• Arşivler

  • Diğer 531 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 381.867 ziyaretçi
  • Şubat 2026
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    232425262728  

RAJASTAN-ALTIN ÜÇGEN-VARANASİ-Jodhpur

SONY DSC

Hindistan’ın Türkiye’ye kuş uçuşu uzaklığı 4800 km civarı ve uçakla Delhi’ye yolculuk gidişte 6 saat kadar sürüyor. Havaalanına inişte pasaport işlemlerimizi kolayca bitirdik. Valizlerimizi alıp çıkışa yöneldik. Ancak önce bir işimiz var, paralarımızı bozdurmamız lazım. En iyi fiyatı bankalar veriyorlar; 1 USD için 45.60 Rupee (Hindistan para birimi-2014 yılı Aralık oranı 1 USD-63.68 Rupee) verdiler. Havaalanı çıkışında bizi şirketin elemanı karşıladı. Hemen arabaya binip, yakındaki Radison Hotele gidip çay söyledik. Zaman sabahın 05:00’i ve ilk gezi yerimiz olan Jodhpur’a  (Rajastan eyaletinin en ucundaki şehirlerden bir tanesi ) uçakla gideceğimizden 4 saatlik bir zamanımız var. Aslında İstanbul’da iken gözüme kestirdiğim yerler var ancak müze ve ören yerlerinin açılma saati 09:00’lar civarında. Bizim uçağın kalkış saati ile uyuşmuyor. Çaresiz araba ile kısa bir Eski Delhi turu yapıp havaalanına geri döneceğiz. Delhi’de iki adet havaalanı var; uluslar arası İndira Gandhi Havaalanı ve iç uçuşların yapıldığı havaalanı. İki havaalanı da birbirlerinden farklı yerlerdeler.   Havaalanlarının şehre uzaklığı 12 km kadar.

Bu arada acente temsilcisi ile Hindistan gezimizin ayrıntılarını konuşup, iç hat uçuşlarımızın biletlerini ve kalacağımız otellerin belgelerini teslim aldım. Gitmeden önce bizden doğum tarihleri ve saatlerimizi istemişlerdi. Meğerse Horoskoplarımızı oranın meşhur bir falcısına yaptırmışlar, bu arada onu da teslim ettiler. Çayımızı içtikten arabaya atlayıp Delhi’de tur atmaya başladık. Sokaklar boş sayılır diyeceğim ama ilerleyen günlerdeki trafik yoğunluğu aklıma geldikçe şimdi bomboş olduğunu düşünüyorum. Sokaklarda beklediğimiz gibi inekler geziyor, hemen her köşede tezgahlarda çay satılıyor. Çayı sütle birlikte içiyorlar ve bildiğimiz çayı Hindistan’da  içmek isterseniz mutlaka “sütsüz siyah çay” istemeniz gerekiyor. Bu arada havada iyice aydınlandı ve son hedefimiz olan Qutup Minar ‘ın bulunduğu yere geldik ve araçtan inip sabah fotoğraflarımızı aldık. Aslında burayı Delhi’ye döndüğümüz gün gezecektik ancak son gün rehberin zaman kullanmadaki beceriksizliği (belki de müze giriş ücretinden yırtma hinliği!) yüzünden görüp göreceğimiz Qutup Minar’ın bu olacağını nereden bilebilirdik ki? Müslümanların Delhi’deki son Hindu Kralını yenmesi şerefine 1193 yılında yapılan ve yüksekliği 73 metre, taban çapı 15, tepe çapı 2.5 metre olan bu muhteşem eseri içeri girip de gezemeden sadece dışarıdan fotoğraflamak ne yazık oldu….

İç hatlar terminaline bizi tekrar bıraktılar ve uçağımıza biraz gecikme ile binip, Jodhpur’a hareket ettik. Bu arada Hindistan’da uçaklarda rötarlar olağan sayılıyor ve tüm uçuşları 30-60 dakika arasında rötarlarla yaptık. Hindistan içinde iç uçuşları yapmak için Air India, KingFisher, JetAirways, SpiceJet adlı havayollarını kullandık. Uçağımız önce Udaipur denen şehre indi, burada 30 dakika kadar kalıp Jodhpur’a hareket ettik. Toplam 3 saat kadar sürdü. Sonunda ilk şehrimiz olan Jodhpur’a vardık. Bizi yine havaalanında karşıladılar, bu arada Hintliler havaalanında sizi yabancı olarak keşfettiler mi mahvoldunuz demektir. Bavulu kaptırdınız mı, verin bakalım bahşişi! Hindistan’ı ziyaretimde aklımda kalan en kötü anı, bahşiş vermek kısmı oldu. Bahşiş vermesinden ziyade, verdiğiniz her bahşişin yeni bir bahşiş bekleyen kişi doğurması rahatsız edici. Bazıları da verdiğiniz bahşişi beğenmiyorlar, ortalama asgari ücretin 100 USD olduğu ülkede aldıkları parayı beğenmemeleri ilginçti. Bu kısımdan kaçış yok, eminim turla da gitseniz bu kısma yakalanacaksınız. Bu nedenle yanınızda bolca ufak Rupee’ler  bulundurun.

IMG_0065

Jodhpur, namı-değer Güneş Şehri ya da Mavi Şehir, Rajastan’ın başkent Jaipur’dan sonraki ikinci büyük şehri. Rao Jodha denen bir Rajput Mihracesi tarafından isimlendiriliyor; tarih 1459. Şehir isimlerinin sonundaki –pur (Jodhpur, Jaipur, Udaipur gibi) veya –abad (İslamabad, Haydarabad  gibi) ekleri şehir anlamında. Aslında bundan öncede yerleşim olan bir alan burası. Daha sonra Moğollar burayı ele geçiriyorlar ancak Rathora ailesinden Mihraceler burayı yönetmeye devam ediyorlar. Tabii ki Moğollara asker ve haraç ödeyerek. Bu beylik Moğollara Maharaja Jaswant Singh isimli kıymetli generaller de vermiş. 1700’lü yıllarda Moğollar zayıflayınca kendi içlerinde savaşlar başlıyor ve sonrasında da 1818 yılında İngilizler bölgede hakimiyet kuruyorlar. 1946 yılında bağımsızlık ilan edilince bu eyalette Hindistan’a katılmayı kabul etmiş. Tüm Rajastan’da hala Raja’lar mallarının  (sarayları, bahçeleri ve diğer taşınmazları) çoğunluğunu  hala yönetiyorlar. Ancak askerleri yok, yönetim güçleri yok. Onlarda Saraylarını 5 yıldızlı otellere çevirmişler. Fiyatları çok yüksek, bu Heritage (Rajaların eski saray otelleri) otellerde kalmayı çok istedim ama tur fiyatını çok arttırınca kalamadık.

SONY DSC

Burada önce Umaid Bahawan Sarayını gezeceğiz sonra sırasıyla Jaswant Thada ve Mehrangart Kalesini ziyaret edeceğiz. Umaid Bahawan Sarayı Hindistan’ın en yeni sarayı unvanını taşıyor. İsmini dönemin Rajası ve binayı yaptıranı Maharaja (Raja-Mihrace demek) Umaid Singh’den alıyor. 1929-1943 Yılları arasındaki 15 yılda 3000’in üzerinde işçi yapılan bu saray bugün otel olarak kullanılıyor. Bir kısmında ise hala Rajanın ailesi ikamet ediyor. Toplam 347 oda ile dünyanın en büyük rezidansı kabul ediliyor. İçeride müze olarak kullanılan bir alanda soylu aileye ait saat koleksiyonu, elbise koleksiyonu gezilebiliyor. Bahçesi çok güzel ve Raja ailesine ait araba koleksiyonu var. Bahçede bol bol sincaplar geziyor. Hayatımda hiç bu kadar çok sincabı bir arada görmedim. Hindistan’da hiçbir hayvan sizden kaçmıyor diyebilirim. İnsan tarafından zarar görmeyeceğini anlayınca hayvanlar tüm güzelliklerini gözler önüne seriyorlar demek ki..

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SONY DSCDaha sonra arabamıza binip, rehber eşliğinde Jaswant Thada denen bir yere gittik. Burası 1899 yılında Mihrace Jaswant Singh II tarafından yaptırılmış. Beyaz mermerden yapılmış ve Mihracenin ailesinden soyluların ölü bedenlerinin yakılıp küllerinin bir kısmının saklandığı  bir tür anıt mezar. Beyaz mermer o kadar güzel ve ince işlenmiş ki, insanı çok etkiliyor. Taj Mahal’i görünce ne yapacağız bilmem? Bu anıt mezarın hemen girişinde bir gölcük diyebileceğimiz su birikintisi var. Burada onlarca kuş keyif içindeler. Anıt mezarın girişinde Ravanhatha denilen bir müzik aleti çalan yerel bir müzisyen, müzik yaparken, çocuğu bize tüm hünerlerini göstererek oynamaya çalışıyordu. İlk gün neyle karşılaşacağımızı bilmediğimiz bir ülkede, yorgun-argın dolaşıyoruz ama iyi bir başlangıç oluyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_0092Bugünün son durağı Mehrangarh Kalesi doğal olarak şehre tepeden bakan bir yere kurulmuş ve şehre adını  veren Rao Jodha tarafından 1459 yılında inşası başlattırılmış bir kale. Rajastan kaleleri ile meşhur bir eyalet, gezimizin ilk kalesini burada göreceğiz. Kalenin günümüze kadar gelen kısımları Jaswant Singh (1638-78) tarafından yaptırılmış. Kale 36 metre yüksekliğinde ve yer yer 21 metre genişlikte duvarlara sahip. Surlarından Jodhpur şehrinin indigo renkte evleri çok güzel görünüyor. Şehre Mavi şehir ismini veren mavi renkli evlerin nereden kaynaklandığını rehbere sorduğumda aldığım yanıt, ilk önce o dönemde rahiplerin evleri belli olsun diye bu renge boyadıkları, sonrasında ise diğer evlerin de bu renge boyattıkları şeklinde bir öyküden bahsetti. Bir diğer açıklama da bu renkte boyanan evlere akrep, yılan gibi hayvanların yaklaşmadıkları yönündeki inanış nedeni ile evlerin bu renkte boyandıkları şeklinde oldu. Her neden boyarsa boyasınlar surlardan şehir evleri güzel gözüküyor.

IMG_0116

Kale içinde Mihracelere ait eyer, silah, beşik, mobilya, elbise gibi eserlerin bulunduğu müze bölümleri var. Diğer bir ilginç yerde kocaları savaşta ölen kadınlarının, kendilerini kale surlarından aşağıda yakılan ateşe atarak intihar ettikleri ve bu eylem öncesinden el izlerini duvara bıraktıkları bölüm.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burası bugün için son gezi noktamız oldu, otele giriş yaptık ve odalara yerleştik. Otel, Park Plaza isimli güzel bir otel çıktı. Yarın Mandore denen bahçeleri gezeceğiz ve öğle sonrasında Beyaz Şehir lakaplı Udaipur’a uçacağız.

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

27.12.2014 Saat 00:24

HİNDİSTAN GEZİ YAZISI-Giriş

IMG_0787

Okuyucuya Önemli Not: RAJASTAN-ALTIN ÜÇGEN-VARANASİ gezi yazım 2009 yılında yapılan gezimin yeniden gözden geçirilmiş son halidir. Tüm gezi yazılarımı tek blogda toplama amaçlı olarak yeniden yazılmıştır. Notlarda geçen bilgiler okuyucu için yeniden güncellenmiştir. İlginize teşekkür ederim.

Ümit Kuru-2014

IMG_1395Hindistan hakkında çok şey duymuş olabilirsiniz ve eminim bunların büyük çoğunluğu da olumsuzdur. Ancak inkar edilemez bir  gerçek olarak, her gezginin rüyasında mutlaka Hindistan’ı ziyaret etmek vardır. 2009 Yılında bayram tatili ile birlikte senelik tatili birleştirip Hindistan’a 12 günlük bir gezi yaptık. Hindistan 3,287,590 km² ‘lik yüz ölçümü ile kocaman bir ülke olunca bizim gibi günü sayılı gezginler için tamamını gezmek imkansız. Bu nedenle seçme yapmak gerekti. Türkiye’den turların büyük çoğunluğu genellikle “Altın Üçgen “ dedikleri Delhi, Jaipur ve Agra şehirlerini içine alan turu veya Altın Üçgen’e ilave olarak Nepal-Katmandu’yu kapsayan turlar yapıyorlar. Ancak Hindistan’ı araştırınca buraların bizi tatmin etmeyeceğine inancım gelişti. İyi de bizi tatmin edecek tur programı yok; o zaman iş başa düştü, turu biz kendimiz düzenleyecektik.

IMG_1311

SONY DSCDüşündüğüm yerler Rajastan, Altın Üçgen ve kutsal şehir Varanasi’ydi. Hindistan’dan lokal bir acente için araştırmalara giriştik. İnternetten arama motorlarına  Hindistan turlarını İngilizce yazınca karşınıza çok sayıda tur şirketi çıkıyor.  Zor olan aldatılmadan, istediğiniz yerleri size tanıtacak ve bunu da en ucuza yapacak tur hangisidir onu bulmak. Kendi seçtiğim tur şirketlerine ve bir de daha önce Hindistan’a lokal bir acenteden hizmet satın alarak gitmiş olan bir arkadaşımın tavsiye ettiği tur şirketine gitmek istediğim yerleri yazıp fiyat teklifi istedim. Üç aylık bir yazışma sonunda bir tanesine karar verdik. Şirketin adı Travel With Us. Şirketin ismindeki çağrıya (ve tabii ki daha önceki geziden arkadaşımın onayından geçmiş olmasına) uyarak bu şirketle anlaştım. Bizim grubun bir kısmı daha önce Hindistan’ı görünce, bir kısmı adı gezilecek yerin adı Hindistan olunca, bir kısmı da maceraya atılmayı uygun görmeyince, koca gezgin grubumdan kala kala 3 kişi geziyi yaptık; Ben, eşim ve Ankara’dan bir gezgin arkadaşımız. Tur programımız hayli yoğun. Önce İstanbul’dan Delhi’ye uçuyoruz ve hiç beklemeden iç uçuşla Jodhpur şehrine gideceğiz. Jodhpur, Fransa büyüklüğünde bir eyalet olan Rajastan’ın bir şehri. Burada 1 gece kalıp sonra iç uçuşla Udaipur’a gideceğiz. Burada 2 gece geçirip sonra Jaipur’a uçacağız. Jaipur, Rajastan Eyaletinin başkenti ama ilk gün burada kalmayıp özel aramamız ve yanımızda rehberimiz eşliğinde Mandawa denen bir şehre ve Haveli ‘leri (köşk) ile meşhur Shekhawati bölgesine gideceğiz. Burada 1 gece geçirip sonra tekrar Jaipur’a dönüp burayı gezip bir gece geçireceğiz. Jaipur sonrası ünlü Taj Mahal’e ev sahipliği yapan Agra’ya gideceğiz. Buradan devamla Orca ve  sonrasında erotik figürleri ile meşhur Kajuraho şehrine geçip burada bir gece kalacağız. Sonrasında ise Hinduizmin kutsal şehri olan Varanasi’ye uçakla gideceğiz. Geceyi burada geçirip sonra son durak olan Delhi’ye uçacağız. Turun tamamı 11 gece, 12 gün. Biz bu program için 4 yıldız otellerde oda-kahvaltı, havaalanlarında karşılama ve transferler, İngilizce rehberlik hizmeti, 3 kişi için Toyota innova araba ve şoförü, Agra-Jhansi arası turistik trende seyahat, müze giriş ücretleri, Varanasi de  Ganj nehrinde sabah bot turu dahil 1150 USD adam başı ücret verdik. İç hat uçuşlarına 570 USD (5 iç hat uçuşu) ayrıca verdik. Bir de iki özel gösteri içinde lokal acenteyi kullandık; Chokhi Dani’ de akşam yemeği ve Varanasi’de Aarti Ganga akşam töreni içinde adam başı 32  USD ödedik. Kağıt başı her şey güzel görünüyor ama konu Hindistan olunca doğrusu biraz ürküyorum. Haydi hayırlısı.

SONY DSC

Her gezi sonrası yaptığım gibi sizlerle Hindistan gezi notlarımı ve fotoğraflarımı paylaşmak istiyorum. Her zaman ki gibi yediğim içtiğim bana kalmak şartıyla buyurun bakalım Hindistan gezi anılarıma..

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

İlk yazım tarihi 05.12.2009

Gözden geçirilmiş son basım tarihi 25.12.2014

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dünya Kültür Mirası Listesinde Kamboçya

SONY DSC

Kamboçya’nın Dünya Kültür Mirası Listesi içinde 2 adet yeri bulunmaktadır;

  • Angkor (1992)
  • Preah Vihear Tapınağı (2008)

Bizim kısacık Kamboçya gezimizde bu yerlerden sadece Angkor’u gezme şansımız oldu. Preah Vihear Tapınağı ülkenin diğer ucunda Tayland sınırına yakın bir bölgedeydi ve gitme şansımız yoktu.

Angkor

SONY DSC

Angkor Güney-Doğu Asya’nın en önemli arkeolojik yerlerinden bir tanesidir.  Dört yüz km²’nin üstünde  ormanlık alan dahil Angkor Arkeolojik Parkı, Khmer İmparatorluğunun 9-15 yüzyıllar arasındaki önemli kalıntılarını barındırmaktadır. Bu alanda meşhur Angkor Wat, Angkor Thom ve Bayon Tapınakları vardır. UNESCO bu sembolik alan ve çevresini korumak için özel bir program yürütmektedir.

Görme hayalim olan bu yeri gezme şansını yakalamaktan son derece mutlu olduğumu hatırlıyorum.

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

25.12.2014 saat 22.06

https://gezekalin.com/2014/12/17/vietnam-laos-kambocya-gezi-anilarikambocya-kimerlerin-ulkesi-siem-reap/

Dünya Mirası Listesinde Laos

Laos’un UNESCO Dünya Mirası Listesi içinde yer alan iki yeri bulunmaktadır;

Kültürel Miras

  • Luang Prabang Şehri (1995)
  • Vat Phou ve Champasak Kültürel Alanı içindeki eski yerleşim birimleri (2001)

Bizim gezi programımız içinde sadece Luang Prabang Şehri vardı.

Luang Prabang Şehri

SONY DSC

Luang Prabang hem geleneksel ve hem de 19-20 yüzyıllarda Avrupalı Kolonyal otoritelerin eserlerinin bir arada olduğu iyi bir örnek şehir. İki kültürün iyi örneklerinin güzel korunduğu benzersiz bir şehir olarak anlatılıyor. Biz de gezimizde bu şehri çok sevdik.

Vat Phou ve Champasak Kültürel Alanı içindeki eski yerleşim birimleri

Laos’un Dünya Kültür Mirası listesindeki diğer yeri olan Vat Phou ve Champasak Kültürel Alanı Güney-Doğu Laos’da bulunan Khimer-Hindu tapınak kompleksidir. Phu Kao Dağının eteklerinde Champasak eyaletinde, Mekong Nehri kıyısından 6 km uzaktadır. Bu alanda 5. yüzyıldan gelen tapınak kalıntıları olsa da ayakta kalan yapılar 11*13. yüzyıllara aittir. Bu alan daha sonra Theravada Budistleri için bir ibadet yeri olmuş ve bugün de o şekilde devam etmektedir. Bu güzel alanı göremediğimize çok üzüldüm doğrusu. Laos’a yolunuz düşerse mutlaka gitmeye çalışın derim.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

24.12.2014 Saat 00:13

Dünya Mirası Listesinde Vietnam

Vietnam’ın UNESCO Dünya Mirası Listesine giren 8 adet eseri var;

Kültürel Miras

  • Thang Long İmparatorluk Kalesi Merkez Bölgesi-Hanoi (2010)
  • Ho Hanedanlığı Kalesi (2011)
  • Hue Anıtları Kompleksi (1993)
  • Hoi An Eski Şehir (1999)
  • My Son Tapınağı (1999)

Doğa Mirası

  • Ha Long Körfezi (1994)
  • Phong nha-Ke Bang Ulusal Parkı (2003)

Hem doğa ve hem de Kültür Mirası

  • Trang An Manzara Kompleksi (2014)

Vietnam gezimizde bu eserlerden 3 tanesini görebildik.

 Thang Long İmparatorluk Kalesi Merkez Bölgesi-Hanoi

Bu yazıyı hazırlarken Hanoi’ye gidip de UNESCO listesi içinde olan bu yeri ziyaret etmedik diye kızdım durdum kendime. Ama sonradan araştırdığımda öğrendim ki burası ancak 2010 yılında halka açılmış. Bu tarihten önce ise askeri tesis olarak kullanıldığından zaten ziyarete kapalıymış. Yani bizim Vietnamı gezdiğimiz 2008 yılında burayı gezme şansımız zaten yokmuş. Ama yeni gidecekler burayı ziyaret etmeyi unutmayacaklar tabii ki.

Burası 11. yüzyılda, 1000 yıllık  Çin işgaline son veren Ly Thai To tarafından başkent olarak kurulmuş. Bu hanedanlık zamanından kalma Edebiyat Tapınağı ve Tek Kolonlu Pagoda gibi eserleri gezdik. Gezemediğimiz bu kale ise 7. yüzyıldan kalma bir Çin kalesi üstüne inşa edilmiş. Kalenin UNESCO Kültür Mirası Listesi içine girmesindeki en önemli etken kalenin kuzey kısmında Çin mimari tarzı ve güney kısmındaki Champa Krallığı mimarı tarzlarını birlikte barındırması ve kültürler arası sentezlerin iyi bir örneği olmasıdır.

Ho Hanedanlığı Kalesi

14. Yüzyıl Ho Hanedanlığı kalesi feng shui prensiplerine göre inşa edilmiş olması ile önemli. 14. Yüzyıl sonlarında filizlenen yeni Konfüçyanizme ve buradan Doğu Asya’nın diğer bölümlerine yayılmasına tanıklık etmiştir.

“Rüzgâr” ve “su” anlamına gelen feng shui, doğada var olan yaşam enerjisini, yaşanılan mekânlarda harekete geçirme yöntemlerini gösteren eski bir Çin öğretisidir. Feng şui, eski bir Çin yerleşim uygulaması olup, çevreyle uyumunu sağlamaya yönelik, uzayda mekânın ayarını yapmaya yönelik bir uygulamadır. Bu prensiplerle kale Ma ve Buoi Nehirleri arasındaki ovada, Tuong Son ve Don Son dağlarının eşsiz manzarasını bir aks üstüne yerleştirecek şekilde yapılmıştır. Büyük taş duvarları ile bu kale yeni stil Güney-Doğu Asya imparatorluk şehirlerinin iyi bir örneğidir. Gezimizde bu kale rotamızda değildi.

Hue Anıtları Kompleksi

SONY DSC

Vietnam’ın 1802-1945 yılları arasında hüküm sürmüş son hanedanı olan Nguyen Hanedanlığının başkenti olan bu şehirdeki anıtlar, feodal doğunun benzersiz bir güzelliğini oluşturmuş. Bence bu unvanı en çok hak eden yerdi.

Hoi An Eski Şehir

SONY DSC

15. Yüzyıldan, 19 yüzyıla kadar Güney-Doğu Asya’nın ticaret limanı olarak korunmuş en iyi eski şehirlerindendir Hoi An. Şehrin eski evleri ve sokak planı hem yerli halkın ve hem de yabancıların etkileşimlerini göstermektedir.

My Son Tapınağı

4-13 Yüzyıllar arasında Vietnam  halkı ile eş zamanlı olarak sahil kısmında gelişen ve manevi orijinini Hindistan Hinduizm’inden alan bir uygarlık ortaya çıktı. Champa Krallığının dini ve politik başkenti olan bu alanda bir dizi kule tapınaklar Vietnam’ın Dünya Kültür Mirası listesi arasına girmiştir. Ne yazık ki burayı görme şansımız olmadı. Göremediklerimiz içinde en çok buraya görememek üzdü beni.

Ha Long Körfezi

SONY DSC

Tonkin Körfezindeki Ha Long Bay, 1600 civarındaki kireçtaşından sütunlardan oluşmuş ada ve adacık ile eşsiz bir doğa harikası görünümündedir. Ada ve adacıkların bu dik yapısı nedeni ile de insan yerleşimi hiçbir zaman olamamıştr ve bu da insan kaynaklı bozulmanın olmamasına neden olmuştur. Muhteşem bir manzara ve biyolojik çeşitliliğe sahip bu güzel yeri görme şansımız oldu.