• Arşivler

  • Diğer 531 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 381.715 ziyaretçi
  • Şubat 2026
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    232425262728  

Ateşin ve Buzun Yurdu İzlanda: Altın Üçgen

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Bugün İzlanda gezimizin en önemli günlerinden bir tanesi olacak. İzlanda’ya gelen turistlerin vazgeçemediği bir aktivite olan Altın Çember (Golden Circle) içinde yer alan gezi alanlarını ziyaret edeceğiz. 

adsız 1

Güney İzlanda’da Altın Çember turu (The Golden Circle), Reykjavík’den başlayıp, İzlanda’nın ortalarına doğru giden ve Reykjavík’e geri dönerek biten yaklaşık 300 km’lik bir rota. Þingvellir Ulusal ParkıGullfoss Şelaleleri, Geysir ve Strokkur Gayzerlerini içinde barındıran jeotermal olarak aktif olan Haukadalur Vadisi bu yolun önemli durakları. Bu yol üzerinde bulunan Kerið Volkan Krateri, Hveragerði Greenhouse KöyüSkálholt Kilisesi ve jeotermal santraller diğer duraklar. Biz gezimizde tüm İzlanda sahillerini içine alan büyük bir daire yapacağımız için Reykjavík’e geri dönmeyip, güney sahili boyunca devam ederek Skógarfoss’da konaklama yapacağız. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir gece öncesinden deliksiz bir uyku çekince sabah erkenden kalktık. Hareket saatimiz 09:00. Bu nedenle kahvaltı öncesinde, dün gece yapamadığımız Reykjavik Şehir Merkezini tanıma turumuzu, kısacık da olsa, yapmak istiyoruz. Hanımla sabah erken saatlerde bu amaçla yollara düştük. Reykjavik benim ziyaret ettiğim ülke başkentleri içinde en kolay gezileni oldu. Zaten küçücük bir şehir. Şehri, müzeydi, konserdi demezseniz, sindire sindire 3-4 saatte gezersiniz. Bir saatlik yürüyüş bize şehir hakkında bir fikir verdi. Otelden grup olarak ayrıldıktan sonra soförümüz Arnie, şehri bir de araçla kısaca gezdirdi. Bu da işin bonusu oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Reykjavik’den çıktıktan sonra görmeyi umduğumuz İzlanda manzaraları eşliğinde seyahate başladık. Yol boyu dağlar, doğaya serbestçe bırakılmış koyunlar ve atlar, ağaçtan fakir ama yeşili bol toprak, şimdi masum gözüken patlamış volkanlar, onların kraterleri, lav tarlaları ve bir ayıbı örtermiş gibi lav kayalarını örten yeşil yosun araç penceresinden gözlediğimiz İzlanda manzaralarıydı.

IMG_0203

Yaklaşık 40 km gittikten sonra ilk molayı Nasjevellir Jeotermal Güç İstasyonu ve bu alanı tepeden gören bir noktada verdik. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İzlanda’nın, volkanik yapısı ve Atlantik Ortası Sırtı üstünde bulunması gibi jeolojik özelliklerinin getirdiği bir avantaj, jeotermal enerji kaynakları bakımından zenginlik. İzlanda’da bulunan 5 büyük jeotermal güç istasyonu (Nasjevellir Jeotermal Güç İstasyonu bunlar arasında 2. büyüklükte olanı), İzlanda’nın elektrik ihtiyacının %26.2’sini (kalan %73.8’lik kısım da hidroelektrik santrallerden karşılanıyor) karşılıyor. Fosil yakıt tüketimi sadece %0.1’ler düzeyinde. Buradan çıkan sıcak su pompalarla Reykjavik ve çevresine iletiliyor. Borulara 86 C olarak giren sıcak su, şehir merkezine 83 C olarak ulaşıyormuş.

Bu arada Icelandic Mosses (İzlanda Yosunu) denen ve lav kayaları üzerinde yürümenin ilginç deneyimini ilk kez burada tattık. Bu aslında bir yosun değil, liken.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra araçla Þingvallavatn (Thingvallavatn) Gölü‘nü dolaştık. Bu göl 84 km²’lik alanı ile İzlanda’nın en büyük doğal gölü. En derin yeri 114 metrede ve bir yarık vadisi gölü. Gölün kuzey kıyıları Þingvellir Ulusal Parkı kıyılarını oluşturuyor.

Sonunda günümüzün masterpiece parçası olan Þingvellir (Thingvellir) Ulusal Parkı‘na geldik. Bu park tarihi, kültürel, jeolojik önemleri nedeni ile 2004 yılından beri UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi içinde yer alıyor. Zaten İzlanda’nın UNESCO listesi içinde sadece 2 yeri var. Kuzey Amerika ve Avrasya tektonik plakalarını birbirinden ayıran Kuzey Atlantik Sırtının bir bölümü bu parktan geçiyor. İzlanda’ya ilk yerleşenler olan Ingólfur Arnarson ve beraberindekiler önceleri bu civarı mesken tutmuşlar. Daha sonra diğer Kelt ülke insanlarının İzlanda’ya göçleri artınca aralarında çıkan sorunları çözebilmek amacı bir parlemento kurulmuş. 930 yılında kurulan ve Alþing (Althing) adı verilen bu oluşum dünyanın ilk parlementosu olma özelliğini taşıyor. 1798 yılına kadar da işlevini sürdürmüş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Þingvellir Ulusal Parkı gezisine  Hakið adlı bir yerdeki ziyaretci merkezinden başlıyorsunuz. Araçlar da buraya park ediyor.  Ulusal Park 1 Nisan-1 Kasım tarihleri arasında  09:00-18:00 saatleri arasında gezilebiliyor. Önce bu alandan aşağımızda uzanan güzelliği fotoğrafladık. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burası iki kıtanın birbirinden ayrıldığı yer.  Þingvellir Ulusal Parkı içinden geçen Atlantik Ortası Sırtının oluşturduğu ve Amerika Kıtasının doğu sınırını gösteren Almannagjá Kanyonu 11 km uzunluğunda, sanki insan eli ile yapılmış kale duvarı gibi uzanıyor. Bunun karşılığı olan Avrasya Kıtasının batı sınırını ise 7.7 km uzunluğundaki Hrafnagja Kanyonu oluşturuyor. Etrafta, iki kıtanın ayrılmasının delili olan başka yarıklar da mevcut. Biz yarıkların en meşhuru olan Almannagjá Kanyonunda kısa bir yürüyüş yaptık. Burada yürürken, iki kıtanın birbirinden her yıl 7 mm (3 mm yazan da, 2,5 cm yazan da var) uzaklaştığı bir yolda yürüdüğünüz hissi insanı çok etkiliyor.

P7240503.JPG

Bu yürüyüşten sonra sağa dönüp, bir köprüden geçtik ve diğer kanyona, Flosagja Kanyonuna yöneldik. Burada çeşitli uzunluklarda ve içi berrak su ile dolu yarıklar görüyorsunuz. Su o kadar berrak ki dipte ziyaretçilerin attıkları bozuk paralar parıldıyor.,

IMG_0277.JPG

Lögberg veya Kanun Kayası eski Alþing’in toplantılarından konuşmaların yapıldığı kaya olarak biliniyor. 1000 yıldır deprem ve volkanik aktivitelerle değişen coğrafya nedeni ile yeri tam olarak bilinmiyor. Yine de bir bölgeye İzlanda bayrağı asılmış ve sembolik olarak burası Lögberg Kayası kabul ediliyor. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yürüyüş rotaları çok güzel işaretlenmiş. Bu parkta eski Başkanlık Yazlık Sarayı ve bir de eski Parish Kilisesi var. Bu kilisenin tarihi 1000’li yıllara kadar gidiyor. İzlandalılar Hristiyanlığı kabul ettiklerinde o zaman ki Norveç Kralı bu kilisenin tahtalarını ve çanını hediye olarak İzlanda’ya yollamış. Tabii ki bugünkü hali 1798 yılından kalma.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Size daha iyi fikir verebilmesi amacıyla Þingvellir Ulusal Parkında çektiğim küçük bir video linkini de aşağıda verdim. Linke giderek izleyebilirsiniz.

https://youtu.be/zzEJbmm82jY

Þingvellir Ulusal Parkı gezisinden sonra Gullfoss Şelalesi‘ne doğru yola çıktık. Gullfoss Şelalesi, Hvítá Nehri’nin oluşturduğu muhteşem bir şelale. Kelime anlamı altın şelale. Şelalenin gücünü hissetmeniz için aşağıdaki linke kendi çektiğim videoyu yükledim.

https://youtu.be/1VNtalUaBZQ

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Şelale iki basamakta, 2,5 km uzunluğa ulaşan ve 33 metre derinlikteki kanyona düşüyor Birinci düşüşü 11 metre ve ikinci düşüşü ise 21 metreden yapıyor. Suyun gücü müthiş. Ortalama akan su, saniyede 140 m³.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir zamanlar bu şelaleye bir santral kurulması için, sahipleri şelaleyi satmışlar. Ama alanlar bu projeyi gerçekleştirememişler. Söylence o ki şelaleyi satan şahsın kızı olan Sigríður Tómasdóttir, intihar edeceği tehdidi ile santrali engellemiş. Şelaleye ulaşan yolda bu doğasever kadının bir büstü var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gullfoss Şelalesinden sonra bir başka gezi yeri olan Geysir’e doğru yola çıktık.

IMG_0524

Gayzer kelimesine ilk defa 14. yüzyılda İzlanda kaynaklarında rastlanmış. İzlanda’nın Haukadalur Bölgesinde insanlar, gördükleri sıcak su fışkırmasını eski Norveçce “fışkırma” anlamındaki “geysa” kelimesi ile adlandırmışlar. Bu kelime de zamanla “geysir” olmuş ve İngilizceye “geyser” olarak geçmiş. Yani kesintili bir biçimde sıcak su ya da sıcak buhar fışkırtan, kükürt yayan kaynarcaların isim babası da İzlanda. İzlanda, gayzerlerin bolca bulunduğu bir ülke.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gayzerlerin oluşma mekanizması için, anlayabildiğim kadarı ile, şunları söyleyebilirim. Öncelikle magmaya dokunması ya da magmanın çok yakınından geçmesi sonucunda yeraltı sularının ısınması gerekiyor. Gayzerler yeraltı suyunun içinde toplandığı düşey doğrultuda doğal kuyular.  Fizik kuralına göre basınç arttıkça suyun kaynaması için daha yüksek bir sıcaklığa ihtiyaç var. Bu nedenle kuyunun derinlerinde yer alan sular, daha büyük bir basınç altında olduklarından daha geç, yüzeye yakın yerlerde bulunan sular ise daha çabuk kaynıyorlar. Sonuçta en üst bölümdeki su önce kaynayıp ve oluşan buhar basıncı nedeniyle kuyunun ağzına yükseliyor ve hatta dışarı çıkıyor. Bu durum altta yer alan bölmeler içindeki suların üzerindeki basıncı birden azaltıyor. Böylece zaten normal kaynama noktasının üzerinde bir sıcaklığa sahip olan, fakat basınç altında oldukları için kaynayamayan bu sular aniden ve hızla kaynamaya başlıyor ve kısa sürede oluşan büyük bir buhar basıncı ile su ve buhar sütunu halinde kuyunun ağzından dışarı fışkırıyor. Patlama sonrası soğuk yeraltı suyu tekrar rezervuara sızıyor ve döngü yeniden başlıyor. 

IMG_0639.JPG

Alana geldiğimizde her taraftan dumanlar yükseliyordu. Bazılarından sadece fokurdayan sular, bazılarından ise bolca duman çıkan irili ufaklı kuyular vardı. Alana girdiğimizde çok sayıda insanın toplandığı bir kuyuya yöneldik. Burası Strokkur adı verilen gayzer. Burada her 8-10 dakikada bir patlama oluyor. Patlama dediğim, kuyudan yukarıya su fışkırması. Aynı alanda bulunan Geysir ise daha sakin. Geysir özellikle deprem sonrası faaliyetini çok arttırıyormuş. Strokkur ise depremlerle Geysir kadar yoğun bir bağlantıya sahip değil. Yani su fışkırtıp duruyor. Strokkur, sanki alanın gösteri gayzeri durumunda. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ziyaretciler patlama için kuyu başında sabırla bekliyor. Fotoğraf makineleri olayı kaydetmek için hazır, eller deklanjörlerde! Sonrasında o ürkütücü ama bir o kadar da heyecan verici patlama sesi ve bir su sütunu yükselmesi oluyor. Bazen rüzgar azizlik edip size doğru eserse ıslanabiliyorsunuz. O kadar dakika derin bir sessizlik içinde bekleyen insanların bağırışları ve kaçmaya çalışmaları ise komik duruyor. Ben 4 defa patlamaya denk geldim ve fotoğrafladım. Bugünün fotoğraf bakımından en verimli kısmı bu alan oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Aşağıdaki linkte seri halde çektiğim gayzer patlamalarından yaptığım kolaj ve küçük bir patlamanın da videosu var. Şahit olduğum bu görsel şöleni izlemenizi tavsiye ederim.

https://youtu.be/Mdfa7UCyxIg

Yolumuzdan biraz sapmamıza neden olacak olan  Kerið Krater Gölü’ne gidemedik. Bundan 3000 yıl önce içeriye doğru göçen bir volkanik kratere su dolmasıyla oluşmuş ve harikulade güzel fotoğraflarını gördüğüm krateri görememek gezinin bir eksiğiydi bence. Sizler mümkünse şartları zorlayın derim.

Hveragerði Kasabası‘ndan geçtik. Hveragerði,  Reykjavik’in 45 km kadar doğusunda bulunan küçük bir şehir. Şehir volkanik sıcak sularla ısıtılan seraları ile meşhur.

P7240682.JPG

Sonrasında ise Seljalandsfoss Şelalesine ulaştık. Bu arada yağmur, hiç de olmasını istemediğim şekilde, burayı gezerken şiddetini arttırdı. Seljalandsfoss Şelalesi İzlanda’nın doğa harikaları arasında.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Eyjafjallajokull Volkan buzulundan kaynağını alan Seljalands Nehrinin 60 metreden düşmesi ile oluşuyor. Bu şelalelenin arkasındaki küçük mağaraya kadar yürünüyor ve biz de yürüdük. Ama güneşli zamanda buradan alınabilecek olan nefis fotoğrafları çekemedik tabii ki. İzlanda’da gezdiğimiz tüm ziyaret yerlerinde ziyaretcileri çok güzel yönlendiren ve bilgilendiren tabelalar yanında, ziyaretcilerin emniyetle takip edecekleri tahta veya demirden patika yollar yaptıklarını gözlemledim. Burada da şelalenin sağ tarafından başlayan ve arkadaki mağaraya devam edip, sol tarafından inen bir ziyaret yolu vardı. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Günümüzün son ziyaret yeri ise Skógafoss Şelalesi oldu. Konaklama da Skógafoss Şelalesi’nin yanındaki bir tesiste olacak. Burayı daha fazla gezme şansımız olacak.

P7240702.JPG

Skógafoss Şelalesi 25 metre genişlikte ve 60 metreden düşen bir şelale. Skógá Nehri sularının düştüğü bir yer. Güneşli günlerde çift gök kuşağı ile meşhur. Burası bir efsaneye konu olmuş. Buna göre buraya ilk  yerleşen Vikinglilerden birisi bu şelale arkasındaki mağaraya bir hazine saklamış. Uzun zaman sonra bu hazine sandığı bulunmuş ama sadece sandığı tutarken kavradıkları yandaki halkasını alabilmişler ve sandık tekrar kaybolmuş. Bu halka kiliseye kapı zili olarak konmş. Şimdi bu halka müzede. Bu şelale filmlere de sahne olmuş ve burada iki tane film seti kurulmuş. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Şelalenin yanına gittiğinizde su buharından ıslanmamak imkansız. Hazırlıklı olun. Benim size burası ile ilgili bir tavsiyem olacak; Bu şelalenin sağ yanından şelaleyi tepeden gören bir seyir noktasına giden merdivenlerin olduğu yokuş göreceksiniz. Size zor gelmesin! Bu merdivenleri tırmanın ve o tepeye çıkın. Esas çıkma nedeniniz şelaleyi tepeden görmek olmasın. Burada bir başka 3 basamaklı merdiveni geçip Skógá  Nekri boyunca devam eden bir yürüyüş yolundan (trekking yolu) yürümenizi tavsiye ederim. Burası muhteşem güzellikte yürüyüş yolu. Manzaralara doyamayacaksınız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Akşam yemeğini kaldığımız tesisin restoranında yedik. Terasta biralarımızı içerken günün muhasebesini yaptık. İzlanda’da tesisler içlerinde ve çoğu zaman odalarda çay-kahve makinleri bulunduruyor. Uzaktan gelen şelalenin uğultusunu dinleyerek bir güzel uyku çektik. İzlanda’daki ilk gün gezimiz müthişdi doğrusu. İyi bir başlangıç yaptık. 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Gezekalın ve aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

04.08.2016 Saat 11:00

Kaynaklar:

https://thekitchencrashers.com/2012/11/21/izlanda-2-blue-lagoon-ve-golden-circle-mavi-lagun-ve-altin cember/http://www.bekransarsilmaz.com/5/altin-cember
http://www.visiticeland.com/plan-your-trip/travel-search/details/thingvellir-national-park?type=place
https://en.wikipedia.org/wiki/Golden_Circle_(Iceland)
https://en.wikipedia.org/wiki/Geothermal_power_in_Iceland
https://en.wikipedia.org/wiki/Iceland_moss
http://www.thingvellir.is/english.aspx
https://notendur.hi.is/oi/geology_of_thingvellir.htm
http://wikitravel.org/en/%C3%9Eingvellir_National_Park
https://en.wikipedia.org/wiki/Geysir
https://visnekiraz.com/tag/gullfoss/
https://en.wikipedia.org/wiki/Sk%C3%B3gafoss
https://banununyollari.blogspot.com.tr/2013/08/izlandada-uzun-bir-yolculuk-selfoss.html
Dr Lakme Toktaş: İzlanda Gezi Notları

 

Ateşin ve Buzun Yurdu İzlanda: İzlanda’ya Varış-Blue Lagoon

IMG_0030.JPG

İzlanda’ya Türkiye’den doğrudan uçuş yok. Biz önce Stokholm’e uçup, oradan İzlanda’ya geçiş yaptık. THY’na ait uçağımız saat 07:00’de Stokholm’e uçacak. Ancak ülkede yaşadığımız karmaşa ve OHAL uygulaması nedeni ile havaalanına gece saat 01:00 gibi gittik. Zaten havaalanına girişimiz 30 dakika sürdü. Eski memuriyetimin bendeki önemli kazancı olan yeşil pasaport, bu gezide eziyete sebep oldu. Yeşil pasaportlu olup da yurt dışına çıkacaklar olarak elimizde bir sürü evrakla ve ayrı bir bölüme alındık. Neyse ki sorun çıkmadan “yurt dışına çıkışında sakınca yoktur” damgasını biletlerimize vurdular. Geri kalan saatleri havaalanında geçirdik ve zamanında uçuşumuzu yaptık. Stokholm’de aktarmayı yapıp,  Icelandair’e ait uçakla Reykjavík‘in 50 km dışında bulunan Keflavik Havaalanına saat 15:00 gibi iniş yaptık. THY uçaklarının konforu gittikçe bozuluyor gibi. Koltuk aralarının darlığı iyice eziyet oluyor. İcelandair’in ikramı sıfır sayılır ama koltukları kesinlikle daha rahat ve koltuk araları daha genişti.

IMG_0004.JPG

İzlanda ilginç bir ülke. Havaalanında valizlerimizi aldıktan sonra elimizi kolumuzu sallaya sallaya ülkeye giriş yaptık.  Pasaportlarımıza ne girişte ve ne de çıkışta İzlanda damgası vuruldu. İzlanda’ya gittiğimize dair elimizdeki tek resmi belge Stokholm Arlanda-Keflavik Havaalanları arası uçuşu gösteren uçak bileti.

IMG_0038.JPG

Bizi havaalanında lokal acentenin gönderdiği araç şoförü Arnie ve tercüman olarak bize yardımcı olacak olan Nar geziden Meltem hanım karşıladılar. Aracımıza binip İzlanda seyahatimize başladık.  

P7230369.JPG

İzlanda ise bizi yağmur ve kapkara bulutlarla karşıladı. İzlanda’nın yağmuru bir garip. İnce ince yağıyor gibi gözüküyor ama bir bakmışsınız sırılsıklam olmuşsunuz. Hava 11 derece civarı. İstanbul’dan 35 derece sıcaklıktan gelince, giysiler yetersiz kaldılar. Yanımıza aldığımız kalınları geçirdik üstümüze.

İzlanda ile ilgili genel bilgileri daha önce yazdığım  ” İzlanda Dipnotları: İzlanda’ya Gitmeden Önce Genel Bilgiler ” başlıklı yazıda bulabilirsiniz. Altı çizgili bağlantıya tıklamanız yeterlidir.

IMG_0043.JPG

İzlanda’daki ilk aktivitemiz meşhur Mavi Kaplıca ‘ya (Blue Lagoon) olan ziyaretimiz olacak. Bu kadar stres, bekleme ve yorgunluk sonrasında kaplıcaya doğrudan gidip rahatlama iyi gelecek. 

IMG_0046.JPG

Blue Lagoon yolunda yol boyu lav tarlaları içinden geçtik. Sonradan göreceğim lav tarlaları yanında burası çok küçükmüş meğerse. Zamanında buraya dehşet saçan bu lavların bugünkü masumiyeti büyük bir tezat oluşturuyor. (Volkanlar ve lav hakkında genel bilgi için tıklayınız;  İzlanda Dipnotları: Volkanlar İzlanda’nın Şansı mı, Şansızlığı mı? )

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Havaalanından Mavi Kaplıca’ya (Blue Lagoon) varmak 23 km kadar yol yapmayı gerektiriyor (Reykjavik’den 47 km). Buraya grup halinde gidecekseniz önceden randevu alıp gitmek gerekiyor. Bizim randevumuz 16:30’da. 

IMG_0042.JPG

İzlandalılar tarih boyunca volkanlar ve seller aracılığı ile doğanın gazabına çok uğramışlar ve zarar görmüşler. Ancak ondan faydalanmayı da bilmişler. İzlanda’da tüm evlerin ısıtması ve soğutulmasında, elektrik elde edilmesinde Jeotermal Santraller kullanılıyor. 

İzlandaca kelime anlamı “Siyah Çayır” olan Svartsengi Jeotermal Güç Santraline, ısı kaybını önleyen borularla aktarılan ve yeraltından çıkan süper sıcak su, elektrik üretimi için santralde kullanıldıktan sonra, toprak zemini örten lav tabakası altından geçen boru sistemi ile şehre ve Mavi Kaplıca termal havuzuna yollanıyor.

IMG_0036.JPG

1976 yılında Jeotermal Güç Santralinin atık sularını toplamak için bir havuz yapılmış. 1981 yılında yerel halk bu suyun iyileştirici gücüne inanıp içine girmeye başlayınca, Mavi Kaplıca popüler bir yer olmuş. 1992 yılında bu kullanımı paraya çevirmek için de bir şirket kurulmuş ve tesis açılmış. Aslında İzlanda da çok sayıda kaplıca var ve burada olduğundan daha doğallar ve atık su da değiller. Ancak Blue Lagoon onlar içlerinde en organize edilmiş ve hizmet koşulları daha iyi olanı. Gezi boyunca kaldığımız otellerin bazılarında bile, dışarıda ve yuvarlak bir küvet irisi şeklinde termal su dolu havuzlar vardı. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Atık sularda yıkanmak biraz itici gibi geliyor. Ama burası, National Geographic tarafından dünyanın 25 harikası arasında gösterilmiş olan bir yer. Beş dönüm üzerine kurulu olan suni göl her yıl 400.000 kişi tarafından ziyaret ediliyor. Lagüne, her 40 saatte bir tamamen değiştirilen ve  her defasında 6 milyon litre jeotermal suyu pompalanıyor. 

Silika ve sülfür gibi minerallerden zengin olan ve sıcaklığı 37-39 C arasında değişmeyen sıcak suların, sedef hastalığı gibi bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği düşünülüyor. Mavi Kaplıca’da suyun içine saçınızı sokmamanız gerekiyor. Suyun saçı sertleştiren bir yapısı var. Saçınızı bu suya sokarsanız Troller gibi saçınız diken diken olmuş bir şekilde çıkabiliyorsunuz. Bu nedenle de duşların yanına konulmuş saç kremi sürüp havuza girmenizi tavsiye ediyorlar.

P7230410.JPG

Benim için Mavi Kaplıcanın bir başka önemli olan yanı, Avrasya ve Amerika kıtaları arasındaki tektonik plakalar arasında banyo yapmanın verdiği heyecan oldu.

IMG_9996

Mavi Kaplıcaya vardıktan sonra randevulu gelenlere ayrılan kapıdan içeriye alındık. Girişte bizlere birer havlu verilip, kolumuza bir bilezik takıldı. İçeride yediğiniz içtiğiniz bu bileziğe elektronik olarak kaydediliyor ve çıkışta bu bilezik okutularak ödeme yapıyorsunuz. Kaplıcadan çıkarken de bu bileziği elektronik kapıya vermeden dışarı çıkamıyorsunuz. 

IMG_0029

Soyunma kabinlerine gittik. Kadınlar ve erkekler ayrı bölümlere alınıyor. Biz yanımızda getirdiğimiz mayoları giymek için kabin ararken, yanımızda bulunan diğer ziyaretçiler anadan doğma bir şekilde gayet rahat dolaşıyordu. Kadınlar tarafını bilmem ama erkekler tarafında görüntü biraz iğrençti.

Mayoları giyindikten sonra soğuk havada koşturup kaplıcaya daldık. Ben hemen girmedim ve biraz fotoğraf çektim. Suyun rengi çok cezbedici. Sonra ben de daldım sıcak suya. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kaplıca insan bakımından yoğun. Bir bölümde kaplıca içine hizmet veren bir bar var. Buradan içkilerinizi alabiliyorsunuz. Bir diğer köşede ise beyaz bir toprak veriliyor. Bunu yüzünüze sürüyorsunuz. Cilde iyi geliyormuş. Bir başka köşede ise jakuzi tarzı küçük bir havuz ve yanında ise sauna ve onun da yanında küçük bir şelale var. 

Kaplıcada yaklaşık 1 saat kadar kaldık ve sonrasında Reykjavik’e doğru yola koyulduk. Reykjavik, İzlanda nüfusunun 1/3’ünü barındıran bir şehir olmasına rağmen sessiz sakin bir görünümde. Otelimize yarım saat içinde vardık. Otelimiz Center Hotel Midgardur. Niyetim biraz dinlenip, gece Reykjavik’i gezmek. Ama otele girer girmez ayakkabıları çıkartıp yatağa uzandığımı hatırlıyorum. Sonrasına ancak sabaha uyandım. 48 saat süren uykusuzluk, üzerine kaplıca suyunun gevşetmesini de ekleyince deliksiz bir uyku çekmişim. Gece Reykjavik’i kaçırdım ama sonradan telafisini yaptım. Hikayesi sonraya artık.

P7230419.JPG

İzlanda yolculuğumuz ve birinci günün hikayesi budur. Devamı yarına…

Gezekalın, aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

02.08.2016 Saat 22.18

Kaynaklar

http://www.bluelagoon.com/
https://en.wikipedia.org/wiki/Blue_Lagoon_(geothermal_spa)
https://en.wikipedia.org/wiki/Reykjav%C3%ADk

Ateşin ve Buzun Yurdu İzlanda: Başlangıç

IMG_3075.JPG

IMG_0031Bu sefer ateşin ve buzun yurduna, İzlanda’ya, yolumuz düştü. 23-31 Temmuz tarihleri arasında,  14 kişilik gezi grubumuzla İzlanda’yı bir daire çizerek gezdik. “Her gezi sonrası aynı şeyleri söylüyorsun ve gezi muhteşemdi diyorsun” dediğinizi duyar gibi oluyorum ama İzlanda gezisi de öyleydi! Aksilikler olmadı değil tabii ki. Örneğin gezinin ilk 4 günü yağmur ve kara kara bulutlar vardı. Ne “vay be dedirtecek” bir fotoğraf çekebildik ne de şelalerde görebileceğimiz gök kuşaklarını görebildik. Balinalar da bize boy boy poz vermediler. Bırakın zıplayan balina fotoğrafı çekmeyi, balinanın denizde siyah karaltısını bile göremedik. Ama ne hava durumu ile oynayacak ne de “Dur bakalım balina kardeş! Şöyle sudan dışarı doğru bir zıpla, havada biraz dur. Fotoğrafını çekeceğim” diyecek gücümüz, imkanımız var.  Gezgin bazen gezi öncesi umduğu, hayal ettiği ile değil ama bulduğu ile yetinecek.

IMG_0794.JPG

Genelde “İzlanda’yı görmeli miyiz ? Değdi mi?” diye soruyorsanız. Yanıtım kesinlikle evet olacaktır. Sizlere yazı dizisi boyunca anlatacağım bir kaç ipucu ile İzlanda geziniz mükemmel olacaktır. Sanki başka bir gezegeni geziyor, başka bir dünyayı yaşıyorsunuz gibi hissediyorsunuz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Doğanın gücünü mutlaka gözlemliyorsunuz. Bu güç karşısında insanın  bir yandan ne kadar güçsüz olduğunu ama bir yanda da aklını kullanarak ondan nasıl faydalanabileceğini, yapabildiği kadarı ile zarar vermeden nasıl kontrol edebileceğini görüyorsunuz. İzlanda gezisi öncesi yazdığım  ” İzlanda Dipnotları: Volkanlar İzlanda’nın Şansı mı, Şansızlığı mı? ” yazımı İzlanda gezisi niyetiniz varsa gitmeden önce okumanızı tavsiye ederim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu yazı, Volkanik aktiviteler sonucu milyonlarca yıl önce ortaya çıkan ve her sene birkaç santim toprakları genişleyen ada ülkesi İzlanda’yı gezerken daha bilgili bir gezi yapmanıza yardımcı olacaktır. Bastığınız toprağın, buzulun halen faal olduğu düşüncesi sizi biraz ürkütüyor. Ancak bir taraftan da önemli ve hala devam eden bir olaya şahit olduğunuz gerçeği heyecanlandırıyor.

IMG_1424.JPG

IMG_1973Bu geziyi yaptığımız tur firmasının klasik programlarında bazı değişiklikler isteyerek, beraberce güzel bir program ortaya çıkarttık. Programı da eksiksiz tamamladık. Bu güzelim ülkenin doğusu da, batısı da görülmeyi hak ediyor. Bizimkinin benzeri bir program yapmanızı tavsiye ediyorum. İzlanda gerçekten pahalı bir ülke. Öğle ve akşam yemeklerini serbest bıraktık. İsteyen istediğini yedi ve içti. Öğle yemeklerini genelde kahvaltı da hazırladığımız sandviçlerle geçiştirdik. Kahvaltı menüleri zengin sayılır. Akşam yemeklerini ise bazen otelde bazen de özel olduğunu düşündüğümüz yerlerde yedik. Yeri gelince bahsederim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İzlandalı şoförümüz Örnólfur Kristjánsson (biz ona kısaca Arnie dedik) gezi boyunca hem şoförlüğümüzü ve hem de rehberliğimizi yaptı. Bize çok yardımcı oldu. İzlandalılar sıcak insanlar. Bu gezi boyunca temasta bulunduğumuz ve Türk  olduğumuzu öğrenen İzlandalılarda biraz şaşkınlık ifadesi hissettik. Bizden olmayan ama İzlandalıların gözünde kötü bir “Türk” imajı bıraktıran korsan Murat Reis’in atalarına verdiği trajediyi hala taşıyorlar gibiler. Arnie ile tur sonu vedalaşırken, Arnie “İlk defa çalıştığım Türkleri böyle bilmiyordum” ifadesini kullandı. Bu korsan hakkında İzlanda gezisi öncesi “ İzlanda Dipnotları:İzlanda’nın Türk’e Düşmanlığının Kaynağı ” yazdığım yazıyı altı çizili bağlantıda okuyabilirsiniz. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Evet Sevgili Sanal Gezgin arkadaşlarım… Buyurun bakalım, gün ve gün İzlanda gezi yazım..

Gezekalın ve aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

01.08.2016 Saat 22:44

Not: Bizim geziler yaklaşık bir yıl önceden planlanır ve ödemeleri erkenden yapılır. Bu gezimize aslında 14 kişi değil de 16 kişi olarak çıkacaktık. İki gezginimiz darbe girişimi sonrası memurlara konan yurt dışına çıkış yasağı nedeni ile geziye katılamadılar. Bu gezi yazımı, darbe ve onun getirdiği OHAL uygulamasının bir başka türlü mağdurları olan bu iki gezgin arkadaşıma ithaf ediyorum.

Darbeler, askeri olsun sivil olsun, bu ülke için hiç bir zaman iyi olmamıştır. Bir daha darbelerin hiç bir türünü görmemek, herkes için adil-eşit bit hukuk sisteminde, dinin-etnisitenin siyasete alet edilmediği bir ülkede yaşamak umudumla..

Ülkem gerçek aydın ve gezgin insanlara dolu olsun….

IMG_4372.JPG

 

İzlanda Dipnotları: Volkanlar İzlanda’nın Şansı mı, Şansızlığı mı?

Bu Yazı Neden Gerekti?

Volkanik patlamaların, depremlerin, buzul erimeleri ile gelen sellerin, yani her türlü doğal afetin ve bunların beraberinde gelen kıtlıkların, yoklukların ve ölümlerin yaşandığı topraklarda, ateşin ve buzun ülkesi İzlanda’da olacağız. Burada herşey bir kıvılcıma bakıyor ve bu kıvılcım çaktığı zaman sadece lokal çevreyi değil ama dünyanın geri kalanını da etkiliyebiliyor. Örneğin 2010 yılında İzlanda’da bulunan Eyjafjallajökull Volkanı‘nın (spikerlerin adını telafuz için ciddi bir şekilde zorlandıkları, bizim ise “Eyvalla ya okul” şeklinde söyleme pratiğini seçtiğimiz volkan), faaliyete geçmesi, tüm Avrupa’nın hava ulaşımını etkilemişti. 

320px-Statuette_Vulcanus_MBA_Lyon_A1981

Vulcan: Ateş tanrısı

Bu yazı biraz coğrafya, biraz jeoloji yazısı gibi gelecektir okuyana. Ancak İzlanda bir volkan adası. İzlanda iki kıtanın birbirinden ayrıldığı hat üzerinde ve dünya çekirdeğinden yansıyan sıcaklığın, dünyanın başka bölgelerine göre yukarılara çıkış yolunu daha çok bulduğu”sıcak nokta“nın üstünde bulunuyor. Bunların İzlanda oluşumundaki ve devam eden değişimindeki etkilerini anlayabilmek için bu konulara şöyle bir de olsa girilmek zorunda bence. Yoksa İzlanda’yı gezmek size “taş-topaç gezme” anlamına gelebilir ki, bu ülke bunu hiç hak etmez. “Toprak deyip geçme İzlanda’yı, tanı altında yatan mekanizmayı” amacıyla, gezginlere bu konuda anladığım kadarıyla bilgiler aktarmak.

Doğanın ve yeryüzü görünmez güçlerinin oyunları sonucu ortaya çıkmış İzlanda’nın doğal güzellikleri ve şekillerinin, İzlanda geziniz sırasında sizlerde bitmeyecek bir hayranlık uyandırmasını çok isterim. Benim de İzlanda gezim öncesi beklentim budur. 

Volkanların Ortaya Çıkma Süreci; Levhalar Teorisi ve Sıcak Noktalar

Levhalar Teorisi

Volkan kelimesi, antik Roma dönemi mitolojisindeki Ateş Tanrısı Vulcan‘dan geliyor. Dünyanın iç tabakalarında bulunan, yüksek basınç ve yüksek sıcaklıkla erimiş kayalara “magma” deniyor. Volkan (ya da yanardağ), magmanın, yer yuvarlağının yüzeyinden dışarı püskürerek çıktığı coğrafi yer şekilleridir. 

En başa dönecek olursak, günümüzün kıtaları, milyonlarca yıllar öncesinde, tek bir kıtaya aitmiş. Yani dünyayı kocaman ve bir tek kıta halinde hayal edin. Bir zamanlar var olan bu kocaman kıtaya “Pangea” ve onu çevreleyen kocaman tek parça okyanusa ise “Panthalassa” deniyor. Milyonlarca yıllık bir zaman dilimi içinde bu tek kıta parçalanıp, günümüzdeki kıtaları ortaya çıkarttılar. Aşağıdaki linkte milyonlarca yıl içinde kıtaların gelişimi, zaman çizelgesi içinde şematize edilmiş. Çok bilgilendirici ve etkileyici.

https://www.youtube.com/watch?v=UwWWuttntio

Dünyanın yüzeyi yerleşim alanları, bitki örtüsü ya da su ile kaplı olduğundan biz yerkürenin gerçek halini fark etmiyoruz. Dünyanın yer kabuğunu, üstünde yukarıda saydığım şeyler olmadan çıplak olarak hayal edin. Bugün dünyanın yüzeyi (yer kabuğu) kesintisiz gibi görünüyorsa da, gerçekte dev boyuttaki bir yap-boz gibi birbirine geçen ve levha diye adlandırılan parçalardan oluşuyor.  Yerküre üstünde Levhalar çok yavaş olarak ve sürekli biçimde birbirlerine göre hareket ediyorlar.

tectonic

Yer kabuğu, taş küre veya litosfer, yerkürenin en dış kısmında bulunan yapı. Karalarda daha kalın, deniz ve okyanus tabanlarında ise daha incedir.  Kalınlığı ortalama 40 km’dir. Kimyasal bileşimi ve yoğunluğu birbirinden farklı iki kısımdan yani granit (içerdiği minerallerden dolayı daha hafif, daha az yoğun ve hızlı hareket eder) ve bazalt (içerdiği minerallerden dolayı daha ağır, daha çok yoğun ve daha yavaş hareket eder)  meydana gelir. Deniz dibindeki yer kabuğu bazalt içeriklidir. Karasal yer kabuğu ise granit. Manto, yer kabuğu ile çekirdek arasında yer alan sıcak ve plastik bir yer katmanı oluyor ve kalınlığı 2.860 kilometre yakındır. 

adsız

Litosferin altından 700 km derinliğe kadar uzanan kuşağa üst manto veya astenosfer deniliyor. Çekirdekteki termonükleer reaksiyondan ısınan ve yüksek basınç altında olan astenosfer, yarı katı (zift gibi yoğun bir akışkan düşünün) haldedir. Yer kabuğu parçaları veya plakalar, üst mantonun üzerinde hareket eder ve yüzerler. Akışkan haldeki magma, dikey ve yatay konveksiyon hareketlerine sebep olur. Bu hareket levha tektoniğine, buna bağlı olarak tüm tektonik olaylara (kıtaların kayması, deprem, volkanizma, sıradağların ve rift vadilerinin oluşumu) sebep oluyor. 

1- Astenosfer. 2- Litosfer. 3- Sıcak nokta. 4- Okyanusal kabuk. 5- Batan levha. 6- Kıtasal kabuk. 7- Rift Vadisi. 8-Yitim zonu. 9- Uzaklaşan sınır tabaka. 10- Dönüşümsel sınır tabaka. 11- Kalkan volkan. 12- Okyanus Ortası Sırtı. 13. Yaklaşan tabaka sınırı. 14- Strato Volkan. 15- Ada Yayı. 16- Levha. 17- Astenosfer. 18- Okyanus hendeği

Levhalar birbirlerine yaklaşabilir, birbirlerinden uzaklaşabilir ve yan yana kayabilirler. Yaklaşan levhaların ikisi de okyanussal levha ise biri, diğerinin altına doğru kayar. Bu olaya dalma-batma deniyor. Bir okyanus levhası, bir kıta levhası ile karşılaştığında ise, daha ağır olduğu için okyanus levhası, daima karasal levha altına doğru kayar. Levhaların uç kısımlarında dalma-batma olayı söz konusu olduğunda manto tabakasının sıcak derinliklerine inen taş küre dilimi ısınarak erir ve akışkan halde yükselir. İşte bu olay, yaklaşma sınırlarındaki volkanik etkinliğin ve dağ oluşumunun temelini oluşturuyor. İzlanda’daki volkanik aktivitelerin bir kısmı bu nedenle ortaya çıkıyor.

Aşağıda linkini verdiğim videoyu izlerseniz, bu uzun ve belki de okuması zor gelebilecek yazıyı daha kolay anlayabilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=0mWQs1_L3fA

Levhaların Hareketi ve Yerküre Levhaları

İki kıtasal levhanın yaklaşması ise çarpışma ile sonuçlanır, her iki levha da manto içine batamayacak kadar hafif ve kalın olduğundan büyük bir deformasyonla yüksek dağ sıraları ve platolar ortaya çıkar (Himalaya dağları ve Tibet yaylası oluşumunda olduğu gibi).

Uzaklaşan levhaların etkileri ise farklı oluyor. İki levhanın birbirlerinden uzaklaşması, yeni okyanus kabuğunun oluşmasına yol açarlar. Bu olay, iki levha arasında açılan boşluğa üst manto kaynaklı akışkan materyalin dolması ve soğuyarak katılaşması sonucunda gerçekleşir. Bu şekilde oluşan okyanus sırtları yer kabuğunun en genç bölgeleridir. Levhalar ayrıldıkça sırt ortadan büyümeye devam eder, sırtın her iki yanına doğru uzaklaşan genç litosfer soğudukça hacmi azalır, yoğunluğu artar ve hem küçülme hem de batma nedeniyle yükseltisi azalır. Okyanus tabanının, okyanus sırtından en uzak kesimleri en yaşlı kısmıdır. Bu alanların eninde sonunda bir başka levha ile karşılaşarak batmaya başlaması kaçınılmaz olduğundan okyanussal kabuğun ömrü sınırlıdır ve bilinen en yaşlı okyanus kabuğu örnekleri 190 milyon yıl yaşındadır. Bu şekilde okyanus kabuğu sürekli yenilenirken, kıta kabuğu dalma-batma mekanizması ile ortadan kaldırılamadığından, yanardağ ve dağ oluşum etkinlikleri ile kıta kütlesine eklenen materyal zaman içinde giderek artar. Milyarlarca yıllık süreç içerisinde kıtalar alan ve kalınlık açısından büyümeye devam ederler. Bazen bir kıta, ters yönde etki eden kuvvetlerin sonucunda ikiye ayrılabilir. Böyle bir durumda uzaklaşan parçaların arasını doldurmaya başlayan manto materyali yine okyanus kabuğu niteliğinde bir yapı oluşturmaya başlar, bu alanın soğuyup alçalması sonucunda yeni bir okyanus doğmuş olur.

World_Distribution_of_Mid-Oceanic_Ridges

Okyanus Ortası Sırtların Dünya Üzerinde Dağılımı

İzlanda Volkanik Yapısında Atlantik Ortası Sırtı

Iceland_Mid-Atlantic_Ridge_Fig16

Atlantik Ortası Sırtı

İzlanda’nın oluşumunun esas kaynağı, 250 milyon yıl önce oluştuğu tahmin edilen Atlantik Ortası Sırtı ya da Atlantik Ortası Yükselimi’dir (İngilizce: Mid-Atlantic Ridge). İzlanda, bu jeolojik yapının üstünde bulunuyor.  Atlantik Ortası sırtı, bütün Dünya okyanuslarının tabanında bulunan ve 40.000 km uzunluğa sahip “Okyanus ortası sırtı” sisteminin parçası. Atlas Okyanusu ile Kuzey Okyanusu arasında, büyük bölümü sular altında bulunan bir sıradağ kümesini aklınıza getirin. Bu sırt, Kuzey Kutbu’ndan, Güney’deki Bouvet Adası’na kadar uzanıyor. İşte konumuz olan İzlanda’yı ve volkanik yapısını ilgilendiren kısım da buradan başlıyor. İzlanda’nın ada olarak ilk gözükmesinin 16-18 milyon yıl önce olduğu tahmin ediliyor. Aşağıdaki linkteki video bir adanın oluşumunu gösteriyor. Bu aktivitenin milyonlarca yıl sürdüğünü düşünün; İşte size İzlanda’nın temsili doğuşu.

https://www.youtube.com/watch?v=RMtuTfAqAbo

Ortalama üç yılda bir volkanik aktivitenin meydana geldiği İzlanda, dünyanın en aktif volkanik bölgelerinden biri. Bunu da iki levha arasındaki açılmaya ve bu açılma sonucunda Atlas Okyanusu’nun orta sırtında meydana gelen jeolojik olaylara borçlu. Adada 934 yılında meydana gelen Katla Patlaması dünyadaki en büyük bazaltik patlama olmuş. 

İzlanda Volkanik Yapısında Sıcak Nokta’nın Önemi: İzlanda’nın Çifte Şansızlığı

İzlanda’yı benzersiz kılan bir özellik daha var. Avrasya ve Kuzey Amerika levhaları arasındaki açılma bölgesinde oluşmuş bir riftin üzerinde yer almasının yanı sıra, bir sıcak noktanın da üzerinde bulunuyor. Aşağıdaki linkteki video “Sıcak Nokta” üzerinde gelişen volkanik adaların doğuşunu anlatıyor. Belki yazıyı okumadan önce izleminiz daha yararlı olacaktır.

https://www.youtube.com/watch?v=AhSaE0omw9o

Birçok yanardağın oluşumunun, levha sınırlarındaki hareketle bağlantılı olmasına karşın, bazıları bu sınırlara uzak yerlerde ortaya çıkabilir. Bu yanardağların ”Sıcak Noktalar” olarak adlandırılan olağanüstü sıcak bölgelerin varlığı sonucunda oluştukları düşünülüyor. Bilim adamları, sıcak noktaların astenosfer ve alt mantoda bulunduğu varsayıyor. Sıcak noktalarda, ısı akımlarının mantonun içinden geçerek yükseldiği tahmin ediliyor. Bu olağanüstü ısı, basıncın etkisi ortadan kalktığı zaman (katmanlar arası yükseldiği zaman) magma oluşturur. Yüzeye doğru çıkan magma, litosferden geçiş sırasında, yolunun üzerindeki kaya kütlelerini eriterek kendisine yol açar. Yani magma belli noktalarda yüzeye çıkmak için kabuk içinde yükselmeye çalışır. Bu çıkış çabası bazen levha ortalarında büyük volkanik dağların oluşmasına neden olur. Levha hareket eder ama sıcak nokta sabit kalır, bu nedenle milyonlarca yıl sonra art arda dizilmiş birçok yanardağ görülebilir. İşte size hem iki levhanın ayrıldığı ve hem de sıcak bir nokta üzerinde yer alan İzlanda’nın tam doğuş öyküsü.

İzlanda’nın Şekillenmesinde Volkanik Lav Akıntısı

Lav, yanardağ ağzından ilk çıktığında sıvı haldedir ve sıcaklığı 700 °C ile 1200 °C arasındadır. Lav çok akışkan olmamasına rağmen (suyun akışkanlık direncinden yaklaşık 100.000 kat fazla) soğuyup katılaşana kadar uzun mesafeler boyunca akabilir. Lavlar akıntı türlerine göre farklılık gösterebilir. Lavın iki çeşidi vardır ve “Aa” ve “Pahoehoe“. Bu terimler ilk olarak Hawaii yerlileri tarafından kullanılmıştır ve terminolojiyede o şekilde geçmiştir. 

 

 Aa tipi lav çok yoğun kıvamlı olup konik yanardağları (Japonya’daki Fuji Dağında olduğu gibi) oluşturur. Pahoehoe (“pahoyhoy” olarak okunur) ise aa’ya göre çok akışkan olup yassı yanardağları oluşturur. İzlanda’daki lav şekli Pahoehoe şeklinde.

https://www.youtube.com/watch?v=U5hZsJk0G_4

İzlanda’da karakterinden dolayı akışkan, bazaltik lava (Pahoehoe tipi lava) “Helluhraun” deniyor. 

İzlanda’nın Şekillenmesinde Volkanların Önemi ve Canlılar Üzerine Etkisi. 

İzlanda’da aktif olan 30 volkanik sistem var ve bunlardan 13 tanesi adaya yerleşimin başladığı 874 yılından bugüne lav püskürtmüş. İzlanda’daki volkanik aktivite o kadar fazla olmuş ki, tüm dünyadaki toplam lav çıkışının 1/3 İzlanda volkanları tarafından gerçekleştirilmiş.

https://www.youtube.com/watch?v=LeDYtj1TYOk

Ada sürekli bir volkan patlaması riski ile karşı karşıya. Bu nedenle İzlanda’da kabuğa sürekli olarak yeni eklemeler oluyor. En sonuncusu ise 1963-1967 yılları arasında meydana gelen volkanizma sonucunda yüzeye çıkan Surtsey Adası. Aşağıdaki linkte bu adanın ortaya çıkış videosu var. İzlanda’nın doğuşunu, Surtsey Adası’nın doğuşunu izleyerek hayal edebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=e73uesIwOLc

İzlanda tarihinin en öldürücü patlaması 1783-84 yıllarında lav püskürten Skaftáreldar (Skaftá’nın Ateşleri) patlamasına aitti. Bu patlama Vatnajökull Buzulunun güneybatısındaki Lakagígar kraterinden olmuştu. Aslında krater, buzul altı volkan olan Grímsvötn Volkanı’nın bir parçasıydı. Bu patlamada İzlanda nüfusunun neredeyse 1/4’ü bu patlamadan saçılan lavlar ve sonrasında gelen toksik gazların ve külün yarattığı iklim değişiklikleri ve bitki ve hayvanların ölmesi sonucu gelen kıtlık ve hastalıklardan öldüler. Bilim insanları 8 ay devam eden patlama nedeniyle sadece İzlanda değil ama tüm gezegenin de etkilenmesi ile dünyadaki ölüm sayısını 2 milyon olarak tahmin ediyorlar. Lakagígar Kraterinin saldığı lavın, 42 milyar tonla tarihte bir defada en fazla salınan lav olduğu düşünülüyor. Daha önce bahsedildiği gibi Eyjafjallajökull Buzulu altındaki volkanın havaya saçtığı volkanik kül haftalarca Avrupa hava trafiğini etkilemişti. 2014–2015 yılında Bárðarbunga Volkan sisteminin havaya saçtığı sülfür dioksit İzlanda’da insan sağlığına zararlı hale gelebilmişti.

Volkanik Patlamaların İzlanda’ya Kazandırdığı Doğal Eserler

Volkanların bu kadar yıkıcı etkisinden bahsetmişken, İzlandaya kattığı güzelliklerden bahsetmemek de olmaz. Yoksa bu kadar ürkütücü bilgi ve görsel sonrası İzlanda’ya gitmezsiniz.

Atlantik ortası yarık İzlanda’yı deprem ve volkanik aktivite riski altında bırakmakla birlikte ona doğal güzelliklerde getiriyor. Örneğin yukarıda fotoğrafını gördüğünüz Sifra Yarığı gezenleri inanılmaz derecede büyülüyor. İki kıtanın birbirlerinden uzaklaştıkları hattın su ile dolması ile oluşmuş bu yarıkta hem tüple ve hem de snorkelle dalış yapılabiliyor. Bu gezinin benim için en önemli anı bu yarıkta snorkelle dalış yapmak olacak. 

Volkan kraterlerinde veya lavların meydana getirdiği oyuklarda ortaya çıkan göller ise çok büyüleyici gözüküyor fotoğraflarda. İzlanda ziyaretimizde bunlarda bazılarını göreceğiz. Göller içinde Mývatn Gölü’nün yeri başka.

Skutustadir04.jpg

Myvatn Gölü, Kuzey İzlanda’da aktif volkanik bir bölgede oluşmuş, sığ bir Ötrofik göl. Ötrofikasyon, göl gibi herhangi bir büyük su ekosisteminde, başta karalardan gelenler olmak üzere, çeşitli nedenlerle besin maddelerinin büyük oranda artması sonucu, plankton ve alg varlığının aşırı şekilde çoğalması. Bu anlamda bu tür göllerde yaşam çeşitliliği de, besin varlığının fazla olması nedeni ile fazladır. Gerçekten de bu göl ve çevresi su kuşları ve ördekler açısından hem sayı ve hem de çeşitlilik bakımından zengin. Burada çok kuş fotoğrafı çekebilmeyi umuyorum.

Bu kadar lav akarda doğa ona şekil vermez mi? Dimmuborgir, eski Norveç dili, Faroece ve İzlandaca’da “Karanlık kuleler” anlamına gelir. Bu bölgeyi gezerken gördüğünüz volkanik mağara, kaya oluşumları, sizde yıkılmış eski bir şehrin kalıntılarını geziyormuşsunuz havası veriyormuş. Mývatn’ın Doğusunda lav akışı sonrasında ortaya çıkan anormal lav tarlaları ortaya çıkmış. 

Aslında volkanik küçük bir ada olan Dyrhólaey, denize doğru 120 metre kadar uzanan ve ark şeklinde yapısı ile turist çekiyor.

Eldhraun; İzlanda’da şahit olacağımız harikaların en önemlilerinden bir tanesi. Keskin ve sert lav kümelerinin üstünü örten kalın yeşil yosun örtü aslında geçmişin bir felaketini saklıyor.

Skaftafell Milli Parkı ve Skeiðarárjökull Buzulu önünde , Skeiðará Nehrinin taşıdığı eriyen buzul sularının sedimentleri (lav kumu, taş ve kül) Skeiðarársandur denen (40 km uzunluğunda 5-10 km genişliğinde) siyah kum çakıl alanlarını ortaya çıkartıyor.

Volkanik faaliyetin yarattığı bir başka doğal güzellik jeotermal aktivite alanları. Námaskarğ (Namaskard), İzlanda’daki Namafjall Dağının altında bulunan bir jeotermal kaynaktır. “Eğer Mars’ın çıplak kırmızı arazisinde yürümeyi çok arzuluyorsanız, Námaskarð üzerinde yapacağınız bir gezi ile bu arzunuza çok yaklaşacaksınız” diye yazmış bizden önce gezmiş olan bir gezgin. Bizleri sülfür kokusu biraz rahatsız edecektir ama güzel kareler çıkacaktır bu alandan. 

Ve tabii ki gayzerler..Yeraltı sularının magmaya dokunması ya da magmanın çok yakınından geçmesi sonucunda ısınmasıyla oluşuyorlar. Atlantik Ortası Sırtı üzerinde bulunan ve volkanik bir ada olan İzlanda gayzerlerin bolca bulunduğu bir ülke. 

Fiyortlar ise bir başka güzellik. Bir zamanlar tüm adayı kaplayan buzulun zamanla iç bölgelere kadar çekilmesi ve rüzgarın şekillendirmesi ile ortaya çıkan fiyortlarda İzlanda’ya bir başka güzellik katıyor. Bazen turistlerin gezmeyi ihmal ettiği ama bence haksızlık ettiği doğa şaheseri bir bölge. 

Ve tabii İzlanda şelaleri…Benim listeden sayabildiğim İzlanda’da 26 adet şelale mevcut. Gullfoss, Dettifoss, Skógafoss, Selfoss, Öxaráfoss Şelaleleri ilk akla gelenler. 

Bakalım! Gidebilirsek, göreceğiz tüm bu güzellikleri ve sizlerle kendi izlenim ve fotoğraflarımla da paylaşımda bulunacağım.

Sonraki yazılarım geniş olmasın diye, genel bilgileri bu şekilde gezi öncesi ayrı bir başlıkta açmayı uygun gördüm. Gezimize 3 gün kaldı, herşey hazır ve en önemlisi de ruhen bu geziye ihtiyacımızda var. Herşeyin hayırlısı bana, bize ve ülkemize olsun diyelim. Başka elden ne gelir ki?

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

20.07.2016 Saat 12:57 

 

Kaynaklar

https://en.wikipedia.org/wiki/Volcano
https://tr.wikipedia.org/wiki/Yerkabu%C4%9Fu
https://tr.wikipedia.org/wiki/Levha_hareketleri
https://en.wikipedia.org/wiki/Plate_tectonics
https://tr.wikipedia.org/wiki/Astenosfer
http://www.worldatlas.com/aatlas/infopage/tectonic.htm
https://en.wikipedia.org/wiki/Mid-Atlantic_Ridge

 

 

İzlanda Dipnotları: İzlanda’ya Gitmeden Önce Genel Bilgiler

 

“Yolu olmayan ormanlarda mutluluk vardır,
Yalnız yürünen deniz kıyısında sevinç,
Kimsenin bilmediği topluluklar vardır derin denizlerde,
Tınısında da müzik,
İnsanları sevmiyorum diyemem,
Ama doğayı daha fazla..”

Lord Byron

Neden İzlanda?

İngiliz romantik Şair Lord Byron’ın doğa sevgisini anlatan yukarıdaki şiirinde kendinizden bir şeyler buluyorsanız, İzlanda’yı gezmek tam da size göre  olmalı. Volkanlar, gayzerler, fiyortlar, buzullar, jeotermal sular, lav ovaları, krater gölleri ve irili ufaklı yüzlerce çağlayanlarla akarsular İzlanda’nın doğal güzellikleri arasında.

Iceland_Skogar_orig-copy.jpg

Savaşmak istemeyen ana kıtadan kaçıp gelen Vikinglerin kurduğu ateş ve buzdan bir ülke burası. İzlanda denince akla Kuzey Kutbuna yakınlığı ve adanın neredeyse volkanlardan ibaret olması geliyor. İzlanda hem Avrasya ve Kuzey Amerika levhaları arasındaki açılma bölgesinde oluşmuş bir yarığın (rift) ve hem de “sıcak nokta” denen bir hattın üzerinde yer alıyor. Bunun anlamı; Konumu nedeni ile İzlanda volkanik faaliyetlerin tam da merkezinde yer alıyor ve bunların bir kısmı halen aktif. Doğanın gücü adayı halen şekillendiriyor. Bu da adayı benzersiz kılıyor. Yani Atlas Okyanusunun volkanik adası İzlanda; aktif yanardağları, buharlarla süslü sıcacık jeotermal havuzları, dünya mirası niteliğindeki olağanüstü manzaralarıyla keşfedilmeyi bekliyor.

İzlanda Genel Bilgileri

İzlanda, Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde Grönland‘ın güneydoğusu ile İskandinavya ve Britanya Adası’nın kuzeybatısında yer alan bir ada ve Avrupa ülkesi. Avrupa’dan ziyade Grönland’a yakın (350 km). 103000 km²’lik bir yüzölçümde, 350.000’e yakın nüfusu var. Kilometrekareye düşen 3 insanla, Avrupa’da nüfus yoğunluğu en az olan ülke. Nüfusun üçte ikisi, dünyanın en kuzeydeki başkenti olan Reykjavík ve onu çevreleyen güneydoğu bölgesinde yaşıyor. Dünyanın en büyük 18. ve Avrupa Kıtası’nın da İngiltere’den sonra en büyük 2. adası oluyor. Yeşili fakir, ülke topraklarının %67’si tundralarla, %15’i buzullarla ve göllerle kaplı.

Adadaki volkanların sayısı 200’ü buluyor. Volkanların en önemlisi 1490 metre yüksekliğindeki Heklâ Volkanı. Geçmişteki yanardağ püskürmeleri sonucu ortaya çıkan lav ovaları üzerinde yer yer jökull adı verilen buz kubbeleri yer alıyor. Bunların en büyüğü olan Vatnajökull, 8.500 km2‘yi bulan yüzölçümüyle Avrupa’nın en geniş buzulu. İzlanda’da çok sayıda krater gölü var ve bunlardan En önemlisi olan þingvallavatn (Thingvallavatn okunuyor) Gölü .

Para birimi İzlanda Crona‘sı (kr) ve 1 USD=122.5 Crona ve 1 Türk Lirası, 42 İzlanda Cronası ediyor. Benim için ülke pahalılığının kriterleri olan bazı yiyecek ve içecek ortalama fiyatlarına bakacak olursak;  1,5 litre su 226 kr (2 USD), restoranda 0,33 litre su 225 kr, orta boy şişede şarap 2500 kr (20 USD), yerli bira (0,5 lt şişe) 340 kr (2,8 USD), restoranda yerli bira (0,5 lt şişe) 1000 kr (8,4 USD), ithal bira (0,33 lt) 328 kr (2,6 USD), Marlboro sigara paket 1250 kr (10 USD), pahalı olmayan restoranda yemek 2000 kr (16 USD), orta düzey bir restoranda 2 kişilik yemek (3 çeşit) 12000 kr (97 USD), Mc Donalds da hamburger 1500 kr (12,5 USD). Görüldüğü gibi İzlanda pahalı sayılabilecek bir ülke.

İzlanda Tarihi

İlk olarak İsveçli kaşif, Viking, Gardar Svavarsson, İS 870 yılında bu toprakların etrafını dolaşıp bir ada olduğunu tespit ediyor ve kışı burada geçiriyor. Dönüş zamanı geldiğinde biri kadın iki köle, dönmemeye karar vererek Husavik yakınlarına kaçıyor ve adada ilk çiftliği kuruyor. Birkaç sene sonra ise Ingolfur Arnarson şimdiki Reykjavik’e yerleşiyor ve peşinden gelen çok sayıda göçmen ile adada kalıcı ilk kasabayı kuruyor. Bundan birkaç asır öncesinden Kelt keşişlerin adada bir süre yaşadığına dair izler bulunsa da kalıcı olmadıkları için İzlanda tarihine bir etkileri olmuyor.
İzlandalı Vikingler kendilerini idare edememişler ve önce Norveç’in, sonra da yaklaşık 500 sene Danimarka’nın yönetimi altında kalmışlar. 1904 yılında önce özerklik ve sonra da İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesiyle bağımsızlıklarını  ilan etmişler. Şu an ki yönetim biçimi parlamenter Cumhuriyet.

İzlanda İklimi ve Gezi İçin Uygun Zamanlar

“Havayı beğenmiyorsan beş dakika beklemen yeterli”. İzlandalılar arasında sık olarak kullanılan bu deyim, İzlanda havasının ne kadar değişken olabileceğinin bir delili aslında. Kutup kuşağına yakın olmasına rağmen İzlanda, Gulf Stream akıntısının etkisinde kalıyor ve genelde adada yazlar nemli ve serin, kışlar ise oldukça yumuşak geçiyor.  İstatistiki olarak, Başkent Reykjavik’in her yıl kar altında olduğu gün sayısı ortalaması sadece 50. Dünya’nın en kuzeydeki başkenti için bu oldukça düşük bir sayı.

Burada güneşi görseniz bile aslında ısınmıyorsunuz. Yaz aylarında dahi kısa kollu ile gezmek biraz hayal gibi.  Yani “Kötü hava yoktur, havaya uygun olmayan giyim vardır” kuralını burada sıkı uygulamak lazım.

İzlanda ziyaretinizi neden yaptığınıza bağlı olarak gideceğiniz dönemi seçiyorsunuz. Örneğin “Aurora Borealis, ya da bilinen adıyla “Kuzey Işıkları’nı” görme amacı ile gidecekseniz, kış aylarını yani eylül-mart aylarını tercih edeceksiniz. Bu dönemlerde Kuzey Işıklarını görme ihtimaliniz çok daha yüksek. Tabii ki dondurucu soğuğu dikkate alacaksınız. Kışın en kış olduğu zamanda bile gitseniz Kuzey Işıklarını göremiyebiliyormuşssunuz. Kuzey ışıklarını net bir şekilde görmeniz için bir arada bulunması gereken kriterler şunlarmış;

-Yağışsız ve bulutsuz bir hava,

-Karanlık, mümkün olduğunca şehirden uzak bir ortam,

Bu koşullar bir araya geldiği takdirde, birazda şansınız varsa Kuzey Işıklarının gökyüzündeki dansını izleyebilirsiniz.  Japonya gezisinde kiraz çiçeklerinin açma durumunu gösteren siteler vardı. Kuzey ışıklarının aktiflik derecesini takip edebileceğiniz ve ona göre hareket edebileceğiniz resmi bir internet sitesi var: http://en.vedur.is/weather/forecasts/aurora/ Bunu takip etmek mantıklı olabilir. Reykjavik yakınlarında ve adanın tam ucunda, okyanusa bakan oldukça karanlık bir nokta olan  Grotta yakınlarındaki deniz fenerinin yakınları, Kuzey Işıklarını kolayca izleyebileceğiniz bir yer olabilirmiş. Reykjavik dışındaki noktalarda kuzey ışıklarına denk gelebilme ihtimaliniz daha da yüksekmiş. Kuzey ışıklarının genel olarak en iyi görüldüğü saatlerin 22:30-3:00 arası olduğu söyleniyor, aklınızda bulunsun.

İzlanda’da bahar mevsimi mayıs ayından sonra başlıyor. Yaz ayları İzlanda için yılın en turistik dönemi. İzlanda’yı daha iyi hava şartlarında gezmek ve doğayı daha iyi hava koşullarında keşfetmek isterseniz temmuz-ağustos aylarını tercih edeceksiniz. Fakat bu dönemin ülkenin en pahalı ve kalabalık dönemlerinden biri olduğunu bilmeniz gerekiyor. Bu dönemde bol bol günışığı (bol derken neredeyse 24 saatten bahsediyoruz) ve ortalama 13 derece civarında bir sıcaklık hakim.

İzlanda’da Ne Giyilir?

Hava koşulları genellikle daha önce karşılaşmadığınız cinsten olacaktır. Bu noktada hangi mevsimde giderseniz gidin yapmanız gereken şey çok acil bir outdoor mağazasına uğramak. Bir kere mutlaka su ve rüzgar geçirmez bir monta sahip olmak lazım. Su geçirmez, ayak bileğini sarar ve doğa yürüyüşlerine uygun bir tane ayakkabının yanınızda bulunması doğru olur. Termal çorap ve termal içlik de doğru tercihler olur. Şelalerden sıçrayan sular nedeni ile fotoğraf makinalarınızın ve sizin ıslanma durumu oluyor. Bu nedenle ince bir yağmurluk yanınızda bulunsa iyi olur.  İzlanda’ya yaz aylarında bile gitseniz yanınızda mutlaka eldiven ve bere bulundurun. Özellikle balina gözleme gibi tekne aktivitesinde çok gerekli oluyor. Tezat gibi gelse de ve belki de hayatınızın en soğuk tatilini gerçekleştirecek olsanızda  bavulunuzdan mayoyu eksik etmeyin. Blue Lagoon dahil çok sayıda termal kaplıcaya girmek isteyeceksiniz.

İzlanda Dili ve Sık Kullanılan Kelimeler;

İzlandaca, eski Norveç dilinden kaynak alan bir dil ve eski halinden günümüze pek bir değişime uğramamış.İzlandalılar geleneklerine ve dillerine son derece bağlılar. İzlandaca bazı harfler bize çok yabancı ve haliyle nasıl okunacağını da bilmiyoruz. Bunlardan karşılaşacağınız bazıları şunlar;

ð / ð  harfi “th“şeklinde ve “dı” olarak okunmalı.

þ / þ harfi “th“şeklinde ve “ti” olarak okunmalı.

á       harfi  “a” şeklinde ama uzatmalı bir “a” olarak okunmalı  (İngilizcede  “how” okunuşunda çıkan “a” sesi gibi).

é      harfi  “e” şeklinde ama uzatmalı bir “e” olarak okunmalı  (İngilizcede  ” yet” okunuşunda çıkan “e” sesi gibi).

í veya ý  harfi  “i” şeklinde ama İngilizcede  “been” okunuşunda çıkan kısa “i” sesi gibi.

ó harfi  “o” şeklinde.

ú harfi “u” şeklinde ( İngilizcede  “fool” kelimesinin okunuşunda çıkan “u” sesi gibi.

İzlandaca işinize yarayabilecek bazı kelime ve cümleler ise şunlar olabilir;

Günaydın  Góðan dag

İyi akşamlar  Gott kvöld

İyi  geceler Góða nótt

Alah’a ısmarladık  Bless

Evet  Já

Hayır  Nei

Teşekkür ederim  Takk

Çok teşekkür ederim  Takk fyrir

Evet, teşekkür ederim  Já takk

Hayır, teşekkür ederim Nei takk

Şerefe!  Skál!

Ücreti ne kadar?  Hvað kostar þetta?

Afedersiniz!  Afsakið

Açık  Opið

Kapalı  Lokað

Tehlike  Hætta

Yasak  Bannað

Polis  Lögreglan

Hastane  Sjúkrahús

Doktor  Læknir

Sıfır Núll  

Bir Einn 

İki Tveir  

Üç  þrír

Dört Fjórir

Beş Fimm

Altı Sex

Yedi Sjö

Sekiz átta

Dokuz Níu

On Tíu

On bir Ellefu

On iki Tólf

On üç þrettán

On dört Fjórtán

On beş Fimmtán

On altı Sextán

On yedi Sautján

On sekiz átján

On dokuz Nítján

Yirmi Tuttugu

Otuz þrjátíu

Kırk Fjörutíu

Elli Fimmtíu

Altmış Sextíu

Yetmiş Sjötíu

Seksen áttatíu

Doksan Níutíu

Yüz Hundrað

Bin þúsund

Menü Matseðill

Çorba Súpa

Ekmek Brauð

Et Kjöt

Koyun Lambakjöt

Dana Nautakjöt

Domuz Svínakjöt

Tavuk Kjúklingur

Balık yemeği Fiskréttir

Balık Fiskur

Çay Te

Kahve Kaffi

Süt Mjólk

Bira Bjór

Beyaz Şarap Hvítvín

Kırmızı Şarap Rauðvín

Su Vatn

Son Söz

Atatürk23 Temmuz da yani 1 hafta sonra, İstanbul çıkışlı İzlanda gezimiz olacak. Doğrusu bu ya! Yaşamım da ülkemin en kötü günlerine şahit oluyorum. Darbelerin akıllısı ve haklısı yoktur ama en aptalı ve en acımasızlarından birini yaşıyoruz bu günlerde. İnsanlar öldü, neden orada olduğunu bilmeyen askerlerden linç edilenler oldu. Ülke insanı tedirgin. Ülkenin ayrışmayı, ayrıştırılmayı bir kenara bırakmaya ve sakinleşmeye ihtiyacı var. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Yurtta sulh, cihanda sulh”‘a ihtiyacı var. Herkes için evrensel hukuka, demokrasiye ve insanca yaşamaya ihtiyaç var.

Bir yere kıpırdayasımız yok aslında ama bir taraftan da 1 haftalığına İzlanda gezine çıkmak da iyi gelecek gergin ve gezgin ruhuma. İnşallah gidebiliriz.

Bu kez farklı bir şey yapmak istedim; Gezi öncesi çalışmalarımı sizlerle paylaşmak istedim. Yani teoride İzlanda gezisi yazdım, dönünce bölüm bölüm gezi yazıma küçük notlarımı da eklerim.

Gezekalın, dostça ve barış içinde kalın…

19.07.2016 Saat 01:18 

Kaynaklar

http://oitheblog.com/2015/10/04/izlanda-gezi-rehberi-bir-turistin-bilmesi-gerekenler/
http://wikitravel.org/en/Icelandic_phrasebook
http://en.vedur.is/weather/forecasts/aurora/
http://www.atlasdergisi.com/kesfet/gezi/yanardaglar-adasi-izlanda.html
https://en.wikipedia.org/wiki/Iceland
http://www.atlasdergisi.com/kesfet/doga-cografya/ates-ve-buz-adasi.html