• Arşivler

  • Diğer 531 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 381.715 ziyaretçi
  • Şubat 2026
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    232425262728  

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Paro

IMG_2557.JPG

28.10.2012 tarihli gezi yazısıdır

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sabah kahvaltı öncesi yürüyüşüme çıktığımda, dün geceden tahmin ettiğim gibi, kaldığımız otelin Paro Vadisine hakim bir tepede olduğunu gördüm. Günün ilk fotoğrafları, Paro Vadisine ait oldu. Bu otelde bir gece daha konaklama yapacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Güzel bir kahvaltı yaptık. Kahvaltımızın güzelliğinin bir nedeni de ekiptekilerin küçük porsiyonlar halinde beraberlerinde getirdikleri peynirler.. Hatta ekip işi abartmış, Bhutan’a Erzurum tulum peyniri bile getirmiş. Lojistik sağlam yani!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltıdan sonra Paro gezimiz için yollara düştük. İlk durak Dungtse Lhakhang Tapınağı oldu. Bu tapınak kendi alanında tek olma özelliği taşıyor; Bir Stupa (Chorten) tarzında inşa edilmiş olan tek tapınak. 1433 yılında artık tanıdığımız bir isim olan demir köprü ustası Thangtong Gyalpo tarafından yapılmış. Gyalpo Usta bu yapıyı üç katlı olarak yapmış ve en üst kat zincirle tutturulmuş. Yani Usta, burada da zinciri kullanmış. Efsaneler ülkesinde bu tapınak üstüne de bir efsane var tabii ki; Söylence odur ki bu tapınak, şehir halkına hastalık saçan bir iblisin başı üstüne inşa edilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İçerisi karanlık sayılır. Onun için burayı ziyaret edecekler yanlarında fener getirseler iyi olur. En üst kata kadar çıkabiliyorsunuz. İçeride Guru Rimpoche ve Buddha ya ait küçük heykeller var. Gezilmesi mutlaka gerekli olan yerlerden bir tanesi.

IMG_2658.JPG

Rinpung Dzong, Paro şehrinin kale-manastırı. Tibet Budizminin Kagyu okulunun bir dalı olan ve bazen “Kırmızı Başlıklılar” diye çağrılan Drukpa Kargyu Okulu Manastırı bu kale içinde yer alırken, ayrıca Paro Şehrinin idari kadrosunun ofisleri de burada bulunuyor. Bir sonraki gezi durağımız burası oldu. Uzaktan çok heybetli bir yer olarak gözüküyor. Kale gibi kale yani.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buraya 16. Yüzyılda önce bir tapınak yapılmış, arkasından 5 katlı bir Dzong inşa edilmiş. 17. yüzyılda ise Bhutanı birleştiren Shabdrung Ngawang Namgyal’e onun otoritesinin tanındığını göstermek için bu Dzong teslim edilmiş. 1644’de burayı yıkan Namgyal, yerine 1646 bugünkü Dzong’u inşa ettirmiş. Kalenin yapımında toprak yerine taş kullandığı için adını da  “Taş Yığını Kale-Manastır” anlamında  Rinpung Dzong koymuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

1907 yılında kale büyük bir yangında yanıp kül olmuş. 1993 Çevrilen Little Buddha “Küçük Buda” adlı filmin bazı sahneleri burada çekilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Biz aracımızla üstten Rinpung Dzong’a girip gezdik. Çok etkileyiciydi. Sonra da aşağıya doğru yürüyerek, nefis bir kapalı köprüden geçip, aracımıza oradan bindik. Beni en çok etkileyen yerlerden bir tanesi de burası oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan öğle saatlerini bulduk. Öğle yemeği için Paro’ya döndük ama öğle öncesi bir tapınak daha gezeceğiz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Şehir merkezinde, dükkanların dibinde durunca bizimkilerin alışveriş krizi tuttu. Aslında bir özel tapınak gezecektik. “Nasılsa burada kimse kaybolamaz”  diye düşünüp grubu ikiye böldük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

“Tapınak gezisine gelenler el kaldırsın” dediğimizde çok az el kalkınca azıcık bozulsam da, bu iş için de grubu sıkmaya gerek yok dedik ve azınlık Pena Village Tapınağını gezmeye, çoğunlukta alışverişe ayrıldı. Grup yemekte tekrar birleşecek. Bu küçük tapınak aslında gerekli miydi? Bilmiyorum. Aklımda özel bir tapınak olduğu ve bahçesindeki güzel kedi kalmış, o kadar…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemekten sonra çok önemli bir tapınağa gittik; Kyichu Lhakhang.  Bu tapınak Bhutan’daki en eski tapınak. 7. yüzyılda Tibet İmparatoru Songsten Gampo tarafından bir gecede yapılan 108 tapınaktan bir tanesi olduğu düşünülüyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Söylenceye göre bir iblisi etkisiz hale getirmek için Tibet ve Bhutan’ı içine alan bir kara parçası üzerine 108 tane tapınak inşa ediliyor. Bu tapınaklar uyku halindeki iblisin bir parçası üzerine gelecek şekilde inşa edilmişler. İşte Kyichu Tapınağı da iblisin bacaklarından bir tanesini hapsedecek bir yere inşa edilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

8. yüzyılda Guru Rinpoche bu tapınağı ziyaret ediyor ve birçok ruhani hazineyi burada bırakıyor. 1644’de tapınak Shabdrung Ngawang Namgyal tarafından alınıyor ve 1836’dan 1838’e kadar yeniden elden geçiriliyor. Yıllar içinde buraya ilaveler yapılıyor. Avlusu içinde bulunan iki tane portakal ağacının tüm yıl boyu meyve verdiğine inanılıyor. Benim ziyaret ettiğim iki yılda da üzerinde meyve vardı. Kim bilir belki gerçekten öyledir. Geçen sene ziyaret ettiğimiz bir tapınak bölümünü, bu sene göremedik. Bu sene içinde bir yangında, bir bölüm kül olup gitmiş. Bir sene gördüğünüzü, bir başka sene göremiyorsunuz. Ne yazık!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu önemli tapınak gezisi sonrasında Drukyel Köyü ve Drukyel Dzong‘unu ziyaret etmek için aracımıza bindik. Sonam’dan aracı Amankor Hotel denen bir yere götürmesi için ricada bulundum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burası geçen seneki ziyaretimizi birlikte yaptığımız Etix Turun organizasyonunda, Günseli hanım ve sevgili oğlu Barış beyin tavsiyesi ile keşfettiğimiz bir yer. Burada oturup, bir bitki çayı içmiştik ve hepimiz çok beğenmiştik. Geceliği 1500 USD olan ve Bhutan gibi dünyanın başka ülkelerinde de  otelleri olan bu grubun otelinde kalma imkanımız yoktu ama bir çay içmeyi de ihmal etmedik. Çay salonundan manzara müthiş. Geçen sene içtiğimiz yaseminli bitki çayı bu sene yokmuş. Ama bir bitki çayı sipariş ettik ve içtik. Sonra da bahçeye çıkıp, muhteşem dağ manzarası eşliğinde, hemen otelin yakınındaki dereye kadar yürüyüş yaptık. Çok iyi bir mola vermiş olduk. Herkes sevdi.

IMG_2779.JPG

Bugünün dışarıdaki son aktivitesi ise Drukyel Köyü ve Dzong’unu gezmek oldu. Paro’nun 15 km kadar dışında olan bu kale-manastır, 1644’de Tibetlilere karşı zafer kazanmış olan  Shabdrung Ngawang Namgyal tarafından 1647’de yapılmış. 1952’de yangında önemli bir bölümü tahrip olmuş. Ziyarete açık değil.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buradaki Drukyel Köyü çok ilginç. Hem özgün bir Bhutan köyünü ve insanlarının yaşam biçimini görebiliyorsunuz ve hem de evlerin dışlarındaki boyamalar çok ilginç. Bhutan’da bazı evlerin dış duvarlarında üretkenliğin, bereketin sembolü olarak fallus resimleri çizilmiş. Bazı evlerin damlarından ise tahtadan fallus sembolleri sarkıyor. Paro gezisi bu köy olmadan eksik kalır.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Paro şehrine doğru dönüşe geçtik. Güneşin dağların ardında kaybolmadan hemen önceki anlarında, tatlı bir kızıllığın, yarın tırmanacağımız Tiger Nest’in üzerine düşmüş olduğunu görünce aracımızı durdurduk. Fotoğraflarımızı aldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Paro şehrinde bir alışveriş molası daha verildi. Daha sonra ise otelimize döndük. Aktivitelerimiz yemek sonrası da devam etti. Ben program şekillenirken, Bhutan geleneksel müzik ve dansları ile bir Bhutan gecesi yapmak mümkün mü diye sormuş ve ısrarcı olmuştum. Bu gösterilerin toplumların yaşam biçimleri hakkında önemli ipuçları verdiğini düşünüyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Vajru Guru firma sahibi Dr Karma bu gösteriyi bizim için ayarladı. Bu gece otelin salonunda, sadece bizim gruba özel bir gösterİ yapıldı. Yöresine göre değiştirilen kıyafetlerle şarkılar söylendi, oyunlar oynandı. Bizim geleneklerdeki meddah benzeri ancak maskeli bir oyuncu, tüm gösteriyi yönetti. Bu maskeli oyuncu gösterilerin olmazsa olmazı imiş. Şarkılar oyunlar arasında boşlukları dolduruyor, seyirci ile etkileşime geçiyor. Bu oyuncunun bir özelliği de oynanan tüm oyunları bilmesi, tüm şarkıları söyleyebilmesi imiş. Bazılarımız sıkılsa da, ben çok sevdim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Evet Sanal Gezgin arkadaşlarım… Bir gün daha bitti. Günün sonu malum, uyku.. Paro şehrinin  ve bu Olathang Resort Hotelin benim için bir anlamı daha var. Siz güzel dostlarla paylaşayım; Yakın zamanda hakkın raahmetine kavuşmuş olan babacığım bu otelde rüyama girdi. Ölümünden beri, neredeyse hemen her gece, “rüyama girse” dileği ile yattığım babacığımı, o gece rüyamda gördüm. Bir güzel sarıldık birbirimize, hasret giderdik. O gece uyanıp, yatağın ortasında oturup, hıçkıra hıçkıra ağladım. Bu satırları yazarken bile içimi bir sıcaklık kapladı.

Yarın Paro’da Tiger Nest gezimiz var..

Gezekalın ve Aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 16.11.2012 Saat 10:44

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi: 04.01.2017 Saat 22:33

IMG_2593.JPG

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Thimphu-Paro

IMG_1964.JPG

27.10.2012 tarihli gezi yazısıdır..

Bhutan’ın en büyük yerleşim merkezi ve başkenti olan Thimphu, deniz yüzeyinden yaklaşık 2.000 metre yükseklikte. 1952’de daha önceki başkent Punakha’nın yerine hükumet merkezi ilan edilmiş. Bu tarihten sonra, 17.yy’da inşa edilen Trashi Chhoe Dzong (Dzong kale-manastır anlamında) adlı tapınak, resmi daireleri içine alacak biçimde genişletilmiş ve krallığın yönetimi buraya taşınmış.

img_1326

Thimphu’nun bir diğer özelliği Asya’da trafik lambası olmayan tek başkent olması. Önceleri yol ortasında bulunan trafik polisi kulübeleri içindeki polisler,trafiği el-kol hareketleri ile yönetiyorlarmış. Bu polislerin trafik yönetimi estetik olarak o kadar güzel olmuş ki, zamanla seyrine doyum olmayan bir gösteri haline dönüşmüş. Bir dönem trafik lambaları dikilmiş ve bu polis kulübeleri de sökülmüş. Ancak trafik polislerinin gösterilerini özleyen halk Kraldan bu lambaların sökülmesini ve eski sisteme dönülmesini talep etmiş. Biz de dün öğle yemeği için gittiğimiz restorana girmeden önce, yol ortasındaki kulübesinden trafiği yöneten polisin bu gösterisine şahit olmuştuk. Eller sanki bir balerin estetiği ile çalıştırılıyor.

img_1519-001

Kahvaltı sonrası bagajları yeniden minibüsün tepesine yerleştirdiler. Zavallı Sirin ve Sonam! 8 gün boyunca bu işi her gün yapmak zorunda kaldılar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Thimphu içinde dünden kalan bazı yerleri öğlene kadar ziyaret edeceğiz. Öğle yemeğini Thimphu’da yedikten sonra heyecanla beklediğim okçuluk müsabakalarını izlemeye gideceğiz. Daha sonra ise Paro’ya doğru yola çıkacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bugün ilk durağımız Dechen Phodrang adlı bir manastır olacak. Kelime anlamı olarak “Büyük Mutluluk Sarayı” anlamındaki bu manastır, aslında orijinal Trashi Chhoe Dzong. 1216 Yılında Lama Gyalwa Lhanangpa, Dechen Phodrang Manastırının bulunduğu yere Dho-Ngen Dzong (Mavi Taş Manastırı) adlı bir manastır inşa ettiriyor. 1641 Zhabdrung Namgyal bu kaleyi ele geçiriyor ve ona Trashi Chhoe Dzong (Mutlu Din Kale-Manastırı) adını koyuyor. Ancak bu kale manastır mekan olarak yetmeyince bugünkü kale manastır (Trashi Chhoe Dzong) inşa edilmiş ve burası da sadece rahiplerin hizmetine verilmiş. 1971 yılında bu manastır 8 yıllık eğitimlerini almak üzere acemi rahipler için bir okul haline dönüştürülmüş. Bugün içinde 450’ye yakın çocuk yaşta rahip adayı ve bunların eğitiminden sorumlu 15-20 kadar eğitmen var. Üst katlardaki 12. Yüzyıldan kalma boyamalar nedeni ile UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesi için gözlem altında olan bir yer.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buradaki çocukların eğitimlerini bilmem ama çocukluklarını sonuna kadar yaşadıklarına kısa dönemde de olsa şahit olduk. Bir yanda misket oynayan çocuklar, bir yanda koşturan çocuklar ile bu okul, sanki panayır yeri gibi. Görüntüyü bozmayan bir başka şey de, çocukların tek tip giydikleri kırmızı turuncu renkli giysiler. Sevdik burayı ve çok güzel fotoğraflar çektik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_1591.JPG

Bir sonraki ziyaret yerimiz ise Trashi Chhoe Dzong oldu. Wang Chhu (Chhu, nehir demek yani Wang Nehri) Batısında, şehrin kuzeyindeki bu kale manastır, Bhutan’daki en büyük kale-manastırlardan (Dzong) bir tanesi. Dört bir yanda 3 katlı kuleler var. Kuleler dışında tamamı 2 katlı olan bu dev yapının bir kısmında Krala, İç işleri ve Maliye Bakanlarına ait ofisler yanında, ruhban sınıfına ait ofislere ve Manastırlar var. Burası Büyük Ruhban sınıfının (Dratshang) Yazlık Sarayı ve bu sarayın avlusu her yıl Tshechu Festivalinin yapıldığı yer.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Trashi Chhoe Dzong’a doğru dış avluda yürürken uyarılıyoruz;”Sağda Kralın Sarayı ve Parlemento Binası var. Fotoğraf çekmek yasak”.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saraya girerken sizi dört yönün koruyucu tanrılarının oymaları, hiddetli görüntüsü ile sarayı kötülüklerden koruyan ilahlar Chana Dorje ve Hayagriva oymaları, Bhutan’ın sevilen efsanesi olan ve gövdeyi simgeleyen fil, aklı simgeleyen maymun, duyguları simgeleyen tavşan ve ruhu simgeleyen tavus kuşundan oluşan 4 arkadaş öyküsünün çizimleri karşılıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Geniş avluya girdiğimizde derin bir sessizlik vardı. Sessizliği sadece güvercinlerin kanat sesleri bozuyordu. Sağda ve solda birer manastır var ve ortadaki 5 katlı merkez kule (Utse) bu iki yapıyı birbirinden ayırıyor. Dua çarkları ise tüm avlu boyunca duvarlarda bulunuyor.

Burası, 1866 da ilki olmak üzere, üç defa yangın geçiriyor. Ortadaki 5 katlı merkez kule 1897 depreminde yıkılıyor ve 1902’de tekrar inşa ediliyor. Thimphu’nun başkent olmasına 1962 ‘de karar alınınca Kral Jigme Dorji Wangchuck bir plan dahilinde kale-manastırda tadilat ve ilavelere başlıyor. Bir tek ortadaki merkez kuleye ve yeni tapınağa (Lhakhang Sarpa) hiç dokunulmuyor. Tabii ki geleneksel tarzda yenileştirmeler yapılıyor; Yani yazılı plan olmaksızın ve çivi kullanılmaksızın!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_1651.JPG

Dzong gezisi sonrası bu kez el yapımı kağıt üretim merkezine doğru yol aldık. Kağıt deyip geçmemek lazım. Her aşaması zahmetli ve göz nuru gerektiriyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğle yemeğimizi Changlimithang Stadyumu karşısında bir yerde yedik. Bu stadyum 1885 yılında kazanılan bir savaşın bulunduğu alana 1974 yılında kurulmuş. Futbol müsabakaları ve okçuluk yarışmaları düzenlenen çok amaçlı bir stadyum. Okçuluk Bhutan’da hemen her yerde rastlayabileceğiniz bir aktivite.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Rehberimiz Sonam bizi yemekten sonra bu stadyumun hemen yanı başında bulunan bir alana götürdü. Bhutan’da Okçuluk müsabakalarını izlemek kadar zevk aldığım bir aktivite olmadı diyebilirim. Bhutan’da 145 metre uzaktaki hedeflere atış yapılıyor. Her iki tarafta hedef tahtası var. Hedefe doğru atış yapılan yerde, atış yapmayanların arkasına saklandıkları bir duvar var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ok atan hedefi eğer vurursa, atış yapılan yerdekiler nereden vurduğunu söylüyorlar ve danslar eşliğinde kısa bir kutlama yapılıyor. Hedefi vuran da, vurduğu hedefin rengine göre bir kuşak alıp, beline takıyor. Örneğin hedef tahtasındaki en merkezi alan kırmızı vurulmuş ise kırmızı, sonraki daha büyük sarı alan vurulmuş ise sarı renk kuşak takılıyor. Böylece siz müsabakadakilerin ne kadar usta olduğunu anlayabiliyorsunuz. Muhteşem bir deneyimdi. Bizlerde ok atmak istedik ve daha program aşamasında bu aktivite konmuştu. Ancak oklarımız ve bambu yaylarımız arabamızda gezdiğimiz halde bir fırsat bulup da denemesini yapamadık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_2345.JPG

Thimphu içindeki son gezi yerimiz ise Semtokha (Simtokha) Dzong. Burası Thimphu’dan yaklaşık olarak 5 km dışarıda ve 1629 yılında Bhutan’daki tüm derebeylerini birleştiren Zhabdrung Ngawang Namgyal tarafından inşa edilen ilk kale-manastır olma özelliğini taşıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Semtokha Dzong, Trashi Chhoe Dzong’dan sonra pek bir küçük kaldı ama buranın da tarihsel önemi var. Burada da bol bol Budist Rahip adaylarının fotoğraflarını çektik. Bu arada söylemeliyim ki Bhutan’lılar kadar kibar insanlar az bulunur. Çoğunlukla izin istedik ama izin almadan da fotoğraf çekimi konusunda sorun çıkmadı. İzin isterseniz en güzel halleri ile fotoğraf çektiriyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_2398.JPG

Sonunda bu güzel şehirden ayrılma ve gecelemeyi yapacağımız Paro Şehrine doğru yola çıkma zamanı geldi. Thimphu-Paro arası 1,5 saat kadar sürüyor. Biz yol üstünde 14. Yüzyıl Budist tapınağını ziyaret edeceğiz. Bu özel tapınak asıl ziyaret etmek istediğimiz yer değil. Bizim asıl niyetimiz Thangtong Gyalpo adlı bir ünlü demirci ustası, mimar ve düşünürün yaptığı ve Pa Chhu nehri üzerine kurulu demir köprüyü ziyaret etmek. Zamanında bu ülkede, bu ustanın yaptığı çok sayıda demir köprü varmış. Ancak şimdilerde Gyalpo Ustaya ait köprülerden sadece bu köprü ve bu köprünün de sadece birkaç demir halkası ayakta kalabilmiş. Buradaki özel tapınak, zamanında Gyalpo usta ve ailesine ve şimdilerde ise onun kuşaklar sonraki akrabalarına aitmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Köprüye vardığımız zaman hava kararmaya başlamış, güneş yerini dolunay hali ile aya bırakmaya başlamıştı. Altımızda akan türkuaz renkli nehir üzerine kurulu, yan korkuluklarına da renkli dua bayrakları asılı köprü üstünde bir ileri, bir geri gidip geldik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ben geçen sene Paro şehrini, Thimphu şehrinden daha sıcak ve sevimli bulmuştum. Paro’ya girer girmez eski bir dosta kavuşmanın heyecanını yaşadım. Bu şehirde hediyelik eşya dükkanları, bir uzun cadde üzerinde sağlı sollu sıralanmış durumda ve tek cadde var. Toplanması-buluşması kolay olduğundan alışveriş için bir saatlik bir zaman ayarladık. Grup ne zamandır alışveriş yapmadığından onların bu açlığını doyurmak lazım. Buluşma yeri ve saati verip dağıldık. Grubun bir anda çil yavrusu gibi dağıldığını gördüm. En vefakar takipçim eşim bile bir dükkana beni bırakıp dalınca “Eh! Haydi Bismillah” deyip ben de daldım alışverişe…

Alışveriş bitince tekrar minibüste toplandık. Bu sefer otele gidiyoruz. Otelimizin ismi Olathang Hotel. Burası Krallardan bir tanesi taç giyeceği zaman, dışarıdan gelecek devlet büyükleri için yapılmış bir resort otel. Evler klasik Bhutan tarzında yapılmışlar. Birbirlerinden bağımsız evler şeklindeler. Çok büyük bir alanda kurulmuş. Yeşillikler içinde bir otel ve sabaha çok güzel bir Paro manzarasına da uyanacağımıza emindim. Ekip bu oteli de sevdi. Akşam yemeğimizi yedik, biraz muhabbet sonrası odalarımıza çekildik.

Yarın tüm gün Paro şehrindeyiz…

Gezekalın ve Aydınlık kalın

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 14.11.2012 Saat 22:40

Gözden geçirilmiş yeniden yayın tarihi: 03.01.2017 Saat 22:05

 IMG_2360.JPG

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk-Gedu-Thimphu

IMG_1340.JPG

26.10.2012 tarihli Bhutan gezisinin yazısıdır

Yapmış olduğumuz yurt dışı gezilerde pek çok ülkeyi çok beğenmişizdir. Ancak hiçbirisine de “Yeniden gidelim” dememişizdir. Çünkü biliriz ki gezilecek pek çok yer var ama para az, zaman az! Kaynakları idareli kullanmak lazım. Bununla birlikte Bhutan, “Gidilen bir ülkeye, bir daha gitmeme” yönündeki yaklaşımımızı değiştiren tek ülke oldu. 2011 yılında-daha kısa süre ile de olsa- gittiğimiz Bhutan’a, 2012  yılında tekrar gittik. Yine sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim; İyi ki de gitmişiz.

map_of_bhutan.jpgBhutan’lı rehberimiz Sonam biz yemeklerimizi yerken sınırdaki evrak işlerimizi halletti. Bhutan’daki yerel acentemiz olan Vajra Guru Spiritual Tours (http://www.bhutanspiritual.com/). Bu belgede hangi bölgeleri gezeceğimiz de yazıyordu. Bu bölgelere girdikçe yetkililerden onay almanız gerekiyor.

Sınırdaki formaliteleri ve akşam yemeği işimizi hallettikten sonra konaklama yapacağımız yer olan Gedu Kasabasına doğru yola düştük. Program yapılırken aslında öğle saatleri, yani 14:00 civarı, Bhutan sınırında işimizi halletmiş olup, buradan doğrudan doğruya Thimphu’ya devam edecektik. Hindistan’daki festival dolayısı ile Toy Train aktivitesi son güne kalınca biz de sınıra ancak 16:30 gibi vardık. Bunu tura birkaç hafta kalınca öngörünce, Thimphu’ya doğru olan 6 saatlik yolculuğu, gecenin o kör karanlığında göze alamadık. Bana kalsa biz yola devam ediyorduk ancak tur sahibi Karma tavsiye etmeyince vazgeçtik. Ertesi gün yolları görünce iyi ki devam etmemişiz dedim.

adsız.JPG

Gedu sınırdan itibaren 2 saatlik mesafede olan bir yerleşim yeri ve burada kalabileceğimiz tek yer Gedu Üniversitesinin misafirhanesi. Burasının ne halde olduğu konusunda tur şirketinin de bir bilgisi yoktu. Bhutan’a gitmeden önce Karma’dan orayı araştırmasını rica etmiştim. Tur sahibi Karma’da bir arkadaşı aracılığı ile araştırttığını ve arkadaşının uygun bulduğunu yazmıştı. Bunun üzerine konuyu arkadaşların da onayına sunduktan sonra gecelemeyi orada yapmaya karar verdik. Gerçi kabul etmeyip de ne yapacaktık ki? Phuentsholing’de güzel oteller vardı ama Gedu’da, Thimphu’ya yolu 2 saatte olsa kısaltacaktık. Ertesi gün Thimphu’da program vardı ve ona yetişmek kolay olacaktı. Bir de işin Bhutanlı üniversite öğrencileri ile temas etme boyutu vardı ki, bu şans da yabana atılır gibi değildi.

IMG_1194.JPG

Gedu’ya vardığımızda saat 21:00 olmuştu. Birilerini bulmak bile 15 dakikamızı aldı ama bizi bekledikleri belliydi. Bay Karma’nın öğretmen olan arkadaşı da bizi karşıladı. En azından niyet olarak çok iyilerdi. Yeni battaniyeler ve yastıklar açıldı. Ancak misafirhane daha çok öğrenciye yönelik olunca sıkıntılar baş gösterdi. Bize 7 tane oda lazım olup, bir de 5 odada tekli yatak beklentimiz olunca problem yaşadık. Tek yataklara battaniye de yetmedi.

IMG_1192.JPG

Sabahleyin kahvaltı için saat 06:30 da, kahvaltı salonunda toplanan grubun hali çok trajikti.Yani uzun lafın kısası; Hindistan’ın o lüks otellerini yaşayan, yataklarının içine sıcak su termosları bırakılan grup üyelerinin yüzlerinden düşen bin parçaydı. Biz de üşüdük ama hiç olmazsa odasında ısıtıcı olan birkaç odadan birindeydik. Bizim odada biz donduysak, ısıtıcı ya da yeterli battaniyesi olmayanların bu tepkileri çok çok hafifti. Benim sevgili arkadaşlarım ben üzülmeyeyim diye seslerini çıkartmadılar. Burası hakkında benim de bir bilgim yoktu ama bu kadar da kötü olacağını bilseydim başka çareler düşünürdüm. 

IMG_1190.JPG

Bu arada grubumuzun en genç gezgini olan 12 yaşındaki Zeynep’i,  kutuplara gidermiş gibi giyinik ama o halde bile soğuktan kızarık burnu ile görünce, muzipliğimi yapmadan duramadım. Kulağına eğildim ve büyük bir sır verirmişçesine “ Zeynep sana bir sır vereyim! Bu otel bu ülkede kalacağımız en lüks otel. Bu lüks oteli bile beğenmedi insanlar! Diğerlerinde bana ne yaparlar?  Aman kimseye söyleme emi! ” dedim. Büyümüş de küçülmüş akıl küpü Zeynep’in gözlerindeki o umutsuzluk dolu ifadeyi hiç unutmayacağım. Sonradan annesine söylemiş; “Anne biliyor musun mahvolduk! Ümit Amca bana sırrını söyledi. Bu en iyi otelmiş.”

Kahvaltıdan sonra Thimphu’ya doğru hareket etmek üzere minibüsümüze atladık. Ancak minibüs 5 dakika bile hareket etmeden durduk. Gedu Üniversitesine gelen Bhutanlı öğrencileri görünce onlarla fotoğraf çektirmek için arabadan indik. Sanki geceyi kötü geçiren bizler değilmişiz gibi neşemiz yerine geldi.

IMG_1242.JPG

Phuentsholing-Thimphu arası 180 km ve 6 saat sürüyor. Dün yolun 2 saatlik kısmını geçtiğimizden, 4 saatlik bir yolumuz daha var demektir. Bhutan’dan daha önceki yazımda bol bol bahsetmiştim (https://gezekalin.com/2015/04/01/nepal-bhutan-gezi-anilari-6-gun-katmandu-paro-thimphu/) . Bhutan’ın %72’lik kısmı ormanlık alan. Geçen yıl ziyaret ettiğim Bhutan’da gördüğüm Thimphu-Punakha  yolunun yeşilliği beni çok etkilemişti. Ancak esas etkilemesi gereken  Gedu’dan Thimphu’ya veya Bumthang’dan-Trongsa’ya olan bölümlermiş. Sabahın bu ilk ışıkları altında orman, birden bire karşınıza çıkan çağlayanlar, türkuaz renkli nehirler insana bambaşka bir dünyada olduğunuzu düşündürüyor. Bu dünyaya “Harikalar diyarı” diyorum. Bir ara gruba doğru dönüp baktığım da arkadaşlarımın da aynı düşünceler içinde olduklarını düşünüyorum.

IMG_1220.JPG

Öğleni biraz gece Thimphu’ya vardık. İlk ziyaret yerimiz Bhutan’ın 3. Kralı olan , Jigme Dorji Wangchuck (1928–1972) için annesi Kraliçe Ashi Phuntsho Choden Wangchuck tarafından 1974 yılında yaptırılan Memorial Chorten denen yer oldu. Burada diğer Chortenlerde olduğu gibi krala ait olan herhangi vücut kalıntısı yok. Sadece kralın bir resmi var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tam bu yere ait olan otoparka girecekken aracımızın lastiği patladı. Sevinelim mi üzülelim mi anlamadık! Ya yolda iken lastik patlasaydı diye düşünmedim değil. Bhutanlı becerikli şoförümüz Sirin lastik değiştirirken biz Memorial Chorten’i gezdik. Burası Bhutanlılarca çok ziyaret edilen bir yer. Ellerinde çakraları çevirerek, saat yönünde Chorten çevresini turluyorlar. Bir yandan da namaz ritüeli gibi ibadeti yerine getiren insanları görüyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buradan sonra Buddha View Point denen ve dev bir Buddha heykelinin bulunduğu bir tepeye çıktık. Bu alanda geçen seneye göre epey bir ilerleme var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dünyanın en büyük Buddha heykellerinden bir tanesi olan 52 metrelik Buddha’nın Shakyamuni (gelecek) formunun sergilendiği  bu alanda inşaat hala devam ediyor. Aşağıda ayaklarımızın altında nefis bir Thimphu şehir manzarası var.

IMG_1315.JPG

Memorial Chorten ve Buddha View Point gezilerimiz sonrası, Thimphu’da öğle yemeği yedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğle yemeğinden hemen sonra Thimphu’nun en güzel manzarasını gece-gündüz izleyebileceğiniz Sangay Gang Tepesine gittik. Bu tepeyi geçen sene de çok sevmiştim. Bu sene aynı yerde, dalgalanan dua bayrakları altında Thimphu şehrine bakarken, burayı her zaman çok seveceğimi fark ettim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bhutan Budizmine göre 108 sayısı kutlu bir sayı. Dua için çektikleri tesbihteki boncuk sayısı 108. Buradaki dua bayraklarının sayısı 108 adet ve hepsi beyaz renkli. Beyaz renkli olan dua bayraklarını Bhutanlılar ölüleri için dikiyorlar. Bir de renkli dua bayrakları var ki onların üzerinde sadece Budizme ait dualar yazılı. Oysa  beyaz bayraklar üzerinde dua yanında ölmüş olan kişiye ait bilgilerde varmış. Beyaz dua bayraklarını daha çok ailenin ileri gelen erkek büyükleri için dikiyorlarmış ve bir Budist rahip bu bayrakları mutlaka kutsamak zorundaymış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bhutan’ın ulusal hayvanı olan ve aslında keçi-antilop karışımı Takin adlı hayvanı görmek için mini hayvanat bahçesi ziyareti bir diğer aktivitemiz oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Aracımızla bu sefer tekrar şehir içine yönelerek Geleneksel Tıp Enstitüsü ile Geleneksel Sanatlar Okulu gezilerini yaptık. Geçen sene buraları ziyaret etme şansımız olmamıştı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Thimphu’ya gelirseniz buraları da ziyaret etmeyi sakın ihmal etmeyin. Geleneksel Tıp Enstitüsünde hala tıbbi hizmet veriliyor ve bunun eğitimi de genç kuşaklara yapılıyor. Sanatlar Okulu ise çok güzel. Burada geleneksel sanatların eğitimi yapılıyor. Bir anda bir Bhutan geleneksel şarkısı-oyunu içinde bulabiliyorsunuz kendinizi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Artık gün son ışıklarını çekmeye başladı. Son olarak Thimphu pazarına gittik. Buradan meyvelerimizi aldık ve sonradan daha da güzellerini göreceğimiz, Pazar yakınlarındaki kapalı bir köprüyü fotoğrafladık. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğle sonrasında Thimphu’da bugüne ait olan tüm gezilerimizi yapmış olmanın mutluluğu ile otelimize yol aldık.  Otelimiz Peaceful Resort’a varana kadar arkadaşların endişeleri olduğuna eminim. Dün geceki kaldığımız yerden sonra da onların endişelerini anlayabiliyorum. Otele giden yollar onları telaşlandırsa da iyi bir otelde kaldık. Hele karşılıklı odalara düştüğümüz küçük Zeynep’in odaları açılır açılmaz yatağına koşturmasına bayıldım…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Akşam yemekte Vajra Guru Spiritual Tours şirketinin sahibi bay Karma ile beraberdik. Kendisi ile uzun yazışmalar sonucu iyi arkadaş olmuştuk. Hepimizle tek tek tanıştı ve geleneksel atkılarını boynumuza dolabı. Ben de İstanbul’dan getirdiğimiz lokumu verdim. Bhutan’daki turumuzun sonraki günleri ile ilgili görüşmemizi yaptık. Aslında biz Thimphu ve Paro şehirlerini gezip, 30 Ekim’de Paro’dan kalkan Drukair uçağı ile Bumthang’a uçacaktık. Orada doya doya festivali izleyip, sonrada 3 saatlik yolculuklarla şehir şehir gezip Paro’ya gelecektik. Harika bir programdı. Paramızı daha mart ayında yollayıp biletlerimizi de almıştık. Ancak şiddetli yağan muson yağmurları ile gelen seller sonucu temmuzda Bumthang’da havaalanında ağır zararlar ortaya çıkınca iş bozuldu. Bu sefer Paro’dan Bumthang’a araçla karadan gitmek zorunda kaldık. Bu da 12 saatlik yol demekti. Uçak paralarımızı o gece iade etmişti bize Karma. Ama keşke uçabilseydik. Eziyet olacak şimdi. Ben insanları teselli edecekken, onlar beni teselli etmeye çalıştılar. Benim güzel gezi arkadaşlarım, hepsine minnettarım.

Evet sevgili Sanal Gezginler.. Bhutan’daki 2. gecemizde yorgun bedenlerimizi yataklarımıza bıraktık. Ben deliksiz uyumuşum. Herhalde herkes aynı haldedir. Yarın Thimphu gezisi ve devamında da Paro şehrine gidiyoruz.

Gezekalın ve Aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 13.11.2012 saat 23:40

Gözden geçirilmiş yeniden yayın tarihi 01.01.2017

IMG_1284.JPG

 

Himalayaların Gölgesindeki Hindistan; Batı Bengal-Sikkim Gezisi/Giriş ve Kalimpong

Takip edecek olan gezi yazısı 2012 yılına ait Hindistan-Bhutan gezisine aittir. http://www.gezekalin.com sayfalarında güncellenerek yeniden yayınlanmıştır.

Gezekalın

img_9547

Selam olsun benim Sanal Gezgin dostlarıma..

Hindistan’ın Kuzeyinde Darjeeling-Sikkim bölgeleri ile Bhutan’ın iç kısımlarını, 20 Ekim-04 Kasım 2012 tarihleri arasında gezmiştik.

Bu gezimi siz “Sanal Gezgin” arkadaşlarıma daha önce başka bir blok yazısında anlatmıştım. Eski yazılarımın tümünü bu blok başlığı altında toplama projem adına bu geziyi de buraya güncelleyerek taşıyacağım. Önce Darjeeling-Sikkim Bölgesi yani Kuzey Hindistan’ı, sonrasında ise Bhutan’ı anlatacağım. Beraber gezeceğiz sizlerle. Ben tekrar geziyi yaşarken, sizler ister planlarınızı yapın, isterseniz de bu yazıyı okuyarak gelin benimle birlikte oraları gezin..

Gezi Tarihi : 21.10.2012 

Batı Bengal-Sikkim Bölgesi Hindistan’ın Kuzey Doğusunda Nepal ve Bhutan arasına sokulmuş bir kara parçasıdır. Darjeeling Batı Bengal eyaletinin bir şehri iken, Sikkim ise Başkenti Gangtok olan bir başka eyalet oluyor. Amacımız, Hindistan da olan ama klasik Hindistan görüntüsüne sahip olmayan, doğa harikası bu bölgeleri gezmekti.

Hindistan’ın bu uzak köşesi son zamanların yıldızı parlayan gezi noktalarından bir tanesi oldu. Bu bölgeye gelen yerli turist sayısı yılda milyona ulaşırken, yabancı turist sayısı çok fazla değil. Her yer yemyeşil ve Himalaya tepelerinden gelen türkuaz renkli sularla çevrili. 

adsiz

Aylar süren yazışmalar sonucu Hindistan’dan bir firmayı seçmeyi başardık. Firma, Nature Beyond adlı bir firma. Bu firmadan Pallab adlı birisi ile yine uzunca süren yazışmalar sonunda ortaya çıkan programımızı uygulamak için, 14 gezgin İstanbul Atatürk Havalimanında buluştuk. Hedefimiz THY ile Delhi’ye uçup, buradan Hindistan SpiceJet Airways’e ait bir iç hat uçuşu ile Batı Bengal’in Bagdogra adlı küçük bir yerleşim yerine ulaşmak.  Aslında ilk programımızda Darjeeling’e gidilmesine karar vermiştik. Ancak istediğimiz otellerde, istediğimiz tarihlerde yer bulamayınca ufak bir değişiklik yaptık ve önce Batı Bengal eyaletinin bir başka şehri olan Kalimpong’u, sonra da Sikkim eyaletinin Gangtok adlı şehrini gezmeye karar verdik. Gezinin son iki günü ise Darjeeling şehrinde geçireceğiz. Oradan Phuentsholing şehrine doğru araçlarla giderek Bhutan’a geçmeyi düşünüyoruz.

IMG_9530.JPG

Hindistan’ın bu bölgesini öyle elinizi kolunuzu sallayarak gezemiyorsunuz. Bu bölgeler için ILP denen bir başka vizeyi daha almak gerekiyor. Bu vizeyi İstanbul veya Ankara’daki Hindistan Büyükelçilik ya da Konsolosluğu aracılığı ile almak mümkün olmuyor. Yerinden, yani Hindistan’dan almanız lazım. Ücreti yok ama yanınızda fotoğraf götürmeniz gerekiyor.

20 Ekimde arkadaşlarla havalimanında buluştuk. Altı saat süren yolculuk sonrası Delhi’ye vardık. Vardık ama sabahın köründe vardık! Bagdogra’ya gidecek olan uçağımız saat 11:00 de uçacak. Bizi iç hat uçuşu için başka bir havalimanına götürecek olan yerel rehberle ise saat 08:00 buluşacağız. Zamanımızı havalimanı içindeki kafeterya da geçirdik.

img_9535

Sonunda saatler, önce yerel rehberle buluşacağımız zamana, sonra da iç hat uçuşunu yapacak olan zamana ilerledi. Saatinde kalkan bir uçakla ve 2 saatlik bir uçuşla Bagdogra’ya vardığımız da saat 13:00 bulmuştu. Yerel Hintli acente merkezi Siliguri’de olunca, bizi havaalanında şirket sahibi Pallab ve bize rehberlik edecek olan Mukund karşıladı. İnternetten aylardır yazıştığım ama yüzünü hiç görmediğim Pallab’a tur parası olarak kalan parayı ve Türkiye’den ısmarladığı şarabı vererek, grup için ayarlanan 4 adet Toyota Innova’lara dağıldık. Hindistan’ın trafiğine daha evvelki gezilerden alışığım; Trafikte karmaşa ve bol bol korna sesi var. İlk defa Hindistan’a gelen arkadaşlarımdaki yüz ifadesini görmek isterdim. Ancak arabalara 3-4 kişilik gruplar halinde dağılınca bu mümkün değil.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bagdogra’dan Kalimpong’a kadar yaklaşık olarak 80 km yolumuz var ama bu yolu tamamlamak için verilen süre 3 saat. Yol hayatımda gördüğüm en bozuk yol. Yakın zamanda yağan yağmurlar ve muson sonrasının da etkisi ile yollar delik deşik, yer yer çökmeler olmuş. Buldozerlerle tamir çalışmalarına denk gelip de bir de yolda bekleme işin içine girince bizim Kalimpong’a ve otelimiz olan Silver Oaks ‘a varışımız saat 19:00’ları buldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Hava karanlık olunca civar hakkında fikir verecek bir görüntü yok. Ama seyahat öncesi dersimi iyi çalıştım, buranın ve otelin muhteşem olduğunu biliyorum. Yine de önemsediğim tepki, arkadaşlarımın tepkisiydi. Yolda hepimiz perişan olduk ama herkes de bu seyahat hakkında beklenti büyük. Otelin karanlıkta bile büyüleyici güzelliği hepimizi etkiledi ve odalarımıza çıktık. Otel, eski bir koloniyal yerleşim yerinden otele çevrilmiş bir mekân. Bayılırım böyle yerlere. Bavulları atıp hemen yemeğe geçtik. Rehbere önceden otelin restoranında hazırlanmasını rica ettiğim momo adlı bizim mantı benzeri yemeği de tadan grubun keyfi iyice yerine geldi. KingFisher adlı biraları bir güzel içtik. Karnımız tok, sırtımız pek!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yolda gelirken tüm şehirde bir aktivite dikkatimizi çekmişti. Meğerse Durga Puja (Dashain) denen ve birkaç gün sürecek olan bir festival zamanına denk gelmişiz. Bhutan ziyaretimizi festival zamanına denk getirmiştik ama Nepal kökenli vatandaşların yoğun olduğu Batı Bengal’deki bu festivali düşünmemiştik. Yani biz istedik bir festival, denk geldi 2 festival…

IMG_9561.JPG

Puja bayram, kutlama demek. Tanrıça Durga, şeytana karşı bir zafer kazandığından, adına bu festival düzenleniyormuş. Festival birkaç gün sürecekmiş. Bir kötü haber ise, bazı resmi yerler kapalı olacakmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemekten hemen sonra sokaklara kendimizi atıp, nerede davul varsa, kalabalık varsa orada durup, yöre insanının yaşamına ortak olmaya çalıştık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Otele geri döndüğümüz saat, erken sayılabilecek bir saat olmasına rağmen, yol yorgunu olunca hemen odalara çekildik. Yarın öğlene kadar Kalimpong’u gezip, sonra da Gangtok şehrine gideceğiz.

IMG_9556.JPG

Bir gezinin ilk günü ve ona ait izlenimler çok önemlidir. İlkgün izlenim iyi olursa, gerisi de iyi olur diye bir inancım vardır. Yatağıma yatıp da ayaklarımın sızlaması biraz geçince, günün değerlendirmesini yaptım. Bence bugün iyi bir gün oldu. Güzel bir gezi grubum var ve hiçbir aksama olmadan otelimize geldik. Bir gezgin, ilk günden daha ne bekler ki?

Gezekalın ve Aydınlık kalın

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi 06.11.2012 Saat 00:37

Gözden geçirilmiş yeniden yayın tarihi 07.12.2016 Saat 21:05

Nepal-Bhutan Gezi Anıları- 6. Gün: Katmandu-Paro-Thimphu

IMG_0559

Saat 9:30 da kalkacağı söylenen özel uçağımıza binmek üzere Katmandu Havalimanına doğru saat 07:30 da yola çıktık.  Gümrük ve pasaport işlemleri sonrasında beklemeye başladık. Saat 09:30 oldu, 10:30 oldu henüz bir hareket yok. Sonunda bir görevli gelip saat 11:00 için uçağa bineceğimizi söyledi. “Galiba sahiden gidebileceğiz” diye düşünmeye başladım.

IMG_0249Bizi uçağa saat 11 de aldılar. Hatıra olsun diye uçağın önünde fotoğraf çektirmeyi ihmal etmedik. On beş dakika kadar da kalkış sıramızı bekledikten sonra havalandık. Katmandu’ya havadan bir bakış attıktan sonra heyecanla Himalayaları göreceğimiz dakikaları beklemeye başladık. IMG_0253

Uçak 18 kişilik ve Buddha Air’ e ait olan bir uçaktı. Uçakta sağlı sollu birer koltuk var. Herkes dışarıyı görüyor ama uçuş rotası yönünde sol tarafta oturanlar Himalayaları görecekler. Gerçi uçak bizim, isteyenler fotoğraf çekmekte zorlanmayacaklar. Günseli hanım en arkada sol taraftaki koltuğunu benle değiştirme inceliğini de gösterdi. Oh! Keyfim gıcır.. Haydi bakalım bana şimdi yüzünü gösterme de görelim Himalayalar!

IMG_0266-001

Bu arada bir ara verip biraz Himalayalar hakkında konuşalım;

Himalayalar, dünyanın en büyük ve en yüksek sıradağları. Asya’nın orta güney kısmında, doğu batı doğrultusunda uzanıyor. Dünyanın en yüksek zirvesi Everest (8850 mt)  Nepal ile Tibet (Çin) sınırında ama Nepal’e dahil durumda. Himalayalar, levha tektoniği kuramına göre, iki kıtasal levhanın yani Hindistan levhası ve Asya levhasının çarpışması sonucu oluşmuş ve bu oluşum halen devam etmekte.

IMG_0281-001

Pakistan, Hindistan, Çin, Nepal ve Bhutan’ dan geçen 2400 km uzunluğundaki Himalaya dağ zincirinin buzulları, Asya’nın 9 büyük nehrini besliyor. 1,3 milyar insan, bu suyollarına bağımlı olarak yaşıyor. Verilere göre Himalayalar da sıcaklıklar, son 30 yıl içinde on yılda bir 0,6 ile 0,15 derece artmakta ve sıcaklıkların artmaya devam etmesi halinde 50 yıla kadar buzul ve karların tamamen erimesi bekleniyor. Küresel ısınma burayı da etkiliyor.

Dünyanın en yüksek tepesi olan Everest’in diğer adları; “Sagarmatha” (Gökyüzünün Alnı anlamında), “Chomolangma veya Qomolangma” (Evrenin Anası anlamında).

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu zirveye 29 Mayıs 1953’de Yeni Zelandalı dağcı ve kaşif Sir Edmund Hillary ve Nepal’li şerpaTenzig Norgay ile birlikte ilk kez çıkıyorlar.

Himalayalar üzerindeki diğer meşhur tepeler ise;

-K2 (8,611 mt-Dünyada 2. en yüksek zirve-Pakistan),

-Kangchenjunga (8,586 mt, Dünyada 3. en yüksek zirve Hindistan-Nepal),

-Makalu (8,462 mt. Dünyada 5. en yüksek zirve-Nepal),

-Dhaulagiri (8,167 mt. Dünyada 7. en yüksek zirve-Nepal),

-Nanga Parbat (8,125 mt, Dünyada 9. en yüksek zirve-Pakistan),

-Annapurna (8,091 mt, Dünyada 10 zirve. en yüksek- Nepal)

IMG_0314-001

Himalayaların görüntüsü gerçekten muhteşem. Daha önce bana yüzünü göstermeyen ve iki kez sislerin altında kalan dağlar, sonunda tüm güzelliği ile gözlerimin önündeydi.  Bu arada hostes müjdeyi verdi:” Everest hemen solunuzda”. O andan itibaren uçakta herkes de bir heyecan oldu. Uçağın camları net görüntü almaya müsaade etmeyince, Günseli Hanım hostesten, kokpitten fotoğraf çekebilmemiz için pilottan izin rica ettiğimizin iletilmesini istedi. Hostes mırın kırın etse de, bu sefer öldürücü cümleyi söyledi;”ama uçakta belgesel çeken bir yolcumuz var”. Pilota bu durum iletilince bize izin verdi; Yuppy… Günseli hanımın “hallettim, gel” demesi ile fırladım arka sıralardaki yerimden ve kokpite girdim. Kokpitteki cam ile bizim cam arasında çok fark var; oranın camları pırıl pırıl. Bastım deklenjöre, sayısını bilmiyorum.

IMG_0323-001

IMG_0349Uçuş 1 saat 15 dakika sürdü. İlginç bir manevra ile Bhutan’daki tek havalimanının bulunduğu Paro şehrine doğru alçalmaya başladık. Bir ara dağlardaki evler uçağın üst hizasında kaldı. Rahat bir inişle Paro havalimanına indik. Paro havalimanı, benim Tayland’daki Koh Samui Adasındaki havalimanından sonra gördüğüm en şirin havalimanı. Havalimanında her yerde yeni evlenmiş ve biri erkek güzeli, diğeri kız güzeli olan kral ve kraliçenin fotoğrafları asılı. Kral ve Kraliçe 13 Ekim 2011 yılında evlenmişler. Bu son kral ülkedeki neredeyse tüm tabuları yıkıyor. Örneğin Kral ilk kez halkının arasında Kraliçeyi öpmüş ki, bu gazetelere müthiş bir olay olarak yansıdı. Evlenen Kral eskiden o kızın tüm kız kardeşleri ile de evlenmiş sayılırmış ki, bu kral onu da kaldırmış. Bunlar işin magazin kısmı ama bu Kral, bildik krallara pek benzemiyor. Adam krallıktan vazgeçip ülke parlamenter sisteme ve demokrasiye geçsin istiyor ama halk “hayır sen başımızda ol”diyor.

IMG_0357

Ülkede kralın başında olduğu ve şehirlerden doğrudan seçimle gelen insanların bulunduğu 50 ye yakın milletvekili ile parlamenter bir sistem var. Anayasa yapılmış. Ülkenin yasaları içinde bir madde var ki bayıldım; Ülke topraklarının %60’ından az ormanlık alanı olamaz. Ülkenin bugünkü ormanlık alanı ise %72’ye ulaşmış. Ülke insanlarının sayısı 700.000 ama  mutlular. Kralın sözler bakar mısınız;Gayrı Safi Milli Mutluluk, Gayri Safi milli hasıla dan daha önemlidir.. Ben bu adamın bu düşüncesine sahip insanları, ülkemin başında isterdim…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bhutan’lılar ülkelerine Bhutan demiyorlar. “Druk Yul” (kükreyen ejderhanın ülkesi) diyorlar. Bhutan kelimesi bir misyoner tarafından söylenmiş ve “Tibet (Bhotos) topraklarının sonu” anlamında.  Ülke toprakları 39.000 km2’lik bir alanı kaplıyor. Ülkenin %75’i Budist, %25’i Hindu inancına sahip. Her iki inançta kardeş kardeş bir arada yaşayıp gidiyor.

Ülke tarihi için önemli isimler var. Din adamı (Guru) Rimpoche ülkede Budizm’in kök salmasında önemli iken, 1616 yılında ülkedeki iç çatışmaları bitiren ve Bhutan Krallığını ilk kuran Namgyal diğer bir önemli kişi. Sonra gelen karışıklıklara son veren ve 1907 de krallığın başına geçen ise Ugyen Wangchuck. Ondan sonraki krallar Wangchuck ailesine ait. Son iki tanesi hala yaşıyor; Oğluna 52 yaşında tahtı devreden devrimci kral Jigme Singye Wanchuck ve şimdiki kral Jimge Khesar Wangchuck.  Rüya gibi bir törenle evlenen bu sonuncusu kral.

Havalimanından çıkıp, önce Paro’da Yue Ling Restuarant’da öğle yemeği yedik sonra da Drukyel Dzong adlı kale manastıra gittik. Dzong kelime anlamı olarak kale demek. Bu kalelerde hem dini idare ve hem de yönetimsel idare yan yana.IMG_0444

Drukyel Dzong, Paro şehrinden 15 km uzaklıkta. Burada aracımızı park ettiğimiz köyün meydanında hemen her evin duvarına iddialı çizimlerle penis resimleri çizilmiş. Bu resimlerin eve bereket ve uğur getirdiğine inanılıyor. Bazı evlerin çatı çıkıntılarında ise tahtadan penis heykelleri asılı. Bu resim ve heykellerin nazar ve şeytani güçlerden evleri koruduğuna inanılıyor. Günümüzde Bhutan şehirlerinde bu resimlerden utanç duyulduğundan, duvarlara çizimden kaçınılsa da kırsal alanlarda bu gelenek hala devam ediyor. Gerçekten bizde Bhutan da gezdiğimiz yerlerde ereksiyon halindeki erkeklik organı resimlerine ve asılı haldeki tahtadan heykellerine bolca rastladık. Aslında bu gelenek “Deli rahip” unvanlı, kadın ve şaraba düşkünlüğü ile bilinen 15-16. Yüzyıllarda yaşamış Drukpa Kunley’e dayanıyormuş. Bu rahip Budizm’i farklı yöntemlerle öğretirmiş. Onun manastırının duvarında başlamış bu adet ve yayılmış. Bir diğer yaklaşım ise bu adetin ondan ve Budizm den de önceki Şamanist bir dinin etkisi ile hep var olduğu şeklinde.

IMG_0487

Biz bu kısa köy gezisi sonrası Drukyel Dzong kalesine doğru yola çıktık. Kısa bir tırmanıştan sonra kaleye geldik. 16. Yüzyılda Tibet’lilere karşı zafer sonrası inşa edilen kale 1 ay önceki depremden zarar görmüş. Bu sırada 1 kişi düşen taş nedeni ile öldüğünden İçeriye ziyaret ise yasakmış, giremedik.

Daha sonra köye geri döndük. Köyün çeşmesi başında su ile oynayan çocukları görünce “fotoğraflarım gelmiş”  deyip koşturdum o yöne doğru. Ama ne pozlar verdiler bir bilseniz!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra aracımıza binip Paro ya doğru hareket ettik. Yol üzerinde Amankora adlı bir resort otele girip, çok güzel bir ortamda bitkisel çaylarımızı içtik.

Bundan sonra ise 50 km kadar ötede olan ve konaklayacağımız Thimphu şehrine doğru yola düştük. Hava karardı sayılır, yorulduk. İki saat kadar sonra Bhutan’ın başkenti Thimphu şehrine geldik.

Hava karardı ama bu saatte de otele gitmek istemiyoruz. Thimphu şehrinin gecesini bir yaşayalım bakalım deyip, şehre daldık. Bir saat kadar şehirde oyalanıp sonra otellerimize doğru yola düştük..

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu gecelik bir kısmımız başka, bir diğer grubumuzda başka bir otelde kalacağız. “Olsun! dert değil dedim” kendi kendime. Bhutan’a geldik ya.

Önce arkadaşları Jamba Jang resort adlı otellerine bıraktık sonra da bizim otelimiz olan Namgay Heritage Hotel e gittik. Diğer tarafı bilmem ama bizim kaldığımız otel acayip güzeldi..

Bir günü daha bitirdik. Zamanı hızla tüketiyoruz. Ne de çabuk geçer sayılı günler!

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi 24.11.2011 saat 00:26

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi 02.04.2015 Saat 01.06

Bhutan lokal biralarından örnekler

Bhutan lokal biralarından örnekler