RAJASTAN-ALTIN ÜÇGEN-VARANASİ-Khajuraho-Varanasi

SONY DSC

Bu akşam ki bölüm biraz yüz kızartabilir. Sizden peşinen özür dilerim ancak o erotik oymaları da oraya ben yapmadım ya! Varlardı, gittik, gördük ve paylaşıyorum…

IMG_1187

Khajuraho, Delhi’den tam 620 km uzakta olan bir köy. Hindu ve Jain tapınaklarının en yoğun olduğu bir yer. Ancak meşhur olmasını sağlayan bu tapınakların duvarlarında bulunan erotik oymalar. Burası UNESCO’nun dünya mirası listesinde ve Hindistan’ında “yedi harikaları”ndan bir tanesi. Khajuraho isminin Sanskritçe anlamı “Palmiye Ağacı” demekmiş.

SONY DSCBir zamanlar bölgede hüküm süren Chandela Hanedanlığının güçlü zamanlarında Khajuraho, krallığın ya da hanedanlığın kültürel başkenti olmuş ve şimdiki tapınakların büyük çoğunluğu o zamanlarda (Milattan sonra 950-1150) yapılmış. Bir zamanlar 20 km²’lik bir alana yayılmış halde 85 adet tapınak varmış ancak günümüzde bu sayı 25 ve bizim gezdiğimiz alan içinde ise sadece 12 tane tapınak var.

Sabah erken saatlerde yeni rehberimiz ve şoförümüzle bu alana vardık. Khajuraho tapınakları doğu, batı ve güney tapınakları olarak 3 bölümde geziliyor. Hindu Tapınaklarının hemen hemen hiçbirinde bayrak dalgalanmıyor ve müzik sesi gelmiyor. Bunun anlamı burada ibadet yapılmıyor. Öğrendiğimize göre eğer herhangi bir tapınak içindeki tanrı heykelleri herhangi bir sebeple hasar görmüşse, bu tapınakta artık ibadet yapılmıyormuş. Ne kadar ilginç! Sadece bir tapınakta bayrak sallanıyor ve bir müzik sesi geliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_1206Buradaki tapınaklar tanrı Şiva, Vişnu ya da Jain mezhebine adanmış. Bunları bizim gibi gezginlerin ayırt edebilmeleri mümkün değil. Bence en güzel olanları, Batı tapınakları. Burada tapınaklar birbirlerinden yürüme mesafesi uzaklıkta bulunuyor. Hepsi bir platformun üstünde yükseliyor ve doğu-batı istikametinde uzanıyorlar. Doğuda girişleri var, bir tanrı heykelinin (sunak) bulunduğu odası ve onun dışında büyükçe bir oda dört taraftaki duvarlarda ve tavanda muhteşem taş oymalar ve heykeller bulunuyor. Alanın ana kapısından girip sol tarafa doğru yolu takip edince ilk olarak karşımıza Chaunsat Yogini Tapınağı çıkıyor. Önünde bulunan begonvilleri ile Kandariya Mahadeo Tapınağı, alanda bulunan tapınaklar arasında en güzellerden bir tanesi. Chitragupta Tapınağı, Vishwanath Tapınağı, Lakshamana Tapınağı, Matangeshwara Tapınağı diğer tapınaklar. Ben bu tapınakların yemyeşil bahçelerine bayıldım. Her zaman ki kuşlar tüm cömertlikleri ile pozlarını verdiler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SONY DSC

Tapınakların dış duvarlarında, gündelik yaşamdan ve savaşlardan sahneler yanında, bundan yaklaşık 1000 yıl öncesinin şartları düşünüldüğünde, her biri aslında birer sanat eseri olan erotik taş oymaların neden yapılmış olabileceğini hem orada rehbere sordum ve hem de dönünce araştırmaya çalıştım. Neden bir ibadethanenin, sadece dış duvarlarında bile olsa bu erotik figürler yapılsın?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bunu Chandela Hanedanlığının orijini hakkında söylenen efsaneye dayandıran hikayeler var. Bu efsaneye göre bir Hindu rahibin güzel kızı, ırmakta yıkanırken Ay Tanrısı tarafından görülür ve onun tarafından tecavüze uğrar. Bu Tanrı ile ölümlünün birleşmesinden Chandravarman adını verdikleri bir erkek çocuk doğar. Toplumun bu evlilik dışı ilişki sonucu olan çocuk üzerindeki baskısı altında kalan anne, çocuğunu da alarak Orta Hindistan’ın yoğun ormanlık alanlarına göç ediyor ve burada çocuğuna hem bir anne oluyor ve hem de dinini öğretiyor. Zamanla büyüyen çocuk Chandela Hanedanlığını kuruyor ve bir gün rüyasında annesin görüyor. Annesi ondan bir istekte bulunur; “Senden insanın şehvetini gözler önüne seren ve bu zevklerin anlamsızlığını gösteren tapınaklar yapmanı istiyorum”. İlk tapınağını yaptıran ve annesinin isteğini yerine getiren Chandravarman, daha sonra kısa zamanda insanın şehvet duygularını, cinsel dürtülerini gösteren diğer tapınaklarla bu tapınaklar kompleksini kuruyor.

SONY DSC

Diğer bir teoriye göre ise bu figürlerin yapılmasının özel bir amacı vardı. O günlerde inzivaya alınan erkek çocuklarının dini öğretilerini alırken, dünyevi zevkler hakkında bilgilenmelerini, bu erotik oymalar sayesinde edinmeleri sağlanıyordu.

Khajuraho tapınaklarının ana teması nedir diye sorulsa tek kelime ile”kadın” diyebiliriz. Dans eden, gözlerine sürme, ayak tırnaklarına kına yapan, saçını tarayan, masum, işveli, baştan çıkartan, güzel vücutlu kadınlar. Bu figürler yanında tüm günlük yaşamdan da sahneler var.

SONY DSC

Hindu inanışında Mokşa (hidayete erme, özgürleşme), Budizm ve Sihizm de ise Nirvana ya ulaşmanın 4 yolu varmış; Dharma (erdemli yaşam), Artha (mal varlığı) Yoga, ve Kama (zevk). Bunların hepsi yaşamın içinde var ve normal kabul ediliyor. İnsan ömrünün erken yıllarında,  yaşamın tüm bu yönlerini yaşamak ve sonunda tüm zevklerden vazgeçerek (pişmanlık duymadan, bağımlısı olmadan) Mokşaya varmak. Tapınak duvarlarında aslında kadını ile erkeği ile, günlük yaşam ve savaş sahneleri ile, masum aşk ve erotizm ile tüm yaşam gerçekliği anlatılıyor. “Bu tapınağın kapısından içeri girdiğin andan itibaren, tüm dünyevi zevkleri dışarıda bırak” deniliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra araba ile doğu grubu tapınaklara gittik. Burası ilk gezdiğimiz gruptakiler kadar geniş bir alana yayılmamış ve daha az gösterişli. Bunların çoğu ise Jain tapınağı. Buradaki tapınaklar Parsavanatha Tapınağı, Ghantai Tapınağı, Adinatha Tapınağı. Burada da bir baykuşu yakaladım. Öyle güzel bakıyordu ki! Gece değil bir şey değil, uyanık olması ilginç.

SONY DSC

Khajuraho’daki gezimiz sona erdi. Saat 17:00 de Varanasi’ye uçtuk. Varanasi, Hindistan’ın en kutsal kenti. Yani buraya giden Hindular hac görevlerini yerine getiriyorlar. Hindu inanışında ölüm sonrasında ruh ölmüyor ve başka bir bedende yeniden hayat buluyor. Reenkarnasyon denen bu olay aslında ruhun huzur bulmaması nedeniyle arzulanan bir durum değil. Bu nedenle ruhun kurtulması için varanasi de ölüp, ölü bedenin yakılıp, kutsal nehir Ganj’a küllerin savrulması gerekiyor. Ancak bu şekilde reenkarnasyon döngüsü kesiliyor ve ruh huzur buluyor. Bu nedenle bu şehre ya ölüme yakın insanlar getiriliyor ve ölüm gerçekleştikten sonra yakılıyor ve külleri Ganj’a savruluyor. İmkanı olmayıp ta buraya ölmeye gelemeyen insanların ise öldüğünde yakılma ile elde kalan külleri Varanasi’ye getiriliyor ve Ganj nehrine savruluyor. Burada programımız aslında yarın saat 05:30 da Ganj nehrinde tekne turu ile başlayacak ancak gitmeden önceki Hindistan hazırlıklarımda öğrendiğim Aarti Ganga denen Ganj’ı kutsama törenlerini kaçırmak istemiyoruz. Bu nedenle bu tören için akşam saat 18:00 de Dasaswamedh Ghat’ı önünde iyi bir yer kapmamız gerekiyor.

IMG_1284Biraz zamanımız var. Bizim kızlar ilk günden beri Sari adlı Hint giysisini almak için yanıp tutuşuyorlar. Nerede giyeceklerini pek anlayamasam da bu sefer ekip bayan ağırlıklı ve onlara uyacağız. Varanasi ipek işi giysiler ve el işleri ile ünlü bir şehir. Bu işi Müslümanlar yüzyıllardır yapıyorlar ve sırlarını da çok iyi saklamışlar. Biz de yeni rehbere söyleyince kör istedi bir göz Allah verdi iki göz misali hemen bir dükkana götürüldük. Ben oturdum yorulmuşum, kızlar alışverişteler.

Akşam tam saatinde Dasaswamedh  Gaht’a vardık. Burası çok kalabalık. Etrafta bol bol Guru var. Bu arada yol boyu dilenciler var. Bu kadar çok dilenciyi yan yana hiç görmemiştim. İyi bir yer kapıp törenleri izledik. Hindistan gezimizin en güzel ve ilginç gecelerinden bir tanesiydi. Yarım saat kadar süren tören aslında tamamen bir gösteriye dönüşmüş olay ancak bu şehirdeki en güzel anımız oldu. Tütsü kokusu, çan sesleri, duman, Ganj nehrine salınan ve su üstünde yüzen yanar mumlar. Sabahki erotik figürlerle güne başlayıp, günü bu dini ritüel ile bitirmek! İnsan bu ülkede nasıl da uçlarda dolaşabiliyor?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Akşam artık açlıktan ölüyoruz. Rehbere iyi bir yer diye sordum, bizi rastladığımız en ilginç lokantaya götürdü.Burası peynirleri ile meşhur bir lokanta çıktı. Ben klasik Hint yemeği istedim, kızlar ise peynir tabağı ve artık çok alıştığımız butter nan (yağlı ekmek) istediler. Haklı çıktılar, burası en kötü Hint yemeği yediğim yer oldu. Aslında burada pizza yemek lazımdı. Etraftaki turistler Pizza yiyorlardı, uyanamadım işe. Ertesi gün aynı yere gittik ve Pizza yedim. Evet, bu peynirle harika bir pizza geldi. Çaktırmadan bira servisi bile yapıyorlar. Buranın sahiplerinden birisi Alman’mış. İki lokantası varmış ve bu lokantanın geliri fakir çocukların eğitimine gidiyormuş.

Yarın erkenden Ganj nehrinde botla geziye başlayacağız. Daha sonra da Delhi’ye uçuş var. Artık sona yaklaştık.

Gezekalın

 Dr Ümit Kuru

Gözden geçirilmiş yeni basım tarihi 12.01.2015 Saat 00:13

Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: