• Arşivler

  • Diğer 531 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 381.950 ziyaretçi
  • Şubat 2026
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    232425262728  

Brezilya-İguazu soslu Arjantin-Şili-Patagonya gezisi/ Buenos Aires-2

 El Querandi Restorantta Tango gösterisi1. gün Buones Aires devamıdır…

Bir ülkenin trajedisi, bazen biz gezginler için bir şansa dönüşebiliyor. Arjantin’in  2001 yılında yaşadığı büyük ekonomik kriz öncesinde Buenos Aires, Güney Amerika’nın en pahalı şehri olarak gösteriliyormuş.  Ancak ekonomik kriz nedeni ile para birimleri olan Peso kriz öncesi değerinin ancak 1/3 kadarını koruyup, otel ve hizmet fiyatları belirgin olarak düşünce, ülkeye gelen turist sayısı arttığı gibi, gelen turistin profili de değişmiş. Bununla birlikte turizm gelirleri Arjantin’in 3. büyük ekonomik gelir kaynağı olurken, Buenos Aires’de bu gelirlerin üzerinde en çok hak sahibi olanı ünvanını kazanmış.

Arjantinliler bu kriz sonrasında neden bu hallere geldiklerini sorguladıklarında kendilerini ve kendi kültürlerini (Buenos Aires’liler bu hallelerine “Porteño” diyorlar) kirleten dışardan ithal yiyecek, giyecek ve yaşam tarzı dahil ne varsa sorumlu tuttuklarından önce Porteño harici ne varsa yaşamlarından çıkartmaya başlamışlar. Bu nedenle restoranlarda Pampalarda beslenen hayvanların etleri ile yapılan yemekleri yani kendi yerel tatlarını tekrar menülerine almaya, daha çok Tango salonları açmaya başlamışlar. Arjantin bir gün eski pahalı günlerine döner de biz gezginler için zor ulaşılabilir hale tekrar gelir mi bilinmez. Ama bildiğim bir şey var ki bu zamanlarda, bu ülke, en azından Buenos Aires fırsatını bulunca bir gezginin programına alması ve gezmesi gereken yer olmalı.

Buenos Aires’de her tarafta bir heykel veya anıt, tiyatro binası ve kütüphane mevcut. Bu kadar çok sayıda sanatla ilgili eseri ve binayı Buenos Aires’te bulacağımı tahmin etmemiştim doğrusu. İşgalci Batılıların, özellikle işgal ettikleri Güney Amerika ülkelerine mirasları olan ızgara planlı caddeli bu düzenli şehir beni çok etkiledi. Bu şehir için tavsiye edilen  5 gün geçirmeyi, gezi öncesi program yaparken fazla bulduğum zamanı hatırladım. Ancak doğrusu bu ya, bu güzel şehir hakkıyla keşfedilmek için herhalde en az 2 günü daha hakediyordu.

Buenos Aires’in simgesi durumunda olan ve 9 Temmuz Bulvarı üzerinde Plaza Republica’da bulunan Obelisk, 67.5 metre yükseklikte ve şehrin kuruluşunun 400. yılı anısına 1936 yılında dikilmiş.  Bu Obelisk Buenos Aires’teki kaldığımız tüm zaman boyunca bizim için bir Mihenk taşı oldu. Otele dönüşlerimizde veya haritadan bir yer aradığımızda bu noktaya göre hareket edildi.

Yerel rehber Sonya ile şehirdeki yarım günlük minibüs turumuzda Puerto Madero üzerinden meşhur La Boca Semtine geldik. Buenos Aires içindeki 48 Semtten bir tanesi olan La Boca, İtalya-Genova’lı denizcilerin kurduğu bir yerleşim yeri. La Boca isminin kaynağı olarak Genova’nın Boccadasse bölgesinden gelen insanların bu bölgeye yerleşmesi gösterildiği gibi hemen yakındaki Riachuelo Nehri ağzında kurulması nedeni ile İspanyolca “ağız” anlamında “boca” kelimesinden kaynaklanabileceği de  söyleniyor. Bu bölge çok renkli evleri, tavernaları, tangonun canlı müzesi olan Caminito’nun varlığı ve tabii ki ünlü futbolcu Maradona’nın yetiştiği futbol kulübü Boca Juniors’un stadyumu ile çok sayıda turist çeken bir bölge.

Daha sonra ise San Telmo Semtini  ziyaret ettik. San Telmo semti şehrin en güzel yerlerinden. Burada hafta sonları kurulan Pazar çok meşhurmuş ama biz denk gelemedik. Eğer mümkünse gezi planınızda bir hafta sonunu Buenos Aires’in bu renkli semtindeki pazarında tüm günü geçirecek  şekilde düzenleme yapın derim. Burada çok güzel kolonyal tarzda binalar var. Defenza Caddesi boyunca yürürseniz etrafta bol miktarda antikacılar göreceksiniz. Bu semtin ana meydanı Plaza Dorrego her zaman aktif bir yer gibi gözüküyor. Bu alanda  sonradan epey vakit geçirdik ve ne zaman gitsek bir tango gösterisine denk geldik.

Bir sonraki ziyaret ettiğimiz semt ise Monserrat oldu. Plaza de Mayo Meydanı bu semtin kalbi sayılıyor. Bumeydanda  Belediye binası, Şehir Meclisi,  Arjantin Başkanının ofisinin de bulunduğu ve bir zamanlar balkonunda Eva Peron’un Buenos Aires’lilere el salladığı Casa de Gobierno (Casa Rosada-Pembe Ev)  yer alıyor. Casa de Gobierno şimdilerde müze konumundaymış.  Pyramide de Mayo ve Katedral gibi diğer önemli yapılar da Plaza de Mayo Meydanında yer alıyor. Nihayet burada araçtan inip civarı gezdik ve fotoğrafladık.

Bu arada bir gözlemimi de paylaşmalıyım; Buenos Aires’te çok sayıda insan ekonomik kriz nedeni ile protesto gösterisi yapıyor. Bu şehirde gezerken çoğuna şahit olduk. Tam da Başkanın binasının karşısında protestocular afişlerini asmışlar gösterilerini sessiz sedasız yapıyorlardı. Arjantin’de 1976-83 yılları arasındaki dikta döneminde, bizde de 1980 yılı darbesinde olduğu gibi,   gözaltına alındıktan sonra ortadan kaybolmuş pek çok rejim karşıtı genç olmuş. Bu gençlerin annelerinin 1976 yılından beri  oğullarına ne olduğunu öğrenmek istemeleri ile başlattıkları protesto hareketi günümüze kadar devam etmiş. “Madres” yani “Anneler Hareketini” oluşturan Arjantinli kadınlar haftada bir gün beyaz eşarplarını takıp toplanıyor birbirlerine destek olup seslerini duyurmak istiyorlarmış. İşte bu anneler de, bu alanda toplanırlarmış. Biz Arjantin Polisinin bu gösterilere müdahalesini görmedik. Protestocular gözlerini polislere, polislerde protestoculara dikmiş, birbirlerini seyirden başka bir şey yapmıyorlardı. Birden aklıma bizim ülkede şahit olduğumuz gazlı coplu müdahaleler geldi.  Bizim “ileri demokrasi”de bir sorun var galiba…

Plaza de Mayo’da bulunan Metropolitan Katedrali 16. Yüzyıldan beri çok kez değişikliğe uğramış ve mimarı stillerin birbirine geçtiği bir bina durumunda. Binanın bence en önemli bölümü  ise 1880’de Fransa’dan General José de San Martín’den kalanların getirilip, siyah bir mermer lahit içinde konduğu mozoleyi içeren bölüm. Renkli mermerler üstünde yükselen lahit önünde bu Generalin özgürlüklerine katkıda bulunduğu Peru, Bolivya ve Arjantin’i temsil eden gerçek boyutta üç kadın heykeli bulunuyor.

Meydanda bulunan Pyramide de Mayo, Buenos Aires’in en eski anıtı ve 1811 yılı yapımı. 1810 devrimi anısına yapılmış.

Recoleta Semti ise içinde bulunan ve 19. Yüzyıl sonlarına doğru Fransız mimar tarafından yapılan mezarlık ile meşhur olmuş bir yer. Bu mezarlıkta ülkenin gelmiş geçmiş en önemli siyasetçilerinin ve daha çok da askerlerin mezarları bulunuyor. Burada mezarların bazıları sanat şaheseri konumunda. Çok güzel, bakımlı ve pırıl pırıl taputları ile zengin mezarları yanında,  zamanında çok zengin olan ama yıllarla fakir düşen aileler nedeni ile  bakımları yapılamamış tabutları bile kırık dökük olmuş mezarlar da var. Herhalde bu mezarlığın en önemli ve en çok ziyaret alan mezarı ise Madonna’nın oynadığı film nedeni ile yeniden meşhur olan Evita Peron’un mezarının bulunduğu Duarte ailesinin mezarıdır. Eva ya da Arjantinlilerin ona taktıkları ve Küçük Eva” anlamına gelen Evita’nın mezarını görür görmez Madonna’nın güzel sesi ile o meşhur şarkı aklıma geldi.

http://www.youtube.com/watch?v=4Spy3Nd2D6w

Retiro Semtinde bulunan Kule (Torre) Anıtı 1982 yılına kadar Torre de los Ingleses (İngiliz Saat Kulesi) olarak biliniyormuş. Arjantinliler’de, Falkland Adaları (bir Arjantinlinin yanında Falkland Adaları ismini kullanmamaya çalışın. Çünkü her yerde bu adalar için Malvinas Adaları ismini kullanıyorlar) için İngiltere ile savaştan sonra ortaya çıkan İngiliz kızgınlığı sonrası, bu anıt sadece kule olarak adlandırılıyor. Bu anıt 1810 Mayıs devrimi anısına 100. yılda yerel İngiliz topluluk önderliğinde dikilmiş. Plaza Fuerza Aérea Argentina (daha önce Plaza Británica olarak biliniyormuş) da dikili olan anıt, İngiliz mimar Sir Ambrose Macdonald Poynter’ın projesiymiş ve tuğlaları dahil İngiltere’den gelen malzeme ile inşa edilmiş. Kulenin tamamlanması ve açılışı ise 1916 yılına kadar çeşitli nedenlerle gecikmiş.

Arjantin’de ızgara et yemeklerine “churrasco” deniyor. Öğle yemeğini Corrientes Caddesi üzerinde bu türden restoranda yedik. O mükemmel lezzetle de o gün tanışmış olduk.

Öğle yemeği sonrası ise akşam saat saat 20:00’de otelde buluşma zamanına kadar serbest zaman verildi. Artık şehri yürüyerek gezmemiz ve Buenos Aires’liler arasına karışmamız mümkün olacaktı. Biz de bu saate kadar Buenos Aires sokaklarını arşınlayarak, çoğunu minibüsten gördüğümüz yerleri tekrar gezmeye çalıştık. Akşama Tango gösterili yemeğimiz var.

Akşam Tango gösterili izlemek için El Querandi diye bir yere gittik (http://www.querandi.com.ar/ ). Önce güzel bir yemek yiyorsunuz, sonra da tango gösterisi başlıyor. Tangonun tarihçesi ile geçmişten günümüze gelişimi anlatılıyor. Müthiş bir gösteriydi. Hepimiz çok ama çok keyif aldık diyebilirim…

Hazırlaması zor, yazması zor bir ilk gün oldu.. Ama zaten bu günde dolu dolu yaşanmıştı sevgili Sanal Gezginler…

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

15.04.2013  Saat: 01:19

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Brezilya-Iguazu soslu Arjantin-Şili-Patagonya gezisi/ Buenos Aires-1

Teatro Colon-Buenos Aires2013 Yılı, 27  Şubat günü tura katılan biz 13 kişi Atatürk Havaalanında  toplaştık.

Hedefi, gezimizin ilk durağı Arjantin’in başkenti Buenos Aires olan uçak, saat 09:20 de İstanbul’dan kalktı.  Brezilya’nın  Sao Paulo şehrine zorunlu olarak iniş yaptık ve uçak bakımı için yaklaşık olarak 1,5 saat durduk. Tamamı 12000 km civarlarında olan İstanbul-Buenos Aires uçuşunu gece saat 24:00 gibi Buenos Aires’te, Ezeiza Ministro Pistarini havaalanında tamamladık. Uçuşumuz 16.5 saat sürdü.

 Türk Hava Yolları, İstanbul’dan Buenos Aires’e salı, çarşamba, cuma ve pazar günleri karşılıklı seferler düzenliyor.

 Grup orada yaşayan ve bizi havaalanında karşılayan sevgili Cem’i de bize rehberlik edecekler arasına katarak, kalacağımız otele doğru hareket etti. Havaalanı şehirden epey uzakta bulunuyor. Yaklaşık 40 dakika süren yolculuk sonrası Bristol Hotel’e vardık. Havaalanından, kalacağımız otele kadar ki yolculukta gerek benim yol yorgunluğum ve gerekse de havanın karanlık olması nedeni ile şehir hakkında hiç fikir sahibi olamadım.  Otelimiz şehrin ana bulvarlarından birisi olan 9 Temmuz Bulvarı üzerinde bulunuyor ve tam göbekte sayılırız.  İstanbul ile Buenos Aires arasında beş saat fark  olunca, bir de üzerine 16.5 saat süren uçuş eklenince pusulam şaştı. Başımı yatağa koyar koymaz uyumuşum.

Ertesi sabah “yağsam mı, yağmasam mı” diye düşünen kara bulutlarla kaplı bir güne uyandık. Burada kaldığımız sürece, gittiğimiz bu zaman diliminde, havanın ne yapacağının kolay kolay belli olmayacağını öğrendik. Günün kalan kısmında o kara bulutlar nereye ve nasıl bu kadar hızlı gittiler anlamadım.

Kahvaltı sonrası Sonya adlı görmüş, geçirmiş olduğu her halinden belli Arjantinli bir rehber bize yarım günlük bir şehir turu yaptırdı. Yaklaşık olarak 4 saat süren tur boyunca şehir hakkında kabaca bir fikir sahibi olmaya çalıştık. Güzelliğine hayran olduğumuz bu şehrin tanıtımını Sonya Hanım, bence daha iyi yapmalıydı. Turu bir de çoğunlukla minibüsün içinde geçirince, fotoğrafta çekemedik. Artık bu gezdiğimiz yerleri öğle sonrasında serbest zamanda tekrar gezeceğiz..

Buenos Aires, İspanyolca da “Güzel Havalar” anlamına geliyor. Buenos Aires, Arjantin’in en büyük, Brezilyadaki São Paulo’dan sonra Güney Amerika’nın ikinci büyük kentiymiş. Merkezde yaşayan insan sayısı 3 milyona yaklaşırken, bu sayı çevresindeki varoşlar da hesaba katıldığında 12 milyonu geçiyormuş. Kentte yaşayanların çoğunluğu İspanyol ve İtalyan kökenli olmakla birlikte, bir kısmını da Osmanlıdan göç eden ya da ettirilen Arap, Musevi, Gürcü, Ermeni kökenli yurttaşlar oluşturuyor. Çin ve Kore kökenlileri de hesaba katınca Buenos Aires’de farklı milletlerin karışımı ile bir mozaik topluluk yaşıyor. Yerlilerin sayısı ise çok az.  En yaygın din Katolik Hıristiyanlık, resmi dili ise İspanyolca. Buenos Aires şehri Atlantik Okyanusu kıyısında, Río Paraná ve Río Uruguay Nehirlerinin oluşturduğu huni biçimindeki Río de la Plata adı verilen ağızda kurulmuş.

Şehre ilk Batılı istilacılar 1500’lü yıllarında başlarında geldiklerinde, yarın ziyaret edeceğimiz Tigre bölgesinde yerleşik olan yerlilerle karşılaşmışlar ve yerliler bu istilacılara da pek yüz vermemişler.

Bir söylenceye göre Buenos Aires isminin kaynağı, 1536 tarihinde Pedro de Mendoza’nın bu yerleşim alanına  Puerto de Nuestra Señora Santa María del Buen Ayre (Sevgili Anamız Güzel Hava Bakiresi Meryem’in Limanı) adını vermesiymiş. Başka birine göre ise isim Río de la Plata’daki havanın güzel oluşundan dolayı seçilmiş. Mendoza’nın şehri kurduğu yer bugünkü San Telmo Semtinin bulunduğu yermiş.

Sonunda Batılılar 1500’lü yılların ortalarına doğru şehri kurmuşlar ama şehir Peru’nun Lima şehrine bağlanmış. Bu bağlanma 18. Yüzyıla kadar devam etmiş. Tarihte Buenos Aires’in kısa bir dönem İngiliz hakimiyetine girmişliği var. Sonrasında uyanan milliyetçilik sonucunda İspanyollardan ayrılış ve bağımsızlık kazanılmış.

Gelelim bizim günlük şehir turuna…Sabah erken uyanınca, kahvaltı da erken yaptık. Şehir turuna saat 10:00’da çıkılacağından biraz serbest zamanımız doğdu. Bu nedenle biz de bunu değerlendirip “önce biz bir keşif yapalım” dedik.  Sabahın o ilk saatlerinde nispeten sakin olan sokakları arşınlamaya başladık. Dükkanlar henüz açılmamıştı. Eğer Arjantin’de iseniz dükkanların büyük bir kısmının saat 10:00’dan önce açılmayacağını ve saat 14:00 civarında da kapanıp, saat 16-17:00 gibi tekrar açılacağını unutmayın. Akşam ise restoranların çoğu saat 20:00 civarı açılıyor. Arjantinlilerin çoğunun saat 22:00 civarı yemeğe oturduklarına şahit olduk.  Teatro Colon’un arkasındaki ve Adalet Sarayının bulunduğu Plaza Lavalle’ye kadar yürümüşüz. Daha sonra ise günlük tur için otele döndük.

  Sonya’nın rehberliğinde tura başladık. Önce kaldığımız otelin hemen önünden hareketle Teatro Colon (Columbus Tiyatrosu da deniyor) önünden geçtik. Dünyanın akustik olarak en iyi 5 tiyatrosundan birisi olarak gösterilen bu tiyatronun orijinali Charles Henri Pellegrini tarafından 1857 de yapılmış. Bugünkü hali ise 1908 tarihli. Bu tiyatronun içini gezmeyi günlük tur sonrası gözümüze kestirmiştik. Düşündüğümüzü de yapıp, gezi sonrası bu tiyatronun içini görmeye çalıştık. Ama o gün ziyarete açık değildi. Ertesi gün ise vakit yaratamadık ancak şimdiki bilgilerimle ne yapar eder içini mutlaka gezerdim. Siz oralara gidecek olan gezginlere mutlaka bu tiyatronun içini görün derim.

Hakkını teslim edelim ki rehber Sonya, El Ateneo Grand Splendid adlı bir kitap dükkanının içini mutlaka görmemiz gerektiğinden ve bu bina içinin de Teatro Colon’un ufak bir kopyası olduğundan bahsetti. Buraya ise öğle yemeği sonrasında gittik. Gerçektten müthiş bir yerdi. Peró ve Torres Armengol adlı mimarlarca yapılıp  Teatro Gran Splendid  adı ile mayıs 1919 da açılan, zamanında opera binası iken, günümüzde kitapçı olarak hizmet veren bu binayı çok seveceksiniz.Tiyatronun, zamanında sahnesi olan yerde şimdi bir kafeterya var.  Burada bir şeyler yiyip içme şansınız var.

devam edecek…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Iguazu ilaveli Arjantin-Şili Patagonyası Yaptığımız Program ve Rotası

kalkış Buenos Aires, Arjantin varış Buenos Aires, Arjantin - Google Haritalar - Google Chrome 14.04.2013 002703

(Nisan 2013 itibarı ile kaba hatları ile örnek programdır. Ayrıntılar ilgili gezi yazısında olacaktır)

1.Gün-: ISTANBUL-BUENOS AİRES UÇUŞU (Harita yeri A)

(THY Sao Paulo/Brezilya’da teknik olarak 2 saate yakın bir duraklama sonrası Buenos Aires’e doğrudan uçuyor) Geceyi Buenos Aires’de otelde geçirebiliyorsunuz.

2-3-Gün -: BUENOS AIRES 

Buenos Aires’de şehir gezisi. Buenos Aires’de biz 3 gece 2 gün geçirdik ama keşke bir tam gün daha olsaydı diye düşünmüştüm. Özellikle San Telmo Semtinde hafta sonları pazarlarına denk gelecek bir ayarlama yapmanızı öneririm.  

4-:Gün-: BUENOS AIRES-IGUAZU (Harita yeri B)

Biz Buenos Aires’ten Arjantin tarafındaki Iguazu Şelalelerine uçtuk ve buradan öğle sonrası Brezilya/Iguacu tarafında yarım günlük bir gezi yaptık.

5.Gün-: IGUAZU ŞELALELERİ

Arjantin tarafında Iguazu aktiviteleri daha fazla. Burada tam gün geçirmelisiniz..

 6.Gün – : PUERTO IGUAZU- BUENOS AİRES –  EL CALAFATE  (Harita yeri C)

Iguazu-Buenos Aires- El Calafate uçuşları yapılmalı. Biz Fitz Roy Dağına çıkmak için El Calafate’den El Chalten kasabasına geçmiş ve orada konaklamıştık. Böylece ertesi günü tüm gün olarak Los Galaciers Milli Parkı ve Fitz Roy Dağında geçirmiştik. Arjantin-Şili Patagonyası

7.Gün-: FITZ ROY-EL CHALTEN (Harita yeri D) 

Bugünü Milli Parkta geçirdik. Bu kısım herkese göre değil. Ama Patagonya yürüyüşsüz olmaz bence. Burada parkın başından, Fitz Roy Dağı eteklerine kadar 22 km’lik bir parkur var. Sıkı yürüyüşcüler için 5 saat ama gruplar için 8 saat süre veriliyor. Biz 10 saatte yapmıştık :). Tüm parkuru yani Fitz Roy eteklerindeki buzul gölüne kadar herkes çıkamadı ama tüm grup en az 18 km yürüdü. Bu arada ben tepede 60- 65 yaşlar civarı bayanı da gördüm 🙂 Bu kısım kararı sizin. İlgili bölümü okuyup kararınızı verirsiniz.

8.Gün-: VİEDMA BUZULU YÜRÜYÜŞÜ--EL CHALTEN

Bizim orjinal programda Cerro Torre dağına günübirlik yürüyüş(5saat) vardı. Ama bence Viedma Buzuluna yürüyüşü bugün yapmalısınız.  El Chalten-El Calafate transferi(3saat). El Calafate’de hotel.

 9.Gün-: PERITO MORENO BUZULU-EL CALAFATE

Los Glaciares Milli Parkı ve Perito Moreno Buzulu gezisi ve buzul gölünde 1 saatlik tekne yolculuğu (8saat).

10.Gün-:  PUERTO NATALES (ŞİLİ)  (Harita yeri E)

El Calafate-Puerto Natales(Şili) transferi (5saat).

11.Gün-: TORRES DEL PAINE Puerto Natales’ten Torres del Paine Milli Parkı’na transfer(2saat) ve ögleden sonra milli parkta  doğa yürüyüşü. Milli parkta çiftlikte konaklama (Estancia).

12.Gün-: TORRES DEL PAINE- PUERTO NATALES (ŞİLİ) Torres del Paine’de doğa yürüyüşü. Torres del Paine-Puerto Natales transferi(2saat).

13.Gün-: PUERTO NATALES –  PUNTA ARENAS (ŞİLİ) (Harita yeri G)

Puerto Natales-Punta Arenas transferi(3saat). Otway Körfezi penguen kolonisine ziyaret ve Macellan boğazı kenarındaki şehir gezisi.

 14.Gün-: PUNTA ARENAS – USHUAIA (Harita yeri E)

Macellan Boğazı’nı geçip ana kıtayı geride bırakıp,  Tierra del Fuego(Ateş Toprakları) adasında Şili-Arjantin sınırını geçtikten sonra en az 10 saat sürecek araçla yolculuk sonrası Ushuaia’ya varıyorsunuz. Yol gözünüzde büyütmeyin, harika manzaralar var.  

15.Gün-: USHUAIA Ushuaia’da Beagle Kanalında tekne gezisi(4saat). Ögleden sonra Ushuaia’da şehir gezisi (Cezaevini mutlaka gezin).  

16.Gün-: USHUAIA Tierra del Fuego Milli parkında yürüyüş yapmanızı mutlaka tavsiye ederim. Çeşitli parkurlar var. Biz 16 km’lik bir parkuru tercih ettik. Yaklaşık 5 saat kadar sürdü. Çok güzel manzaraları vardı.  

17.Gün-: USHUAIA – BUENOS AIRES-İSTANBUL

Uçakla Ushuaia’dan Buenos Aires’e hareket. Buenos Aires’ten de saat 23:55 THY uçağı ile İstanbula hareket

 18.Gün-: İSTANBUL

Saat 21:30 İstanbul’a varış.  

Arjantin-Şili-Patagonya gezisi-Giriş

Viedma Buzuu

Viedma Buzulu

Arjantin-Şili, daha çok da bu ülkelerin Patagonyası, ne zamandır planladığımız gezilerdendi. Bu programa bir de Iguazu’yu ekleyinince insanın baştan çıkmaması mümkün değildi. Planlaması aşamasında bile gezinin zorlu ama bir o kadar da güzel olacağını tahmin ediyordum. Ama  ne yalan söyleyeyim ki,  şu ana kadar yaptığım tüm geziler içinden sıyrılıp, bir numaraya oturacak kadar memnun olacağımı da öngörmemiştim doğrusu.

Arjantin-Patagonya gezisinin fikrini ilk olarak gezgin arkadaşlarımdan sevgili Çağlar ortaya atıp, ilk çalışmalarını yapsa da, sonunda bizim programa sadık kalarak bir tur firması ile anlaştık. Firma ile uzun yazışmalar sonrasında, bu bölgeye başka firmalarca da yapılan ama içerik olarak onlarınkinden çok farklı bir programla Arjantin-Patagonya ağırlıklı turumuzu gerçekleştirdik. Her şey saatinde ve gününde oldu. Gezi arkadaşlarımız da hep bildik ve kafa dengi olunca, gezinin bir numaraya oturması kaçınılmazdı galiba….

Evet, benim Sanal Gezgin dostlarım! Bir gezi daha bitti. Ne yapmak gerek? Geziyi siz dostlarla paylaşmak gerek. Üstelik bu yazı dizisi yeni bir sayfanın ilki olacak. Yani görücüye çıkıyorum 🙂

Yazının ilerleyen bölümlerinde yediklerimi, içtiklerimi, yerel müziklerini alt başlıklarda bulabileceksiniz..

Haydi bakalım, artık yol almalı..

GEZEKALIN’a HOŞGELDİNİZ..

Dr Ümit Kuru

13.04.2013

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tüm Sanal Gezginlere Merhabalar…..

Dr. Ümit KuruÖncelikle tüm “Sanal Gezginlere” selam olsun..

Bu satırların yazarı yaklaşık olarak 20 yıldır para ve zaman faktörlerini yanyana getirdikçe, gezilerde değişmeyen tek Gezgin Arkadaşı olan sevgili eşi Naime Kuru ile birlikte yurt içi şehir şehir, yurt dışı ülke ülke geziyor. Son 5 yılını ise gezdikleri yerlerden derlediği hikayeleri sanal alemde şurada burada yazıyor. Bu hikayenin konusu bazen tarih, bazen insan, bazen bir çiçek ve bazen de bir kelebek olabiliyor. Dağlar, tarihi eserler, ormanlar atlanmadan gezilmeye çalışılıyor.

Bu hikayelerin yazılması zahmetli ve sabır gerektiriyor. Her gezinin bir ön çalışması, bir de bittikten sonra ki çalışması yapılıyor. Mümkün olduğunca doğru bilgi, günlük dille ve bol görselle anlatılıyor.

Şimdiye kadar hikayelerimi çeşitli yerlerde anlatmıştım. Ama “Sanal Alem”de  ilk defa kendime ait bir yerim oldu. Bu sayfanın yapılmasında önce sevgili arkadaşım Ercan Bayraktar’ın emekleri geçti. Son noktayı ve şu anki son halini ise benim sevgili “Gezgin Arkadaşım” Mine Sayın Akşar koydu.

Onun sayesinde de tam da istediğim gibi; Yazısı ile, tatları ile, fotoğrafı, müziği ve videosu ile bir sayfa ortaya çıktı… Sevgili Mine’ciğimin bu güzel tasarımına layık olacak şekilde güzel bir içeriği yapmakta bendenize kaldı..

Siz Sanal Gezginlerin gezi deneyimlerimden faydalanması en büyük arzumdur…

Ne diyelim? Bir yerden başlamak lazım artk..

GEZEKALIN

13.04.2013 Saat 01.44