Afrika Cömerttir: Zimbabwe (Viktorya Şelalesi)

IMG_8912

IMG_8789

indirGezileri sevdiğim kadar, gezi sonrası gezi anılarımı yazmayı seviyorum. Gezi yaptığım ülkeyi gezi sonrası da kaynaklardan okumak, tarihini, coğrafyasını, insanını, yaşam biçimlerini, siyasi olaylarını öğrenmek, onları görerek edindiğim izlenimlere bir bütün olarak anlam kazandırıyor. Zimbabwe bu anlamda benim için çok ilginç ve öğretici bir ülke oldu. Kısaca sizlerle paylaşayım da ayrıntıyı sonra kendiniz okuyun.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Zimbabwe 1980 yılına kadar sömürge durumunda yaşamış bir ülke. 1980 sonrası kazanılan bağımsızlık ve parlamenter sistem ilk yıllar herkesi mutlu mesut etmiş. 1987 yılından sonra bir anayasa değişikliği ile Yarı Başkanlık Sistemine geçilmiş. Bu başkanlık sistemi ile başa gelen Robert Mugabe‘nin ilk zamanlarında her şey güzelmiş; Tarım reformları yapılıyor, çiftçiye destekler veriliyor, açlıkla siyasi-sosyal mücadele veriliyormuş. “Oh! Bu Yarı Başkanlık ne hoş bir sistemmiş!” diyesi geliyor değil mi insanın? Hikayenin sonu pek öyle gitmiyor. Mugabe yıllar içerisinde tek taraflı Diktatöryel bir rejim oluşturmuş ve ülkeyi 2017 yılına kadar da yönetmiş. Sonuç; baskı ile sindirilmiş insanlar ve basın, olmayan bir muhalefet, yolsuzluk, halkının lehine işlemeyen ve daha fazla açlık. 2009 yılında Zimbabwe’de enflasyon düzeyi kaç biliyor musunuz? Tam % 158.000.000. Yok ya hu yanlış okumadınız! Sayılar doğru. Zimbabwe vatandaşı bir kilo et almak için (o da alabilecek durumda olanlar) bir bavul Zimbabwe parası ile kasaba gidiyorlarmış. Ticari değeri kalmayınca Zimbabwe parası tedavülden kalkmış, şimdilerde Amerikan Doları ülkenin resmi parası. Neyse bana Zimbabwe örneği ve yaşadıkları başkanlık sistemi deneyimi pek bir ilginç geldi. Konuya başlamadan öğrendiklerim, sizlerle paylaşayım dedim. 

IMG_8784.JPG

Zimbabwe’ye gidiş amacımız Viktorya Şelalesini ziyaret etmek içindi. Botswana sınırını ne kadar kolay geçtiysek, Botswana-Zimbabwe sınırını o kadar sıkıntılı aşabildik. Sabahın çok erken saatlerinde sınıra ulaştığımız ve ön sıralarda olduğumuz halde sınırda 3 saate yakın zaman harcadık. Bu süre için rehberler “Kısa sürede geçtik” dediler. Kıssadan hisse Zimbabwe’ye karadan geçiş problemli. 

P8010017.JPG

Dünyada meşhur olarak görülen sekiz yüze yakın şelale içinde sadece yüksekliğine baktığınızda Viktorya Şelalesi önemsiz gibi gözükür. Ancak bir şelalenin önemi sadece ne kadar yüksekten aktığına göre değerlendirilmiyor. Dünyanın en yüksekten akan Angel Şelalesi genişlik ve su debisi gibi kriterleri göz önüne alırsanız ilk 3 içinde yer alamıyor. Eğer bu üç kriteri göz önünde tutarsanız sadece Niagara, İguazu ve Viktorya Şelaleleri ilk üçe girerler. Niagara Şelalesi genişlik (1203 metre), yükseklik (51 metre) bakımından diğer ikisinden geride kalsa da akan su hacmi en büyük olanıdır (2407 m³/sn). 82 metre yükseklikten akan İguazu Şelalesinin genişliği kağıt üzerinde en fazla (2700 metre) gözükse de şelale bir bütün değil, 270 tane şelale takımından oluşuyor. İşte Viktorya Şelalesi 107 metre yüksekliği, bütüne yayılan 1100 metre  genişliği ve su debisi ile dünyanın en büyük şelalesi kabul ediliyor. Şelalenin suyunun en bol olduğu zaman Nisan-Mayıs ayları. Ama bu zamanlar yoğun su buharı dumanı yüzünden fotoğraf çekme hevesi olanlar için iyi zaman değil.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yerlilerin “Gürleyen Duman-Mosi-oa-Tunya” adını verdikleri Viktorya Şelalesi 2693 km’lik Afrika Kıtasının 4. büyük nehri olan Zambezi Nehri üzerinde bulunuyor. Aslında “Gürleyen Duman” ismi bu şelaleye ne kadar yakışıyor bilemezsiniz. Üzerinde hiç kaybolmayan gökkuşağı ve su buharının oluşturduğu duman ile bu adı ne kadar güzel bulmuşlar. 1885 yılında burayı ziyaret eden İskoç kâşif David Livingstone şelalelere  Kraliçe Victoria‘nın anısına Victoria Şelaleleri ismini vermiş. Bence iyi de etmemiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Viktorya Şelalesini önce helikopterle havadan gördük. Helikopter turu sadece 15-20 dakika sürüyor ve önemli sayılacak bir para ödüyorsunuz. Ama kısa gelse de şelalenin ihtişamı için bu turu yapmalısınız. 

IMG_8817.JPG

Şelaleyi havadan gezdikten sonra park içinde yürüyerek gezmeye gittik. Viktorya Şelalelerini mutlaka rehber eşliğinde geziyorsunuz. Park girişinde önce ayrıntılı bir bilgi paylaşımı yapılıyor. Park içinde 16 noktada gözlem istasyonu yapılmış. Geziye David Livingstone’nun heykelinin bulunduğu yerden başlıyorsunuz ve Tren Yolu Köprüsünde bitiriyorsunuz. Gezinizi 2 saatte bitirebilirsiniz. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Şelalelerin başlangıcında Şeytan Çağlayanı (Devil’s Cataract) ve Adası var. Buradan aşağıya inen merdivenler mevcut. Yoğun su buharı fotoğraf  çekmenizi zorlaştırıyor. 

Yukarıdaki video benim kaydettiğim görüntülerden yaptığım bir Viktorya Şelalesi videosudur.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tur devamında sırasıyla Ana Çağlayan (Main Cataract)

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Horseshoe Çağlayanı,

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gökkuşağı Çağlayanı (Rainbow Cataract) ve Doğu Çağlayanı (Eastern Cataract) gibi bölümleri görüyorsunuz. Sona doğru gittikçe daha fazla su buharı nedeni ile ıslanmamanız imkansız hale geliyor. Fotoğraf makinalarınızla elde edeceğiniz görüntülerde bozulmaların olması da kaçınılmaz. Ancak suyun gücüne ve zaman zaman çift olarak göreceğiniz gök kuşağına hayran olmamanız da imkansız. Zevkini çıkarın bu manzaranın…

IMG_9013

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

En sonunda Viktorya Şelalesi Köprüsünü görüp arka yoldan park girişine geri dönüyorsunuz. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Viktorya Şelalesi sonrasında şehirde bir tur da attık. Burada Maramba Market tahta işi hediyelikleri bolca bulabileceğiniz bir yer ama mutlaka pazarlık edin derim. Namibya’ya göre burası daha pahalıydı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Viktorya Şelalesi gezimizle Namibya, Botswana ve Zimbabwe’yi içine alan Afrika gezimizi tamamlamış olduk. Artık yeni gezileri bekleyeceğiz. Hem yeni görmek ve hem de paylaşmak için..

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

30.10.2018 Saat 01:31

IMG_9082-001

Ozanlar Diyarı Sivas’ta Bir Ozanla Tanışmak:Aşık Veysel İzinden Gidenler

fft16_mf10121310Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece
Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece

          Aşık Veysel Şatıroğlu

Yukarıdaki dizeler halk ozanı Aşık Veysel‘e ait. Aşık Veysel Sivas’ın Şarkışla İlçesi doğumlu.

Suyundan mı, toprağından mı, insanlarının genlerinden mi? Nedendir bilinmez, ama bilinen bir şey var ki Sivas’ın topraklarından halk ozanı fışkırmış. Pir Sultan Abdal, Aşık Veysel, Ali İzzet Özkan, Aşık Hüseyin, Hasan Devrani, Talibi Coşkun, Muhlis Akarsu, Ali İzzet Savaş, Serdari, Ruhsati, Feryadi bu kentin ismi çok bilinen ozanları. Sivas’lı ozanlar içinde adı yayılmamış, yazılmamış olanlar yok mudur? Mutlaka vardır. Onları yöre insanları dinlediler ve adı yazılmamış bu ozanların şiirleri, türküleri derlenemeden, onlarla birlikte yitip gittiler…

P4280185.JPG

25 Ekim Aşık Veysel’in doğum günü. Bu sene gezdiğim ve http://www.gezekalin.com  (https://gezekalin.com/2018/07/05/sivasda-bir-gun/) sayfalarında hikayesini sizlerle paylaştığım Sivas’ta bir gönül insanını, bir ozanı, bir saz yapım üstadını tanıdım ve hikayesinden, sazından, sözünden, hayat görüşünden çok etkilendim. Onun adı Şentürk İyidoğan. Aşıkların büyüklerinden, Aşık Veysel’in doğum gününde, onun ayak izlerinden giden sevgili Şentürk İyidoğan’ı siz sanal gezginlere kendi ağzından, benim izlenimlerinden anlatmak isterim.

İlkokul yıllarında mesleğine destek olmadan başlayan bağlama ustası Şentürk İyidoğan, 4 Eylül Sanayi Sitesi’ndeki küçük atölyesinde bağlama imalatı ve tamiri yapıyor. O bir saz üstadı ve günümüz ozanlarından.

Yedi kardeşten en küçüğü Şentürk, babasının kıymetlisi. Kendi ağzından dinlediğimize göre saz ile onu tanıştıran da babası. Babası ona gürgen ağacından yapılma bir saz alıyor.  Küçük Şentürk sazını alıp, yıllarını saz yapmaya adamış ama istediği kalitede sazı bir türlü yapamamış köydeki Hıdır amcasına götürüyor ve ondan sazını akort etmesini ve mümkünse saz çalmayı öğretmesini istiyor. Onu dinleyen Hıdır amcası, onun hayatını değiştirecek sözü söylüyor; “Oğlum! Sen saz çalmayı niye öğreneceksin? Sen saz yapmayı öğrensene. Bak! Orada köy yolu üzerinde diken ardıcı ağacı var. O artık tam sazlık olmuştur, onu kes ve saz yap”

Bu söz onu başka bir yola sokmuş.  Hıdır amcası tarifleri ve yardımları ile 2 senede ilk sazını yapmış. Sazı yapan, sazı çalmaz mı? Saz çalmayı da öğrenmiş ve ilkokul 2. sınıfta, 23 Nisan şenliklerinde kendi sazını çalıp, arkadaşlarına dinletmiş.  Sazı yapmış ama zamanla yaptığı ile yetinmemiş. Ne de olsa acemi işi! Sazı onun istediği şekilde düzeltmesi için ilkokul 3-4. sınıflarda iken uzak bir köyde, şimdilerde adı Bakımlı olan, o zamanların Fertelli Köyünde, zamanının iyi bilinen saz yapım ustası Celal Ustaya ulaşmış.  Celal Usta işin ustasıdır ama yıllardır saz yapmak için diken ardıcı ağacı bulamamış. Küçük Şentürk, diken ağacından yapılma acemi işi kendi sazını Celal Ustaya gösterdiğinde ve onun takdirini kazandığında doğru yolda olduğunu anlamış. Artık Şentürk sadece sazı iyi çalmayı değil bunun yanında, işin geleneği ve göreneğini de koruyarak iyi bir saz yapım ustası olmayı da hedefine koymuştur. İlerleyen zamanlarda ilk saz yapım atölyesini 1992 yılında Zara’da açar sonra da atölyesini Sivas’a içine taşır. Gerek Zara’da gerekse de Sivas’ta iyilerle tanışır ve kendini iyiden iyiye geliştirir. Sazlarını eski geleneklere göre yapar, sözlerini yazar ve bir aşık olarak söze döker. O aynı zamanda bir Aşıktır

Saz Üstadı Şentürk, Aşık Şentürk yaklaşık 40 yıldır bağlama üretiyor. Sazlarını hala geleneksel yöntemlerle imal ediyor ve çoğunlukla dut yaprak, ardıç yaprak ve dut oyma sazlar yapıyor. Balta sazları, dede düzeni sazlar, zaman zaman cura ve kopuz da imal ediyor. Ama daha önemlisi kişinin ses tonuna özel saz yapıyor. Yaptığı her bağlamanın kendine has bir kimliği var. Bağlama onun için bir şahsiyet ve onlarında her birini, diğerinden ayıran bir kimliği olmalıdır. Şentürk İyidoğan elinden çıkma bağlamasını alan birisi ne aldığını, hangi ses tonunda olduğunu ve bu bağlamayı alanın hangi seste eserlerini okursa iyi olacağını söyleyen bir kimlik kartına sahiptir. Ülkede adı bilinen çok sayıda saz sanatçısına, ozana bağlama yapmış Şentürk İyidoğan.

Şentürk İyidoğan’ın diğer bir iş edindiği konu ise ünlü ozanların eski sazlarını toplamak. Aşık Veysel, Davut Sulari gibi birçok ünlü ozanın sazlarını toplayan Şentürk Usta, zamanla bu sazları bir müze içinde sergilemeye karar vermiş ve atölyesinin karşısına günümüz bazı sanatçılarının da maddi manevi desteği ile küçük bir müzeyi, Ozanlar Müzesi‘ni kurmuş. Hangi sanatçı kimin eserini okuyorsa onun küçük heykelinin yapım maliyetini karşılamış ve o ozanın eski sazı heykelin yanında yer almış.  Aşık Şentürk’ün gezdirdiği müzede, Aşık Veysel, Pir Sultan Abdal, Neşet Ertaş, Aşık Mahsuni Şerif, Davut Sulari, Ruhsati, Ali Ekber Çiçek, Muzaffer Sarısözen, Feyzullah Çınar, Kaygusuz Abdal, Nesimi Çimen, Murat Çobanoğlu, Seyit Meftuni gibi ozanların büstleri yer alıyor. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

O bu müzeyi bir edep, erkan odası olarak görüyor. Buraya gelen ziyaretçilerin, özellikle çocuk ve gençlerin, burada dinleme kültürünü öğrenmelerini ve edep, erkan odasının da gelecek kuşaklara aktarılmasını istiyor. Aşıklarımızı ve toplumdaki yerlerini özellikle bizden sonra gelecek kuşaklara aktarmayı, onları tanımalarını ve felsefelerini anlamalarını istiyor. 

P4280131.JPG

Atölyesini ve müzesini ziyaretimizde hem kendisi şahsen tanıdık ve hem de o güzel insanı sazı ve sözü ile dinledik. Sivas’a gelmişseniz sakın ola bu güzel gönül insanını, ozanı ve bağlama yapım ustasını ziyaret etmeyi unutmayın. Size anlatacak örnek bir yaşamı, dinletecek güzel sesi, kulaklarınızdan silinmeyecek bağlamasından çıkan tınıları ve kendi elleri ile sunacağı demli bir çayı olacaktır. 

Aşık Veysel’lerin, Şentürk İyidoğanları’n bol olduğu bir ülkem olsun…

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

25.10.2018  Saat:21:30

 

Afrika’dan Kuşlar/Birds From Africa

IMG_8696.JPG

There are some photos of mine in this article which I have taken from my Namibia and Botswana trips at 2018. I have tried to find and write their names and where I have taken the photos. I hope you will enjoy and I also hope that I hadn’t made any mistake with the names. If so please send me their correct names. 

Namibya ve Botswana gezimizden çok güzel kuş fotoğrafları ile döndüm. İnsanın bu kadar güzel ve renkli kuşların varlığına inanası gelmiyor doğrusu. Namibya, Botswana ve Zimbabwe anılarımı yazarken, geziden çektiğim çok sayıda kuş fotoğraflarını görünce onları ayrı bir yazıda paylaşmayı uygun gördüm. Bu bir görsel paylaşım olacak tabii ki.. Fotoğrafların altına kuşların ismini yazmaya çalıştım. Profesyonel kuş bilimcisi olmayınca kaynaklardan benzettiklerimin adını yazdım.  Umarım seversiniz…

IMG_8687.JPG

Blue Waxbill /Mavi İspinoz (Chobe National Park-Botswana)

IMG_8682.JPG

Starling (Etosha National Park-Namibia)

IMG_8725.JPG

Koyu Şapkalı Bülbül/Dark-capped Bulbul (Chobe National Park-Botswana)

IMG_8743.JPG

Cuckoo Finch (Chobe National Park-Botswana)

IMG_8699.JPG

African firefinch (Chobe National Park-Botswana)

IMG_8327

Egyptian Goose /Mısır Kazı (Chobe River-Botswana)

IMG_8356-001.JPG

Alaca Kingfisher-Pied Kingfisher (Chobe River- Botswana)

IMG_8393-001.JPG

Lilac Breasted Roller (Chobe River-Botswana)

IMG_8434-001.jpg

Fish Eagle (Chobe River-Botswana)

IMG_8499

Afrika Makas Gagası /Afrikan Skimmer (Chobe River-Botswana)

IMG_7890

Yellow-streaked Greenbul (Rundu-Namibia)

IMG_7733

Black Collared Barbet (Mudumo National Park-Namibia)

IMG_7872

Beyaz Alınlı Arıkuşu /White-fronted Bee-eaters (Mudumo National Park-Namibia)

IMG_8526

Leylek /Stork (Chobe River-Botswana)

IMG_6411

Nothern Black Koorhan (Etosha National Park-Namibia)

IMG_6222

Kerkenez /Greater Kestrel / (Etosha National Park-Namibia)

IMG_7868

Common Bulbul (Mudumo National Park-Namibia)

IMG_7193

Red-billed Spurfowl (Etosha National Park-Namibia)

IMG_8320

 Yılan Boyunlu Karabatak -African Darter (Chobe River-Botswana)

IMG_5307

Afrika Kırmızı Gözlü Bülbül/African Red-eyed Bulbul (Damara Region-Namibia)

IMG_4645.JPG

Flamingo / Greater Flamingo (Swakopmund/Namibia)

IMG_3969

 Great White Pelican / Büyük Beyaz Pelikan (Swakopmund/Namibia)

IMG_2856

Gül Rengi Yüzlü Aşk Kuşu/ Rosy-faced Lovebird  (Naukluft National Park)

IMG_7177-001

Monterio’s Hornbill (Etosha National Park)

IMG_5259-001.JPG

White-browed Sparrow-Weaver  (Damara Region-Namibia)

IMG_5264-001.JPG

East Coast Akalat  (Damara Region-Namibia)

IMG_5310-001

Cape Wagtail  (Damara Region-Namibia)

IMG_6385-001

Cori Bustard (Etosha National Park-Namibia)

IMG_7184-001

Grey Go-Away Bird   (Etosha National Park-Namibia)

IMG_7269

Striped Pipit   (Rundu-Namibia)

IMG_7374

Long-tailed Fiscal  (Rundu-Namibia)

IMG_7567-001

Afrika Gri Gugukkuşu /African Grey Hornbill (Caprivi-Namibia)

IMG_7771

 Siyah Başlı Asmakuşu / Mountain Oriole  (Caprivi-Namibia)

IMG_6004-001.jpg

Crimson-Breasted Shrike (Etosha National Park-Namibia)

IMG_7321

Lesser Jacana, Microparra capensis (Rundu-Namibia)

IMG_6900-001

Bare-cheeked Babbler (Etosha National Park-Namibia)

IMG_3215.JPG

Kara Alınlı Örümcek Kuşu/ Lesser Grey Shrike (Naukluft National Park-Namibia)

IMG_4972.JPG

Beç Tavuğu /Guinea Fowl (Swakopmund / Namibia)

IMG_2706.JPG

Altın Renkli Dokumacı Kuşu/Golden Weaver (Sossusvlei-Namibia)

IMG_2997.JPG

Kızıl Başlı İspinoz/ Red-Headed Finch ((Sossusvlei-Namibia)

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

23.10.2018 Saat 01:40

Afrika Cömerttir: Botswana (Chobe Ulusal Parkı)

IMG_8413-001

botswanaNamibya’da geçirdiğimiz son gecenin ardından sabah tesisi terk ederken, konakladığımız evlerin damlarına yerleşmiş maymunların birbirlerinin parazitlerini temizlemelerini izledik. Namibya gezim plansızdı, beklentim de düşüktü. Ama çölü, kumulu, denizi, kuşu, yaban hayatı, safarisi, kaldığımız tesislerin güzelliği ve yemekleri ile beklentilerimin çok üstünde bir gezi oldu. Gezimizin kalan günlerinde Botswana’da Chobe Ulusal Parkı‘nı ve Zimbabwe’de de Viktorya Şelalesini gezeceğiz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Namibya gezimiz sonrasında Kasane’ye, Botswana sınırına hareket ettik. Botswana 582000 km² alana sahip ama ülkede sadece 2200000 kişi yaşıyor. Afrika’nın en demokratik ülkesi kabul ediliyor. Sınır geçişi kolay oldu ve pek vakit kaybetmedik. Sınırdan girer girmez bizi su deposu görevi gören dev gövdeleri ile Baobab  ağaçları karşıladı. Namibya’da hiç görmediğimiz bu ağaçlar farklı bir coğrafyaya geldiğimizin bir göstergesi gibilerdi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sınırdan geçtikten sonra doğrudan kalacağımız Thebe Lodge’a gittik. Chobe Nehri tekne turları ile gezilebiliyor. Gün doğumu ya da gün batımı turlarından bir tanesine katılabilirsiniz. Bu yazıyı hazırlarken ve çektiğim fotoğraflar arasından seçme yaparken düşüncem “keşke zamanımız olsaydı da iki tura birden katılabilseydik” şeklindeydi. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kaldığımız yerden, teknelerin kalktığı limana kadar yaklaşık 20 dakika araçla seyahat ettik. Limanın bulunduğu yerdeki otel bahçesi bile domuz gibi yabani hayvan, ağaç dalları ise “Hornbill”lerle dolu. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Grup sayımız az olunca teknemiz küçük oldu ve bu bizim için şanstı. Ancak tekne kullanan Botswana’lı rehber beni çok kızdırdı. Nerede timsah görsek durup, kendince bizleri ürkütmeye çalıştı. Nehrin her tarafı hayvan kaynıyor, ortalık fotoğraf karesi dolu ama gelgelim timsah gördüğümüz her yerde duraklayarak gereksiz 15-20 dakika kaybettik. Sonunda sesimiz yükselince hızlı hareket etmeye başladı. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu nehirdeki gezimizin en ilginç tarafı fillerin yüzerek nehri geçmesine şahit olmamız oldu. İki erişkin fil, yavru fili ortalarına alarak, geniş sayılacak nehri boydan boya geçtiler. Kısa mesafeli sularda fillerin yüzüşüne şahit olmuştum ama bu kadar geniş ve derin suda yüzen fil ilk defa gördüm. Hele yavru filin sadece hortumu dışarıda kalacak şekilde ve erişkin fillerin destekleri ile yüzmesi çok ilginç geldi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Chobe Ulusal Parkı, Botswana’nın en büyük üç ulusal parkından bir tanesi ve en eskisi. Flora ve faunası çok  zengin ve özel bir park. Chobe Nehri, 12000 km²’lik bir alanı kaplayan parkın kuzey sınırında. Viktorya Şelalesine yakınlığı nedeniyle Chobe Ulusal Parkının en çok ziyaret edilen bölgesi de burası.

IMG_8237.jpg

Parkın bu bölgesi Filler bakımından çok zengin. Etrafınızda çok sayıda fil görebiliyorsunuz. Bufalo, Antilop, Hipopatamlar bolca görülüyor. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ama benim için bu parkın en önemli tarafı, kuşlar. Balık Kartalı, Leylak Göğüslü Gökkuzgun (Lilac-breasted Roller), Kaşıkla, Alaca Kingfisher, Nil Ördeği, Afrikan Skimmer Kuşu çevremizde görebildiğim kuşlardan.

IMG_8267.jpg

Alaca Kingfisher

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Alaca Kingfisher (Pied Kingfisher) özellikle Afrika Güneyinde, nehir kenarlarında yaşayan bir tür. Dişilerin boyunlarında çift siyah bant varken erkeklerin alttaki siyah bantı ortalara doğru kesiliyor. Bu alanın bana, tartışmasız, en uysal poz veren kuşuydu.

IMG_8327.jpg

Nil ördeği

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Nil Nehri ve Afrika’ya özgü olduğundan Nil Ördeği adını alıyor ama Nil Kazı diye de geçiyor.   Çünkü bu tür ne kaz ne ördek olup melez bir tür. 

IMG_8397.jpg

Leylak Göğüslü Gökkuzgun (Lilac-breasted Roller)

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Alanın en güzel ve havalı pozlarını ise Leylak Göğüslü Gökkuzgun verdi. Ne kadar güzel ve alımlı bir kuş değil mi?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Timsahları oldum olası sevmedim. Meretler, o kadar da çoklar ki burada! Afrika Makas Gaga (Afrikan Skimmer) kuşları soyları tehlike altında olan kuşlardan. Chobe Nehri onlara da ev sahipliği yapıyor. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Artık Chobe Nehri’nde güneş iyice zayıfladı ama biz adam akıllı bir hipopotam sürüsüne denk gelemedik. Bizim Botswana’lı kıl tekneci bizleri timsahlarla korkutmak isterken kaybettiğimiz vakit nedeni ile az daha onları göremeden turu tamamlayacaktık. Sonunda onları da görmeye başardık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Timsahlardan daha tehlikeli olmalarına rağmen bu hayvanları daha sevimli buluyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ufukta güneş kaybolurken Chobe Nehri’ni önce kızıla boyadı sonrada gözden kayboldu gitti. 

Gezekalın, hoşçakalın…..

Dr Ümit Kuru

17.10.2018 Saat 17:05

Afrika Cömerttir: Namibya (Rundu ve Caprivi Ucu)

IMG_7753.jpg

Namibya gezisi başlangıcında programa baktığımda kendi kendime ” Ne kadar uzun süre kara yolculuğumuz var, eziyet çekeceğiz” dedim. İtiraf edeyim ki “Kara yolu ile yolculukların bir kısmını uçakla yapabilir miyiz acaba?” diye şartları da zorladım. Ama iyi ki de bu düşüncemi eyleme dökmemişiz. Yol üstü yerel insanlarla, daha önce görmediğiniz bir hayvanla ya da plansız bir doğa güzelliğine rast geldiğiniz zaman, hele de aracı durdurma şansınız varsa, gezi bir başka güzelleşiyor. Bu yol üstü plansız karşılaşmalar Namibya gezimize renk kattı. Onun için demem o ki eğer zamanınız varsa gezinizi mutlaka kara yolu ile yapın. Evet! Eziyeti var ama denk geleceğiniz bir plan dışı temas size tüm eziyeti unutturacaktır.

kalkış Etosha Ulusal Parkı, Namibya varış Namushasha River Lodge, Gondwana Collection Namibia - Google Haritalar - Google Chrome 6.10.2018 232612.jpg

Etosha Ulusal Parkı sonrasında Botswana’ya doğru giderken, günlük 350-400 km yol yaparak 2 yerde konakladık ve Namibya’da 2 gece daha geçirmiş olduk. Bu konaklamalardan bir tanesini Rundu‘da Okavango Nehri kıyısında yaparken, diğerini Caprivi Ucu’ndaki Mudumo Ulusal Parkı içinde yaptık. Aslında amaç Namibya’yı karayolu ile terk edip Botswana’ya gitmekti.

IMG_7215-001.JPG

Bir gece önce konakladığımız Moruki Etosha Lodge’dan Rundu’ya doğru yolumuz üzerindeki Tsumeb adlı küçük ama şirin mi şirin bir şehirde kısa bir konaklama yaptık. Hediyelik eşya satan çocuklardan, alacağımız yoksa da, bir şeyler satın aldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Rundu’ya varmadan hemen önce bir köye denk geldik. Bu köyün sakinleri yol kenarında hediyelik eşyalarını dizmişler ve satıyorlardı.

IMG_7237-001

Namibya’da aldığımız en özgün ve ucuz el yapımı ağaç oyma işlerini buradan aldık. Denk gelirseniz kaçırmayın derim. Yolunuz üzeri mutlaka dikkatinizi çekecektir. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Rundu Namibya’nın, başkent Windhoek’den sonraki ikinci büyük şehri. Angola ile Namibya arasında sınır teşkil ediyor. Aslında bu sınırı Okavango Nehri sağlıyor.1609 km uzunluğundaki Okavango Nehri Angola, Namibya ve Botswana ülkelerini geçerek sonunda Okavango Deltasını oluşturuyor.

Rundu’da Kaisosi River Lodge’da kaldık. Okavango Nehri kıyısında şirin bir yerdi.  Bir kıyı Namibya, diğer taraf ise Angola. Bulunduğumuz yerden karşı kıyıda hem çamaşırlarını ve hem de kendilerini yıkayan kadınları ve erkekleri görebiliyorduk.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Akşam üstü nehirde 1 saatlik tekne turu yaparak günü batırdık. 

IMG_7454.jpg

Nehirde su samurları vardı. Hipopotam da bulunuyormuş ama biz göremedik. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Okavango Nehri üzerinde çevremizdeki güzelliği içimize sindirirken, teknede verilen içeceklerimizi yudumladık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

P7290099.jpg

                                                                                                                                                                    Map1Namibya’nın Kuzey Doğusunda bulunan ince uzun çıkıntıya Caprivi Ucu (Caprivi Strip) deniyor. Bu bölge çok özel bir bölge. Özelliklerinden birisi Namibya’nın bu bölgede Angola, Zambiya, Botswana, Zimbabwe gibi dört ülke ile sınır komşuluğu yapması. Caprivi’nin bir diğer özelliği bu bölgeyi  3 nehrin geçmesi sonucunda bölgenin Namibya’nın diğer tüm bölgelerinden daha sulak halde olması. Caprivi Ucu aynı zamanda Botswana’daki  Okawango Deltası ve Chobe Ulusal Parkına, Zimbabwe ve Zambiya’nın Kariba Gölü’ne ve Dünyanın Yedinci Harikası Victorya Şelalesine ulaşmak için de bir yol.  İşte biz Namibya’daki son gecemizi Batı Caprivi’deki Mudumu Ulusal Parkı içinde geçirdik. Buradan Botswana’ya geçip Chobe Ulusal Parkı gezimizi yapacağız.

IMG_7538.JPG

Rundu’dan, Batı Caprivi’ye doğru yola çıktık. Namibya’nın bize sürprizleri bu yolda bile bitmedi; Etosha’dan sonra Caprivi’ye doğru asfalta dönen yolda, en zehirli ve saldırgan yılanlardan kabul edilen Black Mamba adlı  yılanı gördük. Yolda biz dahil onu görünce saygıyla durmuş ve kenara çekilmiş araçların önünden, tüm asfaltı enlemesine kat ederek kıvrıla kıvrıla geçti gitti.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Caprivi’ye yolumuz üstünde Popa Şelalesinde kahve molası verdik.  Şelale deyince aklınıza heybetli bir şelale gelmesin. Küçücük bir şelale ve hatta neden şelale demişler onu da anlamadım. Ama uzun yol üzerinde harika bir kahve molası yeri ve etrafta müthiş kuşlar vardı. Bol bol kuş fotosu çekildi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Popa Falls Resort’ta verdiğimiz kahve molası sonrasında Mudumo Ulusal Parkına doğru tekrar yollara düştük. Yol boyunca gördüğümüz yerleşim yerleri artık 3-5 kulübe şekline döndü. Kafalarında sıra niyetine kendi sandalyelerini taşıyan okullu çocukların, okul dönüşlerine şahit olduk ama buralarda okul nerededir pek hayal edemiyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Mudumo Ulusal Parkında Namushasha Lodge’da konaklama yaptık. Namibya’da kaldığımız her tesis çok özel ve güzeldi. Burası hemen nehrin kıyısında, doğa içinde ama doğanın bozulmamasına özen gösterilmiş bir tesis. Çatılarda ve ağaçlarda Vervet (Örümcek) Maymunları, sincaplar ve tabii ki renk renk kuşlar dolu. Doğa ve ve fotoğraf sever için tam bir cennet yani. 

IMG_7733.jpg

Otelde odamıza yerleştikten sonra tesis içinde kısa bir tura çıktık. Nehir kıyısında yürüdük. Hipopotamların sesleri duyuluyor ama kendilerini burada göremedik. Kıyıda “Dikkat timsah” uyarıları bolca vardı. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Akşam veda yemeğimizi şaraplarımız eşliğinde yaptık. Yemek sonrası ateş başında kahvelerimizi yudumlarken arkadaşlara Namibya’da en çok hangi bölümden etkilendiklerini sordum. Herkes kendince etkilendikleri yerleri anlattı. Bana gelince uzun süre düşünmek zorunda kaldım. Planda olmayan şekilde gezi listemize kattığımız Namibya’nın her gününün ve her köşesinin benim için bir başka güzellikte olduğuna karar verdim.

IMG_7966.jpg

Kıssadan hisse sevgili Gezekalın takipçileri; Namibya mutlaka bir gezginin gezi listesinde yer almalı..

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

09.10.2018 Saat 00:37