• Arşivler

  • Diğer 532 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 380.189 ziyaretçi
  • Ocak 2026
    P S Ç P C C P
     1234
    567891011
    12131415161718
    19202122232425
    262728293031  

Himalayaların Gölgesinde; Batı Bengal-Sikkim Bölgesi-Darjeeling

IMG_0831.JPG

24.10.2012 tarihli gezi yazısıdır

IMG_0612.JPG

Bugün çok heyecanlıyız. Neden derseniz 8586 metreyi bulan zirvesi ile dünyanın en yüksek 3. dağı olma unvanını elinde tutan Kangchenjunga Dağı‘nı en güzel görebileceğimiz yere, Tiger Hill’e çıkacağız. Bu dağ en güzel görüntüyü sabahın çok erken saatlerinde verdiğinden, sabahın kör karanlığında yola çıkmamız gerekti. Saat 04:00’de araçlarımıza tam kadro bindik. Bu saatte ancak turistler olur diye düşünsem de ne kadar yanıldığımı Tiger Hill’e çıkınca anladım.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tiger Hill’e, kaldığımız otel olan Windamere Hotel’den varış süremiz yaklaşık yarım saat. Aracımızı çok erken terk etmek zorunda kaldık. Tepeye kadar da neredyse 20-30 dakika yürüdük. Aslında Hintli rehber bana daha araçta iken “Orası çok kalabalık olur. Oradan güneş doğumu güzel olur. Ama Kangchenjunga için daha iyi bir yer var. Oraya gidebiliriz ama güneş doğumunu göremezsiniz.” demişti. Ben de her kaynakta “Tiger Hill’den dağı ve güneş doğumunu mutlaka izleyin” yazılarını okuduğumdan, rehbere “Cık! Haydi bakalım Tiger Hill’e gidiyoruz” demiştim. Bunun üzerine tepeye bir yanda ayaz, bir yanda kör karanlık ve bir yanda da açlık çekerek vardık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Vardık ama milleti yarıp da güzel fotoğraf alabileceğimiz bir noktaya ulaşmak ne mümkün! Etraf Hintli turist kaynıyor ve “Bana yol açın! Taa Türkiye’den geldim..” deme şansım yok. Ya gün doğumu izlenecek ya da Kangchenjunga Dağına güneşin ilk ışıklarının düşmesi ile oluşan kızıllık görülecek. Ben tercihimi ikinciden yana yaptım.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yaklaşık bir saatlik bir beklemenin ardından günün ilk ışıkları gözüktü. Bu arada daha da kalabalık olunca, fotoğraf çekmek pek mümkün olmayacak bir hale geldi. Sonunda güneşin ışıkları dağa düştü ve o güzelim portakal rengi oluşmaya başladı. Kısa bir süre sonra kuvvetli alkış koptu. Meğerse diğer tarafta güneş, dağlardan sıyrılmayı başarmış. Lapacı Hintliler onu alkışlıyorlarmış. Burada daha fazla yapacak bir iş kalmadı ve o kadar çok araç var ki, dönüş yolunu da hesaba katarak Tiger Hill’den ayrıldık. Kısa bir yürüyüşle araçlara ulaştık. Araçlarımızla çabucak dönüş yoluna geçtik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir süre sonra, bizim rehberin tavsiye ettiği alana geldik. Burada araçlardan indik. Gerçekten buradan dağın görünüşü çok daha güzel ve etrafta o mahşeri kalabalık filan da yok. Tiger Hill’i görmesem olmazdı ama sadece Kangchenjunga Dağını fotoğraflayacağım derseniz de burası yukarıya göre daha uygun bir yer.

IMG_0667.JPG

Otelimize dönüp de kahvaltımızı yapmadan önce ziyaret etmemiz gereken bir yer daha var; Ghoom Manastırı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ghoom, Darjeeling’e 8 km kadar uzakta olan bir yerleşim alanı. Burada bulunan tren istasyonu, Dünyanın en yüksekteki tren istasyonu ve ünlü Toy Train burada duruyor. Son gün Darjeeling’den bineceğimiz Toy Train’den burada ineceğiz. Burada bulunan Yiga Choeling Manastırı, Tibet Budizminin Gelug koluna ait olan en eski manastır. 1875 tarihinde yapılmış. İçeride bulunan “Gelecek Budha-“Maitreya Buddha” heykeli ile önemli. Bu manastır içinde fotoğraf çekmek serbest. Bhutan’da ise hiçbir tapınakta fotoğraf çekmek mümkün değil.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saat 08:00 gibi otele döndük. Hemen sıkı bir kahvaltı yaptık. Herkes tüm tur boyunca bu otelin en iyisi olduğu konusunda hemfikir.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu otelde kalabilmek adına program değişikliği yaptık ama değdi doğrusu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_0762.JPG

Kahvaltı sonrası ise Darjeeling içi ve civarında gezimize devam ediyoruz. Önce Tibet Mülteci kampına gittik. 1959 Yılında Çin’in baskısı üzerine 14. Dalai Lama’nın peşinden Tibet’i terk eden Tibetli sayısının 120.000 civarında olduğu söyleniyor. O dönemde Hindistan’a kaçan Tibetliler için kurulan kamplarda yaşayanlar, geçimlerini sağlayabilmek için el sanatlarını kullanarak yaptığı ürünleri satmışlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu kampta kalan insan sayısı azalsa da, bir grup insan hala bu el sanatı ürünleri yapıp sergileyip, gelir elde etmeye çalışıyorlar. Kampı geziyoruz. Fotoğraflarımızı çekiyoruz ve tabii ki ilk alışverişlerimizi de burada yapıyoruz. Grup bu güne kadar nasıl alışveriş yapmadan durmuş öyle?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_0785.JPG

Daha sonra Tenzig Kayasına gittik. Edmund Hillary ile birlikte Everest’e ilk tırmanan olan Tenzing Norgay adlı Nepal doğumlu şerpadan ismini alan Tenzing Kayası, amatör dağcılar bir antrenman yeri. Tenzing, Başbakan Jawahar Lal Nehru’nun bulunduğu bir heyete, bu kayayı hiçbir emniyet almadan tırmanarak gösteri yapmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gerek Bhutan ve gerekse de Darjeeling-Sikkim gezisi sırasında küçük yürüyüşleri programa koydurdum. Darjeeling’de de bu tür bir yürüyüşü şehrin içinden geçerek, büyükçe bir parka doğru yaptım. Kırk beş dakika-bir saatlik bir aktiviteydi ama çok memnun kaldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğle yemeğimiz için tekrar otele döndük ve yemekten hemen sonra ise bu sefer Darjeeling de şehir içinde alışverişe çıktık. İlk uğrak yerimiz ise meşhur Darjeeling çaylarının satıldığı bir yer oldu. İngilizler için Darjeeling bir sayfiye yeri imiş ama sonradan buraya çayı getirip ekmişler. Çay bitkisi de bu toprakları sevmiş. Yükseklik değiştikçe, çayların tadı da farklı olmuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Golden Tips&Nathmulls adlı bir şirket burada en tanınmış olan çay üreticisi. Çok sayıda yerde dükkanı var ve biz grup olarak bir tanesine girdik. Burada o kadar çok sayıda çay örneği var ki; Birinci hasat, 2. hasat, bilmem kaçıncı hasat, ilk yaprak, yeşil çay diye liste uzuyor. Doğrusu bu ya, siyah çayları bizim damak tadımıza pek uymadı ama otellerde içtiğimiz çaylar da fena değildi. Muhtemelen çaylar yeterince iyi demlenmediğinden tadını alamıyoruz diye düşündük. Çaylar bayağı pahalı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Çay aldığımız dükkanı terk ettikten sonra, sıra sıra dükkanların bulunduğu ana cadde boyunca alışveriş yapa yapa otelimize döndük. Son dükkandan çıktığımız zaman artık hava iyice kararmıştı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir gün daha bitti. Yarın gezimizin en önemli bölümü olan Toy Train gezisi yapacağız ve Darjeeling’i terk edip Bhutan sınırındaki Phuentsholling kasabasına doğru yola çıkacağız. Yani epey bir yol var.

Gezekalın ve Aydınlık kalın…

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi : 11.11.2012 Saat 01:02

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi. 26.12.2016 Saat :01:06

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Himalayaların Gölgesinde; Batı Bengal-Sikkim Bölgesi-Gangtok/Darjeeling

IMG_0304.JPG

23.10.2012 tarihli gezidir:

Sabah yine erkenden elimde fotoğraf makinemle, karelere hapsedebileceğim güzelliklerin peşine düştüm. Otelimiz tepede bir yerde ve çok güzel bir manzaraya sahip. Bu nedenle dışarıya bile çıkmadan bahçeden aldığım manzara fotoğrafları ile yetindim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gangtok, Sikkim eyaletinin başkenti. “Gangtok” kelimesi Tibetçeden gelmekte ve “Yamaç” anlamındaymış. 80000 civarında nüfusa sahip olup yerli Sikkim halkı ve ataları Tibet ve Nepalli olan insanların bir arada yaşadığı kozmopolit bir şehir. Şehri çevreleyen tepeler doyumsuz manzaralar veriyor. Dünyanın en yüksek 3. Dağı olan Kanchenjunga’ya ait güzel manzaraları şehrin yükseğinde kalan Enchey Manastırı ve Ganesh Tok’dan görmeyi umuyoruz. Tabii hava açık olursa.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltı sonrası arabalarımıza atladık ve şehirden 7 km uzaklıkta Ganesh Tok denen bir tepeye doğru yola çıktık.

IMG_9924.JPG

Ganesh Tok’un en önemli özelliği şehrin en güzel panoramasını alabileceğiniz tepe olması. Aslında bir de Hanuman Tok diye bir tepe daha var ama oraya gitmedik. Durga Puja Festivali nedeni ile ertesi gün Darjeeling Hayvanat Bahçesi kapalı olacağından, bugünden akşama doğru Darjeeling’e gidip, Hayvanat Bahçesini gezmek ve Kızıl Panda ile Bengal Kaplanını görmek istiyoruz. Bu nedenle ayrı bir istikamette olan diğer tepeye gitmedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

ganesha_basohli_miniature_circa_1730_dubost_p73

Ganesha, Hinduizm de çok sevilen bir Tanrı. Şiva ve Parvati’nin ilk doğan oğlu. Bilgiyi ve hikmeti temsil ediyor. Ganesha kişinin yaşamında karşılaşacağı olayları kontrol edebilir. Bu nedenle Hindular bütün özel isteklerini Ganesha’ya iletebiliyorlar. Ganesha, göbekli, sarı veya kırmızı, dört kollu ve fil başlı tasvir edilir. Ayrıca bu tasvirlerde çoğunlukla ya bir fareye biner ya da yanında bir fare vardır.

Ganesh Tok’daki Tapınak çok küçük sayılır. Amacımız zaten tapınak gezmek değil. Altımızda uzanan doyumsuz Gangtok manzarası.

Şansımız yok maalesef! Hava bulutlu ve bu nedenle Kancenjunka Dağı’nı bu tepeden göremedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gangtok’taki bir diğer ziyaret yerimiz Enchey Manastırı oldu.Tibet Budizminin Nyingma kolunu takip eden 200 yıllık bir manastır burası. Bu manastır aynı zamanda acemi Monkların (keşiş) bolca bulunduğu bir manastır.

IMG_9950.JPG

Ben en çok bu acemi keşişlerin bulunduğu manastırları seviyorum. Bu acemi monklar aslında hala çocukluklarını yaşıyorlar. Bu nedenle de karşınızda misket oynayan, ya da rüzgarın uçurduğu kırmızı renkli rahip giysisi altından oyuncak tabancası gözüken bir çocuk görüyorsunuz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Enchey Manastırı’nda epey güzel vakit geçirdik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_0076.JPG

Sonra tekrar araçlarımızla şehir içinde bulunan Botanik Bahçesine gittik. Belli ki burası orkide zamanında iyi bir bahçe ama burada orkide için yanlış zamanda bulunuyoruz. Yine de az sayıdaki orkide bile çok güzel gözüküyor. Bence bu bahçe Gangtok’a gelinmişken atlanmaması gereken bir bahçe.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğlene doğru Gangtok gezimizi bitirdik. Burada Teleferikle bir gezimiz vardı ama festival nedeni olan tatildeki yerli turist sayısı artınca kalabalık teleferik kuyruğuna takılmak istemedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Darjeeling’deki hayvanat bahçesi mutlaka görmemiz gereken bir yer ve Gangtok-Darjeeling arası 105 km. Bu da en az 4 saatlik yolumuz var anlamına geliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Hintli turist arabalarının şoförlerinin dünyanın en iyi araba kullanıcıları olduklarına dair bir kanaatimiz oluştu. Hem hızlılar ve hem de iğnenin deliğinden koca arabaları geçirebiliyorlar. Sikkim Eyaletine giriş yaptığımız aynı kontrol noktasından hızlıca bir de çıkış yaptık. Sonra da dolana dolana kah orman içinden, kah çay bahçeleri arasından devam edip, muhteşem bir manzarası olan Lover’s Meet View Point denen bir piknik alanında durduk. Burası Hindistan’ın Aşıklar Tepesi anlaşılan. Aşağıda Teesta and Rangeet Nehirlerinin birbirlerine kavuştuğu bir vadi var. Manzara gerçekten çok güzel. Burada kumanya şeklinde verilen öğle yemeklerimizi bir güzel yedik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Aslında Darjeeling-Sikkim turu yapacaksanız önce Darjeeling’e gidip sonra Gangtok ve Kalimpong yapmalısınız. Ancak biz istediğimiz otellerde kalabilmek adına biraz değişiklik yaptığımızdan, Darjeeling en sona kaldı. Neyse, turun başlangıcı daha. Ekip her türlü işkenceye razı. Hindistan’ın karmaşası, Bhutan’a geçtiğimiz zaman yerini sessizliğe ve huzura bırakacak.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonunda Darjeeling’e vardık. Saat neredeyse 16:30 oldu. Hayvanat bahçesi saat 18:00 civarında kapanıyor. Bu nedenle acele etmek lazım.

IMG_0237.JPG

Darjeeling Hayvanat Bahçesi küçük ama çok önemli bir yer. Burası sadece hayvanların kafesler ardına kapatıldığı bir yer değil aynı zamanda bu hayvanların üretilip, doğaya tekrar salındığı da bir yer. Buranın en önemli hayvanları Kızıl Panda (Red Panda), Kar Leoparı, Bengal Kaplanı ve diğer Himalaya hayvanları. Burayı görmeden sakın Darjeeling gezisi yaptım demeyin.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Parkın önce Kızıl Pandaların sergilendiği bölümüne koşturduk. Bu hayvanlar ne kadar tatlı hayvanlar inanamazsınız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Arkasından Kar Leoparları ve Bengal Kaplanlarını gördük. Çok asil hayvanlar. Düdükler parkın kapanışı için çalmaya başladı. Keşke biraz daha vaktimiz olsaydı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra Darjeeling’de kalacağımız Windemere Hotele gittik. Burası da tam istediğim tarzda, eski kolonyal bir otel. Oda anahtarımız alıp, bavulları odalara attık ve yerleştik. Odalarda şömineler var. Dekor filan da değiller! Bir güzel yakıyorlar, çıtır çıtır odun sesi geliyor kulaklarınıza. Yemeğe geçip, yemeklerimizi beklemeye başladık. Yemekler masaya servis ediliyor. Güzel bir yemek yedik. Önce turist sandığım bir bayan masamıza yaklaştı. Margaret Thatcher’e benzettiğim kadın, aynen onun gibi, “Demir Lady” edaları ile bize “otelimize hoş geldiniz” dedi. Elizabeth isimli bu bayan meğerse otel yöneticisiymiş. Bu otele giderseniz, mutlaka masanıza uğrayacak, oteli terk ederken de sizi yolcu edecektir.

Bugün epey bir yorulduk. Bundan sonra 2 gün bu şehirde kalıp, burası ve çevresini gezeceğiz. Darjeeling önemli bir şehir. Otel odamızdaki yataklara girdiğimizde bizi bir sürpriz daha bekliyordu; yataklarımıza sıcak termoslar koymuşlar.. Aferin be Elizabeth! Belli ki ayrıntı senin işin.. Teşekkür ederiz sana ve ekibine..

Gezekalın ve Aydınlık kalın

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi 09.11.2012 Saat 00:05

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi 23.12.2016 Saat 01:36

 

Himalayaların Gölgesinde; Batı Bengal-Sikkim Bölgesi-Kalimpong

IMG_9609.JPG

Yazıya başlamadan http://www.gezekalin.com notu: Yetsin artık bu ülkede bomba ve silah patlamaları! Gelmesin artık şehit haberleri! Akıl ve vicdan sahibi olsun siyasetçisi,  yöneticisi bu ülkenin!

Çok mu istedim?

Gezi Tarihi: 22.10.2012

Gece, her gezinin ilk gecesi gibi uyanma ve tekrar uyumaya çalışma ile geçti. Gün ışır ışımaz ilk işim acele ile giyinip sokaklara çıkmak oldu. Gruptan bir arkadaş da benim gibi otelin bahçesinde elinde fotoğraf makinesi ile dolaşıp duruyordu. İki erkenci, Kalimpong sokaklarına vurduk kendimizi.

IMG_9600.JPG

Kalimpong sokakları hakkında izlenimlerimizi vermeden önce Kalimpong hakkında genel bir bilgi verelim;

Kalimpong, Batı Bengal’de Aşağı Himalayalarda kurulu bir kent. Bu şehrin en önemli özelliği İngiliz Kolonyal döneminde kurulmuş olan eğitim kurumları ve Orkide çiftlikleri dahil, çiçek yetiştiriciliği yapılması. Çin’in Tibet’i işgalinden önce, Tibet ve Hindistan arasındaki ticari ilişkilerin sağlandığı bir merkezmiş. Kalimpong, Teesta Nehri’ni yukarıdan gören dağ sırtlarına kurulmuş bir şehir. Özellikle Nepallilerin ağırlıklı olarak yerleştikleri bir şehir olma özelliği de var. Şehrin neredeyse tamamında Budizm inancı egemenmiş.

IMG_9602.JPG

Kalimpong İsminin kaynağı konusunda iki söylence var; Bunlardan birisine göre Tibetçe Kral’ın Başkanlarının (Kalon)  Kalesi (pong) anlamına geliyor. Diğer söylence ise Kalimpong adını bölgenin yerel halkı Lepcha’ların  diline dayandırıyor. Buna göre Kalimpong adı, yaz spor oyunlarının oynandığı yerlerden hareketle “Oynadığımız Dağ Sırtları” anlamındaki Kalimpong kelimesinden veya “Toplantı Tepesi” anlamındaki Kalenpung kelimesinden ileri geliyor.

IMG_9601.JPG

Burası 19. Yüzyıl ortalarına kadar Sikkim ve Bhutan Krallıklarınca yönetilmiş. 1835’lerden sonra ise İngilizler piyasaya çıkMIŞ ve İngiliz Doğu Hindistan Şirketi bölgede söz sahibi olmuş. Bir süre sonra da bölge Darjeeling sınırlarına katılmış. Bölgenin iklimi nedeniyle İngilizler burayı sayfiye yeri olarak kullanmışlar.

Bölgeye sonradan gelen Reverend J.A. Graham gibi İskoçlar bölge de kendi okullarını kurmuşlar (Dr Graham’s Homes). 1947 de Hindistan’ın bağımsızlığını kazanması sonrası Kalimpong, Batı Bengal eyaletine dahil edilmiş. 1959’da Çin, Tibet’i istila edince bölgeye çok sayıda Tibet’li rahip gelmiş ve Budist Manastırı kurmuş. 1976 da Dalai Lama Zang Dhok Palri Phodang Manastırı’nı ziyaret etmiş ve içinde çok sayıda nadir heykelin bulunduğu bu manastırı kutsamış.

IMG_9603.JPG

Şehir Deolo (1704 metre) ve Durpin (1372 metre) adlı iki tane tepenin arasına kurulu ve ortalama rakım 1250 metreler civarında. Teesta Nehri aşağı vadi içinde akıyor ve Kalimpong’u, Sikkim şehrinden ayırıyor. Dünyanın 3. büyük tepesi Kanchenjunga (8,598 mt) açık bir havada Kalimpong’dan görülebiliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Evet… Bu kadar klasik bilgi yeter. Gelelim izlenimlerimize…

Şehir kesinlikle daha önce ziyaret ettiğimiz Hindistan şehirleri gibi değil. Bunu Darjeeling ve Gangtok için de düşünüyorum. Daha derli toplu ve dingin şehirler bunlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sokaklar yeni yeni hareketlenmişler. Kenarda bir çaycı, tek müşterisine çay sunarken, Durga Puja Festivali nedeni ile kurulan sahne önünde gençler davul çalıyorlar. Dün geceden beri davul çalmaya devam etmişler gibi bir havaları var. Ana cadde kısacık. Daha sonra otele döndük ve bir de otelin bahçesini gezdik. Güzel bir otel burası. Gündüz bu güzellik daha da belirgin hissediliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saat 08:00 gibi herkes kahvaltı salonundaydı. Memleketten getirdiğimiz peynir ve zeytinleri her gün birisinin kahvaltıya indirmesini kararlaştırmıştık. Böylece neredeyse gezi sonuna kadar vakumlu paketler halindeki peynirlerle idare ettik. Bundan kahvaltı zayıf kaldı anlamı da çıkmasın. Hindistan otelleri kahvaltı bakımından iyilerdi diyebilirim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltı sonrası Kalimpong turumuz için araçlarımıza bindik. İlk hedef Durpin Dara tepesindeki, Zang Dhok Palri Phodang Manastırı.

IMG_9634.JPG

Bu manastır yeni bir manastır sayılır ve tek özelliği Tibet’ten kaçan Dalai Lamanın bu manastırı ziyaret etmesi ve kutsaması. Manastırın içinde fotoğraf çekebiliyorsunuz. Manastırın içi, Dalai lamanın hediye ettiği kıymetli ve kutsal sayılan Budist objeleri içeriyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Manastırın üst kısmından dağ manzaraları müthiş doğrusu. Bir de acemi Budist rahiplerin okulu var arka tarafta. Sınavları mı vardır nedir, ellerde kağıt-kalem çalışıp duruyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Manastırdan sonra Pineview Nursery diye bir kaktüs çiftliğine gittik. Doğrusu bu ya, benim hayalim orkide çiftliği gezmekti.

IMG_9686.JPG

Hem Kalimpong ve hem de Gangtok orkide çiftlikleri ile meşhurlar. Ama gel gelelim mevsim uygun değil. Orkideler için en uygun mevsim nisan mayıs ayları.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Biz de kaktüs çiftliğine razı olduk. Aslında kaktüslerin çiçek açmış halleri de çok güzel oluyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_9732.JPG

Ziyaret ettiğimiz bir diğer manastır ise Mangal Dham  Manastırı. Burası bir Hindu tapınağı ve Lord Krişnaya adanmış. Bu bölgedeki az sayıda olan Hindu Tapınaklarından ve yeni yapılmış bir tapınak .

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Eğer bu tapınağın içinde, yüzünde yaşanmış ve yaşanmakta olan zahmetli bir ömrün çizgi çizgi izlerini taşıyan bayana denk gelmesek, bana hiçte çekici gelmeyecek bir yer olacaktı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kalimpong’da heyecanla beklediğim yerler arasında Dr Graham’s School yer alıyor. Ancak denk geldiğimiz festival, okullar gibi çoğu resmi yerin kapalı olmasına neden oldu. Yine de şansımızı denemek için rehbere ısrar edince, bu okula doğru yöneldik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Aslında bölgede bu tip başka okullar da var. Ancak en önemlisi bu okul. Okul kapısına vardığımızda okulun gerçekten kapalı olduğunu gördük ama bizim rehber kapıdaki görevli ile konuşunca içeri girme şansımız oldu;Yaşasın…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu okullar aslında burada bir görevle bulunan İngiliz, İskoç, artık her ne milletense, Batılı erkeklerin, buranın yerli kadınları ile ilişkilerinden olma, geride bıraktıkları çocukları için yetimhane kurulması ile başlayan yerler. Ancak sonradan işi iyi eğitim veren okullar haline döndürmeyi başarmışlar. Zamanla iyi eğitim alması istenen zengin çocukları da bu okullara verilmiş. Halen eğitime devam eden bu kurumlar gözde eğitim yerleri olan konumlarını sürdürüyorlar. Kocaman bir bahçe içinde, birbirlerinden ayrık binalarla, Kalimpong’a kadar gelinince mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden birisi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ziyaret ettiğimiz bir diğer ilginç yer ise Mary Mother of God isimli bir Katolik kilisesi. Burası aslında klasik bir kilise değil.

IMG_9763.JPG

Tibetlilerin oturduğu bir alanda kilise yapmak istediklerinde sadece bir şartla izin verilmiş; Eğer kilise, Budist Manastırı şeklinde yapılırsa. Bu şirin yerin özelliği de bu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu kilisede bir de Katolik düğününe denk gelmeyelim mi? İyi başladı gezi, iyi!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kalimpong içindeki gezimizi tamamladıktan sonra otele dönüp öğle yemeğimizi yedik ve sonrasında Gangtok adlı şehre doğru yola düştük. Ancak daha yolda uğranacak yerler var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Deola Gözlem noktası Kalimpong’un en yüksek tepesi. Buraya Gangtok’a giderken uğradık. Yeşillikler içinde harika bir yer. Aşağıda Teesta Nehri nazlı nazlı akıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra ise  Gangtok şehrine doğru yola düştük.

IMG_9837.JPG

Gangtok şehrine kadar 80 kilometreyi bulan yolumuz var ve bu kadar yolu 3 saatte alacağız. Yol tabii ki bozuk ama cennet gibi yeşillik alan içinden devam eden bir yol bu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gün ışığının kaybolmaya yüz tuttuğu bir saatte Sikkim Eyaletine vardık. Ama burada önce ILP denen Eyalete giriş izni almanız gerekiyor. Rangpo denen bir yerleşim yerinden yarım saatlik bir bekleme ile Sikkim Eyaletine giriş izinlerimizi aldık. Burası için bir adet fotoğraf ve pasaportunuzun ve Hindistan Vizenizin fotokopisi gerekiyor.

Buradan yaklaşık bir saati bulan bir yolculuk sonrası Sikkim Eyaletinin başkenti olan Gangtok şehrine ve buradaki Denzong Regency adlı otelimize geldik. Bu otelde çok iyi bir otel. Hemen bavulları odalarımıza atıp, yemeğe geçtik. Baktım, insanlarda uzun ve yorucu araba yolcuğuna rağmen keyifler yerlerinde. Eh! Gezi planlayıcısı olarak benim keyfimde gıcır sayılır.

Yemek sonrasında bu gibi anlarda içilmek üzere getirdiğim iki adet sigaradan bir tanesini içmek üzere otelin bahçesine geçtim. İlk nefesi havaya üfledim. Kafamı gökyüzüne kaldırıp baktığımda yıldızların pırıl pırıl hallerini gördüm. Sanki biri bana göz mü kırptı ne? Elimde olmadan ben de gözümü kırpmışım.

Bu akşamlık bu kadar. Yarın Gangtok gezimiz var.

Gezekalın ve Aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 07.11.2012 saat 23:35

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi: 21.12.2106 Saat 23:45

 

Himalayaların Gölgesindeki Hindistan; Batı Bengal-Sikkim Gezisi/Giriş ve Kalimpong

Takip edecek olan gezi yazısı 2012 yılına ait Hindistan-Bhutan gezisine aittir. http://www.gezekalin.com sayfalarında güncellenerek yeniden yayınlanmıştır.

Gezekalın

img_9547

Selam olsun benim Sanal Gezgin dostlarıma..

Hindistan’ın Kuzeyinde Darjeeling-Sikkim bölgeleri ile Bhutan’ın iç kısımlarını, 20 Ekim-04 Kasım 2012 tarihleri arasında gezmiştik.

Bu gezimi siz “Sanal Gezgin” arkadaşlarıma daha önce başka bir blok yazısında anlatmıştım. Eski yazılarımın tümünü bu blok başlığı altında toplama projem adına bu geziyi de buraya güncelleyerek taşıyacağım. Önce Darjeeling-Sikkim Bölgesi yani Kuzey Hindistan’ı, sonrasında ise Bhutan’ı anlatacağım. Beraber gezeceğiz sizlerle. Ben tekrar geziyi yaşarken, sizler ister planlarınızı yapın, isterseniz de bu yazıyı okuyarak gelin benimle birlikte oraları gezin..

Gezi Tarihi : 21.10.2012 

Batı Bengal-Sikkim Bölgesi Hindistan’ın Kuzey Doğusunda Nepal ve Bhutan arasına sokulmuş bir kara parçasıdır. Darjeeling Batı Bengal eyaletinin bir şehri iken, Sikkim ise Başkenti Gangtok olan bir başka eyalet oluyor. Amacımız, Hindistan da olan ama klasik Hindistan görüntüsüne sahip olmayan, doğa harikası bu bölgeleri gezmekti.

Hindistan’ın bu uzak köşesi son zamanların yıldızı parlayan gezi noktalarından bir tanesi oldu. Bu bölgeye gelen yerli turist sayısı yılda milyona ulaşırken, yabancı turist sayısı çok fazla değil. Her yer yemyeşil ve Himalaya tepelerinden gelen türkuaz renkli sularla çevrili. 

adsiz

Aylar süren yazışmalar sonucu Hindistan’dan bir firmayı seçmeyi başardık. Firma, Nature Beyond adlı bir firma. Bu firmadan Pallab adlı birisi ile yine uzunca süren yazışmalar sonunda ortaya çıkan programımızı uygulamak için, 14 gezgin İstanbul Atatürk Havalimanında buluştuk. Hedefimiz THY ile Delhi’ye uçup, buradan Hindistan SpiceJet Airways’e ait bir iç hat uçuşu ile Batı Bengal’in Bagdogra adlı küçük bir yerleşim yerine ulaşmak.  Aslında ilk programımızda Darjeeling’e gidilmesine karar vermiştik. Ancak istediğimiz otellerde, istediğimiz tarihlerde yer bulamayınca ufak bir değişiklik yaptık ve önce Batı Bengal eyaletinin bir başka şehri olan Kalimpong’u, sonra da Sikkim eyaletinin Gangtok adlı şehrini gezmeye karar verdik. Gezinin son iki günü ise Darjeeling şehrinde geçireceğiz. Oradan Phuentsholing şehrine doğru araçlarla giderek Bhutan’a geçmeyi düşünüyoruz.

IMG_9530.JPG

Hindistan’ın bu bölgesini öyle elinizi kolunuzu sallayarak gezemiyorsunuz. Bu bölgeler için ILP denen bir başka vizeyi daha almak gerekiyor. Bu vizeyi İstanbul veya Ankara’daki Hindistan Büyükelçilik ya da Konsolosluğu aracılığı ile almak mümkün olmuyor. Yerinden, yani Hindistan’dan almanız lazım. Ücreti yok ama yanınızda fotoğraf götürmeniz gerekiyor.

20 Ekimde arkadaşlarla havalimanında buluştuk. Altı saat süren yolculuk sonrası Delhi’ye vardık. Vardık ama sabahın köründe vardık! Bagdogra’ya gidecek olan uçağımız saat 11:00 de uçacak. Bizi iç hat uçuşu için başka bir havalimanına götürecek olan yerel rehberle ise saat 08:00 buluşacağız. Zamanımızı havalimanı içindeki kafeterya da geçirdik.

img_9535

Sonunda saatler, önce yerel rehberle buluşacağımız zamana, sonra da iç hat uçuşunu yapacak olan zamana ilerledi. Saatinde kalkan bir uçakla ve 2 saatlik bir uçuşla Bagdogra’ya vardığımız da saat 13:00 bulmuştu. Yerel Hintli acente merkezi Siliguri’de olunca, bizi havaalanında şirket sahibi Pallab ve bize rehberlik edecek olan Mukund karşıladı. İnternetten aylardır yazıştığım ama yüzünü hiç görmediğim Pallab’a tur parası olarak kalan parayı ve Türkiye’den ısmarladığı şarabı vererek, grup için ayarlanan 4 adet Toyota Innova’lara dağıldık. Hindistan’ın trafiğine daha evvelki gezilerden alışığım; Trafikte karmaşa ve bol bol korna sesi var. İlk defa Hindistan’a gelen arkadaşlarımdaki yüz ifadesini görmek isterdim. Ancak arabalara 3-4 kişilik gruplar halinde dağılınca bu mümkün değil.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bagdogra’dan Kalimpong’a kadar yaklaşık olarak 80 km yolumuz var ama bu yolu tamamlamak için verilen süre 3 saat. Yol hayatımda gördüğüm en bozuk yol. Yakın zamanda yağan yağmurlar ve muson sonrasının da etkisi ile yollar delik deşik, yer yer çökmeler olmuş. Buldozerlerle tamir çalışmalarına denk gelip de bir de yolda bekleme işin içine girince bizim Kalimpong’a ve otelimiz olan Silver Oaks ‘a varışımız saat 19:00’ları buldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Hava karanlık olunca civar hakkında fikir verecek bir görüntü yok. Ama seyahat öncesi dersimi iyi çalıştım, buranın ve otelin muhteşem olduğunu biliyorum. Yine de önemsediğim tepki, arkadaşlarımın tepkisiydi. Yolda hepimiz perişan olduk ama herkes de bu seyahat hakkında beklenti büyük. Otelin karanlıkta bile büyüleyici güzelliği hepimizi etkiledi ve odalarımıza çıktık. Otel, eski bir koloniyal yerleşim yerinden otele çevrilmiş bir mekân. Bayılırım böyle yerlere. Bavulları atıp hemen yemeğe geçtik. Rehbere önceden otelin restoranında hazırlanmasını rica ettiğim momo adlı bizim mantı benzeri yemeği de tadan grubun keyfi iyice yerine geldi. KingFisher adlı biraları bir güzel içtik. Karnımız tok, sırtımız pek!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yolda gelirken tüm şehirde bir aktivite dikkatimizi çekmişti. Meğerse Durga Puja (Dashain) denen ve birkaç gün sürecek olan bir festival zamanına denk gelmişiz. Bhutan ziyaretimizi festival zamanına denk getirmiştik ama Nepal kökenli vatandaşların yoğun olduğu Batı Bengal’deki bu festivali düşünmemiştik. Yani biz istedik bir festival, denk geldi 2 festival…

IMG_9561.JPG

Puja bayram, kutlama demek. Tanrıça Durga, şeytana karşı bir zafer kazandığından, adına bu festival düzenleniyormuş. Festival birkaç gün sürecekmiş. Bir kötü haber ise, bazı resmi yerler kapalı olacakmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemekten hemen sonra sokaklara kendimizi atıp, nerede davul varsa, kalabalık varsa orada durup, yöre insanının yaşamına ortak olmaya çalıştık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Otele geri döndüğümüz saat, erken sayılabilecek bir saat olmasına rağmen, yol yorgunu olunca hemen odalara çekildik. Yarın öğlene kadar Kalimpong’u gezip, sonra da Gangtok şehrine gideceğiz.

IMG_9556.JPG

Bir gezinin ilk günü ve ona ait izlenimler çok önemlidir. İlkgün izlenim iyi olursa, gerisi de iyi olur diye bir inancım vardır. Yatağıma yatıp da ayaklarımın sızlaması biraz geçince, günün değerlendirmesini yaptım. Bence bugün iyi bir gün oldu. Güzel bir gezi grubum var ve hiçbir aksama olmadan otelimize geldik. Bir gezgin, ilk günden daha ne bekler ki?

Gezekalın ve Aydınlık kalın

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi 06.11.2012 Saat 00:37

Gözden geçirilmiş yeniden yayın tarihi 07.12.2016 Saat 21:05

Fidel Castro’nun Ardından

P1010820.JPG

Yıl 1998.. Efsanevi boksör Muhammed Ali, Küba Devrimi’nin efsanevi lideri Fidel Castro ile Havana’da bir araya gelmiştir.

Fidel Castro, Muhammed Ali’yle birlikte eğlenceli bir sohbete dalmışken ünlü boksöre dönerek”At bakalım şuraya bir yumruk” diyerek yanağını gösterir.

Muhammed Ali ise Castro’ya o meşhur yanıtını verir:  “Seni Amerika yıkamadı, ben nasıl yıkayım!”

Gerçekten de 11 ABD başkanı eskiten Küba’nın efsanevi devrimci lideri tam 683 kez suikast girişiminden kurtuldu ve ne ABD’si ne de diğer düşmanlarınca yıkılabildi. 47 yılla, 20. yüzyılın en uzun süre görevde kalan lideri Fidel Castro, 25 Kasım 2016’da, 90 yaşında hayata veda etti.

Bazen gündemi, günceli takip etmek ne kadar zor olabiliyor değil mi? Hele de Türkiye gibi bir ülkede yaşıyorsanız, gündemin aynı gün içinde ve hatta aynı saat içinde bile değiştiğine şahit olabiliyorsunuz.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Fidel Castro’nun ölümü gibi üzücü olay sonrasında http://www.gezekalin.com da ayrı bir alt başlık açmak istedim. Böylece gündemden (olayı biraz daha da geniş tutarak, yeni öğrendiklerimden) hareketle gezi veya kültürel yaşanmış deneyimlerimi, yeni bir gezi sonrasını beklemeden yazma şansım olacak. Bu alt başlığın ilk konusu da rahmetli Fidel Castro’dan hareketle 1 Mayıs Küba deneyimim olsun.

2006 Yılında ana hedefi 1 Mayıs törenlerini Küba’da izlemek olan 9 günlük bir Küba gezisi yapmıştık. Bu gezi de dahil, bir kısım gezim http://www.gezekalin.com öncesine denk geldiğinden geziyi bugünkü konseptle yazamamıştım. Ama Fidel Castro’nun vefatı nedeni ile 2006, 1 Mayıs’ında Fidel Castro’lu son 1 Mayıs törenlerini Plaza de la Revolucion’da (Devrim Meydanı)  izlememizin hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

O günü hiç unutmuyorum. Zaten ben hiçbir 1 Mayısı unutamadım. Çünkü 1 Mayıs bizim evlilik yıldönümümüz. 2006 yılının 1 Mayısı ise bizim evliliğimizin 20. yılına denk geliyordu. Bu nedenle 1 Mayısı Küba’da, devrimin beşiğinde, çağımızın devrimcilerinden birinin konuşacağı meydanda kutlamak istediğimiz için geziyi yapmıştık.  Daha 1 hafta önce 1 Mayıs törenleri için Devrim Meydanı’nın hazırlanışını izleme şansımız olmuştu. 1 milyona yakın insanın katılması beklenen tören alanına yüzlerce, binlerce sandalye konulmuştu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Devrim Meydanı‘nın ortasında 142 metre uzunluğunda bir Jose Marti anıtı var.  Meydanda bulunan İç işleri Bakanlığı binasında Che Guevara’nın ünlü metal figürü ve Hasta la Victoria Siempre! (Daima Zafere) sloganı göz alıyor. Bu alanı o boş hali ile fotoğraflamak, boş sandalyelere oturmak ilginç gelmişti.

P1010841.JPG

Gezimizin son günlerini 1 Mayıs gösterileri için saklamış, gösterilerin ertesi günü ise ülkeye dönmüştük. 1 Mayıs sabahı otelde saat 05.30 gibi uyandırıldık ve hanımla üstümüze daha önceden aldığımız Che Guevara t-shirtlerimizi geçirip kahvaltıya indik. Otelde açık olan televizyonlarda tören alanından naklen yayına başlandığını gördük. Sabahın bu çok erken saatlerinde bile alan dolmuş gözüküyordu. Bizi neden bu kadar erken uyandırdıklarını anlamış, hatta geç bile kaldığımızı düşünmeye başlamıştım.

jpeg-digital-camera_383-1

Yarım saatlik bir kahvaltı sonrası tören alanına yaklaşabileceğimiz en yakın yere kadar otobüsle grup olarak götürüldük. Otobüsten indikten sonra ise alana kadar yürüyüşe geçtik. Sabah Yol boyu insanlar ellerinde Küba bayrakları ile  ya alana yürüyorlar ya da evlerinde balkon ve camlardan geleni geçeni selamlıyorlardı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Alanın ortasına, yani Jose Marti Anıtına doğru yaklaştıkça kalabalık artmaya, yürümekte zorlaşmaya başlamıştı. Bu arada hoparlörden gelen seslerden Fidel Castro’nun konuşmaya başladığını öğrendik. Sabahın saat 07:30’u ancak olmuş ya da yakınken konuşmaya başlamıştı. Alandan yükselen heyecan ise bulunduğumuz bölgeye kadar yansımıştı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yaklaşık olarak 45 dakikalık bir yürüyüş sonrası alanın ortasında ancak olabilmiştik. Bulunduğumuz alandan Fidel Castro’yu ancak seçebiliyor, fotoğraf makinelerimizin tele lensleri ile ancak görebiliyorduk. 

jpeg-digital-camera_383-200

Gezimizin başında alanda boş olarak gördüğümüz binlerce sandalye dolmuş, alanda ayakta bile boş yer kalmamıştı. Dünyanın her tarafından binlerce insan, ellerinde kendi ülkelerine ait bayraklar ve sosyalist simgeler ile  Kübalılarla birlikte alanı ağzına kadar doldurmuştu. Herkes Fidel Castro’nun konuşmasına kilitlenmişti. Bizim gibi bir kısım insan ne dediğini anlamıyordu ama Castro’nun vücut dili sanki hepimize derdini anlatmasını sağlıyordu. Büyülenmiş gibiydik. Bizle olan Kübalı rehberin bize anlattığı Fidel Castro, devrimini ve Amerika ile olan mücadelesini anlatıyordu. Onu konuşma yaptığı alanda izleyen devlet başkanları arasında  Venezuela’dan  Hugo Chavez, Bolivya’dan Evo Morales ve Ekvador’dan  Rafael Correa‘da vardı. Castro sanki devrimini dün yapmış, bugün onu dünyaya açıklıyor gibi inançlı ve heyecanlı gözüküyordu. Üzerinde bulunan haki renkte üniforması ortama ve o ana çok uygundu. Çok ama çok heyecanlandığımızı bugün bile çok net hatırlıyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Alanda 2 saate yakın kaldık ve anlamadığımız bir dilde verilen konuşmayı pür dikkat dinledik. Saat 10’a yaklaşırken alanı terk etme zamanımız geldi diye düşündük. Onca saat ayakta kalmak bizi yormuş, tadına doyamadığımız kahvenin sabahki dozundaki yetersizlik hissedilmeye başlanmıştı. Yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle alanı terke ettik ve son fotoğraflarımızı aldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonunda bir kafeterya bulup kahve siparişlerimizi verdik. Bu arada açık olan televizyondan Fidel Castro’nun konuşmasına göz atmaya da devam ettik. Kafeteryada oturalı yarım saat ancak olmuştu ki Fidel Castro konuşmasını bitirdi. Biz aramızda sabah 07:30’dan 11:00’e kadar ayakta ve hiç kesintisiz konuşmasına hayranlık konuşmaları yaparken, Küba’lı garson Fidel Castro’da bir terslik olduğunu söyledi. “Neden” diye sorduğumuzda ise aldığımız yanıt; “Fidel Castro’nun 1 Mayıs konuşmaları 7 saatten önce bitmezdi. Herhalde bir hastalığı var”oldu. O zaman için bir anlam ve önem veremedik biz bu konuşmaya. Ama yurda döndükten sonra anladık ki Fidel Castro hastaneye yatırılmış ve uzun sürecek  olan hastalıkla mücadelesini başlatmıştı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Fidel Castro 2006 yılı 1 Mayıs’ında, Devrim Meydanı’nda son konuşmasını yapmış ve 20. evlilik yılı kutlaması için gittiğimiz Küba’da biz bu tarihi konuşmaya şahit olmuştuk. Castro 2006 yılından, 2008 yılına kadar Küba yönetimini kardeşi Raul Castro’ya geçici ve ondan sonra da ölene kadar kalıcı olarak terk etmişti. Geçtiğimiz hafta içinde de bu büyük devrimci  insanı kaybettik. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu yazının sonunu Fidel Castro’nun 1997’de Habitat Toplantısı için İstanbul’a geldiğinde yaptığı konuşma ile bitirmek istiyorum:

“Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptıklarını ben asla başaramazdım. Asıl devrimci Atatürk…. Bu kadar büyük bir devrim yaptım, ama Kemal Atatürk’ün yaptıklarını başaramazdım… Sakın kendinize başka esin kaynağı aramayın.” 

Cuba2006-II (68).JPG

Gezekalın ve Aydınlık kalın….

Dr Ümit Kuru

01.12.2016 Saat 22:54

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.