• Arşivler

  • Diğer 531 takipçiye katılın

  • Mart 2013 den beri

    • 263.289 ziyaretçi
  • Temmuz 2022
    P S Ç P C C P
     123
    45678910
    11121314151617
    18192021222324
    25262728293031

Dünya Mirası Listesinde Laos

Laos’un UNESCO Dünya Mirası Listesi içinde yer alan iki yeri bulunmaktadır;

Kültürel Miras

  • Luang Prabang Şehri (1995)
  • Vat Phou ve Champasak Kültürel Alanı içindeki eski yerleşim birimleri (2001)

Bizim gezi programımız içinde sadece Luang Prabang Şehri vardı.

Luang Prabang Şehri

SONY DSC

Luang Prabang hem geleneksel ve hem de 19-20 yüzyıllarda Avrupalı Kolonyal otoritelerin eserlerinin bir arada olduğu iyi bir örnek şehir. İki kültürün iyi örneklerinin güzel korunduğu benzersiz bir şehir olarak anlatılıyor. Biz de gezimizde bu şehri çok sevdik.

Vat Phou ve Champasak Kültürel Alanı içindeki eski yerleşim birimleri

Laos’un Dünya Kültür Mirası listesindeki diğer yeri olan Vat Phou ve Champasak Kültürel Alanı Güney-Doğu Laos’da bulunan Khimer-Hindu tapınak kompleksidir. Phu Kao Dağının eteklerinde Champasak eyaletinde, Mekong Nehri kıyısından 6 km uzaktadır. Bu alanda 5. yüzyıldan gelen tapınak kalıntıları olsa da ayakta kalan yapılar 11*13. yüzyıllara aittir. Bu alan daha sonra Theravada Budistleri için bir ibadet yeri olmuş ve bugün de o şekilde devam etmektedir. Bu güzel alanı göremediğimize çok üzüldüm doğrusu. Laos’a yolunuz düşerse mutlaka gitmeye çalışın derim.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

24.12.2014 Saat 00:13

Vietnam-Laos-Kamboçya Gezi Anıları:Laos: Keşfedilmeyi Bekleyen Ülke-Luang Prabang-Fil Kampı/Khuang Xi Şelaleleri

SONY DSC

SONY DSCLuang Prabang’da son tam günümüzdeyiz. Bugün öğleden önce eskinin Kraliyet Sarayı, bugünün Ulusal Müzesini gezip, ardından birisi ipek böcekçiliği işe meşhur olmak üzere iki Laos köyünü ziyaret edeceğiz. Saat 14’den sonrada bir başka doğa harikası olan Khuang Xi (Kuangsi) Şelalerine gidilecek.

Sabah erkenden kalkıp, yemek toplama törenini bir defa daha izledim ve fotoğraf çektim. Öncekileri kaydetmediğim için bu sefer ağırlıklı olarak video çekimi yaptım. Değişen bir şey yok, bugün de güzeldi. SONY DSC

Kahvaltı sonrası grup olarak topluca Ulusal Müzeye doğru yürüdük. 1904-1909 yılları arasında, Kral Sisavang Vong’a Saray olarak yapılan bu güzel yapı,1976’dan beri Ulusal Müze olarak hizmet veriyor.

Sarayın ana kapısından girişte soldaki bina geçmişte de, günümüzde de tiyatro olarak hizmet veriyormuş. Önde Kral Sisavang Vong’un dev bir heykeli bulunuyor. Bina da Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri saat 18:00 de Ramayana efsanesinden alınma sahnelerle canlı performans gösterileri oluyormuş. Bizim gittiğimiz günde vardı ama saati uymadı. Haberimiz de olmadı, söyleyende. Bunun yerine sarayda fotoğraf sergisi vardı, onu gezdik.

Sağdaki tapınak ise kraliyet ailesinin ibadet ettiği tapınak. Sütun işlemeleri harika, tam krallara göre.

SONY DSC

Sol tarafta bahçede palmiye ağaçları ve geniş bir havuz mevcut. Havuz başında iki tane genç keşiş, gezideler. Fotoğraflamak için yaklaşayım dedim ama belli iyi vakit geçiriyorlar. Keyifleri fotoğraf vermekle kaçmıyor ama yine de bu sefer yapmak istemedim. Bunu yerine objektifin yettiği kadarı ile uzaktan fotoğraflarını çektim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Karşınızda duran bina ise Saray. İçine girerken ayakkabılar çıkarılıyor ve fotoğraf çekmeye izin yok. Müze içinde kraliyet tahtı, özgürlük beratı ve dini bazı hazineler gibi eserler var. Sarayın kapısından girdikten sonra karşınıza çıkan yer ise Kralın kabul salonu. Ortada tahtı var. Bu odanın sağ tarafında, duvarlarında kesilmiş renkli ayna mozaiklerden insan, hayvan figürleri mevcut. Kralın kabul odasının sol tarafında ise kralın başyardımcısının kabul salonu var. Arka taraflarda da özel yaşam alanları. Hoş bir saray. Fransızların ülkeyi fiilen yönettiği ve sömürdüğü, şeklen kralın olduğu bir dönem olduğundan, saray içinde de Avrupai bir hava var.

SONY DSC

SONY DSCBir gün öncesinden grubun geneli için kötü geçen 2 saatlik bot turu ve köy gezisi sonrasında alternatif olarak ne yapabiliriz diye sorguladığımızda, 15 km yakında bulunan ve bir proje kapsamında korumaya alınan Fillerin bulunduğu kampa yarım günlük gezi fikri cazip geldi. Tura ait akşam yemeklerinden artık vazgeçip, otelin bulunduğu caddenin sonuna doğru yaptığımız yürüyüşlerde varlığını keşfettiğimiz pizzacıya giderken, yolda dikkatimizi bir tur şirketinin tabelası çekmişti. Burada yarım günlük Fil kampı ziyareti vardı. Grubun en az yarısı için cazip bir öneri diye düşündüğüm bu olayı bizim rehbere açtığımda, sağ olsun ilgilendi ve indirimli fiyat önerisi geldi. Konuyu gruba açtığımda ben ve eşim dahil ancak beş kişi ile bu tur için parmak kaldırdı. Diğerleri köy gezilerini yapmaktan yanalar. Böylece beş kişi turdan ayrılıp, otele geri döndük. Bizi buradan araçla alacaklar. Öğle sonrası 14’de grubun diğer üyeleri ile birleşeceğiz.

Bu tur için adam başı 25 USD (normali 30 USD) ödedik. Buna otelden alış, tesisi geziş ve kısa bir Fil üstünde seyahat, sonrasında otele dönüş dahil. Bu turun diğer alternatifleri ise tam günlük tur veya birkaç günlük fil bakımı eğitimi için konaklamalı turdu. Benim gibi, “kim fil bakımını öğrenmek için eğitim alır ki derseniz”, yanılırsınız. Biz turdan geri dönerken, bizi almaya gelen servis arabası, özel giysileri giydirilmiş konaklamalı tura katılan Avusturalya’lı turist kafilesini getiriyordu. Yarım günlük turlar kısıtlı saatlerde, bu nedenle bir gece önceden ayarlama yapmanız en iyisi. Bizim gibi bir de öğle sonrası tura gidecekseniz riskli. Arkadaşları bekletme olasılığı biraz sıkıntı yarattı. Ama onları yemekte yakalayıp, kazasız belasız ve güzel anılarla döndük. SONY DSC

Gelelim Fil kampına; Laos’un ülke olarak eskiden bilinen ismi bir milyon fil ülkesi. Saymışlar mı? Zannetmem, ama ne kadar çok fil olduğunu iyi ifade etmişler. Fil eskinin taşıma aracı, savaş aracı, buldozeri, yani her şeyi. Bu kamp şehir merkezinden 15 km dışarıda. Yolu rezalet, içimiz dışımıza çıktı. Arabada biz beş kişi, 70’lerin üstünde bir teyzem ve yanında bir genç adam (Kanada ‘dan gelmişler) bize eşlik ediyor. Teyze, herhalde file binmez dedim ama aslanlar gibi bindi.

Fil kampına gelince sizi bir bekleme alanına alıyorlar. Fillerin bugün biraz yoğun olduğunu söylediler. Bizden önce gelenler, gezideymişler. Zaman darlığı olmasa mesele yok! Etrafta fil yok ama öbek öbek fil pisliği var. Yarım saatin sonunda üzerinde Japonlar (veya Koreliler) ile filler gözüktü. Arka arkaya iki adet fil. Ne de heybetli hayvanlar!

Fillere binmek için doğal olarak yüksekçe bir alana çıkıyorsunuz. Üç bayan bir file, 2 erkek bir file bindik. Fil ağır ağır harekete geçti. Aman yarabbi! Altınızdaki gücü hissediyorsunuz. Yani Tarzan’ın fillerle güreşi filan, külliyen yalan!

Turu ormanın içinde gerçekleştiriyorsunuz. Fil ara sıra sağa sola yemek için sapıyor ama onları idare eden fil şoförleri de çok becerikli. Bu küçük cüsseli adamların filleri yönetmek için, fillerin kulaklarını kullandıklarını fark ettik. Filin bu cüssesi ile bu kadar atik olabileceğine inanamazdım. Hangi bacağını, ne zaman atacağını o kadar iyi biliyor ki! Fil sırtında gezi yaklaşık bir saat sürüyor. Çok güzel bir ortamda, “iyi ki yaptık” dediğimiz bir gezi oldu.

Sanal değil, gerçekten Laos da olduğumun kanıtıdır, fil gezisi.  Fil kampına fillerle giriş ve zafer nidaları attık (düşmeden kampa döndük ya!). Başta biraz bir doğasever ve hayvansever olarak konsepte aykırı gibi gelmişti bize ama muhteşem bir deneyimdi, tavsiye edilir..

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SONY DSCFil kampına yarım günlük turumuz sonrası grubu ucu ucuna yakaladık ve hatta ayaküstü yemek bile yedik. Biz diğer arkadaşların turunu, onlarda bizim küçük turu merak ediyorlar. Gezdikleri en güzel köyler olduklarını söylediler ama biz hiç imrenmiyoruz. Bizimde keyifli anlarımız oldu, karşılıklı abartmanın bir anlamı da yok tabii ki..

Otobüsle şelaleye giderken dokuması ile ünlü olan bir köye uğradık. Köyü dokumacılığı ile değil ama küçük tapınağının içinde bulunan ve kaldıkları evin penceresinden bakan keşişleri çektiğim fotoğrafları ile anımsayacağım. Dedim ya! Keşişler uzak dünyanın kendilerine olan ilgisinin farkında ve her biri fotoğraf çektirmeyi biliyor. En sevdiğim fotoğraflar bunlar oldu.

Khuang Xi (Kuangsi) Şelalerine gitmek için 30 km mesafeyi yaklaşık olarak bir saatte gittik. Şelale alanına girişte ayıların koruma altına alındığı bir kafesle çevrili alan var. Grup nedense burada biraz fazla oyalandı. Oysa esas olay bizi ilerde bekliyor.

SONY DSC

SONY DSCBu şelale alanı, benim şu ana kadar gördüğüm en güzel şelale alanlarından bir tanesi. Derin bir ormanın içinde, yüksek bir tepeden akan şelale ve bu suyun devamında birbirini takip eden küçük şelaleler oluştuğunu düşünün. Buna bir de berrak, tertemiz ve türkuaz renkli havuzcuklar ekleyin; alın size mükemmel bir dinlenme ve yüzme alanı. Kuangsi Şelale alanı aslında çok güzel bir yürüyüş alanı, her yer yemyeşil. Kuş cıvıltıları ve su şırıltısı dışında sizi uyaran bir şey yok. Hepinizin “böyle uyarıya da can kurban” dediğinizi duyuyorum. Bu alanda kendimizi kaybettik. Nerenin fotoğrafını çekeceğimi şaşırdım. Bir ara hanımı da kaybettim. Bizim su kuşu dalmış berrak sulara, ama aceleden yanlış taraftan suya girmiş. Rehber yanımıza gelince ”gelin esas yüzme yeri burası değil” diye bizi bir yukarıya götürmek istedi. Bu cennet, esas yer değilse, esas yer ne diye adlandırılabilir ki? Gerçekten bir üstteki havuz daha büyük ve güzeldi. Hanım ve peşinden iki arkadaş daldılar sulara, ben fotoğraf peşinde olmayı seçtim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu anlatımla Laos gezisi sona erdi. Yarın Kamboçya, Siem Reap gezileri başlıyor. Bir değerlendirme yapmam gerekirse, buralara kadar gelip de Laos’u görmeden dönsem çok yazık olacakmış.

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

16.12.2014 Saat 22:38

Vietnam-Laos-Kamboçya gezi anıları; LAOS: Keşfedilmeyi Bekleyen Ülke-Vientiane

SONY DSC

Gezinin Laos bölümü oralara kadar gitmişken görsek iyi olur diye planlanmıştı. Geziyi 4 gün uzattı. Doğrusu ya başlangıçta bizim grupta “değer mi” tartışması yaşanmadı değil. Ama size sonda söylemem gerekeni, en başta söyleyeyim: değer!  Özellikle de Laos’un kültür başkenti Loung Phrabang. Eminim ki bu ülkede gizli saklı daha nice görsel hazineler vardır.

http://www.lonelyplanet.com/maps/asia/laos/Laos, Vietnam’ın batısında topu topu 6,5 milyon nüfuslu küçük bir ülke. Aslında ülke ismi “Lao insanları ülkesi”. Ama Avrupalı Laos demiş, öyle kalmış. Tayland ve Laos arasında sınır yapan Mekong nehri Avrupalıların bu tür yanlış anlamalarına iyi bir örnek. Mekong nehrinin ismi yerel olarak Khong nehri. Me nehir, Mekong River dediklerinde,” Khong Nehri Nehiri” gibi bir adlandırma oluyor ama Batılı demiş bir kere. Avrupalı ilk ayak basanların bölge adlarını, adetlerini yanlış anlama ve yorumlamaları sonucu aslından farklı adlandırmalar bölgeye yapışmış, kalmış.

Laos Vietnam’a göre çok özgün bir ülke. Birisi başkenti olmak üzere, sadece iki şehrini görmemize rağmen bu farkı anlıyorsunuz.

Ho Chi Minh şehrinden uçakla Vientiane’e üç saate yakın uçmak gerekiyor. Kuş uçuşu  912 km. Uçak saatinin öğle sonrası olması, uçaktan inmek, havaalanında vize almak (2 adet fotoğraf ve 30 USD gerekiyor), bavul almak derken Vientiane ancak akşamın karanlığında vardık. Tabii ki homurtularımız yükseldi ama yapacak bir şey yok. İlk gün kü program kaçtı, bir de yarına uçakla Luang Phrabang’a geçiş var.

Otel, Mekong nehri kıyısında, karşıda sokak satıcıları var. Mekong nehri kıyısında bizim kır lokantalarına benzeyen bir sürü lokanta veya yemek yeme alanı mevcut. Tezgahlarda balık, karides, meyve dolu. İsterseniz verin balık siparişinizi, karşı kıyı Tayland’a karşı, Mekong nehri kıyısında gece ışıkları altında yemek yiyin. İmrendim ama bu gezi iddialıyım, ishal olmayacağım!

SONY DSC

Laos’a ayak bastığımız ilk andan itibaren, ilk dikkatimiz çeken insanların güler yüzleri. Hele küçüklerin size bir şey satmak isterken ki önce “Sabaydi” (Sa-Bai-Dee=Merhaba) diye başlayan sonra da “Bay samting” (buy something-bir şey satın alsana!) diye biten sözleri yok mu? Grupta herkesin diline dolandı bu kelimeler. Bir de “Kop Ça” (Khawp Jai-Teşekkür ederim, sonuna Lay Lay eklerseniz çok teşekkür ederim oluyor) kelimesini sevdik. Diğer bir dikkatimizi çeken de çok sayıda tapınak olması ve etrafta çok sayıda turuncu giysileri ile Budist rahip ve rahip adaylarının gezmeleri. Budizm burada en yoğun ve en eski haliyle yaşanıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Akşam otele yerleştikten sonra yemeğe gittik. Yemek yediğimiz yer hoş bir mekandı. Yemeklerini beğendim ama bundan sonrada aynı yemeklerin, her gün aynı sırada ve çeşitte yenmesi biraz sıktı. Yemekte yerel dansların sunulduğu bir gösteri izledik. Bu arada methini duyduğum Laos birasının ilk tadışını burada yaptık ve Laos da kaldığımız süre boyunca da öğle ve akşam yemeklerinde onu içtim; çok güzeldi. Banko, tavsiye ederim.

Ertesi sabah, bu gezi de birkaç kez yapmak zorunda kaldığımız gibi, çok erkenden kalkıp, kahvaltılar elimizde, dünün yapılamayan gezisini yapmaya çıktık. İlk durak Wat Si Muang adlı bir tapınak. Burasının yapımı çok da eski değil ve sonra ki gördüklerimize nazaran küçük bir tapınak ama önemli bir tapınak. Küçük olmasına rağmen var olan önemi, şehrin kutsal emanetlerinin saklandığı tapınak olmasından geliyor. Aslında Hindu bir Kimer tapınağı üzerine inşa edilmiş. Kimer tapınağı kalıntıları hala bir köşede duruyor ve bunların üstünde bir leylek gördük ama önce heykel mi değil mi anlamadık. Hiç hayat belirtisi yoktu, sonradan lütfen bir hareket edince canlı olduğunu anladık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burada yerel rehber Budizm hakkında biraz bilgi verdi. Bu sırada ellerinde tencerelerle turuncu giysili rahipler dışarıdan geldiler ve tapınağa girdiler. O anda ne olduğunu anlamamıştık, sonra ki günlerde anladık ki bu olay Laos’da her sabah erken saatlerde tekrarlanan ve Laos’a gelen turistlerin hiçbirisinin kaçırmaması gereken bir merasim. Rahipler ellerinde tencereleri ile tek sıra halinde yürüyüp, yemek dolu tencereleri ile rahipleri bekleyen halktan yemek bağışı kabul ediyorlar. Biz meğerse bu olaydan dönen rahipleri görmüşüz. Topladıkları yemekleri tapınakta paylaşıp yiyorlardı. Luang Phrabang’da bu rütieli her gün saat 5:30 da kalkıp seyrettim. Mutlaka şahit olmalısınız.

Bu ziyaret sonrasında sabahın erken saatlerinde açılan diğer bir yere, Vientiane Pazarına gittik. Belli ki yerel rehber daha geç açılan yerler için vakit kazanıyor, olsun biz memnunuz. Bu pazarlar bu saatlerde genellikle yiyecek alış verişi için varlar. Buradan sonra Patusai ya da Zafer Takına gittik. Burası tipik Lao mimarisi ile, Paris’teki Zafer Takı örnek alınarak 1958’de yapılmış; Fransız boyunduruğu altından kurtulmuş bir ülkeden, ilginç bir gönderme. Buranın en üstüne çıkıp Vientiane panoramasını fotoğraflıyoruz. Gördüğüm en sade başkentlerden.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Artık ortalık iyice hareketlendi. Sırada That Luang Tapınağı var ve bu tapınak Laos’un ulusal simgesi. Bu tapınakta Budizmin kutsal emanetleri var (Kutsal emanetlerin saklandığı manastırlara Stupa deniyor). Tipik bir Laos tapınağı ve büyük bir tapınak. 1566 yılında yapılmış ancak savaşlardan zarar görmüş ve yanlarında bulunan tapınaklar yeni yapılmış.

Wat Sisaket burada gezdiğim tapınaklar içinde en güzel olanıydı. Buranın özelliği, 1800’lü yıllarda Siyamlıların saldırılarından yıkılmadan kurtulabilen tek tapınak olması. Çok güzel bir yapı. İçinde 8000 üzerinde Buda heykeli var.

Wat Phra Keo gezimizde ise bir zamanlar bu tapınakta bulunan Emerald Budha’nın  artık Bangkok da bir tapınağın içinde sergilendiğini öğreniyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğleye kadar geziyi tamamlayıp, Luang Prabang’a uçmak üzere havaalanına gittik. Yarın Luang Prabang’dayız.

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

10.12.2014 Saat 22:28

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Vietnam-Laos-Kamboçya Gezi Anılarım-Giriş

SONY DSC

Ön Bilgidir:

Tüm Sanal Gezginlere içten bir merhaba..

Bir süredir (2015 yıında yeni gezilere kadar) sağda solda yazdığım yazıları, kendi adıma açtığım blogda toplamaya çalışıyorum. Bu yazıları tekrar güncelleyip, fotoğrafları da yeniden seçip işleyerek yazıya dökmek, ilk yazılmış halinden daha zor olmakla birlikte tüm gezi anılarımı bir yerde toplama isteğimin cazibesi yanında ödenebilecek bir bedel gibi duruyor.

Bu sefer sizlerle 2008 yılında gerçekleştirdiğimiz Vietnam/Kamboçya/Laos gezimizin yazısını paylaşıyorum. Umarım bir gün oralara ziyaret edecek gezginlere yardımı olur.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru 2014

SONY DSC

Sin çaouv, Sabaydi, ve Sue sav-dey

Yukarıda okumakta zorlandığınızı düşündüğüm üç kelime, Türkçe de tek bir kelimenin karşılığı; Merhaba.

Vietnam dilinde “Xin chao” yazılan ve “sin çauv” diye okunan, Lao’luların ülkesi Laos’un dilinde “Sa-bai-dee” şeklinde yazılan ve “sabaydi” okunan, Kamboçya insanları Kimer’lilerin dilinde ise Sues dei yazılan Sue sav-dey olarak okunan kelimeler, çok sevdiğim bir kelimenin, “merhabanın” karşılığı. Birazı bayram tatilinden, birazı senelik izin hakkımdan, 17 günü yana yana getirip Vietnam Kamboçya Laos gezisi gerçekleştirdik. SONY DSC

Bu ülkelere gezi fikrini Tayland’da Kraliyet Sarayını gezerken aklıma koymuştum. Yıllardan 2003 olması lazım. Tayland’ın o muhteşem Kraliyet Sarayının bahçesinde Angkor Wat’ın bir maketi vardı. Ben o maketin önünde çakılıp kalmış ve o muhteşem eserin maketi karşısında bile büyülenmiştim.

Karar o zaman verildi; Kamboçya görülmeliydi. Oralara kadar gitmişken de Vietnam ve Laos da listeye eklenmeliydi.

Bütçe ayarlanması, tur ayarlanması derken 2008 yılının şubat ayı için Vietnam Kamboçya ve Laos turu ayarlanmıştı. Peru grubu gezginlerinden altı arkadaşı fiilen, iki tanesini de ruhen yanımıza alarak sevgili eşim ve bendenizden meydana gelen sekiz kişilik ekip hazırlıklara başladık.

Program, kağıt üzerinde mükemmeldi ama pratikte yaşadığımız sıkıntılarımız oldu. O zaman lokal tur şirketleri ile sıkıntılar yaşadık. Buna bir de bizi götüren firma rehberlerinin acemiliği eklenince problemler yaşandı.  Gidilen bölgenin zor, yemeklerinin damak tadımızdan farklı ve bavul açmaya pek fırsatımızın olmayacağını filan hep hesaplamıştık ama uçak saatlerinin seçiminin kötülüğü yüzünden neredeyse Angkor Wat’ı bile göremeyeceğimizi, her gün sunuluş sırasına kadar aynı menüde yemeği yiyeceğimizi de hesaplamamıştık.

SONY DSCNeyse biz bardağın dolu tarafından bakalım; bu yerleri görmek, o fakir ama mutlu insanları tanımak, Mekong nehri ile birlikte bu üç ülkeyi dolaşmak güzel bir deneyimdi. Şahsım adına mutluyum.

Haydi bakalım “sanal gezginler”; Vietnam-Laos-Kamboçya gezi yazıma….

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

28.11.2014   Saat 23:00

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.