MEKSİKA:TEHUANTEPEC-SUMİDERO-SAN CRİSTOBAL DE LAS CASAS GEZİLERİ

Gezi Tarihi 20.10.2010

IMG_8376.jpg

Bu gezinin en zor tarafının uzun süren otobüs yolculukları olduğunu daha önce de yazmıştım. Ancak neredeyse Meksika’nın önemli bir bölümünü, otobüs camı arkasından olsa da, görmüş bulunmak  işin zevkli tarafıydı.

tam-ekran-yakalama-27-10-2016-234015Gezimizde bazı şehirlere uğramamızın en önemli nedeni konaklama yapılmasıydı. Uzun süren yolculuk için bu gerekliydi. Tehuantepec’te bu şehirlerden bir tanesiydi. Buradan kara yolu ile Tuxtla Gutierrez’e gidip ve sonrasında 1 saat daha yol yaparak Rio Grijalva Nehri üzerinde bulunan Sumidero Kanyonunda tekne ile bir gezi yapacağız. Sonrasında ise yola devamla San Cristobal de Las Casas şehrinde geceleme yapacağız. Sumidero Kanyonuna kadar 325 km ve oradan da San Cristobal de las Casas a 70 km var. Artık en büyük güvencem kızlar; çünkü nasılsa “tuvalet ihtiyacı” deyip saat başı otobüsü bir benzinlikte durduruyorlar. Bazen kızsam da, ayakların açılması için kısa yürüyüşler iyi oluyor.

tam-ekran-yakalama-27-10-2016-233624

Gezeceğimiz yerler Chiapas eyaleti içinde. Chiapas, Meksika’nın güneydoğusunda yer alan bir eyalet ve doğu sınırında Guatemala ile komşuluğu var. Yani sonradan gezeceğimiz Guatemala’ya yakın geçeceğiz. Chiapas antik Maya Uygarlığı kalıntılarına ev sahipliği yapması bakımından tarihi öneme de sahip.

DSC07018.JPG

Chiapas’da, 1994’te Meksika hükümeti ve Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu (EZLN veya Zapatistalar) arasında yalnızca 11 gün süren bir iç savaş ve devrim yaşanmış. Emiliano Zapata anısına kurulan bu örgüt son dönemde güç kullanmayı bırakmış, oy hakkını reddetme eylemine yönelmiş. Zapatistaların kontrolünde 32 belediye bulunmaktaymış. Bu isyancılarla bizde karşılaştık ve daha sonra anlatacağım çok ilginç anılarımız oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sabah erkenden yola çıktık. Yol beklediğim gibi çok güzel; sırık kaktüsleri yol boyu görüyoruz ama yol çok virajlı.  Tahmin ettiğim gibi kızlar 1,5 saat sonra ilk molalarını istediler. Benzinliğin arkası ağaçlık ve etrafta çok güzel renkli kuşlar var. Güzel sesleri ile konser veriyorlar. Yakalayabildiğimi fotoğraf karemin içine hapsettim.

IMG_8120.JPG

Beş saate yakın bir yolculuk sonrası yemek yiyeceğimiz Chiapa de Corzo adlı küçük kasabaya vardık. Burası şirin bir yer ve koloniyal dönemde yerlilerin ana yerleşim yeri burası iken, İspanyolların yerleşim yeri yakındaki San Cristobal de Las Casas şehriymiş. Chiapa de Corzo da meydanda 1562 yılında yapılan ve İspanyollardan kalma güzel bir çeşme var. Yemeği Jardines de Chiapa adlı bir restoranda yedik. Güzel bir mekan ve güzel bir yemekti.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemek sonrası otobüse doğru yürüyüş yaparken ilerden gelen insan kalabalığı dikkatimizi çekti. Meksikalılar her şeyi protesto ediyorlarmış ya, o eylemlerden biri sandık. Ama sonradan anladık ki bu ölüler bayramı için bir yürüyüşmüş. Bol bol poz verdiler ve bizi takip edin anlamında bir takım hareketler yaptılar ama acelemiz var kanyona yetişeceğiz. “İlk defa Meksikalılar yüzlerini çevirmeden poz veriyorlar, biz de ayrılmak zorundayız. Bizdeki şansa” bak dedim içimden.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonrasında Sumidero Kanyonuna gittik. Rio Grijalva Nehri, üzerine baraj kurulmadan önce daha da yüksek ve çılgın akan bir nehirmiş. Ama üzerine kurulan barajla su seviyesi alçalmış. Buradan sağlanan elektrikte, ülkenin en önemli kaynağıymış. Tekne turunun başlangıcından baraja kadar 35 km var.

IMG_8223.JPG

Tekneye biniş noktasında önce can yeleklerimizi giydirdiler. Sonrada tekneye bindik. Yaklaşık 2 saatlik bir tur alacağız. Tekne çok süratli. Programda burada timsahları filan göreceğiz yazıyor ama benim pek beklentim yoktu.  Daha 10 dakika olmadı tekne durdu” sağda timsah var” dendi. Gerçekten sahilde miskin miskin güneşlenen bir tane vardı. Bunu oraya konu mankeni olarak koydular diye düşünürken, etrafta timsahların kaynadığını fark ettim.  Bu meretleri hiç sevmem, fotoğraf çekerken de kendimi kaybediyorum, “bir düşersek yandık” diye düşünmeye başladım.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Akbabalar, pelikanlar, balıkçıllar tanıdığım hayvanlar. Ağaçlarda ise maymunlar var. Burası tam bir cennet (timsah kısmı hariç). Kanyonda duvarların yüksekliği yer yer 1000 mt yi buluyormuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Harika manzaralar var. Hele bir de gezinin sonunda mini bir çağlayana rastladık ki, sormayın gitsin! Su o kadar yüksekten akıyor ki, yere değmeden su buharı haline geliyor. Sumidero Kanyonu iyi bir gezi noktası oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra otobüse doluşup San Cristobal  de Las Casas’a doğru yola çıktık. Akşam üstüne doğru otele vardık. Otelin ismi Hotel de Monica. Şehir, 2100 mt rakımda olduğundan gece üşüdük biraz ama severim ben bu tip otelleri. Kolonyal dönemde kalma şirin bir oteldi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Otobüs şehrin dar olan bu kısımdaki bölümüne giremediğinden otele biraz yürüdük.  Hemen dışarı çıkıp bu güzel şehri yemek zamanına kadar tanımak istedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

San Cristobal de Las Casas 1528 yılında İspanyollarca kurulan bir şehir ve şehrin ismi, azizi olan Saint Christophe veya Barthelemy de Las Casas’dan geliyor. Şehrin en önemli yerleri Katedrali, Zocalo Meydanı ve pazarları hariç her gün açık olan Pazar yeri. Her türlü yiyecek ve giysinin civar köylülerce getirilip satıldığı bu meşhur pazarı yarın gezeceğiz. Şehrin bir özelliği de amber ile meşhur olması. Buradan çıkartılan amber ve ondan yapılan takılar çok meşhur.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Katedrali sağınıza alıp Pazar yerine doğru yürüdüğünüz cadde bana çok güzel göründü. Hem o akşam ve hem de ertesi gün bu caddeyi bir güzel gezdim. O gece bir kafeye oturup bir şeyler içelim dedik ama hava iyice soğudu biz ise öğlenki tekne kıyafeti ile oturuyoruz. Otele dönüp bir güzel yemeğimizi yedik sonra da cumba yatak.

Gün zorlu ama bir o kadar zevkliydi. Yarına Allah kerim..

Gezekalın, Aydınlık kalın…

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 13.11.2010 Saat 02:42

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi 28.10.2016 Saat 00:51

IMG_8377.jpg

MEKSİKA:OAXACA-MİTLA-TEHUANTEPEC GEZİLERİ

Gezi Tarihi: 19.10.2010 

IMG_7989.JPG

Artık alıştığımız ve tüm gezi boyunca da uygulayacağımız gibi o sabah da erkenden yollara düştük. Hedefimiz yarım saat kadar öte de olan Santa Maria del Tule’deki Tule Ağacı. Bu ağaç herhangi bir ağaç değil. Tam 2000 yaşında olduğu düşünülen bir ağaç. Ağacın boyu 58 metre ve gövde çapı ise 14 metreymiş. Bu ağaç, neredeyse, çevresinde yaşanan milattan sonraki tüm tarihe şahit olmuş olan bir ağaç! Acaba onu kim dikmiştir ve nasıl bu güne kadar gelebilmiştir?

adsız.JPG

Sabah 08:30 gibi Tule ağacının yanındaydık. Gerçekten çok heybetli bir servi (selvi) ağacıydı. Fotoğraf karesine ağacın tümünü sığdırmam için epey gerilere gitmem gerekti.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bugün bir kilisenin bahçesinde kalmış olan bu anıtsal ağacın tek bir gövdeden değil de, birkaç gövdenin birbirlerine füzyonu sonunda ortaya çıktığı ileri sürülse de, 2005 yılında yapılan DNA testlerinde ağacın tek bir gövdesinin olduğu gösterilmiş. General Cortez’in, Aztekler tarafından kendisine tattırılan bir yenilgi sonrası bu ağacın gövdesinde ağladığı rivayet ediliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ağacın fotoğraflarını çekerken bir küçük kız çocuğu yanımızda belirdi. Bu güzel çocuk elinde tuttuğu ayna ile güneşten gelen ışınları bir lazer pointer gibi ustalıkla kullanıp, ağacın gövdesinde ve dallarında gezdirerek, benzetmek için tam da bir çocuğun hayaline ihtiyaç olacak şekilde, hayvan ve insan şekillerine benzetmeler yapıyordu. Hiç bozmadık! O da uzun uzun anlattı ve bizden de iyi bir bahşişi kaptı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Meksika da olsun, Guatemala’da olsun rastladığım bazı kuşların ya da ağaçların, çiçeklerin renkliliği beni mest etti doğrusu. Afrika lale ağacı olduğunu öğrendiğim bir ağaç, çok ilgimi çekti.

IMG_7912.JPG

Daha sonra bu küçük kasabanın alanında toplanarak otobüsü beklemeye başladık. Bu arada grup boş durmadı ve yeni yeni açılan bir dükkanda, dükkan sahibesi olan yaşlı bayan tarafından ikram edilen greyfurtu büyük bir iştahla yiyerek sabah keyfini de yaptı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Meksikalılar çok cömert ve tatlı yüzlü insanlar. Ülkenin güney kısımlarına doğru indikçe fotoğraf çektirmeyi sevmediklerini belli eden aksilikleri dışında hep yardımsever ve güler yüzlüydüler. Rehberimiz Violetta, halkın fotoğraf çektirmekten hem fişlenme korkusundan (kim bilir bu insanlar neler yaşadılar da hala bu korkuları var) hem de fotoğraf ile özellikle çocuklarının ruhlarının alındığını düşündüklerinden hoşlanmadıklarını ileri sürdü. Bizde mümkün olduğunca izin almadan ya da en azından göstere göstere fotoğraf çekmemeye özen gösterdik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra Mitla Antik Kentine gittik. Oaxaca ile Mitla antik kenti arasında 50 km civarında bir yol mevcut. Önceleri Zapoteklerce kurulan ve dini bir merkez olan bu antik şehre girmeden önce ilk dikkatimizi çeken şey, kaktüslerle yapılan çitler oldu. Bu sırık kaktüsler kopartılıp, birkaç gün dışarıda bekletildikten sonra yeniden dikilince köklenirlermiş. Antik şehrin neredeyse dört yanı bu kaktüslerden yapılma çitlerlerle kaplıydı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bugünkü kalıntılar, İspanyollar gelmeden 200-300 sene önce burada yerleşik olan Misteklere ait. Mitla Antik Kentinin önemi, geometrik şekilde renkli mozaiklerle kaplı olan tek antik alan olması. Ayakta kalan en sağlam yapı, içinde altı adet sütunun bulunduğu bina ve geometrik şekillerdeki mozaiklerin bulunduğu Saray kısmı. Mitla Antik Kentinde kazıları yapan Leopoldo Batres bir arkeolog değil. Ancak 1901-1902 yılları arasında Mitla Antik Kenti kazılarını yapmış. Rehberimizin dediğine göre Batres kendisini ölümsüzleştirmek üzere adını duvarlara kazımış. Ne ilginçtir ki aynı amca bir arkadaki duvara “duvarlara yazı yazmayın” diye bir tabela asmış. Benim İspanyolcam yok, iki tabelayı da çektim. Adamın düşüncesine bak, bir de eylemine!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Mitla antik kenti gezisi sonrasında Mitla’nın çarşısına daldık. Çok güzel el işleri, tahta oymalar grubun ilgisini çekti tabii ki. Hemen hemen gezdiğimiz her Meksika kenti gibi, burası da bizden nasiplendi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonra öğle yemeği yiyeceğimiz bir lokantaya gittik. Burası çok özel bir yerdi. Çiçeklerle dolu güzel bir bahçe içinde, müzikleri ile bize eşlik eden sanatçılar varlığında yemeğimizi yedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Mısır unundan yapılan bizim lavaş ekmeğimize benzer Tortilla, siyah fasulye, bizim muska böreklerini andıran peynirli Quesadilla, etli Taco ve ardından tatlılarımızı yedik. Yanında da buz gibi bir bira.. Değmeyin keyfimize!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu güzel yemek sonrasında 214 km sürecek olan Tehuantepec kentine doğru hareket etmek üzere otobüse bindik. Yarı uykulu, yarı açık gözlerle geceleme yapacağımız kente doğru yol aldık.

Tehuantepec Meksika’nın daralan kısmında yer alan bir şehir. Bu şehirden hatırladığım bol bol terlememdi. Meksika çoğunlukla 1500-2000 rakımlarda olan bir ülke, özellikle de geceleri serin oluyordu. Ama kıyılarda tropikal iklimin özelliklerini hissediyorsunuz. Buradaki otelde, kaldığımız en kötü oteldi.

Yarın güzel bir gün olacak; Sumidero Kanyonunda tekne ile gezinti yapacağız. Güzel bir doğal çevre beklentimle uykuya daldım.

Gezekalın ve Aydınlık kalın…

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi : 10.11.2010

Gözden geçirilmiş yeniden yayın tarihi 21.10.2016 Saat 21:29

 (10.11.2010 tarihli not: Bu ülkenin yetiştirdiği ve herhalde yetiştirebileceği en güzel insan; Ruhun şad olsun. Her sene, bir öncekine seneye göre, senin ilkelerine daha çok ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Bu ülke insanlarının senin fikirlerini yeniden keşfedeceği günler elbet gelecektir)

(21.10.2016 tarihli not: 2010 yılındaki gezi yazım 10 Kasım’a denk gelmiş ve yukarıdaki notu düşmüşüm. Altı yıl sonra geldiğimiz nokta maalesef o günden de geri oldu. Umut yitirmek bana yakışmaz. Bu ülkenin yetiştirdiği en güzel ve kıymetli insan, Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirlerine ve gösterdiği bilimin ışığı olan yola dönecektir bu ülke insanları..)

img_7967