• Arşivler

  • Diğer 534 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 390.590 ziyaretçi
  • Mayıs 2026
    P S Ç P C C P
     123
    45678910
    11121314151617
    18192021222324
    25262728293031

Gül Festivali Bahane, Bulgaristan’ı Keşif Gezisi Şahane!-Genel Bilgiler

BULGARİSTAN HAKKINDA GERÇEKLER

Bulgaristan, Güneydoğu Avrupa’da yer alan ve 110.994 km2 bir alanı ile yüzölçümü bakımından Avrupa’nın en büyük 16. ülkesi. Ülkenin nüfusu 6,5 milyon, başkenti ve en büyük şehri ise Sofya. Bulgaristan Cumhuriyeti üniter bir devlet ve toplam 265 belediyenin yer aldığı 28 idari bölgeye ayrılmış. Yasama organı 4 yıllığına seçilen 240 üyeli Parlamento. Parlamento, Cumhurbaşkanının hükümeti kurmakla görevlendirdiği Başbakana ve onun teklifiyle Bakanlar Kurulu üyelerine güvenoyu veya güvensizlik oyu vererek denetliyor. Yürütme, doğrudan seçimle işbaşına gelen Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu’ndan oluşuyor.

Bulgaristan Coğrafik Haritası
Bulgaristan İdari Haritası

Komünist rejimi terk etme sonrası bir dönem bocalasa da Bulgaristan’ın 2024 yılında kişi başına gayri safi milli hasıla (GSYH) değeri, ABD doları cinsinden 15 bin 463 olarak hesaplanmış. Ekonomik serbestlik endeksine göre Bulgaristan ekonomik büyüklük bakımından dünyada 177 ülke arasında 29. sıraya çıkmış. Ülkedeki en güçlü sektörler enerji, madencilik, metalurji, makine endüstrisi, tarım ve turizm.

DEMOGRAFİK YAPI

Yarım yüzyıllık komünist rejimin ardından sınırların açıldığı 1989 yılında, Bulgaristan nüfusu 9.009.018 olarak tespit edilmiş. Bulgaristan son 30 yıldır sürekli demografik düşüş içinde ve nüfusu 2 milyondan fazla azalmış. Ülke, hem AB’de hem de dünya çapında negatif büyüme açısından ilk sırada yer alıyor. İstatistiklere göre son on yıldır Bulgaristan’daki doğum oranı %22’den fazla düşmüş. Ancak demografi uzmanlarına göre, Bulgaristan’daki sorun düşük doğum oranından çok, yüksek ölüm oranı ve nüfusun dışarıya göç etmesi olarak tespit edilmiş. Nüfusun % 84,6’sı Bulgar, % 8,4’ü Türk, % 4,4’ü Roman ve % 1,3’ü ise diğer etnik gruplardan olarak tespit eilmiştir.

BULGARİSTAN COĞRAFYASI

Bulgaristan’ın yaklaşık üçte biri ormanlarla kaplı. Bulgaristan’ın kara alanının yaklaşık %35’i doğal koruma alanları olarak belirlenmiş. Bu alanlar ulusal parkları, doğa rezervlerini, korunan manzaraları ve çeşitli kategoriler altında korunan alanları içeriyor. Balkan Yarımadası’nın en yüksek zirvesi Musala Tepesi Bulgaristan’ın Rila Dağı’nda yer alıyor ve deniz seviyesinden 2925 metre yüksekliktedir.

Balkan Dağları 2025 / Bulgaristan Gezisi

BULGARİSTAN TARİHİ

Bulgaristan tarihi çok ilgimi çekiyor. Gerçekten de zengin ve büyüleyici bir tarihe sahip olan Bulgaristan, MS 681’de kurulan en eski Avrupa ülkelerinden birisidir. 1.300 yıldan uzun süredir bir ulus-devlet olarak sürekli varlığını sürdürmüş. Bunun en önemli göstergelerinden birisi Bulgaristan’ın, İtalya ve Yunanistan’dan sonra değerli arkeolojik anıt sayısı bakımından Avrupa’da üçüncü sırada yer alması.

Bugünkü Bulgar topraklarında çok eski zamanlardan beri yerleşim olmuş. Ama bu topraklardaki en önemli izler MÖ 6.-3. yüzyıl arasında hüküm süren Traklar‘a ait. Trak alfabesinin, Yunan alfabesinden türediği düşünülüyor. Bugün elimizde Trakların kendilerine ait yazılı metin olarak sadece 4 uzun metin mevcut ve bunlarda tam olarak çözülememiş. Bu nedenle bu ilginç halk hakkında tarihsel gerçekleri hep başta antik Yunan ve Roma tarihçileri olmak üzere diğer kaynaklardan öğrenmişiz.

Aleksandrova Trak Mezarı 2025 / Bulgaristan Gezisi

Traklar, MÖ 12. yüzyıldan MS 6. yüzyıla kadar Balkanlar’da izlerini bırakmış gizemli bir halk. Türkiye’de de bu halka ait arkeolojik buluntular mevcut. Traklar kabileler halinde yaşamışlar ve her kabilenin bir reisi varmış. Trakları tarihte bir araya getirme başarısını çok az Trak lideri başarabilmiş. Savaşçı bir halk olarak bilinen Traklar, atlı okçulukta oldukça ustaymışlar. Zengin kültürleri ve benzersiz yaşam tarzlarıyla tarihsel bir öneme sahipler. Trak mitolojisi doğa ve doğaüstü varlıklara odaklı olup Dionysos ve Sabazios gibi tanrılara inanıyorlarmış. Ölüm ve öbür dünya Trak mitolojisinde önemli bir yere sahip. Bunu gezdiğimiz Trak mezarlarında da gördük. Yeri gelince anlatacağım. Büyük İskender’in fetihleriyle asimile olmuşlar. Tarihsel kahraman Spartacus‘de bir Trakyalı kabul edilir ve bu topraklarda doğmuştur.

Aleksandrova Trak Mezar Odası Tavan Resimleri Detayı 2025 / Bulgaristan Gezisi

Bugünkü Bulgaristan toprakları Antik Traklar, Persler, Keltler ve Makedonlar arasında süregelen çatışmalara sahne olmuş. Bölgeye istikrar, MS 45 yılında Roma İmparatorluğu’nun burayı fethetmesiyle gelmiş. Ancak Roma İmparatorluğu’nun parçalanmasının ardından yeniden başlayan kabile istilaları, 6. yüzyıl civarında bölgeye Erken Slav topluluklarının yerleşmesine yol açmış. Bu kısmı biraz açmak, Proto (Ön) Bulgar kavramını anlatmak, Bulgar tarihini biraz daha iyi anlamamıza neden olacaktır.

Ön Bulgarlar veya Protobulgarlar, asıl kitlesini Ogur (Otuz-Ogur, On-Ogur) kitlelerinin oluşturduğu, 7. yüzyılda Karadeniz’in kuzeyi ile daha sonra İdil Nehri ve Tuna nehri bölgelerinde de yaşamış, Türkçe konuşan, yarı göçebe Türk kökenli halka verilen isim. Bazı kaynaklarda Bulgarların, Türk menşeli bir kavim oldukları artık genel kabul gören bir gerçek olarak ifade ediliyor. Bunun en açık kanıtı olarak da arkeolojik kalıntılar, Proto-Bulgar dil kalıntıları ve İdil Bulgarları’na ait mezar taşlarındaki kitabeler gösteriliyor. Proto Bulgarlar, Avrasya bozkırlarının askeri unvanlarını, örgütlenmesini ve geleneklerini, pagan şamanizmini ve gök tanrısı Tangra’ya olan inancı korumuşlar.

Asen Kalesi 2025 / Bulgaristan Gezisi

Bulgarların çok eskiden nerede yaşadıkları hangi Türk kavmine mensup oldukları ve tarih sahnesine ne zaman çıktıkları, Azak Denizi çevresine ne zaman geldikleri ise kesin olarak tespit edilememiş. “Bulgar” sözcüğüne de V. yüzyılın son çeyreğine kadar kaynaklarda rastlanmamış. Bu kelimeye ilk defa Bizans kaynaklarında rastlanmış. 482 yılına ait bir metinde Bizans imparatoru Zenon’un Doğu Gotlarına karşı, askeri destek sağlamak için Karadeniz’in kuzey-batı kıyılarında oturan Bulgar topluluğuna başvurduğu yazılmış.

Nebettepe’de Trak, Bizans, Bulgar ve Osmanlı Kalıntıları 2025 / Bulgaristan Gezisi

‘Bulgar’’ kelimesinin, Türkçeden başka hiçbir dilde açıklaması da yapılmamış. Türkçede manası ise; “karışmak, karıştırılmak, karışmış” demek. Bu adı vermenin anlamı ise Göktürkler’in boyunduğu altında Karadeniz’in kuzeyinde yaşayan ve çoğunluğunu Ön Bulgarlar’ın (Onogurların) oluşturduğu halkın, Sabirler, Hazarlar, Uzlar, Suvarlar gibi birçok diğer küçük Türk ve Hun topluluğunun parçaları ile bir araya gelip karışması ve 632-668 yılları arası Magna Bulgaria (Büyük Bulgarya) da denen Büyük Bulgar Hanlığı’nı kurmuş olmaları olduğu düşünülüyor. Kurucu olan Kobrat‘ın Mete Han’dan beri Hun hükümdarlarını yetiştiren “Tu-kı” Ailesinden geldiği, bu nedenle de Ön Bulgar hükümdarlarının Asya Hun hükümdarları ile aynı sülaleye bağlı oldukları savları da var. Önemli olan tarihsel gerçek Bulgarlar’ın 7. yüzyılda Pontus-Hazar bozkırında yarı yerleşik hale gelmiş olmaları. Kobrat Han ölünce oğullar arasında taht kavgaları başlamış. Bundan faydalanan Hazar Hanlığı, Proto Bulgarları 668 yılında yenmişler. Hanın bir oğlu Hazarların boyunduruğu altında yaşamayı tercih ederken diğer iki oğul aşağıdaki haritada görüldüğü gibi kendine bağlı halkları ile göç etmişler.

Proto Bulgarları Tarih İçinde Göç Hareketleri
Asparuh Han

681’de Asparuh Han ordusu ve Proto Bulgarlar halkın bir kısmı ile göç ederek, günümüzde Romanya ve Bulgaristan’daki Dobruca bölgesine karşılık gelen Küçük İskitya‘yı ele geçirmiş ve Tuna Bulgaristan‘ı ya da daha çok bilinen adı ile Birinci Bulgar İmparatorluğu‘nu kurmuş. Daha sonra bu alanda yerleşik Bizans nüfuslarıyla ve daha önceden gelmiş yerleşik Slav kabileleriyle birleşmişler ve sonunda Slavlaşmışlar. Bu tarihten sonra da modern Bulgarların atalarından biri olarak kabul ediliyorlar.

Geriye kalan Pontus Bulgarları ise 7. yüzyılda Volga Nehri’ne göç etmeye zorlanmışlar ve burada Volga Bulgaristan‘ını kurmuşlar. Modern Volga Tatarları, Başkurtlar ve Çuvaşlar, Volga Bulgarlarından geldiklerini iddia ediyorlar.

Birinci Bulgar İmparatorluğu, Balkanların büyük kısmına hükmetmiş ve Slav kültürlerini derinden etkileyerek Kiril alfabesinin geliştirilmesinde önemli rol oynamış. Birinci Bulgar İmparatorluğu, 11. yüzyılın başlarında Bizans imparatoru II. Basileios’un orduları tarafından yıkılmış.

II. Ivan Asen

1185’te başarılı bir Bulgar isyanıyla kurulan İkinci Bulgar İmparatorluğu, özellikle II. İvan Asen döneminde (1218-1241) en parlak dönemini yaşamış. İmparatorluk, uzun süren savaşlar ve iç çekişmelerin ardından zayıflamış ve 1396’da Osmanlı egemenliğine girerek yaklaşık beş asır sürecek bir döneme girmiş.

Osmanlı dönemi Bulgaristan tarihini daha sonraki Bulgaristan gezimiz sonrasında anlatmak uygun olacak diye düşünüyorum. Bir dahaki Bulgaristan gezimize 93 harbinin yaşandığı Rusçuk, Plevne gibi yerleri de katacağım. Oraya anlatacak birşeyler kalsa ve bu tarih kısmını daha da uzatmasak iyi olacak.

1878’de Osmanlıdan kurtulan ve özgürlüğüne kavuşan Bulgaristan, civar Balkan ülkeleri ile olan savaşlardan yenilgi ile çıkınca I. Dünya Savaşı’nda Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı ittifakı ile aynı cephede savaşa katılmış. II. Dünya Savaşı’na da Almanya saflarında katılan Bulgaristan böylece her iki dünya savaşından da yenilgiyle çıkmış.

I. Dünya Savaşında Bulgar Ordusu

Bulgarlar, II. Dünya Savaşı’nın ardından Balkanlar’da ilerleyen Sovyet ordusunun da yardımıyla Georgi Dimitrov önderliğinde sosyalist rejime geçmişler ve ülke, soğuk savaş yıllarında Varşova Paktı’nın üyesi olarak kalmış.

Sosyalist Bulgaristan Döneminden Buzluca Anıtı 2025 / Bulgaristan Gezisi

Doğu Bloku’nun çözülmesiyle 1990 yılında sosyalist rejim yıkıldı. Bulgaristan, sosyalist rejim dönemine ait çok sayıda eseri hala içinde baındırıyor. 2004 itibarı ile NATO üyesi olan Bulgaristan, 1 Ocak 2007’de de Avrupa Birliği’nin tam üyesi oldu.

BULGARİSTAN HAKKINDA BAŞKACA İLGİNÇ NOTLAR

Gayda (Bulgaristan’da ”gaida” olarak bilinir) geleneksel bir Bulgar enstrümanı.

Bulgaristan, Avrupa’da en fazla doğal mineral kaynağına sahip ikinci ülke (İlki Rusya). Ülke, her biri kendine özgü mineral bileşimi ve tedavi edici özellikleri olan 700’den fazla mineral kaynağına sahip. Bu mineral kaynakları, Velingrad, Sandanski ve Hisarya kasabalarını içeren ünlü Bulgar Spa Üçgeni de dahil olmak üzere çeşitli bölgelerde yer alıyor.

Bulgarlar “hayır” anlamında başlarını yukarıdan aşağıya, “evet” anlamında ise başlarını sağa sola sallıyorlar. Kutlanan “İsim Günleri” bazıları tarafından doğum günlerine göre daha da değerli olarak görülüyor.

Martenitsa Bileklikler

Bulgarlar baharı Baba Marta ile karşılarlar. Her yıl 1 Mart’ta Bulgarlar, baharın başlangıcını ve sağlıklarını kutlamak için her arkadaşına bir Martenitsa (beyaz ve kırmızı bilezik) verirler. Martenitsa, bir leylek veya çiçek açan bir ağaç görene kadar bileklerde takılı kalır. Bununla ilgili olarak daha önce bir yazı yazmıştım (https://gezekalin.com/2017/03/08/cestita-baba-marta/).

Bulgaristan dünyanın en büyük şarap ihracatçısı ülkelerinden biridir. Şarap üretiminin Trak uygarlığı zamanlarına dayanan uzun bir geçmişi var. Ayin amaçlı Jülyen takvimini kullanan kiliseler, 14 Şubatı Bağcılar Günü-Trifon Zarezan günü olarak kutluyorlar. Yani 14 şubatta Bulgaristan’da insanlar şaraba olan sevgilerini kutluyorlar.

Çeşitli malzemelerle doldurulmuş ince yufka katmanlarından yapılan geleneksel bir Bulgar böreği olan Banitza meşhur yemeklerinden. En yaygın dolgu malzemesi çırpılmış yumurta ve “sirene” adı verilen Bulgar beyaz peynirinin karışımından oluşuyor.

Bulgaristan’ın ulusal içeceği bize uzak değil; Rakı (ayrıca rakia, rakiya veya rakija olarak da yazılır). Rakia, Bulgar toplumunda büyük kültürel ve sosyal öneme sahip geleneksel bir meyve brendisi. Genellikle üzüm, erik, kayısı veya diğer meyveler olmak üzere fermente edilmiş meyvelerin damıtılmasıyla yapılır.

Bulgaristan’da 10 adet UNESCO alanı bulunmaktadır. 7 adet kültürel alan (Rila Manastırı, Boyana Kilisesi, Nessebar Antik Kenti, Kazanlak Trak Mezarı, Madara Süvarisi ve İvanovo Kaya Oyma Kiliseleri) ve 3 adet doğal alan (Pirin Milli Parkı ve Srebarna Doğa Koruma Alanı ve Orta Balkan Milli Parkı).

“Üç Renkli” olarak da bilinen Bulgar bayrağının tasarımı, sanatçı ve devrimci Zachary Zograf‘a atfedilir. Bayrağın renkleri sembolik öneme sahiptir: Beyaz barışı, yeşil doğurganlığı ve umudu, kırmızı ise cesareti ve ulusun bağımsızlığı için dökülen kanı temsil eder.

Bundan sonra gün gün gezi anlatımına başlarız..

Gezekalın.

Dr Ümit Kuru

13.06.2025

Gül Festivali Bahane, Bulgaristan’ı Keşif Gezisi Şahane!-İzlenimler ve Tavsiyeler

BULGARİSTAN GEZİMİZ HAKKINDA İLK DEĞERLENDİRMEM NE OLABİLİR?

Bulgaristan bir gezginin “Görülecek ülkeler” listesinde mutlaka bulunmalı. Bulgaristan tarihi, doğal güzellikleri, bunlardan daha da önemlisi bunları koruma anlayışına sahip halkı, devam ettirilen gelenek ve görenekleri ile seyahat listenize almanız gereken bir ülke.

Etar Etnografya Köyü-2025 / Bulgaristan Gezisi

1389 senesinden itibaren I. Murad’ın girişimleri ile başlayan Bulgaristan’ın fethi, Yıldırım Bayezid ile tamamlanmış ve bölge Türklerin eline geçmiş. Bu nedenle Bulgaristan’ı gezerken bu coğrafyada bazen “bizden” bir şeyler görüyor ve seviniyor, bazen de tarihi diğer taraftan dinlerken hüzünleniyorsunuz.

Şipka Anıtı-2025 / Bulgaristan Gezisi

Bulgaristan kesinlikle “Tek renk” ülkelerden bir tanesi değil. Çok renk, çok ses ve çok kültürlülük nedenleri ile bile bu güzel ülkeyi ziyaret etmelisiniz. Aşağıdaki gül festivali geçit töreninde videoya kaydettiğim, bellerine bağladıkları büyük-küçük çanları sallayarak dans eden, yüzlerine maske takan çocuk-genç-yaşlı insanların ne yaptıklarını orada anlamamıştım. Bu yazıyı hazırlarken bunun “Kukeri ritüeli” denen, kıştan yaza geçerken kötü ruhları uzaklaştırma, bereket ve sağlık getirme amacında olan bir “Pagan” geleneği olduğunu öğrenmek ilginç geldi. Bulgaristan bu gibi renkli görüntülere şahit olabileceğiniz bir ülke.

GÜL FESTİVALİ İÇİN HANGİ ROTAYI İZLEDİK?

Bulgaristan Gezi Rotamız

Bulgaristan büyük turumuz için hazırladığım 11-12 günlük turu, Türkiye’den araçla Hamzabeyli Sınır Kapısı’ndan geçerek başlatmıştım. Burgaz-Nesabar-Varna devamla bir daire çizerek Svelingrad sonrası Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye dönecek şekilde turu tamamlatmıştım. Ama bu sefer hedef farklı olunca Kapıkule’den Bulgaristan’a geçerek tura başladık. İlk gün ve ilk ziyaret yerimiz Mimar Sinan‘ın Bulgaristan toprakları içinde kalmış eseri Cisri Mustafa Paşa Köprüsü oldu.

Cisri Mustafa Paşa Köprüsü- Svelingrad 2025 / Bulgaristan Gezisi

İlk güne sığdırdığımız rotamızdaki diğer yerler sırası ile Mezek Köyü‘ndeki Trak Mezarı, Mezek Köyü Kalesi, Aleksandrova‘da Trak Mezarı, Filibe (Plovdiv) yakınlarındaki Asen Kalesi ve Backhova Manastırı oldu.

Mezek Trak Mezarı – 2025 / Bulgaristan Gezisi

Konaklama’yı Filibe’de yaparken, akşam saatlerini Nebettepe‘den Filibe’nin panoramasını izleyerek, Filibe Eski Şehir‘e oryantasyon için sokaklarında gezerek tamamladık.

Nebettepe’den Filibe (Plovdiv) Panoraması 2025 / Bulgaristan Gezisi

İkinci günü tamamen Filibe’yi gezmeye ayırdık. Üçüncü sabah erkenden Kazanlık’a doğru yola çıktık ve bir gül damıtım evini ziyaret edip Kazanlık Gül Festivali geçit törenine gittik.

Filibe Etnografya Müzesi-2025 / Bulgaristan Gezisi
Filibe Etnografya Müzesi Tavan Detayı-2025 / Bulgaristan Gezisi

Tören sonrası Kazanlık Bölgesel Tarih Müzesi, Kazanlık Trak Mezarı ve Kazanlık sokak pazarlarını gezip konaklama yapacağımız otele doğru yola çıktık. Balkan Dağları‘ndaki Şipka Geçidi‘nin doğal güzellikleri bizi mest etti.

Şipka-Balkan Dağları Yürüyüş Yolları – 2025 / Bulgaristan Gezisi

Otele varmadan Şipka Anıtı gezimiz oldu. Şipka yakınlarındaki otelimize yerleştikten sonra doğa içinde yürüyüşler yaptık. Son gün ise Trevne gezimiz oldu. Trevne’ye varmadan önce Etar Etnografya Müzesi gezimizi yaptık. Konaklamayı Trevne’de yaptık ve ertesi gün de ülkeye geri döndük.

Trevne 2025 / Bulgaristan Gezisi

SINIR GEÇİŞLERİ NASILDI? ARAÇ KULLANMA VE DÖVİZ BOZDURMA İŞLERİ HAKKINDA TAVSİYELER

Her iki tarafın sınır geçişleri de kolay oldu. Kendi aracımızla geziyi yaptık. Geçişler iki tarafta da kolaylaştırılmış. Bulgar para birimi Leva. Ben Bulgaristan’a gitmeden Leva temin etmiş ve 1 Leva için 22,5 TL ödeme yapmıştım. Oradan Euro bozdurduğumuzda 1 Leva, yaklaşık 23,5 TL’ye karşılık geldi. Banka kredi kartı kullandığımızda ise 1 Leva’ya karşılık 23.6 TL ödedik. Euro her yerde kabul etmiyorlar. Para bozdurma için değişim bürolarını Filibe’de bulabildik. Bizim gibi gezilere hemen başlayacaksanız yanınızda biraz Leva ile gitmeniz iyi olacaktır.

Backhova Manastırı 2025 / Bulgaristan Gezisi

Müze girişlerinde 60 yaşın üstü olduğunuzu beyan ederseniz indirim oluyor. Yaklaşık her bir müze girişi için kişi başına 3 Leva ödedik. Bazı müzelere giriş için 10 Leva ödediğimiz de oldu. Günlük yemekler için ortalama 20-30 Leva’ya iyi yemekler yedik. Kredi kartı kullanmak güvenli gibi duruyor.

Kendi aracınızla giderseniz sorun yaşamayacaksınız. Bulgaristan’da neredeyse tüm yollar “otoban” muamelesi görüyor. En azından bizim rotamız öyleydi. Bu yolları kullanmanız için önceden mutlaka “Vinyet” denen bir sisteme kayıt olmanız gerekiyor. Bunu seyahat öncesinden temin etmelisiniz. Biz 1 haftalık vinyet ücreti olarak 15 Leva ödedik. Daha uzun süre yollarda olacaksanız, ödeyeceğiniz bedel de artacaktır. HGS benzeri bu uygulamayı satın aldığınız zaman sisteme plakanız kayıt edilmiş oluyor. Bunu almadığınızda yakalanırsanız cezası var. Bu satın almayı yaptığınıza dair çıktıyı yanınızda taşımanız iyi olur. Vinyet satın almak için internet adresi https://www.bg-vignette.com/tr/. Vinyet sınır kapılarından sonra da temin edilebiliyor ama biz riske etmek istemedik ve önceden temin ettik.

Şipka Geçidi Yolları-2025 / Bulgaristan Gezisi

Aracınızın deposunu Türkiye’den çıkarken doldurmanız daha ucuza gelecektir. Türkiye’de yakıt biraz daha ucuz. Yolların kalitesi oldukça iyi. Şeritler genelde geliş-gidiş olacak şekilde. Ancak trafik işaretleri bayağı bir sıkıntılı. 90 km hız yapabilirsiniz tabelasından 50 metre sonra, hız sınırının 50 km olması gerektiği gibi anlamsız tabelalara rastlıyorsunuz.

Seuthes III Trak Mezarı-Kazanlık 2025 / Bulgaristan Gezisi

Aracınızı park yasağı olan yerlere asla park etmeyin. Park etmek zorunda iseniz de “Parkomat var mı?” diye mutlaka kontrol edin. Aracınızın tekerine kilit vurabilirler ve ceza ödemek zorunda kalabilirsiniz. Dolayısı ile konaklama yapacağınız otellerde ücretsiz park yeri olup olmadığını kontrol etseniz iyi olur.

OTELLER NASILDI?

Hotel Edirne Osmanlı Evleri- Edirne 2025 / Bulgaristan Gezisi

Biz “Sabah erkenden sınır işini halledelim ve gece de araba kullanmayalım” diye düşündüğümüzden arife günü Edirne’de konaklama yaptık. Edirne’de Hotel Edirne Osmanlı Evleri diye bir butik otelde kaldık. Burası gerçekten eski bir konak. Sahibi Güner bey çok ilgili ve sizi orada müthiş bir kahvaltı bekliyor. Bizim programla gidecekseniz burada konaklamanızı tavsiye ederim. Pirinç karyolada rahat bir yatak ve orijinal eşyalarla döşeli bir oda sizi bekliyor.

Hotel Evmolpia – Filibe ( Plovdiv) 2025 / Bulgaristan Gezisi

Filibe ve Şipka’da konakladığımız oteller de çok güzellerdi. Filibe’de Evmolpia diye bir otelde kaldık. Bu otel şehrin eski bölümünün içinde. Bu nedenle Hindliyan ve Balabanov Müze Evleri gibi gezilecek yerlere çok yakın. Zaten burası da eski evlerden otele dönüştürülen bir otel. Önceden yerinizi ayırttığınız zaman aracınızın plakası eski şehrin kapısına bidiriliyor ve ücretsiz giriş yapabiliyorsunuz. Otelde her gün kişi başına bir küçük şişe şarap, peynir tabağı, çay-kahve ücretsiz olarak ikram ediliyor. Otel sahibi Hristo ve eşi sabahları size mükellef bir kahvaltı sunuyor. Yalnız saat 17:00’den sonra otele kendiniz giriş yapıyorsunuz. Otelde hiç bir görevli kalmıyor. Size otele giriş için kapı şifrelerini bırakıyorlar. Trevne’de de otel aynı şekilde işliyor.

Hotel Edilweiss-Şipka 2025 / Bulgaristan Gezisi

Şipka’daki otelimiz Hotel Edilweiss ise tam da doğanın göbeğinde müthiş bir oteldi. Buzluca Anıtı‘na yakın bir lokasyonda bulunan otele erken gidip mutlaka orman içi yürüyüşler yapın. Burada akşam yemeği hem hesaplı ve hem de çok lezizdi.

Trevne’de ise Hotel Enika diye bir otelde kaldık. Trevne’de otel sayısı oldukça az. Olanlar da butik otel tarzındalar. Kaldığımız otel yeniydi. Eski şehre yürüme mesafesinde. Kahvaltı yok ama ne gam! Eski şehirde adam başı 7.5 Leva’ya standart bir kahvaltı yaptık. Zaten yemekleri de eski şehirde bolca var olan restoranlardan birinde yiyebiliyorsunuz.

ALIŞ VERİŞ DURUMLARI NEDİR?

Bu gezi sırasında almaya değer en önemli ürün gül yağı temelli kozmetik ürünler oldu. Kazanlık’da satın aldığımız ürünlerden daha ucuz olanlarını dönüşte Svelingrad‘da girdiğimiz Grand Market‘in kozmetik bölümünde gördük. Hanımların 15 Leva’ya aldıkları ürünün aynısı burada 5 Leva kadardı. Bu market içinden Mezek şaraplarından almanızı tavsiye ederim. Mezek Köyü geziniz sırasında da üzüm bağları ve şarap imalathanelerine gidebilirsiniz. Tadım yaparak satın alabilirsiniz. Bizim programda bu işe vakit ayıramadık.

Klasik işlemeli Bulgar giysileri bizimkilere pahalı geldi. Trevne tahta oyma işleri ile meşhur. İlgilisi buradan temin edebilir. Eğer yanımızda soğutucumuz olsaydı peynir alabilmeyi isterdim. Bir litrelik su marketlerde 1,5 Leva civarında. Kahve makinaları hemen her şehirde ve sokakların köşelerinde bulunuyor. Bu makinalarda bir fincan kahve, 1 Leva civarında.

SON DEĞERLENDİRMEM NEDİR?

Bu kısacık keşif gezimiz bize Bulgaristan hakkında epey bir fikir verdi. Bulgaristan gezmesi kolay, güvenli ve orta karar pahalı sayılabilecek bir ülke. Bir gezgine sunabilecek çok şeyi içinde barındırıyor. Yeter ki oraya neyi aradığınızı bilerek gidin. Ziyaret ettiğimiz tüm şehirlerde gezilecek yerler hep yürüme mesafesindeydiler.

Backhova Manastırı Kümesi – 2025 / Bulgaristan Gezisi

Bulgaristan fotoğraf tutkunları için tam bir cennet. Gül Festivali geçidi rengarenk görüntülere sahipti. İnsanlardan izin istediğinizde, size seve seve fotomodellik yapıyorlar. Filibe’deki asimetrik evlerin sabah ışığındaki fotoğrafları kadar, akşam fotoğrafları da çok güzel oluyor. Hele Trevne’de saat 21:30 sonrasında akşam sokak lambaları yandığında, sokaklar fotoğraf severler için boşaltılıyor gibiydi. Bir türlü meydandan ayrılamadım. Yani akşam da fotoğraf çekmek için sokaklara çıkmanızı tavsiye ederim.

Filibe Sokakları 2025 / Bulgaristan Gezisi
Filibe Tsar Simyon Bahçesi-Şarkı Söyleyen Çeşmeler 2025 / Bulgaristan Gezisi

Hem Rodop Dağları ve hem de Balkan Dağları’nın yeşili gözlerinizi yoracaktır. Kazanlık yolunda, bu mevsimde yol kenarında gelincik tarlalarına da rast geleceksinizdir. Bulgaristan lavanta tarlaları ile de meşhur. Ama onun için 3 hafta sonrası, temmuz ayı başlarında, orada olmanız gerekir. Yani ya gülleri ya da Lavantaları seçeceksiniz.

Bulgaristan’da hemen her şehirde büyük-küçük bölgesel müzeler bulunuyor. Kazanlık Bölge Tarih Müzesi önemli bir müze. İhmal etmeyin derim. Tarihte Trak Uygarlığı gizemli bir halk olmuş. Kazanlık Bölgesinde Trak Kral Mezarları Vadisi bulunuyor. Bunlardan birkaç tanesini mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Mezek Köyündeki Trak Mezarı orijinal olan bir mezar. Aleksandrova ve Kazanlık Trak Mezarları ise Japonların finanse ettiği orijinalin birebir imitasyonu olan mezarlar. Orijinal mezarlar, bunlarda bulunan duvar resimlerini korumak amaçlı olarak ziyarete kapatılmışlar. Seuthes III Trak Mezarı da orijinal olanlardan. Benim ilgimi çok çeken bu mezarları yeri gelince ayrıntılı olarak anlatacağım.

Kazanlık Gül Festivali Yürüyüşünden-2025 / Bulgaristan Gezisi

Bulgaristan gezileri 4/5 günlük kısa geziler şeklinde de yapılabilir. Bulgaristan’ın orta kısımlarına aracınızla bizim yaptığımız geziyi yapabilirsiniz. Bir başka rota ise Bulgaristan’ın Karadeniz ve Tuna kıyılarına aracınızla yapacağınız ve Burgaz, Nesabar, Varna, Şumnu, Ruse, Belene, Plevne, Veliko Tınova rotası olabilir. “Aracımla gitmem, oradan araç kiralarım” derseniz alternatif yol İDO’nun Sarayburnu-Burgaz deniz seferleri olabilir. Gidiş dönüş feribot bileti 100 Euro kadar. Bu yolla gidilip orada araç kiralanabilir ve aynı hat daire şeklinde yapılabilir.

Sonuncu 3/4 günlük tur ise, eğer kendi aracınızla gitmeyecekseniz, Sofya’ya uçakla veya trenle gidilip Sofya ve civar gezisi şeklinde olabilir. Dönüşü de Sofya’dan yapabilirsiniz. Ya da bunların tümünü bir program dahilinde 11-12 günde gezebilirsiniz.

Bulgaristan’da yerel halk ile anlaşabilmek sadece kırsalda sorun olabiliyor. Onu da akıllı telefonların tercüme programları ile hallettik. Büyük şehirlerde dil problemi pek yaşamadık, İngilizce anlaşma imkanınız oluyor. Kril alfabesi ile yazılı tabelaları da tercüme programları ile çözdük. Müzelerin çoğunda İngilizce metin de bulunuyor. İnternet işini otellerde wi-fi bağlantıları ile hallediyorsunuz. Ama navigasyon dahil internet işini ucuza getirmek için e Sim satın almanız iyi olur. Ben eSim io satın aldım ve ilk defa da kullandım. 5 gün için toplam 6-7 Dolar gibi gerçekten çok uygun bir fiyata işi çözmüş oldum. “Kullandığın kadar öde” paketleri, sınırlı gün kullanımlara göre başlangıçta pahalı gibi gözükse de, sonuçta daha uyguna geliyor.

Şimdilik geziden aklımda kalan ve sizlerle paylaşabileceğim notlar bunlar…

Gezekalın.

Dr Ümit Kuru

12.06.2025

Gül Festivali Bahane, Bulgaristan’ı Keşif Gezisi Şahane!

“Önce uzakları gezelim, yakınları nasılsa ileride gezeriz!”. Bu düşünce ile hemen dibimizdeki Bulgaristan’ı gezmeden bugünlere kadar geldik. Ortak danslarımız ve yüzmek için güzel sahillere sahip adaları nedeni ile Yunanistan’ı sıkça ziyaret ettik. Ama diğer yakın komşumuz Bulgaristan’a bugüne kadar hiç gitmemiştik.

Trevne-2025 / Bulgaristan Gezisi

Bulgaristan gezisi için uzun süredir inceleme yapıyordum. Yaklaşık 12 gün süren ve neredeyse tüm Bulgaristan’ı kapsayan bir taslak program da oluşturmayı başardım. Bazılarınızın “Bulgaristan da 10-12 gün gezilir miymiş?” dediğini duyar gibiyim. Onlara yanıtım “Pek ala gezilir!” olacaktır. Bulgaristan tarih, doğal güzellik ve günümüzde sürdürülen gelenekleri ile tam da gezilesi-görülesi bir ülke.

Ethno Village Etar-2025 / Bulgaristan Gezisi

Gül yağı, kozmetik ve parfümeri dünyasının vazgeçilmezidir. Dünya pazarlarındaki tüm gül yağı ihtiyacının %70-75 oranına varan kısmını, Bulgaristan tek başına karşılayabiliyor. Bölgenin iklimi ve toprağı, gül yağı için değerli bir gül çeşidi olan Rosa Damascena için ideal yetiştirme koşulları yaratıyor. Bu nedenle Bulgarlar gül yağına “Sıvı altın” gözüyle de bakıyorlar.

Bulgar halkı gül yağları ile övünüyor ve 1903 yılından beri de, Stara Zagora iline bağlı Kazanlık kasabasında onun adına bir festival düzenleniyorlar. Festival belirli bir program dahilinde organize ediliyor ve her yıl haziran ayının ilk hafta sonu festival geçidi ile tamamlanıyor.

Esas niyetimiz ileride tüm Bulgaristan’ı gezmek olmakla birlikte, festival bahanesi ile Bulgaristan’ı gezmeye bir başlangıç yapmak istedik. Festival bu sene bayram tatiline de denk gelince fırsatı kaçırmadık.

Şipka-Balkan Dağları -2025 / Bulgaristan Gezisi

6 Haziran ile 10 Haziran 2025 tarihleri arasında 2 gece Filibe (Plovdiv), birer gece de Şipka ve Trevne’de konaklama yapmak suretiyle hem Kazanlık’taki festivale katıldık ve hem de civarı gezdik.

Etnografya Müzesi-Filibe 2025 / Plovdiv / Bulgaristan Gezisi

Bu gezimizi aslında sadece Filibe ve Kazanlık’da konaklama olacak şekilde ve 3 gece olarak planlamıştık. Ama Filibe’deki son gecemizde “Bayram dönüşü sınır kapılarında bekleyeceğimize, bir gece daha Bulgaristan’ı gezelim” diyerek, programa Trevne’yi de ekleyiverdik. Çok da iyi yaptık.

Klianti Müze Evi-Filibe 2025 / Bulgaristan Gezisi

Festivali bahane ederek şahane bir Bulgaristan gezisi yaptık. Tadı damağımızda kaldı ve Bulgaristan’ın kalan kısmını da en kısa sürede yapma isteği ile ülkeye döndük.

Cisri Mustafa Paşa Köprüsü-Svelingrad 2025 / Bulgaristan

Döner dönmez de fotoğrafları tasnif ederek yazıya hazır hale geldik. “Gezgin bencil olamaz ve deneyimlerini paylaşır” inancımızla yazımıza başladık.

Buyrun bakalım; “Gül Festivali Bahane, Bulgaristan’ı Keşif Gezisi Şahane!

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

11.06.2025

Kazanlık Parkında Gül Bahçeleri 2025 / Bulgaristan Gezisi

Kültürlerin Karıştığı Ülke: Fas-Marakeş 2

Bu yazı ile Marakeş’teki, dolayısı ile Fas’daki, son bölümü de yazıp bitirmiş olacağız. Fas tatili “rüzgar gibi geçti” dediğimiz cinsten bir gezi oldu.

Majorelle Bahçesi-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Sabah ilk gezi durağı olarak Majorelle Bahçesi‘ne gittik. Burası çok kalabalık olabilen, ziyaret etmek için çok sıra beklemeniz gereken bir yer. Grup ziyareti ve online bilet alınınca işimiz kolay oldu. Sizlere de tavsiyem burayı ziyaret etme amacınız varsa online rezervasyonla bilet almanızdır. Yoksa gününüz kuyruklarda geçer. Sabah 08:00 ve 18:00 arası ziyarete açık ama son içeri giriş saati 17:30.

Majorelle Bahçesi-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Jacques Majorelle, ünlü Art Nouveau mobilya (dolap) tasarımcısı Louis Majorelle‘in oğlu olan Fransız Oryantalist sanatçı. Kendisi ilk kez 1917 yılında kalp rahatsızlığından şifa bulmak amacı ile Fas’a bir ziyaret gerçekleştiriyor. Kazablanka’da geçirdiği kısa sürenin ardından, Marakeş’i de ziyaret ediyor ve bir ressam olarak orada bulduğu canlı renklere ve ışık kalitesine hayran oluyor. Bu hayranlığı kendisini 1919 yılında Marakeş’te yaşamaya teşvik ediyor. Önce Jemaa el Fnaa civarına yerleşiyor. Sonra 1923 yılında Marakeş’te Palmiye Korusunun sonlarına doğru bir arazi satın alıyor. 1930’larda bu araziye Fransız bir mimarın tasarladığı Kübist bir villa yaptırıyor. Satın aldığı arazi içine çeşitli bitkiler ve ağaçlar ekerek bir bahçe oluşturmaya başlıyor. Daha sonra bu bahçe Jardins Majorelle (Majorelle Bahçesi) olarak anılacak şekilde büyüyor. 1937’de villayı, Majorelle’in Güney Fas’ta yaygın olan mavi çinilerden ilham alarak geliştirdiği özel bir mavi tonu renkle boyatıyor. Bu renk Majorelle’in evinde ve bahçesinde yaygın olarak kullanılıyor ve Majorelle Mavisi (koyu kobalt mavisinin özel tonu) olarak anılıyor.

Zaman içinde ek arazi satın alarak mülkünü neredeyse 10 dönüme kadar genişletiyor. Yaklaşık kırk yıl boyunca bahçede çalışmaya devam ediyor. Bu bahçe o kadar güzelleşiyor ki Fransız ressamın en iyi eseri olarak gösteriliyor. Bu arada Fas’daki ve Marakeş’teki gezilerinden resimleri için ilham alarak eserler veriyor. Eserlerinde birçok sokak sahnesi, çarşı ve kasbahın yanı sıra yerel halkın portreleri de yer alıyor.

Jacques Majorelle Resimleri
Majorelle Bahçesi-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Majorelle daha hayatta iken bahçenin işletilmesinin maliyetli olduğunu görüyor ve 1947’de bakım masraflarını karşılamak için giriş ücreti almak kaydıyla bahçeyi halkın ziyaretine açıyor. Yine de bu bahçenin finanse edilmesinde sorunlar yaşıyor ve zaman içinde arazi alarak büyüttüğü bahçeyi bu sefer parsel parsel satılığa çıkartmak zorunda kalıyor. 1950’lerde boşandıktan sonra da ömrünü verdiği Majorelle evini ve araziyi satmak zorunda kalıyor. 1962 yılında da hayata gözlerini yumuyor. Bundan sonra bahçe bir süre bakımsız hale geliyor.

Yves Saint-Laurent ve Pierre Bergé Anıtı-Majorelle Bahçesi-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Bahçe ve villanın kaderi, 1980’lerde moda tasarımcıları Yves Saint-Laurent ve Pierre Bergé çifti tarafından satın alınınca değişiyor. Bahçe restore edilerek kurtarılıyor. Yves Saint Laurent 2008’de öldükten sonra külleri çok sevdiği Majorelle Bahçesi’ne dağıltılıyor.

Majorelle Mavisi ile Boyanmış Villa- Majorelle Bahçesi-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Mülk, 2010 yılından bu yana, kâr amacı gütmeyen bir Fransız kuruluşu olan Pierre Bergé – Yves Saint Laurent Vakfı‘na ait ve 2011 yılından bu yana da, işletmesi kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Jardin Majorelle Vakfı tarafından yönetilmekte. İşte biz bugün kendine göre bir öyküsü olan, kendisine sevgi ile bağlanan insanların meydana getirdiği ve koruduğu Majorelle Bahçelerini gezeceğiz.

Majorelle Bahçesi-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

İki buçuk dönümlük bir alanı kaplayan bahçe her gün halka açık ve önemli bir kaktüs ve heykel koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. Girişten sonra önce bir bambu ağaçları bölümüne geliyorsunuz. Bambu ağaçları ormanlarını hep sevmişimdir. Burada da bu bölümü çok sevdim.

MüzeMajorelle Bahçesi-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Bir yol boyunca devam ederek meşhur Majorelle Mavisi boyalı villaya ulaşıyorsunuz.Burada Yves Saint-Laurent adına bir müze var.

Bahçe benim gördüğüm en geniş kaktüs örneklerine sahip. Bu kadar farklı ve bol çeşitli kaktüsün varlığını bilmiyordum.

Burada bir saatten fazla zaman geçirdik. Vakit kısıtlı olmasa daha da geçirebilirdim.

Majorelle Bahçesi-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025
Majorelle Bahçesi-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025
Bahia Sarayı-Ana Giriş-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Bir sonraki ziyaaret yerimiz, dün kapanma saatinden sonra gittiğimiz ve kapısından döndüğümüz Bahia Sarayı gezisi oldu. “Bahia“‘nın kelime anlamı, “Parlak, ihtişamlı” demek. Yani sarayın güzelliği, adına yansımış. Bir başka kaynağa göre sarayın adı, sadrazamın en sevdiği eşinin isminden geliyor.

Bahia Sarayı Giriş Bahçesi-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Saray, tavandan tabana kadar uzanan karmaşık kakmacılık, alçı işçiliği ve zuak (boyalı ahşap) işçiliğinin göz kamaştırdığı bir yapı. Şüphesiz Marakeş’in en göz alıcı turistik mekanlarından bir tanesi

Bahia Sarayı Küçük Avlusu-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Fas’da sarayları ziyaret etmenin yasak olduğunu daha önce yazmıştım. Bahia Sarayı, 19. yüzyılın ortalarından sonlarına doğru inşa edilmiş bir saray. “Bu sarayı nasıl geziyoruz o zaman?” diye soruyorsanız, burası kralın sadrazamına ait olan ve artık kullanılmayan bir saray. Kralın Makhzen’ninden (kraliyet hükümeti) birisine, Saray Sadrazamı Si Musa’ya ait olan bir yerleşke. İlk olarak 1860’larda bu sadrazam tarafından inşa edilmeye başlanmış.

Bahia Sarayı-Küçük Riad-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Saray, 1894 ile 1900 yılları arasında Sultan Moulay Abdülaziz’in sadrazamı olan oğlu Si Ba Ahmed bin Musa tarafından genişletilmiş. Bu sadrazamın gücü, çocuk yaştaki Alevi Sultanın naibi olarak ülkeyi yönetmesinden geliyor. Bu nedenle de zamanın Marakeş’indeki en görkemli sarayını yaptırmayı başarmış.

Bahia Sarayı Tavan Süslemesi-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Burasının da ziyaretçisi çok bol ve çok uzun kuyruklar olabiliyor. Bir gün önce kapısından döndüğümüz saraya girişimiz bu sefer kolayca sağlandı.

Saraya bir ana kapıdan giriyorsunuz, sonra da karşınıza saray bahçesine giden bir avlu çıkıyor. Sarayın iç güzelliğinin, dış kısmının sadeliği ile hiç bir alakası yok. Saray bahçesinde çok sayıda meyve ağacı bulunuyor. Buradan yürüyüşle sarayın giriş kapısına varıyorsunuz. Saray zaman içerisinde ihtiyaca göre, parça parça ilavelerle genişletilmiş. Binanın sekiz hektarlık alanı ve çeşitli avlulara ve bahçelere açılan 150 odası varmış. Ziyaretin en heyecan verici kısmı Ba Ahmed’in resmi dört karısının ve 24 cariyesinin bulunduğu harem kısmı.

Bahia Sarayı-Büyük Avlu/Harem Odaları-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Sarayın bahçesi geçilince küçük avluya ve sonrasında küçük riada ulaşıyorsunuz. Avluya bakan çok sayıda oda göze çarpıyor. Tavanlardaki işlemeleri sakın kaçırmayın. Renkli çiçek desenleriyle boyanmış sedir ağacı tavanları ve ana kapıların oyulmuş ve boyanmış ahşap saçakları insanı mest ediyor. Ne büyük bir işçilik!

Tabanlarda ve alt duvarlarda ise mermer ve zellij fayanslar bulunuyor. Demek ki en iyi Faslı ve Endülüslü zanaatkarlar bu sarayda on dört yıl boyunca çalışınca ortaya böyle bir şaheser çıkıyor. Seramikler Tetouan’dan, mermerler Meknes’ten, boyalı ve aydınlatmalı tavanlarda kullanılan sedir ağacı ise Orta Atlas’tan getirilmiş.

Küçük Avludan sonra sarayın en etkileyici kısmı olan 1896-7 yıllarında yapılmış Büyük Avlu’ya geçiyorsunuz. Zemin İtalyan Carrara mermeriyle döşenmiş. Avlu, zarif ve renkli bir ahşap galeri ile çevrili. Bu avludan, Ba Ahmed’in harem cariyelerinin ikametgahı olduğuna inanılan yaklaşık 80 odaya erişim sağlanıyor.

Bu avludan sonra ise Büyük Riad denen ve hem Sadrazam Musa ve hem de oğlu Sadrazam Ba Ahmet’in mekanlarına ulaşıyorsunuz.

Büyük Riad-Bahia Sarayı Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Ne yazık ki Bahia Sarayı’ndaki tüm odalar boş. 1900 yılında güçlü ve fiilen krallık yapan Sadrazam Si Ahmed ölünce, genç Fas Sultanı Abdülaziz (1878-1943) Fas’ta hükümdarlığa başlamış. İlk işi de Bahia Sarayı’nın yağmalanmasını emretmek olmuş. Sadrazamın eşleri ve sultan da dahil olmak üzere birçok kişi saraydaki tüm sanat eserlerini ve mobilyaları kendi saraylarını dekore etmek için almışlar.

Fas’ta Fransız himayesinin kurulmasından sonra, Fransız General Lyautey, 1912’den itibaren burayı kişisel ikamet yeri ve Fransız subaylarının ikametgahı haline getirmiş. Saraya elektrik, ısıtma ve şömineler kurdurmuş.

Ortam çok kalabalık. İstediğim gibi fotoğraf çekmek, mekanın güzelliğini karelere yansıtmak çok zor. Bazen bu kadar çok fotoğraf peşinde koşmanın, anı yaşamaktan , keyfini sürmekten alıkoyduğu duygusunu yaşıyorum. Ama gezi sonrası yazarken, tekrar tekrar fotoğraflara bakabilmenin de ayrı bir güzelliği var.

La Place des Ferblantiers-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Saray gezimiz sonrasında La Place des Ferblantiers (Tenekeciler Meydanı) adlı bir meydana kadar yürüdük. Bunlar artık Marakeş’teki son zamanlarımız. Burası Marakeş’in eski Yahudi mahallesi olan Mellah’ın kenarında yer alıyor. Yıllar geçtikçe burada çekiç seslerinin duyulduğu atölyelerin sayısı biraz azalsa da, mücevher, geleneksel hançerler, tütsülükler, çay servis tepsileri, lambalar ve daha birçok ürünü satın alabileceğiniz birkaç atölye hâlâ var.

La Place des Ferblantiers-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Bu meydanda çok sayıda kafe ve restoran da mevcut. Biz de bunlardan birisinde oturup son zamanlarımızı geçirdik. Place des Ferblantiers, Yahudi Mahallesi’ni ve Riad Zitoun Lakdim’i, Bahia Sarayı’nı, Badi Sarayı’nı, Saadi Mezarları’nı ve Kasbah’ı ziyaret etmek için çok iyi bir konumda. Gezi sonunda otobüse bineceğimiz buluşma noktasına doğru yola düştük.

Marakeş’te ve dolayısı ile Fas’da son gezi yerimiz, 12. yüzyılda Muvahhid hanedanı döneminde inşa edilen Kutubiye (Koutoubia) Camisi’ni uzaktan gören bir bahçe oldu.

Kutubiye Cami-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Marakeş’te bizim bu gezide göremediğimiz ancak “mutlaka görmelisiniz” denen bazı yerlerin isimleri ise şunlar; Dar El Bacha (Paşa Evi), Ali Bin Yusuf Medresesi (Ben Youssef Madrasa), El Badi Sarayı, Murabıt Kubbesi.

Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Evet sevgili Sanal Gezgin arkadaşlarım. Böylece Fas gezi yazım tamamlanmış oldu. Geziniz dostlar! Gezmek ve gezinizi birileri ile paylaşmak güzeldir. Allah sağlık ve para versin. Biz nasılsa onları gezmek yolunda harcarız…

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

21.05.2025

Kültürlerin Karıştığı Ülke: Fas-Marakeş 1

Gezilecek çok yeri olan ancak bizim hakkını yeteri kadar veremediğimiz Marakeş kentini anlatmaya başlayalım. 1060 (veya 1070) yılında kurulmuş Marakeş, Murabıt ve Muvahhid Hanedanlarına başkentlik yapmış. Tarih bu kadar eski olunca da Marakeş’de pek çok ziyaret edecek yer bulabileceğinizi tahmin edebilirsiniz. Fas’ın turizm başkenti Marakeş, çok sayıda turiste ev sahipliği yapan egzotik, sizi yorabilen bir koşturma ve hareketlilik içinde olan, gecesi gündüzü farklı bir şehir.

Düzenli şehir olarak ilk kuruluşu Murabıtlar Hanedanlığına dayanıyor. Muvahhidler, Murabıtları tarih sahnesinden silerken şehri tamamen yıkmış, yakmışlar. Murabıtlardan kalan her şeyi yerle bir eden yeni yönetimin kendisi Marakeş’i anıt eserlerle donatmış. Şehrin etrafı surlarla çevrilmiş, birçok İslâm beldesinde olduğu gibi, sokakların açıldığı bir ana meydan ve pazar yeri oluşturulmuş. Sonradan gelen Portekizliler, İspanyollar ve son olarak Fransızlar burada kendilerinden izler bırakmışlar. Şehrin geçmişindeki tüm bu halkların varlığı, şehrin mimarisinde bugün hala görülebilen zengin bir kültür karışımına yol açmış.

Bab Agnaou-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Maceralı yolculuğumuz sonrasında Marakeş’e girer girmez doğrudan Argan yağı ve bitkisel ürünler satan Herboristerie Bab Agnaou adlı bir mağazaya götürüldük. Otobüs bizi Bab Agnaou adlı zamanın medinasının ana kapılarından biri olan kapının önünde bıraktı.

Argan Ağacı Meyvesi Çekirdekleri-Herboristerie Bab Agnaou Marakeş

Grup halinde gezilerde bu tip mağaza ziyaretleri beni rahatsız ediyor. Buralarda çok vakit kaybı oluyor. Biz dahil, hepimiz bazı ürünlerden çokça satın aldık ama belki daha da fazlası ile yaklaşık 1 saatimiz bu mağazada geçti. Mağaza akşam saat 19:00’a kadar açık. Ama gezi yerlerinin kapanış saati 17:00-18:00. Sizler bu mağaza işini gezi sonrasına, kapanış saatine yakın yaparsanız, dar vakit gezi programınız varsa kazancınız olur.

Argan yağı, zeytin ağacına benzeyen Argan ağacının, sert kabuklu meyvelerinin çekirdeklerinden elde edilen değerli bir ürün. Ticari değeri çok yüksek. Argan Ağacı, Fas’ın güneybatı yani Souss-Massa Bölgesi‘nin (Agadir, Essaouira,Taroudant çevresi gibi) yarı çöl ikliminde kireçli topraklarda yetişen endemik bir ağaç. Günümüzde geleneksel yöntemlerle elde edilen argan yağı ”sıvı altın” olarak da biliniyor. Yağı elde etmek için meyvenin çekirdekleri soyulup, iç kısımları öğütülüyor. Ortaya çıkan hamurumsu bir macun su katılarak yoğuruluyor ve ortaya yağ çıkıyor. Macunun üzerinde biriken altın rengindeki yağ ise meşhur argan yağı. Son yıllarda oldukça artan popülerliği sebebiyle bu ağaçların yaşadığı bölge UNESCO tarafından korunma altına alınmış.

Vitamin yönünden zengin, antioksidan içeriği yüksek olan argan yağının içeriğinde bulunan yağ asitleri saçı ve cildi besleyip nemlendirirmiş. Özellikle cildin yaşlanmasını geciktirip, cilt elastikiyetini arttırdığını, yara iyileşmesini hızlandırmaya yardımcı olduğunu söylediler. Faslılar Argan yağını kozmetik yanında yemek için de kullanıyorlar. Anlatılanlardan, okuduklarımdan anladığım ve çıkarttığım özet argan yağının her derde deva olduğu. Bunun dışında bu mekanda safran gibi diğer bitkisel ürünler de var. mağazada argan yağı, markalı ürün olarak satılıyor. Civar pazarlarda daha düşük fiyata satın almanız da mümkün. Ancak sahte yağlarla karşılaşmanız da mümkün.

Rue Bab Agnaou Boyunca Bahia Sarayı’na yürüyüş-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Herbalist mağazası gezisi sonrasında alelacele Bahia Sarayı‘na doğru yola çıktık. Yaklaşık bir kilometre mesafe ve 15 dakika kadar yürüme var. Bu arada Saadi Türbeleri meğerse bulunduğumuz yere 5 dakika mesafedeymiş. Gezi öncesi ve gezi boyu buraya ziyareti ayarlamaya çalışırken, bu kadar yakında olduğumuzu hem söylemediler ve hem de ben fark edemedim. Herbalist dükkana gireceğime, Saadi Türbelerine girmeyi isterdim doğrusu. Aşağıda internetten bulduğum fotoğrafı paylaştım. Siz orayı ziyareti ihmal etmeyin derim. Saadi Mezarları, 1554’ten 1659’a kadar Fas’ı yöneten Saadi Hanedanlığına dayanan bir mezar ve türbe kompleksi. Mezarlar, 1917’de Fransızlar tarafından, Fas’ı işgalleri sırasında yeniden keşfedilmiş ve restore edilerek 1917’de ziyarete açılmış. Kapanış saati 17:00 gözüküyor.

Saadi Türbeleri-Fotoğraf İnternetten Alıntıdır.

Surlar içerisinde kalan bir zamanların kasbahı içinde yürümeye başladık. Kasbah şehrin medinasının güney kısmında yer alıyor. 12. yüzyıldan beri var olan şehir surları, hem şehrin medinasını ve hem de kasbahını korumuş. Surların toplam uzunluğu 19 km. Bu surlar ilk yapıldığı zaman kırmızımsı renkli topraktan yapıldığı için şehir surlarına dışarıdan bakanların şehire taktığı isim “Kırmızı şehir” olmuş.

Bahia SarayI Yolunda Müzisyen-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025
Moulay El Yazid Kasbah Camisi-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Moulay El Yazid Kasbah Camisi önünden de geçerek Bahia Sarayına vardığımızda saat 18:00’i geçmişti. Rehberlerimiz rica etseler de kapıdan içeri girmek mümkün olmadı. Sarayın ziyaret için sabah açılış saati 08:00 kapanış saati 17:00.

Bahia Saray Kapısı-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Giremediğimiz sarayın kapısından ayrılıp Marakeş Şehri’nin kuruluşundan beri ana meydanı olmuş ve tarihi, Marakeş’in kuruluşuna dayanan Jemaa el-Fnaa‘ya doğru yürüyüşe geçtik. Bu arada bir başka Marakeş gezi noktası olan El Badi Palace (El Badi Sarayı) da buraya 450 metre mesafede.

El Badi Sarayı-Fotoğraf İnternetten / Marakeş

El Badi Sarayı, Saadi hanedanından Sultan Ahmed el-Mansur tarafından yaptırılmış ve saltanatının büyük bölümünde inşaatı ve süslemesi devam etmiş. İtalya’dan Mali’ye kadar birçok ülkeden ithal edilen malzemelerle dekore edilen saray, resepsiyonlar için kullanılmış ve Sultan’ın zenginliğini ve gücünü sergilemek için tasarlanmış. Saray, 1603’te el-Mansur’un ölümünden sonra ihmal edilmiş ve sonunda Saadi Hanedanının düşüşüyle ​​harabeye dönmüş. Değerli malzemeleri, özellikle mermerleri sökülmüş ve Fas’taki diğer binalarda yeniden kullanılmış. Biz tabii ki burayı da gezemeden yakınından geçmekle yetindik. Sabah 09:00 akşam 17:00 arası ziyarete açık.

Riad Zitoun Lakdim Caddesi‘ni takip ederek şehrin her daim karnaval havasındaki meydanına yaklaşık 1 km kadar yürüdük. Yol üstünde zamanın Yahudi mahallesinden de (mellah) geçtik.

Jemaa el-Fnaa, Marakeş Şehri’nin sosyal ve kültürel hayatının tam kalbinde bulunuyor. Başlangıçta bir ticaret merkezi ve kervanlar için bir buluşma noktası olan bu yer, bölgedeki tüccarların mal ve bilgi alışverişinde bulunmak için bir araya geldiği hareketli bir pazar yerine dönüşmüş. Bu meydan, zaman içinde kıyametteki toplanmayı andıran bir kalabalığa ev sahipliği yaptığından ötürü, “Jemaa el-Fnaa”, yani “Kıyamet Meydanı” adıyla anılmaya başlanmış. İsim kaynağı olarak bir diğer iddia ise 16. yüzyılın sonlarında meydanda inşa edilen ve tamamlanmadan yıkılan bir camiye atıfta bulunarak “yıkılmış cami” veya “yok oluş camisi” anlamına gelmesidir. 

Jemaa el-Fnaa-Marakeş / FAS GEZİSİ 2025

Her türlü satıcının, sihirbazın, yılan oynatıcısının, falcının, aklınıza gelemeyecek her türlü satıcının ve yemek yeme mekânlarının iç içe ve aynı anda yer aldığı meydan, günümüzde turistlerin de ana uğrak yeri konumunda. Meydanda Arap ve Berberî kültürünün yansımalarını görmek ve yaşamak mümkün. Fas’ın şarkıları ve ezgileri de, meydanın her yanından kulağınıza çalınıyor.

Alan büyük bir panayır alanı gibi. Meydanda her türlü yerel müzikler çalan müzisyenleri, yılan oynatıcılarını, maymun eğiticilerini, kınayla dövme yapan insanları, saç kesen kadın erkek berberleri görebiliyorsunuz. İnsan nereye ve neye bakacağını şaşırıyor.

Bu meydanda ve ara sokaklarda satılık olarak ne arıyorsanız bulabiliyorsunuz. Sizin anlayacağınız ortama tatlı bir kaos hakim. Bir süre sonra burası sizi yormaya başlıyor. Fas genelde güvenli bir ülke kabul ediliyor ama bu kalabalık ve dünyanın her tarafından insanın bulunduğu ortamda sağınıza, solunuza, ceplerinize dikkat etmenizde fayda var.

Jemaa el-Fnaa şehrin en önemli cazibe merkezi ve günün her saatinde ziyaret edilebiliyorsunuz. Okuduğum yazılarda önemle altı çizilen bir not vardı; Bu meydanı hem sabah hem de akşam ziyaret edip nasıl değişim gösterdiğini görmemizi tavsiye ediyorlar. Gün batımında Marakeş’in ana meydanı dönüşüyor ve sabah tezgahları yerini, ziyaretçilerin Faslı müzisyenlerin geleneksel müzikleri ve çeşitli gösterileri eşliğinde akşam yemeği yiyebilecekleri yiyecek tezgahlarına bırakıyormuş.

Meydanda bir süre serbest zaman verildi. Gezdik, kafelerde kahvelerimizi içtik. Sonra da otobüse bineceğimiz Kutubiye Camisi önüne doğru yürüyüşe geçtik.

Kutubiye Camisi-Marakeş / FAS 2025

Kutubiye Camisi, Marakeş’in en önemli camisidir ve 1158 yılında tamamlandığında İslam dinine mensup insanların en büyük ibadethanelerinden biriydi. Muvahhidler Hanedanlığı döneminden kalma bu ilk inşa edildiği dönemde, cami çevresinde çok sayıda kitap tezgahı bulunması nedeniyle ismi Kitapçılar Cami olarak adlandırılmış. Caminin en dikkat çeken özellikleri, İspanya’daki Sevilla Katedrali’nin çan kulesi olan Giralda’ya çok benzeyen 69 metre yüksekliğindeki minaresi ve bölgeye özgü kırmızı taştan yapılmış rengidir.

Bugün ikinci kez yaşanan otobüs bozulmasının moral bozukluğunu hafifletmek adına gezi firması programda olmayan bir jest yaptı ve Marakeşin en önemli yemekli gece şovlarından Chez Ali’ye yer ayırttı. Bu gerçekten güzel geldi. Çok kalabalık bir sanatçı grubu ile ve görselliği çok yüksek bir gösteri izledik.

Marakeş’in hemen dışında yer alan Chez Ali kompleksinde şov daha kapıdan girerken başlıyor. Sizleri kapıda atlılar karşılıyor. Yemek salonları numaralandırılmış ve bir arena çevresine dizilmiş. Bize ayrılan salona giderken yol boyunca saat 21:00 den sonra izleyeceğimiz gösterilerin sanatçıları bizleri selamladılar. Binbir Gece Masalları atmosferinde, yöresel lezzetlerin tadına bakacağımız ve folklorik gösterilerle dolu büyülü bir geceye yemek yiyerek başladık.

Fas’daki son akşam yemeğimiz sonrasında kompleksin ortasındaki arena çevresinde yerimizi aldık ve gösteriyi izlemeye başladık. At üstündeki akrobatları, uçan halı ve müzik gösterilerini ve en sonda da havai fişekleri hayranlıkla izledik. Bence Marakeş’e geldiğinizde bir geceyi bu gösteriye ayırmalısınız.

Evet Sanal Gezgin Dostlarım..

Fas ile ilgili bir bölüm kaldı. Sonra bu bölüm de kapanacak.

Bugün büyük önder Mustafa Kemal Atatürk‘ün, arkadaşları ile birlikte bir ulus yaratmak için vereceği mücadelenin ilk günü olan 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basışını anıyoruz. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız hepimize kutlu olsun. Çok güvendiği Türk gençliğine armağan edilen bir günde ,19 Mayıs’ta doğmuşum. Yani bugün bana daha da anlamlı. Bugün Ülkemizin onun fikirlerine, her zamankinden daha çok ihtiyacı var.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

19 Mayıs 2025