Dünya Mirası Listesinde Laos

Laos’un UNESCO Dünya Mirası Listesi içinde yer alan iki yeri bulunmaktadır;

Kültürel Miras

  • Luang Prabang Şehri (1995)
  • Vat Phou ve Champasak Kültürel Alanı içindeki eski yerleşim birimleri (2001)

Bizim gezi programımız içinde sadece Luang Prabang Şehri vardı.

Luang Prabang Şehri

SONY DSC

Luang Prabang hem geleneksel ve hem de 19-20 yüzyıllarda Avrupalı Kolonyal otoritelerin eserlerinin bir arada olduğu iyi bir örnek şehir. İki kültürün iyi örneklerinin güzel korunduğu benzersiz bir şehir olarak anlatılıyor. Biz de gezimizde bu şehri çok sevdik.

Vat Phou ve Champasak Kültürel Alanı içindeki eski yerleşim birimleri

Laos’un Dünya Kültür Mirası listesindeki diğer yeri olan Vat Phou ve Champasak Kültürel Alanı Güney-Doğu Laos’da bulunan Khimer-Hindu tapınak kompleksidir. Phu Kao Dağının eteklerinde Champasak eyaletinde, Mekong Nehri kıyısından 6 km uzaktadır. Bu alanda 5. yüzyıldan gelen tapınak kalıntıları olsa da ayakta kalan yapılar 11*13. yüzyıllara aittir. Bu alan daha sonra Theravada Budistleri için bir ibadet yeri olmuş ve bugün de o şekilde devam etmektedir. Bu güzel alanı göremediğimize çok üzüldüm doğrusu. Laos’a yolunuz düşerse mutlaka gitmeye çalışın derim.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

24.12.2014 Saat 00:13

Vietnam-Laos-Kamboçya Gezi Anıları:Laos: Keşfedilmeyi Bekleyen Ülke-Luang Prabang-Fil Kampı/Khuang Xi Şelaleleri

SONY DSC

SONY DSCLuang Prabang’da son tam günümüzdeyiz. Bugün öğleden önce eskinin Kraliyet Sarayı, bugünün Ulusal Müzesini gezip, ardından birisi ipek böcekçiliği işe meşhur olmak üzere iki Laos köyünü ziyaret edeceğiz. Saat 14’den sonrada bir başka doğa harikası olan Khuang Xi (Kuangsi) Şelalerine gidilecek.

Sabah erkenden kalkıp, yemek toplama törenini bir defa daha izledim ve fotoğraf çektim. Öncekileri kaydetmediğim için bu sefer ağırlıklı olarak video çekimi yaptım. Değişen bir şey yok, bugün de güzeldi. SONY DSC

Kahvaltı sonrası grup olarak topluca Ulusal Müzeye doğru yürüdük. 1904-1909 yılları arasında, Kral Sisavang Vong’a Saray olarak yapılan bu güzel yapı,1976’dan beri Ulusal Müze olarak hizmet veriyor.

Sarayın ana kapısından girişte soldaki bina geçmişte de, günümüzde de tiyatro olarak hizmet veriyormuş. Önde Kral Sisavang Vong’un dev bir heykeli bulunuyor. Bina da Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri saat 18:00 de Ramayana efsanesinden alınma sahnelerle canlı performans gösterileri oluyormuş. Bizim gittiğimiz günde vardı ama saati uymadı. Haberimiz de olmadı, söyleyende. Bunun yerine sarayda fotoğraf sergisi vardı, onu gezdik.

Sağdaki tapınak ise kraliyet ailesinin ibadet ettiği tapınak. Sütun işlemeleri harika, tam krallara göre.

SONY DSC

Sol tarafta bahçede palmiye ağaçları ve geniş bir havuz mevcut. Havuz başında iki tane genç keşiş, gezideler. Fotoğraflamak için yaklaşayım dedim ama belli iyi vakit geçiriyorlar. Keyifleri fotoğraf vermekle kaçmıyor ama yine de bu sefer yapmak istemedim. Bunu yerine objektifin yettiği kadarı ile uzaktan fotoğraflarını çektim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Karşınızda duran bina ise Saray. İçine girerken ayakkabılar çıkarılıyor ve fotoğraf çekmeye izin yok. Müze içinde kraliyet tahtı, özgürlük beratı ve dini bazı hazineler gibi eserler var. Sarayın kapısından girdikten sonra karşınıza çıkan yer ise Kralın kabul salonu. Ortada tahtı var. Bu odanın sağ tarafında, duvarlarında kesilmiş renkli ayna mozaiklerden insan, hayvan figürleri mevcut. Kralın kabul odasının sol tarafında ise kralın başyardımcısının kabul salonu var. Arka taraflarda da özel yaşam alanları. Hoş bir saray. Fransızların ülkeyi fiilen yönettiği ve sömürdüğü, şeklen kralın olduğu bir dönem olduğundan, saray içinde de Avrupai bir hava var.

SONY DSC

SONY DSCBir gün öncesinden grubun geneli için kötü geçen 2 saatlik bot turu ve köy gezisi sonrasında alternatif olarak ne yapabiliriz diye sorguladığımızda, 15 km yakında bulunan ve bir proje kapsamında korumaya alınan Fillerin bulunduğu kampa yarım günlük gezi fikri cazip geldi. Tura ait akşam yemeklerinden artık vazgeçip, otelin bulunduğu caddenin sonuna doğru yaptığımız yürüyüşlerde varlığını keşfettiğimiz pizzacıya giderken, yolda dikkatimizi bir tur şirketinin tabelası çekmişti. Burada yarım günlük Fil kampı ziyareti vardı. Grubun en az yarısı için cazip bir öneri diye düşündüğüm bu olayı bizim rehbere açtığımda, sağ olsun ilgilendi ve indirimli fiyat önerisi geldi. Konuyu gruba açtığımda ben ve eşim dahil ancak beş kişi ile bu tur için parmak kaldırdı. Diğerleri köy gezilerini yapmaktan yanalar. Böylece beş kişi turdan ayrılıp, otele geri döndük. Bizi buradan araçla alacaklar. Öğle sonrası 14’de grubun diğer üyeleri ile birleşeceğiz.

Bu tur için adam başı 25 USD (normali 30 USD) ödedik. Buna otelden alış, tesisi geziş ve kısa bir Fil üstünde seyahat, sonrasında otele dönüş dahil. Bu turun diğer alternatifleri ise tam günlük tur veya birkaç günlük fil bakımı eğitimi için konaklamalı turdu. Benim gibi, “kim fil bakımını öğrenmek için eğitim alır ki derseniz”, yanılırsınız. Biz turdan geri dönerken, bizi almaya gelen servis arabası, özel giysileri giydirilmiş konaklamalı tura katılan Avusturalya’lı turist kafilesini getiriyordu. Yarım günlük turlar kısıtlı saatlerde, bu nedenle bir gece önceden ayarlama yapmanız en iyisi. Bizim gibi bir de öğle sonrası tura gidecekseniz riskli. Arkadaşları bekletme olasılığı biraz sıkıntı yarattı. Ama onları yemekte yakalayıp, kazasız belasız ve güzel anılarla döndük. SONY DSC

Gelelim Fil kampına; Laos’un ülke olarak eskiden bilinen ismi bir milyon fil ülkesi. Saymışlar mı? Zannetmem, ama ne kadar çok fil olduğunu iyi ifade etmişler. Fil eskinin taşıma aracı, savaş aracı, buldozeri, yani her şeyi. Bu kamp şehir merkezinden 15 km dışarıda. Yolu rezalet, içimiz dışımıza çıktı. Arabada biz beş kişi, 70’lerin üstünde bir teyzem ve yanında bir genç adam (Kanada ‘dan gelmişler) bize eşlik ediyor. Teyze, herhalde file binmez dedim ama aslanlar gibi bindi.

Fil kampına gelince sizi bir bekleme alanına alıyorlar. Fillerin bugün biraz yoğun olduğunu söylediler. Bizden önce gelenler, gezideymişler. Zaman darlığı olmasa mesele yok! Etrafta fil yok ama öbek öbek fil pisliği var. Yarım saatin sonunda üzerinde Japonlar (veya Koreliler) ile filler gözüktü. Arka arkaya iki adet fil. Ne de heybetli hayvanlar!

Fillere binmek için doğal olarak yüksekçe bir alana çıkıyorsunuz. Üç bayan bir file, 2 erkek bir file bindik. Fil ağır ağır harekete geçti. Aman yarabbi! Altınızdaki gücü hissediyorsunuz. Yani Tarzan’ın fillerle güreşi filan, külliyen yalan!

Turu ormanın içinde gerçekleştiriyorsunuz. Fil ara sıra sağa sola yemek için sapıyor ama onları idare eden fil şoförleri de çok becerikli. Bu küçük cüsseli adamların filleri yönetmek için, fillerin kulaklarını kullandıklarını fark ettik. Filin bu cüssesi ile bu kadar atik olabileceğine inanamazdım. Hangi bacağını, ne zaman atacağını o kadar iyi biliyor ki! Fil sırtında gezi yaklaşık bir saat sürüyor. Çok güzel bir ortamda, “iyi ki yaptık” dediğimiz bir gezi oldu.

Sanal değil, gerçekten Laos da olduğumun kanıtıdır, fil gezisi.  Fil kampına fillerle giriş ve zafer nidaları attık (düşmeden kampa döndük ya!). Başta biraz bir doğasever ve hayvansever olarak konsepte aykırı gibi gelmişti bize ama muhteşem bir deneyimdi, tavsiye edilir..

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SONY DSCFil kampına yarım günlük turumuz sonrası grubu ucu ucuna yakaladık ve hatta ayaküstü yemek bile yedik. Biz diğer arkadaşların turunu, onlarda bizim küçük turu merak ediyorlar. Gezdikleri en güzel köyler olduklarını söylediler ama biz hiç imrenmiyoruz. Bizimde keyifli anlarımız oldu, karşılıklı abartmanın bir anlamı da yok tabii ki..

Otobüsle şelaleye giderken dokuması ile ünlü olan bir köye uğradık. Köyü dokumacılığı ile değil ama küçük tapınağının içinde bulunan ve kaldıkları evin penceresinden bakan keşişleri çektiğim fotoğrafları ile anımsayacağım. Dedim ya! Keşişler uzak dünyanın kendilerine olan ilgisinin farkında ve her biri fotoğraf çektirmeyi biliyor. En sevdiğim fotoğraflar bunlar oldu.

Khuang Xi (Kuangsi) Şelalerine gitmek için 30 km mesafeyi yaklaşık olarak bir saatte gittik. Şelale alanına girişte ayıların koruma altına alındığı bir kafesle çevrili alan var. Grup nedense burada biraz fazla oyalandı. Oysa esas olay bizi ilerde bekliyor.

SONY DSC

SONY DSCBu şelale alanı, benim şu ana kadar gördüğüm en güzel şelale alanlarından bir tanesi. Derin bir ormanın içinde, yüksek bir tepeden akan şelale ve bu suyun devamında birbirini takip eden küçük şelaleler oluştuğunu düşünün. Buna bir de berrak, tertemiz ve türkuaz renkli havuzcuklar ekleyin; alın size mükemmel bir dinlenme ve yüzme alanı. Kuangsi Şelale alanı aslında çok güzel bir yürüyüş alanı, her yer yemyeşil. Kuş cıvıltıları ve su şırıltısı dışında sizi uyaran bir şey yok. Hepinizin “böyle uyarıya da can kurban” dediğinizi duyuyorum. Bu alanda kendimizi kaybettik. Nerenin fotoğrafını çekeceğimi şaşırdım. Bir ara hanımı da kaybettim. Bizim su kuşu dalmış berrak sulara, ama aceleden yanlış taraftan suya girmiş. Rehber yanımıza gelince ”gelin esas yüzme yeri burası değil” diye bizi bir yukarıya götürmek istedi. Bu cennet, esas yer değilse, esas yer ne diye adlandırılabilir ki? Gerçekten bir üstteki havuz daha büyük ve güzeldi. Hanım ve peşinden iki arkadaş daldılar sulara, ben fotoğraf peşinde olmayı seçtim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu anlatımla Laos gezisi sona erdi. Yarın Kamboçya, Siem Reap gezileri başlıyor. Bir değerlendirme yapmam gerekirse, buralara kadar gelip de Laos’u görmeden dönsem çok yazık olacakmış.

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

16.12.2014 Saat 22:38

Vietnam-Laos-Kamboçya:Laos; Keşfedilmeyi Bekleyen Ülke-Luang Prabang-Mekong Nehrinde Tekne Turu

SONY DSC

SONY DSCLuang Prabang’da ikinci günümüze uyandık. Sabah erkenden kalkıp, keşişlerin dilenme kapları ile halktan topladıkları yemek bağışları törenini seyretmek istiyorum. Dün geceden saati 05:00 kurdum, ama saat çalmadan uyandım. Balkondan sokağa baktım, hiçbir hareketlenme yok. Yerel rehber bizim kaldığımız otelin hemen başında bu törenin (aslında normal ve her gün tekrarlanan bir olay, ancak bizim için tören anlamı taşıyor) gerçekleştiğini ve saat 05:30’da sokakta, köşede olmamız gerektiğini söylemişti.

SONY DSCBu arada bu tören hakkında öğrendiklerimi aktarayım; keşişler sadece sabah ve öğle yemeklerini yiyorlar. Akşam yemeği yemiyorlarmış. Sabahları ellerinde yemek kapları ile manastırdan sokağa çıkıp, kendilerini bekleyen halkın önünden geçerek, kaplarına yemekleri bırakmasına izin veriyorlar. Kapları dolunca da manastıra geri dönüp, yemekleri ortaya koyarak paylaşıyorlar. Manastıra keşiş olarak sadece erkekler girebiliyor. Manastıra ilk giren keşiş en küçük rütbeden başlıyor. Manastırda işler hep birlikte yapılıyor. Sabah yemek toplama alanının karşısındaki tezgahlarda hazırda yemekler ve meyvelerde satılıyor. İsterseniz buradan satın alıp, keşişlere bağış yapma şansınızda var. SONY DSCDönelim bizim törene; giyinip aşağıya indim. Sokağın başına gidip, keşiş aramaya başladım. Ancak ortalıkta kimseler yok. Sadece benim gibi birkaç turist ve el arabaları ile yemek satıcıları var. Yemek satıcılarını görünce doğru yerdeyiz dedim. Saat 06:15 gibi gün daha fazla ışıdı, sayımızda arttı. Bu arada insanların kaldırımda küçük tabure veya kilimlere yerleşmeleri başladı. Yerleşenlerin önemli bir bölümünü, özellikle uzak doğudan, turistler oluşturuyor. Karşı kaldırımda da bizler, ellerimizde fotoğraf makineleri hazır bekliyoruz. Sonunda ileriden tek sıra halinde, turuncu giysileri içinde keşişler gözüktü. Gülme yok, konuşma yok, boyunlarına geçirdikleri dilenme kapları ile kendilerini bekleyen yemek bağışçıları önüne kadar geldiler. Bağışçılar, yemeklerini uzatılan kaba birer kaşık olacak şekilde koydular. Bu işlem sırayla devam etti. Ardından diğer manastırdan çıkan keşişlerde ters taraftan çıkageldiler. SONY DSC SONY DSCKimse kimseye çarpmadan dilenme kaplarını doldurdular ve geldikleri gibi manastırlarına doğru yöneldiler.

SONY DSC

Sabah otelde yaptığımız kahvaltı sonrasında geziye Luang Prabang’ın pazarını gezerek başladık. Sonrasında Wat Mai Tapınağını ziyaret ettik. Bu tapınak, duvarlarında kabartma resimleri ile meşhur. Tapınaktan sonra cadde boyu yürürken anaokulu olduğunu düşündüğümüz ve çocuklarla dolu bir bina gördük. Bu kadar neşeli çocuk olur da biz durur muyuz, daldık içeri. Kimisinin ayakları çıplak, kimisi biraz daha bakımlı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SONY DSCWat Xieng Thong Tapınağı (Altın Şehir Tapınağı), Luang Prabang’ın en etkileyici tapınaklarından ve Mekong Nehri ile Nam Khan Nehrinin birleştiği yere yapılmış. Bu tapınağın en önemli özelliği, aşağılara kadar inen klasik Lao tapınak damlarına sahip olması. Kraliyet ailesi bir zamanlar burada ibadetini yaparmış. Burası aynı zamanda Kral Sisavangvong’un kemiklerine de ev sahipliği yapıyor. Asyanın en güzel tapınaklarından bir tanesiymiş. Bu tapınakta kıymetli ve değerli Buda heykellerinin konduğu büyük bir araba da saklanıyor. SONY DSC

Bu tapınak ziyareti sonrasında (Artık tapınak ziyaretlerimiz hızlandı. En iyi örneklerini görmemize rağmen, biraz da bıkkınlık var) Mekong Nehri kıyısında limana bağlı uzun, garip görünümlü tekneye binmek için dik merdivenlerden indik. Bu tekne ile Mekong Nehrinin, Laos tarafında tur yapacağız. Ben gayet memnunum, bu nehri sevdim bir kere..

Teknemiz çok uzun. Kaptanın eşi ve çocuğu da aramızdalar. Çocuk zaman zaman gözaltından bizi süzmekle birlikte, çoğunlukla kendi dünyasında. Mekong Nehri sürprizlerle dolu ve deli gibi akan bir nehir. Musonlar zamanında yağan bol yağmurla, bu nehir ciddi anlamda yükseliyormuş. Nehir içinde bazı yerlere direkler dikerek, yükselme dönemlerde teknelerin kaza yapmasını önlüyorlarmış. Rehbere nehir kenarlarındaki ağaçların ne olduğunu sorduğumda bazısına Tik Ağacı, bazısına Banyan Ağacı diyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tekne bir limana yanaştı. Burada pirinç şarabı yapımını öğreniyoruz ve yapılmış olan şaraplardan tadıyoruz. Tadı pek güzel değil.

Bu sefer tekne gezisi grubun genelini pek açmadı, millet sıcaktan mı, açlıktan mı, yorgunluktan mı, yoksa hepsi birden mi nedir uykuya daldı. Benim keyfim hala iyi.

SONY DSC

Luang Prabang’da, Mekong Nehri üzerinde yaptığımız tekne gezisinin son durağı Pak Ou. Pak Ou büyük bir mağara ve zaman içinde bu mağarada binlerce Buda heykeli birikmiş. Bu mağaradan sonra merdivenle bir üstteki mağara içindeki tapınağa gidiyoruz.

Yine yol boyu çocuklar ve ellerinde kafesler, kafes içinde salınmayı bekleyen kuşlar. Bir kafes içinde kuş olmayan, tanıdık bir hayvan var;bir tarla faresi. Artık onu da salmak için dolar vermenin bir anlamı yok. Ama bu görüntü sonrası aramızdan birisi “fare de yeniyor mu?” diye soruverdi. Yerel rehber “evet, bunlar tarla faresi, temizdir” deyiverdi. Grup adama nasıl baktıysa, yerel rehber arkasından ekledi ”ama ben yemiyorum” .

Ziyaret bittikten sonra hemen karşı kıyıda olan lokantaya geçtik. Burası pek hijyenik gözükmüyor, başka da alternatif yok. Grup pek bir şey yiyemedi ama soğuk bir Lao birası güzel geldi.

SONY DSC

Sahilde nehirde yüzünü yıkayan bir bayan fotoğrafladım. Bu nehir, burada yaşayan insanlar için her şey demek.

SONY DSC

Sonra tekrar tekneye binerek Luang Prabang’a doğru dönüşe geçiyoruz. Bu sefer farklı bir yerden güneşi batıracağız ama önce çömlek yapımı ile meşhur bir köye uğrayacağız. Karaya çıktığımızda, çömlek yapımcısı köye doğru giderken çok güzel bir tesis gördük. Tesis yeni yapılmış ve yeni hizmete açılmış. Bahçesi renk renk çiçeklerle dolu. Burada dönüşte bir kahve içmeye karar verdik. Çömlek yapımı ile meşhur köyü ziyaret etmenize gerek yok. Biz erkenden, o güzelim tesise döndük. Biraz da medeniyetin lazım olduğu konusunda grup artık hemfikir. Kızıllaşan Mekong nehrine karşı kimimiz çayını, kimimiz kahvesini yudumlayarak anın tadını çıkarttı. Bu arada neredeyse tüm köyün çocuklarının ve bazı kadınlarının nehirde yıkanmaya başlamasını izlemek, işin bir başka güzel tarafı oldu. Sularda dakikalarca eğlendiler. Bize de anı belgelemek düştü.

Mekong nehrinde kızıllık, karanlığa dönüşmeye başladı, yani otele dönme zamanı. Bir günü daha bitirdik, zaman ne de hızlı akıyor.

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

12.12.2014 Saat 23:00

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Vietnam-Laos-Kamboçya:Laos; Keşfedilmeyi Bekleyen Ülke-Luang Prabang

SONY DSC

Vientiane’de bir gece ve yarım gün geçirme sonrası, Laos Havayollarının tarifeli uçakçığı ile Luang Prabang’a hareket etmek üzere havaalanına gittik. Uçakçık diyorum çünkü gerçekten minik bir uçak. Ama gövdesi bol renkli ve çok sallamasına rağmen sevdik biz uçakları. Vientiane’nin 425 km kuzeyinde bulunan Luang Prabang’a uçuş 40-50 dakika kadar sürüyor.

SONY DSCLuang Prabang’da otelimiz, şehrin merkezinde ve tam da gece pazarının kurulduğu cadde üzerinde olan Ancient Luang Prabang Hotel. Güzel bir butik otel ve konumu dışında, odalarını da çok sevdik. Otelin önünde kurulan ve çeşit çeşit meyve ve çikolata ile yapılmış keklerin satıldığı tezgaha üç gün boyunca dadandık, durduk. Portakallı kekler banko favorimiz. Karşımızda ise devamlı açık olan ve meyve tezgahlarının bulunduğu başka bir pazar var. Akşam kurulan ve gece saat 22’ye kadar açık kalan pazarı da göz önüne alırsak, daha ne olsun ki! Otel bizim için biçilmiş konumda bir otel..

Yerleşme ve yemek faslı sonrası Luang Prabang gezimize başladık. İlk izlenimlerimiz çok güzel bir şehir olduğu yönünde. Vietnam’daki Hanoi ve Ho Chi Minh şehirlerine göre çok tenha bir şehir ve trafik desen yok denebilir. Vietnam’ın 322000 km² sine düşen 83 milyon insanın yanında Laos’un 237000 km² sine 6,5 milyon insanın düştüğü gerçeğini bilirseniz bu fark gayet normal denebilir.

1949 Yılında Fransızlardan bağımsızlığını kazanan, 1975 yılına kadar süren iç savaşlar sonrasında iktidara gelen komünist rejimle yönetilen Lao insanları belki fakirler ama sürekli güler yüzlüler.

SONY DSC

Din, insanların afyonudur” diyen bir rejimle yönetilen ülkenin bu kadar çok tapınağa sahip olması ve Budizmin bu kadar yoğun yaşanması çok ilginç. İlk gezi durağımızda ister istemez bir tapınak; Wat Visoun.

1500’lü yılların ilk yarısı içinde yapılan Wat Visoun, daha sonra da bolca göreceğimiz tapınak örneklerinden bir tanesi. Budizm öğretisinin ilk hali olan Theravada’yı (eskilerin yolu) takip eden Loas’lu rahiplere (belki keşiş demek daha doğru olacak) bu tapınaklar içinde bolca rastlıyoruz. Budizmin bir diğer kolu olan Mahayana (daha esnek olan) öğretisini ise Vietnam’ın Budistleri takip ediyor. Tapınağın arka bahçesinde bir stupa var ve çevresi çitlerle çevrilmiş. Burada 6-7 adet kız çocuğu oyun oynuyorlar. Stupanın arka tarafında da erkek çocuklar kümelenmiş misket oynuyorlar. Misket oynayan çocukları o halde görünce bizim çocukların misket oynaması aklıma geldi. Çocuk her yerde aynı çocuk.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SONY DSC

SONY DSCSonraki tapınak ise Wat Aham. Bu tapınakta 1500’lü yıllarda yapılmış ama şimdiki tapınak, orijinali üzerine 1800 lü yıllarda tekrardan yapılıyor. Bu tapınakta, dünyanın en çok bilinen efsanelerinden bir tanesi olan Ramayana Efsanesine (erdemlilik timsali Rama’nın, kötü güçler tarafından kaçırılan karısı Sita’yı kurtarmasının anlatıldığı öykü) ait resimler duvarları süslüyor. Bu efsaneyi hem Vietnam’da, hem Laos da ve hem de Kamboçya’da bolca dinliyorsunuz, tabii bazı anlatım farklılıkları ile. Tapınak bahçesinde genç keşişler yere beton dökmeye çalışıyorlar. Tarafımızdan izlendiklerini anlayınca rahatsız olmuyorlar. Hatta izin istendiği zaman fotoğraf çekilmesine izin vermeyen Budist keşişe de rastlamadık. Biz de deklanşörlere bolca bastık tabii ki. Tam da okul dağılma zamanına denk geldik, okul çıkışı çocuklar harika pozlar veriyorlar.

Bu tapınağın arka tarafı Nam Khan Nehrine bakıyor. Bu nehir Mekong nehri ile birleşiyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SONY DSC

SONY DSCBir sonraki tapınak Phousi Tepesindeki Wat Phousi. Ancak tapınak bahanesi, esas önemli olanı güneşin batışına şahitlik etmek. Gerçekten tüm gezi boyunca en güzel güneş batışına burada şahit olduk. Beş yüze yakın merdiveni dura dinlene çıktık. Merdivenler boyunca da bolca Buda heykeli gördük (yatanından, mutlu Buda’sına kadar). Şehrin tam merkezinde ve en yüksek tepesi olan bu yerden harika manzara fotoğrafları aldık. En sonunda tepeye çıktık. Herkes bizim gibi günbatımını beklediğinden tepe kalabalık, bu nedenle tepeninde tepesine çıkmaya karar verdik ve sevgili Mustafa ile tapınağın Stupasına tırmanıp tepenin de tepesinde en güzel yeri kaptık. Bunu bizim akıl ettiğimiz sanmayın, bizden önce uyanıklar vardı, biz onları izledik. Biraz saygısızlık olduğunu hissettik ama pişkinliğe vurduk, fotoğraf aşkı böyle bir şey işte. Güneş artık battı batıyor, bir Laos vatandaşı bizi oradan indirmek için el kol işareti yapmasın mı! Kafamızı çevirdiysek de adam inatçı çıktı (bir yandan da hak veriyoruz). Biz de insanlara önce inmeleri için yol vermeye başladık (uyanığız ya, en son inip güneşin batışını fotoğraflayacağız). Bizden sonra çıkan grubun diğer elemanlarına ağır ağır inmeleri talimatını verdik ama sonunda sıra Mustafa ve bana geldi. Mustafa’nın mesleği fotoğrafçılık, onun fotoğraflarının yanında benimkiler amatör kalınca tabii inme önceliğini ben aldım. Umarım Mustafa o anı yakalamıştır.

Yolda küçük çocuklar gördük. Küçük ellerinde küçük kafesler, içlerinde de her bir kafeste bir veya iki kuş. Bu kuşlara özgürlük vermenin bedeli bir Amerikan Doları. Bir kafes alıp kuşları özgür bıraktım, kafeside küçük bir dala astım. Kim öğretti bu küçük çocuklara, küçük kuşların özgürlüğünü satmalarını bilmiyorum. Ama iyi bir şey yapmadıkları kesin..

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yarın Luang Prabang sonu..

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

12.12.2014 Saat

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.