• Arşivler

  • Diğer 532 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 380.181 ziyaretçi
  • Ocak 2026
    P S Ç P C C P
     1234
    567891011
    12131415161718
    19202122232425
    262728293031  

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Tiger Nest-Paro

IMG_3252.JPG

29.10.2012 tarihli gezi yazısıdır.

img_3107Sabah kahvaltı sonrası heyecanla beklediğimiz akiviteyi gerçekleştirmek üzere yola koyulduk. Hedefimiz Bhutan’ın en önemli yerlerinden olan Tiger Nest‘i (Kaplan Yuvası) ziyaret etmek. Peru dendiği zaman akla nasıl Machu Picchu, ya da Kamboçya denince Ankor Watt geliyorsa, Bhutan denince de Tiger Nest geliyor.

Bu ünlü tapınak Paro şehrinin 10 kilometre kuzeyinde bulunuyor. Taktsang Tapınağı ya da daha çok bilinen ismi ile Tiger Nest (Kaplan Yuvası) Paro Vadisinde 900 metre yüksekte (toplam da 3000 metre rakımda) dağda bir yarığa kurulmuş bulunuyor.

IMG_2945.JPG

Efsanesi bol Bhutan’da bu konuda da bir efsane var; Buna göre Budizmin Bhutan’da yayılmasında önemli rol oynamış olan Hintli Guru Rinpoche şimdiki manastırın bulunduğu yerdeki mağaraya, bir dişi kaplan formuna dönüşen Prenses Yeshe Tsogyal sırtında uçarak geliyor ve mağarada 3 ay boyunca meditasyon yapıyor. Rivayete göre bu olaylar 8. yüzyılda gerçekleşmiş. Ancak bir kompleks olarak manastırın inşası 1692 yılında yapılıyor. Bu yapı 1958 ve 1998’de iki tane büyük yangın geçirmiş.

IMG_2947.JPG

Tiger Nest’e çıkmak için ya katırlara  binmeniz ya da yürüyerek tırmanmanız gerekiyor. Geçen sene katırlarla çıkmıştık. Bu sene ise önce katırlarla çıkmak fikrimiz vardı. Ancak bay Karma bizi yürüyerek çıkma konusunda ikna etti. Arabamızı park ettiğimiz yerden tepeye kadar 1,5 km yolumuz var. Mesafe kısa gözüküyor ancak 2000 metreden 3000 metreye çıkmak gerekiyor. “Dura dinlene çıkarız” dedik. Sonuçta bizi kovalayan yok ya!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tiger Nest’e daracık ve çam ağaçları ile kaplı yoldan  bir patika yoldan çıkıyorsunuz. Aşağıda Paro Vadisi ve pirinç tarlaları, yukarıda ise Tiger Nest’in doyumsuz güzelliği. Otelden ayrılmadan önce aldığım sopaları baton olarak kullanıp, onlardan destek alarak yola düştük. Sabahın erken saatlerinde aşırı bir sıcak yok ama yokuş dik olunca terledik tabii ki. Yaklaşık bir saatlik bir tırmanma sonucunda ilk durak yeri olan düzlüğe geldik. Burada bir kafeterya var. Orada çay-kahve molası verdik.  Tiger Nest tam karşımızda tüm heybeti ile duruyor. Kahvelerimizi yudumlarken, bir yandan da fotoğraflarımızı çekiyoruz. Burada daha sonra öğle yemeğimizi de yiyeceğiz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tekrar yola düştük. Bu sefer de 1 saat civarında bir yola yaparak 2. dinlenme yerine geldik. Katırlarla gelseniz de en son varış noktası burası. Buradan sonrası herkes için yürüyüş demek. İnişli çıkışlı olmak üzere 400’e yakın merdiveni yürümeniz gerekiyor. Ama önce merdivenlerin başında durup manzaranın keyfini çıkarıyorsunuz.

IMG_3050.JPG

Merdivenlerin inişli kısmının bitiminde bir şelale var. Bu şelale 60 metre yükseklikten akıyor. Daha sonra ise merdivenlerle çıkış başlıyor. Tapınaklara varınca bir polis kontrol noktası var. Burada makine ve çantaları bırakmanız gerekiyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tiger Nest içinde 3 tane tapınak var. Bunlardan bir tanesinde Buddha heykeli var. Bir diğerinde ise Guru Rinpoche nin büstü var. Söylence o ki bu tapınakta Guru Rinpoche’nin meditasyon yaparken sırt izi kayaya çıkmış. En önemli olan tapınakta ise Guru Rinpoche nin meditasyon yaptığı mağara var. Burası her zaman açık olmuyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tiger Nest epey bir soğuk oluyor. Merdiven in-çık derken, terli halde buraları gezerken üşüyorsunuz. O nedenle yanınızda üşümemek için bir şeyler bulundurun. Tiger Nest tam da beklediğimiz gibiydi. Gizemli, mistik ve doğal bir güzellik var orada.

IMG_3125.JPG

Daha sonra dönüşe geçtik ve öğle yemeğimizi yemek için kafeteryaya oturduk. Güneşin dolayısı ile ışığın pozisyonu değiştiğinden Tiger Nest bu saatlerde daha da güzel fotoğraflar verdi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemek sonrası dönüş yoluna geçtik. Çıkışa göre daha kısa sürede aşağıya indik ama arabamıza gidene kadar yol boyu satış için kurulan tezgahların hemen hepsini ziyaret edince, neredeyse saat 17:00 arabamızda olduk. Herhalde en erken çıkan ama en geç dönen grup olmuşuzdur.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Paro’ya dönünce artık klasikleşmiş olan alışveriş eylemine geçtik. Bizim Sonam bu kadar alışveriş seven bir grup görmemiş olsa gerek. O da artık iyice bizden oldu. Bir iki kelime Türkçe öğrendi. Ona öğrettiğim ilk kelime “haydi” oldu. Grubu alışverişten toparlasın diye öğrettim.

IMG_3308.JPG

Yarın bizim için çok zor bir gün olacak. Normalde uçakla gideceğimiz 12 saatlik yolu araba ile gitmek zorunda kaldık. Hava alanını temmuz ayında sel götürdü ve tamir etmeyi bizim bilet günümüze kadar başaramadılar. Yapacak bir şey yok, yarın çok zor bir gün olacak. Allahtan yol güzel ve arkadaşlarla muhabbet muhteşem. Dura kalka gideceğiz artık…

Gezekalın ve Aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tariihi: 19.11.2012 Saat 22:42

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi: 05.01.2017 Saat 22:00

IMG_3051.JPG

 

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Paro

IMG_2557.JPG

28.10.2012 tarihli gezi yazısıdır

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sabah kahvaltı öncesi yürüyüşüme çıktığımda, dün geceden tahmin ettiğim gibi, kaldığımız otelin Paro Vadisine hakim bir tepede olduğunu gördüm. Günün ilk fotoğrafları, Paro Vadisine ait oldu. Bu otelde bir gece daha konaklama yapacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Güzel bir kahvaltı yaptık. Kahvaltımızın güzelliğinin bir nedeni de ekiptekilerin küçük porsiyonlar halinde beraberlerinde getirdikleri peynirler.. Hatta ekip işi abartmış, Bhutan’a Erzurum tulum peyniri bile getirmiş. Lojistik sağlam yani!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltıdan sonra Paro gezimiz için yollara düştük. İlk durak Dungtse Lhakhang Tapınağı oldu. Bu tapınak kendi alanında tek olma özelliği taşıyor; Bir Stupa (Chorten) tarzında inşa edilmiş olan tek tapınak. 1433 yılında artık tanıdığımız bir isim olan demir köprü ustası Thangtong Gyalpo tarafından yapılmış. Gyalpo Usta bu yapıyı üç katlı olarak yapmış ve en üst kat zincirle tutturulmuş. Yani Usta, burada da zinciri kullanmış. Efsaneler ülkesinde bu tapınak üstüne de bir efsane var tabii ki; Söylence odur ki bu tapınak, şehir halkına hastalık saçan bir iblisin başı üstüne inşa edilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İçerisi karanlık sayılır. Onun için burayı ziyaret edecekler yanlarında fener getirseler iyi olur. En üst kata kadar çıkabiliyorsunuz. İçeride Guru Rimpoche ve Buddha ya ait küçük heykeller var. Gezilmesi mutlaka gerekli olan yerlerden bir tanesi.

IMG_2658.JPG

Rinpung Dzong, Paro şehrinin kale-manastırı. Tibet Budizminin Kagyu okulunun bir dalı olan ve bazen “Kırmızı Başlıklılar” diye çağrılan Drukpa Kargyu Okulu Manastırı bu kale içinde yer alırken, ayrıca Paro Şehrinin idari kadrosunun ofisleri de burada bulunuyor. Bir sonraki gezi durağımız burası oldu. Uzaktan çok heybetli bir yer olarak gözüküyor. Kale gibi kale yani.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buraya 16. Yüzyılda önce bir tapınak yapılmış, arkasından 5 katlı bir Dzong inşa edilmiş. 17. yüzyılda ise Bhutanı birleştiren Shabdrung Ngawang Namgyal’e onun otoritesinin tanındığını göstermek için bu Dzong teslim edilmiş. 1644’de burayı yıkan Namgyal, yerine 1646 bugünkü Dzong’u inşa ettirmiş. Kalenin yapımında toprak yerine taş kullandığı için adını da  “Taş Yığını Kale-Manastır” anlamında  Rinpung Dzong koymuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

1907 yılında kale büyük bir yangında yanıp kül olmuş. 1993 Çevrilen Little Buddha “Küçük Buda” adlı filmin bazı sahneleri burada çekilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Biz aracımızla üstten Rinpung Dzong’a girip gezdik. Çok etkileyiciydi. Sonra da aşağıya doğru yürüyerek, nefis bir kapalı köprüden geçip, aracımıza oradan bindik. Beni en çok etkileyen yerlerden bir tanesi de burası oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan öğle saatlerini bulduk. Öğle yemeği için Paro’ya döndük ama öğle öncesi bir tapınak daha gezeceğiz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Şehir merkezinde, dükkanların dibinde durunca bizimkilerin alışveriş krizi tuttu. Aslında bir özel tapınak gezecektik. “Nasılsa burada kimse kaybolamaz”  diye düşünüp grubu ikiye böldük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

“Tapınak gezisine gelenler el kaldırsın” dediğimizde çok az el kalkınca azıcık bozulsam da, bu iş için de grubu sıkmaya gerek yok dedik ve azınlık Pena Village Tapınağını gezmeye, çoğunlukta alışverişe ayrıldı. Grup yemekte tekrar birleşecek. Bu küçük tapınak aslında gerekli miydi? Bilmiyorum. Aklımda özel bir tapınak olduğu ve bahçesindeki güzel kedi kalmış, o kadar…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemekten sonra çok önemli bir tapınağa gittik; Kyichu Lhakhang.  Bu tapınak Bhutan’daki en eski tapınak. 7. yüzyılda Tibet İmparatoru Songsten Gampo tarafından bir gecede yapılan 108 tapınaktan bir tanesi olduğu düşünülüyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Söylenceye göre bir iblisi etkisiz hale getirmek için Tibet ve Bhutan’ı içine alan bir kara parçası üzerine 108 tane tapınak inşa ediliyor. Bu tapınaklar uyku halindeki iblisin bir parçası üzerine gelecek şekilde inşa edilmişler. İşte Kyichu Tapınağı da iblisin bacaklarından bir tanesini hapsedecek bir yere inşa edilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

8. yüzyılda Guru Rinpoche bu tapınağı ziyaret ediyor ve birçok ruhani hazineyi burada bırakıyor. 1644’de tapınak Shabdrung Ngawang Namgyal tarafından alınıyor ve 1836’dan 1838’e kadar yeniden elden geçiriliyor. Yıllar içinde buraya ilaveler yapılıyor. Avlusu içinde bulunan iki tane portakal ağacının tüm yıl boyu meyve verdiğine inanılıyor. Benim ziyaret ettiğim iki yılda da üzerinde meyve vardı. Kim bilir belki gerçekten öyledir. Geçen sene ziyaret ettiğimiz bir tapınak bölümünü, bu sene göremedik. Bu sene içinde bir yangında, bir bölüm kül olup gitmiş. Bir sene gördüğünüzü, bir başka sene göremiyorsunuz. Ne yazık!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu önemli tapınak gezisi sonrasında Drukyel Köyü ve Drukyel Dzong‘unu ziyaret etmek için aracımıza bindik. Sonam’dan aracı Amankor Hotel denen bir yere götürmesi için ricada bulundum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burası geçen seneki ziyaretimizi birlikte yaptığımız Etix Turun organizasyonunda, Günseli hanım ve sevgili oğlu Barış beyin tavsiyesi ile keşfettiğimiz bir yer. Burada oturup, bir bitki çayı içmiştik ve hepimiz çok beğenmiştik. Geceliği 1500 USD olan ve Bhutan gibi dünyanın başka ülkelerinde de  otelleri olan bu grubun otelinde kalma imkanımız yoktu ama bir çay içmeyi de ihmal etmedik. Çay salonundan manzara müthiş. Geçen sene içtiğimiz yaseminli bitki çayı bu sene yokmuş. Ama bir bitki çayı sipariş ettik ve içtik. Sonra da bahçeye çıkıp, muhteşem dağ manzarası eşliğinde, hemen otelin yakınındaki dereye kadar yürüyüş yaptık. Çok iyi bir mola vermiş olduk. Herkes sevdi.

IMG_2779.JPG

Bugünün dışarıdaki son aktivitesi ise Drukyel Köyü ve Dzong’unu gezmek oldu. Paro’nun 15 km kadar dışında olan bu kale-manastır, 1644’de Tibetlilere karşı zafer kazanmış olan  Shabdrung Ngawang Namgyal tarafından 1647’de yapılmış. 1952’de yangında önemli bir bölümü tahrip olmuş. Ziyarete açık değil.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buradaki Drukyel Köyü çok ilginç. Hem özgün bir Bhutan köyünü ve insanlarının yaşam biçimini görebiliyorsunuz ve hem de evlerin dışlarındaki boyamalar çok ilginç. Bhutan’da bazı evlerin dış duvarlarında üretkenliğin, bereketin sembolü olarak fallus resimleri çizilmiş. Bazı evlerin damlarından ise tahtadan fallus sembolleri sarkıyor. Paro gezisi bu köy olmadan eksik kalır.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Paro şehrine doğru dönüşe geçtik. Güneşin dağların ardında kaybolmadan hemen önceki anlarında, tatlı bir kızıllığın, yarın tırmanacağımız Tiger Nest’in üzerine düşmüş olduğunu görünce aracımızı durdurduk. Fotoğraflarımızı aldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Paro şehrinde bir alışveriş molası daha verildi. Daha sonra ise otelimize döndük. Aktivitelerimiz yemek sonrası da devam etti. Ben program şekillenirken, Bhutan geleneksel müzik ve dansları ile bir Bhutan gecesi yapmak mümkün mü diye sormuş ve ısrarcı olmuştum. Bu gösterilerin toplumların yaşam biçimleri hakkında önemli ipuçları verdiğini düşünüyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Vajru Guru firma sahibi Dr Karma bu gösteriyi bizim için ayarladı. Bu gece otelin salonunda, sadece bizim gruba özel bir gösterİ yapıldı. Yöresine göre değiştirilen kıyafetlerle şarkılar söylendi, oyunlar oynandı. Bizim geleneklerdeki meddah benzeri ancak maskeli bir oyuncu, tüm gösteriyi yönetti. Bu maskeli oyuncu gösterilerin olmazsa olmazı imiş. Şarkılar oyunlar arasında boşlukları dolduruyor, seyirci ile etkileşime geçiyor. Bu oyuncunun bir özelliği de oynanan tüm oyunları bilmesi, tüm şarkıları söyleyebilmesi imiş. Bazılarımız sıkılsa da, ben çok sevdim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Evet Sanal Gezgin arkadaşlarım… Bir gün daha bitti. Günün sonu malum, uyku.. Paro şehrinin  ve bu Olathang Resort Hotelin benim için bir anlamı daha var. Siz güzel dostlarla paylaşayım; Yakın zamanda hakkın raahmetine kavuşmuş olan babacığım bu otelde rüyama girdi. Ölümünden beri, neredeyse hemen her gece, “rüyama girse” dileği ile yattığım babacığımı, o gece rüyamda gördüm. Bir güzel sarıldık birbirimize, hasret giderdik. O gece uyanıp, yatağın ortasında oturup, hıçkıra hıçkıra ağladım. Bu satırları yazarken bile içimi bir sıcaklık kapladı.

Yarın Paro’da Tiger Nest gezimiz var..

Gezekalın ve Aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 16.11.2012 Saat 10:44

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi: 04.01.2017 Saat 22:33

IMG_2593.JPG

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Thimphu-Paro

IMG_1964.JPG

27.10.2012 tarihli gezi yazısıdır..

Bhutan’ın en büyük yerleşim merkezi ve başkenti olan Thimphu, deniz yüzeyinden yaklaşık 2.000 metre yükseklikte. 1952’de daha önceki başkent Punakha’nın yerine hükumet merkezi ilan edilmiş. Bu tarihten sonra, 17.yy’da inşa edilen Trashi Chhoe Dzong (Dzong kale-manastır anlamında) adlı tapınak, resmi daireleri içine alacak biçimde genişletilmiş ve krallığın yönetimi buraya taşınmış.

img_1326

Thimphu’nun bir diğer özelliği Asya’da trafik lambası olmayan tek başkent olması. Önceleri yol ortasında bulunan trafik polisi kulübeleri içindeki polisler,trafiği el-kol hareketleri ile yönetiyorlarmış. Bu polislerin trafik yönetimi estetik olarak o kadar güzel olmuş ki, zamanla seyrine doyum olmayan bir gösteri haline dönüşmüş. Bir dönem trafik lambaları dikilmiş ve bu polis kulübeleri de sökülmüş. Ancak trafik polislerinin gösterilerini özleyen halk Kraldan bu lambaların sökülmesini ve eski sisteme dönülmesini talep etmiş. Biz de dün öğle yemeği için gittiğimiz restorana girmeden önce, yol ortasındaki kulübesinden trafiği yöneten polisin bu gösterisine şahit olmuştuk. Eller sanki bir balerin estetiği ile çalıştırılıyor.

img_1519-001

Kahvaltı sonrası bagajları yeniden minibüsün tepesine yerleştirdiler. Zavallı Sirin ve Sonam! 8 gün boyunca bu işi her gün yapmak zorunda kaldılar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Thimphu içinde dünden kalan bazı yerleri öğlene kadar ziyaret edeceğiz. Öğle yemeğini Thimphu’da yedikten sonra heyecanla beklediğim okçuluk müsabakalarını izlemeye gideceğiz. Daha sonra ise Paro’ya doğru yola çıkacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bugün ilk durağımız Dechen Phodrang adlı bir manastır olacak. Kelime anlamı olarak “Büyük Mutluluk Sarayı” anlamındaki bu manastır, aslında orijinal Trashi Chhoe Dzong. 1216 Yılında Lama Gyalwa Lhanangpa, Dechen Phodrang Manastırının bulunduğu yere Dho-Ngen Dzong (Mavi Taş Manastırı) adlı bir manastır inşa ettiriyor. 1641 Zhabdrung Namgyal bu kaleyi ele geçiriyor ve ona Trashi Chhoe Dzong (Mutlu Din Kale-Manastırı) adını koyuyor. Ancak bu kale manastır mekan olarak yetmeyince bugünkü kale manastır (Trashi Chhoe Dzong) inşa edilmiş ve burası da sadece rahiplerin hizmetine verilmiş. 1971 yılında bu manastır 8 yıllık eğitimlerini almak üzere acemi rahipler için bir okul haline dönüştürülmüş. Bugün içinde 450’ye yakın çocuk yaşta rahip adayı ve bunların eğitiminden sorumlu 15-20 kadar eğitmen var. Üst katlardaki 12. Yüzyıldan kalma boyamalar nedeni ile UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesi için gözlem altında olan bir yer.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buradaki çocukların eğitimlerini bilmem ama çocukluklarını sonuna kadar yaşadıklarına kısa dönemde de olsa şahit olduk. Bir yanda misket oynayan çocuklar, bir yanda koşturan çocuklar ile bu okul, sanki panayır yeri gibi. Görüntüyü bozmayan bir başka şey de, çocukların tek tip giydikleri kırmızı turuncu renkli giysiler. Sevdik burayı ve çok güzel fotoğraflar çektik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_1591.JPG

Bir sonraki ziyaret yerimiz ise Trashi Chhoe Dzong oldu. Wang Chhu (Chhu, nehir demek yani Wang Nehri) Batısında, şehrin kuzeyindeki bu kale manastır, Bhutan’daki en büyük kale-manastırlardan (Dzong) bir tanesi. Dört bir yanda 3 katlı kuleler var. Kuleler dışında tamamı 2 katlı olan bu dev yapının bir kısmında Krala, İç işleri ve Maliye Bakanlarına ait ofisler yanında, ruhban sınıfına ait ofislere ve Manastırlar var. Burası Büyük Ruhban sınıfının (Dratshang) Yazlık Sarayı ve bu sarayın avlusu her yıl Tshechu Festivalinin yapıldığı yer.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Trashi Chhoe Dzong’a doğru dış avluda yürürken uyarılıyoruz;”Sağda Kralın Sarayı ve Parlemento Binası var. Fotoğraf çekmek yasak”.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saraya girerken sizi dört yönün koruyucu tanrılarının oymaları, hiddetli görüntüsü ile sarayı kötülüklerden koruyan ilahlar Chana Dorje ve Hayagriva oymaları, Bhutan’ın sevilen efsanesi olan ve gövdeyi simgeleyen fil, aklı simgeleyen maymun, duyguları simgeleyen tavşan ve ruhu simgeleyen tavus kuşundan oluşan 4 arkadaş öyküsünün çizimleri karşılıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Geniş avluya girdiğimizde derin bir sessizlik vardı. Sessizliği sadece güvercinlerin kanat sesleri bozuyordu. Sağda ve solda birer manastır var ve ortadaki 5 katlı merkez kule (Utse) bu iki yapıyı birbirinden ayırıyor. Dua çarkları ise tüm avlu boyunca duvarlarda bulunuyor.

Burası, 1866 da ilki olmak üzere, üç defa yangın geçiriyor. Ortadaki 5 katlı merkez kule 1897 depreminde yıkılıyor ve 1902’de tekrar inşa ediliyor. Thimphu’nun başkent olmasına 1962 ‘de karar alınınca Kral Jigme Dorji Wangchuck bir plan dahilinde kale-manastırda tadilat ve ilavelere başlıyor. Bir tek ortadaki merkez kuleye ve yeni tapınağa (Lhakhang Sarpa) hiç dokunulmuyor. Tabii ki geleneksel tarzda yenileştirmeler yapılıyor; Yani yazılı plan olmaksızın ve çivi kullanılmaksızın!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_1651.JPG

Dzong gezisi sonrası bu kez el yapımı kağıt üretim merkezine doğru yol aldık. Kağıt deyip geçmemek lazım. Her aşaması zahmetli ve göz nuru gerektiriyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğle yemeğimizi Changlimithang Stadyumu karşısında bir yerde yedik. Bu stadyum 1885 yılında kazanılan bir savaşın bulunduğu alana 1974 yılında kurulmuş. Futbol müsabakaları ve okçuluk yarışmaları düzenlenen çok amaçlı bir stadyum. Okçuluk Bhutan’da hemen her yerde rastlayabileceğiniz bir aktivite.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Rehberimiz Sonam bizi yemekten sonra bu stadyumun hemen yanı başında bulunan bir alana götürdü. Bhutan’da Okçuluk müsabakalarını izlemek kadar zevk aldığım bir aktivite olmadı diyebilirim. Bhutan’da 145 metre uzaktaki hedeflere atış yapılıyor. Her iki tarafta hedef tahtası var. Hedefe doğru atış yapılan yerde, atış yapmayanların arkasına saklandıkları bir duvar var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ok atan hedefi eğer vurursa, atış yapılan yerdekiler nereden vurduğunu söylüyorlar ve danslar eşliğinde kısa bir kutlama yapılıyor. Hedefi vuran da, vurduğu hedefin rengine göre bir kuşak alıp, beline takıyor. Örneğin hedef tahtasındaki en merkezi alan kırmızı vurulmuş ise kırmızı, sonraki daha büyük sarı alan vurulmuş ise sarı renk kuşak takılıyor. Böylece siz müsabakadakilerin ne kadar usta olduğunu anlayabiliyorsunuz. Muhteşem bir deneyimdi. Bizlerde ok atmak istedik ve daha program aşamasında bu aktivite konmuştu. Ancak oklarımız ve bambu yaylarımız arabamızda gezdiğimiz halde bir fırsat bulup da denemesini yapamadık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_2345.JPG

Thimphu içindeki son gezi yerimiz ise Semtokha (Simtokha) Dzong. Burası Thimphu’dan yaklaşık olarak 5 km dışarıda ve 1629 yılında Bhutan’daki tüm derebeylerini birleştiren Zhabdrung Ngawang Namgyal tarafından inşa edilen ilk kale-manastır olma özelliğini taşıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Semtokha Dzong, Trashi Chhoe Dzong’dan sonra pek bir küçük kaldı ama buranın da tarihsel önemi var. Burada da bol bol Budist Rahip adaylarının fotoğraflarını çektik. Bu arada söylemeliyim ki Bhutan’lılar kadar kibar insanlar az bulunur. Çoğunlukla izin istedik ama izin almadan da fotoğraf çekimi konusunda sorun çıkmadı. İzin isterseniz en güzel halleri ile fotoğraf çektiriyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_2398.JPG

Sonunda bu güzel şehirden ayrılma ve gecelemeyi yapacağımız Paro Şehrine doğru yola çıkma zamanı geldi. Thimphu-Paro arası 1,5 saat kadar sürüyor. Biz yol üstünde 14. Yüzyıl Budist tapınağını ziyaret edeceğiz. Bu özel tapınak asıl ziyaret etmek istediğimiz yer değil. Bizim asıl niyetimiz Thangtong Gyalpo adlı bir ünlü demirci ustası, mimar ve düşünürün yaptığı ve Pa Chhu nehri üzerine kurulu demir köprüyü ziyaret etmek. Zamanında bu ülkede, bu ustanın yaptığı çok sayıda demir köprü varmış. Ancak şimdilerde Gyalpo Ustaya ait köprülerden sadece bu köprü ve bu köprünün de sadece birkaç demir halkası ayakta kalabilmiş. Buradaki özel tapınak, zamanında Gyalpo usta ve ailesine ve şimdilerde ise onun kuşaklar sonraki akrabalarına aitmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Köprüye vardığımız zaman hava kararmaya başlamış, güneş yerini dolunay hali ile aya bırakmaya başlamıştı. Altımızda akan türkuaz renkli nehir üzerine kurulu, yan korkuluklarına da renkli dua bayrakları asılı köprü üstünde bir ileri, bir geri gidip geldik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ben geçen sene Paro şehrini, Thimphu şehrinden daha sıcak ve sevimli bulmuştum. Paro’ya girer girmez eski bir dosta kavuşmanın heyecanını yaşadım. Bu şehirde hediyelik eşya dükkanları, bir uzun cadde üzerinde sağlı sollu sıralanmış durumda ve tek cadde var. Toplanması-buluşması kolay olduğundan alışveriş için bir saatlik bir zaman ayarladık. Grup ne zamandır alışveriş yapmadığından onların bu açlığını doyurmak lazım. Buluşma yeri ve saati verip dağıldık. Grubun bir anda çil yavrusu gibi dağıldığını gördüm. En vefakar takipçim eşim bile bir dükkana beni bırakıp dalınca “Eh! Haydi Bismillah” deyip ben de daldım alışverişe…

Alışveriş bitince tekrar minibüste toplandık. Bu sefer otele gidiyoruz. Otelimizin ismi Olathang Hotel. Burası Krallardan bir tanesi taç giyeceği zaman, dışarıdan gelecek devlet büyükleri için yapılmış bir resort otel. Evler klasik Bhutan tarzında yapılmışlar. Birbirlerinden bağımsız evler şeklindeler. Çok büyük bir alanda kurulmuş. Yeşillikler içinde bir otel ve sabaha çok güzel bir Paro manzarasına da uyanacağımıza emindim. Ekip bu oteli de sevdi. Akşam yemeğimizi yedik, biraz muhabbet sonrası odalarımıza çekildik.

Yarın tüm gün Paro şehrindeyiz…

Gezekalın ve Aydınlık kalın

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 14.11.2012 Saat 22:40

Gözden geçirilmiş yeniden yayın tarihi: 03.01.2017 Saat 22:05

 IMG_2360.JPG

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk-Gedu-Thimphu

IMG_1340.JPG

26.10.2012 tarihli Bhutan gezisinin yazısıdır

Yapmış olduğumuz yurt dışı gezilerde pek çok ülkeyi çok beğenmişizdir. Ancak hiçbirisine de “Yeniden gidelim” dememişizdir. Çünkü biliriz ki gezilecek pek çok yer var ama para az, zaman az! Kaynakları idareli kullanmak lazım. Bununla birlikte Bhutan, “Gidilen bir ülkeye, bir daha gitmeme” yönündeki yaklaşımımızı değiştiren tek ülke oldu. 2011 yılında-daha kısa süre ile de olsa- gittiğimiz Bhutan’a, 2012  yılında tekrar gittik. Yine sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim; İyi ki de gitmişiz.

map_of_bhutan.jpgBhutan’lı rehberimiz Sonam biz yemeklerimizi yerken sınırdaki evrak işlerimizi halletti. Bhutan’daki yerel acentemiz olan Vajra Guru Spiritual Tours (http://www.bhutanspiritual.com/). Bu belgede hangi bölgeleri gezeceğimiz de yazıyordu. Bu bölgelere girdikçe yetkililerden onay almanız gerekiyor.

Sınırdaki formaliteleri ve akşam yemeği işimizi hallettikten sonra konaklama yapacağımız yer olan Gedu Kasabasına doğru yola düştük. Program yapılırken aslında öğle saatleri, yani 14:00 civarı, Bhutan sınırında işimizi halletmiş olup, buradan doğrudan doğruya Thimphu’ya devam edecektik. Hindistan’daki festival dolayısı ile Toy Train aktivitesi son güne kalınca biz de sınıra ancak 16:30 gibi vardık. Bunu tura birkaç hafta kalınca öngörünce, Thimphu’ya doğru olan 6 saatlik yolculuğu, gecenin o kör karanlığında göze alamadık. Bana kalsa biz yola devam ediyorduk ancak tur sahibi Karma tavsiye etmeyince vazgeçtik. Ertesi gün yolları görünce iyi ki devam etmemişiz dedim.

adsız.JPG

Gedu sınırdan itibaren 2 saatlik mesafede olan bir yerleşim yeri ve burada kalabileceğimiz tek yer Gedu Üniversitesinin misafirhanesi. Burasının ne halde olduğu konusunda tur şirketinin de bir bilgisi yoktu. Bhutan’a gitmeden önce Karma’dan orayı araştırmasını rica etmiştim. Tur sahibi Karma’da bir arkadaşı aracılığı ile araştırttığını ve arkadaşının uygun bulduğunu yazmıştı. Bunun üzerine konuyu arkadaşların da onayına sunduktan sonra gecelemeyi orada yapmaya karar verdik. Gerçi kabul etmeyip de ne yapacaktık ki? Phuentsholing’de güzel oteller vardı ama Gedu’da, Thimphu’ya yolu 2 saatte olsa kısaltacaktık. Ertesi gün Thimphu’da program vardı ve ona yetişmek kolay olacaktı. Bir de işin Bhutanlı üniversite öğrencileri ile temas etme boyutu vardı ki, bu şans da yabana atılır gibi değildi.

IMG_1194.JPG

Gedu’ya vardığımızda saat 21:00 olmuştu. Birilerini bulmak bile 15 dakikamızı aldı ama bizi bekledikleri belliydi. Bay Karma’nın öğretmen olan arkadaşı da bizi karşıladı. En azından niyet olarak çok iyilerdi. Yeni battaniyeler ve yastıklar açıldı. Ancak misafirhane daha çok öğrenciye yönelik olunca sıkıntılar baş gösterdi. Bize 7 tane oda lazım olup, bir de 5 odada tekli yatak beklentimiz olunca problem yaşadık. Tek yataklara battaniye de yetmedi.

IMG_1192.JPG

Sabahleyin kahvaltı için saat 06:30 da, kahvaltı salonunda toplanan grubun hali çok trajikti.Yani uzun lafın kısası; Hindistan’ın o lüks otellerini yaşayan, yataklarının içine sıcak su termosları bırakılan grup üyelerinin yüzlerinden düşen bin parçaydı. Biz de üşüdük ama hiç olmazsa odasında ısıtıcı olan birkaç odadan birindeydik. Bizim odada biz donduysak, ısıtıcı ya da yeterli battaniyesi olmayanların bu tepkileri çok çok hafifti. Benim sevgili arkadaşlarım ben üzülmeyeyim diye seslerini çıkartmadılar. Burası hakkında benim de bir bilgim yoktu ama bu kadar da kötü olacağını bilseydim başka çareler düşünürdüm. 

IMG_1190.JPG

Bu arada grubumuzun en genç gezgini olan 12 yaşındaki Zeynep’i,  kutuplara gidermiş gibi giyinik ama o halde bile soğuktan kızarık burnu ile görünce, muzipliğimi yapmadan duramadım. Kulağına eğildim ve büyük bir sır verirmişçesine “ Zeynep sana bir sır vereyim! Bu otel bu ülkede kalacağımız en lüks otel. Bu lüks oteli bile beğenmedi insanlar! Diğerlerinde bana ne yaparlar?  Aman kimseye söyleme emi! ” dedim. Büyümüş de küçülmüş akıl küpü Zeynep’in gözlerindeki o umutsuzluk dolu ifadeyi hiç unutmayacağım. Sonradan annesine söylemiş; “Anne biliyor musun mahvolduk! Ümit Amca bana sırrını söyledi. Bu en iyi otelmiş.”

Kahvaltıdan sonra Thimphu’ya doğru hareket etmek üzere minibüsümüze atladık. Ancak minibüs 5 dakika bile hareket etmeden durduk. Gedu Üniversitesine gelen Bhutanlı öğrencileri görünce onlarla fotoğraf çektirmek için arabadan indik. Sanki geceyi kötü geçiren bizler değilmişiz gibi neşemiz yerine geldi.

IMG_1242.JPG

Phuentsholing-Thimphu arası 180 km ve 6 saat sürüyor. Dün yolun 2 saatlik kısmını geçtiğimizden, 4 saatlik bir yolumuz daha var demektir. Bhutan’dan daha önceki yazımda bol bol bahsetmiştim (https://gezekalin.com/2015/04/01/nepal-bhutan-gezi-anilari-6-gun-katmandu-paro-thimphu/) . Bhutan’ın %72’lik kısmı ormanlık alan. Geçen yıl ziyaret ettiğim Bhutan’da gördüğüm Thimphu-Punakha  yolunun yeşilliği beni çok etkilemişti. Ancak esas etkilemesi gereken  Gedu’dan Thimphu’ya veya Bumthang’dan-Trongsa’ya olan bölümlermiş. Sabahın bu ilk ışıkları altında orman, birden bire karşınıza çıkan çağlayanlar, türkuaz renkli nehirler insana bambaşka bir dünyada olduğunuzu düşündürüyor. Bu dünyaya “Harikalar diyarı” diyorum. Bir ara gruba doğru dönüp baktığım da arkadaşlarımın da aynı düşünceler içinde olduklarını düşünüyorum.

IMG_1220.JPG

Öğleni biraz gece Thimphu’ya vardık. İlk ziyaret yerimiz Bhutan’ın 3. Kralı olan , Jigme Dorji Wangchuck (1928–1972) için annesi Kraliçe Ashi Phuntsho Choden Wangchuck tarafından 1974 yılında yaptırılan Memorial Chorten denen yer oldu. Burada diğer Chortenlerde olduğu gibi krala ait olan herhangi vücut kalıntısı yok. Sadece kralın bir resmi var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tam bu yere ait olan otoparka girecekken aracımızın lastiği patladı. Sevinelim mi üzülelim mi anlamadık! Ya yolda iken lastik patlasaydı diye düşünmedim değil. Bhutanlı becerikli şoförümüz Sirin lastik değiştirirken biz Memorial Chorten’i gezdik. Burası Bhutanlılarca çok ziyaret edilen bir yer. Ellerinde çakraları çevirerek, saat yönünde Chorten çevresini turluyorlar. Bir yandan da namaz ritüeli gibi ibadeti yerine getiren insanları görüyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buradan sonra Buddha View Point denen ve dev bir Buddha heykelinin bulunduğu bir tepeye çıktık. Bu alanda geçen seneye göre epey bir ilerleme var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dünyanın en büyük Buddha heykellerinden bir tanesi olan 52 metrelik Buddha’nın Shakyamuni (gelecek) formunun sergilendiği  bu alanda inşaat hala devam ediyor. Aşağıda ayaklarımızın altında nefis bir Thimphu şehir manzarası var.

IMG_1315.JPG

Memorial Chorten ve Buddha View Point gezilerimiz sonrası, Thimphu’da öğle yemeği yedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğle yemeğinden hemen sonra Thimphu’nun en güzel manzarasını gece-gündüz izleyebileceğiniz Sangay Gang Tepesine gittik. Bu tepeyi geçen sene de çok sevmiştim. Bu sene aynı yerde, dalgalanan dua bayrakları altında Thimphu şehrine bakarken, burayı her zaman çok seveceğimi fark ettim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bhutan Budizmine göre 108 sayısı kutlu bir sayı. Dua için çektikleri tesbihteki boncuk sayısı 108. Buradaki dua bayraklarının sayısı 108 adet ve hepsi beyaz renkli. Beyaz renkli olan dua bayraklarını Bhutanlılar ölüleri için dikiyorlar. Bir de renkli dua bayrakları var ki onların üzerinde sadece Budizme ait dualar yazılı. Oysa  beyaz bayraklar üzerinde dua yanında ölmüş olan kişiye ait bilgilerde varmış. Beyaz dua bayraklarını daha çok ailenin ileri gelen erkek büyükleri için dikiyorlarmış ve bir Budist rahip bu bayrakları mutlaka kutsamak zorundaymış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bhutan’ın ulusal hayvanı olan ve aslında keçi-antilop karışımı Takin adlı hayvanı görmek için mini hayvanat bahçesi ziyareti bir diğer aktivitemiz oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Aracımızla bu sefer tekrar şehir içine yönelerek Geleneksel Tıp Enstitüsü ile Geleneksel Sanatlar Okulu gezilerini yaptık. Geçen sene buraları ziyaret etme şansımız olmamıştı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Thimphu’ya gelirseniz buraları da ziyaret etmeyi sakın ihmal etmeyin. Geleneksel Tıp Enstitüsünde hala tıbbi hizmet veriliyor ve bunun eğitimi de genç kuşaklara yapılıyor. Sanatlar Okulu ise çok güzel. Burada geleneksel sanatların eğitimi yapılıyor. Bir anda bir Bhutan geleneksel şarkısı-oyunu içinde bulabiliyorsunuz kendinizi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Artık gün son ışıklarını çekmeye başladı. Son olarak Thimphu pazarına gittik. Buradan meyvelerimizi aldık ve sonradan daha da güzellerini göreceğimiz, Pazar yakınlarındaki kapalı bir köprüyü fotoğrafladık. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğle sonrasında Thimphu’da bugüne ait olan tüm gezilerimizi yapmış olmanın mutluluğu ile otelimize yol aldık.  Otelimiz Peaceful Resort’a varana kadar arkadaşların endişeleri olduğuna eminim. Dün geceki kaldığımız yerden sonra da onların endişelerini anlayabiliyorum. Otele giden yollar onları telaşlandırsa da iyi bir otelde kaldık. Hele karşılıklı odalara düştüğümüz küçük Zeynep’in odaları açılır açılmaz yatağına koşturmasına bayıldım…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Akşam yemekte Vajra Guru Spiritual Tours şirketinin sahibi bay Karma ile beraberdik. Kendisi ile uzun yazışmalar sonucu iyi arkadaş olmuştuk. Hepimizle tek tek tanıştı ve geleneksel atkılarını boynumuza dolabı. Ben de İstanbul’dan getirdiğimiz lokumu verdim. Bhutan’daki turumuzun sonraki günleri ile ilgili görüşmemizi yaptık. Aslında biz Thimphu ve Paro şehirlerini gezip, 30 Ekim’de Paro’dan kalkan Drukair uçağı ile Bumthang’a uçacaktık. Orada doya doya festivali izleyip, sonrada 3 saatlik yolculuklarla şehir şehir gezip Paro’ya gelecektik. Harika bir programdı. Paramızı daha mart ayında yollayıp biletlerimizi de almıştık. Ancak şiddetli yağan muson yağmurları ile gelen seller sonucu temmuzda Bumthang’da havaalanında ağır zararlar ortaya çıkınca iş bozuldu. Bu sefer Paro’dan Bumthang’a araçla karadan gitmek zorunda kaldık. Bu da 12 saatlik yol demekti. Uçak paralarımızı o gece iade etmişti bize Karma. Ama keşke uçabilseydik. Eziyet olacak şimdi. Ben insanları teselli edecekken, onlar beni teselli etmeye çalıştılar. Benim güzel gezi arkadaşlarım, hepsine minnettarım.

Evet sevgili Sanal Gezginler.. Bhutan’daki 2. gecemizde yorgun bedenlerimizi yataklarımıza bıraktık. Ben deliksiz uyumuşum. Herhalde herkes aynı haldedir. Yarın Thimphu gezisi ve devamında da Paro şehrine gidiyoruz.

Gezekalın ve Aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 13.11.2012 saat 23:40

Gözden geçirilmiş yeniden yayın tarihi 01.01.2017

IMG_1284.JPG

 

Himalayaların Gölgesinde; Batı Bengal-Sikkim Bölgesi-Darjeeling’den Bhutan’a Doğru

IMG_1162.JPG

25.10.2012 tarihli gezi yazısıdır..

IMG_0917.JPG

Kuzey Hindistan’da, Batı Bengal-Sikkim Bölgeleri gezimizin son gününe uyandık. Bu rahat oteli çok arayacağız. Son kez erkenden fotoğraf avına çıktım. Bahçeden baktığımda, dün öğle sonrasından akşama kadar alışveriş çılgınlığı yaşadığımız Darjeeling Meydanı’na komşu olduğumuzu fark ettim. 120000 nüfuslu Darjeeling Şehrinin bu ana meydanı boş sayılır. Sonra dikkatimi bahçede bulunan ağaçlara verdim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ağaçların dallarındaki oynamaları fark ettim ve sonrada ağaç tepelerinde maymunları gördüm. Onlar beni izlerken, ben de onları izlemeye başladım. Bahçeye girip, sağda solda yiyecek araştırmasına daldılar. Benim deklanşörde bulunan parmaklar da çalışmaya başladı tabii ki.

IMG_0953.JPG

Bu arada grubun diğer üyeleri uyanmışlar ve kahvaltıya doğru yönelmişler. Bugün Kurban bayramının ilk günü. Hemen odaya dönüp, Türkiye’den gelme lokumu alarak kahvaltı için otel restoranına yöneldim. Lokumlar arkadaşlarla bayramlaşmak için. Yad ellerde gezi arkadaşlarımla bir güzel bayramlaştık ve lokumlarımızı yedik. Otelin diğer müşterilerine de Türkiye’den gelen lokumları tattılar. 

Kahvaltı sonrası valizleri araçlarımıza yükleyip uzun yolculuğumuz için yola çıkacak iken, otelin direktörü yanımızda bitiverdi. Bayan Elizabeth bizimle vedalaşmaya gelmişti. Bir daha arabalardan indik, hem vedalaştık ve hem de bayramlaştık. Lokumları gören Elizabeth’in gözleri fal taşı gibi oldu; “Turkish Delight” dediği anda bizim lokumların kalanı için adres belli olmuştu.

IMG_0994.JPG

Ve sonunda heyecanla beklediğimiz an geldi! Toy Train ile yaklaşık bir saat sürecek olan yolculuğumuz için Darjeeling Tren İstasyonuna vardık. Darjeeling Himalaya Demir Yolu ya da bilinen adı ile Toy Train (Oyuncak Tren) 61 cm genişliğinde raylar üzerinde Siliguri’den başlayan ve Darjeeling’de sonlanan bir tren hattı. 1879-1881 yılları arasında inşa edilmiş ve yaklaşık 86 km uzunluğunda. Siliguriden 100 mt rakımdan, Darjeeling’de 2200 mt’ye yükselen bu demir yolunda hala buharlı lokomotif çalışıyor. Bu özellikleri ile de Dünya Kültür Mirası Listesi içinde yer alıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Toy Train sabah 09:00 gibi hareket ediyor. Darjeeling İstasyonundan biniyorsunuz, Batasia Loop denen bir noktada biraz çevreyi gözlemek için duruyorsunuz ve Ghoom istasyonunda da iniyorsunuz. Tren, Darjeeling’in içinden geçerken halk ile karşılıklı olarak el sallaşıyorsunuz. Bu aktivite yapılmadan asla bölgeyi gezdim diyemezsiniz. Gerek Darjeeling Tren istasyonu ve gerekse de Batasia Loop’dan Kanchenjunga Dağı manzaraları muhteşem. “Tiger Hill’e çıkmayıp, buraya mı gelseydik de güneşi doğursaydık?” diye düşünmedim değil.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Toy Train için önceden biletlerimizi almamıza rağmen bir düzensizlik var. Rehber, yüzümün asık halinden düşüncelerimi okumuş olmalı ki “Dont worry” deyip duruyor ama huyum bu! Benim gezi işlerinde aksama olmamalı. Sonunda herkes yerine oturdu ve tren de hareket etti. Tren süzüle süzüle, düdüğünü havalı havalı öttürerek Darjeeling’in dar sokakları arasında yolunda ilerledi. Büyük bir zevk bu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Batasia Loop ise trenin en tepeye çıktığı ve buradan bir kavis çizerek döndüğü yer. Burada 15 dakika kadar durduk.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burada bir Gurka askerinin anıtı var. Civar dağların görüntüsü muhteşem. Daha sonra tren tekrar hareket etti ve Ghoom İstasyonuna geliverdik. Güzel şeyler kısa sürüyor. Araçlarımıza geçip son nokta olan Phuentsholing sınır kasabasına doğru yola çıktık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Darjeeling’den, Bhutan’a geçeceğimiz Phuentsholing Kasabası’na kadar 160 km mesafe var ama yol 6 saat sürecek dediler. Hintli rehberimiz “ Son bir saatlik yol çok azap olacak” dediği zaman içimden “ne kadar eziyet olabilir ki?” diye sormuştum. Ancak son bir saat gerçekten işkence oldu. Keşke Bagdogra’ya gidip oradan uçakla Paro-Bhutan’a gitseydik dedim. Bu sefer de uçak sabah erken saatte olduğundan programın uymadığını ve bu yüzden kara yolunu tercih ettiğimi anımsadım. Yapacak bir şey yok! 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yolda bir restoranda yemek yedik. Yolun son bir saati ise rezaletti. Yolun bu kadar bozuk olması akıl alacak gibi değil. Allahtan araçlarımız iyi. 

IMG_1152.JPG

Son 15 km ye geldiğimiz zaman bir mucize oldu ve bir çay bahçesine ve burada çay toplayan işçilerine denk geldik. Mucize diyorum çünkü programda olmasına rağmen Darjeeling’de çay bahçesi gezimizi festival ve tatil nedeni ile yapamamıştık. Ancak tam Darjeeling’den ve Hindistan’dan çıkarken bu bahçeye denk gelmemiz çok güzel oldu doğrusu. Harika kareler aldık. Buralara geldiğinizde bu aktivite de olmazsa olmazlar arasında yer almalı ve yapılmalı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Akşam saat 16:00 civarında sınıra vardık. Burada bizi yeni rehberimiz Bhutanlı Sonam ve yeni aracımızın kaptanı Sirin karşıladı. Önce Hindistan sınırında çıkış işlemlerimizi yaptık. Sonra da Hintli rehber ve şoförlerle vedalaştık. Onlardan memnun kaldık diyebiliriz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Hindistan gezimizde kullandığımız lüks sayılabilecek araçlardan sonra, 20 kişilik lüksü olmayan minibüse binmek bizim grubun sosyetesini sarstı. Ama biliyorum ki Bhutan’da daha iyisi yok. Umarım Bhutanlı yerel acente ve rehber iyi çıkar.

IMG_1180.JPG

Bhutan’ın kendine özgü sınır kapısından giriş yaptık ve Sonam bizim Bhutan’a giriş işlemlerimizi yaparken, biz hemen karşıdaki restoranda momolarımızı yiyorduk.  Geçen seneden tadını bildiğim 11000 adlı Bhutan birasını ısmarladım ve yemeğimin keyfini çıkardım.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Evet sevgili Sanal Dostlar.. Gezimizin Batı Bengal-Sikkim Bölgesi gezisi bu kısımla bitiyor. Bundan sonrası Bhutan’da geçecek. Daha sonra da Paro şehrinden Delhi’ye uçup yurdumuza kavuşacağız. Yani bizi Hindistan’ın karmaşasından sonra Bhutan’ın sakin ama her biri diğerinden güzel olacağını beklediğim günleri bekliyor. En azından kağıt üzerinde öyle olduğunu biliyorum. Sonunu baştan söyleyeyim; Öyle de oldu…

Haydi bakalım; Yarın sizi Alice Harikalar Diyarında’ya beklerim..

Gezekalın ve Aydınlık Kalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 12.11.2012 Saat 01:06

Son yayın tarihi: 27.12.2016 Saat 00:33

img_1044