• Arşivler

  • Diğer 531 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 381.848 ziyaretçi
  • Şubat 2026
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    232425262728  

Sekizinci Kıta Madagaskar: Morondava’dan Bekopaka’ya

Gezi Tarihi: 11 Eylül 2016

img_5233

Bugün ülkenin batı kıyısındaki ulusal parklardan bazılarını gezmek için Morondava‘ya uçacağız. Madagaskar Havayolları ile 08:30’da olan uçuşumuz 1 saat sürecek. Bugünkü yolculuğumuzda 4*4’lerle  seyahat edip, önce  Baobab Yolu’nda kısa bir mola vereceğiz. Tsimafana Köyü üzerinden Tsiribihina Nehrini salla geçeceğiz. Arkasından yola devamla Manambolo Nehrini salla geçip Bekopaka‘ya, geceleyeceğimiz otele, varacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Uçağımız tam saatinde kalktı. Uçak yolcularının tamamını bizim grup oluşturuyor. Yani bize özel uçak diyebiliriz. Yaklaşık 1 saatlik rahat bir uçuş sonrasında Morondava Havaalanına indik. Havaalanında bir manga asker ve benzeri resmi kıyafetli Madagaskar’lı, tören nizamı içinde dizilmişler, bekliyorlar. Önce “Bakın bizi nasıl karşılıyorlar?” muhabbeti olduysa da, aslında karşılanan ülkenin bir Bakanıymış. Bir adamın peşinde, onlarca adam gezmede! Ülke ne kadar fakir olursa, bu tip merasimlerin boyutu o kadar artıyor sanki.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Valizlerimizi alınca her 4 kişiye bir tane olarak ayarlanmış 4*4 araçlarımıza yerleştik. Bugün ve takip eden günlerde sıkı bir arazi aracı olmadan bu ülkenin gezilemeyeceğini baştan söyleyelim. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Batı bölgesinin en büyük şehri olan Morondava aslında Batı Madagaskar kıyılarındaki  Belo sur Mer gibi balıkçı köyleri ya da Kirindy gibi rezerv alanlarını günübirlik gezmede konaklanan güzel bir kent. Başkentin sarsıcı ve yorucu halinden sonra burası tam bir kaçamak yeri. Sessiz ve sakin. Biz burada, 2 geceyi Bekopaka’da geçirdikten sonra, dönüşte bir gece konaklayacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Jeeplerle yaklaşık yarım saatlik bir asfalt yolu takip sonrasında, toprak ve bozuk yollara daldık. Aslında Tsiribihina Nehri’ne kadar 100 km’lik bir yolumuz var. Ama bu 100 km’yi ancak 3 saatte alabiliyorsunuz. Yollarda inanılmaz güzellikte fotoğrafik insan ve doğa malzemeleri var. Başkentin bize, en azından bana, verdiği kötü havadan çabuk sıyrıldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Morondava’dan sonra, yaklaşık 19 km’lik yolu 45 dakikada aldığımız bir yolculuk sonrasında Baobab (Adansonia) ağaçlarının yoğun olarak bulunduğu ve Madagaskar’ın en güzel yerlerinden Baobab Yolu’na (Baobab Avenue) ulaştık. Bu alanda fotoğraf molası verdik. Ama burada esas vakit geçirmeyi, dönüşte yapacağımız güneş batırma aktivitesinde yapacağız.

img_5360

Baobab, Afrika ve Asya’nın tropikal bölgelerinde yetişen, yapraklarını döken ağaç türlerinin ortak adı. Baobab ağacına, Malagazca’da “Ormanın anası” anlamına gelen “Renala” deniyor. Boyları 5-30 mt ve gövde çevresi 7-11 mt arasında değişiyor. Bu yumuşak ve süngerimsi dev gövde, bir su deposu görevi yapıyor. Burada bulunan ağaçların bazıları 800 yaşında.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Aslında burada sadece Baobab Ağacı yokmuş. Zamanında tüm bu alan ormanlıkmış. Madagaskarlılar Baobab Ağaçlarını kutsal saydıkları için dokunmamışlar. Ancak diğer ağaçları, tarla açmak ve odun kömürü elde etmek için yakmışlar. Kutsal sayılan ağaca dokunmayıp, diğer ağaçlar ortadan kaldırılınca sanki bu yolda Baobab Ağaçları yoğunmuş gibi gözüküyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar’lılara göre Baobab Ağaçları Tanrının ilk diktiği ağaç. Bu nedenle de kutsal sayılıyor. Gel gelelim, Madagaskar’lılar bu ağacın dikilmesinin Tanrının ilk işi olduğu için, biraz acemi işi olduğunu ve bu nedenle de ters dikildiğini düşünüyorlar. Ters dikildiği için de ağacın kökleri dışarıda kalmış. Baobab Ağaçları ile ilgili Madagaskarlı yorumu bu işte.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burada yaklaşık 1 saat kadar vakit geçirdik. Aslında burada daha görmemiz gereken Kutsal Baobab Ağacı ve meşhur Baobab Amoureux-Aşık Baobab Ağacı da var. Ama bunları görmeyi dönüşteki güneş batımında Baobab Yolu aktivitemize bıraktık. Daha kat etmemiz gereken uzun bir yol var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tozun eksik olmadığı, bozuk ama bu haline yakışmayacak şekilde de işlek olan yolu takip ederek Belo Sur Tsiribihina Köyüne geldik. Burada bir restoranda kısa bir ihtiyaç molası verdikten sonra Tsiribihina Nehri’ni salla geçmek için nehir kıyısına geldik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tsiribihina Nehri, Mahajilo ve Mania Nehirlerinin, Miandrivazo Şehri yakınlarında birleşmesi ile ortaya çıkan bir nehir. 170 km kadar uzunluğa sahip ve Mozambik Kanalında denize dökülüyor.  Tsiribihina Nehri, Bemaraha Platosu ve ormanlık vadiler içinden geçiyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Araçlar buradan karşı kıyıya sallarla geçiriliyor. Sizler de isterseniz araçla birlikte salda ya da araçlar salda giderken teknelerde karşı kıyıya geçiyorsunuz. Biz buradan geçişte teknelerle geçtik ve araçlarımızın sallarla geçişini izledik. Bu geçiş yaklaşık 45 dakika kadar sürüyor. Bu arada piknik tarzı yemeğimizi tekne içinde yedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Pirogue” denen ve altı düz, elle oyulmuş, ahşap ve kolayca taşınabilecek hafiflikte kanolar Madagaskar’ın simgelerinden. Yerli halk bu kanoları çok sık kullanıyor. Nehirde bunlardan bolca görüyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bugünün ilk nehrini geçtikten ve aynı ustalıkla araçların sallardan kıyıya indirilişini izledikten sonra araçlarla yolumuza devam ettik. Bu kıyıdan, Manambolo Nehri kıyısındaki geçiş yerine kadar 100 km yolumuz daha var. Bu yol, şimdiye kadar yaptığımızdan da kötü çıktı. Üç saati bulan seyahat sonrasında hava kararmaya yakın Manambolo Nehri’ne ulaştık. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Manambolo Nehri denize ulaşıp dökülene kadar, Manambolo Kanyonunda 70 km akıyor. Bu nehirde yarın pirogue adlı kanolarla bir turumuz olacak. Renkli kireç taşından kayaları, yarları ve mağaraları göreceğiz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu nehirde daha kısa ve 15 dakikayı ancak bulan bir seyahatle karşıda bulunan Bekopaka Köyüne ulaşıyorsunuz. İki parti halinde sallarla geçiş yaptık. Sahilde bizi tüm sevimlilikleri ile karşılayan çocuklarla oynaştık. Tüm jeeplerimiz sallardan inince konaklama yapacağımız Le Grand Hotel du Tsingy de Bemaraha’ya (eskinin Vazimba Hoteli)  doğru yola çıktık. 

IMG_5880.JPG

Vazimba Hotel burası için güzel sayılacak bir otel. Odaları birbirinden ayrı, küçük evler şeklinde. Şirin bir yer. Akşam yemeğimizi yedikten ve günün muhasebesini yaptıktan sonra odalarımıza dinlenmeye çekildik. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yarın yorucu bir gün olacak. Madagaskar’ın UNESCO Dünya Mirası Listesi içinde yer alan eserlerinden ilki olan Tsingy Bemaraha Mutlak Koruma Alanını gezeceğiz. Ayrıca Manambolo Nehrinde, Manambolo Kanyonu boyunca pirogue ile seyahat edeceğiz.

Gezekalın, aydınlık kalın…

Dr Ümit Kuru

27.09.2016 Saat 00:18

img_5971      

Kaynaklar

http://www.ebrudurupinar.com/index.php?option=com_content&view=article&id=148:tanagun1&catid=39:madagaskar&Itemid=84
http://www.radikal.com.tr/radikalist/korsanlar-diyari-madagascara-gitmeniz-icin-10-sebep-1285584/   (Madagaskar genel)
http://www.gokyuzunet.com/atalarin-adasi-madagaskara-yolculuk/
http://www.gezivedoganotlari.com/tag/madagaskar/
http://www.yoldasin.com/afrika/dogu-afrika/madagaskar/
https://openknowledge.worldbank.org/bitstream/handle/10986/16709/820250WP0P12800Box0379855B00PUBLIC0.pdf?sequence=1&isAllowed=y
http://www.yoldasin.com/insaniyla-dogasiyla-bir-mozaik-madagaskarin-baskenti-antananarivo/
http://www.travelmadagascar.org/CITIES/Morondava.html
http://www.travelmadagascar.org/PARKS/Andranomena-Reserve.html
http://www.jeanbetours.com/tsiribihina-river-tour-tsingy-de-bemaraha/
http://taniko.free.fr/parks/kirindy.htm
http://www.parcs-madagascar.com/fiche-aire-protegee_en.php?Ap=19
http://www.wildmadagascar.org/conservation/parks/manambolo/index.html

Sekizinci Kıta Madagaskar: Antananarivo’ya Varış

P9100012.JPG

THY, Türkiye’den Madagaskar’a uçuyor. Uçuşun ilk aşaması 9 saat 30 dakika’da, kuş uçuşu 7500 km ötedeki, Mauritus’a oluyor. Aynı uçak 1,5 saat kadar havaalanında bekledikten sonra, 1 saat 40 dakika süren ikinci kısımla Antananarivo’da (Tana) sonlanıyor. Mauritus’la Türkiye arasında 1 saat fark varken, Madagaskar ile Türkiye arasında saat farkı yok.  Madagaskar’ın başkenti Tana’nın havaalanının ismi İvato Havaalanı. Küçük bir havaalanı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar vizesi kapıda alınıyor. Önce bir memur vizeyi verdi. Sonrasında 3 ayrı memurun pasaportlarımıza yaptıkları işlemlerle ülkeye resmen girmiş olduk. Bu ülkede her insana bir iş yaratmışlar sanki. Allahtan ki bizim uçaktan başka uçak, bizlerden başkaca da yolcu yok da, çok beklemedik. Havaalanı dışındaki aracımıza binip Les 3 Metis adlı otelimize doğru yola çıktık. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saat 16 gibi havaalanı dışına çıktık. Havaalanı ile şehir merkezi arası 25 km kadar. Mesafe kısa gibi gözükse de yollar dar ve çok araç var. Bu şehir tam bir eski araba cenneti. Citroen Dejavu, Renault Quatre Chevaux gibi 1940-50’lerin araç modellerinin bolluğu şaşırtıcı. Sonradan öğrendiğimize göre Madagaskar ikinci el arabanın bolca getirildiği bir ülkeymiş. Yol boyu minik dükkanlar görüyoruz. Bu dükkanlar en çok bakkal, kuaför ve kasap dükkanı oluyor. Madagaskar insanı, memuriyet işinde çalışmayı sevmezmiş. Üç-beş kuruş parayı denkleştirdi mi, hemen kendine dükkan açarmış. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yol boyu insan manzaraları ilgi çekici geldi. Yol kenarında ve şehrin tam da göbeğinde pirinç tarlaları var. Evler çok eski, bazıları kerpiçten yapılı, bazıları ise kolonyal tarzın evleri. Yavaş sayılacak bir hızla, orta şehir bölgesinde bulunan otelimize geldik.

Başkent Tana, 1.4 milyon yaşayanı ve 1275 metre rakımı ile Madagaskar’ın en kalabalık ve en yüksekte olan şehri. Bu şehrin, Güney Afrika’nın diğer şehirlerinden farklı olarak ezelden beri büyük şehir olma özelliği var. Yani Avrupalılar tarafından kolonileştirilmeden önce de büyük şehirmiş. 1625 yılında Kral Andrianjaka tarafından kurulmuş ve onu koruyan 1000 askere izafen (Antananarivo, Malagazca “Bin Asker Şehri” demek) Antananarivo adı verilmiş. Önceleri basit bir köy iken, Madagaskar’ın bütününe doğru hakimiyetlerini arttıran krallar sayesinde büyük şehir haline gelmiş. Merina Kralı 1. Radama, Antananarivo’yu tüm Madagaskar’ın başkenti yapmış. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Şehir 3 bölümden oluşuyor; En tepede olan üst şehir bölümü tarihsel öneme de sahip kısım. Bütün saray ve önemli yerler burada. Şehrin aşağı bölümü fakir olan bölüm. Bu ikisi arasında ise ara bölüm var. Bizim otel ara bölümde bulunuyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar’a giriş şehri olmasına rağmen çoğu ziyaretçi için sevimsiz gözüken ve az zaman geçirmelerine neden olan Tana’da bugün için bir şeyler yapmayı istemiştim. Otele vardığımızda akşama program konduğunu ve üst şehirde bir restoranda yemek yeyip, müzik ve dans performanslarını izleyeceğimizi öğrendim. Bayıldım ben bu son dakika gelişmesine…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Otel, eski bir kolonyal tarzı ev. Çok lüks değil ama sevimli ve bu şehir için iyi sayılabilecek bir otel. Akşam araçlara binip yemek yiyeceğimiz restoran bölgesine vardık. Önce şehre tepeden bakan bir noktadan güneşi batırdık. Sonrasında Le Grill de Rova adlı restorana girdik. Burada bizi güzel bir müzik eşliğinde kokteylle karşıladılar. Sonra ana salona yemeğe geçtik. Yemek yerken de bize Madagaskar’ın dört yanından ve çeşitli etnik gruplarından dans gösterileri yapıldı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Çok güzel bir gece oldu. Ülkeye hızlı bir giriş yaptık. Daha sonra otelimize dönüp ertesi gün başlayacak olan esas gezimiz için dinlenmeye çekildik.

Yarın gerçek Madagaskar’a adım atıyoruz

Gezekalın, aydınlık kalın…

Dr Ümit Kuru

24.09.2016 Saat 01:39

Kaynaklar

http://www.ebrudurupinar.com/index.phpoption=com_content&view=article&id=148:tanagun1&catid=39:madagaskar&Itemid=84
http://www.radikal.com.tr/radikalist/korsanlar-diyari-madagascara-gitmeniz-icin-10-sebep-1285584/   (Madagaskar genel)
http://www.gokyuzunet.com/atalarin-adasi-madagaskara-yolculuk/
http://www.gezivedoganotlari.com/tag/madagaskar/
http://www.yoldasin.com/afrika/dogu-afrika/madagaskar/
https://openknowledge.worldbank.org/bitstream/handle/10986/16709/820250WP0P12800Box0379855B00PUBLIC0.pdf?sequence=1&isAllowed=y
http://www.yoldasin.com/insaniyla-dogasiyla-bir-mozaik-madagaskarin-baskenti-antananarivo/
http://www.travelmadagascar.org/CITIES/Antananarivo-what-to-see.html
http://madagascar-tourisme.com/index.php

Sekizinci Kıta Madagaskar: Giriş ve Genel Değerlendirme

IMG_7963.JPG

Her gezi dönüşünde yazacağım yazıyı, aslında gezi sırasında şekillendiririm. Giriş yazısına ise bir başka önem verir, fotoğrafların da en güzellerini seçip koymaya çalışırım. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar-Mauritus gezimizin sonrasında da yeni gezi yazısı dizime başlamak için bilgisayar başına oturdum. Fotoğraflar bir güzel seçildi ama bir türlü Madagaskar’la ilgili vereceğim mesajın ne olması gerektiği, “Hangi cümlelerle ilginizi çekmeliyim” ya da “Size Madagaskar’ı nasıl özetlemeliyim” kısmı netleşmedi. Duygularım karmakarışık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gezi öncesi Madagaskar bölümü ile ilgili beklentim çok yüksekti. Bu geziden görsel anlamda alacağımı aldım ve beklentilerim karşılandı. Ama bu ülke, özellikle de başkenti Antananarivo (bundan sonra herkesin dediği gibi kısaltılmış ismi ile Tana diye yazacağım) beni çok yordu. Allahtan ki ülkenin kırsalında, doğusunda-batısında, başkentteki kadar fakirlik olmasına rağmen, insanların yüzlerinde gördüğümüz ifade ve aldığımız etkileşim daha farklıydı.

IMG_5880.JPG

Yukarıdaki fotoğraf aslında ne demek istediğimi çok güzel ifade ediyor. Bu fotoğrafı ülkenin batısında bulunan Manambolo Nehri kıyısındaki Bekopaka Köyünde çektim. Sallarla geçtiğimiz nehrin her iki kıyısında da çocukların onlarcası bizleri karşıladılar. Bu fotoğrafı veren çocuğun benimle kavga etmek istemediğine eminim. Büyük bir olasılıkla, yakın zamanda seyrettiği bir videodaki kahraman dövüşçüyü taklit edip, kendince bana en havalı pozunu verdi. Yüzündeki o sevimli  gülümseme hariç, başkent sokaklarında dolaştığımızda karşılaştığımız kadın-erkek, yaşlı-çocuk herkeste varlığını hissettiğim ruh hali işte tam da buydu; Yumrukları sıkılı ve sizinle kavgaya hazır, fakirliklerine isyankar insanlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Fakirliklerine isyanları var ama bununla tezat şekilde çaresizliğin verdiği bir durgunluk içindeler.  Başkent hariç, ülkenin gezebildiğimiz diğer kısımlarındaki insanlar daha hoşgörülü, güler yüzlü ve candanlar. Yerel rehber ısrarla başkentte gezmemizi istemedi. Bundaki amacının bizleri soygundan korumak olduğunu düşünüyordum. Ama son gün Tana Şehri gezisi sırasında Anosy Gölü kenarında fotoğraf çekme amacıyla aracın durması için ısrar ettiğimizde yaşadığım manzara, aslında başkentin insanı ve başkent ile yakın temasın istenmediğini düşündürdü bana.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar’lı halkın çevresine, doğal zenginliklerine ve tarihi yapılarına yaklaşımları hiç de dost değil. Yukarıda saydığım zenginliklerini yıkıcı ve tahrip edici durumdalar. Onun içindir ki Anosy Gölü’nün içinde çöp yığınları o güzel manzarayı bir anda yok edebildi ve çevresinde hissettiğimiz yoğun sidik kokusundan dolayı ancak 2 fotoğraf karesi alıp, hemen araca dönülmek zorunda kalındı. Tana’da araçtan inince çevremizi bir anda saran, ülkenin batı ve doğu sahillerinde gördüğümüz salya sümük ama sempatiyi elden bırakmamış çocuklarınn aksine, sizden mutlaka birşeyler alma hedefli kir pas içinde çocuklar da işin bonusu oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar dünyanın en fakir ülkeleri arasında ilk 10 içinde bulunuyor. Fakirliğin beraberinde gelen yokluk normaldir. Ben çok fakir ülke gezdim ve insanları içine girdim. Bu ülkeler genelde Batının Emperyalist ülkelerinin sömürdüğü, öz kaynaklarını yıllarca çaldığı ülkelerdi. Ancak onlar arasında bile Madagaskar kadar umutsuz olanını görmedim. Madagaskar yıllarca Fransa’ya karşı özgürlük mücadelesi vermiş bir ülke. Sonunda özgürlüklerini de kanlı ve yüksek bedellerle kazanmışlar . Ama sonradan ülkeyi yönetenler o kadar beceriksiz, ülke ve ülke insanı hayrına çalışmakdan o kadar uzak kalmışlar ki, Madagaskar insanı çoluk çocuk umutsuz bir fakirlik içine düşmüşler. İşte beni esas rahatsız eden de bu oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İnsanlar fakirlikten özkaynaklarını bu sefer kendileri talan ediyor olmuşlar. Ülkenin ormanları hızla yok ediliyor. Bir torba odun kömürünün fiyatı 5000 Ariary. Yani yaklaşık 1.5 Eur. Madagaskar’da bir torba odun kömürü için ağaçlık alan yakılması normal ve hak sayılıyor. Kaçak kesim çok fazla. Ülkede sanki devlet yok. Geleceğe dair umutta olmayınca insanlar gündelik yaşamaya çalışıp, kendi geleceklerini ve kaynaklarını kendi elleri ile yok ediyorlar. Madagaskar’a bu anlamda doğru zamanda gittiğimizi düşünüyorum. Madagaskar’ın doğal yaşamında şahit olduğumuz güzelliklerin bir çoğunu, bu hoyratca yok ediş devam ederse, çok yakın bir zamanda göremeyeceğiniz kesin gibi. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Biliyorum başlangıç karamsar ve “Madagaskar’a gitmeyin” der gibi oldu. Ama bir gezgin bunu dememeli ve siz okuyucular da böyle düşünmemelisiniz. Sadece gideceğiniz de ne ile karşılaşabileceğinizi bilmenizi ve ona göre önlemler almanızı isterim. Bu yazıların da amacı bu zaten.

10-21 Eylül tarihleri arasında Madagaskar-Mauritus gezisini ile gerçekleştirdik. Gezimizde yönetimsel ve programsal anlamda herhangi bir eksikliğimiz olmadı. Bu anlamda çok yoğun bir program eksiksiz uygulandı diyebilirim. İki konaklama alanı dışında sorunlu bir yerimiz olmadı. Ülkenin zaten tesis bakımından fakirliği ve standartları gözönüne alındığında bunları normal karşılayabilirsiniz. Ancak yine de kabul edilebilir düzeyde tesislerin var olduğunu söylemeliyim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar, zorlu bir gezi rotası. Uzun ve rahatsız edici yollarda (gerçi bu yollara, yol demek biraz lüks olur sanki) seyahat edeceksiniz. Hijyen çok önemli bir sorun. O kadar dikkat etsek de, ben dahil, çoğumuz ishal olduk.  Sivrisineklere ısırılmamaya çalışacaksınız, sıtma riski var. “Bu kadar eziyet niye o zaman?” diyenler için söyleyecek çok sözüm, kurulacak çok cümlem var; Göreceklerinizi, yaşadıklarınızı başka bir ülkede göremeyecek ve yaşayamayacaksınız. Sık ağaçlarla kaplı ormanlarda ağaçtan ağaca zıplayan lemurların, başka bir dünyanın yaratıklarıymış gibi gözüken bukalemunların peşinde koşacaksınız. Yüzlerini ağaçtan elde ettikleri sıvıyı  sürerek güneşten koruyan ve kafalarında yük taşıyan kadınlara hayret edeceksiniz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ve o çocuklar! Salyalı, sümüklü ama ona rağmen tüm sevimlilikleri ile “Bonbon” diye şeker isteyen, sizi görünce taklalar atan, daima gülen ve dans eden güzel çocuklar. Daha önce hiç görmediğiniz kayıkları ile balıkçılar, jeeplerinizle sal sırtında geçmek zorunda olacağınız nehirler. Dünyanın bu yöresine özgün Baobab Ağaçlarını, dünyanın en önemsiz olayıymışcasına umursamadan eski bir top peşinde koşan Madagaskar’lı çocukların varlığında, gün batımında görme ayrıcalığını yaşayacaksınız.

img_7902

img_9916

Madagaskar’da şahit olabildiğim canlılar ve bitkiler insana sanki başka bir gezegende olduğunuz izlenimini veriyor. Bu anlamda Madagaskar yazı dizime özellikle “Sekizinci Kıta Madagaskar” başlığını uygun gördüm. Buırada doğal ortamında göreceğiniz canlıları başka bir yerde, hayvanat bahçesi dışında, görebilmeniz imkansız. Sadece bu nedenle bile Madagaskar’a gitmelisiniz. Bu kadar hızlı tüketiliş nedeni ile, tüm pisliği ve bazı yerlerde hissedeceğiniz iticiliğine rağmen, hızla gezi programlarınız arasına Madagaskar’ı dahil etmelisiniz. Kırsal bölgelerde Madagaskar insanı, çocuğu ve erişkini ile, daha dost canlısı ve candanlar. Bu nedenle bu fakir ama dost insanlarla kültürel alışveriş zevkini yaşamalısınız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha önce Madagaskar hakkında genel bilgileri vermiştim. Bunları ilerideki yazılarımda tekrarlamak istemiyorum. Arzu eden aşağıdaki linke tıklayarak bu yazıdaki bilgilere ulaşabilir: Madagaskar-Genel Bilgiler

IMG_5728.JPG

Sizlere gezi planlamanızda yardımcı olmasını umduğum şekilde gezim sırasında edindiğim bilgileri ve yaşadığım tecrübeleri sunacağım. Gezdiğimiz şekliyle gün ve gün yazıları takip edeceğinizi umuyorum.

img_7839

Gezmek bir kültür alışverişidir. Buyrun bakalım Madagaskar’dan aldıklarıma yani “Sekizinci Kıta Madagaskar” gezi yazı dizime…

Okuyunuz ve okutunuz 🙂

Gezekalın…

Dr Ümit Kuru

23.09.2016  Saat 10:11

Gezi Öncesi Dipnotlar: Madagaskar

2016 yılı gezilerimiz nedense hep ada ülkelerine oldu. Sene başında Japonya, sene ortasında ise İzlanda gezilerini yaptık ve www.gezekalin.com sayfalarında bu gezileri sizlerle paylaştık. Sene sonuna doğru bir başka ada ülkesine, dünyanın en büyük 4. adasına, yani Madagaskar‘a bir gezi planlıyoruz. Hazırlıklar tamam, sadece gidiş gününü bekliyoruz. Yakın zamanlarda yapmayı adet haline getirdiğim gibi, gezi öncesi Madagaskar hakkındaki bilgilenme çalışmalarımı sizlerle “gezi öncesi notlar” başlığı altında paylaşmak istedim.

Bu bölüme gezi sonrasında mutlaka eklemelerim olacaktır.

adsız

Bir Bakışta Madagaskar
Flag_of_Madagascar_(bordered)1

Madagaskar Cumhuriyeti;

Ülke Büyüklüğü :  587,041 km2 (Dünya sıralamasında toprak alanı olarak 46. büyük ülke)

Ülke Nüfusu:    22,434,363          (Dünya sıralamasında nüfus olarak 53. büyük ülke)

Ülke Nüfus Yoğunluğu   35.2/km2 (Dünya sıralamasında nüfus yoğunluğu olarak 174. büyük ülke)

Başkent ve En Büyük Şehir: Antananarivo (kısaca “Tana” deniyor)

Resmi Diller:             Malagazca, Fransızca

Etnik Gruplar (2004): %26 Merina, %15 Betsimisaraka,  %12 Betsileo,  %7 Tsimihety,  % 6 Sakalava, %5 Antaisaka, % 5 Antandroy, % 24 Diğerleri

Yönetim Biçimi: Yarı Başkanlık, Üniter Cumhuriyet, Parlamenter Sistem

Bağımsızlık Kazanma Zamanı: 1895-1958 yılları arasında Fransa boyunduruğunda yaşayan Madagaskar, 26 Temmuz 1960’da resmen bağımsızlığını kazanmış.

Kişi Başına Gayri Safi Milli Hasıla (nominal) : 368 USD/kişi başı (Dünyanın en fakirleri sıralamasında ilk 10 sırada)

Para Birimi : Malagasy Ariary  (MGA) (Banknotlar: Ar100, 200, 500, 1000, 2000, 5000, 10000)

1 USD =3048 MGA ,  1 EUR =3445 MGA

Neden Madagaskar?

Hint Okyanusunun dalgalarına kucak açmış Madagaskar eşsiz doğası, renkli  ve canlı yaşamıyla gezginleri kendisine cezbediyor. Madagaskar’ın en önemli özelliği barındırdığı canlıların %99’unun sadece Madagaskar’da bulunması. Adadaki bitkiler ve hayvanların neredeyse tamamı sadece Madagaskar’da ve özel hayvanat bahçelerinde görülebilir. Yani Madagaskar’ı ziyaret etmedeki birinci amacınız Madagaskar’ın vahşi yaşamı ve biyoçeşitliliği olmalıdır. Bu adada 93 tür endemik Lemur, 236 kuş türü (100’ün üzerindesi endemik) ve %90’ı endemik olan 12000 üzerinde bitki türü var. Yani aslında Madagaskar, Afrika Kıtası’nın Galapagos’u gibi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar; Indo-Malay, Afrika, Avrupa ve Çin halklarının kültürel, mimari ve yemek çeşitliliğini barındırmasından dolayı ortaya çıkan, kültürel mozaik nedeniyle de ziyaret almaktadır.

Eşsiz doğası, kumsalları, yürüyüş parkurları, dalış olanaklarının varlığı da adaya turist gitmesi için nedenler arasındadır.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Madagaskar’ın adını bütün dünyaya ezberleten, animasyon film serisi “Madagascar” ve bu filmin eğlenceli kahramanı, bir Lemur olan, Kral Julian. Her ne kadar yaygın popularitesi bu filmden gelse de, gezginlerin bu adayı keşfetmeleri yeni değil. Ada, sosyal ve politik oynaklığına rağmen, her yıl daha fazla turist alıyor. Madagaskar, üzerinde insan yerleşimi 2000 yıldır olan bir ada. Bir zamanlar ada tamamen ormanlık alanlarla kaplı iken, insan yerleşiminin artması ve tarım için ormandan arazi açma amaçlı yaklaşımlar ormanların büyük oranlarda yok edilmesine neden olmuş. Bazı kaynaklara göre, insan yerleşimi öncesi var olan ada ormanlarının %80-90 kadarı bugün artık yok edilmiş durumda. Ormanlardaki azalma, Madagaskar biyoçeşitliliğini de beraberinde götürüyor ve maalesef orman talanı hala devam ediyor. Madagaskar, biyoçeşitliliği yok olmadan ziyaret edilmeli diyerek bu konuya noktayı koyuyoruz.

Madagaskar’ın Canlı Zenginliği, Oluşum Hikayesinden Geliyor:

Bir ada olarak Madagaskar’ın öyküsü, bundan tam 165 milyon yıl öncesine kadar gidiyor. Afrika ve Hindistan’ın birbirinden koptuğu bu dönemde, ilk önce Afrika’dan kopan Madagaskar, milyonlarca yıl sonra bu sefer de Hindistan’dan kopmuş ve Hindistan’ın Asya kıtasıyla birlikte kuzey doğuya çekilmesiyle bir ada olarak Afrika’nın hemen bitişiğinde kalmış. Madagaskar 70 milyon yıldır dış dünyadan izole bir tabiata ev sahipliği yapıyor.

Madagaskar’ın %10 kadar kısmı rezerv alanı veya park alanı olarak koruma altındadır. İlk olarak 1990da  Tsingy de Bemaraha Ulusal Parkı UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi içine alınmış, 2007’de ise Atsinanana Yağmur Ormanları başlığı altında 6 park daha bu listeye dahil edilmiş. Meraklısına, aşağıda Madagaskar koruma alan ve parklarının toplu halde isimleri yer almaktadır.

Sıkı Korunan Doğa Rezerv Alanları (4 Tane)

Tsingy de Bemaraha Strict Doğa Rezerv Alanı,  Betampona Rezerv Alanı, Tsaratanana Rezerv Alanı, Zahamena Rezerv Alanı.

Ulusal Parklar (25 Tane)

Atsinanana Yağmur Ormanları olarak kabul edilen parklar; Zahamena Ulusal Parkı (2007’de UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi içinde), Ranomafana Ulusal Parkı (2007’de UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi içinde), Marojejy Ulusal Parkı (2007’de UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi içinde), Andohahela Ulusal Parkı (2007’de UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi içinde), Andringitra Ulusal Parkı (2007’de UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi içinde). Diğer Ulusal Parklar;

Ankarafantsika Ulusal Parkı, Baie de Baly Ulusal Parkı, Isalo Ulusal Parkı, Kirindy Mitea Ulusal Parkı, Lokobe Ulusal Parkı, Mananara Nord Ulusal Parkı, Andasibe-Mantadia Ulusal Parkı, Analamazaotra Ulusal Parkı (Périnet),  Masoala Ulusal Parkı (Nosy Mangabe Reserv Alanı dahil), Midongy du sud Ulusal Parkı,  Sahamalaza Ulusal Parkı, Tsimanampetsotse Ulusal Parkı,  Tsingy de Namoroka Ulusal Parkı ,Marolambo Ulusal Parkı, Nosy Hara Ulusal Parkı, Nosy Tanikely Ulusal Parkı, Nosy Ve-Androka Ulusal Parkı, Zombitse Vohibasia Ulusal Parkı, Amber Dağı Ulusal Parkı, Tsingy de Bemaraha Ulusal Parkı (1990’da UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi içinde).

Vahşi Yaşam Rezerv Alanları (21 Tane)

Ambatovaky Rezerv Alanı, Amber Ormanı Rezerv Alanı, Ambohijanahary Rezerv Alanı, Ambohitantely Rezerv Alanı, Analamerana Rezerv Alanı, Andranomena Rezerv Alanı, Anjanaharibe-Sud Rezerv Alanı, Bemarivo Rezerv Alanı, Beza Mahafaly Rezerv Alanı, Bora Rezerv Alanı, Cap Sainte Marie Rezerv Alanı, Kalambatritra Rezerv Alanı, Kasijy Rezerv Alanı, Mangerivola Rezerv Alanı, Maningoza Rezerv Alanı, Manombo Rezerv Alanı, Manongarivo Rezerv Alanı, Marotandrano Rezerv Alanı, Pic d’Ivohibe Rezerv Alanı, Ankarana Rezerv Alanı, Tampoketsa Analamaitso Rezerv Alanı

Madagaskar’ın İnsan Kaynağı-İlk Yerleşenleri

Haritada Madagaskar’ın bulunduğu yere bakarsanız, bu adaya ilk çıkan insanların Afrika’dan geldiğini düşünmeniz gerekir. Ancak gerçekler son derece şaşırtıcı. Çünkü adaya ilk gelen insanlar neredeyse dünyanın öbür ucundaki bir adadan, Borneo’dan, gelmişler. Tahminlere göre milattan önce 500 ila 300 yılları arasında büyük bir koloni Borneo adalarından yola çıkıp, Madagaskar’a gelmiş. “Borneo neresi?” derseniz, Hint Okyanusu’nun öteki ucunda Güneydoğu Asya sularında! Dünyanın en büyük 3. adası olan Borneo bugün Burnei, Endonezya ve Malezya tarafından paylaşılmış bir yerleşke konumunda. İlk olarak Borneolular tarafından keşfedilen Madagaskar’a Afrikalılar’ın ilk göçü ise, Borneo’luların gelişinden ancak 500 yıl sonra olmuş! Avrupalıların henüz Akdeniz’in dışına çıkamadığı bir çağda Borneoluların yaptığı şey, dünya tarihinin en büyük denizcilik başarılarından biridir. 

1500’lü yıllarda adayı tesadüfen bulan ilk Avrupalılar Portekizliler olmuşlar. Daha sonra sırası ile İngiliz, Alman ve Fransız donanmaları adaya gelseler de, Madagaskar’a bir türlü yerleşip üs kuramamışlar. Buna karşılık 17. yüzyıl boyunca Avrupalı ve Kuzey Amerikalı korsanlar  (özellikle Île Sainte Marie Limanı olmak üzere) Madagaskar’a yerleşmede daha başarılı olmuşlar. Madagaskar bir dönem gizli korsan ülkesi durumunda olmuş.

Güçlü Malagaz krallar bu dönemlerde Avrupalı tüccarlar ile ticareti geliştirmişler ve 1810 yılından sonra adaya misyonerler akın etmişler. Zamanla bu misyonerlere karşı katliamlar yapılmış. Bunu gerekçe yapan İngilizler adayı işgal etmişler ve sonra Zanzibar’a karşılık olarak Fransızlara devretmişler. Fransa da 1897 yılında Madagaskar’ı resmi olarak kendi koloni ülkeleri arasına katmış. 1920’lerde Madagaskar halkı Fransızlara karşı bağımsızlık hareketleri başlatmış. 1947 yılında Madagaskar halkının isyanı, 80000 Madagaskar’lının öldürülmesi ile bastırılmış. 26 Haziran 1960’da tam bağımsızlığa kavuşmuslar ama politik kargaşadan bir türlü sıyrılıp da rahat bir nefes alamamışlar. Bunun neticesinde de ekonomik kriz gittikçe büyümüş. Bugün Madagaskar biraz daha sakin görünse de potansiyel olarak krizlere açık bir ülke gibi duruyor.

Madagaskar Seyahati İçin En Uygun Zaman

Madagaskar’ı ziyaret için en uygun zaman Ocak-Mart aylarının yağışlı sezonları dışındaki zamandır. Adanın iklimi yöreye göre çok değişiyor; Adanın merkezindeki yüksek yörelerde Mart-Eylül ayları daha soğuk ve yağışlı iken Güney Batı bölgelerini ziyaret için ideal zaman, bu aylardır. Ağustos ve Eylül ayları göçmen kuşlarını görmek için mükemmel zamanlar iken, Ekim-Aralık ayları Lemur yavrularının doğum zamanı olduğundan ziyaret için fantastik zamanlar olabilir.

Madagaskar İçin Yanınızda Bulunduracaklarınız ve Seyahat Öncesi Sağlık Önlemleri

Madagaskar’da iç uçuşlar yapacaksanız ya da uzun araç yolculukları yapacaksanız hacmi küçük valizler uygun olacaktır. 4*4 araçlarla yolculuklar da rahatsız olabiliyormuş. Bu kısıma seyahat sonrası eklemeler fazlaca olacaktır. Rahat ve uygun bir yürüyüş ayakkabısı, mümkün olduğunca uygun ve kaliteli outdoor giysiler, şapka almak yerinde olacaktır. El fenerini ve fotoğraf makinalarımızın zoom lenslerini de unutmayalım.

Madagaskar sağlık koşulları ve temiz içme suyu tedariki bakımından pek de sağlıklı bir ülke değil. Bu nedenle gitmeden önce bazı sağlık önlemlerinizi almanızı ve http://www.seyahatsagligi.gov.tr/ adresindeki Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü web sayfasını mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Bu kadar bilgi içinde özetle ve bence, size en çok sorun olabilecek olanlar Hepatit A ve Sıtma hastalıkları olacaktır. Bunun için şunları yapabilirsiniz;

Bizim ülkemiz de Hepatit A açısından çok da risksiz değil ve aşılanmamış olanlarımız arasından bile çoğumuz, sessiz sedasız bu hastalık etkeni ile karşılaşmış ve bağışıklanmış olabiliriz. Bu hastalığı geçirip geçirmediğimizi ya da aşılanıp aşılanmadığımızı bilemiyorsanız basit bir iki testi (HAV IgG Antikoru -haydi kan aldırmışken ve Hepatit B hastalığına karşı bağışıklık durumunuzu bilmiyorsanız HBsAg ve Anti-HBs testlerini de ilave edin-) yaptırmanız yeterlidir. Eğer Hepatit A’ya  (kanla ve cinsel ilişki ile geçen Hepatit B için de) karşı bağışık değilseniz aşılanmanız yeterli korumayı sağlayacaktır. Bu işleri tabii ki seyahatten 15 gün önce yapmanız yeterlidir. 

Sıtma ise Madagaskar’ın başkenti hariç her yerde sorun olabilir. Bu işin şakası da yok. Bu nedenle seyahatten önce başlanacak koruma tedavisi sizleri bu hastalığa karşı koruyacaktır. Ama en kesin korunma yöntemi sivrisineğe ısırılmamaktır. Bunun için de yanınızda Of Max (burada marka verdim ama olsun) bulundurmak ve orada kullanmak, uzun kollu T Shirt veya gömlek, pantalon giyinmek, cibinlik kullanmak uygun olacaktır. Tüm bunların yanında içme suyu olarak mutlaka kapalı su kullanmak (diş fırçalamada kullanmak dahil), dışarıdan çiğ sebze, ve salatadan uzak durmak gibi genel hiyjen kuralları burada abartılmalı.

Sık Kullanacağınız Bazı Kelimelerin Malagazca Anlamı

Kelime/Cümle                                                                  Malagazca

                                                              Yazılışı                                             Okunuşu  

Evet                                                       Eny                                                    enj

Hayır                                                      Tsia                                                   tsi 

Merhaba/Nasılsınız?                   Manao ahoana!                              manaˈʷonə̥/manaˈonə̥

Merhaba (Kırsal alanda)               Salama!                                                saˈlamə̥

Allahaısmarladık                             Veloma!                                               veˈlumə̥  

Lütfen                                                 Azafady                                              azaˈfadʲ 

Özür Dilerim                                    Miala tsiny                                           mjala ˈtsinʲ

Teşekkür Ederim                             Misaotram                                          ʲˈsoːtʂa

Günaydın                                        Manao ahoana ianao      

İyi Geceler                                       Tsara mandry o

 

Evet Sevgili Sanal Gezgin Arkadaşlarım, şimdilik bu kadar..

Madagaskar gezisi sonrası, gezi anılarımda buluşmak üzere..

Gezekalın, Aydınlık Kalın..

Dr Ümit Kuru

31.08.2016 Saat 10:10

 

Kaynaklar

http://www.ebrudurupinar.com/index.php?option=com_content&view=article&id=148:tanagun1&catid=39:madagaskar&Itemid=84
 http://www.radikal.com.tr/radikalist/korsanlar-diyari-madagascara-gitmeniz-icin-10-sebep-1285584/   (Madagaskar genel)
http://www.lonelyplanet.com/madagascar/history
http://www.gokyuzunet.com/atalarin-adasi-madagaskara-yolculuk/
http://www.gezivedoganotlari.com/tag/madagaskar/
http://www.yoldasin.com/afrika/dogu-afrika/madagaskar/
https://openknowledge.worldbank.org/bitstream/handle/10986/16709/820250WP0P12800Box0379855B00PUBLIC0.pdf?sequence=1&isAllowed=y
http://kendingez.com/madagaskar-surprizi-gezi-yazisi
https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_national_parks_of_Madagascar#Strict_Nature_Reserves_.28R.C3.A9serves_Naturelles_Int.C3.A9grales.29

 

Tarihe Mal Olmuş Okul ve Müzesindeki Fil Kuşu Yumurtası; ikisinin de Nesli Tükendi !!

elephant_birdDünyanın en büyük kuşunun bundan milyonlarca yıl önce yaşadığını mı düşünüyorsunuz? Öyleyse yanılıyorsunuz! Çünkü 3 metre boy, 400-500 kg ağırlıkla Fil Kuşu (Aepyornis maximus), bundan 800-1000 yıl öncesine kadar (bazı kaynaklar 400-500 yıl öncesine kadar diyor) Madagaskar‘da yaşıyordu

-Boyu 3 metreyi bulabilen Fil Kuşu’nun yumurtası da elbette küçük olamaz. 90 cm çap, 33 cm uzunluk ve 9 lt sıvı alma kapasitesi olan bir Fil Kuşu yumurtası sizce kaç tavuk yumurtası büyüklüğü eder?  Haydi sizi yormadan söyleyelim! Fil kuşunun yumurtası tam 200 tavuk yumurtası büyüklüğüne denk geliyor. Fil Kuşu yumurtası bilinen en büyük dinozor yumurtasının tam 3 katı büyüklüğünde imiş. Bir tek Fil Kuşu yumurtası ile 120 kişilik omlet yapabilmeniz mümkün.

karargah8.jpg

Kuleli Askeri Lisesi

-Dünyada bütün halinde sadece 25 adet kalmış Fil Kuşu yumurtasının bir tanesinin Kuleli Askeri Lisesi Müzesi içinde olduğunu biliyor muydunuz? Evet! 1845 tarihinde kurulmuş ve bir zamanlar öğrencisi olduğum Kuleli Askeri Lisesi’nin müzesinde Fil Kuşu yumurtası sergileniyor. Etiketinde de “Paleolitik Devirden kalma Piyurniş Kuşu yumurtası” yazıyor.

O zamanlar ne aklım bu akıl, ne de ruhum gezgin ruhuydu. Müzeden hatırladığım teleskop, dürbün türünden objeler. Bu değerli yumurtayı hatırlamıyorum bile. Yakın bir tarihte gezi yapacağım Madagaskar’da müze gezerken hayretler içinde fotoğraflamaya çalışacağım Fil Kuşu yumurtasını, aslında 1970’li yılların sonlarında bu müzede görmüş olmam ve onu hatırlayamamış olmam üzücü! 

Madagaskar’ın ana karadan kopuşunun tamamlanışı ve Madagaskar’ın dünyadan izole bir tabiata ev sahipliği yapışı 70 milyon yıl öncesine dayanıyor. Bugün Madagaskar’ın  barındırdığı canlıların %99’u sadece Madagaskar’da bulunuyor. Buna bir de, bir zamanlar Madagaskar’da yaşayan ama günümüzde nesli tükenen hayvanlar ve bitkileri de eklerseniz, Madagaskar’ın flora ve fauna zenginliği hakkında bir fikir sahibi olabilirsiniz. İşte Madagaskar’da nesli bugün tükenmiş olan hayvanlardan bir tanesi de bu yazının konusu olan Fil Kuşu. 

Devekuşu ile akraba sayılan Fil Kuşu aslında 60 milyon yıldır yaşamayı başarabilmiş. Bu yaşamın bedeli olarak da bazı özelliklerini evrim geçirerek kaybetmiş. Örneğin kanatları artık uçamayacak kadar küçülmüş. Bu kuşun günümüzden 10 milyon yıl önce yok olması gerektiğini düşünen bilim adamları var.

https://www.youtube.com/watch?v=q8ghoHfW8WE

Marco Polo’nun gezi hikayelerini yazdığı 1298 tarihli  kitabında mitolojik kuş olarak Rukh’dan bahsetmesi, bu dev kuş hakkındaki ilk yazılı kaynak olarak gösteriliyor. Marco Polo’yu, kendisinin görmediği bu kuşun varlığından, bir Tatar Hanı haberdar etmiş. Marco Polo, Tatar Han’ın ağzından kuşu kitabında şöyle tarif ediyor; Kuşun tüyünün uzunluğu 9 karış ve genişliği ise 2 avuç kadardır. Bu kuş Marco Polo’ya göre kartal görünüşlü, kocaman pençeleri ile bir fili bile yakalayıp uçabilen dev gibi bir kuş olmalıdır . Ama Marco Polo 1298’de yazdığı bu kuş hikayesine Avrupa’da kimseyi inandıramaz. 1467-1469 yılında Madagaskar’a uğrayan gemicilerin gördüğü kocaman yumurta kabukları ise bir dinozordan kalan yumurta kabukları olarak değerlendirilir. Aslında Marco Polo’nun tarif ettiği kartal görünüşlü dev kuşun kaynağı Madagaskar’da bulunan başka bir fosilden gelse gerek. Çünkü Fil Kuşları etobur hiç olmadılar, onlar gerçekte otoburdular.

Bir zamanlar Madagaskar’ın kıyılarında bolca yaşarlarken, zamanla sayıları azaldığından iç bölgelere çekilen Fil Kuşlarının, 11-12. yüzyılda nesli tükendi, gitti.

60 milyon yıldır yaşamış, yaşamak için inat etmiş, evrim geçirmiş bu hayvana ne oldu da yakın sayılacak bir tarihte yaşam sahnesinden çekilip gitti? Bunun nedeni insanların adaya yerleşmeleri ve bu yerleşimin zamanla artması. Madagaskar geç yerleşim almış adalardan bir tanesi. Ama insanlar buraya yerleştikten sonra hem bu dev kuşları avlamışlar ama daha çok da yumurtalarını yuvalarından çalmışlar. Zamanla Fil Kuşlarının nüfusları hızla azalmış ve nesillerinin tükenmesi ise kaçınılmaz olmuş. Zamanın ve zamanın değişen koşullarının milyonlarca yılda Fil Kuşlarına yapamadığını, insanoğlu yaklaşık 1000 yıl içinde becerebilmiş.

http://www.gezekalin.com’da son zamanlarda, “Gezi öncesi notlar” başlıklı bölüme, özel bir önem veriyorum. Gezilmesi kesinleşen ülkelerle ilgili gezi öncesi yaptığım bilgilenme çalışmalarımı bu bölümde paylaşıyorum. Bir kaç hafta sonra gezmeyi planladığım Madagaskar ile ilgili genel bir bilgilendirme yazısı hazırlarken, karşıma Fil Kuşu konusu çıktı. Sonrasında yakın zamanda gazeteci-yazar sevgili Yılmaz Özdil’in Kuleli Askeri Lisesi’nin kapatılması sonrasında yazdığı ve çok etkilendiğim köşe yazısı aklıma geldi. Ben de hem eski bir Kuleli Askeri Lisesi öğrencisi ve hem de Madagaskar seyahati yapacak bir kişi olarak bu konuyu bloğumda işlemeye karar verdim. 

Bir zamanlar okulum olan Kuleli Askeri Lisesi, benim dönemimdeki eğitim düzeyi ve kalitesi ile her zaman övündüğüm bir okuldu. 171 yıllık tarihi boyunca binlerce öğrenci yetiştirmiş bu güzide okulun kapatılması beni ve tanıdığım bir sürü insanı derinden üzdü. Benim zamanımdaki okula seçme kriterleri herkes için eşitti. İşçi çocuğu olarak özel liselerde okuma şansı olmayan benim gibi öğrencilerin iyi bir eğitim alabilmesi için çok önemli bir eğitim kurumuydu. Ne olduysa kuruma alınması hedeflenen bir takım insanlara soruların önceden verilmesi ve okula yerleştirilmesi ile oldu. Bir dönem eğitim ve öğretimde övünç kaynağı olan okul bir anda kötü ve zararlı bir kaynak oldu. Askeri olsun, sivil olsun hiç bir darbe alkışlanacak ve onaylanacak bir olay değildir. Ancak göz yumularak, görmezden gelerek, bir gruba imtiyaz verilerek gelinen son durumda 171 yıllık Kuleli Askeri Lisesi’nin suçu nedir? Evrensel doğrularla ve adaletli bir seçme yöntemi ile, bilimsel yollara ve yöntemlere dönülerek verilen eğitim ve sınav sonuçları ile bu okulda yeniden aydınlık ve geleceğin subay adaylarını yetiştiremez miydik? 

Yani Fil Kuşu’nu tüketen nesillerden elimizde kalan ve Kuleli Askeri Lisesi Müzesinde sergilenen Fil Kuşu yumurtası örneğinde olduğu gibi Kuleli Askeri Lisesi’nin de nesli tüketilmeli miydi?

Gezekalın, aydınlık kalın….

Dr Ümit Kuru

25.08.2016 Saat 00:49

Kaynaklar

http://www.zmescience.com/other/feature-post/elephant-bird-largest-bird-ever-0534/
http://messybeast.com/extinct/moa.htm
http://www.kkk.tsk.tr/Okullar/kuleli/MyBtWebPages/anasayfa.html
https://en.wikipedia.org/wiki/Elephant_bird
http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/yilmaz-ozdil/fil-kusu-1336861/
http://gsas.yale.edu/news/what-killed-giant-elephant-bird-madagascar