• Arşivler

  • Diğer 534 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 390.504 ziyaretçi
  • Mayıs 2026
    P S Ç P C C P
     123
    45678910
    11121314151617
    18192021222324
    25262728293031

Özbekistan:Maveraünnehir’in Kadim Toprakları: Taşkent/Küllerinden Doğan Şehir-2

Yemeğin ardından, Özbekistan’daki ilk günümüze Taşkent’in derinliklerine dalarak devam ediyoruz. Bugün gördüğümüz modern silüetin ardında, şehrin hafızasına kazınmış trajik bir milat gizli: 26 Nisan 1966, saat 05.22.

Şehrin tam kalbinde yeraltı kabuğunun çatladığı o sabah, kerpiç evlerle kaplı eski Taşkent haritadan silindi. Ancak bu yıkım, bir son değil; ‘kardeş cumhuriyetlerin’ el birliğiyle yükselen yeni bir kimliğin başlangıcı oldu. Geçmişten gelen labirentimsi dar sokaklar yerini geniş bulvarlara ve devasa meydanlara bırakırken, Taşkent küllerinden doğan örnek bir Sovyet şehri olarak yeniden tasarlandı. Bugün şahit olduğumuz o modern ve düzenli görünüm, aslında bu büyük enkazın üzerine inşa edilen o kararlı planlamanın mirasıdır.

Otobüsümüz bizi Bağımsızlık Meydanı’nda Özgürlük Parkı’na yakın bir noktada bıraktı. Mustaqillik Meydanı (Mustaqillik Maydoni) veya Bağımsızlık Meydanı, Taşkent’in ana meydanı ve Özbekistan’ın başkentinin tam kalbinde bulunuyor. Gezimiz boyunca sadece Taşkent’te değil ama Semerkant’ta da çok geniş ve büyük parklar gördüm. Ancak Taşkent’teki Bağımsızlık Meydanı bildiğimiz ‘boş’ meydanlardan değil; 12 hektara yayılan, içinde devletin gücüyle halkın huzurunun sarmaş dolaş olduğu devasa bir park-meydan kompleksi. Ne demek mi istiyorum? Anlatayım;

Özgürlük Parkı, Bağımsızlık Meydanı’nın kuzey ve batı kanatlarını saran yemyeşil bir doku. Bağımsızlık Meydanı’nın törensel ve resmi havası (çevredeki hükümet binaları ve büyük anıtlar), Özgürlük Parkı’nın huzurlu ve anıtsal dokusuyla (Şehitler Hıyabanı (Şehitler Yolu) ve fıskiyeler) iç içe bulunuyor. Yani meydan “devletin gücünü ve bağımsızlığını”, park ise “halkın hafızasını ve huzurunu” temsil ediyor.

Sizinle bizim gezide takip ettiğimiz rotayı paylaşacağım ama siz isterseniz Mustaqillik Meydanı Metrosu’ndan başlayıp rotayı tersten de takip edebilirsiniz. Bizim yürüyüşe başladığımız nokta olan Bağımsızlık Meydanı’nın kuzey tarafında Büyük Vatanseverlik Savaşı sırasında vatanlarını savunurken ölen 400.000 Özbek askerine adanmış Anı ve Onur Meydanı (Xotira va Qadrlash Maydoni) bulunuyor. Bu meydanın kalbinde 1999 yılında açılışı yapılan ve savaşta oğullarını kaybeden tüm Özbek anneleri simgeleyen Ebedi Alev ve Yaslı Anne anıtı bulunuyor.

Her yıl 9 Mayıs’ta, Taşkent sakinleri kahramanların kararlılığını ve cesaretini onurlandırmak için bu anıta çiçek getiriyorlarmış. Anıtın bulunduğu meydana giden yolun her iki yanında, geleneksel Özbek mimarisinin en zarif örneklerinden biri olan oymalı ahşap sütunlu galeriler yapılmış. Sanırım bu galerilerin amacı bizim gibi ziyaretçileri “Yaslı Anne” heykelinin ve “Ebedi Alev”in bulunduğu kutsal alana yavaş yavaş hazırlamak. Çünkü galerilerin duvarlarında, “Anı Kitapları” dedikleri sayfaları çevrilebilen devasa metal levhalar yerleştirilmiş. Bu levhaların üzerine II. Dünya Savaşı’nda şehit olan askerlerin isimleri altın harflerle kazınmış. Böylece anıta varana kadar savaşın korkunçluğunu bir kez daha anlarken, fedakarlıkla canlarına vatanları uğruna veren kahramanları da yad ediyorsunuz.


Bu meydanı ve anıtı geçerek yürümeye devam ettik. Parkta oturmuş ve muhabbette olan gençleri gördük. Her zamanki samimiyetleri ile bizleri selamlamayı ihmal etmediler. Özbek halkı hakkında ilk andan itibaren bizde yerleşen olumlu izlenim, son güne kadar değişmedi.

Meydanın merkezinde, yüzeyinde Özbekistan haritasının kazındığı büyük bir bronz küre bulunan Bağımsızlık ve Hümanizm Anıtı yer alıyor. Bu küre, ülkenin bağımsız bir devlet olarak gücünü ve istikrarını temsil eden devasa bir granit kaide üzerine oturtulmuş. Kaidenin tabanında, yeni doğmuş bir bebeği nazik ve şefkatli bir gülümsemeyle tutan “Mutlu Anne” heykeli bulunuyor. Bu anıt bir annenin sevgisine benzer şekilde ülkeye duyulan derin sevgiyi sembolize ediyor. Sanki tüm Özbekistan için barış ve sağlık, refah ve umut dolu bir gelecek istenmiş. Bu anıtın yakınına gitmeyi yasaklamışlar. Bu anıt Cumhurbaşkanlığı İdaresi, Senato ve Bakanlar Kurulu gibi ülkenin en kritik yönetim binalarının tam ortasında yer alıyor ve güvenlik nedeni ile giriş yasaklanmış. Fotoğraflarımızı parmaklıklar arkasından çekmek zorunda kaldık.

Bağımsızlık Meydanındaki parkın bir ucunda savaşta yitip giden evlatlarına ağlayan “Yaslı Anne” ve “Sönmeyen Ateş” diğer tarafta ise bağımsız Özbekistan’ın parlak geleceğini, kucağındaki bebeğiyle gülümseyerek selamlayan “Mutlu Anne” anıtlarını gördük. Taşkent, hem yasını tutmayı hem de umudunu taze tutmayı bilen bir şehir.

Meydanın başlıca ilgi çekici yerlerinden biri İyi ve Asil Arzular Kemeri veya Özbekçe adı ile Ezgulik Arkasi’dir. Mustaqillik Meydanı Metro İstasyonu çıkışı da bu kemere bakıyor. Bu anıtsal yapı 150 metre uzunluğunda ve 16 mermer sütundan oluşuyor. Bu sütunların başlıkları, güneşte gümüş gibi parlayan zarif, yontulmuş bir tonozla birbirine bağlanmış. Kemerin tepesinde, yüksek ahlaki ideallerin ve olağanüstü başarıların peşinde koşmayı sembolize eden üç uçan leylek heykeli bulunuyor. Kemerin altından Bağımsızlık ve Hümanizm Anıtı’na ve Mutlu Anne heykeline giden yeşil bir caddeyi görebilirsiniz.

Meydanda, yaz sıcağında serinlemek için mükemmel olan ve Taşkent’lilerce çok sevilen Cascade Çeşmesi de dahil olmak üzere birkaç çeşme bulunuyor. Meydanın çevresinde daha önce bahsettiğim gibi önemli hükümet binaları bulunuyor. Çevre boyunca uzanan yeşil çam sokaklar keyifli yürüyüşler için uygun gözüküyor. Bu yolda yürümek bizim bile yorgunluğumuzu azalttı.

Taşkent’te Bağımsızlık Meydanı’nda yürürken karşınıza zarif bir bina, masalsı bir köşk çıkarsa bilin ki orası Prens Romanov Sarayı‘dır. Burası 1891 yılında, Rusya İmparatorluğu’nun başkenti St. Petersburg’dan buralara sürgüne gönderilen Büyük Dük Nikolay Konstantinoviç için inşa edilmiş. Dük, saraydan uzaklaştırılmış olabilir ama ihtişamından asla ödün vermemiş.

PRENS ROMANOV SARAYI

Saray aslında iki ayrı dünya gibi tasarlanmış. Sol kanat Dük’ün kendi dünyasına, sağ kanat ise eşinin dairelerine ev sahipliği yapıyormuş. Bugün kapısından içeri girmek pek kolay değil. Çünkü bina artık Özbekistan Dışişleri Bakanlığı’nın özel konuklarını ağırladığı bir “kabul evi” olarak kullanılıyor.

Prens Romanov Sarayı’nın önünden geçip,”Broadway” olarak bilinen (resmî adı Sayilgoh Caddesi) trafiğe kapalı yoldan ilerledik. Burada bir kahve molası vermek zorunda kaldık. Çünkü aralarında benim de olduğum bir kısmımız neredeyse 36 saattir uykusuz bir şekilde geziyoruz. Artık dikkatimiz dağılmaya ve gezimiz biraz eziyetli olmaya başladı. Bir gezide ilk gün daima zordur. Motivasyonu yeniden sağlamak ve biraz dinlenmek iyi gelecektir.

Bir kahve içimi dinlenme sonrasında yolun sonunda devasa bir meydana ulaştık: Emir Timur Meydanı.

Özbeklerin kelimeleri ile Amir Temur Meydanı (Emir Timur Meydanı) uzun zamandır Taşkent’in merkezi konumunda olup, görülmesi gereken cazibe merkezleri arasında. Taşkent’in kalbi kabul edilen Amir Temur Meydanı, şehrin modern tarihinin en önemli tanığı. İlk olarak 1882 yılında mimar Nikolay Ulyanov tarafından tasarlanan bu meydan bölgedeki her siyasi değişimde yeni bir isim ve yeni bir anıtla karşılaşmış. Bir zamanlar “Devrim Meydanı” adını taşıyan ve o dönemde üzerinde Karl Marx büstünün bulunduğu meydana 31 Ağustos 1994’de Özbekistan’ın bağımsızlık yolculuğunun bir simgesi olarak büyük devlet adamı Amir Temur’un adı verilmiş. Bugün artık bu meydanda şahlanmış atı üstünde Emir Timur heykeli bulunuyor. Heykelin kaidesine yaklaştığımızda ‘Kuch Adolatdadir‘ yazısını görüyoruz. Çoğu zaman ‘Güçlü olan haklıdır’ gibi algılanan bu sözün aslı, Timur’un devlet felsefesini özetliyor: Güç ancak adalete dayandığında gerçektir. Yani; Güç Adalettedir. Bugüne de ışık tutan bir söz!

Meydanı bir gerdanlık gibi çevreleyen binalar arasında; özgün mimarisiyle dikkat çeken Amir Temur Müzesi ve şehrin en ikonik yapılarından biri olan, Sovyet brütalizminin görkemli örneği Özbekistan Oteli yer alıyor.

1970’lerde Sovyet mimari anlayışı brütalizmin etkisi altındaydı. Betonun ucuz, sağlam ve hızlı inşa edilebilir olması, deprem sonrası acil konut ve kamu binası ihtiyacıyla birleşince Taşkent bir “brütalizm laboratuvarı” haline geldi. Taşkent’in simgesel binası Özbekistan Oteli bunlardan en tipik olan örnektir.

Diğer önemli yapılar arasında Taşkent Çanları ve bir zamanlar kadın spor salonu olarak hizmet veren ve şimdi Taşkent Devlet Hukuk Üniversitesi‘ne ait olan tarihi tuğla binalar yer alıyor.


Taşkent Çanları, Emir Timur Meydanı yakınında bulunan iki saat kulesinden oluşan mimari bir komplekstir. Saat kulelerinden bir tanesinin tarihi 1947 yıllarına kadar gidiyor. Bir efsaneye göre kuledeki saat mekanizması, şimdi Polonya sınırları içerisinde olan bir şehirde yıkılmaya terk edilen bir saat kulesinden buraya getirilmiş. Bu saat kulesi II. Dünya Savaşı’ndaki zaferi anmak için dikilmiş. Taşkent çanları hassasiyetleriyle bilinirmiş ve şehrin birçok sakini kol saatlerini bunlara göre ayarlarmış. Emir Timur Meydanı yakınlarına ikinci bir saat kulesi eklenmiş ve açılışı Taşkent’in 2220. yıl dönümünü kutlamak için 2009 yılına zamanlanmış. İlkinin birebir kopyası olan bu yeni kule ile birleşik ve uyumlu bir kompleks yaratılmış.

Günün son gezisini Taşkent’te yer altındaki sanat galerisine, Taşkent Metrosu‘na yaptık. Kentin metro hatlarının planlaması da deprem sonrası başlamış. Yeniden inşa sürecinin bir parçası olarak 1977 yılında açılan Taşkent Metrosu, Orta Asya’nın ilk metrosu olmuş. İstasyonların her biri birer sanat galerisi gibi tasarlanmış, deprem gerçeği göz önüne alınarak çok sağlam inşa edilmiş. İlk hat istasyonları 1977’de faliyete başlayan Taşkent Metrosu, bugün 70,4 kilometrelik bir güzergahta faaliyet gösteren ve 50 istasyona hizmet veren dört hattan oluşuyor; Kırmızı Hat (Chilonzor Hattı), Mavi Hat (Özbekistan Hattı), Yeşil Hat (Yunusabad Hattı) ve Sarı Hat (Ring Hattı).

KOSMONAVTLAR METRO DURAĞI

Taşkent metro istasyonlarının mimarisi Moskova Metro İstasyon durakları ile yarışacak kadar dünyanın en güzellerinden biri kabul ediliyor. Geleneksel olarak şehir turları sırasında gezginlerin ve konukların uğrak noktaları arasında yer alıyorlar. Eskiden bu istasyonlarda fotoğraf çekimi yasakmış, sonradan serbet bırakılmış. Biz de bu güzel metro duraklarından görselliği en yüksek olanlardan bazılarını gezdik.

Bu hatlar içinde en güzel metro istasyonları Mavi Hat üzerinde bulunuyor. Özbekistan gezimize başlamadan önce 10’dan fazla istasyonu görmeliyim diye işaretlemiştim. Bugün için Mavi Hatta bulunan Gafur Gʻulom, Alisher Navoi, Ozbekiston, Kosmonavtlar metro duraklarını ziyaret etmeye karar verdik. 1984 yılında hizmete giren Özbekistan Hattı (O‘zbekiston yo‘li)-Mavi Hat- toplam 11 istasyondan oluşuyor. Bu hat, şehrin kuzeybatısı ile güneydoğusunu birbirine bağlar ve özellikle mimari açıdan en estetik istasyonlara ev sahipliği yapmasıyla bilinir.

GAFUR GULOM METRO İSTASYONU

Metro istasyonlarına ya bilet alınarak ya da kredi kartı kullanılarak giriliyor. Kredi kartı kullanmak daha ucuza geliyor. Kredi kartımdan 1725 SOM karşılığı olarak 6,74 TL çekildi. Biz Özbek şair Gafur Gulam’a adanmış olan Gafur Gʻulom metro istasyonundan başlayarak 4 durak gezdik. Metrolar çok sık olarak geliyor. Dolayısı ile bir durakta inip fotoğraf çekip diğer durağa devam etme vakit kaybettirmiyor. Vagonlara adım atar atmaz gençler hemen yerlerinden kalkıp yer vermeye çalışıyorlar. Müthiş bir saygı gösterme çabaları var.

GAFUR GULOM METRO İSTASYONU

Mavi hat üzerinde son durak olan Dustlik yönüne doğru Gafur Gulom’dan sonraki durak Alisher Navoiy Aktarma durağı (Kırmızı Hat – Pahtakor durağına bağlanıyor). Bu metro istasyonu hattın ve şehrin en görkemli, cami benzeri bir tavan yapısına sahip istasyonudur.

ALİSHER NAVOİY METRO İSTASYONU
ALİSHER NAVOİY METRO İSTASYONU

Ozbekiston Metro İstasyonu pamuk kozası motifli aydınlatmalarıyla dikkat çekiyor.

OZBEKİSTON METRO İSTASYONU

Uzay temalı Kosmonavtlar Metro İstasyonu’nda Yuri Gagarin ve diğer kozmonotların portreleri bulunuyor. Burası benim için Gafur Gulom Metro İstasyonu ile birlikte en ilgi çekici duraklardan birisi oldu.

KOSMONAVTLAR METRO DURAĞI

Evet sevgili gezgin dostlarım… Bir gece önce saat 01.15’te başlayan ve uykusuz geçen o uçak yolculuğunun üzerine, her anı dopdolu geçen yoğun bir ilk günü böylece geride bıraktık. Şimdi bu satırları yazarken fark ediyorum ki; bir güne aslında bayağı bir hikaye sığdırmışız.

Taşkent’te başka neleri mi yapmak isterdim? Taşkent’in o uçsuz bucaksız, insanın ruhunu dinlendiren parklarında saatlerce kaybolmayı kesinlikle isterdim. Vaktimiz yetmediği için kapısından dahi bakamadığımız Timurlular Tarihi Devlet Müzesi’ni ve o devasa kubbesiyle yükselen yeni İslam Medeniyetleri Merkezi’ni uzun uzun gezmeyi çok isterdim. Yarın da Taşkent’teyiz ancak programımız yine nefes kesici ve her dakikası planlı. Zaten tadilatta olduğu için gezemediğimiz Özbekistan Devlet Tarih Müzesi’ni de düşününce, içimde bir yerlerde Taşkent’e dair hep bir ‘eksik kalmışlık’ hissi olacak sanırım.

Belki de bu eksiklik güzeldir… İnsana yeniden yollara düşmek için bir bahane verir. Hive’nin masalsı kum sarısını ve Buhara’nın o kadim rüzgarını da düşününce, kim bilir? Nasip olur belki bir gün, bu eksikleri tamamlamak için rotayı yeniden buraya çeviririz.

Şimdilik bu güzel yorgunluğun ve ilk günün heyecanıyla huzurlarınızdan ayrılıyorum. Yarın başka bir Taşkent’te görüşmek üzere…

Gezekalın.

Dr Ümit Kuru

06.05.2026