• Arşivler

  • Diğer 532 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 384.956 ziyaretçi
  • Mart 2026
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    3031  

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Paro

IMG_2557.JPG

28.10.2012 tarihli gezi yazısıdır

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sabah kahvaltı öncesi yürüyüşüme çıktığımda, dün geceden tahmin ettiğim gibi, kaldığımız otelin Paro Vadisine hakim bir tepede olduğunu gördüm. Günün ilk fotoğrafları, Paro Vadisine ait oldu. Bu otelde bir gece daha konaklama yapacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Güzel bir kahvaltı yaptık. Kahvaltımızın güzelliğinin bir nedeni de ekiptekilerin küçük porsiyonlar halinde beraberlerinde getirdikleri peynirler.. Hatta ekip işi abartmış, Bhutan’a Erzurum tulum peyniri bile getirmiş. Lojistik sağlam yani!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltıdan sonra Paro gezimiz için yollara düştük. İlk durak Dungtse Lhakhang Tapınağı oldu. Bu tapınak kendi alanında tek olma özelliği taşıyor; Bir Stupa (Chorten) tarzında inşa edilmiş olan tek tapınak. 1433 yılında artık tanıdığımız bir isim olan demir köprü ustası Thangtong Gyalpo tarafından yapılmış. Gyalpo Usta bu yapıyı üç katlı olarak yapmış ve en üst kat zincirle tutturulmuş. Yani Usta, burada da zinciri kullanmış. Efsaneler ülkesinde bu tapınak üstüne de bir efsane var tabii ki; Söylence odur ki bu tapınak, şehir halkına hastalık saçan bir iblisin başı üstüne inşa edilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İçerisi karanlık sayılır. Onun için burayı ziyaret edecekler yanlarında fener getirseler iyi olur. En üst kata kadar çıkabiliyorsunuz. İçeride Guru Rimpoche ve Buddha ya ait küçük heykeller var. Gezilmesi mutlaka gerekli olan yerlerden bir tanesi.

IMG_2658.JPG

Rinpung Dzong, Paro şehrinin kale-manastırı. Tibet Budizminin Kagyu okulunun bir dalı olan ve bazen “Kırmızı Başlıklılar” diye çağrılan Drukpa Kargyu Okulu Manastırı bu kale içinde yer alırken, ayrıca Paro Şehrinin idari kadrosunun ofisleri de burada bulunuyor. Bir sonraki gezi durağımız burası oldu. Uzaktan çok heybetli bir yer olarak gözüküyor. Kale gibi kale yani.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buraya 16. Yüzyılda önce bir tapınak yapılmış, arkasından 5 katlı bir Dzong inşa edilmiş. 17. yüzyılda ise Bhutanı birleştiren Shabdrung Ngawang Namgyal’e onun otoritesinin tanındığını göstermek için bu Dzong teslim edilmiş. 1644’de burayı yıkan Namgyal, yerine 1646 bugünkü Dzong’u inşa ettirmiş. Kalenin yapımında toprak yerine taş kullandığı için adını da  “Taş Yığını Kale-Manastır” anlamında  Rinpung Dzong koymuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

1907 yılında kale büyük bir yangında yanıp kül olmuş. 1993 Çevrilen Little Buddha “Küçük Buda” adlı filmin bazı sahneleri burada çekilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Biz aracımızla üstten Rinpung Dzong’a girip gezdik. Çok etkileyiciydi. Sonra da aşağıya doğru yürüyerek, nefis bir kapalı köprüden geçip, aracımıza oradan bindik. Beni en çok etkileyen yerlerden bir tanesi de burası oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan öğle saatlerini bulduk. Öğle yemeği için Paro’ya döndük ama öğle öncesi bir tapınak daha gezeceğiz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Şehir merkezinde, dükkanların dibinde durunca bizimkilerin alışveriş krizi tuttu. Aslında bir özel tapınak gezecektik. “Nasılsa burada kimse kaybolamaz”  diye düşünüp grubu ikiye böldük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

“Tapınak gezisine gelenler el kaldırsın” dediğimizde çok az el kalkınca azıcık bozulsam da, bu iş için de grubu sıkmaya gerek yok dedik ve azınlık Pena Village Tapınağını gezmeye, çoğunlukta alışverişe ayrıldı. Grup yemekte tekrar birleşecek. Bu küçük tapınak aslında gerekli miydi? Bilmiyorum. Aklımda özel bir tapınak olduğu ve bahçesindeki güzel kedi kalmış, o kadar…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemekten sonra çok önemli bir tapınağa gittik; Kyichu Lhakhang.  Bu tapınak Bhutan’daki en eski tapınak. 7. yüzyılda Tibet İmparatoru Songsten Gampo tarafından bir gecede yapılan 108 tapınaktan bir tanesi olduğu düşünülüyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Söylenceye göre bir iblisi etkisiz hale getirmek için Tibet ve Bhutan’ı içine alan bir kara parçası üzerine 108 tane tapınak inşa ediliyor. Bu tapınaklar uyku halindeki iblisin bir parçası üzerine gelecek şekilde inşa edilmişler. İşte Kyichu Tapınağı da iblisin bacaklarından bir tanesini hapsedecek bir yere inşa edilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

8. yüzyılda Guru Rinpoche bu tapınağı ziyaret ediyor ve birçok ruhani hazineyi burada bırakıyor. 1644’de tapınak Shabdrung Ngawang Namgyal tarafından alınıyor ve 1836’dan 1838’e kadar yeniden elden geçiriliyor. Yıllar içinde buraya ilaveler yapılıyor. Avlusu içinde bulunan iki tane portakal ağacının tüm yıl boyu meyve verdiğine inanılıyor. Benim ziyaret ettiğim iki yılda da üzerinde meyve vardı. Kim bilir belki gerçekten öyledir. Geçen sene ziyaret ettiğimiz bir tapınak bölümünü, bu sene göremedik. Bu sene içinde bir yangında, bir bölüm kül olup gitmiş. Bir sene gördüğünüzü, bir başka sene göremiyorsunuz. Ne yazık!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu önemli tapınak gezisi sonrasında Drukyel Köyü ve Drukyel Dzong‘unu ziyaret etmek için aracımıza bindik. Sonam’dan aracı Amankor Hotel denen bir yere götürmesi için ricada bulundum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burası geçen seneki ziyaretimizi birlikte yaptığımız Etix Turun organizasyonunda, Günseli hanım ve sevgili oğlu Barış beyin tavsiyesi ile keşfettiğimiz bir yer. Burada oturup, bir bitki çayı içmiştik ve hepimiz çok beğenmiştik. Geceliği 1500 USD olan ve Bhutan gibi dünyanın başka ülkelerinde de  otelleri olan bu grubun otelinde kalma imkanımız yoktu ama bir çay içmeyi de ihmal etmedik. Çay salonundan manzara müthiş. Geçen sene içtiğimiz yaseminli bitki çayı bu sene yokmuş. Ama bir bitki çayı sipariş ettik ve içtik. Sonra da bahçeye çıkıp, muhteşem dağ manzarası eşliğinde, hemen otelin yakınındaki dereye kadar yürüyüş yaptık. Çok iyi bir mola vermiş olduk. Herkes sevdi.

IMG_2779.JPG

Bugünün dışarıdaki son aktivitesi ise Drukyel Köyü ve Dzong’unu gezmek oldu. Paro’nun 15 km kadar dışında olan bu kale-manastır, 1644’de Tibetlilere karşı zafer kazanmış olan  Shabdrung Ngawang Namgyal tarafından 1647’de yapılmış. 1952’de yangında önemli bir bölümü tahrip olmuş. Ziyarete açık değil.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buradaki Drukyel Köyü çok ilginç. Hem özgün bir Bhutan köyünü ve insanlarının yaşam biçimini görebiliyorsunuz ve hem de evlerin dışlarındaki boyamalar çok ilginç. Bhutan’da bazı evlerin dış duvarlarında üretkenliğin, bereketin sembolü olarak fallus resimleri çizilmiş. Bazı evlerin damlarından ise tahtadan fallus sembolleri sarkıyor. Paro gezisi bu köy olmadan eksik kalır.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Paro şehrine doğru dönüşe geçtik. Güneşin dağların ardında kaybolmadan hemen önceki anlarında, tatlı bir kızıllığın, yarın tırmanacağımız Tiger Nest’in üzerine düşmüş olduğunu görünce aracımızı durdurduk. Fotoğraflarımızı aldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Paro şehrinde bir alışveriş molası daha verildi. Daha sonra ise otelimize döndük. Aktivitelerimiz yemek sonrası da devam etti. Ben program şekillenirken, Bhutan geleneksel müzik ve dansları ile bir Bhutan gecesi yapmak mümkün mü diye sormuş ve ısrarcı olmuştum. Bu gösterilerin toplumların yaşam biçimleri hakkında önemli ipuçları verdiğini düşünüyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Vajru Guru firma sahibi Dr Karma bu gösteriyi bizim için ayarladı. Bu gece otelin salonunda, sadece bizim gruba özel bir gösterİ yapıldı. Yöresine göre değiştirilen kıyafetlerle şarkılar söylendi, oyunlar oynandı. Bizim geleneklerdeki meddah benzeri ancak maskeli bir oyuncu, tüm gösteriyi yönetti. Bu maskeli oyuncu gösterilerin olmazsa olmazı imiş. Şarkılar oyunlar arasında boşlukları dolduruyor, seyirci ile etkileşime geçiyor. Bu oyuncunun bir özelliği de oynanan tüm oyunları bilmesi, tüm şarkıları söyleyebilmesi imiş. Bazılarımız sıkılsa da, ben çok sevdim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Evet Sanal Gezgin arkadaşlarım… Bir gün daha bitti. Günün sonu malum, uyku.. Paro şehrinin  ve bu Olathang Resort Hotelin benim için bir anlamı daha var. Siz güzel dostlarla paylaşayım; Yakın zamanda hakkın raahmetine kavuşmuş olan babacığım bu otelde rüyama girdi. Ölümünden beri, neredeyse hemen her gece, “rüyama girse” dileği ile yattığım babacığımı, o gece rüyamda gördüm. Bir güzel sarıldık birbirimize, hasret giderdik. O gece uyanıp, yatağın ortasında oturup, hıçkıra hıçkıra ağladım. Bu satırları yazarken bile içimi bir sıcaklık kapladı.

Yarın Paro’da Tiger Nest gezimiz var..

Gezekalın ve Aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 16.11.2012 Saat 10:44

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi: 04.01.2017 Saat 22:33

IMG_2593.JPG

Nepal-Bhutan Gezi Anıları- 6. Gün: Katmandu-Paro-Thimphu

IMG_0559

Saat 9:30 da kalkacağı söylenen özel uçağımıza binmek üzere Katmandu Havalimanına doğru saat 07:30 da yola çıktık.  Gümrük ve pasaport işlemleri sonrasında beklemeye başladık. Saat 09:30 oldu, 10:30 oldu henüz bir hareket yok. Sonunda bir görevli gelip saat 11:00 için uçağa bineceğimizi söyledi. “Galiba sahiden gidebileceğiz” diye düşünmeye başladım.

IMG_0249Bizi uçağa saat 11 de aldılar. Hatıra olsun diye uçağın önünde fotoğraf çektirmeyi ihmal etmedik. On beş dakika kadar da kalkış sıramızı bekledikten sonra havalandık. Katmandu’ya havadan bir bakış attıktan sonra heyecanla Himalayaları göreceğimiz dakikaları beklemeye başladık. IMG_0253

Uçak 18 kişilik ve Buddha Air’ e ait olan bir uçaktı. Uçakta sağlı sollu birer koltuk var. Herkes dışarıyı görüyor ama uçuş rotası yönünde sol tarafta oturanlar Himalayaları görecekler. Gerçi uçak bizim, isteyenler fotoğraf çekmekte zorlanmayacaklar. Günseli hanım en arkada sol taraftaki koltuğunu benle değiştirme inceliğini de gösterdi. Oh! Keyfim gıcır.. Haydi bakalım bana şimdi yüzünü gösterme de görelim Himalayalar!

IMG_0266-001

Bu arada bir ara verip biraz Himalayalar hakkında konuşalım;

Himalayalar, dünyanın en büyük ve en yüksek sıradağları. Asya’nın orta güney kısmında, doğu batı doğrultusunda uzanıyor. Dünyanın en yüksek zirvesi Everest (8850 mt)  Nepal ile Tibet (Çin) sınırında ama Nepal’e dahil durumda. Himalayalar, levha tektoniği kuramına göre, iki kıtasal levhanın yani Hindistan levhası ve Asya levhasının çarpışması sonucu oluşmuş ve bu oluşum halen devam etmekte.

IMG_0281-001

Pakistan, Hindistan, Çin, Nepal ve Bhutan’ dan geçen 2400 km uzunluğundaki Himalaya dağ zincirinin buzulları, Asya’nın 9 büyük nehrini besliyor. 1,3 milyar insan, bu suyollarına bağımlı olarak yaşıyor. Verilere göre Himalayalar da sıcaklıklar, son 30 yıl içinde on yılda bir 0,6 ile 0,15 derece artmakta ve sıcaklıkların artmaya devam etmesi halinde 50 yıla kadar buzul ve karların tamamen erimesi bekleniyor. Küresel ısınma burayı da etkiliyor.

Dünyanın en yüksek tepesi olan Everest’in diğer adları; “Sagarmatha” (Gökyüzünün Alnı anlamında), “Chomolangma veya Qomolangma” (Evrenin Anası anlamında).

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu zirveye 29 Mayıs 1953’de Yeni Zelandalı dağcı ve kaşif Sir Edmund Hillary ve Nepal’li şerpaTenzig Norgay ile birlikte ilk kez çıkıyorlar.

Himalayalar üzerindeki diğer meşhur tepeler ise;

-K2 (8,611 mt-Dünyada 2. en yüksek zirve-Pakistan),

-Kangchenjunga (8,586 mt, Dünyada 3. en yüksek zirve Hindistan-Nepal),

-Makalu (8,462 mt. Dünyada 5. en yüksek zirve-Nepal),

-Dhaulagiri (8,167 mt. Dünyada 7. en yüksek zirve-Nepal),

-Nanga Parbat (8,125 mt, Dünyada 9. en yüksek zirve-Pakistan),

-Annapurna (8,091 mt, Dünyada 10 zirve. en yüksek- Nepal)

IMG_0314-001

Himalayaların görüntüsü gerçekten muhteşem. Daha önce bana yüzünü göstermeyen ve iki kez sislerin altında kalan dağlar, sonunda tüm güzelliği ile gözlerimin önündeydi.  Bu arada hostes müjdeyi verdi:” Everest hemen solunuzda”. O andan itibaren uçakta herkes de bir heyecan oldu. Uçağın camları net görüntü almaya müsaade etmeyince, Günseli Hanım hostesten, kokpitten fotoğraf çekebilmemiz için pilottan izin rica ettiğimizin iletilmesini istedi. Hostes mırın kırın etse de, bu sefer öldürücü cümleyi söyledi;”ama uçakta belgesel çeken bir yolcumuz var”. Pilota bu durum iletilince bize izin verdi; Yuppy… Günseli hanımın “hallettim, gel” demesi ile fırladım arka sıralardaki yerimden ve kokpite girdim. Kokpitteki cam ile bizim cam arasında çok fark var; oranın camları pırıl pırıl. Bastım deklenjöre, sayısını bilmiyorum.

IMG_0323-001

IMG_0349Uçuş 1 saat 15 dakika sürdü. İlginç bir manevra ile Bhutan’daki tek havalimanının bulunduğu Paro şehrine doğru alçalmaya başladık. Bir ara dağlardaki evler uçağın üst hizasında kaldı. Rahat bir inişle Paro havalimanına indik. Paro havalimanı, benim Tayland’daki Koh Samui Adasındaki havalimanından sonra gördüğüm en şirin havalimanı. Havalimanında her yerde yeni evlenmiş ve biri erkek güzeli, diğeri kız güzeli olan kral ve kraliçenin fotoğrafları asılı. Kral ve Kraliçe 13 Ekim 2011 yılında evlenmişler. Bu son kral ülkedeki neredeyse tüm tabuları yıkıyor. Örneğin Kral ilk kez halkının arasında Kraliçeyi öpmüş ki, bu gazetelere müthiş bir olay olarak yansıdı. Evlenen Kral eskiden o kızın tüm kız kardeşleri ile de evlenmiş sayılırmış ki, bu kral onu da kaldırmış. Bunlar işin magazin kısmı ama bu Kral, bildik krallara pek benzemiyor. Adam krallıktan vazgeçip ülke parlamenter sisteme ve demokrasiye geçsin istiyor ama halk “hayır sen başımızda ol”diyor.

IMG_0357

Ülkede kralın başında olduğu ve şehirlerden doğrudan seçimle gelen insanların bulunduğu 50 ye yakın milletvekili ile parlamenter bir sistem var. Anayasa yapılmış. Ülkenin yasaları içinde bir madde var ki bayıldım; Ülke topraklarının %60’ından az ormanlık alanı olamaz. Ülkenin bugünkü ormanlık alanı ise %72’ye ulaşmış. Ülke insanlarının sayısı 700.000 ama  mutlular. Kralın sözler bakar mısınız;Gayrı Safi Milli Mutluluk, Gayri Safi milli hasıla dan daha önemlidir.. Ben bu adamın bu düşüncesine sahip insanları, ülkemin başında isterdim…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bhutan’lılar ülkelerine Bhutan demiyorlar. “Druk Yul” (kükreyen ejderhanın ülkesi) diyorlar. Bhutan kelimesi bir misyoner tarafından söylenmiş ve “Tibet (Bhotos) topraklarının sonu” anlamında.  Ülke toprakları 39.000 km2’lik bir alanı kaplıyor. Ülkenin %75’i Budist, %25’i Hindu inancına sahip. Her iki inançta kardeş kardeş bir arada yaşayıp gidiyor.

Ülke tarihi için önemli isimler var. Din adamı (Guru) Rimpoche ülkede Budizm’in kök salmasında önemli iken, 1616 yılında ülkedeki iç çatışmaları bitiren ve Bhutan Krallığını ilk kuran Namgyal diğer bir önemli kişi. Sonra gelen karışıklıklara son veren ve 1907 de krallığın başına geçen ise Ugyen Wangchuck. Ondan sonraki krallar Wangchuck ailesine ait. Son iki tanesi hala yaşıyor; Oğluna 52 yaşında tahtı devreden devrimci kral Jigme Singye Wanchuck ve şimdiki kral Jimge Khesar Wangchuck.  Rüya gibi bir törenle evlenen bu sonuncusu kral.

Havalimanından çıkıp, önce Paro’da Yue Ling Restuarant’da öğle yemeği yedik sonra da Drukyel Dzong adlı kale manastıra gittik. Dzong kelime anlamı olarak kale demek. Bu kalelerde hem dini idare ve hem de yönetimsel idare yan yana.IMG_0444

Drukyel Dzong, Paro şehrinden 15 km uzaklıkta. Burada aracımızı park ettiğimiz köyün meydanında hemen her evin duvarına iddialı çizimlerle penis resimleri çizilmiş. Bu resimlerin eve bereket ve uğur getirdiğine inanılıyor. Bazı evlerin çatı çıkıntılarında ise tahtadan penis heykelleri asılı. Bu resim ve heykellerin nazar ve şeytani güçlerden evleri koruduğuna inanılıyor. Günümüzde Bhutan şehirlerinde bu resimlerden utanç duyulduğundan, duvarlara çizimden kaçınılsa da kırsal alanlarda bu gelenek hala devam ediyor. Gerçekten bizde Bhutan da gezdiğimiz yerlerde ereksiyon halindeki erkeklik organı resimlerine ve asılı haldeki tahtadan heykellerine bolca rastladık. Aslında bu gelenek “Deli rahip” unvanlı, kadın ve şaraba düşkünlüğü ile bilinen 15-16. Yüzyıllarda yaşamış Drukpa Kunley’e dayanıyormuş. Bu rahip Budizm’i farklı yöntemlerle öğretirmiş. Onun manastırının duvarında başlamış bu adet ve yayılmış. Bir diğer yaklaşım ise bu adetin ondan ve Budizm den de önceki Şamanist bir dinin etkisi ile hep var olduğu şeklinde.

IMG_0487

Biz bu kısa köy gezisi sonrası Drukyel Dzong kalesine doğru yola çıktık. Kısa bir tırmanıştan sonra kaleye geldik. 16. Yüzyılda Tibet’lilere karşı zafer sonrası inşa edilen kale 1 ay önceki depremden zarar görmüş. Bu sırada 1 kişi düşen taş nedeni ile öldüğünden İçeriye ziyaret ise yasakmış, giremedik.

Daha sonra köye geri döndük. Köyün çeşmesi başında su ile oynayan çocukları görünce “fotoğraflarım gelmiş”  deyip koşturdum o yöne doğru. Ama ne pozlar verdiler bir bilseniz!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra aracımıza binip Paro ya doğru hareket ettik. Yol üzerinde Amankora adlı bir resort otele girip, çok güzel bir ortamda bitkisel çaylarımızı içtik.

Bundan sonra ise 50 km kadar ötede olan ve konaklayacağımız Thimphu şehrine doğru yola düştük. Hava karardı sayılır, yorulduk. İki saat kadar sonra Bhutan’ın başkenti Thimphu şehrine geldik.

Hava karardı ama bu saatte de otele gitmek istemiyoruz. Thimphu şehrinin gecesini bir yaşayalım bakalım deyip, şehre daldık. Bir saat kadar şehirde oyalanıp sonra otellerimize doğru yola düştük..

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu gecelik bir kısmımız başka, bir diğer grubumuzda başka bir otelde kalacağız. “Olsun! dert değil dedim” kendi kendime. Bhutan’a geldik ya.

Önce arkadaşları Jamba Jang resort adlı otellerine bıraktık sonra da bizim otelimiz olan Namgay Heritage Hotel e gittik. Diğer tarafı bilmem ama bizim kaldığımız otel acayip güzeldi..

Bir günü daha bitirdik. Zamanı hızla tüketiyoruz. Ne de çabuk geçer sayılı günler!

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi 24.11.2011 saat 00:26

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi 02.04.2015 Saat 01.06

Bhutan lokal biralarından örnekler

Bhutan lokal biralarından örnekler