Dünya Mirası Listesinde Hindistan

IMG_0731

Hindistan’ın UNESCO Dünya Mirası Listesi içinde bulunan toplam 32 eseri bulunmaktadır. Bunlardan 25 tanesi Dünya Kültür Mirası Listesi içindeyken 7 tanesi Dünya Doğa Mirası Listesi içindedir. Biz Hindistan’ın bu bölümüne yaptığımız ve daha sonra yaptığımız Kuzey Hindistan gezileri ile 11 eseri görme şansına erişmişiz. Koyu siyah ile yazılı olanlar Hindistan’da gördüğümüz yerlerdir.

Dünya Kültür Mirası Listesi (Listeye alınma tarihleri)

  • Agra Fort (1983) 
  • Ajanta Mağaraları (1983) 
  • Sanchi’deki Budist eserler (1989) 
  • Champaner-Pavagadh Arkeolojik Parkı (2004) 
  • Chhatrapati Shivaji Terminali (önceki isimle Victoria Terminali) (2004) 
  • Eski Goa’nın Kilise ve Manastırları (1986) 
  • Elephanta Mağaraları(1987) 
  • Ellora Mağaraları (1983) 
  • Fatehpur Sikri (1986)

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

  • Great Living Chola Tapınağı (1987) 
  • Hampi’deki Anıtlar Grubu (1986) 
  • Mahabalipuram’daki Anıtlar Grubu (1984) 
  • Pattadakal’daki Anıtlar Grubu (1987) 
  • Rajasthan Eyaletindeki Chittorgarh Fort, Kumbhalgarh Fort, Ranthambore Fort, Gagron Fort, Amber Fort  ve Jaisalmer Fort Tepe Kalelerinin içinde bulunduğu kaleler (2013) 
  • Delhi’deki Hümayun Mezarı (1993) 
  • Khajuraho Anıtlar Grubu (1986) 
  •  Bodh Gaya’daki Mahabodhi Tapınak Kompleksi (2002) 
  • Hindistan Dağ Tren Yolları (1999
  • Deşhi’deki Qutb Minar ve alandaki diğer eserler (1993) 
  • Patan, Gujarat ‘daki Rani-ki-Vav (the Queen’s Stepwell)  

SONY DSC

  • Red Fort Complex (2007) 
  • Bhimbetka’daki Kaya Barınaklar (2003) 
  • Güneş Tapınağı, Konârak (1984) 
  • Taj Mahal (1983) 
  • Jantar Mantar, Jaipur (2010) 

Dünya Doğa Mirası Listesi (Listeye alınma tarihleri)

  • Büyük Himalaya Ulusal Park Koruma Alanı (2014) 
  • Kaziranga Ulusal Parkı (1985) 
  • Keoladeo National Park (1985) 
  • Manas Vahşi Yaşam Barınağı (1985) 
  • Nanda Devi ve Çiçekler Vadisi Ulusal Parkları (1988) 
  • Sundarbans Ulusal Parkı (1987) 
  • Western Ghats (2012) 

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

22.01.2015 Saat 01:47

RAJASTAN-ALTIN ÜÇGEN-VARANASİ-Delhi

Delhi’de bizi havaalanında, Hindistan’a ilk ayak bastığımızdaki şirket yetkilisi karşıladı. Araba ile kaldığımız otele götürüldük. Yol felaket kalabalık. İstanbul trafiğine laf edenlerin, bir de Delhi trafiğini görmelerini tavsiye ederim. Ertesi gün bizi Hindistan’daki en son rehberimizle şoförümüz otelimizden aldı.

Delhi, Eski ve Yeni Delhi olmak üzere iki kısımdan oluşuyor. Eski Delhi 12-19 yüzyıllar arasında Hindistan’a Müslümanların hakim olduğu dönemde devletin merkeziydi. Burada bu döneme ait çok sayıda eser mevcut. Yeni Delhi ise 1911 yılında İngilizler tarafından inşa edilmiş. Tarihte Delhi şehri 8 değişik yerleşim birimi şeklinde kurulmuş. Şah Cihan’ın kurduğu ve bugünkü Eski Delhi’nin temelini oluşturan 7. Delhi, 17. Yüzyılda kurulmuş. Bu döneme ait en önemli eserler Red Fort ve Cuma Mescit. Tarihte pek çok kez yağma ve yıkıma uğruyor ancak en çok hatırlananları 14. Yüzyılda Timur ve 1739 ‘da Pers kralı Nadir Şah’a ait olanlar.

SONY DSC

Tüm dünyada bulunan 7 adet Bahai Tapınağından bir tanesi olan Lotus Tapınağı, Delhi’de ilk gittiğimiz yer oldu. Birçok kaynağa göre Bahai Dini, yeni dini akımlar arasında sayılmaktadır. Bazı görüşlere göre, 19. yüzyılda doğmuş, başlıca büyük dinler ve diğer inançları sentezlemeye çalışan hümanist ve barışçıl bir dinsel harekettir; bazılarına göre bir din sayılmamaktadır.

IMG_1425Bahai Tapınakları, her dinden kimsenin sessiz olmak koşuluyla bildikleri şekilde ibadet edebilecekleri mekânlar ve şimdiye dek her kıtada bir tane olacak şekilde yedi tapınak inşa edilmiş. Bu tapınakların ortak özeliği, bir kubbelerinin ve dokuz girişlerinin olması. Bu dokuz giriş, dünyada dokuz dinin var olduğuna ilişkin Bahai inancını yansıtıyor. Bu tapınakların bulunduğu ülkeler; Amerika Birleşik Devletleri (Şikago), Uganda(Kampala), Avustralya (Sidney), Almanya (Frankfurt), Panama (Panama City), Batı Samoa (Apia) ve Hindistan (Yeni Delhi). Bizim ziyaret ettiğimiz Lotus tapınağı, en yeni Bahai Tapınağı ve 1986’da tamamlanmış ve pek çok mimari ödül almış.

Daha sonra ise India Gate (Hindistan Kapısı) ziyaretini yaptık. Burası 1. Dünya Savaşında ve 1919’da Afganistan’daki çatışmalarda ölen Hint askerleri anısına dikilmiş olan bir anıt.

IMG_1464

Hindistan’ın özgürlüğe kavuşmasını, dava arkadaşları ile birlikte verdiği mücadele ile sağlayan ancak Sikh koruyucuları tarafından bir suikast sonucu 1948 de öldürülen İndira Gandhi’nin yakıldığı yer Raj Ghat sonraki durağımız. Burada sadece İndira Gandhi değil, Nehru gibi diğer önemli Hint  insanlarının da anıt mezarları var. İndira Gandhi’nin anıt mezarı yaşamı gibi ne kadar da sade! Burası yemyeşil bir park. Her zamanki gibi tepemizde şahinler uçuşup duruyor. Yemyeşil çimen üzerinde bir Hintli çift oturmuşlar, erkek konuşuyor, kızın başı önde. Belli ki sorun var!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Delhi caddelerinde araba ile dolaşıyoruz. Etrafta o kadar çok eser var ki hepsini gezmek mümkün değil. Bazılarını yol kenarında durup fotoğraflamaya çalışıyoruz. Daha sonra kavga dövüş ziyaret edeceğimiz Red Fort’u dışarıdan fotoğrafladık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SONY DSC

Şah Cihan’ın Delhi’deki en güzel eserlerinden bir tanesi Jama Masjid (Cuma Mescit). Cuma Mescit 40 mt yükseklikte iki minaresi ile Hindistan’ın bu en büyük camisi ve 1658 yılında yapılmış. Buraya girişte bayanlara üzerlerini örtmeleri için şal veriyorlar. Ayakkabıları dışarıda çıkartıyorsunuz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SONY DSCHindistan’da türbanları ve uzun saçları ile Sikhleri bol bol görmüştük. Delhi’de bir Sikh tapınağını da ziyaret ettik. Burada da ayakkabılarınızı çıkartıyorsunuz. Başınıza da kız –erkek fark etmeden bir örtü örtüyorlar. Sikh tapınaklarına Gurdwara deniyor. 1500’lü yıllarda Guru Nanak ve takip eden 9 Guru tarafından geliştirilmiş dini bir öğreti olan Sikhizm, Hindu ve Müslüman dininden bazı motifler taşıyormuş. Sikhler bu tapınağı ziyaret ederlerken merdivenleri öperek içeriye giriyorlar. Tapınak içinde fotoğraf çekmek yasak, ancak dışarıdan fotoğraf çekebildik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yeni Delhi’de bulunan heybetli binalar, Eski Delhi ile uyumlu değiller. Şehrin bu tarafı Avrupa saraylarını andırıyor. Burada Cumhurbaşkanı’nın Sarayı ve Parlamento binaları var. Durup fotoğraflıyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saatler ilerliyor ama biz hala en önemli yerleri gezemedik:Red Fort ve Kutup Minar. Rehbere birkaç kez sormama ve “sonra gideceğiz” gibi laflar söylemesine rağmen teori, zamana pek uymuyor. Bizim Hindistan’daki son günümüz ve ana yerleri gezemedik. Sonunda rehberi kenara çekip durumu anlattım. Yanıtı kısa ama beni çıldırtan bir cümleydi;”Red Fort’u gezdik ya”. Sonrasında benim çirkin yüzüm ortaya çıktı. Açtım ağzımı, yumdum gözümü. Sonunda tekrar Red Fort’a gidiliyor ama trafikte bir sürü vakit kaybettik. Bu nedenle Hindistan yolcularına tavsiyem; programı tekrar tekrar doğrulatın ve kontrol edin.

SONY DSC

SONY DSCRed Fort, Şah Cihan’ın başkenti Agra’dan Delhi’ye taşımaya karar vermesi ile 1639 da inşaya başlanan bir kale. Yapımı 9 yıl sürmüş. O zaman için astronomik rakamlarla bitirilmiş. Tipik bir Şah Cihan zevki taşıyan bir kale. Bu kaleye Lahori Kapısı denen kapıdan giriş yapılıyor. Bu kapıdan sonra apartman dairelerinin bulunduğu bir kapalı mekan var. Burada hediyelik eşya dükkanlarına çevrilmiş yapılar var. Devamında bir bahçeden geçilip Divan-ı Aam denen bol kemerli ve İmparatorun halkı kabul ettiği yere geliyorsunuz. Ortada İmparatorun tahtının bulunduğu muhteşem bir alan var. Taş oymacılığı ve yarı değerli taşların eklendiği süslemeler çok güzeller. Tahtın bulunduğu alan tel filelerle çevrilmiş. Kötü niyetli bazı insanlar bu taşları söktükleri için önlem alınmaya çalışılmış. Burayı geçince Şah Cihan’ın beyaz mermer merakı yeniden ortaya çıkıyor. Bir yanda hamam, bir yanda Moti Mescit (İnci Cami-imparatorun özel camisi) ve İmparatorun Yamuna nehrine bakan sarayı. Sarayın ortasında, tüm sarayı dolaşan havuz sistemi var. Az daha Dünya Kültür Mirası listesi içindeki bu güzelim eserin içini göremeden buradan gidecektik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_0021Tekrar arabaya doluştuk ve son hedefimiz Kutup Minar. Ancak saat 16:00 oldu ve trafik artık milim milim ilerliyor. Kızların da benim de moralim bozuk. Adamla tartışınca biraz ortam gerildi. Sonunda Kutup Minar’a gitmede ısrar etmenin daha da tatsızlık çıkartacağına inandım ve rehbere bizi bir lokantaya götürmesini söyledim. 1199 da temeli atılan 72.5 mt’lik Kutup Minar’ı ancak ilk geldiğimiz gün dışarıdan fotoğrafladığımızla kaldık. Neyse bu programla ve zaman sıkışıklığı ile ancak bu oluyor. Bu arada Kutup Minar’ı Kuzey Hindistan-Bhutan seyahatimiz sırasında hakkını vererek ziyaret ettiğimizi burada ifade edeyim.

Delhi’de Ulusal Müze ve İndira Gandhi müzesi, Lodi Bahçeleri, Hümayün Mezarı diğer gezmek istediğim yerlerdi. Bunlar benim programa sığmayanlar ama bir gün daha olsa rahat rahat yapılabilirdi.

Akşam bize bu seyahati düzenleyen Travel With Us adlı şirketin sahibi bay Shyam otele geldi. Kendisi ile tanıştık, turu değerlendirmemizi istedi. Aslında bu zaman diliminde, bu fiyata maksimum faydayı sağladık. Ufak tefek aksaklıkları büyütmenin anlamı da yoktu. Herşeye teşekkür ettik ve bir daha ki buluşma için (Güney Hindistan) sözleştik.

Saat 05:00 İstanbul’a uçağımız kalkacak. Saat 01:30 da bizi hava alanına götürdüler. Bizi ilk gören firma yetkilisi Hindistan’daki son gördüğümüz kişi oldu. Uçağımıza binip, İstanbul’a döndük.

Hindistan gezi yazımı bu son sözlerle bitiriyorum. Hindistan zor bir destinasyon. Bir sürü olumsuzluklar var. Hijyen çok önemli bir problem. Dikkatli olmak gerekiyor. Çevremizde o kadar çok fakirlik vardı ki, fotoğraf makinemi bunları çekmek için hiç kullanmadım. Yani hep bardağın dolu tarafından baktık ve bugün geriye dönük değerlendirme yaptığımda şunları yazabilirim; Çok yorulduk ancak çok şey gördük ve yaşadık. Bir gezgin daha ne isteyebilir ki?

Yeni gezilerde buluşmak üzere…

Gezekalın.

Dr Ümit Kuru

Gözden geçirilmiş yeni yayın tarihi 15.01.2015 Saat 00:36

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

RAJASTAN-ALTIN ÜÇGEN-VARANASİ-Varanasi

IMG_1395

Sabah saat 05:00 de arabamız ve rehberimiz otelin kapısına dayandı. Yollar dün geceki kadar kalabalık değil, ancak sabahın bu saatinde de bomboş değil. Etrafta bol bol turist taşıyan arabalar ve Rickshaw lar var. Hemen önümüzden iki kişi olarak bir Rickshaw a binmiş ve birbiri ardına dizilmiş 10 kadar Rickshaw ile Japon turist kafilesi gidiyor. Sonunda Dasaswamedh Ghat’a vardık. SONY DSC

Ghat dediğimiz yerler aslında Ganj nehrine uzanan merdivenlere deniyor. Dasaswamedh Ghat ise en meşhur merdivenlerin olduğu mekan. Dün geceki Ganga Aarti töreninin yapıldığı yerde burasıydı. Buradan botlara biniliyor ve Ganj nehri boyunca bir aşağı bir yukarı gidilip Ganj nehrinde yıkananları, dua edenleri, çamaşır yıkayanları, banyo yapanları ve yakılan ölüleri gözlemlemeye çalışacağız.

Ganj Nehri 2510 km uzunluğunda ve kimi sıralamaya göre dünyanın 22. en uzun nehri. Himalaya’lardan doğup, Bengal körfezine dökülüyor. Hinduizm de bu nehir Tanrıça Ganga’nın yaşadığı nehir olarak kabul ediliyor ve dün gece izlediğimiz Ganga Aarti töreni ona saygı amacı ile yapılıyor. Bir Hindu, Varanasi içinde Ganj nehri kenarında ismi belli 5 tane Ghat’ı ziyaret ederse (Assi Ghat, Dasaswamedh Ghat, Adi Keshawa Ghat, Manikarnika Ghat ve Panchganga Ghat) hacı oluyormuş. Bu 5 en kutsal Ghat’a  Pancha Tirthi Yatra deniliyor. Bu Ghatların önlerinden dualarla banyo alma ritüelleri yerine getiriliyor. Bazı Ghatlarda ise ölü yakma (kremasyon) işlemi yerine getiriliyor. Manikarnika Ghat bunların en bilineni, turistik botlarla genellikle bunun açığında gezinip, yanında bulunan bir iskeleden karaya çıkılıyor. Kremasyon işlemi ya klasik olarak odunların üzerine yerleştirilen ölü bedenlerin yakılması ile (genellikle bir bedenin yakılması yaklaşık 3 saat kadar sürüyormuş) veya devletin yaptığı elektrikli kremasyon tesislerinde yapılıyormuş. Ancak sonuncusu pek tercih edilen yol değişmiş.

SONY DSC

SONY DSCBiz üç kişi ve rehberimizle birlikte bizi bekleyen küçük bota bindik. 16-18 Yaşlarında bir delikanlının çektiği kürekli tekne ile, küçüklü-büyüklü diğer teknelerin arasından pek de kolay olmayan şekilde sıyrılıp yolculuğa başladık. Daha teknelere bindiğimiz yerde insanlara kutsal bildikleri Ganj’ın sularına batıp çıkıyorlar. Teknelerin küreklerinden kaçınmak için çaba gösteriyorlar. Doğrusu o anda biraz huzursuz olmadım değil. Bu insanlar kendilerince inançlarını yerine getirmeye çalışıyorlar ancak biz turist tayfası onları istemeden de olsa engelliyoruz gibi geldi bir an. Teknelere bindiğimiz Dasaswamedh Ghat ne de olsa en kutsal saydıkları 5 tane Ghat arasında yer alıyor ve başka bir yerde ibadetlerini yerine getirme şansları yok. Bu düşünceden fotoğraf makinemi kaldırıp ilk karemi çeker çekmez sıyrıldım. Ganj nehri kenarında her türlü aktivitede bulunan bu insanların büyük çoğunluğu aslında bizim farkımızda bile değildi. Nehirde kıyıya paralel yolculuğumuz boyunca yoga yapan insanlar, banyo yapan insanlar, biraz ötede çamaşır yıkayan insanlar, rengi insana hiçte güven vermeyen bu nehrin suyunu ağzına götürüp tüküren insanlar, kıyıda yüzlerini rengarenk boyamış meditasyon yapan Guru’ları gördük. Bol bol fotoğrafladık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SONY DSCYanımızdan geçen büyükçe bir teknede doğulu bir turist grubu ruhani bir müziği hep beraber söylüyorlardı. Bu arada güneş, Ganj’ın diğer kıyısında ufukta kendini belli etmeye başlamıştı. Tekne daha sonra U dönüşü yapıp bu sefer ters tarafa doğru yol almaya başladı. Bu gencecik çocuğun performansı bizi büyülüyor. Yaklaşık bir saat boyunca tekne ile yolculuk yaptık. Güzel bir deneyimdi. Daha sonra ölü yakmanın henüz bitirildiği Ghat’a doğru yaklaştık. Rehber yakından görmek isteyip istemeyeceğimizi sordu. Yanıtımız önceden belliydi; Hayır. Bu kadarı bize yeterdi, olayın mistik havasını bozmanın bir anlamı yoktu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kıyıya çıktıktan sonra eski Varanasi’nin daracık sokaklarında yürümeye başladık. Burada öyle sokaklar var ki sadece bir adam geçebiliyor. Bir köşede kremasyon için hazırlanmış odunlar dizilmiş satın alınmayı bekliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra Altın Tapınak Wisheshwara’yı ziyaret ettik. Aslında 20 dakikalık bir eziyetten, hiçbir yerde görmediğimiz polis aramalarından sonra sadece kapısından görebildiğimiz bu önemli tapınağı Hindu olmayanların ziyaret şansı yokmuş, yani vakit darlığı varsa bu eziyete değmez. Bu tapınağın hemen yakınında bir cami var, ancak Hindular bu camiye diş biliyorlar ve kapısında askerler elde silah bekliyorlar. Hindistan’ın diğer yerlerinde görmediğimiz bir hoş görüsüzlük Varanasi’de hissediliyor. Zamanında buraya en büyük zararı, son güçlü Babür  hükümdarı Aurangzeb (Evrenzib) vermiş. Buradan sonra tekrar otele dönüp kahvaltı yaptık ve dinlenmeye çekildik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğleye yakın tekrar Varanasi’yi gezmeye çıktık. Bu sefer ki hedef Varanasi’nin yeni bölümlerini gezmek. Burada bizi önce Benaras Hindu Üniversitesine götürdüler. Bu kampüsün içinde araba ile bir gezi yaptık. Daha sonra ise Bharat Mata (Ana Hindistan) tapınağını gezdik. Burası aslında bir tapınak değil, Hindistan’ın mermerden oyulmuş haritasının sergilendiği bir bina.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saat 17:00’de Delhi’ye doğru uçacağız ve gezinin son gününe gireceğiz. Çok yorulduk, program çok yüklüydü. Ben başta olmak üzere biraz dökülmeler başladı. Bu gezi 15 günlük geziymiş aslında.

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

Yeniden gözden geçirilmiş yayın 13.01.2015 Saat 23:46

RAJASTAN-ALTIN ÜÇGEN-VARANASİ-Khajuraho-Varanasi

SONY DSC

Bu akşam ki bölüm biraz yüz kızartabilir. Sizden peşinen özür dilerim ancak o erotik oymaları da oraya ben yapmadım ya! Varlardı, gittik, gördük ve paylaşıyorum…

IMG_1187

Khajuraho, Delhi’den tam 620 km uzakta olan bir köy. Hindu ve Jain tapınaklarının en yoğun olduğu bir yer. Ancak meşhur olmasını sağlayan bu tapınakların duvarlarında bulunan erotik oymalar. Burası UNESCO’nun dünya mirası listesinde ve Hindistan’ında “yedi harikaları”ndan bir tanesi. Khajuraho isminin Sanskritçe anlamı “Palmiye Ağacı” demekmiş.

SONY DSCBir zamanlar bölgede hüküm süren Chandela Hanedanlığının güçlü zamanlarında Khajuraho, krallığın ya da hanedanlığın kültürel başkenti olmuş ve şimdiki tapınakların büyük çoğunluğu o zamanlarda (Milattan sonra 950-1150) yapılmış. Bir zamanlar 20 km²’lik bir alana yayılmış halde 85 adet tapınak varmış ancak günümüzde bu sayı 25 ve bizim gezdiğimiz alan içinde ise sadece 12 tane tapınak var.

Sabah erken saatlerde yeni rehberimiz ve şoförümüzle bu alana vardık. Khajuraho tapınakları doğu, batı ve güney tapınakları olarak 3 bölümde geziliyor. Hindu Tapınaklarının hemen hemen hiçbirinde bayrak dalgalanmıyor ve müzik sesi gelmiyor. Bunun anlamı burada ibadet yapılmıyor. Öğrendiğimize göre eğer herhangi bir tapınak içindeki tanrı heykelleri herhangi bir sebeple hasar görmüşse, bu tapınakta artık ibadet yapılmıyormuş. Ne kadar ilginç! Sadece bir tapınakta bayrak sallanıyor ve bir müzik sesi geliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_1206Buradaki tapınaklar tanrı Şiva, Vişnu ya da Jain mezhebine adanmış. Bunları bizim gibi gezginlerin ayırt edebilmeleri mümkün değil. Bence en güzel olanları, Batı tapınakları. Burada tapınaklar birbirlerinden yürüme mesafesi uzaklıkta bulunuyor. Hepsi bir platformun üstünde yükseliyor ve doğu-batı istikametinde uzanıyorlar. Doğuda girişleri var, bir tanrı heykelinin (sunak) bulunduğu odası ve onun dışında büyükçe bir oda dört taraftaki duvarlarda ve tavanda muhteşem taş oymalar ve heykeller bulunuyor. Alanın ana kapısından girip sol tarafa doğru yolu takip edince ilk olarak karşımıza Chaunsat Yogini Tapınağı çıkıyor. Önünde bulunan begonvilleri ile Kandariya Mahadeo Tapınağı, alanda bulunan tapınaklar arasında en güzellerden bir tanesi. Chitragupta Tapınağı, Vishwanath Tapınağı, Lakshamana Tapınağı, Matangeshwara Tapınağı diğer tapınaklar. Ben bu tapınakların yemyeşil bahçelerine bayıldım. Her zaman ki kuşlar tüm cömertlikleri ile pozlarını verdiler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SONY DSC

Tapınakların dış duvarlarında, gündelik yaşamdan ve savaşlardan sahneler yanında, bundan yaklaşık 1000 yıl öncesinin şartları düşünüldüğünde, her biri aslında birer sanat eseri olan erotik taş oymaların neden yapılmış olabileceğini hem orada rehbere sordum ve hem de dönünce araştırmaya çalıştım. Neden bir ibadethanenin, sadece dış duvarlarında bile olsa bu erotik figürler yapılsın?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bunu Chandela Hanedanlığının orijini hakkında söylenen efsaneye dayandıran hikayeler var. Bu efsaneye göre bir Hindu rahibin güzel kızı, ırmakta yıkanırken Ay Tanrısı tarafından görülür ve onun tarafından tecavüze uğrar. Bu Tanrı ile ölümlünün birleşmesinden Chandravarman adını verdikleri bir erkek çocuk doğar. Toplumun bu evlilik dışı ilişki sonucu olan çocuk üzerindeki baskısı altında kalan anne, çocuğunu da alarak Orta Hindistan’ın yoğun ormanlık alanlarına göç ediyor ve burada çocuğuna hem bir anne oluyor ve hem de dinini öğretiyor. Zamanla büyüyen çocuk Chandela Hanedanlığını kuruyor ve bir gün rüyasında annesin görüyor. Annesi ondan bir istekte bulunur; “Senden insanın şehvetini gözler önüne seren ve bu zevklerin anlamsızlığını gösteren tapınaklar yapmanı istiyorum”. İlk tapınağını yaptıran ve annesinin isteğini yerine getiren Chandravarman, daha sonra kısa zamanda insanın şehvet duygularını, cinsel dürtülerini gösteren diğer tapınaklarla bu tapınaklar kompleksini kuruyor.

SONY DSC

Diğer bir teoriye göre ise bu figürlerin yapılmasının özel bir amacı vardı. O günlerde inzivaya alınan erkek çocuklarının dini öğretilerini alırken, dünyevi zevkler hakkında bilgilenmelerini, bu erotik oymalar sayesinde edinmeleri sağlanıyordu.

Khajuraho tapınaklarının ana teması nedir diye sorulsa tek kelime ile”kadın” diyebiliriz. Dans eden, gözlerine sürme, ayak tırnaklarına kına yapan, saçını tarayan, masum, işveli, baştan çıkartan, güzel vücutlu kadınlar. Bu figürler yanında tüm günlük yaşamdan da sahneler var.

SONY DSC

Hindu inanışında Mokşa (hidayete erme, özgürleşme), Budizm ve Sihizm de ise Nirvana ya ulaşmanın 4 yolu varmış; Dharma (erdemli yaşam), Artha (mal varlığı) Yoga, ve Kama (zevk). Bunların hepsi yaşamın içinde var ve normal kabul ediliyor. İnsan ömrünün erken yıllarında,  yaşamın tüm bu yönlerini yaşamak ve sonunda tüm zevklerden vazgeçerek (pişmanlık duymadan, bağımlısı olmadan) Mokşaya varmak. Tapınak duvarlarında aslında kadını ile erkeği ile, günlük yaşam ve savaş sahneleri ile, masum aşk ve erotizm ile tüm yaşam gerçekliği anlatılıyor. “Bu tapınağın kapısından içeri girdiğin andan itibaren, tüm dünyevi zevkleri dışarıda bırak” deniliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra araba ile doğu grubu tapınaklara gittik. Burası ilk gezdiğimiz gruptakiler kadar geniş bir alana yayılmamış ve daha az gösterişli. Bunların çoğu ise Jain tapınağı. Buradaki tapınaklar Parsavanatha Tapınağı, Ghantai Tapınağı, Adinatha Tapınağı. Burada da bir baykuşu yakaladım. Öyle güzel bakıyordu ki! Gece değil bir şey değil, uyanık olması ilginç.

SONY DSC

Khajuraho’daki gezimiz sona erdi. Saat 17:00 de Varanasi’ye uçtuk. Varanasi, Hindistan’ın en kutsal kenti. Yani buraya giden Hindular hac görevlerini yerine getiriyorlar. Hindu inanışında ölüm sonrasında ruh ölmüyor ve başka bir bedende yeniden hayat buluyor. Reenkarnasyon denen bu olay aslında ruhun huzur bulmaması nedeniyle arzulanan bir durum değil. Bu nedenle ruhun kurtulması için varanasi de ölüp, ölü bedenin yakılıp, kutsal nehir Ganj’a küllerin savrulması gerekiyor. Ancak bu şekilde reenkarnasyon döngüsü kesiliyor ve ruh huzur buluyor. Bu nedenle bu şehre ya ölüme yakın insanlar getiriliyor ve ölüm gerçekleştikten sonra yakılıyor ve külleri Ganj’a savruluyor. İmkanı olmayıp ta buraya ölmeye gelemeyen insanların ise öldüğünde yakılma ile elde kalan külleri Varanasi’ye getiriliyor ve Ganj nehrine savruluyor. Burada programımız aslında yarın saat 05:30 da Ganj nehrinde tekne turu ile başlayacak ancak gitmeden önceki Hindistan hazırlıklarımda öğrendiğim Aarti Ganga denen Ganj’ı kutsama törenlerini kaçırmak istemiyoruz. Bu nedenle bu tören için akşam saat 18:00 de Dasaswamedh Ghat’ı önünde iyi bir yer kapmamız gerekiyor.

IMG_1284Biraz zamanımız var. Bizim kızlar ilk günden beri Sari adlı Hint giysisini almak için yanıp tutuşuyorlar. Nerede giyeceklerini pek anlayamasam da bu sefer ekip bayan ağırlıklı ve onlara uyacağız. Varanasi ipek işi giysiler ve el işleri ile ünlü bir şehir. Bu işi Müslümanlar yüzyıllardır yapıyorlar ve sırlarını da çok iyi saklamışlar. Biz de yeni rehbere söyleyince kör istedi bir göz Allah verdi iki göz misali hemen bir dükkana götürüldük. Ben oturdum yorulmuşum, kızlar alışverişteler.

Akşam tam saatinde Dasaswamedh  Gaht’a vardık. Burası çok kalabalık. Etrafta bol bol Guru var. Bu arada yol boyu dilenciler var. Bu kadar çok dilenciyi yan yana hiç görmemiştim. İyi bir yer kapıp törenleri izledik. Hindistan gezimizin en güzel ve ilginç gecelerinden bir tanesiydi. Yarım saat kadar süren tören aslında tamamen bir gösteriye dönüşmüş olay ancak bu şehirdeki en güzel anımız oldu. Tütsü kokusu, çan sesleri, duman, Ganj nehrine salınan ve su üstünde yüzen yanar mumlar. Sabahki erotik figürlerle güne başlayıp, günü bu dini ritüel ile bitirmek! İnsan bu ülkede nasıl da uçlarda dolaşabiliyor?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Akşam artık açlıktan ölüyoruz. Rehbere iyi bir yer diye sordum, bizi rastladığımız en ilginç lokantaya götürdü.Burası peynirleri ile meşhur bir lokanta çıktı. Ben klasik Hint yemeği istedim, kızlar ise peynir tabağı ve artık çok alıştığımız butter nan (yağlı ekmek) istediler. Haklı çıktılar, burası en kötü Hint yemeği yediğim yer oldu. Aslında burada pizza yemek lazımdı. Etraftaki turistler Pizza yiyorlardı, uyanamadım işe. Ertesi gün aynı yere gittik ve Pizza yedim. Evet, bu peynirle harika bir pizza geldi. Çaktırmadan bira servisi bile yapıyorlar. Buranın sahiplerinden birisi Alman’mış. İki lokantası varmış ve bu lokantanın geliri fakir çocukların eğitimine gidiyormuş.

Yarın erkenden Ganj nehrinde botla geziye başlayacağız. Daha sonra da Delhi’ye uçuş var. Artık sona yaklaştık.

Gezekalın

 Dr Ümit Kuru

Gözden geçirilmiş yeni basım tarihi 12.01.2015 Saat 00:13

RAJASTAN-ALTIN ÜÇGEN-VARANASİ-Orchha ve Kajuraho Yolu

IMG_1137

IMG_1060Sabah bizi otelden alıp 08:15 de kalkacak olan trene yetiştirdiler. Hindistan’da demiryolu ağı çok gelişmiş ve her gün çok sayıda sefer yapılıyor. Shatabadi Ekspresi gibi trenler ise çoğu turistik yerlere olmak üzere gayet hızlı ve konforlu hizmet veriyorlar. İçeride yerler numaralı ve herkes kendi yerine oturuyor. Bir görevli size su veriyor ve arkasından kahvaltı geliyor. Biz kahvaltıyı yeni yaptığımızdan ve birazda temizliğe güvenmediğimizden kahvaltı almadık. Bu tren ile 2 saatte Jhansi adlı kente gittik. Bizi burada başka bir rehber ve yeni arabası ile yeni bir şoför karşıladı. Ancak buradan gideceğimiz Orchha adlı kente sadece şoförle gideceğiz. Burada bizi rehber karşılayacak ve Orchha’yı gezip devamında Kajuraho kentine gideceğiz. Kajuraho’da bir gece kalacağız.
Jhansi’de hiç gezmeyeceğiz, buradan 16 km ötedeki Orchha’da gezeceğimiz yerler var. Burası da Uttar Pradesh eyaletine ait ve çöl ortasında bir vaha gibi bir kent. Hemen yanından Betwa Nehri akıyor. Bu nehir Taj Mahal’in arkasını yasladığı Yamuna Nehrinin bir kolu.

SONY DSC

Orchha’da bir rehber bizi karşıladı. Bu rehber İngilizcesi en anlaşılabilir olanı çıktı. Önce sarayları gezmeye gittik. Saraylar daha önce gördüklerimize göre küçük sayılır. Burada hüküm sürmüş olan Bundela Hanedanlığı döneminde yapılmış 3 tane saray var. Bu saraylardan en etkileyici olanı Cihangir Mahal denen saray. Cihangir bu yöreye sefere çıktığında yörenin kralı Cihangir için bir saray yaptırmış. Amaç Şah Cihangir’in hışmından korunmak ve mevcudiyeti devam ettirmek. Şah Cihangir kendisi için yapılan sarayda sadece ve sadece 8 gün kalmış. Bu arada beylikte kurtulmuş. Saray ise av köşkü olarak kullanılmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Hanedanlığın diğer sarayı ise daha aşağıda ve pek gösterişli değil. Ancak burada bulunan kök boyadan süslemelerle anlatılan dini motifler çok güzellerdi. Gezdiğimiz saraylarda çoğu silinmiş ve bozulmuştu. Bu boyamalarda tanrı Rama ve Krişna’nın hikayeleri ve kahramanlıkları yanında, Tanrı Vişnu’nun reenkarnasyonu anlatılıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


Daha sonra ise Orchha içinde yürüyüş yaptık. Bu köyü çok sevdik. Pazarına girip alışveriş yaptık. Varanasi’de bol bol göreceğimiz Guru’lardan ilkini burada gördük. Hindistan’a geldiğimizden beri tahtadan fil heykellerini gözümüze kestirdik ama hep pahalıydı. Bugün kendimi pazarlık yapma modunda hissettiğimden bu küçük köyün, köye göre büyük turistik caddesinde tahta fil aramaya başladık. Bir dükkanda bulduk, hem de iki tane birden. Ancak burada da ikisi için 200 USD istedi. Agra da aynı ayarda fillere 400 USD isteyerek başlamışlardı ama bu fiyatta pahalı. Bende ikisi için yarısı deyip dükkandan çıktım. Arkamdan söylendiler ama ben elektriği aldım ve dedim ya, bugün pazarlık havasındayım. Biz şehri dolaşırken rehbere bir telefon geldi, ikisine 130 USD’ye razılarmış. Ben bu işi bitiririm deyip dükkana geri gittik, filleri 110 USD ikisi birden olmak üzere aldım. Üstüne bir de Agra da beğendiğim taş kakmalı mermer kutulardan aldım. Biliyorum bu fiyata da kazık yedim. Ama olsun yarı fiyatına almanın sevinci ve haklı gururu var bende.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Rehberi sevdik. “Bizi güzel bir yere yemeğe götür” dedik ama eski köşkten bozma bir lokantaya götürdü. Güzel bir ortamda güzel bir yemek yedik, biz ortamı fotoğraflıyoruz, içerideki yerli Hintli turistlerde bizi. Orchha çok güzel bir yer, buralara kadar gelirseniz uğramadan geçmeyin derim.

SONY DSC

Rehberden ayrılıp 175 km ötedeki Kajuraho adlı şehre doğru yola çıktık. Konaklamayı burada yapacağız. Yol çok kötü ancak yemyeşil bir yol. Şoför kafamın içini mi okudu nedir yolda giderken kuş gösteriyor. Bir İndian Roller (çok güzel renkli ala karga) için aracı durdurdum ve hemen fotoğrafladım. Arkasından beyaz bir şahin. Şahane bir kuş! Yahu ben bu kadar kuşu, bir sürü para verdiğim Keoladeo Kuş Parkında görmedim! O kötü yolu nasıl kat ettiğimiz anlamadım. Zamanı uzattık ama eziyeti de zevke dönüştürdük. Şoförümüz bir çiftçiymiş. Dolayısı ile doğayı iyi tanıyor. Aylık maaşı 2000 Rupee, yani yaklaşık 50 USD. Bu parayı arttırabilmek içinde turizm döneminde çoluk çocuk görmeden Jhansi-Kajuraho hattını gidip geliyormuş. Bahşişin en büyüğünü ona verdik. Helal olsun emekçi Hintli arkadaşıma…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu arada yolda çok ilginç bir olayla karşılaştık. Elimde makine araba içinde kuş gözlerken, yolda çırıl çıplak yürüyen bir genç adama rastladım. Gözler fal taşı gibi açıldı, ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Çıplak çocuk görmeye alışığız da, erişkin biraz şaşırttı. Önce “köyün delisi” diye düşündüm. Tamam da köyün çıplak delisi ile onun elini ayağını öpmeye çalışanlar ne halt ediyorlardı? Anlamadım. Bizim şoför hin hin gülünce ona sordum. Yarım yamalak İngilizcesi ile o anadan doğma üryan adamın bir Jain rahibi olduğunu anlattı. Jainizm, Budizm gibi Hinduizm den ayrılmış olan bir din. Budizm ve Jainizm, Hinduizmdeki kast sistemini reddediyorlar. Jainizm ile Budizm birbirlerinden ufak nüanslarla ayrılıyorlar. Jainizme göre evren sonsuzdur ve tek bir tanrı tarafından yaratılmamıştır. Jainlerin en temel prensipleri, hiçbir canlıya zarar vermemeleri. Bunlarda  kendi arasında iki mezhepe ayrılırlarmış. İşte bizim gördüğümüz çıplak rahip Digambara denen alt grubundanmış. Bu mezhebe inananlar çok katı inanışa sahipmişler. O kadar ki giyinme gibi dünyevi unsurları bile reddederlermiş. İnsanın üstündeki bulut, onun giysisiymiş. Fesuphanallah! Bu ülkede neler görüp, öğreneceğiz.

IMG_1164

Sonunda Madhya Pradesh eyaletine girip Kajuraho kentine vardık. Sonra da otelimize yerleştik. Otelin ismi Hotel Ramada. Güzel bir hotel.

Yarın erotik oymaları ile meşhur Kajuraho tapınaklarını gezeceğiz.

Gezekalın..

 Dr Ümit Kuru

Gözden geçirilmiş yeniden basım tarihi 09.01.2015 Saat 23:32