Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Punakha-Paro

IMG_5017.JPG

02.11.2012 tarihli gezi yazısıdır

IMG_4666.JPG

img_4654Wangdue’da, Puna Tsang Chhu Nehrinin hemen yanı başında kurulu olan otelimizin balkonuna çıkmam, günün ilk fotoğraflarını almam için yeterli oldu. Muhteşem bir manzara var. Ekibin yarısı ayaklanmış, benim gibi fotoğraf peşindeler. Çok güzel bir kuş, varlığımdan hiç rahatsız olmadan bir güzel pozlar verdi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltı sonrasında, aslında Punakha’dan 7 km dışarıda  Khamsum Yulley Namgyar Chorten adlı bir tapınağa doğru yürümemiz gerekiyordu. Programda yaklaşık 1.5 saatlik bir yol diye yazıyordu. Sonam oraya yürüyeceğimize , Dochula Pass da bir yürüyüş ve piknik ayarlayabileceğimizi söyledi.

IMG_4724.JPG

img_4706Punakha’dan Paro’ya 142 km’lik yolumuz var ve bu da yaklaşık 4.5 saatlik yol demek. Akşama da Paro’da sıcak taş Banyosu yapacağız. Program sıkışık. Bana da mantıklı geldi ve Khamsum Yuley Namgyar Chorten’e gitmekten vazgeçtim. İlk olarak Pnukha Dzong’a gittik. Bugün bu yazıyı yazarken adı geçen yere gitmekten vazgeçtiğime çok pişmanım. İnternette burasının ve buraya varmak için yürünen yolun güzelliğini görünce çok üzüldüm. Ama o gün yaşadığımız güzellikleri düşününce de ihmal edilebilecek hiçbir şey yoktu diye teselli buldum. Belki sabah 07:00 gibi otelden ayrılıp saat 09:00 a kadar bitecek gibi bir ayarlama yapıp, burayı da gezebilirmişiz ama yapacak bir şey yok. Bu satırları sadece buralara kadar gidecek olan siz sanal gezginlerin, burayı ve özellikle bu yürüyüşü kaçırmaması gerektiğini düşündüğüm için yazdım.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bhutan’daki ikinci en büyük ve ikinci en eski kale-manastır olan, tam adı  Pungtang Dechen Photrang Dzong  olan Punakha Dzong kelime olarak “Büyük Mutluluk Sarayı” anlamına geliyor. Bhutan’ı birleştiren Zhabdrung (Shabdrung) Ngawang Namgyal tarafından 1637–38 yıllarında yapılmış. Ülkenin başkenti Thimphu’ya 1955 yılında taşınana kadar da ülkenin yönetim merkezi olmuş. Ilıman bir iklime sahip olan bu çevre sayesinde, Thimphu’da yaşayan yüksek ruhban sınıfı kışı hala bu Kale-Manastırda geçiriyor. Kraliyet ailesinin tüm üyeleri burada taç giymişler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Punakha Dzong, Pho Chhu (baba) ve Mo Chhu (anne) nehirlerinin Punakha–Wangdue Vadisinde birleştikleri yerde kurulmuş. Bu iki nehir birleşince Puna Tsang Chhu nehri oluyor ve Bhutan sınırından Hindistan’a devam ediyor.

IMG_4757.JPG

Bu kale manastırı karşıdan gören bir park içinden fotoğraflarını çektik. Daha sonra ise kale ile aynı zamanda yani 17. yüzyılda yapılan üstü kapalı bir köprüden geçip Dzong’a girdik. Bu kale manastır, zaman zaman sel baskınlarına uğramış. Bunlardan 1957 yılında olan selde bu köprü tamamen yıkılmış. 2006 yılında geleneksel bir üstü kapalı köprü inşasına başlanmış ve Wangchuck Kraliyet Ailesinin yüzüncü yılına, yani 2008 yılına yetiştirilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Köprüden sonra içinde mavi renkli Jakanda Ağaçlarının bulunduğu bir bahçeyi geçip, ana giriş kapısındaki merdivenleri tırmandık. Kale-Manastırın ilk avlusunda bir küçük Chorten ve bir de “Buddha Ağacı” dedikleri ağaç var. Hikayesi bol Bhutan’da söylence o ki; Bu kaleyi inşa eden mimar bu ağacın dibinde uykuya dalıyor ve rüyasında şimdiki kaleyi görüyor. Hafızasına kazınan bu görüntüyü de yazı, çizgi, plan ve proje gibi bir şey kullanmadan hayata geçiriyor. Bu kısımlar Kale-Manastırın daha çok idari kısımları. Diğer avluların bulunduğu bölümlerde ise Manastırlar var. Bunlar içinde bazı değerli kutsal emanetler var. Bu güzel Kale-Manastır beni geçen defa da çok etkilemişti, bu sefer de çok etkiledi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Punakha Dzong’u gezdikten sonra, Dochula Pass’a doğru yola düştük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Aracımız yeşillikler içinde yol almaya başladı. Bu arada yol boyu mısır satan Bhutanlı kadınlar gördük. Bir, iki derken araçtan birisi “haydi mısır alalım” dedi. İçimden kem küm etsem de sonra “neden olmasın” deyip, bir tanesinin önünde aracı durdurduk. Adam başı birer tane mısır alıp yemeğe başladık. Birisi bir tane daha istedi; “La havle” çekip yeni bir tane daha sipariş verdik. Bu arada mısır bana da bir tatlı geldi. Araçtakilerin tamamı 2. mısırı istediler. Ben mi? Evet! Ben dahil… Adam başı üçer tane mısır yemişiz. Dünyanın en organik ülkesinde, unuttuğumuz bir tadı yeniden bulduk. Kıssadan hisse; Bhutan’da yol boyu satıcılardan mısır alıp, mutlaka yenilecek..

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

img_5002Sonunda Dochula Pass’a geldik. Daha önce sabahın ayazında geldiğimiz bu geçide, bu sefer öğleden sonra gelmiş olduk. Rehber Sonam bize piknik ayarladığını söyledi ama benim pek umurumda da değil. Ben hemen Druk Wangyal Chorten denen ve 108 adet Stupanın bulunduğu alana yöneldim. Buradan manzara müthiş. Hava açık ve karşıda Bhutan’ın yüksek tepelerinden olan Doğu Himalayalarına ait Masagang  Tepesi (7200 mt) gözüküyor. Bu stupalarda dini objeler saklı ve Bhutan’ın, Hindistan’la arasını açan Hintli ayrılıkçı gruplara karşı, Bhutanlıların kazandıkları savaşın şerefine yapılmışlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

3150 metredeki Dochula Pass’da bulunan diğer önemli yer ise Zangdo Pelri Lhakhang Tapınağı. Buradan manzara da harika. Hava berrak, karşımızda Himalayalar tüm güzelliği ile duruyor.Burada bizi bir de sürpriz bekliyordu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bizim piknik meğerse burada olacakmış. Piknik deyince ne beklersiniz? Sandviç filan değil mi? Hayır! Burada, Kraliçenin yaptırdığı bu tapınağın hemen önündeki yeşillikte, masalar kurulmuş, iki adet personel hizmette ve dört çeşit yemek kaplarımıza doldurulmayı bekliyor. O manzara şu anda aklıma gelince hala müthiş bir keyif alıyorum. Gezimizin en güzel anlarından bir tanesiydi. Tapınağı ziyarete gelen ve bizi kendi rehberlerine gösterip “biz de isteriz” dediklerini düşündüğümüz diğer turistlere iyi hava attık. Burada 1,5-2 saate yakın zaman geçirdik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra ise tekrar yola düştük ve önce 30-45 dakika kadar sonra Thimphu, 1.5 saat kadar sonra da gezimizin son durağı olan Paro’ya vardık. Paro’ya varılır da “son bir kez daha alışveriş yapalım” istediğinde bulunmaz mı benim gezgin arkadaşlarım! Onları mı kıracağım! Daldık son alışverişlere ve otelimize geldik.

IMG_5092.JPG

Bhutan’daki son aktivitemiz Sıcak Taş banyosu almaktı. Kaynak sularının doldurulduğu bir küvete, taşlar ısıtılıp tek tek atılıyor. Böylece su ısıtılmış oluyor. Bhutan için geleneksel bir banyo. Önce herkes almak istedi. Ancak otelimizde 2 adet banyo küveti var ve o da açıkta. Evet! Yanlış duymadınız banyonun sadece üstü kapalı, yan duvarlar ise açık. Haliyle arkadaşların çoğu vazgeçti. Ben dahil üç arkadaş her durumda bu banyoyu denemek istedik. Yanımızda getirdiğimiz mayoları odamızda giyip, açıkta da soyunup, taşların tek tek atılması ile ısıtılan suya daldık. Sizin istediğiniz sıcaklığa getirene kadar da taşları atıyorlar. Denemeniz gerekir ama belki daha iyi bir yerde. Eminim bir yerlerde daha da iyi örnekleri vardır.

Evet Sanal Gezginler… Bu gece Paro’da son yemeğimiz ve Bhutan’da son gecemiz. Günler koşturdu geçti gitti. Ertesi gün Paro’dan Delhi’ye uçtuk ve yarım gün kadar Delhi turu yaptık. Geçen Hindistan gezimden sonra burası ile ilgili anılarımı yazdığımdan, bu kısmı yazmayacağım. Aslında Bhutan’dan sonra Hindistan’a gitmek beni, bizi yordu. Onun için Delhi anılarımı yazmanın yorgunluğunu doğrusu kaldıramayacağım.

Bu sefer artık Bhutan’a doyarım diyordum ama bu yazıları yazarken geriye baktığımda “keşke vaktim olsaydı” , “keşke yapsaydım” ya da “keşke oraya kadar gitmişken görebilseydim” dediğim oldu. Sonuçta bir defa daha anladım ki, bir gezgine asla yetmiyor.

Şanslıydım; 2011 yılında “64.000 turistin gelmesi ile rekor kırıldı”  denen bir ülkeyi, ikinci kez gezme şansına erdim. Bhutan’ın ileriki yıllarda çok daha fazla turist ağırlayacağını ve bunun da ülkeye daha fazla getirisi olacağını biliyorum. Ama bu artışın ülkeye bir bedeli olacağından eminim. Bir yılda Thimphu’nun şantiye alanı haline geldiğini gözlemledik. Onun için Sanal Gezgin arkadaşlarıma tavsiyem; Bu güzelim ülke, bu “Harikalar Diyarı” özgünlüğünü kaybetmeden, imkan da varsa ziyaret edin derim.

Siyah boyunlu turnayı görmek, pirinç tarlaları arasından geçip Khamsum Yuley Namgyar Chorten’e doğru bir yürüyüş yapmak ya da tadına doyamadığım okçuluk müsabakalarını izlemek veya bir festivali zaman derdi olmadan izlemek için üçüncü kez Bhutan’a gidilir mi?

Kimbilir? Gezginin işi belli olmaz!

Sabırla okuyanlara teşekkür ederim..

Gezekalın ve aydınlık kalın…

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 24.11.2012 saat 01:33

Gözden geçirilmiş son yayın 14.01.2017 Saat 00:49

IMG_5014.JPG

 

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Bumthang’a yolculuk

IMG_3347.JPG

30.10.2012 tarihli gezinin yazısıdır

Yolumuz çok uzun olunca sabahın 03:30’unda ayaklanıp, saat 04:00’ünde ise Bumthang’a doğru yola çıktık. Şoförümüz Sirin uyanık gözüküyor. Allah ona kolaylık versin. Bugün en zor iş onun. Neredeyse 12 saat direksiyon sallayacak.

img_3314Paro-Thimphu arası 65 km ve en güzel asfalt yol bu kısımda. İki şehir arası 1 saat kadar tutacak. Sonrasında Thimphu’dan Punakha’ya doğru 77 km kadar yolumuz var ve bu da 3 saat sürecek. Bu yolda, Dochula Pass’da, Himalayalar manzarası eşliğinde bir otelde kahvaltı yapacağız. Sonrasında Punakha-Bumthang arasında 212 km’lik bir yolumuz var. Yaklaşık 8 saat sürecek. Yolların manzarası müthiş güzel olacak ama dar ve dolambaçlı yollardan geçeceğiz. Bol mola ile idare edeceğiz artık. Yani tüm gün yoldayız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saat 06:00 gibi Dochula Pass’da olduk. Güneş daha kendini göstermemiş ama ilk ışıklarını da yollamış durumda. Burası Bhutan’ın en iyi bilinen geçitlerinden ve 3000 metreyi bulan bir rakımı var. Soğuk iliklerimize kadar işliyor. Bizim kahvaltı yapacağımız yer normalde bu saatte açık değil ancak Karma erken açılmasını sağladı.

IMG_3336.JPG

İlk fotoğraflarımızı aldıktan sonra tesise girdik. İçeride kocaman bir varile benzer soba yanıyor. Ben dahil, tüm grup üyeleri hemen sobanın çevresine dizildi ve merkezi ısıtmaya geçtiler. Müthiş bir sofra kurulmuş. Yediğimiz en zevkli kahvaltı burada oldu diyebilirim. Karnımız doydu, ısındık, gözümüz açıldı. Bu tesiste istenirse konaklama yapılabiliyormuş. Gördüğüm en güzel Himalaya manzarasına sahip bir balkonu var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ekip pür neşe, yola devam etmek için araca bindi. Punakha’dan sonra Wangdue Kale Manastırını geçtik. Bhutandaki Dzong’lar (Kale-Manastır) içinde orijinal olan tek Dzong buydu. Ancak bu sene başlarında maalesef yandı. Geçen sene onu ziyaret etme şansını bulmuştuk. Şimdi ise o Kale-Manastırın külleri yanından geçiyoruz. Üzüntü verici.

IMG_3352.JPG

Bumthang’a doğru yollar iyice bozuldu. Yol genişletme çalışmaları var. Bu da ilerlemeyi iyice zorlaştırıyor. Ama yolun manzarası çok güzel. Yol boyu bir sağımızda, bir solumuzda nehirler var. Zaman zaman da hiç beklenmedik şekilde çağlayanlar ortaya çıkıyor. Pirinç tarlalarının bazılarında hala ürün var ama çoğunda toplanmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğleye doğru bir yerde daha çay molası verdik. Burası da çok güzel bir yerdi. 2 saat sonra öğle yemeği için bir yerde konakladık. Tüm gruplar burada mola veriyorlar herhalde, içeride bayağı kalabalık var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Akşam üstü Trongsa dan geçtik. Ben buradaki Kale-Manastırı çok merak ediyorum. Dzongların en büyüklerinden bir tanesi burada ve dönüşte burada konaklama yapacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonunda saat 20:30 civarı Bumthang şehrine vardık. Neredeyse 15-16 saattir yoldayız. Bu yolu mümkün olsaydı da uçakla gelseydik. Dönüşte 3-4 saatlik yollarla ve konaklamalarla nefis bir programımız vardı. Bu bize biraz zaman kaybettirdi. Normalde bugün festivali gezecektik. Neyse yapacak bir şey yok artık. Odalara hızlıca yerleşip, akşam yemeğimizi yedik.

IMG_3392.JPG

Jambay Lhakhang Drup festivali dini bir festival ve Bumthang şehrinde Jampa Lhakhang Tapınağı’nda gün boyu aktivitelerle kutlanıyor. Jampa Lhakhang en eski tapınaklardan ve Tibet Kralı Songtsen Gampo tarafından, 7. yüzyılda, şeytanı bağlamak için bir gecede inşa edilen 108 adet tapınaktan bir tanesi. Bu bir gecede yapılan tapınakları da her şeyi ile yapılan tapınaklar olarak düşünmeyin. Başlangıçta bunlar küçük yapılar halindeler, daha sonradan genişletilmişler. Bu tapınak ile şeytanın sol dizini bağlamışlar. 

IMG_3394.JPG

Festival birkaç gün sürecek ve aslında dün başlamıştı. Buraya her gün uçak olmayınca, festivalin 2. gününe denk gelen günde uçmak için biletlerimizi almıştık ve öğleden itibaren festivali izleyecektik. Masa başı hesabı, sel bozdu. Bu festival gece de devam ediyor. Gece bu tapınağın avlusunda ateş dansı ve çıplak dans yapılıyor. İşte biz de festivalin bu kısmını bari kaçırmayalım dedik ve isteyenlerle gece festivale gitmek üzere karar aldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saat 23:00 gibi Jampa Lhakhang Tapınağının avlusundaydık. Daha bir hareket yok ancak yerli halk, çoluk-çocuk, soğuk filan dinlemeden yerlerini almış ve beklemedeler. Tapınağın arkasında tezgahlar kurulmuş. Bir süre orayı gezdik. Sonra tekrar tapınağın avlusuna geldik. Biz de beklemeye başladık. Şimdiye kadar ateş dansının çoktan başlaması lazımdı. Ancak bu gece ateş dansı yokmuş. Ateş dansı bir gece olup, bir gece olmuyormuş. Çıplak dans her gece saat 24:00 den sonra olurmuş. Biz de onu beklemeye başladık. Bu arada orta alanda büyük bir ateş yakıldı. Çıplak dansı icra eden gençler civar köylerden seçilirmiş. Bu seçim, seçilenler için bir onurmuş. Ancak yüzleri maskeli olan gençleri ve dansların fotoğraflarını çekmek kesinlikle yasak. Bu konuda defalarca uyarı yapıldı. Bu dansla günahlardan arınmak ve bol hasat gibi bir beklenti var. Yine bir söylenceye göre çıplak dansını, bu tapınağı şeytandan habersiz yapabilmek ve şeytanın dikkatini dağıtmak için icra etmişler. Sonra da bu dans, bu festivalin ayrılmaz bir parçası olmuş.

IMG_3417.JPG

Gecenin ilerleyen saatlerinde davullar çalmaya ve gençler birer ikişer tapınaktan çıkmaya başladılar. Gecenin bu saatinde ve bu soğuğunda çırılçıplak çeşitli yaşlarda erkek-kız çocukları ve gençleri, dans ederek performanslarını sergilediler. Biz de göreceğimizi gördüğümüze inanarak gerek soğuk ve gerekse de yorgunluğa daha fazla direnmenin anlamsız olduğunu düşünerek bu dansı gerçek sahiplerine, Bhutanlılara bıraktık ve otelimize döndük.

Gece yatakta ısınmaya çalışırken günün muhasebesini yaptım; Ben sevdim bu ülkeyi ve iyi ki ikinci kez gelmişiz…

Gezekalın ve Aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi 21.11.2012 Saat 00:53

Gözden geçirilmiş yeniden yayın tarihi 09.01.2017 Saat 00:38