Vietnam-Laos-Kamboçya Gezi Anıları:Kamboçya (Kimerlerin Ülkesi)- Siem Reap

SONY DSC

Sanal Gezginlere bir kez daha merhaba,

Bugün gezimizin Kamboçya bölümüne başlıyoruz. Hani bazı gezilere başlamak için mutlaka bir sebep vardır ya, işte benim için Angkor Wat’ın anlamı odur. Angkor Wat’ı görmek amacı ile planlamaya başladığımız geziye Vietnam ve Laos’u da kattım. Gerçi şimdi sorsanız Laos ve Vietnam için tek gezilik ve daha uzun süre ile bir gezi programı yapardım. Bu iki ülkede bir gezgin için hazine değerinde ülkeler arasında benim için.

Kağıt üzerinde buraya 3 gün verilmiş gibi gözüküyordu. Ama son gün sabah erken uçakla Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’e uçulacağından, siz onu 2 gün, 2 gece sayın derim. Aslında Siem Reap’ı hakkıyla ve zevk alarak gezmek için 3 gün ideal, 2 gün ancak yeter. Uçak saatlerinin kötülüğü, aktarmalı uçuş, rötar yapan uçak ve Kamboçya havaalanında işini kötü yapan insanların eline düşmemiz nedenleri ile ancak saat 17’de Siem Rap havaalanından çıkabildik. Halbuki o gün öğle sonrası Angkor Wat’ın tamamı gezilecekti. Tüm öğle sonrası buna ayrılmıştı.

Can sıkmamak için bu kısmı çabuk geçeceğim ama bu kadar titizlendiğim kısımda, bu aksilikleri uzun süre kabullenemedim. Sağ olsun hanım dahil arkadaşlar moral yükselsin diye her türlü şirinliği yaptılar ama başta tur şirketine ve yerel acenteye olmak üzere kızgınım. Bu arada şunu hatırlatmama izin verin; bu gezinin üç ülkesinde de (Siem Reap ve Vietnam da Hue ve Hoi-An gezilerindeki yerel rehberler hariç) yerel rehberlerin İngilizcesini anlamak için çok çaba sarf etmeniz lazım. Bir de yerel rehberlerin anlattıklarının hepsine inanmamak lazım. Bu nedenle bu ülkeleri gezmeye, gezi öncesi masa başı çalışmanızı iyice yapmadan giderseniz hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Bu amaçla iyi kaynak olabilecek siteler var, araştırmanızı isterim.

Ülkenin resmi başkenti Phnom Penh olmasına rağmen herkes için Siem Reap çok önemli. Siem Reap, Kamboçya’nın kültür başkenti ayrıca UNESCO’nun kültür mirası içinde (bu gezide gördüğümüz diğer kültür mirasları: Hue, Hoi An, Luang Prabang) olan bir kent.

Kamboçya yakın ve uzak tarihinde çok büyük acılar yaşamış olan bir ülke. Kamboçya tarihi iyi, kötü, çirkin şeklinde özetlenebilir; Angkor imparatorluğunu kapsayan dönemde her şey iyi gözüküyor, 13. Yüzyıldan itibaren kıtanın Vietnam ve Tayland tarafından inen topluluklarına karşı sürekli toprak kayıpları ile gerileyiş ve kötü dönem geliyor. Sonrasında da 1975-1979 yılları arasında Kızıl Kimerler rejimi döneminde, neredeyse kendi ülke insanının yarısının sistematik olarak öldürüldüğü, çirkin dönem.

Kamboçya kelimesi, Sanskritce Kambuja (Kom bu ja) kelimesinden geliyormuş. Bu eski bir kabile ismi. Bugün ülkenin nüfusu 15 milyon civarında, ülkenin yüz ölçümü 180.000 km² ve para birimi Riel (1 USD ile 4060 Kamboçya Riyeli alabiliyorsunuz ve herhalde yazmayı unuttuk 1 USD ile 8088 Loas Kip’i alıyorsunuz).

Bu kadar kitabi bilgi yeter diyerek, Siem Reap havaalanı sonrasına geçelim. Siem Reap da bizi karşılayan yerel rehber çok cebbar (bunu iyi anlamda kullanıyorum) çıktı. Grubun moralsiz olduğunu kavrayıp, “yarın çok erken kalkarsak turu tamamlayacağımızı” söyledi. Kalkmayıp ta ne yapalım? Tabii ki kalkılacak. Zaten niyetim vardı, kimse gelmese de en iyi yol arkadaşım olan eşimle Angkor Wat’ta güneşi doğuracaktık. Şimdi tüm grupça yapacağız.

Siem Reap şehrine havaalanından otobüsle giderken ilk hatırladıklarım güneşin o muhteşem batışı. Mübarek yusyuvarlak bir kızıl topa dönmüş. Hemen solumuzda Angkor Wat’ın ana kapısını görüyoruz.

SONY DSC

SONY DSCOtel Angkor Wat’tan 5 km kadar uzakta, şehir merkezine 3 km. Ortada sayılır,fena bir otel değil. Bu şehir, diğer ülkelerin şehirlerine göre biraz daha turistik, yani pahalı. Bir duş alıp kendimize gelmeye çalıştıktan sonra Amazon Angkor adlı bir restorana gidiyoruz. Burası açık büfe bir restoran ama esas olarak güzel gösterisi ile anımsayacağım. Apsara Dansı ağırlıklı bir gösteri sundular. Güzel bir gösteriydi. Apsara Budist ve Hindu inanışta bulutların ve suyun dişi ruhunu temsil eden mitolojik bir kişilik. Çok güzel bir kadın kılığında krallara ve kahramanlara dans ediyor. Bu gösterideki Apsara dansının figürleri, tapınaklardaki Apsara çizimlerinden alınmış ve danslaştırılmış.

SONY DSC

Ertesi sabah erkenden kalktık, yanımıza verilen kumanyalarla yola düştük. Amaç Angkor Wat’ta gün doğumunu seyretmek. Müze yerlerini gezmek için üzerinde fotoğrafınızın olduğu bir kart çıkartmak gerekiyor. Önce grup halinde bunu yaptık. Günlük kart 20 USD, 3 günlük 40 USD. Yani fiyatlar ihtiyaca göre değişiyor. Biz mecburen günlük çıkarttık. Sonra Angkor Wat’a girdik, kapıda bilet kontrolü el feneri ile yapılıyor. Bu arada Kamboçya gezisi için de yanınızda el feneri olmalı.

SONY DSCRehberimiz, bizi kapıdan girdikten sonra solda duvar kenarına götürdü. Güneş Angkor Wat’ın arkasından yavaş yavaş doğacak diye bekliyoruz. Aslında ben fotoğraf için güneşi arkama alıp, Angkor Wat’ın üzerine doğmasını istiyorum ama daha ortamı gündüz gözü ile hiç görmediğimden, nereye gitmek lazım hiç bir fikrim yok. Yeri gelmişken, sonrasını da gördüğümden, rehber haklı çıktı. Bulunduğumuz yer gün doğumunda Angkor Wat’ı izlemek doğru seçim. Gün batımı için Ta Prohm veya Bayon gezi yerleri tercih edilmeli derim.

Oturduğumuz terasta güneşi bekliyoruz, ortalık zifiri karanlık. Gözler hala uykulu, ama insanlar akın akın geliyorlar. Neyse ki konumumuz iyi, çimenliklerden biraz ilerleyip suyun oradan da gün doğumunu izlemek hoş olabilir ama tapınağın tamamını daha iyi görmek için olabilecek en gerideyiz. Bu arada grubumuzdan Orhan bey, elindeki feneri yakıp, aşağımızdan geçmekte olan Japon turistin yüzüne tutarak “Passport  Please” demesin mi? Japon turist sabahın köründe şaşırdı, korktu, heyecanlandı ama sonra kahkahaları basınca olayı anladı, o da başladı gülmeye.

SONY DSC

Güneş yarım saat içinde yavaş yavaş doğdu. Ben daha güzel ve etkileyici bir kızıllık bekliyordum, bu anlamda biraz hayal kırıklığı oldu. Ama yine de Angkor Wat’ın silüeti çok etkileyiciydi.

Angkor dediğimiz zaman, 70’e yakın tapınak, mezar veya eski eser kalıntısının bulunduğu 200 km²’lik bir alanı aklımıza getirmemiz gerekir. Yani Angkor aslında Kimer imparatorluğunun dinsel eserlerle dolu bir şehridir. Angkor Wat dediğimiz zaman ise bu eski şehrin en önemli tapınaklarından birisini anlamak gerekiyor. SONY DSC

Angkor Wat’ta güneşin doğuşunu seyrettikten sonra Angkor Thom’a gitmek için yola düşüyoruz. Bu sırada etrafta özgürce gezen ve hatta yakınındaki polisin motoruna çıkıp bize harika pozlar veren bir maymun gördük. Adının Uzun Kuyruklu Asya Maymunu olduğunu öğrendiğimiz maymunun fotoğraf makinelerini çalma gibi bir hastalığı olduğunu öğrenince, onu çok da fazla tahrik etmenin tehlikeli olabileceğini düşünerek yanından uzaklaşıyoruz.

SONY DSC

SONY DSCKısa bir yolculuk sonrası, ziyaret edeceğimiz açık hava müzesi olan Angkor Thom’ geldik. Kapısında bilet kontrolünden geçtik. Angkor Wat’ın 1 km kuzeyindeki Angkor Thom, Kral 7. Jayavarman tarafından kurulmuş olan bir şehir. Şehrin 5 ana kapısı var. Surlarla çevrili bir şehirmiş. Kapıların her birinde 4 yöne doğru bakan bir yüz var. Halka, sürekli olarak izleniyorsunuz havası vermeye çalışmışlar diye düşünürken, bu mistik gülüşlü dev yüzlerin her şeyi bilen ve gören kralın yüzü olduğunu söylediler. Şehre güney kapısından giriş yaptık. Mitolojik kahramanlardan olan ve Hinduizm ve Budizm de bahsedilen uzun ve çok büyük yılan Naga, yolun iki kenarına dizilmiş tanrıların kolları arasında taşınıyor ve şehri koruyor. Bunun fotoğrafını çekmek için gruptan ayrılınca, içinde su olan havuzda atını yıkayan insanları gördüm. İlgim bir anda bu şenlikli olaya kaydı.

Angkor Thom’da ilk olarak Bayon’u ziyaret ettik. Bayon, Angor Thom’un merkezinde bir tapınak. Üç katta, 54 adet lotus çiçeği goncası şeklinde yapılmış kule ve bu kulelerin üstünde dört bir yana bakan 200’ün üstünde dev insan yüzleri ile benzersiz bir Budist Tapınağı. Lotus çiçeğinin goncasına benzetilen piramidal kulelere sahip tapınaklar, ilk defa kral 2. Jayavarman tarafından, tanrıların yaşadığı kutsal Meru dağına atfen yapılmış ve bu model Angkor’da daha sonra yapılan tapınaklar içinde kabul gören model olmuş. Bayon içinde gezerken Apsara kostümleri içinde genç kızlar fotoğraf çektiriyorlardı. Üç Ülkeyi ve 9 şehrini gezerken ilk defa para karşılığı bir fotoğraf çekimine şahit oldum. Bu gezide fotoğraf çekimi için ücret talep eden olmadığı için, para vermeye alışmadık bir kere. Bu seferde vermedim; sağ olsun teleobjektif…

Bayon’da duvardaki kabartmalar çok güzellerdi. Aslında sadece burada değil, tüm Angkor tapınaklarının duvarları bazen doğum olayı, alışveriş gibi gündelik hayattan konuları, bazen Budizmin efsane konularını, bazen de savaşları konu olarak işlemişler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bayon Tapınağı gezildikten sonra, Baphuon Tapınağı’na geçildi. Bu tapınak, Angkor tapınakları içinde en eski olanlarından ama aynı zamanda en fazla harap olanlarından bir tanesiymiş. On birinci yüzyılda 2. Udayadityarvarman tarafından yapılan bu tapınak, bu alanda ayakta kalan tek Hindu tapınağı ve tanrı Shiva’ya adanmış. Buranın en beğendiğim tarafı, yeşillikler arasından ve uzun ince bir yoldan tapınağa varılması.

SONY DSCFiller Terası, Kral 7. Jayavarman tarafından yaptırılan ve geçit törenleri veya askeri denetimler için kullanılmış bir alan. Burası bir yükselti ve krallar önünden geçen askerlerini muzaffer bir edayla selamlardı herhalde. Neden filler terası denmiş derseniz, burada gerçek boyuta yakın taş fil heykelleri mevcut. Sadece fil değil aslan, kaplan, yılan, kutsal kazlar ve Tanrı Vişnu’nun binek hayvanı olan dev kuş Garuda’nın heykeli de var.

Filler terasının hemen yanında Cüzamlı Kral Terası var. Yapımı 12. yüzyılın sonlarına tarihleniyor. Burada krallar kabullerini yaparlarmış ve halkı dinlerlermiş (halkını dinleyen kral pek inandırıcı gelmedi ama). Neden Cüzamlı Kral terası denmiş, tartışmalı. Bu terasta bulunan ve aslı Phnom Pehn deki Ulusal Müzedeki heykelin (bu heykelin orijinalini de görme şansımız oldu), efsanelere göre, cüzamlı kral Jayavarman’a ait olduğu düşünüldüğü için bu isim verilmiş. Ancak sonradan bu heykelin aslında Hindu yer altı tanrısı Yama’yı anlattığı kabul edilmiş. Bu alandan aşağıya doğru indiğinizde iç ve dış duvarlarında birbirinden güzel kabartmaların bulunduğu daracık bir geçitten geçiyorsunuz.

Bu gezdiğimiz alan Kimer Kraliyet sarayının önünde olan kısımdı. Sağımda solumda çok sayıda tapınak , kalıntı bana melun melun bakıyor ama gezmek ne mümkün. Zaman az, bir kez daha dün için kızgınlığım depreşti.

SONY DSC

Preah Neak Pean, Kral 7. Jayavarman tarafından yapılmış olarak kabul ediliyor. Aslında Budist rahiplerin şifa dağıttığı, kutsal bir yer. Burada gölün ortasında bir tapınak (gölün büyük bir kısmı şimdi kuru) var. Bu tapınağın çevresini dolanan ve birbirleriyle de dolaşmış bir çift yılan heykeli var. Bir köşede at şeklinde olan ve Budist Mitolojisinde deniz kazası geçirmiş gemicileri, insan yiyen canavardan kurtaran Balaha’nın heykelini görüyorsunuz. Daha ilginç olanı ise ortadaki tapınaktan dört yöne doğru uzanan ve birinde fil (kozmik elementlerden suyu temsil ediyor), diğerinde at (kozmik elementlerden havayı temsil ediyor), bir diğerinde aslan (kozmik elementlerden ateşi temsil ediyor) ve sonuncusunda da insan (kozmik elementlerden toprağı temsil ediyor) figürlerinin bulunduğu, üstü kapalı olan dört alanda çeşmelerin varlığı. Eskiden şifa arayan Budist dindarlar, rahiplerin tavsiyelerine göre bir çeşmeye gidip, oradan akıtılan suyu içerek şifa bulurlarmış.

SONY DSC

SONY DSCKral 7. Jayavarman ülkesini işgal eden Cham savaşçılarını yenince, bu zafer hatırasına ve bu sefer babası adına Preah Khan Tapınağını yaptırıyor. Ta Prohm’dan önce bu tapınak yaptırıyor. Preah Khan “kutsal kılıç” anlamındaymış. Bu tapınakta bir zamanlar 100000’e yakın insanın yaşadığını okuyunca inanamadım.

Tapınağın bir kapısından girip, diğerinden çıktık. Girdiğimiz kapının iki tarafında, kollarında Buda’nın koruyucu yılanı Naga’yı taşıyan tanrılar vardı. Bu tapınak kısmen restore edilmiş, bir taraftan da Kapok ağaçları kesilmeden korunmuş böylece tapınak gizemini koruyor. Tapınak içinde bölüm bölüm alanlar var. Örneğin bir kapalı alanda eko odası var. Tedavi amaçlı kullanılmış. Bir kapalı alanda ise tapınağın Stupası var.

Bu tapınağı sevdik, ancak gezdiğimiz saat fotoğraf çekimi için uygun değildi. Keşke ışığın biraz daha güzel olduğu bir saatte burada olabilseydim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SONY DSC

SONY DSCTa Prohm, Angkor’daki en güzel tapınakları yaptırmış olan 7. Jayavarman’ın, annesi adına yaptırdığı bir tapınak. Belki de Angkor’daki tapınaklar içinde en ilgi çekeni ve en gizemli olanı bu tapınak. Kolonyal dönemde Angkor da kazılar yapan Fransız arkeologlar bir tek bu tapınağa dokunmak istememişler ve burada çok az ağaç kesmişler. Daha önceden bahsettim diye düşünüyorum ama yine de tekrarlayayım; Kimer krallığının en şatafatlı dönemlerinde bu kadar muazzam yapılar içeren Angkor şehri, komşu ülkelerden gelen tehditler sonucunda zamanla terk edilmiş ve bölge yağmalandıktan sonra doğa kendinden alınanı, tekrar içine almış. Bölge ormanın içinde kaybolmuş. Fransızlar bölgeyi arkeolojik olarak incelemeye ve temizlemeye başladıkları zaman, bölgenin nasıl bir halde olduğunu göstermek istemişler, bunu da Ta Prohm’da en az ağaç keserek başarmışlar.

Tüm gezdiğimiz tapınaklar çok güzeldi ama burasının mistik yapısı hiçbirisinde yoktu. Banyan ağaçları (rehber banyan ağacı derken, kitaplar aynı ağaca kopak ağacı diyor-cehaletime verin, ikisini de yazdım) kökleri ile tüm tapınak taşlarını içine hapsetmiş gibiler. Hindu kültüründe banyan ağacına “dilek yerine getiren kutsal ağaç” anlamında “kalpavriksha” denirmiş. Bu nedenle banyan ağaçlarının bu alanda bu kadar çok sayıda ve yaşca da eski olmaları boşa olmasa gerek.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ayrıca burasının bir özelliği de, en medyatik tapınak olması. Angelina Jolie’nin canlandırdığı Lara Croft, buradaki ağaçlarda daldan dala atlıyor.

Öğle yemeği sonrasında günün bir diğer önemli alanını gezmek için otobüse geçtik. Sabahleyin güneşi doğurtmak için ziyaret ettiğimiz Angkor Wat’ı gezeceğiz. Burası Kamboçya bayrağında yer alan, simge olmuş ve en güzel korunmuş olan tapınak.

SONY DSC

Angkor Wat, Siem Reap şehrinin 5.5 km kuzeyinde yer alan önemli bir tapınak. İlk defa 2. Suryavarman tarafından 12. yüzyılın ilk yarısında yapımına başlanıyor. Tanrı Vişnu’ya adanmış bir tapınak ve başkent olarak inşa ediliyor. Tapınağın önceki ismi ile ilgili herhangi bir yazılı kayıt yok. Bin yüz yetmiş yedi yılında Kimerlerin baş düşmanları olan Cham uygarlığınca yağmalanıyor. Daha sonra yeni kral 7. Jayavarman ülkeyi yeniden inşa ederken yeni başkenti Angkor Thom’a ve kraliyet tapınağını da Bayon’a taşıyor. Tapınak 14-15. yüzyıllarda Theravada Budizmi’ne hizmet veriyor. 16. Yüzyıldan sonra ihmal edilen bir tapınak olmasına rağmen, üzerini kaplayan orman sayesinde yok olmuyor.

SONY DSC

Tapınağı ilk gören Avrupalı, 1586 yılında Antonio da Magdalena adlı bir Portekizli keşiş. Bu adamın bu tapınak hakkında o zaman yazdıklarının altına, ben bugün imzamı atarım.

Demiş ki; “O kadar sıra dışı bir yapı ki onu kalemle tarif etmenin mümkünü yok. Dünyadaki hiçbir binaya benzemiyor.” Binayı meşhur eden ise 19. Yüzyılın ortalarında Fransız Henri Mouhot’un seyahat notları oluyor. İlginç olan ise bu gezginin, Angkor Wat’ı Kimerlerin inşa etmesinin mümkün olamayacağını, burayı olsa olsa Romalıların inşa ettiğini ileri sürmesidir. Yirminci yüzyılda binaya restorasyon uygulanmaya ve civarı temizleme çalışmalarına başlanıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Angkor Wat’ın önünde büyükçe bir gölet var ve dar bir köprüden geçilerek ana giriş kapısına giriliyor. Bu geçiş sonrası ana tapınak içine giriliyor, sağ taraftaki koridorda Ramayana Destanı tekrar karşımıza çıkıyor, kabartmalar çok güzel. Merdivenlerden bir kat çıkınca iki yanlı havuzun bulunduğu bir avluya geliniyor. Buradan yukarıya çıkınca ortada ana kule ve köşelerde de yan kuleler gözüküyor. Ortadaki kuleye merdivenlerle çıkılıyor ve en yukardan manzaranın tadına varılıyormuş. Maalesef biz buraya kadar çıkamadık çünkü yenileme nedeni ile kapalıydı.

Buradan sonra başka bir kapıdan çıkarak Angkor Wat dışına çıkıyorsunuz. Burası Angkor Wat a ilk girişte karşınıza alıp baktığınızda sağda kalan yeşillik alana denk geliyor. Buradan çok hoş Angkor Wat fotoğrafları aldık.

Daha sonra ise Angkor Wat önündeki göletin bulunduğu alana geldik. Burada çocuklar tüm hünerlerini gösterip, suya atlamalar yapıyorlar.

SONY DSC

Sabah 04:00 den beri durmadan gezip program açığını kapatmaya çalışıyoruz. Bir, iki yer hariç kapattık sayılır. Eziyet oldu tabii ki ama görmeden de olmaz. Unutmayın, Angkor’un hakkı üç gün, iki güne de –belki- razı olun ama daha azına asla…

Günün son aktivitesi ise, Angkor’a ilk gelişte otobüste gördüğümüz, gün batımını izleyebileceğimiz en iyi nokta, Phnom Bakeng tapınağından güneşi batırmak. Bu tapınak Angkor’u ilk başkent yapan kral Yasovarman tarafından yaptırılmış. Tepede bulunan bir tapınak. Buraya ulaşmak için yürümek gerekiyor. Herkes gün batımını buradan yaptığından, o saatlerde anormal kalabalık oluyor. Yol dar ve eğimli. Bir alternatifinizde fil sırtında çıkmak. Ama çok kalabalık oluyor ve sıra var. Laos’da bazı arkadaşlar, file burada binmeye karar vermişlerdi ama bu bir hayal olarak kaldı, gerçekleşmedi. Onun için tavsiyem, file binecekseniz, Laos’u seçin.

Sonunda alana vardık ama tapınak merdivenleri acayip bir şekilde dar ve yüksek. Bu kısım çok eziyetli. Hele bizim gibi son dakikalarda tırmanışa geçmişseniz çileli olacaktır. Ancak buradan gün batımını izlemek çok güzeldi. Günün yorgunluğunu aldı.

SONY DSC

Siem Reap’dan size son aktaracağım, gece pazarı. Siem Reap’ın gecesi çok hareketli. Hele başkent olan Phnom Pehn yanında çok çok hareketli. Gece pazarında güzel şeyler vardı. Ben Kamboçya gezi kitabını burada aldım. Gezi bitti, kitabını aldık ama İstanbul’da vardı da biz mi almadık?

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

18.12.2014 Saat 01:48

Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: