• Arşivler

  • Diğer 531 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 381.848 ziyaretçi
  • Şubat 2026
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    232425262728  

Sekizinci Kıta Madagaskar: Andasibe Ulusal Parkı-1

Gezi Tarihi: 15.09.2016

IMG_9066.JPG

Geceyi kötü geçirmiş olarak uyandık. Giysilerimizle yattığımız için giyinme kısmı çok hızlı oldu ve konakladığımız yeri ve çevresini keşfe çıktık. Oda içi kötü olmasına rağmen, otelin çevresi çok güzeldi. Ormanın içinde sayılırdık. Bir kenardan dere akıyordu. Madagaskar’ın bu bölgesi tesisler açısından oldukça fakir. Bu kaldığımız oteller bizlere iyi diye sunulan oteller. Aslında yapılacak şey temel hijyeni sağlamak. Temiz bir tuvalet, yatak, çarşaf, yastık kılıfı ve havlu.  Benim gibi gezginlerin, bu gibi ülkelerde beklentisi çok da fazla olamaz. Yeter ki görmeye gittiğimiz güzellikleri görebilelim. Bu otelde aslında hemen ormanın dibinde, vahşi yaşam ile iç içeyiz. Biraz dikkat edebilseler ne kadar güzel olacak herkes için aslında.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltı sonrasında Andasibe Rezerv Alanına doğru hareket ettik. Bu rezerve alanı, Kuzey Yağmur Ormanları denilen ve Madagaskar’ın UNESCO Dünya Doğa Mirası Listesi içindeki yerlerinden birisi olan ormanların bir bölümü sayılıyor.

Andasibe Köyünün yaklaşık 2 km kadar güneyinde Madagaskar’ın en eski rezerv alanı olan Andasibe (Perinet) Rezerv Alanı ve 15 km kadar kuzeyinde ise daha büyük olan Mantadia Ulusal Parkı yer alıyor. Bu iki park da yağmur ormanlarının bir parçası ve gerek fauna ve gerekse de flora zenginliği açısından önemli yerler. 100 den fazla orkide (Ekim-Ocak arası açıyor), renkli bukelamun, sürüngen ve kurbağalar, kimi kaynağa göre 11, kimine göre de 14 türden lemur ve 100 den fazla kuş çeşidi ile biliniyor.

1900’lü yılların başında Madagaskar’ı sömürgeleştiren Fransa, doğu limanlarına ülkenin diğer yerlerinden ürünleri getirmek için bir demiryolu inşasına girişti. Henri Perinet adlı bir Fransız mühendis, bu tren yolu hattının Analamazaotra Köyü yakınında bir ana istasyon inşa edilmesinin başındaydı. İşte bugün gezeceğimiz rezerv alanının adı bu Fransızdan geliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Her iki parkın da önemi, Indri Lemurlarının sık populasyonlarına sahip olması. Lemurların çıkarttıkları özel sesler özellikle sabahın erken saatlerinde duyuluyormuş. İki parkta da fiziki koşullarınıza uygun yürüyüş parkurları var. Mantadia Parkı biraz daha az trustik ve yolları daha zorlu. Perinet Rezerv Alanı ise daha organize ve biz de bu alanı gezdik.

Bugünün anlatımına geçmeden Lemurlar hakkında biraz bilgi vermek lazım. Bu gezimizde bol bol görebilmeyi umduğumuz Lemurlar ve Sifaklar maymun ailesinden sayılıyorlar. İri ve parlak gözleri, tuhaf çığlıkları nedeniyle “Gecenin ruhu ya da hayalet” anlamına gelen Latince lemures sözcüğünden lemur, aslında bir alt sınıfın (Makigiller) hayvanlarına verilen genel bir isim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Familyanın yaşayan türleri 24 – 57 cm uzunluğa (kuyruk 32 – 65 cm) ve 0,7 – 4 Kg ağırlığa ulaşıyorlar. Soyu tükenen türler de var. Postları yumuşak, yünlü, çoğu gri, kahverengi ve siyahımsı varyasyonlarda, vücut zayıf ve bacaklar ince. Arka bacakları ön bacaklarından uzun olduğundan müthiş bir sıçrama yeteneğine sahipler.  Otoburdurlar ve Makiler yaklaşık 18 sene yaşayabiliyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha önce uzun uzun anlattığım gibi ilgili konu bağlantısı (https://gezekalin.com/2016/08/31/gezi-oncesi-dipnotlar-madagaskar/) , Madagaskar 160 milyon yıl önce Afrika Kıtasına yapışıktı. Afrika kıtasında tespit edilen en eski lemur fosili 60 milyon yıl öncesine aitmiş. Bu zamanlarda ise Madagaskar, ana kara olan Afrika’dan ayrılmış. Maymun ırkına ait fosillerin tespit edildiği en erken tarih ise 17-23 milyon yıl öncesine ait. Bu demektir ki Afrika’da ortaya çıkan maymun, Madagaskar’a ulaşamadan Madagaskar Afrika’dan kopmuş. Tüm dünyaya hakim olmuş olan maymun, şempanze, goril ve Homo Sapien gibi memeli türlerinden yoksunluk Madagaskar’da daha alt ve yaşlı gruptan memeliler olan lemurlar ile tamamlanmaya çalışılmış. Lemurlar bugün hala dünya üzerinde varsalar, bunu Madagaskar gibi izole olmuş bir adada yaşamalarına borçlular.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

İnsanlar, 2000 yıl önce Madagaskar’a ulaşınca adanın lemurları üzerinde hemen olumsuz etki gösterdiler. Adanın lemur çeşidi ve sayısı insanların bu olumsuz etkileri (avlanma ve ormanların sıklığında azalmaya neden  olmaları nedenleri) ile azaldı. Bugün lemurlar soyları tehlikede olan hayvanlar olarak kabul ediliyor.

Tüm Madagaskar’da 60’a yakın lemur çeşidi var; Bunların büyüklüğü 25 gr lık pigme fare lemurundan, boyları 1 metreye ulaşabilen İndri’ye kadar değişiyor. Adada hala keşfedilmemiş lemur türleri olduğuna inanılıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İşte biz sabahın erken saatlerinden başlayarak 4 saatlik bir zaman dilimi içinde Perinet Rezerv Alanını gezip, özellikle İndrilerin peşinde olacağız. Onun dışında göreceğimiz tüm hayvanlar işin bonus kısmı olacak.

Park alanına gelince, 13 kişilik kalabalığın, Indrileri sesleri ile rahatsız edebileceğini düşünerek grubu ikiye böldüler. Her grubun başında parktan verilen birer rehber var. Park içinde çeşitli uzunluklarda yollar var ve bunlar iyi işaretlenmiş.

Bir süre sonra İndrilerin çağrışlarını duyduk ve sese doğru yöneldik. Aşağıdaki linkte gezi arkadaşlarımdan Indri sesi kaydı yapanların kayıtlarını veriyorum..

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar’lılar İndrileri “Babakoto” olarak adlandırıyorlar. Bu hayvanların özellikle sabahın erken saatlerinde iletişim için çıkarttıkları sesler çok etkileyici. Bazen uçan bir yırtıcının varlığını grup üyelerine haber vermek, bazen diğer gruplar için yer hakimiyetini duyurmak, bazen de çiftleşme istekleri ile ses çıkartıyorlar. Önce erkek başlıyor bağırmaya, sonra gerisi dişiler getiriyorlar. Biz orada iken bu haberleşmeye şahit olduk. Çok etkileyici bir iletişim şekilleri var.

IMG_9485.JPG

Bu ormanlarda İndriler dışında 13 lemur türü daha var. Gördüğümüz ilk İndri ailesinden sonra “diğerlerini görebilecek miyiz?” diye orman içinde yolumuza devam ettik. Bir süre sonra bir başka lemur türünü daha gösterdiler. Bu Yaygın Kahverengi Lemur (Common Brown Lemur) türüymüş. Bu lemur bize büyük sürpriz yaptı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ağaçtan aşağıya indi ve dokunma mesafesine kadar yaklaştı. Sırtındaki kesesi içinde yavrusu bile vardı. Çok güzel bir olay yaşamış olduk. Meğerse lemurlar muz kabuğuna dayanamazlarmış. Bu lemur, aramızdan birinin çantasında, sabah kahvaltıdan aldığı muz kokusuna gelmiş. Arkadaş lemur, tırım tırım kokusunu aldığı muzu arıyormuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Lemurlardan gündüz aktif olanlar var, gece aktif olanlar var. İndriler gündüz aktif olanlar. Parkta ilerlemeye devam ettikçe bir sürprizle karşılaştık. Gece aktif olan lemurlardan Wooly lemur denen bir türü gördük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha doğrusu parkın verdiği rehber gösterdi. Aslında o olmazsa bizim bir yün yumağı şeklinde olan hayvanları ayırt etme şansımız pek yoktu. Baktığımız ağaçta 3 bireylik lemur ailesi bir aradaymışlar.  Sadece bir tanesinin yüzü gözüküyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Lemurları gördükçe, yenilerini görme arzumuz arttı. Rehberle daha hızlı şekilde, bazen yol dışına da taşarak ormanı ve ağaç tepelerini taramaya başladık. Bu arada yerde dolanan bir lemur ailesi daha gördük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu aramalar sonuç verdi ve bir ağacın dalları arasında taze yaprak yemekle meşgul bir başka İndri ailesi daha gördük. İndriler sosyal hayvanlar, 4-7 bireylik aile olarak yaşıyorlar. İndriler ancak doğal ortamlarında yaşayabiliyorlar, çıftlıklerde kendılerı ıçın yapılan özel evlerde yaşayamıyorlar. En fazla bir hafta sonra ölüyorlarmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Parkta görmeyi beklediğimiz gündüz lemurlarından 6 tür varmış. Biz bunlardan 2 tanesini gördük. Bir de gece lemur türüne tesadüf ettik. Diademed (Altın) Sifaka denen tür sık görebileceğimiz bir tür ama henüz göremedik. Dönüşe geçtiğimizde bizim rehbere haber geldi. Parkın girişinden yana doğru Altın Sifaka ailesi görülmüş. Bunu duyunca rota değişikliği yapıp bu aileyi görmeye gittik. Benim gördüğüm türler içinden en güzeli bu Diademed (Altın) Sifaka oldu.  

IMG_9908.JPG

Bu ailenin bireylerinden bir tanesi anneydi ve karnındaki kesede yavrusu minik gözlerle etrafa merakla bakıyordu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

2007 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine aday gösterilen Atsinana Yağmur Ormanlarının bir bölümü olarak kabul  edilen Analamazoatra (Perinet) Rezerv Alanını 4 saati biraz aşan süre ile gezdik. Bu parkta akşama kadar rahatlıkla vakit geçirebilirdim. Ancak bugün çok yoğun bir programımız var. Diğer grupta bizi bekliyor ve yemeğe gidilecek.  

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Evet sevgili Gezekalın takipçileri..

Bu konunun birinci kısmını burada keselim isterseniz. Çünkü bugünün öğle sonrası ve akşamı da aktivite ve bol fotoğraf dolu. Sizleri sıkmayalım ve günü burada bölelim.

Gezekalın ve aydınlık kalın…..

Dr Ümit Kuru

04.10.2016 Saat 11:36

img_9930

KAYNAKLAR 

http://www.madagascartravelservice.com/andasibe/andasibe_park_madagascar.html
http://housewivesoftamatave.blogspot.com.tr/2011/03/vakona-park-madagascar.html
https://en.wikipedia.org/wiki/Peyrieras_Reptile_Reserve
http://www.travelmadagascar.org/PARKS/Andasibe-Mantadia-National-Park.html
http://www.revolvy.com/main/index.php?s=Peyrieras+Reptile+Reserve
http://dave-clark.smugmug.com/keyword/mandraka/i-wStxhkz
http://www.thesussexwildlifer.co.uk/mad_peyr.htm

Sekizinci Kıta Madagaskar: Moramanga-Andasibe Ulusal Parkına Doğru

Gezi Tarihi 14.09.2016

IMG_8504.JPG

Artık Batı Madagaskar gezimizi bitirdik, Doğu Madagaskar gezimize ise bugün başlayacağız. Öğle saatlerine kadar Morondava’da serbest zamanımız var. Sonra uçakla başkent Tana’ya uçup, Oradan araçlarla Moramanga’ya gideceğiz. Kalan günlerimizde, Doğu Madagaskar’da Andasibe Ulusal Parkı ve civarını gezeceğiz. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yine programda olmayan, ama sevgili Aykut’un yapılması mümkün olan tüm ricalarımızı gerçekleştirme arzusu sonucunda yapılacak olan, bir aktivite için grup ikiye bölündü. Aralarında benim de bulunduğum bir grup yakında bulunan balıkçı köyü Betina‘ya bir ziyaret gerçekleştirecek. Diğer grup ise tesisin havuz ve denizinden faydalanacak.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sabah erkenden uyanınca önce kaldığımız tesisi keşfe çıktık. Bir kere odaları çok güzel. Civar ise tam kartpostallık. Beyaz kumlar, hindistan cevizi ağaçları içinde birbirinden ayrık evler düşünün. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltı sonrasında Betania Köyüne gitmek üzere yola çıktık. Bu köy için sahile çıkıp, buradan kanoya binmemiz ve kısa da olsa bir deniz geçmemiz gerekiyor. Burada gelgit olayları çok etkili. Şimdi suyun çekilme zamanı. Aslında köyün yerlilerinin çoğu bellerine kadar suya girip yürüyerek de karşı kıyıya geçebiliyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kısa bir kano yolculuğu ile köye ulaştık. Buranın kanoları, Manambolo Nehri’nin pirogue’lerinden farklı. Bunlar balık tutmada kullanıldığı için ana kanoya bitişik bir denge sağlayıcı uzantıya daha sahipler. Bazılarında yelken var. Bu köyün insanları balıkçılıkla geçiniyorlar. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Betania Köyü Morondava’nın güneyinde 1000 civarında Vezo balıkçısının yaşadığı bir köy.  Vezo kelimesi bir etnik grubu göstermiyor. Daha çok balık avlamak için yarı göçebe bir hayatı seçmiş insanları anlatıyor. Vezo “balık” veya “denizle mücadele eden” anlamında bir kelime. Bu insanlar Batı Madagaskar sahili boyunca yarı göçebe halde balık tutarak yaşıyorlar.

IMG_8585.JPG

Köye girmeden daha sahilde bizi köyün neredeyse tüm çocukları karşıladı. Tüm şirinlikleri eşliğinde verebileceğimiz ya da alabilecekleri ne varsa onun peşindeler. Bilezik, takı, şeker ya da çikolata herşeyi birbir sorguluyorlar. Bir ara işi abarttılar, çantalarımıza takılan THY amblemi olan güvenlik kartını bile istediler. Verdik tabii ki. Ama bir baktım ki amblemin askısı boynuna geçebilen bir küçüğün boynuna kolye niyetine takmışlar. Bir gülmedir aldı bizi. Biz bir taraftan, onlar bir taraftan karşılıklı gülüşüp duruyoruz. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu köyü yaklaşık 1 saat kadar gezdik. Çok güzel insanlar, sevgi dolu karşılandık. Daha sonra sahile geri dönüp, bu sefer yürüyerek konakladığımız tesise döndük. Grubun diğer üyeleri ise denize koşturmuşlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sahilde balıktan yeni dönmüş ve ağlara takılmış balıkları ayıran balıkçı tekneleri var. Bir süre deniz keyfi yapıldıktan sonra tesise döndük ve öğle yemeğimizi yedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu sırada uçuşumuzun ertelendiği haberi geldi. Tesiste keyfimiz yerinde olunca ve bugünü uzunca bir yolda geçireceğimizden pek de keyfimiz kaçmadı. Hatta bunu fırsat bilip Morondava içini biraz yürüyerek gezme şansımız bile oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yaklaşık 2 saatlik bir rötar sonrasında Başkent Antananarova’ya uçtuk. Bizi getiren uçakla geri dönmüş olduk. Uçuş çok keyifliydi ve 50 dakikada başkentteydik. Havaalanı çıkışında bizi minibüslerimiz bekliyordu. Bunun anlamı yollar batı tarafı kadar bozuk değil olsa gerek. Başkentten, Moramanga arası 117 km ve yaklaşık olarak  saatlik bir yolumuz var.

Konaklama yapacağımız İndri Lodge adlı otele vardığımızda saat 21:00 bulmuştu. Aslında vakitlice varsak, gece safarisi yapılacaktı. Ancak uçak rötar yapınca, aktivite yarın akşama kaldı. Akşam yemeği sonrası odalara çekildi. Gezinin en berbat oteli burasıydı. Odalar kötüydü.

Yarın büyük bir gün olacak . Andasibe ormanlarında lemur peşinde olacağız.

Kaynaklar:

https://en.wikipedia.org/wiki/Vezo_people
https://en.wikipedia.org/wiki/Andasibe-Mantadia_National_Park
http://iclaldunyayigeziyor.blogspot.com.tr/2014/07/13-madagaskar.html

Sekizinci Kıta Madagaskar: Morondava’ya Dönüş

Gezi Tarihi 13.09.2016 Salı

IMG_7838.JPG

Bugün artık Morondava’ya döneceğiz. Yolumuz geldiğimiz gibi uzun ve zahmetli olacak. Bugünün aktivitesi günbatımında Baobab Yolu’nda olabilmek ve orada güneşin bu kutsal ağaçlar üzerinden kaybolmasını izlemek olacak. Yolumuz üzerinde bir köy ziyareti yapmak da günün aktiviteleri arasında bulunuyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sabah erken saatlerde jeeplerimizle otelden ayrılıp Manambolo Nehri kıyısına geldik. Nehir geçişi yapacağımız sallara binmek için sıramızı beklemeye başladık. Toplam 2 tane sal var. Bu sallara araçları büyük bir ustalıkla sığdırıyorlar. Bizler de sallarla karşı kıyıya geçtik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

img_7544Nehir geçişimizden yaklaşık 1 saat kadar sonra bir köye geldik ve orada köyü gezdik. Burası bir Skalava Köyü. Skalavalar, Madagaskar’ın batısında yaşayan ve yaklaşık 1200000 nüfusa sahip bir etnik topluluk. Köyde sadece bir yaşlı ve çocuklar var. Diğerleri tarlalara çalışmaya gitmişler. Toplam 10 kadar ev var. Evler basit, sazdan kulübeler şeklindeler. İçeride eşya olarak sadece yatak ve kap kaçak var. Aslında bu kadar basit eşyalarla yaşamın sürebildiği gerçeği, bizim gibi tüketmeye alışmış modern yaşam insanlarını biraz sersemletiyor doğrusu. Köyü ve çocukları bekleyen yaşlı adam ne yaşını ve ne de kaç torunu olduğunu biliyor. Çocuklar ise oyun peşindeler. Ortak değerimiz ise küçükken oynadığımız seksek oyunu. Ortaya seksek oyunu sınırlarını belli eden bir şekil çizimiş. Ben seksek oynamaya başlayınca köyün çocukları da bana eşlik ettiler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Köy ziyareti sonrasında tekrar yollara düştük. Bundan sonraki hedefimiz Tsiribihina Nehri kıyısına kurulu Belo Sur Tsiribihina Köyü. Burada mola verip Mad Zebu adlı restoranda yemek yiyeceğiz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Belo Sur Tsiribihina Köyü çok hareketli bir yer.  Restoran, bulunduğu ortamla yakışmayacak kalitede ve lezzetli yemekler sunuyor. Yemek öncesi ve sonrası bol bol fotoğraf çektim. En çok ilgimi çeken ise bir kapalı mekanda  oynatılan DVD filmleri ile sinema salonu havasındaki yer oldu. Peşi sıra 3 film birden oynatıyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemek sonrasında Tsiribihina Nehrini salla geçtik. Bu sefer araçlarla birlikte geçtik ve güneşin altında bir 45 dakika geçirdik. Yine büyük bir ustalıkla araçlarıımızı daracık sallara yerleştirip, aynı ustalıkla sallardan indirdiler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu nehiri geçtikten sonra yolda mezarları gördük. Madagaskar mezarları yöresel olaarak fark ediyor. Ülkenin batısında mezarlar taş duvarlarla çevrili. Mezar duvarlarında resimler çizili. Muhtemelen bu resimler ölünün yaşamının nasıl olduğu konusunda fikir veriyor. Mezar duvarındaki çizimlerden, yaşarken kimisinin eğlenceye düşkün, kimisinin avcı, kimisinin ise asker olduğunu tahmin edebiliyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tozlu yolların devamında bir sonraki durağımız kutsaı kabul edilen Baobab ağacının bulunduğu yer oldu. Burada ağacın çevresini çitlerle kapatmışlar. Bu ağaç buradaki en yaşlı ağaç olma özelliğini taşıyor. 800 yıldan fazla yaşı varmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Baobab Yolunda güneşi batıracağımız alana gelmeden önceki son durağımız ise Aşık Baobab ağacı. Bu ağaç birbirlerine sarılmış iki gövdesi nedeni ile sevgiliye benzetildiği için bu adı almış. Gerçekten sevginin en güzel ifadesi olarak gösterilebilecek bir anıt. Adına yakışıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonunda güneşin aşağılara indiği, ışığın güzelleştiği bir zamanda, olmamız gereken yerde yani Baobab Yolu’nda olduk. Jeeplerimizle hemen bir geniş düzlükte kenara park ettik. Bu arada hemen piknik masaları kuruldu. İçeceklerimiz eşliğinde, görselliği yüksek ve Madagaskar’ın simgesi olan bu alanda, güneşin Baobab ağaçları üstünden batışına şahitlik edeceğiz.  

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu geniş alanın bir köşesinde çocuklar ve  gençlerden kurulu iki takım futbol maçı yapıyorlar. Bizler varmışız, yokmuşuz umurlarında bile değil. Ya da gözlerimizin, Baobab ağaçları kadar kendilerinin de üstünde olduklarının farkındalar da bize çaktırmamaya çalışıyorlar. Ne zaman fotoğraflarını çekmeye çalışsam, futbol topu ile her türlü hünerlerini sergilemeye özen gösteriyorlar. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Alanın diğer misafirleri ise keçiler. Yavrularını emziren, etrafta koşturan ve nedendir bilinmez bazen birbirleri ile,  boynuzları aracılığıyla kavga eden keçiler ortama çok özgün bir hava katıyorlar. Güneşin batışı bir yandan, ay tam dolunay halinde gökyüzünde. Ortamı çok sevdim. Herhalde onlarca fotoğraf karesi almışımdır. Madagaskara gelmişseniz, Baobab Yolunda gün batımı yaşamadan dönmemelisiniz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Güneşi batırdıktan sonra yaklaşık 45 dakikalık bir sürüş sonrasında Morondava’da kalacağımız Palissandre Cote West adlı konaklama yerine geldik. Burası bizim bu gezide konakladığımız en güzel yer oldu. Bu güzelliğin farkına esas olarak ertesi gün varacağız. 

IMG_8314.JPG

Evet sevgili Gezgin arkdaşlarım, bir Madagaskar gününü daha sizlerle paylaştım. Umarım sevmişsindir, Madagaskar gezisi planlayanlara da yol gösterici olmuştur.

Gezekalın, Aydınlık kalın…

Dr Ümit Kuru

30.09.2016 Saat 11:14

 

Sekizinci Kıta Madagaskar: Tsingy de Bemaraha ve Manambolo Nehri-2

Gezi Tarihi: 12 EYLÜL 2016

IMG_7351.JPG

Manambolo Nehri’inde kano ile (pirogue) gezimiz sonrasında Küçük Tsingy turunu yapmak için park alanına girdik. Genelde Küçük Tsingy turu ve tekne turu yapılıyor. Küçük Tsingy turu istenirse 3 saate kadar uzatılabiliyor ama genelde 1.5-2 saatte tur tamamlanıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Manambolo Nehri gezimizde bize  rehberlik etmiş ve bugünkü Tsingy turlarımızda da bize rehberlik edecek olan Tousen eşliğinde parka daldık ve gezimize başladık. Önce siz sanal gezginlere bu park hakkında bilgi versem iyi olacak.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tsingy De Bemaraha (Tsingy de Bemaraha Taş Ormanları da denmektedir), Madagaskar’ın kuzey batısında, Melaky Bölgesi’nde yer alan ulusal bir park. Bu ulusal park, iki jeolojik oluşumu barındırmaktadırː Büyük Tsingy ve Küçük Tsingy Ulusal Parkları. Her iki alan birleşerek Tsingy de Bemaraha Doğa Rezervi‘ni meydana getiriyor. Park 1990 yılında UNESCO tarafından Dünya Doğa Mirası Listesi içine alınmış. 152.000 hektarlık (1552 km²) alanı ile Madagaskar’ın en büyük rezerv alanı. Alanın kuzey tarafındaki 850 km²’lik alan mutlak koruma altında. Bu alanın bazı bölümlerine ulaşmak hala çok kolay değil, bazı yerlere ise ulaşmak neredeyse imkansız.  Bu nedenle büyük bölümü henüz keşfedilmemiş sarp bir “biyolojik” rezerv olarak düşünün burasını.  Bu izole yaşam alanlarında sık sık yeni türler keşfediliyormuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha önce anlatıldığı gibi buradaki sıra dışı oluşumlar aslında bir tür karst sistemi. Diğer bir deyişle gözenekli kireç taşının suyla çözünmesi, aşınması ve biçimlenmesi sonucu oluşan bir arazi. Büyük kireç taşı yataklarına sızan yeraltı suyu, yatakları, çatlaklar ve faylar boyunca aşındırmaya başlayarak mağara ve tüneller oluşturmuş. Oyuklar zamanla büyümüş ve nihayet aynı çatlaklardan çatılar çökmüş. Ortaya derinliği 120 metreye ulaşan ve ayakta kalan kayaların sivri uçlarıyla çerçevelenmiş yarık olarak tabir edilen hat gibi dümdüz kanyonlar çıkmış. Bazı yarıklar öyle dar ki bir insan arasından güçlükle geçebiliyor. Bazıları ise bir cadde kadar geniş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Keskin ve iğne ucu gibi sivri yüzeyli kayalıklar ve mağaralar, üzerinde yürüyüşü zorlaştırıyor. Zaten“Tsingy” kelimesi de Madagaskar dilinde “Çıplak ayakla yürünemeyen yer” anlamına geliyor. Madagaskar köylüleri Tsingy’nin şeytani ruhların evi olduğuna inanıyorlar. Derinliklere gidilmemesini istiyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Küçük Tsingy gezimizde bile bazı yerlerde yürüyüş zorlaştı. Sırt çantamızla geçemediğimiz darlıkta yerler oldu. Burada kayaların boyu genelde çok yüksek değil. Bazı yerlerde ise bayağı derinlik var. Her iki yeri de gezmiş birisi olarak şunu söyleyebilirim ki Küçük Tsingy size Tsingy de Bemaraha Taş Ormanları hakkında ancak “küçücük” bir fikir verebilir. İyice araştırdıktan ve kendi fiziksel performansınızı da tarttıktan sonra bence iki turu da yapsanız iyi olur.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_6796.JPG

Turun sonunda Madagaskar’daki ilk lemurlarımızı da bir ağacın tepesinde gördük. Bu gördüklerimiz Madagaskar’a özgü bir tür olan Decken’s Sifakaları. Bunların boyları 1 metreye kadar ulaşıyormuş. Ama daha önemlisi bu hayvanların kuyrukları 50 cm kadar. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ağacın tepesinde görebildiğimiz kadarı ile 4-5 bireylik bir sifaka ailesiydi. Yavruları da var. Sıçrama mesafeleri müthiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Aşağıdaki linkte Küçük Tsingy turumuzdan çektiğim kısa bir video var. Belki size bir fikir verebilir.

IMG_7184.JPG

Küçük Tsingy gezimizi 1.5 saatte bitirip 4*4 lere binerek, Büyük Tsingy’ye doğru yollara düştük. Aslında mesafe 25 km’ye yakın ama yollar o kadar berbat ki 1 saati aşan sürede ancak park girişine gelebiliyorsunuz. Yalnız biz parka yakın bir alanda durup öğle yemeğimizi açık alanda yedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gerçi benim yemek filan yiyecek halim yok. Gözüm ağaçların tepelerinde lemur arıyor. Bu çabalarım sonuçta veriyor. Bir ağacın tepesinde bir Decken’s Sifaka ailesi daha gördüm.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemek sonrası park alanına girdik. Elimizi çabuk tutmalıyız, hemen emniyet askılarımızı takındık. Bunlar bazı tırmanışlar için gerekiyor. Yanınızda en az bir litre suyunuz da bulunmalı. Burada da alın lambası veya el feneri mutlaka yanınızda olmalı. Bazı tünel ve mağaralardan geçmek zorunda kalıyorsunuz.

Önce düz bir yolu takip ediyorsunuz. Bu kısım sakın size “Bu muymuş Büyük Tsingy ?” dedirtmesin! Sonradan gerçekten zorlu yerleri geçiyorsunuz. Bazı kayalar içinde deniz kabukları gibi fosiller göze çarpıyor. Yolumuzda ilerlerken bir başka lemur türü olan Taçlı Lemur gördük.Bir günde iki tür lemur görmüş olmuş olduk.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

img_7248

Lemurlarla ilgili bilgiyi sonraki yazılara bırakarak geziye devam edelim. Bu düz alanı geçtikten sonra zorlu bölümler gelmeye başladı. Bazen duvarlara yapılmış çıkıntı merdivenleri, bazen de demirden merdivenleri tırmanarak epey yükseklere çıktık. Amaç tepelerdeki panaromik noktalara ve asma köprüye ulaşabilmek.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

img_7301

En yüksek noktalarda toprak hayli az ve güneşten koruyan sığınaklar yok. En tepelerde bile yaşam var ama bitki ve hayvan yaşamı, kuraklığa direnebilen türden olanlardan. Bazı ağaçlar bulabildikleri toprak alanda yetişip aşağıdaki suya, toprağa ulaşmak için kablo gibi kökler salmışlar. Bazı ağaçlar ise tepedeki güneşe uzanmak için kalem gibi düzgün şekilde yukarıya doğru uzamışlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonunda parkın çatısı denebilecek noktaya tırmandık. Manzara hem ürkütücü ve hem de çok güzel…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir süre tepelerde yürüdükten sonra hedefimiz olan asma köprüye vardık. İnsana pek güven vermese de dönüşümüz yok, yürüyüp geçtik köprüyü.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bundan sonrası artık iniş. Ancak iniş, çıkıştan daha zorlayıcı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dört saati bulan yürüyüş sonrasında performansımızla gurur duyarak ve kendi kendimizi alkışlayarak parkın çıkışına geldik. Aşağıda linkini verdiğim video benim çektiğim videodur. Sizlere daha iyi fikir verebilmesi adına izlemenizi tavsiye ederim.

Sonrasında araçlarımızla kararmaya başlayan havada konakladığımız otele doğru yollara düştük. Dönüş, sabahın erken saatlerinden beri olan aktiviteler nedeni ile uzadıkça uzadı. Otele varır varmaz, bir de arkadaşlarımızın alkışları ile karşılandık. Onlarda kano ve Küçük Tsingy gezilerinden sonra ormanlık alanda piknik yapıp, Bekopaka Köyü içini gezmişler. Sonrada otele dönüp havuz keyfi yapmışlar. Herkes kendince mutlu, mutsuz olan yok. Aşağıdaki fotolar sevgili eşim Naime’ye aitler. Bunlarda günün diğer grup cephesinden fotoğrafları..

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Evet sevgili Sanal Gezginler…Bir uzun gezi günü daha bitti. Yarın başka bir günü daha anlatırız inşallah..
Gezekalın, aydınlık kalın..

img_6601

Dr Ümit Kuru

29.09.2016 Saat 01:06

Sekizinci Kıta Madagaskar: Tsingy de Bemaraha ve Manambolo Nehri-1

img_6484

Gezi Tarihi: 12 EYLÜL 2016

Bugün Madagaskar gezimizin önemli bir günü olacak. Standart programımızda Tsingy de Bemaraha gezisinin Küçük Tsingy bölümü ve Manambolo Nehrinde pirogue gezisi yer alıyor. Ama ben bu gezinin Büyük Tsingy kısmını da yapmak istedim. Büyük Tsingy aslında bayağı zorlu bir kısım ve tam 4 saat süren sıkı bir tırmanış ve iniş gibi bölümleri var. Ama bu kısım yapılmazsa, UNESCO Dünya Mirası Listesi arasında yer alan bir eserin hakkını vermemiş olacağız. Bu nedenle geziye bu kısmı da ekletmek için sevgili Aykut ile İstanbul’dan başlayan bir dizi konuşma yaptık. Sonunda sadece isteyenlerin katılacağı şekilde hem Küçük ve hem de Büyük Tsingy gezileri ve Manambolo Nehri gezisi alternatif olarak kondu. Buna katılacaklar daha erken yola çıkacaklar ve daha geç olarak dönecekler. Sadece Küçük Tsingy turu yapacak olanlar ise 2 saat daha fazla uyuyacaklar ve erken dönüp tesisin havuzunda keyif yapacaklar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sabah erkenden uyandırılıp, çabucak giyindik. Dün gece geç saatlerde geldiğimiz tesisi sabah gözüyle görünce pek beğendim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ben dahil 10 civarında gezgin hem Büyük ve hem de Küçük Tsingy turlarını yapmak üzere Vazimba Hotelden jeeplerle ayrılıp saat 07:00 gibi yollara düştük. Pirogueların bağlı bulunduğu kıyıya jeeplerle vardığımızda sabahın güzel ışığı altında Manambolo Nehri çok güzel gözüküyordu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Önce kanolarla Manambolo Nehri üzerinde yapacağımız gezi için piroguelara bindik. Her iki uçtan birbirlerine bağlanmış iki kanoda, ikişer kişi yan yana olacak şekilde oturduk. Her bir kanoda biri başta ve biri de sonda olmak üzere iki kürekçi var. Kıyıdan ayrıldık ve dingin suda 1.5 saat sürecek gezimize başladık. Yerlilerin kürek niyetine kullandıkları uzun sopalarının suya girip çıktıkça çıkarttığı ses dışında ses duyulmuyor. Öyle huzurlu ve sakin bir ortam ki!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tekne turunda Vazimbaların yaşadığı bölgeleri, mezarlarını, kireç taşından yarları, mağaraları ve görebilirsek de su içmeye nehir kenarına gelen lemurları göreceğiz.

img_6129Nehirde yol aldıkça kanyon içinde olduğumuzu daha çok anlamaya başladık.

Tsingy de Bemaraha’nın jeolojik özellikleri hakkında biraz bilgi vermem lazım. Tüm bu alan ve Tsingy çok özel bir yapıya sahip. Milyonlarca yıl önceden burası hep deniz suları altındaymış. Kalsiyum, magnezyum karbonat gibi minerallerden zengin kalker, jips, kaya tuzu, dolomit gibi taşlar, kayalar bu alanda bolca varlar. Bu kayaların özelliği, yağışlar ve yeraltı suları ile karşılaştığında eriyebilmeleri. Tsingy gibi bu özellikte kayaların bol olduğu yerlerde karstik tarzda yeryüzü şekilleri ve mağaralar bol bulunuyor. Yani yağışlar ve yer altı suları nedeni ile kimyasal aşınma ile ortaya çıkmış yapılardan zengin bir bölgedeyiz. İşte bu kanyon, sonradan göreceğimiz Tsingy ve mağaralar bu yapısal özellik nedeni ile buraya benzersiz bir özellik katıyorlar. Renkli derin yarlar, çatlaklar ve yoğun bir ormanlık bölge arasında akan suda süzülüyoruz. Civarda göçmen kuşlar, beyaz balıkçıllar bolca varlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu alanda gezeceğimiz ilk mağara için kıyıya yanaştık. Başta söylemeyi unuttum; Bu gezi için yanınızda mutlaka fener bulunması gerekiyor. İlk mağaranın özelliği sarkıt ve dikitlerin bolca olması. Kalsiyum karbonatça zengin suların mağara tavanından sızarak içindeki kirecin tavanda birikmesi ile sarkıtlar, damlacıkların mağara tabanında birikmesi ile de dikitler oluşuyor. Bu mağarada hem sarkıt ve hem de dikitler bulunuyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu mağaradan sonra kısa bir süre daha teknelerle yol alıp, ikinci mağarayı da gezdik. Bu mağara diğerinden daha farklı özelliklere sahipti.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tüm bu alanlarda bir zamanlar Vazimba adlı bir etnik grup yaşarmış. Bugün ise Madagaskar’da bu insanlar, artık saf olarak yok gibiler. Günümüzde onların yerinde Skalava etnik grubu var. Yaygın inanışa göre Vazimba’lar Madagaskar’ın ilk yerleşimcileri. Vazimba’lar ortalama Madagaskar halkından daha kısa boyluymuşlar. Bir bilimsel teoriye göre Vazimba halkı, milattan 350-500 yıl önce bu adaya, bugünkü Endonezya’dan göç eden pigme insanlar olabilirlermiş. İşte bu gezide son göreceğimiz yer de Vazimba’ların mezarları. Vazimbalar ölülerini açık alanlara bırakırlarmış. Burada da tepede, kenarları çitlerle çevrili ve yüksekte, 3 kafatasının gözüktüğü bir mezar var. Burada asla ölüleri ve mezarları parmak uçlarınız ile gösteremezsiniz. Bu ölüye karşı büyük bir saygısızlık kabul ediliyor. Eğer illa ki ölüyü işaret etmeniz gerekiyorsa kıvrık parmak ucu ya da dirseklerinizle işaret edebiliyorsunuz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_6413.JPG

Vazimba mezarlarını da gördükten sonra dönüşe geçtik. Son fotoğraflarımızı aldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kıyıda bizi çok sayıda çocuk karşıladı her türlü hünerlerini de sergilemeyi ihmal etmedi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu arada kıyıda ikinci grup ile karşılaştık. Bizler hemen kıyıya yakın küçük Tsingy turuna başlayacakken onlar tekne turunu yapacaklar.

Bu konuyu bugünlük burada kessem iyi olur. Çünkü hem Lemurlardan ve hem de Tsingy’den bahsedilecek. Konu geniş. İki ayrı bölümde anlatsam iyi olur.

Yani bugünün arkası yarın 🙂

Gezekalın, aydınlık kalın.

Dr Ümit Kuru 28.09.2016 Saat 11:14

 

Kaynaklar

 http://www.wildmadagascar.org/wildlife/lemurs.html
http://whc.unesco.org/pg.cfm?cid=31&id_site=494
https://tr.wikipedia.org/wiki/Tsingy_de_Bemeraha_Milli_Park%C4%B1
http://www.thecrowdedplanet.com/stone-forest-tsingy-de-bemaraha/
http://www.wildmadagascar.org/conservation/parks/journal/manambolo_02.html
http://www.forumgercek.com/bir-adimda-dunya-turu/95870-tas-ormanlari-tsingy-de-bemeraha-nationalpark-madagaskar.html
http://www.travelmadagascar.org/PARKS/Tsingy-Bemaraha-National-Park.html