Sekizinci Kıta Madagaskar: Başkent Antananarivo-Son Gün

Gezi Tarihi 17.09.2016

IMG_1335-001.JPG

Sabah otelde kahvaltı sonrasında, otel terasından aşağımızda uzanan Antananarivo manzarasına baktığımda ne de güzel ve hareketli gözüküyordu şehir! Umudum bu son günde, gelişlerde ve gidişlerde pek de içimin ısınmadığı bu şehirden güzel anılarla ayrılabilmek. Bu son günümüzü Başkent Antananarivo’ya, ya da daha çok anılan ismi ile Tana’ya ayırdık. Burada öğle sonrasına kadar hep beraber gezip, daha sonra bir kısmımız memlekete, bir kısmımız ise Mauritus’a gidecek.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

img_1297

Şehir 1610-1625 yılları arasında Merine Kralı Andrianjaka tarafından kurulmuş.  Şehrin, daha doğrusu Madagaskar’ın, zirvesine bir kraliyet konutu inşa eden Kral Andrianjaka, daha sonra burayı Merine Krallığı’nın kraliyet sarayı haline getirmiş. Sözlü anlatılara göre, 1675-1710 yılları arasında krallığı yöneten Kral Andriamasinavalona, krallığı korumak için 1000 muhafız görevlendirmiş ve krallığın ismini de Antananarivo (Bin Asker Krallığı) olarak değiştirmiştir. 

Madagaskar’ın başkenti Antananarivo’yu eski bataklık bölgesi olan şehir merkezi, saraylar (Rova-Eski Kraliçe Sarayı, eski Rainilaiarivony  (Andafiavaratra) Eski Başbakanlık Sarayı, Eski Adalet Sarayı), Katedral eski soylu ailelerin evlerinin bulunduğu şehir dışı bölgesi (“La Haute ville”) ve bunlar arasında bulunan ara bölge olmak üzere 3 bölüme ayırabiliriz.

Biz gezimize  şehir dışı (Upper Town) bölgeden başladık. İlk durağımız ise Rova (Kraliçe’nin Sarayı veya Manjakamiadana) oldu. Büyük kraliyet kompleksinin bir parçası olan Kraliçe Sarayı, 17. yüzyılda Kraliçe Ranavalona için yapılmış. Burası 1995 yılında bir yangında yanmış ve sadece duvarları ayakta kalmış. Saray şehrin 200 mt yükseğinde, Analamanga (“mavi Orman” anlamında) Tepesinde kurulmuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Başlangıçta ahşap olan yapı 1869’da Kraliçe 2. Ranavalona’nın isteği ile betonarmeye çevrilmiş. Heybetli bir kapıdan içeriye girince tam karşınıza bu sarayın dış duvarları çıkıyor. Yanmış olan sarayda bazı tadilat işleri olsa da, bunlar uzadıkça uzamış ve hala da bitirilememiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Girişten sonra sol tarafa doğru giderseniz kral ve kraliçelere ait mezar odaları görüyorsunuz. Monarşinin sonuna kadar hükümdarların mezarları hep Rova’da olmuş. Bu sarayın terasından şehir manzarası müthiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Rova  kompleksi içinde sadece Kraliçenin Sarayı yok. Bundan başka daha eski ve basit olandan, bitirilememiş olanlarına kadar birkaç tane daha saray var. Bunlardan bir tanesi yeniden düzenlenmiş. Biz de onun içini gezdik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saray kompleksi içinde geziye, kraliyet Kilisesini gezerek devam ettik. Kilise içinde tahta işleri son derece güzel bir işçilikle yapılmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saray Kompleksi içinden son fotoğraflarımızı alıp şehir gezimize devam ettik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Rova’nın Kuzey ve güneyi derin yarlarla çevrili. Doğu batı doğrultusu ise tarihi yerlerle dolu. Rova’dan  aşağıda gözüken manzara, soyluların geleneksel mimaride, koloniyal tarzda iyi korunmuş eski evleriyle, katedraller, dar, kıvrımlı kaldırım taşı döşeli sokaklar ve geleneksel Malagaz evleri ile dolu.

IMG_1342.JPG

Ben otobüsle şehir gezimize devam etmeden önce, bir koşu, adalet sarayı ve eski başkanlık sarayını da gündüz gözü ile fotoğraflamak için ayrıldım. Ambatondrafandrana (Eski Adalet Sarayı) 16 neoklasik sütunun bulunduğu bir saray. “Rafandran’nın taşları” anlamına gelen  Ambatondrafandrana, Antananarivo’nun ilk üç kralının şerefine verilen bir isim. Bina 1881’de yapılmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ravelojaona Sokağı’nda, Andafiavaratra veya Başbakanın Sarayı bulunuyor. Sırası ile gelen üç kraliçe ile evlenen Rainilaiarivony’nin Sarayı 1872’de inşa edilmiş. Bu saray çeşitli dönemlerde askeri karargah, mahkeme, Güzel Sanatlar Akademisi, Başkanlık Sarayı ve en son da Başbakan’ın Sarayı olarak hizmet etmiş. Bu saray içinde Kraliçenin Sarayı’ndan yangında kurtarılan eşyalar varmış. Dış görüntüsünde saraydan pek eser yok.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Rova ve çevresinin gezisi sonrasında araçlara binip şehir turu atmaya başladık. Ama bir baktım hep araç içindeyiz. Hiç dışarı çıkıp fotoğraf çekemiyoruz. Halbuki Madagaskar’a gitmeden önce Antananarivo’yu iyi çalışmış ve gezi noktaları belirlemiş, Anosy Gölü çevresinde yürüyüş planlamıştım. 

Anosy Gölü’nü de araçla geçince isyan bayrağını çektik. Aracın durması için uygun bir yer bulunca araç durdu ve göl kenarına yürüdük. Bir anda nereden çıktığını anlamadığımız, çok sayıda çocuk etrafımızı sardı. Üstelik, Madagaskar’ın Doğu ve Batı Kırsal’ında gördüklerimiz gibi “yok” deyince de gitmiyorlar. Etrafta sidiğin zamanla bıraktığı amonyak kokusu hissediliyordu. Göl kıyısı ve gölün içi çöp doluydu. Bir yandan da, şehrin tam da göbeğinde bulunan gölde çamaşır yıkayan kadınları ve yıkayıp da sahilde toprağa serdikleri çamaşırları gördük.  

IMG_1355.JPG

Bir anda Madagaskar’a gitmeden önce o fotoğraflarda gözüken, mor renkli çiçek açmış ağaçlarla çevrili göl hayalim uçtu gitti. Hemen araca döndük ve bir daha da aracı durdurmaya çalışmadık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Belli ki başkentin o yazılarda, fotoğraflarda var olan imajının silinmesini istemiyor ve mümkün oldukça halkla temas ettirmek istemiyorlardı. Kırsalın mazereti olabilirdi ama başkentin en bilinen ve tam ortasındaki sefaletin mazereti olamazdı. 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Biz gene işin teorik kısmını verelim. Anosy Gölü, Analamanga Tepesinin eteklerinde, eskiden var olan bataklıktan kalma bir göl. Bir zamanlar burada göl ortasında Kral Ranavalona I için bir yazlık saray varmış. Daha sonra , bu yazlık sarayın yerine 1. Dünya Savaşında ölen Malagaz askerler için “Siyah Melek”denen anıt dikilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Analakely (Küçük Orman), başkent Antananarivo tam göbeği oluyor. Tren İstasyonu (Gare de Soarano”, Fouchard tarafından 1908-1910 yılları arasında dizayn edilmiş) binasından, Özgürlük Meydanı boyunca eski markete kadar yayılıyor. Analakely-Zoma bir çok gezgine göre dünyanın en büyük açık hava marketi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buraları araçla geçtikten sonra alışveriş yapıp, grubun bütünün Madagaskar gezisinin sonlanacağı El Sanatları Pazarı‘na (Marché Artisanale de La Digue) gidildi. Bu pazarda sepetler, dericilik, tahta işi oymalar, tekstil ve baharat bulabiliyorsunuz.  Madagaskar hediyelik eşyalarından almanız için doğru adres. Antamamarivo içinde başka marketlerde var ama burada daha rahat edeceğiniz kesin. Ben burada çok severek bir tahta oyma heykel aldım.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğle yemeğini Le Combava adlı restoranda yedik. Güzel bir yerdi ve yemeklerde güzeldi.

İstanbula döneceklerle vedalaşıp, onları yolladıktan sonra Maritus’a gidecek arkadaşlarla birlikte Tsimbazaza Hayvanat ve Botanik Bahçesini gezmeye gittik.  Bu büyük ve tepelik park başkentin güney batısında olup bir hayvanat bahçesi, arboretum, paleontoloji müzesi ve etnoloji müzesi içeriyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu parka bence mutlaka gitmelisiniz. Burası aslında şehir ortasında bir cennet. Maalesef bakımsız ve ihmal edilmiş bu parka aslında sadece göremediğiniz bazı lemur türlerini görmeniz için bile gidilebilir. Tabii ki kafes arkasında lemur görmek üzücü.  

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bunun dışında parkın içinde bulunan ve Madagaskar’ın dört bir yanından, etnik ve kültürel farklılıklara göre mezar örnekleri de ilginç geldi bana. Bunun dışında kafes arkasında bazı hayvanlar sergileniyor ama dev kaplumbağalar en ilginç olanlarıydı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Parkın ortasında bir gölet var. Burada bulunan ağaçlara onlarca kuş yuva yapmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tsimbazaza Hayvanat ve Botanik Bahçesi gezisinden sonra Antananarivo’da Tren Garında bulunan Café de la Gare adlı kafede oturduk ve Mauritus için uçuş saatimizi bekledik. Sonunda da buradan alınıp uçak için havaalanına götürüldük. Bundan sonrası ise bir başka hikaye gerektirir.

Evet Sanal Gezgin arkadaşlarım..

Bir gezi yazısı daha bitti. Gezi yazıları bitince benim içimi bir hüzün kaplıyor. Bunun nedeni benim için yazı bitince gezinin de gerçekten bitmiş olması, o ülkenin dosyasının kapanması.  Sonrası sanal aleme emanet.

Bir gün rotanızı Madagaskar’a yani 8. Kıtaya yöneltin lütfen. Madagaskar, Madagaskarlıktan hızla çıkıyor, kaçırmayın derim..

Gezekalın, aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

08.10.2016 Saat :01:31

img_1573

 

KAYNAKLAR

http://www.ebrudurupinar.com/index.php?option=com_content&view=article&id=148:tanagun1&catid=39:madagaskar&Itemid=84
http://www.radikal.com.tr/radikalist/korsanlar-diyari-madagascara-gitmeniz-icin-10-sebep-1285584/   (Madagaskar genel)
http://www.gokyuzunet.com/atalarin-adasi-madagaskara-yolculuk/
http://www.gezivedoganotlari.com/tag/madagaskar/
http://www.yoldasin.com/afrika/dogu-afrika/madagaskar/
https://openknowledge.worldbank.org/bitstream/handle/10986/16709/820250WP0P12800Box0379855B00PUBLIC0.pdf?sequence=1&isAllowed=y
http://www.yoldasin.com/insaniyla-dogasiyla-bir-mozaik-madagaskarin-baskenti-antananarivo/
http://www.travelmadagascar.org/CITIES/Antananarivo-what-to-see.html
http://madagascar-tourisme.com/index.php

Sekizinci Kıta Madagaskar: Antananarivo’ya Varış

P9100012.JPG

THY, Türkiye’den Madagaskar’a uçuyor. Uçuşun ilk aşaması 9 saat 30 dakika’da, kuş uçuşu 7500 km ötedeki, Mauritus’a oluyor. Aynı uçak 1,5 saat kadar havaalanında bekledikten sonra, 1 saat 40 dakika süren ikinci kısımla Antananarivo’da (Tana) sonlanıyor. Mauritus’la Türkiye arasında 1 saat fark varken, Madagaskar ile Türkiye arasında saat farkı yok.  Madagaskar’ın başkenti Tana’nın havaalanının ismi İvato Havaalanı. Küçük bir havaalanı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar vizesi kapıda alınıyor. Önce bir memur vizeyi verdi. Sonrasında 3 ayrı memurun pasaportlarımıza yaptıkları işlemlerle ülkeye resmen girmiş olduk. Bu ülkede her insana bir iş yaratmışlar sanki. Allahtan ki bizim uçaktan başka uçak, bizlerden başkaca da yolcu yok da, çok beklemedik. Havaalanı dışındaki aracımıza binip Les 3 Metis adlı otelimize doğru yola çıktık. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saat 16 gibi havaalanı dışına çıktık. Havaalanı ile şehir merkezi arası 25 km kadar. Mesafe kısa gibi gözükse de yollar dar ve çok araç var. Bu şehir tam bir eski araba cenneti. Citroen Dejavu, Renault Quatre Chevaux gibi 1940-50’lerin araç modellerinin bolluğu şaşırtıcı. Sonradan öğrendiğimize göre Madagaskar ikinci el arabanın bolca getirildiği bir ülkeymiş. Yol boyu minik dükkanlar görüyoruz. Bu dükkanlar en çok bakkal, kuaför ve kasap dükkanı oluyor. Madagaskar insanı, memuriyet işinde çalışmayı sevmezmiş. Üç-beş kuruş parayı denkleştirdi mi, hemen kendine dükkan açarmış. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yol boyu insan manzaraları ilgi çekici geldi. Yol kenarında ve şehrin tam da göbeğinde pirinç tarlaları var. Evler çok eski, bazıları kerpiçten yapılı, bazıları ise kolonyal tarzın evleri. Yavaş sayılacak bir hızla, orta şehir bölgesinde bulunan otelimize geldik.

Başkent Tana, 1.4 milyon yaşayanı ve 1275 metre rakımı ile Madagaskar’ın en kalabalık ve en yüksekte olan şehri. Bu şehrin, Güney Afrika’nın diğer şehirlerinden farklı olarak ezelden beri büyük şehir olma özelliği var. Yani Avrupalılar tarafından kolonileştirilmeden önce de büyük şehirmiş. 1625 yılında Kral Andrianjaka tarafından kurulmuş ve onu koruyan 1000 askere izafen (Antananarivo, Malagazca “Bin Asker Şehri” demek) Antananarivo adı verilmiş. Önceleri basit bir köy iken, Madagaskar’ın bütününe doğru hakimiyetlerini arttıran krallar sayesinde büyük şehir haline gelmiş. Merina Kralı 1. Radama, Antananarivo’yu tüm Madagaskar’ın başkenti yapmış. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Şehir 3 bölümden oluşuyor; En tepede olan üst şehir bölümü tarihsel öneme de sahip kısım. Bütün saray ve önemli yerler burada. Şehrin aşağı bölümü fakir olan bölüm. Bu ikisi arasında ise ara bölüm var. Bizim otel ara bölümde bulunuyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar’a giriş şehri olmasına rağmen çoğu ziyaretçi için sevimsiz gözüken ve az zaman geçirmelerine neden olan Tana’da bugün için bir şeyler yapmayı istemiştim. Otele vardığımızda akşama program konduğunu ve üst şehirde bir restoranda yemek yeyip, müzik ve dans performanslarını izleyeceğimizi öğrendim. Bayıldım ben bu son dakika gelişmesine…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Otel, eski bir kolonyal tarzı ev. Çok lüks değil ama sevimli ve bu şehir için iyi sayılabilecek bir otel. Akşam araçlara binip yemek yiyeceğimiz restoran bölgesine vardık. Önce şehre tepeden bakan bir noktadan güneşi batırdık. Sonrasında Le Grill de Rova adlı restorana girdik. Burada bizi güzel bir müzik eşliğinde kokteylle karşıladılar. Sonra ana salona yemeğe geçtik. Yemek yerken de bize Madagaskar’ın dört yanından ve çeşitli etnik gruplarından dans gösterileri yapıldı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Çok güzel bir gece oldu. Ülkeye hızlı bir giriş yaptık. Daha sonra otelimize dönüp ertesi gün başlayacak olan esas gezimiz için dinlenmeye çekildik.

Yarın gerçek Madagaskar’a adım atıyoruz

Gezekalın, aydınlık kalın…

Dr Ümit Kuru

24.09.2016 Saat 01:39

Kaynaklar

http://www.ebrudurupinar.com/index.phpoption=com_content&view=article&id=148:tanagun1&catid=39:madagaskar&Itemid=84
http://www.radikal.com.tr/radikalist/korsanlar-diyari-madagascara-gitmeniz-icin-10-sebep-1285584/   (Madagaskar genel)
http://www.gokyuzunet.com/atalarin-adasi-madagaskara-yolculuk/
http://www.gezivedoganotlari.com/tag/madagaskar/
http://www.yoldasin.com/afrika/dogu-afrika/madagaskar/
https://openknowledge.worldbank.org/bitstream/handle/10986/16709/820250WP0P12800Box0379855B00PUBLIC0.pdf?sequence=1&isAllowed=y
http://www.yoldasin.com/insaniyla-dogasiyla-bir-mozaik-madagaskarin-baskenti-antananarivo/
http://www.travelmadagascar.org/CITIES/Antananarivo-what-to-see.html
http://madagascar-tourisme.com/index.php

Sekizinci Kıta Madagaskar: Giriş ve Genel Değerlendirme

 

IMG_7963.JPG

Her gezi dönüşünde yazacağım yazıyı, aslında gezi sırasında şekillendiririm. Giriş yazısına ise bir başka önem verir, fotoğrafların da en güzellerini seçip koymaya çalışırım. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar-Mauritus gezimizin sonrasında da yeni gezi yazısı dizime başlamak için bilgisayar başına oturdum. Fotoğraflar bir güzel seçildi ama bir türlü Madagaskar’la ilgili vereceğim mesajın ne olması gerektiği, “Hangi cümlelerle ilginizi çekmeliyim” ya da “Size Madagaskar’ı nasıl özetlemeliyim” kısmı netleşmedi. Duygularım karmakarışık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gezi öncesi Madagaskar bölümü ile ilgili beklentim çok yüksekti. Bu geziden görsel anlamda alacağımı aldım ve beklentilerim karşılandı. Ama bu ülke, özellikle de başkenti Antananarivo (bundan sonra herkesin dediği gibi kısaltılmış ismi ile Tana diye yazacağım) beni çok yordu. Allahtan ki ülkenin kırsalında, doğusunda-batısında, başkentteki kadar fakirlik olmasına rağmen, insanların yüzlerinde gördüğümüz ifade ve aldığımız etkileşim daha farklıydı.

IMG_5880.JPG

Yukarıdaki fotoğraf aslında ne demek istediğimi çok güzel ifade ediyor. Bu fotoğrafı ülkenin batısında bulunan Manambolo Nehri kıyısındaki Bekopaka Köyünde çektim. Sallarla geçtiğimiz nehrin her iki kıyısında da çocukların onlarcası bizleri karşıladılar. Bu fotoğrafı veren çocuğun benimle kavga etmek istemediğine eminim. Büyük bir olasılıkla, yakın zamanda seyrettiği bir videodaki kahraman dövüşçüyü taklit edip, kendince bana en havalı pozunu verdi. Yüzündeki o sevimli  gülümseme hariç, başkent sokaklarında dolaştığımızda karşılaştığımız kadın-erkek, yaşlı-çocuk herkeste varlığını hissettiğim ruh hali işte tam da buydu; Yumrukları sıkılı ve sizinle kavgaya hazır, fakirliklerine isyankar insanlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Fakirliklerine isyanları var ama bununla tezat şekilde çaresizliğin verdiği bir durgunluk içindeler.  Başkent hariç, ülkenin gezebildiğimiz diğer kısımlarındaki insanlar daha hoşgörülü, güler yüzlü ve candanlar. Yerel rehber ısrarla başkentte gezmemizi istemedi. Bundaki amacının bizleri soygundan korumak olduğunu düşünüyordum. Ama son gün Tana Şehri gezisi sırasında Anosy Gölü kenarında fotoğraf çekme amacıyla aracın durması için ısrar ettiğimizde yaşadığım manzara, aslında başkentin insanı ve başkent ile yakın temasın istenmediğini düşündürdü bana.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar’lı halkın çevresine, doğal zenginliklerine ve tarihi yapılarına yaklaşımları hiç de dost değil. Yukarıda saydığım zenginliklerini yıkıcı ve tahrip edici durumdalar. Onun içindir ki Anosy Gölü’nün içinde çöp yığınları o güzel manzarayı bir anda yok edebildi ve çevresinde hissettiğimiz yoğun sidik kokusundan dolayı ancak 2 fotoğraf karesi alıp, hemen araca dönülmek zorunda kalındı. Tana’da araçtan inince çevremizi bir anda saran, ülkenin batı ve doğu sahillerinde gördüğümüz salya sümük ama sempatiyi elden bırakmamış çocuklarınn aksine, sizden mutlaka birşeyler alma hedefli kir pas içinde çocuklar da işin bonusu oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar dünyanın en fakir ülkeleri arasında ilk 10 içinde bulunuyor. Fakirliğin beraberinde gelen yokluk normaldir. Ben çok fakir ülke gezdim ve insanları içine girdim. Bu ülkeler genelde Batının Emperyalist ülkelerinin sömürdüğü, öz kaynaklarını yıllarca çaldığı ülkelerdi. Ancak onlar arasında bile Madagaskar kadar umutsuz olanını görmedim. Madagaskar yıllarca Fransa’ya karşı özgürlük mücadelesi vermiş bir ülke. Sonunda özgürlüklerini de kanlı ve yüksek bedellerle kazanmışlar . Ama sonradan ülkeyi yönetenler o kadar beceriksiz, ülke ve ülke insanı hayrına çalışmakdan o kadar uzak kalmışlar ki, Madagaskar insanı çoluk çocuk umutsuz bir fakirlik içine düşmüşler. İşte beni esas rahatsız eden de bu oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İnsanlar fakirlikten özkaynaklarını bu sefer kendileri talan ediyor olmuşlar. Ülkenin ormanları hızla yok ediliyor. Bir torba odun kömürünün fiyatı 5000 Ariary. Yani yaklaşık 1.5 Eur. Madagaskar’da bir torba odun kömürü için ağaçlık alan yakılması normal ve hak sayılıyor. Kaçak kesim çok fazla. Ülkede sanki devlet yok. Geleceğe dair umutta olmayınca insanlar gündelik yaşamaya çalışıp, kendi geleceklerini ve kaynaklarını kendi elleri ile yok ediyorlar. Madagaskar’a bu anlamda doğru zamanda gittiğimizi düşünüyorum. Madagaskar’ın doğal yaşamında şahit olduğumuz güzelliklerin bir çoğunu, bu hoyratca yok ediş devam ederse, çok yakın bir zamanda göremeyeceğiniz kesin gibi. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Biliyorum başlangıç karamsar ve “Madagaskar’a gitmeyin” der gibi oldu. Ama bir gezgin bunu dememeli ve siz okuyucular da böyle düşünmemelisiniz. Sadece gideceğiniz de ne ile karşılaşabileceğinizi bilmenizi ve ona göre önlemler almanızı isterim. Bu yazıların da amacı bu zaten.

10-21 Eylül tarihleri arasında Madagaskar-Mauritus gezisini Nar Gezi ile gerçekleştirdik. Gezimizde yönetimsel ve programsal anlamda herhangi bir eksikliğimiz olmadı. Bu anlamda çok yoğun bir program eksiksiz uygulandı diyebilirim. İki konaklama alanı dışında sorunlu bir yerimiz olmadı. Ülkenin zaten tesis bakımından fakirliği ve standartları gözönüne alındığında bunları normal karşılayabilirsiniz. Ancak yine de kabul edilebilir düzeyde tesislerin var olduğunu söylemeliyim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar, zorlu bir gezi rotası. Uzun ve rahatsız edici yollarda (gerçi bu yollara, yol demek biraz lüks olur sanki) seyahat edeceksiniz. Hijyen çok önemli bir sorun. O kadar dikkat etsek de, ben dahil, çoğumuz ishal olduk.  Sivrisineklere ısırılmamaya çalışacaksınız, sıtma riski var. “Bu kadar eziyet niye o zaman?” diyenler için söyleyecek çok sözüm, kurulacak çok cümlem var; Göreceklerinizi, yaşadıklarınızı başka bir ülkede göremeyecek ve yaşayamayacaksınız. Sık ağaçlarla kaplı ormanlarda ağaçtan ağaca zıplayan lemurların, başka bir dünyanın yaratıklarıymış gibi gözüken bukalemunların peşinde koşacaksınız. Yüzlerini ağaçtan elde ettikleri sıvıyı  sürerek güneşten koruyan ve kafalarında yük taşıyan kadınlara hayret edeceksiniz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ve o çocuklar! Salyalı, sümüklü ama ona rağmen tüm sevimlilikleri ile “Bonbon” diye şeker isteyen, sizi görünce taklalar atan, daima gülen ve dans eden güzel çocuklar. Daha önce hiç görmediğiniz kayıkları ile balıkçılar, jeeplerinizle sal sırtında geçmek zorunda olacağınız nehirler. Dünyanın bu yöresine özgün Baobab Ağaçlarını, dünyanın en önemsiz olayıymışcasına umursamadan eski bir top peşinde koşan Madagaskar’lı çocukların varlığında, gün batımında görme ayrıcalığını yaşayacaksınız.

img_7902

img_9916

Madagaskar’da şahit olabildiğim canlılar ve bitkiler insana sanki başka bir gezegende olduğunuz izlenimini veriyor. Bu anlamda Madagaskar yazı dizime özellikle “Sekizinci Kıta Madagaskar” başlığını uygun gördüm. Buırada doğal ortamında göreceğiniz canlıları başka bir yerde, hayvanat bahçesi dışında, görebilmeniz imkansız. Sadece bu nedenle bile Madagaskar’a gitmelisiniz. Bu kadar hızlı tüketiliş nedeni ile, tüm pisliği ve bazı yerlerde hissedeceğiniz iticiliğine rağmen, hızla gezi programlarınız arasına Madagaskar’ı dahil etmelisiniz. Kırsal bölgelerde Madagaskar insanı, çocuğu ve erişkini ile, daha dost canlısı ve candanlar. Bu nedenle bu fakir ama dost insanlarla kültürel alışveriş zevkini yaşamalısınız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha önce Madagaskar hakkında genel bilgileri vermiştim. Bunları ilerideki yazılarımda tekrarlamak istemiyorum. Arzu eden aşağıdaki linke tıklayarak bu yazıdaki bilgilere ulaşabilir: Madagaskar-Genel Bilgiler

IMG_5728.JPG

Sizlere gezi planlamanızda yardımcı olmasını umduğum şekilde gezim sırasında edindiğim bilgileri ve yaşadığım tecrübeleri sunacağım. Gezdiğimiz şekliyle gün ve gün yazıları takip edeceğinizi umuyorum.

img_7839

Gezmek bir kültür alışverişidir. Buyrun bakalım Madagaskar’dan aldıklarıma yani “Sekizinci Kıta Madagaskar” gezi yazı dizime…

Okuyunuz ve okutunuz 🙂

Gezekalın…

Dr Ümit Kuru

23.09.2016  Saat 10:11