• Arşivler

  • Diğer 515 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 385.579 ziyaretçi
  • Mart 2026
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    23242526272829
    3031  

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Trongsa-Punakha

IMG_3979.JPG

01.11.2012 tarihli gezi yazısıdır 

IMG_3872.JPG

Sabah erkenden kalkıp dışarıdaki manzaraya bakmak için dışarıya çıktım. Ancak bir problem var; Otelimiz batıda, kale ise doğuda kalmış. Güneş de hali ile  kalenin bulunduğu tepelerden doğmakta. Yani fotoğraf çekimi için sıkıntılı bir durum var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltımızdan sonra dün tadı damağımızda kalan Trongsa Dzong gezisini tekrar yapmak için yola çıktık. Kaleye geldiğimiz zaman bir de ne görelim; Hedef tahtaları kurulmuş, okçular yerlerini almışlar ve okçuluk müsabakası başlamak üzere. Hey Allah’ım! Ben istedim bir göz, sen verdin iki göz! Sabahın bu kadar erken saatinde bu oyunu oynayacak kadar çok seviyorlar. Uzun bir süre bu müsabakalara takıldık. Tam seyirlik, defalarca olsa seyretmekten bıkmam herhalde.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kale günün bu güzel ışıkları altında daha bir güzel gözüküyor. Aşağıda içinden geniş bir nehir akan yemyeşil bir vadi var. Burada yaklaşık 1,5 saate yakın zaman geçirdik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bugün yolumuz uzun ve daha önce aynı yoldan geçtiğimizden yolun çok bozuk olduğunu biliyoruz. Genişletme çalışmaları var. O nedenle bir an evvel yol yapmak istiyoruz.

IMG_3928.JPG

Çılgın rahip Drukpa Kunley’in (Divine Madman) tapınağı olan Chimi Lhakhang’ı ziyaret edip, pirinç tarlaları arasında yürümek istiyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu kaçırılacak bir aktivite değil. Bu arada 453 yıllık Gangte Gonpa Manastırı‘nı ziyaret etmekten vazgeçtik. Bunun yakınında da siyah boyunlu turna görme şansımız vardı ama tercih yapmak gerekiyordu ve pirinç tarlaları arasında yürüyüş daha cazip geldi. Bir kez daha uçakla gerçekleşmeyen yolculuğumuz için küfrü bastım. Aracımız yeşillikler içinde yol almaya başladı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bumtang’a doğru olan yolculuğumuzda çay molası verdiğimiz ama bu sefer öğle yemeği yiyeceğimiz yer olan Nobding’e doğru hareket ettik. Kalede planladığımızdan daha fazla oyalanmamıza rağmen, bir tapınak atlayınca “vakitlice hedeflediğimiz yerde olacağız” diye düşünmeye başladım. Bir süre sonra bu düşüncemin yerini “galiba yetişemeyeceğiz” endişesi aldı. Çünkü yol çalışması nedeni ile yolu kapatmışlardı. Söylenene göre de 1,5 saat kadar kapalı olacakmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tapınağı ve turnaları atladığımıza mı yanayım, yetişemeyeceğimize mi yanayım karar veremedim. Yemek yiyeceğimiz yer az ileri de gözüküyor ama oraya yürüyerek bile gitmek mümkün değil. Araçlar uzun kuyruk oluşturmaya başladı. Bizde olsa kavga dövüş, korna olur. Bhutanlılar sakinler. Mecbur biz de sakinledik. Bu arada siren çala çala bir ambulans geldi ve en öne geçti. Geçti ama o da en önde takıldı kaldı. Ambulans sayesinde yol biraz erken açıldı. Hemen sonrasında da öğle yemeğini alelacele yedik ve tekrar yola düştük.

IMG_4548.JPG.Punakha bölgesine girip, Saat 16:00 civarı Lobesa’ya vardık. Burada araçtan inip, Sopsokha adlı bir köye doğru, pirinç tarlaları arasında yürüdük. Oradan da Chimi Lhakhang’a vardık. Hala bazı tarlalardan ürün toplanmamış. Toplamaya çalışan insanlar vardı. Hemen her evin duvarında fallus çizimleri vardı. Aslında fallik (erekte olmuş penis) çizimler, Tibet Budizminden gelme bir alışkanlık. Kötü niyetli cinleri, şeytanı uzak tutmak amaçlı olarak evlerin duvarlarına çiziliyor ya da damlardan sarkacak şekilde tahtadan heykelleri asılıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Alışılmadık davranışlar ve yöntemlerle (şarkı söylemek ve her türlü çılgınlıkları yapmak) ile Budizmi Bhutanda yaymaya çalıştığından “Çılgın Rahip” lakaplı Lama Drukpa Kunley (1455–1529), Chimi Lhakhang tapınağını yaptıran değil ancak kutsayan kişi. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Drukpa Kunley, fallus sembolünü tapınağının duvarlarına çizdiren ve “bereket” olarak kabul ettiren, kadın ve şaraba düşkün bir rahipmiş. Bugün bile bu tapınağa gelip tahta fallusa dokunup, çocuk sahibi olmayı bekleyen Bhutan’lı ve hatta dünyanın her tarafından kadınlar varmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tapınakta çok sayıda acemi öğrenci var. Kimi bahçe suluyor, kimisi tarlada çapada kimisi de kaytarmada. Yani bana fotoğraf malzemesi bol.

IMG_4487.JPG

Fotoğraf çekmeye doyamadık ancak tapınağı anlatmak isteyen Sonam’ı da üzmeden içeri girdik. Tapınakta Çılgın rahip Drukpa Kunley’in ve köpeği Sachi’nin, Gelecek Buddha’nın, Namgyal’ın büstleri var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu tapınağa gelen ve çocuk sahibi olamayan kadınların, bu tapınakta rahip tarafından başlarına dokundurulan tahtadan, demirden ve kemikten yapılma 25 cm’lik fallusların sayesinde çocuk sahibi olmaları sonrası gönderdikleri fotoğrafların bulunduğu albüm, bu tapınağı ziyaret edenlere gösteriliyor. Bu kutsanma sonrası çocuk sahibi olmuşsanız, bambu çubuklar üzerine yazılı adlardan çektiğiniz kız veya erkek isimlerini doğmuş olan bebeğinize koymanız gerekiyor. Bu işin efsane kısmı tabii.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu tapınağı gezdikten sonra aynı yoldan ama artık alaca karanlıkta tarlalar içinden yürüyerek araca döndük ve kalacağımız otele dönmeden önce gözümüze kestirdiğimiz yol kenarı pazara kısa bir ziyaret yaptık. Bir iki meyve alıp, otele geldik. Yeni otelimiz nehir kenarında olan Dragon Nest Resort Hotel.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Klasik akşam yemeği ve gün değerlendirmesi toplantısı sonrası, kahvelerimizi içtik. Seyahatimizin 13. Gününü de bitirdik. Günler çok hızlı gidiyor ve neredeyse bir gün yetmiyor bile…

Gezekalın ve Aydınlık kalın…

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 22.11.2012 Saat 23:50

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi 11.01.2017 Saat 00.12

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Bumthang-Trongsa

IMG_3739.JPG

31.10.2012 tarihli gezi yazısıdır.

Bumthang, eğer tapınakları ve kalesinin eskiliği göz önüne alınırsa, Bhutan’ın en eski bölgesidir. Tüm Bumthang, Bumthang Vadisi olarak adlandırılsa da aslında Bumthang’ı çevreleyen dağların oluşturduğu 4 adet vadi var; Ura, Chumey, Tang ve Choekhor (Bumthang) Vadileri. Dün bu vadilerin bir kısmını karanlıkta geçtiğimiz için fark edemedik. Ancak bunların güzelliğini bugün Trongsa’ya doğru giderken anlayacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burası Bhutan’ın en ormanlık bölgelerinden. Bumthang bölgesinin kuzeyinin 2/3’ü  (Choekhor, Tang Gewogs) Wangchuck Yüzüncü Yıl Parkı ve Güneydeki (Chhumig, Tang, Ura Gewogs) bölgeleri ise Thrumshingla Ulusal Parkı sınırları içinde kalıyor.

Bumthang, kelime anlamı olarak “Güzel Alan” diye tercüme edilebilir. Burada yerleşim Jambay Lhakhang Tapınağı sonrası gelişmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dünden gidemediğimiz festivalin 3. gün kutlamaları için bugün Jambay Lhakhang Tapınağı ve çevresinde gezilerimiz olacak. Bumthang’daki otelimiz, kaldığımız diğer otellere göre daha basit bir otel ancak zaten burada çok az otel var. Bumthang’da olan ve Amankor oteller zincirine ait olan çok lüks otelden sonra, iyi oteller sıralamasında, bizim kaldığımız otel ikinci geliyor. Otelde rahat bir kahvaltı sonrası valizler tekrar araca yerleştirildi ve yola çıkıldı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Festival alanına gittiğimiz zaman saat 09:30’du. Çoğunluğu yerli halktan, bir kısmı ise bizim gibi turistlerden oluşan bir kalabalık var. Karşımızda protokolde bir kısım idarecinin bulunduğu bir bölüm var. Bu festival alanı önce Budist rahiplerce kutsanıyor. Maskeleri ile dans edenlerin tümü de rahip veya rahip adayı öğrencilermiş. Yani performansı sergileyenlerin tamamı ruhban sınıfından insanlar. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gösterilerin sırası bir toplu şarkı, bir maskeli dans şeklinde oluyor. Mutlaka hepsinin bir anlamı var ve komik gibi gözüken bu gösterileri bu açıdan değerlendirmek gerekiyor. Ben uzun süre bu festivali seyrettim ve fotoğrafladım. Yerel insanların bu festivale ne kadar önem verdikleri, çoluk çocuk gelmeleri ve renkli bayramlık kıyafetleri ile gösterileri pür dikkat izlemeleri ile ne kadar da belli… Kısa bir süreyi de tapınağın arka tarafında kurulan tezgâhları gezmeye ayırdım. Her şey ne kadar da canlı ve özel!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bugün program o kadar yoğun ki arkamıza baka baka festivali bırakmak zorunda kaldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Jakar Dzong ziyareti için buraya doğru yol aldık.  Jakar “Beyaz Kuş” demek. Alın bakalım size bir Bhutan söylencesi daha; 1667 yılında Dzong (Kale-Manastır) inşa etmek için uygun bir yer arayan bir grup lama, beyaz bir kuşun bir tepe üstünde devamlı olarak dolaştığını görmüş. Bu kuş burada boşuna dönüp durmuyor herhalde” deyip, kaleyi buraya kurmaya karar vermişler. Kalenin ismi de oradan gelmekte.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bhutan’ın dinini Budizme çeviren Guru Rinpoche’nin ilk geldiği yer de Jakar’mış. Dolayısı ile Bhutan’da Budizmin doğduğu yer olarak da burası kabul ediliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_3690.JPG

Sonraki ziyaret yerimiz Choekhor vadisine bakan Kurjey Lhakhang Manastır kompleksi. Bu manastır kompleksi asla ihmal edilmemeli.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burada yan yana dizilmiş 3 adet tapınak var. Sağdaki ilk tapınak  bir kaya üzerine inşa edilmiş.Bu tapınağın özelliği, Guru Padmasambhava’nın kayada sırtının izinin olduğu ile ilgili söylence.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İkinci tapınak ise Kral Ugyen Wangchuk tarafından yaptırılmış ve içinde Guru Rinpoche’nin heykeli var. En soldaki tapınak ise 3 katlı ve Kralın annesi tarafından yakın sayılabilecek bir zamanda yaptırılmış. Bu tapınak önünde vadiye bakan geniş düzlükte dua bayrakları var. Fotoğrafik olarak çok güzel görüntüler veriyorlar. Bu tapınak kompleksi içinde taş üzerine kuğu resmeden bir adamdan bir kuğu boyalı taş aldım.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu yakınlarda siyah boyunlu kuğular var ve onlara yakın sayılırız. Ancak gidiş geliş 50 km’lik bir yol var. İçim kan ağlayarak onları görmeye gidemedim. Şu uçak işi bizi etkiledi. Daha dünün programını yapmaya çalışıyoruz. Guru Rinpoche’nin saklı hazinesini çıkardığı söylencesine konu olan Mebar Tsho – Yanan Göl- ziyaretini de iptal etmek zorunda kaldık. Amacımız zamanında Trongsa Kale-Manastırını gezmek için bir an evvel Trongsa’da olmak. Çünkü burası kaçırılacak gibi değil.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bumthang’da hızlı bir öğle yemeği sonrası yola düştük.  Dün göremediğimiz vadileri gördük. Yotongla Pass (3400mt)’ı geçip bir iki zorunlu ihtiyaç molası sonrasında, 68 km’lik yolu katederek, Trongsa’ya vardık. Hava neredeyse kararacak. Bu güzelim kaleyi adamakıllı gezemeyeceğimiz belli oldu. O anda kararımı verdim; ne olursa olsun yarın bu kale tekrar gezilecek.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_3795.JPG

Bu kale örneklerinin en güzellerinden bir tanesi. Aşağıda bir manzara var ki, doyulacak gibi değil. Burası zamanında ticaret yolu üzerinde kurulmuş. Kale kapılarını bir kapattı mı, içeri girişte, çıkışta mümkün değilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Trongsa şehri çok önemli. Kraliyetin ilk iki üyesi bu kaleden ülkeyi yönetmiş, 3. Kral, Jigme Dorji Wangchuk burada doğmuş. Kraliyetin prensleri, ülke yönetimini devralmadan önce burayı idare etmişler. Dolayısı ile de her yeni kral adayı buraya bir şeyler eklemiş ve Dzong büyüdükçe büyümüş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gecelemeyi Trongsa’da Yankhill Resort Hotel’de yaptık. Kaldığımız en iyi otellerden bir tanesi. Trongsa Dzong, otelin tam karşısında kalıyor. Eminim ki yarın sabahtan karşımızda muhteşem bir manzara olacak.

Günler hızla ilerliyor. Vatanı da biraz özledik galiba; Arkadaşlarla aramızda konuşmalarda bol bol kebapların adı zikredilmeye başlandı.

Yarın yine yoğun bir gün olacak. Trongsa’dan Punakha’ya doğru 150 kilometrelik ve 5 saat  sürecek olan bir yolumuz var.

Gezekalın ve Aydınlık kalın

Dr. Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 21.11.2012,  Saat 23:53

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi: 10.01.2017 Saat 21:55

IMG_3847.JPG

 

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Bumthang’a yolculuk

IMG_3347.JPG

30.10.2012 tarihli gezinin yazısıdır

Yolumuz çok uzun olunca sabahın 03:30’unda ayaklanıp, saat 04:00’ünde ise Bumthang’a doğru yola çıktık. Şoförümüz Sirin uyanık gözüküyor. Allah ona kolaylık versin. Bugün en zor iş onun. Neredeyse 12 saat direksiyon sallayacak.

img_3314Paro-Thimphu arası 65 km ve en güzel asfalt yol bu kısımda. İki şehir arası 1 saat kadar tutacak. Sonrasında Thimphu’dan Punakha’ya doğru 77 km kadar yolumuz var ve bu da 3 saat sürecek. Bu yolda, Dochula Pass’da, Himalayalar manzarası eşliğinde bir otelde kahvaltı yapacağız. Sonrasında Punakha-Bumthang arasında 212 km’lik bir yolumuz var. Yaklaşık 8 saat sürecek. Yolların manzarası müthiş güzel olacak ama dar ve dolambaçlı yollardan geçeceğiz. Bol mola ile idare edeceğiz artık. Yani tüm gün yoldayız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saat 06:00 gibi Dochula Pass’da olduk. Güneş daha kendini göstermemiş ama ilk ışıklarını da yollamış durumda. Burası Bhutan’ın en iyi bilinen geçitlerinden ve 3000 metreyi bulan bir rakımı var. Soğuk iliklerimize kadar işliyor. Bizim kahvaltı yapacağımız yer normalde bu saatte açık değil ancak Karma erken açılmasını sağladı.

IMG_3336.JPG

İlk fotoğraflarımızı aldıktan sonra tesise girdik. İçeride kocaman bir varile benzer soba yanıyor. Ben dahil, tüm grup üyeleri hemen sobanın çevresine dizildi ve merkezi ısıtmaya geçtiler. Müthiş bir sofra kurulmuş. Yediğimiz en zevkli kahvaltı burada oldu diyebilirim. Karnımız doydu, ısındık, gözümüz açıldı. Bu tesiste istenirse konaklama yapılabiliyormuş. Gördüğüm en güzel Himalaya manzarasına sahip bir balkonu var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ekip pür neşe, yola devam etmek için araca bindi. Punakha’dan sonra Wangdue Kale Manastırını geçtik. Bhutandaki Dzong’lar (Kale-Manastır) içinde orijinal olan tek Dzong buydu. Ancak bu sene başlarında maalesef yandı. Geçen sene onu ziyaret etme şansını bulmuştuk. Şimdi ise o Kale-Manastırın külleri yanından geçiyoruz. Üzüntü verici.

IMG_3352.JPG

Bumthang’a doğru yollar iyice bozuldu. Yol genişletme çalışmaları var. Bu da ilerlemeyi iyice zorlaştırıyor. Ama yolun manzarası çok güzel. Yol boyu bir sağımızda, bir solumuzda nehirler var. Zaman zaman da hiç beklenmedik şekilde çağlayanlar ortaya çıkıyor. Pirinç tarlalarının bazılarında hala ürün var ama çoğunda toplanmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğleye doğru bir yerde daha çay molası verdik. Burası da çok güzel bir yerdi. 2 saat sonra öğle yemeği için bir yerde konakladık. Tüm gruplar burada mola veriyorlar herhalde, içeride bayağı kalabalık var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Akşam üstü Trongsa dan geçtik. Ben buradaki Kale-Manastırı çok merak ediyorum. Dzongların en büyüklerinden bir tanesi burada ve dönüşte burada konaklama yapacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonunda saat 20:30 civarı Bumthang şehrine vardık. Neredeyse 15-16 saattir yoldayız. Bu yolu mümkün olsaydı da uçakla gelseydik. Dönüşte 3-4 saatlik yollarla ve konaklamalarla nefis bir programımız vardı. Bu bize biraz zaman kaybettirdi. Normalde bugün festivali gezecektik. Neyse yapacak bir şey yok artık. Odalara hızlıca yerleşip, akşam yemeğimizi yedik.

IMG_3392.JPG

Jambay Lhakhang Drup festivali dini bir festival ve Bumthang şehrinde Jampa Lhakhang Tapınağı’nda gün boyu aktivitelerle kutlanıyor. Jampa Lhakhang en eski tapınaklardan ve Tibet Kralı Songtsen Gampo tarafından, 7. yüzyılda, şeytanı bağlamak için bir gecede inşa edilen 108 adet tapınaktan bir tanesi. Bu bir gecede yapılan tapınakları da her şeyi ile yapılan tapınaklar olarak düşünmeyin. Başlangıçta bunlar küçük yapılar halindeler, daha sonradan genişletilmişler. Bu tapınak ile şeytanın sol dizini bağlamışlar. 

IMG_3394.JPG

Festival birkaç gün sürecek ve aslında dün başlamıştı. Buraya her gün uçak olmayınca, festivalin 2. gününe denk gelen günde uçmak için biletlerimizi almıştık ve öğleden itibaren festivali izleyecektik. Masa başı hesabı, sel bozdu. Bu festival gece de devam ediyor. Gece bu tapınağın avlusunda ateş dansı ve çıplak dans yapılıyor. İşte biz de festivalin bu kısmını bari kaçırmayalım dedik ve isteyenlerle gece festivale gitmek üzere karar aldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saat 23:00 gibi Jampa Lhakhang Tapınağının avlusundaydık. Daha bir hareket yok ancak yerli halk, çoluk-çocuk, soğuk filan dinlemeden yerlerini almış ve beklemedeler. Tapınağın arkasında tezgahlar kurulmuş. Bir süre orayı gezdik. Sonra tekrar tapınağın avlusuna geldik. Biz de beklemeye başladık. Şimdiye kadar ateş dansının çoktan başlaması lazımdı. Ancak bu gece ateş dansı yokmuş. Ateş dansı bir gece olup, bir gece olmuyormuş. Çıplak dans her gece saat 24:00 den sonra olurmuş. Biz de onu beklemeye başladık. Bu arada orta alanda büyük bir ateş yakıldı. Çıplak dansı icra eden gençler civar köylerden seçilirmiş. Bu seçim, seçilenler için bir onurmuş. Ancak yüzleri maskeli olan gençleri ve dansların fotoğraflarını çekmek kesinlikle yasak. Bu konuda defalarca uyarı yapıldı. Bu dansla günahlardan arınmak ve bol hasat gibi bir beklenti var. Yine bir söylenceye göre çıplak dansını, bu tapınağı şeytandan habersiz yapabilmek ve şeytanın dikkatini dağıtmak için icra etmişler. Sonra da bu dans, bu festivalin ayrılmaz bir parçası olmuş.

IMG_3417.JPG

Gecenin ilerleyen saatlerinde davullar çalmaya ve gençler birer ikişer tapınaktan çıkmaya başladılar. Gecenin bu saatinde ve bu soğuğunda çırılçıplak çeşitli yaşlarda erkek-kız çocukları ve gençleri, dans ederek performanslarını sergilediler. Biz de göreceğimizi gördüğümüze inanarak gerek soğuk ve gerekse de yorgunluğa daha fazla direnmenin anlamsız olduğunu düşünerek bu dansı gerçek sahiplerine, Bhutanlılara bıraktık ve otelimize döndük.

Gece yatakta ısınmaya çalışırken günün muhasebesini yaptım; Ben sevdim bu ülkeyi ve iyi ki ikinci kez gelmişiz…

Gezekalın ve Aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi 21.11.2012 Saat 00:53

Gözden geçirilmiş yeniden yayın tarihi 09.01.2017 Saat 00:38

 

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Tiger Nest-Paro

IMG_3252.JPG

29.10.2012 tarihli gezi yazısıdır.

img_3107Sabah kahvaltı sonrası heyecanla beklediğimiz akiviteyi gerçekleştirmek üzere yola koyulduk. Hedefimiz Bhutan’ın en önemli yerlerinden olan Tiger Nest‘i (Kaplan Yuvası) ziyaret etmek. Peru dendiği zaman akla nasıl Machu Picchu, ya da Kamboçya denince Ankor Watt geliyorsa, Bhutan denince de Tiger Nest geliyor.

Bu ünlü tapınak Paro şehrinin 10 kilometre kuzeyinde bulunuyor. Taktsang Tapınağı ya da daha çok bilinen ismi ile Tiger Nest (Kaplan Yuvası) Paro Vadisinde 900 metre yüksekte (toplam da 3000 metre rakımda) dağda bir yarığa kurulmuş bulunuyor.

IMG_2945.JPG

Efsanesi bol Bhutan’da bu konuda da bir efsane var; Buna göre Budizmin Bhutan’da yayılmasında önemli rol oynamış olan Hintli Guru Rinpoche şimdiki manastırın bulunduğu yerdeki mağaraya, bir dişi kaplan formuna dönüşen Prenses Yeshe Tsogyal sırtında uçarak geliyor ve mağarada 3 ay boyunca meditasyon yapıyor. Rivayete göre bu olaylar 8. yüzyılda gerçekleşmiş. Ancak bir kompleks olarak manastırın inşası 1692 yılında yapılıyor. Bu yapı 1958 ve 1998’de iki tane büyük yangın geçirmiş.

IMG_2947.JPG

Tiger Nest’e çıkmak için ya katırlara  binmeniz ya da yürüyerek tırmanmanız gerekiyor. Geçen sene katırlarla çıkmıştık. Bu sene ise önce katırlarla çıkmak fikrimiz vardı. Ancak bay Karma bizi yürüyerek çıkma konusunda ikna etti. Arabamızı park ettiğimiz yerden tepeye kadar 1,5 km yolumuz var. Mesafe kısa gözüküyor ancak 2000 metreden 3000 metreye çıkmak gerekiyor. “Dura dinlene çıkarız” dedik. Sonuçta bizi kovalayan yok ya!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tiger Nest’e daracık ve çam ağaçları ile kaplı yoldan  bir patika yoldan çıkıyorsunuz. Aşağıda Paro Vadisi ve pirinç tarlaları, yukarıda ise Tiger Nest’in doyumsuz güzelliği. Otelden ayrılmadan önce aldığım sopaları baton olarak kullanıp, onlardan destek alarak yola düştük. Sabahın erken saatlerinde aşırı bir sıcak yok ama yokuş dik olunca terledik tabii ki. Yaklaşık bir saatlik bir tırmanma sonucunda ilk durak yeri olan düzlüğe geldik. Burada bir kafeterya var. Orada çay-kahve molası verdik.  Tiger Nest tam karşımızda tüm heybeti ile duruyor. Kahvelerimizi yudumlarken, bir yandan da fotoğraflarımızı çekiyoruz. Burada daha sonra öğle yemeğimizi de yiyeceğiz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tekrar yola düştük. Bu sefer de 1 saat civarında bir yola yaparak 2. dinlenme yerine geldik. Katırlarla gelseniz de en son varış noktası burası. Buradan sonrası herkes için yürüyüş demek. İnişli çıkışlı olmak üzere 400’e yakın merdiveni yürümeniz gerekiyor. Ama önce merdivenlerin başında durup manzaranın keyfini çıkarıyorsunuz.

IMG_3050.JPG

Merdivenlerin inişli kısmının bitiminde bir şelale var. Bu şelale 60 metre yükseklikten akıyor. Daha sonra ise merdivenlerle çıkış başlıyor. Tapınaklara varınca bir polis kontrol noktası var. Burada makine ve çantaları bırakmanız gerekiyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tiger Nest içinde 3 tane tapınak var. Bunlardan bir tanesinde Buddha heykeli var. Bir diğerinde ise Guru Rinpoche nin büstü var. Söylence o ki bu tapınakta Guru Rinpoche’nin meditasyon yaparken sırt izi kayaya çıkmış. En önemli olan tapınakta ise Guru Rinpoche nin meditasyon yaptığı mağara var. Burası her zaman açık olmuyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tiger Nest epey bir soğuk oluyor. Merdiven in-çık derken, terli halde buraları gezerken üşüyorsunuz. O nedenle yanınızda üşümemek için bir şeyler bulundurun. Tiger Nest tam da beklediğimiz gibiydi. Gizemli, mistik ve doğal bir güzellik var orada.

IMG_3125.JPG

Daha sonra dönüşe geçtik ve öğle yemeğimizi yemek için kafeteryaya oturduk. Güneşin dolayısı ile ışığın pozisyonu değiştiğinden Tiger Nest bu saatlerde daha da güzel fotoğraflar verdi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemek sonrası dönüş yoluna geçtik. Çıkışa göre daha kısa sürede aşağıya indik ama arabamıza gidene kadar yol boyu satış için kurulan tezgahların hemen hepsini ziyaret edince, neredeyse saat 17:00 arabamızda olduk. Herhalde en erken çıkan ama en geç dönen grup olmuşuzdur.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Paro’ya dönünce artık klasikleşmiş olan alışveriş eylemine geçtik. Bizim Sonam bu kadar alışveriş seven bir grup görmemiş olsa gerek. O da artık iyice bizden oldu. Bir iki kelime Türkçe öğrendi. Ona öğrettiğim ilk kelime “haydi” oldu. Grubu alışverişten toparlasın diye öğrettim.

IMG_3308.JPG

Yarın bizim için çok zor bir gün olacak. Normalde uçakla gideceğimiz 12 saatlik yolu araba ile gitmek zorunda kaldık. Hava alanını temmuz ayında sel götürdü ve tamir etmeyi bizim bilet günümüze kadar başaramadılar. Yapacak bir şey yok, yarın çok zor bir gün olacak. Allahtan yol güzel ve arkadaşlarla muhabbet muhteşem. Dura kalka gideceğiz artık…

Gezekalın ve Aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tariihi: 19.11.2012 Saat 22:42

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi: 05.01.2017 Saat 22:00

IMG_3051.JPG

 

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Paro

IMG_2557.JPG

28.10.2012 tarihli gezi yazısıdır

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sabah kahvaltı öncesi yürüyüşüme çıktığımda, dün geceden tahmin ettiğim gibi, kaldığımız otelin Paro Vadisine hakim bir tepede olduğunu gördüm. Günün ilk fotoğrafları, Paro Vadisine ait oldu. Bu otelde bir gece daha konaklama yapacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Güzel bir kahvaltı yaptık. Kahvaltımızın güzelliğinin bir nedeni de ekiptekilerin küçük porsiyonlar halinde beraberlerinde getirdikleri peynirler.. Hatta ekip işi abartmış, Bhutan’a Erzurum tulum peyniri bile getirmiş. Lojistik sağlam yani!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltıdan sonra Paro gezimiz için yollara düştük. İlk durak Dungtse Lhakhang Tapınağı oldu. Bu tapınak kendi alanında tek olma özelliği taşıyor; Bir Stupa (Chorten) tarzında inşa edilmiş olan tek tapınak. 1433 yılında artık tanıdığımız bir isim olan demir köprü ustası Thangtong Gyalpo tarafından yapılmış. Gyalpo Usta bu yapıyı üç katlı olarak yapmış ve en üst kat zincirle tutturulmuş. Yani Usta, burada da zinciri kullanmış. Efsaneler ülkesinde bu tapınak üstüne de bir efsane var tabii ki; Söylence odur ki bu tapınak, şehir halkına hastalık saçan bir iblisin başı üstüne inşa edilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İçerisi karanlık sayılır. Onun için burayı ziyaret edecekler yanlarında fener getirseler iyi olur. En üst kata kadar çıkabiliyorsunuz. İçeride Guru Rimpoche ve Buddha ya ait küçük heykeller var. Gezilmesi mutlaka gerekli olan yerlerden bir tanesi.

IMG_2658.JPG

Rinpung Dzong, Paro şehrinin kale-manastırı. Tibet Budizminin Kagyu okulunun bir dalı olan ve bazen “Kırmızı Başlıklılar” diye çağrılan Drukpa Kargyu Okulu Manastırı bu kale içinde yer alırken, ayrıca Paro Şehrinin idari kadrosunun ofisleri de burada bulunuyor. Bir sonraki gezi durağımız burası oldu. Uzaktan çok heybetli bir yer olarak gözüküyor. Kale gibi kale yani.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buraya 16. Yüzyılda önce bir tapınak yapılmış, arkasından 5 katlı bir Dzong inşa edilmiş. 17. yüzyılda ise Bhutanı birleştiren Shabdrung Ngawang Namgyal’e onun otoritesinin tanındığını göstermek için bu Dzong teslim edilmiş. 1644’de burayı yıkan Namgyal, yerine 1646 bugünkü Dzong’u inşa ettirmiş. Kalenin yapımında toprak yerine taş kullandığı için adını da  “Taş Yığını Kale-Manastır” anlamında  Rinpung Dzong koymuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

1907 yılında kale büyük bir yangında yanıp kül olmuş. 1993 Çevrilen Little Buddha “Küçük Buda” adlı filmin bazı sahneleri burada çekilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Biz aracımızla üstten Rinpung Dzong’a girip gezdik. Çok etkileyiciydi. Sonra da aşağıya doğru yürüyerek, nefis bir kapalı köprüden geçip, aracımıza oradan bindik. Beni en çok etkileyen yerlerden bir tanesi de burası oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan öğle saatlerini bulduk. Öğle yemeği için Paro’ya döndük ama öğle öncesi bir tapınak daha gezeceğiz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Şehir merkezinde, dükkanların dibinde durunca bizimkilerin alışveriş krizi tuttu. Aslında bir özel tapınak gezecektik. “Nasılsa burada kimse kaybolamaz”  diye düşünüp grubu ikiye böldük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

“Tapınak gezisine gelenler el kaldırsın” dediğimizde çok az el kalkınca azıcık bozulsam da, bu iş için de grubu sıkmaya gerek yok dedik ve azınlık Pena Village Tapınağını gezmeye, çoğunlukta alışverişe ayrıldı. Grup yemekte tekrar birleşecek. Bu küçük tapınak aslında gerekli miydi? Bilmiyorum. Aklımda özel bir tapınak olduğu ve bahçesindeki güzel kedi kalmış, o kadar…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemekten sonra çok önemli bir tapınağa gittik; Kyichu Lhakhang.  Bu tapınak Bhutan’daki en eski tapınak. 7. yüzyılda Tibet İmparatoru Songsten Gampo tarafından bir gecede yapılan 108 tapınaktan bir tanesi olduğu düşünülüyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Söylenceye göre bir iblisi etkisiz hale getirmek için Tibet ve Bhutan’ı içine alan bir kara parçası üzerine 108 tane tapınak inşa ediliyor. Bu tapınaklar uyku halindeki iblisin bir parçası üzerine gelecek şekilde inşa edilmişler. İşte Kyichu Tapınağı da iblisin bacaklarından bir tanesini hapsedecek bir yere inşa edilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

8. yüzyılda Guru Rinpoche bu tapınağı ziyaret ediyor ve birçok ruhani hazineyi burada bırakıyor. 1644’de tapınak Shabdrung Ngawang Namgyal tarafından alınıyor ve 1836’dan 1838’e kadar yeniden elden geçiriliyor. Yıllar içinde buraya ilaveler yapılıyor. Avlusu içinde bulunan iki tane portakal ağacının tüm yıl boyu meyve verdiğine inanılıyor. Benim ziyaret ettiğim iki yılda da üzerinde meyve vardı. Kim bilir belki gerçekten öyledir. Geçen sene ziyaret ettiğimiz bir tapınak bölümünü, bu sene göremedik. Bu sene içinde bir yangında, bir bölüm kül olup gitmiş. Bir sene gördüğünüzü, bir başka sene göremiyorsunuz. Ne yazık!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu önemli tapınak gezisi sonrasında Drukyel Köyü ve Drukyel Dzong‘unu ziyaret etmek için aracımıza bindik. Sonam’dan aracı Amankor Hotel denen bir yere götürmesi için ricada bulundum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burası geçen seneki ziyaretimizi birlikte yaptığımız Etix Turun organizasyonunda, Günseli hanım ve sevgili oğlu Barış beyin tavsiyesi ile keşfettiğimiz bir yer. Burada oturup, bir bitki çayı içmiştik ve hepimiz çok beğenmiştik. Geceliği 1500 USD olan ve Bhutan gibi dünyanın başka ülkelerinde de  otelleri olan bu grubun otelinde kalma imkanımız yoktu ama bir çay içmeyi de ihmal etmedik. Çay salonundan manzara müthiş. Geçen sene içtiğimiz yaseminli bitki çayı bu sene yokmuş. Ama bir bitki çayı sipariş ettik ve içtik. Sonra da bahçeye çıkıp, muhteşem dağ manzarası eşliğinde, hemen otelin yakınındaki dereye kadar yürüyüş yaptık. Çok iyi bir mola vermiş olduk. Herkes sevdi.

IMG_2779.JPG

Bugünün dışarıdaki son aktivitesi ise Drukyel Köyü ve Dzong’unu gezmek oldu. Paro’nun 15 km kadar dışında olan bu kale-manastır, 1644’de Tibetlilere karşı zafer kazanmış olan  Shabdrung Ngawang Namgyal tarafından 1647’de yapılmış. 1952’de yangında önemli bir bölümü tahrip olmuş. Ziyarete açık değil.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buradaki Drukyel Köyü çok ilginç. Hem özgün bir Bhutan köyünü ve insanlarının yaşam biçimini görebiliyorsunuz ve hem de evlerin dışlarındaki boyamalar çok ilginç. Bhutan’da bazı evlerin dış duvarlarında üretkenliğin, bereketin sembolü olarak fallus resimleri çizilmiş. Bazı evlerin damlarından ise tahtadan fallus sembolleri sarkıyor. Paro gezisi bu köy olmadan eksik kalır.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Paro şehrine doğru dönüşe geçtik. Güneşin dağların ardında kaybolmadan hemen önceki anlarında, tatlı bir kızıllığın, yarın tırmanacağımız Tiger Nest’in üzerine düşmüş olduğunu görünce aracımızı durdurduk. Fotoğraflarımızı aldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Paro şehrinde bir alışveriş molası daha verildi. Daha sonra ise otelimize döndük. Aktivitelerimiz yemek sonrası da devam etti. Ben program şekillenirken, Bhutan geleneksel müzik ve dansları ile bir Bhutan gecesi yapmak mümkün mü diye sormuş ve ısrarcı olmuştum. Bu gösterilerin toplumların yaşam biçimleri hakkında önemli ipuçları verdiğini düşünüyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Vajru Guru firma sahibi Dr Karma bu gösteriyi bizim için ayarladı. Bu gece otelin salonunda, sadece bizim gruba özel bir gösterİ yapıldı. Yöresine göre değiştirilen kıyafetlerle şarkılar söylendi, oyunlar oynandı. Bizim geleneklerdeki meddah benzeri ancak maskeli bir oyuncu, tüm gösteriyi yönetti. Bu maskeli oyuncu gösterilerin olmazsa olmazı imiş. Şarkılar oyunlar arasında boşlukları dolduruyor, seyirci ile etkileşime geçiyor. Bu oyuncunun bir özelliği de oynanan tüm oyunları bilmesi, tüm şarkıları söyleyebilmesi imiş. Bazılarımız sıkılsa da, ben çok sevdim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Evet Sanal Gezgin arkadaşlarım… Bir gün daha bitti. Günün sonu malum, uyku.. Paro şehrinin  ve bu Olathang Resort Hotelin benim için bir anlamı daha var. Siz güzel dostlarla paylaşayım; Yakın zamanda hakkın raahmetine kavuşmuş olan babacığım bu otelde rüyama girdi. Ölümünden beri, neredeyse hemen her gece, “rüyama girse” dileği ile yattığım babacığımı, o gece rüyamda gördüm. Bir güzel sarıldık birbirimize, hasret giderdik. O gece uyanıp, yatağın ortasında oturup, hıçkıra hıçkıra ağladım. Bu satırları yazarken bile içimi bir sıcaklık kapladı.

Yarın Paro’da Tiger Nest gezimiz var..

Gezekalın ve Aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 16.11.2012 Saat 10:44

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi: 04.01.2017 Saat 22:33

IMG_2593.JPG