Vietnam-Laos-Kamboçya Gezi Anıları-Vietnam’a Giderken Singapur

SONY DSC

İlk hedef Vietnam’ın başkenti olan Hanoi. Seksen altı milyonluk ülkenin, altı milyonun üstünde sakini ile başkenti olan Hanoi kentine Türkiye’den direkt uçuş yok. Singapur üzerinden geçiş yapmak lazım. Bu yolculuk için kullandığımız Singapur Havayolları Dubai’ye de uğradı. İstanbul-Dubai hattı 3000 km’ye yakın ve uçakla 4 saate yakın sürüyor. Burada hem geliş ve hem de gidişte 1-1,5 saat kadar mola verdik. Uçaktan inmeniz gerekmiyor ama geziye çıktık bir kere; hem geliş ve hem de gidişte Dubai hava alanının havasını soluduk. İlgi çekici değildi, maksat ayaklar açılsın.SONY DSC

Dubai’den Singapur ise kuş uçuşu 5836 km ve 8 saate yakın sürüyor. Gidişte de biraz gezi vakti var ama esas olarak dönüşte 8 saate yakın zamanımız var. Hava alanında duracak halimiz yok, gezi dönüşü uğradığımız Singapur’u gezme şansımız birkaç saatlikte olsa oldu. Ben genellikle çok katlı, kalabalık ve özellikle de alışveriş ağırlıklı yerleri sevmem. Bu yazı dizisinde de bahsetmemem lazımdı. Ancak bu küçük şehir devletçiği beni bir yönü ile etkiledi. Bu nedenle bahsetmeden geçmek haksızlık olur. Kamboçya’dan dönüşte uğradığımız Singapur’u anlatarak, geziyi anlatmaya tersten başlamış olacağız ama idare edin artık!

Singapur havaalanı bir kere o kadar güzel dizayn edilmiş ki hayran olmamak elde değil. Her yer ışıl ışıl. Sıra sıra dükkânlar var ama dükkanları hızlı geçiyoruz. Bir bölümünde çok sayıda orkide ve küçük bir havuzcuğun (tabii ki balıkları ile birlikte) bulunduğunu gördük. Sanki o dükkan yığınları içinde bir cennet yaratmışlar. Hava alanından çıkış kolay ve merkeze gidiş 15 km yol yapmayı gerektiriyor. İsterseniz metro ile, isterseniz ücretsiz otobüs servisi, isterseniz de taksi ile gidebiliyorsunuz. Ayrıca 3 saat süren ve adayı tanıtan otobüs servisleri de varmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SONY DSCGönlüm bu kısmı yapmak istiyor ama ortamı tanımıyorum, hesapta da yoktu, çalışmamışım. Bu nedenle grubun geneline uymaya karar verdim. İyi ki de bunu yapmışım. Adamların turiste yaklaşımları beni çok etkiledi. Yükünüz varsa emanete bırakıp, şehre götürecek servislerle ilgili masadaki görevlilerin verdiği küçük bir formu doldurup, geri veriyorsunuz. Onlarda sizi bineceğiniz servise görevli eşliğinde gönderiyorlar. Grup kalabalık olunca bir kısım arkadaş geride kaldı. Türkün cin aklı ile elimizden geldiğince ayak sürüyüp arkadaşlar için vakit kazandık ama görevli teyzemden fırçayı yedik. Ama teyzem öyle tatlı tatlı fırça atıyor ki kızmak da (bu arada haksız olan da biziz, nesine kızalım ki!) mümkün değil.

Gelelim beni etkileyen ve bu küçük şehir adacığa sempati duymama neden olan kısma; teyzem işe birer harita dağıtmakla başladı. Bir taraftan da Singapur tanıtımı yapıyor. Otobüs içindeki televizyondan da Singapur da gezebileceğimiz yerler, nasıl gidebileceğimiz ve ne kadar tutacağı anlatılıyor. Dünyanın en güzel hayvanat bahçelerinden ve akvaryumlarından birisi buradaymış. Sonunda otobüs sizi gökdelenler şeklindeki Sun City Hall diye alışveriş merkezlerinin önünde bırakıyor ve belirli saatte buradan alacağını söyleyerek ayrılıyor. Her şey sizi tatlı tatlı etkilemek için, ancak bu işi sizi hiç rahatsız etmeden ve çok profesyonelce yapıyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Otobüsten indikten sonra hedef olarak Orchard Road’u seçip yürüyüşe geçtik. Grubun amacı alışveriş değil, yürüyüş yapmak ve sonunda Ruffles otelin bahçesinde bir şeyler içmek. Singapur’u gerçekten çok güzel düzenlemişler, her türlü mafyanın kol gezdiği bu şehir, o kadar masum gözüküyor ki! Yol boyu irili ufaklı parklar var. Bol bol fotoğraf aldık. Ruffles otelin bahçesinde Singapur Splint (meyveli cin diyebilirim) içtik ama hesap biraz kazık geldi. Öyle ya, biz bir içkiye burada harcadığımız para ile Laos pazarlarından neler alırdık..

SONY DSC

Her neyse birkaç saat ancak bu şekilde değerlendirilebilirdi. Yarın Vietnam, Hanoi’deyiz.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

Gözden geçirilmiş yayın tarihi  30.11.2014

Vietnam-Laos-Kamboçya Gezi Anılarım-Giriş

SONY DSC

Ön Bilgidir:

Tüm Sanal Gezginlere içten bir merhaba..

Bir süredir (2015 yıında yeni gezilere kadar) sağda solda yazdığım yazıları, kendi adıma açtığım blogda toplamaya çalışıyorum. Bu yazıları tekrar güncelleyip, fotoğrafları da yeniden seçip işleyerek yazıya dökmek, ilk yazılmış halinden daha zor olmakla birlikte tüm gezi anılarımı bir yerde toplama isteğimin cazibesi yanında ödenebilecek bir bedel gibi duruyor.

Bu sefer sizlerle 2008 yılında gerçekleştirdiğimiz Vietnam/Kamboçya/Laos gezimizin yazısını paylaşıyorum. Umarım bir gün oralara ziyaret edecek gezginlere yardımı olur.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru 2014

SONY DSC

Sin çaouv, Sabaydi, ve Sue sav-dey

Yukarıda okumakta zorlandığınızı düşündüğüm üç kelime, Türkçe de tek bir kelimenin karşılığı; Merhaba.

Vietnam dilinde “Xin chao” yazılan ve “sin çauv” diye okunan, Lao’luların ülkesi Laos’un dilinde “Sa-bai-dee” şeklinde yazılan ve “sabaydi” okunan, Kamboçya insanları Kimer’lilerin dilinde ise Sues dei yazılan Sue sav-dey olarak okunan kelimeler, çok sevdiğim bir kelimenin, “merhabanın” karşılığı. Birazı bayram tatilinden, birazı senelik izin hakkımdan, 17 günü yana yana getirip Vietnam Kamboçya Laos gezisi gerçekleştirdik. SONY DSC

Bu ülkelere gezi fikrini Tayland’da Kraliyet Sarayını gezerken aklıma koymuştum. Yıllardan 2003 olması lazım. Tayland’ın o muhteşem Kraliyet Sarayının bahçesinde Angkor Wat’ın bir maketi vardı. Ben o maketin önünde çakılıp kalmış ve o muhteşem eserin maketi karşısında bile büyülenmiştim.

Karar o zaman verildi; Kamboçya görülmeliydi. Oralara kadar gitmişken de Vietnam ve Laos da listeye eklenmeliydi.

Bütçe ayarlanması, tur ayarlanması derken 2008 yılının şubat ayı için Vietnam Kamboçya ve Laos turu ayarlanmıştı. Peru grubu gezginlerinden altı arkadaşı fiilen, iki tanesini de ruhen yanımıza alarak sevgili eşim ve bendenizden meydana gelen sekiz kişilik ekip hazırlıklara başladık.

Program, kağıt üzerinde mükemmeldi ama pratikte yaşadığımız sıkıntılarımız oldu. O zaman lokal tur şirketleri ile sıkıntılar yaşadık. Buna bir de bizi götüren firma rehberlerinin acemiliği eklenince problemler yaşandı.  Gidilen bölgenin zor, yemeklerinin damak tadımızdan farklı ve bavul açmaya pek fırsatımızın olmayacağını filan hep hesaplamıştık ama uçak saatlerinin seçiminin kötülüğü yüzünden neredeyse Angkor Wat’ı bile göremeyeceğimizi, her gün sunuluş sırasına kadar aynı menüde yemeği yiyeceğimizi de hesaplamamıştık.

SONY DSCNeyse biz bardağın dolu tarafından bakalım; bu yerleri görmek, o fakir ama mutlu insanları tanımak, Mekong nehri ile birlikte bu üç ülkeyi dolaşmak güzel bir deneyimdi. Şahsım adına mutluyum.

Haydi bakalım “sanal gezginler”; Vietnam-Laos-Kamboçya gezi yazıma….

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

28.11.2014   Saat 23:00

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dünya Mirası Listesi-Arnavutluk

SONY DSC

Arnavutluğun Durres’de ziyaret ettiğimiz Roma döneminden kalma Amfi-tiyatrosu dahil 4 yeri Dünya Mirası Listesine girmeye aday. Ancak Arnavutluk’ta halen liste içinde bulunan 3 yer mevcut;

  • Butrint (1992)
  • Berat ve Gjirokastra tarihi merkezleri (2005)

Ülkenin Güney Batısında yer alan hem tarihi yer ve hem de doğal güzelliklere sahip olan Butrint Ulusal Parkını gezme şansımız olmadı.

Berat ve Gjirokastra tarihi merkezleri

Gjirokastra Arnavutluk’un güneyinde yer alan ve hem bir zamanlar ülkenin korkulan diktatörü Enver Hoca’nın ve Nobel ödülüne bir kaç kez aday olarak adı geçen ünlü Arnavut yazar İsmail Kadare’nin doğum yeri olan bir şehirdir. Osmanlı eserlerinin en iyi örneklerine sahip bu Kültür Mirası Listesindeki şehri de programımız nedeni ile gezemedik.

Hem Berat ve hem de Gjirokastra Arnavutluk’ta Osmanlı dönemi mimarisini korunmuş ve iyi örnekleri nedeni Dünya Kültür Mirası Listesi içindedirler. Berat şehri yüzyıllar boyunca farklı din ve kültüre sahip toplumların bir arada yaşadıkları şehir olmuştur. Berat şehri içinde bulunan kalenin tarihi milattan önce 4. yüzyıllara kadar gitse de kalenin çoğu bölümü 13. yüzyılda inşa edilmiştir. 1417 Yılında bu bölgeye gelen Osmanlı  sayesinde Berat şehri imar olmuştur. Berat’ta halen var olan birkaç cami ve çok sayıda cumbalı Türk tipi evler ile kendimi kocaman bir Safranbolu gezisi yapıyormuş gibi hissettim. Kaleden aşağıdaki bu evlerin manzarası ise doyumsuzdu.  Geziyi biraz daha uzatıp Gjirokastra Şehrini de görmek gerekirdi. Ama bazen zaman ve para ikilisi yan yana gelemiyor işte!

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

28.11.2014 Saat 00:48

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dünya Mirası Listesi-Karadağ

SONY DSC

Karadağ’ın Dünya Mirası Listesine aday olan 6 yeri dışında listeye girmiş olan 2 yeri vardır.

Dünya Kültür Mirası Listesi

  • Kotor-Doğa ve kültürel-tarihi merkez (1979)

Dünya Doğa Mirası Listesi

  • Durmitor Ulusal Parkı (1980)

 

Durmitor Ulusal Park

Bu parkı tur programımız içinde gezme şansımız olmadı. Karadağ’da ziyaret ettiğimiz yerlere giderken yol boyu gördüğümüz doğa, Durmitor Ulusal Parkının ne kadar muhteşem olduğu hakkında bir fikir veriyordu aslında. İlgilisi için bir link verdim ve buradan da bir fotoğrafı aşağıya ekledim.

http://www.visit-montenegro.com/montenegro-top5.html

top-5-durmitor

 

Kotor-Doğa ve kütürel-tarihi merkez

Karadağ’da Adriyatik kıyılarında olan bu doğal liman, orta çağlarda duvarcılık ve ikonagrafi üzerine meşhur okulları ile önemli bir sanat ve ticaret merkeziydi.  Bin dokuz yüz yetmiş dokuz yılında olan büyük depremde bu şehirdeki ( 4 Romanesk tarzı kilise ve şehir duvarları dahil) çok sayıda anıt tahrip oldu. Şehir UNESCO’nun da yardımı ile önemli oranda restore edildi.

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

27.11.2014 Saat 09:25

I

Dünya Mirası Listesi-Makedonya

SONY DSC

 

 

MAKEDONYA’NIN DÜNYA MİRASI LİSTESİNDEKİ YERLERİ

  • Ohrid ve civarı-Dünya Kültür ve Doğa Mirası Şehri

Makedonya’nın resmi olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi içinde yer alan sadece bir yeri mevcut. Evet, tahmin ettiğiniz gibi Ohrid Makedonya’nın Dünya Kültür veDoğa Mirası Listesine giren tek yeri durumundadır. 1979 Yılında sadece Ohrid Gölü Dünya Doğa Mirası listesine dahil edilmişken, 1980 yılında bir düzeltme yapılarak eski Ohrid Şehri Kültür Mirası Listesine de dahil edildi. Yani Ohrid hem Doğa ve hem de Kültür Mirası Listesi içindedir.

Ohrid Gölü kıyılarındaki Ohrid Şehri Avrupa’nın en eski yerleşim yerlerinden bir tanesidir. Ancak şehrin gelişimi esas olarak 7-19. Yüzyıllar arasındadır. St Pantelejmon en eski Slav Manastırı ünvanını taşırken, 11.Yüzyıldan 14. Yüzyıl sonuna kadar tarihlenen 800’den fazla Bizans stili ikona da bu şehirde bulunmaktadır. Moskova’daki  Tretiakov Galerisinden sonra dünyadaki en büyük ve en önemli ikona koleksiyonunun bu şehirde olduğu kabul edilmektedir.

Ohrid bir gezginin tekrar tekrar görmek isteyebileceği bir şehir. Kesinlikle fazla zaman ayrılmayı hak ediyor.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

27.11.2014 Saat 00:25

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.