Etraf guanaco kaynıyor. Caracaralar ve nanduları bolca gördük. En sonunda  kanat boyu 2 metreyi bulabilen CondorlarıNandu da bu yolda gördük.

Laguna Amarga ve Laguna Sarmiento’yu çabucak geçtik ancak Laguna Cisnes (Kuğu Gölü) de  durduk. Bu gölde adı gibi siyah boyunlu kuğular salına salına yüzüyorlardı. Uzaktan da olsa fotoğraflarını çektim. Bundan sonra ise Salto Grande (Büyük Şelale) ye yol aldık. Salto Grande, Paine Nehri üzerinde ve Nordenskjöld Gölünden sonra olan bir şelale ve buradan akan sular hemen sonraki Pehoe Nehrine boşalıyor. Şelaleleri oldum olası sevmişimdir. Burada epey bir zaman harcadık. Daha sonra ise buradan başlayan ve yaklaşık olarak bir saat süren bir yürüyüş yaparak uzun bir daire çizip aracımıza döndük. Burada yakın bir zamanda dikkatsiz bir turistin sebep olduğu yangından arta kalan yanmış ağaçlara çok üzüldük.

Kuğu Gölü/Torres del Paine

Aracımızla sonraki durağımız ise Pehoe Gölü oldu. Burada göl kenarındaki banklara oturup öğle yemeklerimizi yedik.

Sonunda bu parkta yapacağımız son aktivite olan Grey Gölü ve dolayısı ile de Grey Buzulu ziyaretlerimize sıra geldi. Grey Buzulu 240 km2’lik bir alana sahip. Bu buzuldan kopan büyük buzul parçaları, Grey Gölü sularına karışıyor. Güzel bir köprüden geçip, yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüş sonrasında Grey Gölüne tepeden bakan bir alana geldik. Manzara inanılmaz güzeldi. Bulutlar da bize bugün kıyak çekmiş ve hava alabildiğine berraktı. Tepe de bir güneşi var ama bir de rüzgar vardı ki göl kenarında uçmamak için çaba sarf ettik desem yalan olmaz. Sahil boyunca yürüyüp, karşıda gözüken Grey Buzulunu seyrettik. Göl üstünde irili ufaklı buz parçaları yüzüyorlardı. Patagonya gezisi yapacaksanız, alın size bir olmazsa olmaz daha…

Grey Gölü ve Grey Buzulu

Torres del Paine Ulusal Parkından çıktıktan sonra yeniden Puerto Natalis’e, bir önceki akşam konakladığımız Aqua Terra Hotel’e geri döndük. Puerto Natalis’de küçük bir yürüyüş daha yaptık.
 Akşam yemeğimizi Aldea isimli güzel bir restoranda yedik. Tüm gezi boyunca rastladığımız en nemrut garson kızın servisinde en güzel yemeklerimizden bir tanesini yedik.
Bu satırları yazdıkça Torres del Paine Milli Parkında ne kadar büyülü anlar yaşadığımızı bir kez daha anımsadım. Benim için “bundan daha güzeli de olamaz” dedirtecek kadar güzel bir bölümdü, Torres del Paine Milli Parkı gezisi. Ama daha bitmedi ki! Bunun bir de “Fin del Mundo” kısmı var…..
Gezekalın…
Dr Ümit Kuru
30.04.2013 Saat 21:46

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Arjantin-Şili-Patagonya gezisi-Giriş

Viedma Buzuu

Viedma Buzulu

Arjantin-Şili, daha çok da bu ülkelerin Patagonyası, ne zamandır planladığımız gezilerdendi. Bu programa bir de Iguazu’yu ekleyinince insanın baştan çıkmaması mümkün değildi. Planlaması aşamasında bile gezinin zorlu ama bir o kadar da güzel olacağını tahmin ediyordum. Ama  ne yalan söyleyeyim ki,  şu ana kadar yaptığım tüm geziler içinden sıyrılıp, bir numaraya oturacak kadar memnun olacağımı da öngörmemiştim doğrusu.

Arjantin-Patagonya gezisinin fikrini ilk olarak gezgin arkadaşlarımdan sevgili Çağlar ortaya atıp, ilk çalışmalarını yapsa da, sonunda bizim programa sadık kalarak bir tur firması ile anlaştık. Nar gezi (www.nargezi.com) ve sahiplerinden sevgili Aykut ile uzun yazışmalar sonrasında, bu bölgeye başka firmalarca da yapılan ama içerik olarak onlarınkinden çok farklı bir programla Arjantin-Patagonya ağırlıklı turumuzu gerçekleştirdik. Her şey saatinde ve gününde oldu. Gezi arkadaşlarımız da hep bildik ve kafa dengi olunca, gezinin bir numaraya oturması kaçınılmazdı galiba….

Evet, benim Sanal Gezgin dostlarım! Bir gezi daha bitti. Ne yapmak gerek? Geziyi siz dostlarla paylaşmak gerek. Üstelik bu yazı dizisi yeni bir sayfanın ilki olacak. Yani görücüye çıkıyorum 🙂

Yazının ilerleyen bölümlerinde yediklerimi, içtiklerimi, yerel müziklerini alt başlıklarda bulabileceksiniz..

Haydi bakalım, artık yol almalı..

GEZEKALIN’a HOŞGELDİNİZ..

Dr Ümit Kuru

13.04.2013

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.