Brezilya-Iguazu soslu Arjantin-Şili-Patagonya gezisi-Torres del Paine Milli Parkı-2

IMG_0229-002Bizim grup kaldığımız çiftliğin tadına doyamadı ve burada biraz daha kalmak istedi. Aralarından seçtikleri bir sözcü, en tatlı hali ile sordu;  ” Grup olarak düşündük de; Acaba yarın biraz geç kalkıp, geç kahvaltı yapsak da buranın biraz daha tadını çıkarsak, nasıl olur du? . Benim güzel, sevgili gezgin arkadaşlarım bilmiyorlardı ki; “Körün aradığı bir göz, Allah verdi iki göz”.  Ben dünden razıyım. “Tamam, ama bir daha olmasın” tavrımla hemen kabul ettim. Benim niyetim biraz daha farklı; Hemen karşımızdaki Torres Del Paine’nin daha güzel bir görüntüsünü sabahın erken saatlerinde alabilmeyi umuyorum. Geç hareket etmek hepimize iyi gelecek.

Akşamdan kararını verdiğim üzere erkenden kalktım. Sabahın soğuğunda giyinip kendimi dışarıya attım. Kaldığımız yerde 7 tane oda var ve hepsini de biz doldurduk. Restoran kısmı ise 50 metre kadar ileri de kalıyor. Torres del Paine Dağı restoranın arkasındaki açıklıktan en güzel görünüyor. Teoride böyle de, pratikte işler farklı oldu. Çünkü bugün de IMG_9916-001hava kapalı ve bulutlar değil dağların tepesini, neredeyse eteklerini görünmez hale getirmişti. Sadece tanımadığım bir ağacın üstündeki kırmızı meyveleri bir güzel atıştıran bir kuşu fotoğraflayabildim. Bu arada bir de ahmak ıslatan yağmura çattık. “Daha fazla ahmaklığın lüzumu da yok “ diyerek, sıcak yatağa geri döndüm. Eh Patagonya! Ne diyeyim ben sana.. Güneşli yüzünü ne az gösterdin bana.. Herhalde 1-2 ay daha erkenden buralarda olmak lazımdı.

Bazı arkadaşlar bir gün öncesinde yaşadıkları at gezisini bir daha yaşamak isteseler de (ki ben de istiyordum) yola düşmek gerekiyor. Çünkü bu parktaki gerçek gezi bugün yapılacak ve daha sonra da Puerto Arenas’a döneceğiz.

Aracımızla tekrar parkın içinde yolculuğa başladık. Dün bir kısmını uzaktan gördüğümüz göllere doğru yol almaya başladık. Etraf guanaco kaynıyor. Caracaralar ve nanduları bolca gördük. En sonunda  kanat boyu 2 metreyi bulabilen CondorlarıNandu da bu yolda gördük.

Laguna Amarga ve Laguna Sarmiento’yu çabucak geçtik ancak Laguna Cisnes (Kuğu Gölü) de  durduk. Bu gölde adı gibi siyah boyunlu kuğular salına salına yüzüyorlardı. Uzaktan da olsa fotoğraflarını çektim. Bundan sonra ise Salto Grande (Büyük Şelale) ye yol aldık. Salto Grande, Paine Nehri üzerinde ve Nordenskjöld Gölünden sonra olan bir şelale ve buradan akan sular hemen sonraki Pehoe Nehrine boşalıyor. Şelaleleri oldum olası sevmişimdir. Burada epey bir zaman harcadık. Daha sonra ise buradan başlayan ve yaklaşık olarak bir saat süren bir yürüyüş yaparak uzun bir daire çizip aracımıza döndük. Burada yakın bir zamanda dikkatsiz bir turistin sebep olduğu yangından arta kalan yanmış ağaçlara çok üzüldük.

Kuğu Gölü/Torres del Paine

Aracımızla sonraki durağımız ise Pehoe Gölü oldu. Burada göl kenarındaki banklara oturup öğle yemeklerimizi yedik.

Sonunda bu parkta yapacağımız son aktivite olan Grey Gölü ve dolayısı ile de Grey Buzulu ziyaretlerimize sıra geldi. Grey Buzulu 240 km2’lik bir alana sahip. Bu buzuldan kopan büyük buzul parçaları, Grey Gölü sularına karışıyor. Güzel bir köprüden geçip, yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüş sonrasında Grey Gölüne tepeden bakan bir alana geldik. Manzara inanılmaz güzeldi. Bulutlar da bize bugün kıyak çekmiş ve hava alabildiğine berraktı. Tepe de bir güneşi var ama bir de rüzgar vardı ki göl kenarında uçmamak için çaba sarf ettik desem yalan olmaz. Sahil boyunca yürüyüp, karşıda gözüken Grey Buzulunu seyrettik. Göl üstünde irili ufaklı buz parçaları yüzüyorlardı. Patagonya gezisi yapacaksanız, alın size bir olmazsa olmaz daha…

Grey Gölü ve Grey Buzulu

Torres del Paine Ulusal Parkından çıktıktan sonra yeniden Puerto Natalis’e, bir önceki akşam konakladığımız Aqua Terra Hotel’e geri döndük. Puerto Natalis’de küçük bir yürüyüş daha yaptık.
 Akşam yemeğimizi Aldea isimli güzel bir restoranda yedik. Tüm gezi boyunca rastladığımız en nemrut garson kızın servisinde en güzel yemeklerimizden bir tanesini yedik.
Bu satırları yazdıkça Torres del Paine Milli Parkında ne kadar büyülü anlar yaşadığımızı bir kez daha anımsadım. Benim için “bundan daha güzeli de olamaz” dedirtecek kadar güzel bir bölümdü, Torres del Paine Milli Parkı gezisi. Ama daha bitmedi ki! Bunun bir de “Fin del Mundo” kısmı var…..
Gezekalın…
Dr Ümit Kuru
30.04.2013 Saat 21:46

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: