2015 Yılı Şubat ayında yapacağımız Kars-Sarıkamış gezimizin planlama aşamasında, sevgili Aykut ve Reyhan, gezinin bir bölümüne cirit müsabakası izlemeyi aktivite olarak ekleyebileceklerini söylediklerinde çok heyecanlanmış ve düşünmeksizin kabul etmiştim. Sadece televizyonlarda gördüğüm cirit sporunun en özgün haliyle iyi bir örneğini izleme şansımız olacaktı. Bu gösteriye şahit olmak ve Hasbey Köyü’nün o muhteşem insanları ile tanışmak o kadar özel ve güzeldi ki, Kars-Sarıkamış gezi yazımı yazarken bu bölümün ayrı ve ilk olarak yazılması gerektiğine karar verdim. Kars gezisi yapacaklar için önerim şu olur; Bu bölüm olmadan yaptığınız Kars ve çevresi geziniz mutlaka eksik olacaktır. Aman! Bu bölümü lütfen atlamayın ve programınıza mutlaka alın…
Hasbey Köyü, Kars İlimize 53 km uzaklıkta 170 haneli bir köyümüz. Köye 23 km uzaklıktaki Selim İlçesine bağlı. Bu şirin beldeye karlar altında bir yolu takip ederek ama son derece güzel ve güneşli bir havada, bir pazar günü vardık. İki minibüsü dolduran 26 kişilik gezgin grubumuzu, köyün çocukları başta olmak üzere, Hasbey Köyü insanları karşıladı. Sahte olmayan, karşılıklı sıcak duyguları hissedebiliyorduk. “Burada bulunmak hem bizim, hem de Hasbey Köyü insanları için önemli” diye düşündüm bir an.
Bir kısım köy halkı bizimle konuşurken, bir kısımında bir koşturmaca göze çarpıyordu. Sonradan bu koşturmacanın bize cirit alanı kenarında kahvaltı masası hazırlamak nedeni ile olduğunu öğrendik. Kars’ta oteldeki kahvaltı masasından yeni kalktığımızdan, bir çayla yetinmeye olan niyetimiz, sofranın güzelliği ve doğallığı karşısında çabuk bozuldu. Bir süre sonra tüm ekip kahvaltı masasında yerini almış ve bizim için hazırlanan kahvaltılıkları yemeye başlamıştık. Bu arada beşer kişilik takımlardan oluşan cirit ekibi de son hazırlıklarını yapıyor ve sahada atlarını ısındırıyorlardı.
Bu bölümde “cirit” ile ilgili bazı temel bilgileri vermek uygun olacaktır. Cirit, at üzerinde bulunan iki takım yarışmacılarının birbirlerine belli kurallara göre değnek (cirit, çavgan da deniyor) atarak oynadıkları bir oyun. Orta Asya kökenli olan cirit oyunu, göç eden halklarla birlikte Anadolu’ya gelmiş. Eskiden askerlerin barış zamanında savunma ve saldırı yeteneklerini muhafaza ederek geliştirmek, sefer anında ise askerleri coşturarak aşka getirmek için cirit oyunları düzenlenirmiş. Anadolu ‘da 11-16. yüzyıllarda bir savaş oyunu olarak oynanan cirit, sonraki dönemlerde özellikle 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu ülkesi ve sarayında en büyük gösteri sporu olmuş. Müsabakalarda yaşanan hayati tehlike nedeniyle II. Mahmut döneminde bu oyunun oynanması yasaklanmış, daha sonra tekrar bir gösteri oyunu olarak Anadolu ‘da oynanmaya başlanmış.
Bir zamanlar Sultanahmet’de bulunan Atmeydanı’nda çok çekişmeli müsabakalar yapılırmış. Günümüzün Galatasaray, Beşiktaş futbol takımları gibi, Lahanacılar, Bamyacılar adlı cirit takımları varmış ve onların aralarındaki rekabet meşhurmuş. Tarihimizde kulüpleri için şiirler yazıp, zafer anıtları diktiren padişahlar bile var:
Osmanlı padişahı 3. Selim’in Lahanacılar için yazdığı şiirin ilk mısraları:
“İki kalas bir heves
Benim güzel Lahanam…
Dizilmez yüz bin ipliğe bamya gibi
Aslandır o arabayla gezer lahana
Hiçbir zevk, mutluluk, anlaşıldı olmazmış onsuz
Olur mu helva söyleşileri, olmasa lahana
Lâyıktır ona İLHAMİ, ne türlü övgüler yazsa
Lahana Lahana Lahanacım”
Şiirdeki İlhami, 3. Selim’in kendisidir. Şiirde adı geçen lahana’da Osmanlı döneminde ilk kurulan spor takımlarından birinin adıdır. Lahana 2. Murat döneminde kurulan iki spor takımından biridir. Diğerinin adı da 3. Selim’in şiirinde aşağıladığı Bamya’dır. ( ayrıntılı tarihsel bilgi için kaynak http://www.avrasyasporbirligi.com/using/extensions/components/content-component/article-category-list/78-cirit/77-cirit.html )
Bir takım oyunu olan ciritte amaç, at üzerindeki binicileri hedefleyip değnekleri isabet ettirmek. Cirit adı verilen değnekler, mızrak biçiminde ekseriya kuru meşe veya soyulmuş hurma dalından yapılıyormuş.
Cirit oyununda iki takım bulunuyor. Bu takımlar 70 ilâ 120 metre genişliğindeki bir alanda karşılıklı olarak ve alanın en gerisinde 6-12 arasında değişen sayıda ciritci olmak üzere diziliyorlar. Oyunu yönetecek bir hakem de bulunuyor. İki tarafın birinden bir atlı öne fırlıyor, karşı dizinin önüne 30-40 metre kadar yaklaşıyor. Karşı tarafın oyuncularından birisinin adını seslenerek meydana davet edip, sağ elindeki ciriti ona doğru savuruyor. Sonra geri dönüp, atını kendi dizisine doğru mahmuzluyor. Karşı tarafın davet edilen oyuncusu hızla onu takibe başlıyor ve elindeki ciriti geri dönüp kaçan karşı taraf elemanına fırlatıyor. Bu kez ilk oyuncunun çıktığı sıradan diğer bir cirit oyuncusu onu karşılıyor. İkinci diziden çıkan, sırasındaki yerini almak için süratle yerine dönmeye çalışıyor. Bu defa rakibi onu kovalıyor ve ciritini ona doğru isabet ettirmek amacı ile fırlatıyor. Oyun böylece sürüyor. Cirit isabet ettiren ciritçi takımına sayı kazandırıyor. Eğer ciritçi attığı ciriti rakibine değil de ata isabet ettirmişse sayı kaybediyor.
Ciritçi karşı taraf oyuncusundan kendisini sakınmak için çeşitli hareketler yapıp, atın sağına soluna, karnının altına, boynuna doğru yatıyor. Bunlarda oyunun güzel görsel tarafları oluyor. Ciritte hiçbir spor müsabakasında bulunmayan rakibi bağışlama, affetme şeklinde bir davranış da var. Hasmının önünü kesip, ona ciritle vurma imkânı varken vurmayıp bağışlayan sporcu, puan kazanıyor. Vurma imkânı yüzde yüz mevcut iken, o anda zayıf düşene vurmayı zûl kabul ederek bağışlama yolunun seçilmesi, ciritin asaletine yakışan bir tavırmış. Yani savaşçı ruh ve asalet yan yana bu oyunda.
Cirit Oyunu, daha 40-50 yıl öncesine değin Anadolu’da yaygın bir oyun olduğu halde son yıllarda sadece Balıkesir, Söğüt, Konya, Kars, Erzurum ve Bayburt yörelerinde yaşamaya devam etmiş. Bugünlerde bu atlı sporu canlandırmak için çeşitli çalışmalar var ve Türkiye’de 13 ilde 80’e yakın cirit kulübü sayısına ulaşılabilmiş.
Bizim grubumuz işte bu geleneksel spor dalına, Hasbey Köyü ve civarının cirit takımının antrenmanı ve 5’er kişilik iki takımının kısa bir karşılaşması ile şahitlik etti.
Eminim tüm grubumuzun ortak fikridir ki Hasbey Köyü’nde yaşadığımız bu anlar gezinin en değerli ve en unutulmaz bölümüydü. Pırıl pırıl güneşli bir havada, çok özel bir olay yaşadık. Anadolu’nun hep anlatılan ama görme sıklığımızın günümüzde iyice azaldığı meşhur misafirseverliğini, insanlığını unutmamış Hasbey köylülerinde tekrar görüp umutlandık. Gezi sonunda cirit ekibi ve köy halkının bir bölümü ile ortak fotoğraf çektirip, gezimizin Sarıkamış bölümü için yollara düştük. Buraya daha fazla zaman ayırmayı arzu ederdim.
Bu geziyi organize eden firmaya ve bizi en güzel şekilde ağırlayan Hasbey Köyü halkına tekrar teşekkür ederim.
Evet, siz Sanal Gezgin arkadaşlarım; Kars ve civarına yolunuz düşerse Hasbey Köyündeki bu olaya siz de şahit olun derim..
Gezekalın..
Dr Ümit Kuru
25.02.2015 Saat 00:24








i. Geceden konaklayanların çok sayıda çadırları, piknik alanına bolca serpiştirilmiş masalarda yer bulmanın mümkün olmadığı bir ortam beni başta biraz sıktı ve üzdü tabii ki. Mangallardan çıkan duman ve yoğun bir et ve sucuk kokusu da ayrı bir konu tabii ki. Benim son geldiğim zamanda ortamı bu kadar kalabalık hatırlamıyorum. Yolları son bir kaç senedir yapıp, Büyükgöl’ün orada bulunan ve eskiden Orman Bakanlığına ait misafirhane yerine de bir kafeterya yapmışlar. Herkesin bu güzellikten faydalanması en büyük arzum olur. Ama doğaya asla bu kadar hoyrat davranamayız. En azından otobüs ve diğer araçların bu alanlara kadar gelişini engellemek lazım gibi geliyor bana. Buraya gelip kısa ya da uzun yürüyüşleri yapmak ve bunu da çevreye en az zarar verecek şekli ile yapmak amaç olmalı. Korkarım kazanca çevrilen Yedigöller, doğa harikası olmaktan çıkacak. Göller kokmaya, kurumaya başlayacak. Umarım yanılıyorumdur.












epeden bakan konumda bir köy burası. Kalacağımız yer grup içinde biraz hayal kırıklığı yarattı doğrusu. Standart turizm şartlarını burada aramak hayalcilik olur ama evin sahibesi Ayşe hanım o içten, biraz ürkek ama elinde ne varsa paylaşmaya hazır halini görünce her şart altında burada gecelemeye karar kıldık. Doğrusu bu ya şahsım adına en doğru kararı verdiğime inanıyorum. Ayşe hanımın bize kendi standartı dışında yaşamını paylaştığına inanıyorum. Umut ediyorum önümüz günlerde turizmin nimetlerinden daha iyi şartlar altında faydalanırlar.






tları geldi ve o nefis keçi peynirinden tattık. Sevgili Mustafa Bey ve Sevgili Paşa bize enfes bir gün yaşattılar. Göz ucu ile ekibe bakıyorum. Biraz evvel traktörde oflayan puflayan insanlar gitti. Yüzlerinin her santiminden neşe akan insanlar geldi. Köyün en küçüğü muharrem tüm afacanlığı ile dolaşıyor ortalıklarda.