• Arşivler

  • Diğer 531 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 381.717 ziyaretçi
  • Şubat 2026
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    232425262728  

İzlanda Dipnotları: İzlanda’ya Gitmeden Önce Genel Bilgiler

 

“Yolu olmayan ormanlarda mutluluk vardır,
Yalnız yürünen deniz kıyısında sevinç,
Kimsenin bilmediği topluluklar vardır derin denizlerde,
Tınısında da müzik,
İnsanları sevmiyorum diyemem,
Ama doğayı daha fazla..”

Lord Byron

Neden İzlanda?

İngiliz romantik Şair Lord Byron’ın doğa sevgisini anlatan yukarıdaki şiirinde kendinizden bir şeyler buluyorsanız, İzlanda’yı gezmek tam da size göre  olmalı. Volkanlar, gayzerler, fiyortlar, buzullar, jeotermal sular, lav ovaları, krater gölleri ve irili ufaklı yüzlerce çağlayanlarla akarsular İzlanda’nın doğal güzellikleri arasında.

Iceland_Skogar_orig-copy.jpg

Savaşmak istemeyen ana kıtadan kaçıp gelen Vikinglerin kurduğu ateş ve buzdan bir ülke burası. İzlanda denince akla Kuzey Kutbuna yakınlığı ve adanın neredeyse volkanlardan ibaret olması geliyor. İzlanda hem Avrasya ve Kuzey Amerika levhaları arasındaki açılma bölgesinde oluşmuş bir yarığın (rift) ve hem de “sıcak nokta” denen bir hattın üzerinde yer alıyor. Bunun anlamı; Konumu nedeni ile İzlanda volkanik faaliyetlerin tam da merkezinde yer alıyor ve bunların bir kısmı halen aktif. Doğanın gücü adayı halen şekillendiriyor. Bu da adayı benzersiz kılıyor. Yani Atlas Okyanusunun volkanik adası İzlanda; aktif yanardağları, buharlarla süslü sıcacık jeotermal havuzları, dünya mirası niteliğindeki olağanüstü manzaralarıyla keşfedilmeyi bekliyor.

İzlanda Genel Bilgileri

İzlanda, Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde Grönland‘ın güneydoğusu ile İskandinavya ve Britanya Adası’nın kuzeybatısında yer alan bir ada ve Avrupa ülkesi. Avrupa’dan ziyade Grönland’a yakın (350 km). 103000 km²’lik bir yüzölçümde, 350.000’e yakın nüfusu var. Kilometrekareye düşen 3 insanla, Avrupa’da nüfus yoğunluğu en az olan ülke. Nüfusun üçte ikisi, dünyanın en kuzeydeki başkenti olan Reykjavík ve onu çevreleyen güneydoğu bölgesinde yaşıyor. Dünyanın en büyük 18. ve Avrupa Kıtası’nın da İngiltere’den sonra en büyük 2. adası oluyor. Yeşili fakir, ülke topraklarının %67’si tundralarla, %15’i buzullarla ve göllerle kaplı.

Adadaki volkanların sayısı 200’ü buluyor. Volkanların en önemlisi 1490 metre yüksekliğindeki Heklâ Volkanı. Geçmişteki yanardağ püskürmeleri sonucu ortaya çıkan lav ovaları üzerinde yer yer jökull adı verilen buz kubbeleri yer alıyor. Bunların en büyüğü olan Vatnajökull, 8.500 km2‘yi bulan yüzölçümüyle Avrupa’nın en geniş buzulu. İzlanda’da çok sayıda krater gölü var ve bunlardan En önemlisi olan þingvallavatn (Thingvallavatn okunuyor) Gölü .

Para birimi İzlanda Crona‘sı (kr) ve 1 USD=122.5 Crona ve 1 Türk Lirası, 42 İzlanda Cronası ediyor. Benim için ülke pahalılığının kriterleri olan bazı yiyecek ve içecek ortalama fiyatlarına bakacak olursak;  1,5 litre su 226 kr (2 USD), restoranda 0,33 litre su 225 kr, orta boy şişede şarap 2500 kr (20 USD), yerli bira (0,5 lt şişe) 340 kr (2,8 USD), restoranda yerli bira (0,5 lt şişe) 1000 kr (8,4 USD), ithal bira (0,33 lt) 328 kr (2,6 USD), Marlboro sigara paket 1250 kr (10 USD), pahalı olmayan restoranda yemek 2000 kr (16 USD), orta düzey bir restoranda 2 kişilik yemek (3 çeşit) 12000 kr (97 USD), Mc Donalds da hamburger 1500 kr (12,5 USD). Görüldüğü gibi İzlanda pahalı sayılabilecek bir ülke.

İzlanda Tarihi

İlk olarak İsveçli kaşif, Viking, Gardar Svavarsson, İS 870 yılında bu toprakların etrafını dolaşıp bir ada olduğunu tespit ediyor ve kışı burada geçiriyor. Dönüş zamanı geldiğinde biri kadın iki köle, dönmemeye karar vererek Husavik yakınlarına kaçıyor ve adada ilk çiftliği kuruyor. Birkaç sene sonra ise Ingolfur Arnarson şimdiki Reykjavik’e yerleşiyor ve peşinden gelen çok sayıda göçmen ile adada kalıcı ilk kasabayı kuruyor. Bundan birkaç asır öncesinden Kelt keşişlerin adada bir süre yaşadığına dair izler bulunsa da kalıcı olmadıkları için İzlanda tarihine bir etkileri olmuyor.
İzlandalı Vikingler kendilerini idare edememişler ve önce Norveç’in, sonra da yaklaşık 500 sene Danimarka’nın yönetimi altında kalmışlar. 1904 yılında önce özerklik ve sonra da İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesiyle bağımsızlıklarını  ilan etmişler. Şu an ki yönetim biçimi parlamenter Cumhuriyet.

İzlanda İklimi ve Gezi İçin Uygun Zamanlar

“Havayı beğenmiyorsan beş dakika beklemen yeterli”. İzlandalılar arasında sık olarak kullanılan bu deyim, İzlanda havasının ne kadar değişken olabileceğinin bir delili aslında. Kutup kuşağına yakın olmasına rağmen İzlanda, Gulf Stream akıntısının etkisinde kalıyor ve genelde adada yazlar nemli ve serin, kışlar ise oldukça yumuşak geçiyor.  İstatistiki olarak, Başkent Reykjavik’in her yıl kar altında olduğu gün sayısı ortalaması sadece 50. Dünya’nın en kuzeydeki başkenti için bu oldukça düşük bir sayı.

Burada güneşi görseniz bile aslında ısınmıyorsunuz. Yaz aylarında dahi kısa kollu ile gezmek biraz hayal gibi.  Yani “Kötü hava yoktur, havaya uygun olmayan giyim vardır” kuralını burada sıkı uygulamak lazım.

İzlanda ziyaretinizi neden yaptığınıza bağlı olarak gideceğiniz dönemi seçiyorsunuz. Örneğin “Aurora Borealis, ya da bilinen adıyla “Kuzey Işıkları’nı” görme amacı ile gidecekseniz, kış aylarını yani eylül-mart aylarını tercih edeceksiniz. Bu dönemlerde Kuzey Işıklarını görme ihtimaliniz çok daha yüksek. Tabii ki dondurucu soğuğu dikkate alacaksınız. Kışın en kış olduğu zamanda bile gitseniz Kuzey Işıklarını göremiyebiliyormuşssunuz. Kuzey ışıklarını net bir şekilde görmeniz için bir arada bulunması gereken kriterler şunlarmış;

-Yağışsız ve bulutsuz bir hava,

-Karanlık, mümkün olduğunca şehirden uzak bir ortam,

Bu koşullar bir araya geldiği takdirde, birazda şansınız varsa Kuzey Işıklarının gökyüzündeki dansını izleyebilirsiniz.  Japonya gezisinde kiraz çiçeklerinin açma durumunu gösteren siteler vardı. Kuzey ışıklarının aktiflik derecesini takip edebileceğiniz ve ona göre hareket edebileceğiniz resmi bir internet sitesi var: http://en.vedur.is/weather/forecasts/aurora/ Bunu takip etmek mantıklı olabilir. Reykjavik yakınlarında ve adanın tam ucunda, okyanusa bakan oldukça karanlık bir nokta olan  Grotta yakınlarındaki deniz fenerinin yakınları, Kuzey Işıklarını kolayca izleyebileceğiniz bir yer olabilirmiş. Reykjavik dışındaki noktalarda kuzey ışıklarına denk gelebilme ihtimaliniz daha da yüksekmiş. Kuzey ışıklarının genel olarak en iyi görüldüğü saatlerin 22:30-3:00 arası olduğu söyleniyor, aklınızda bulunsun.

İzlanda’da bahar mevsimi mayıs ayından sonra başlıyor. Yaz ayları İzlanda için yılın en turistik dönemi. İzlanda’yı daha iyi hava şartlarında gezmek ve doğayı daha iyi hava koşullarında keşfetmek isterseniz temmuz-ağustos aylarını tercih edeceksiniz. Fakat bu dönemin ülkenin en pahalı ve kalabalık dönemlerinden biri olduğunu bilmeniz gerekiyor. Bu dönemde bol bol günışığı (bol derken neredeyse 24 saatten bahsediyoruz) ve ortalama 13 derece civarında bir sıcaklık hakim.

İzlanda’da Ne Giyilir?

Hava koşulları genellikle daha önce karşılaşmadığınız cinsten olacaktır. Bu noktada hangi mevsimde giderseniz gidin yapmanız gereken şey çok acil bir outdoor mağazasına uğramak. Bir kere mutlaka su ve rüzgar geçirmez bir monta sahip olmak lazım. Su geçirmez, ayak bileğini sarar ve doğa yürüyüşlerine uygun bir tane ayakkabının yanınızda bulunması doğru olur. Termal çorap ve termal içlik de doğru tercihler olur. Şelalerden sıçrayan sular nedeni ile fotoğraf makinalarınızın ve sizin ıslanma durumu oluyor. Bu nedenle ince bir yağmurluk yanınızda bulunsa iyi olur.  İzlanda’ya yaz aylarında bile gitseniz yanınızda mutlaka eldiven ve bere bulundurun. Özellikle balina gözleme gibi tekne aktivitesinde çok gerekli oluyor. Tezat gibi gelse de ve belki de hayatınızın en soğuk tatilini gerçekleştirecek olsanızda  bavulunuzdan mayoyu eksik etmeyin. Blue Lagoon dahil çok sayıda termal kaplıcaya girmek isteyeceksiniz.

İzlanda Dili ve Sık Kullanılan Kelimeler;

İzlandaca, eski Norveç dilinden kaynak alan bir dil ve eski halinden günümüze pek bir değişime uğramamış.İzlandalılar geleneklerine ve dillerine son derece bağlılar. İzlandaca bazı harfler bize çok yabancı ve haliyle nasıl okunacağını da bilmiyoruz. Bunlardan karşılaşacağınız bazıları şunlar;

ð / ð  harfi “th“şeklinde ve “dı” olarak okunmalı.

þ / þ harfi “th“şeklinde ve “ti” olarak okunmalı.

á       harfi  “a” şeklinde ama uzatmalı bir “a” olarak okunmalı  (İngilizcede  “how” okunuşunda çıkan “a” sesi gibi).

é      harfi  “e” şeklinde ama uzatmalı bir “e” olarak okunmalı  (İngilizcede  ” yet” okunuşunda çıkan “e” sesi gibi).

í veya ý  harfi  “i” şeklinde ama İngilizcede  “been” okunuşunda çıkan kısa “i” sesi gibi.

ó harfi  “o” şeklinde.

ú harfi “u” şeklinde ( İngilizcede  “fool” kelimesinin okunuşunda çıkan “u” sesi gibi.

İzlandaca işinize yarayabilecek bazı kelime ve cümleler ise şunlar olabilir;

Günaydın  Góðan dag

İyi akşamlar  Gott kvöld

İyi  geceler Góða nótt

Alah’a ısmarladık  Bless

Evet  Já

Hayır  Nei

Teşekkür ederim  Takk

Çok teşekkür ederim  Takk fyrir

Evet, teşekkür ederim  Já takk

Hayır, teşekkür ederim Nei takk

Şerefe!  Skál!

Ücreti ne kadar?  Hvað kostar þetta?

Afedersiniz!  Afsakið

Açık  Opið

Kapalı  Lokað

Tehlike  Hætta

Yasak  Bannað

Polis  Lögreglan

Hastane  Sjúkrahús

Doktor  Læknir

Sıfır Núll  

Bir Einn 

İki Tveir  

Üç  þrír

Dört Fjórir

Beş Fimm

Altı Sex

Yedi Sjö

Sekiz átta

Dokuz Níu

On Tíu

On bir Ellefu

On iki Tólf

On üç þrettán

On dört Fjórtán

On beş Fimmtán

On altı Sextán

On yedi Sautján

On sekiz átján

On dokuz Nítján

Yirmi Tuttugu

Otuz þrjátíu

Kırk Fjörutíu

Elli Fimmtíu

Altmış Sextíu

Yetmiş Sjötíu

Seksen áttatíu

Doksan Níutíu

Yüz Hundrað

Bin þúsund

Menü Matseðill

Çorba Súpa

Ekmek Brauð

Et Kjöt

Koyun Lambakjöt

Dana Nautakjöt

Domuz Svínakjöt

Tavuk Kjúklingur

Balık yemeği Fiskréttir

Balık Fiskur

Çay Te

Kahve Kaffi

Süt Mjólk

Bira Bjór

Beyaz Şarap Hvítvín

Kırmızı Şarap Rauðvín

Su Vatn

Son Söz

Atatürk23 Temmuz da yani 1 hafta sonra, İstanbul çıkışlı İzlanda gezimiz olacak. Doğrusu bu ya! Yaşamım da ülkemin en kötü günlerine şahit oluyorum. Darbelerin akıllısı ve haklısı yoktur ama en aptalı ve en acımasızlarından birini yaşıyoruz bu günlerde. İnsanlar öldü, neden orada olduğunu bilmeyen askerlerden linç edilenler oldu. Ülke insanı tedirgin. Ülkenin ayrışmayı, ayrıştırılmayı bir kenara bırakmaya ve sakinleşmeye ihtiyacı var. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Yurtta sulh, cihanda sulh”‘a ihtiyacı var. Herkes için evrensel hukuka, demokrasiye ve insanca yaşamaya ihtiyaç var.

Bir yere kıpırdayasımız yok aslında ama bir taraftan da 1 haftalığına İzlanda gezine çıkmak da iyi gelecek gergin ve gezgin ruhuma. İnşallah gidebiliriz.

Bu kez farklı bir şey yapmak istedim; Gezi öncesi çalışmalarımı sizlerle paylaşmak istedim. Yani teoride İzlanda gezisi yazdım, dönünce bölüm bölüm gezi yazıma küçük notlarımı da eklerim.

Gezekalın, dostça ve barış içinde kalın…

19.07.2016 Saat 01:18 

Kaynaklar

http://oitheblog.com/2015/10/04/izlanda-gezi-rehberi-bir-turistin-bilmesi-gerekenler/
http://wikitravel.org/en/Icelandic_phrasebook
http://en.vedur.is/weather/forecasts/aurora/
http://www.atlasdergisi.com/kesfet/gezi/yanardaglar-adasi-izlanda.html
https://en.wikipedia.org/wiki/Iceland
http://www.atlasdergisi.com/kesfet/doga-cografya/ates-ve-buz-adasi.html

İzlanda Dipnotları:İzlanda’nın Türk’e Düşmanlığının Kaynağı

tumblr_inline_o5gwpwjN1F1rtdfb6_400.jpgİzlanda ile ilişkilerimizin ilk olarak 1627 yılına dayandığını biliyor musunuz?

İzlandaca da “Tyrkjaranid” diye bir kavram var.  Anlamını biliyor musunuz?

Peki son sorum; İzlanda’da 1970’li yıllara kadar, 350 yıl boyunca, Türk öldürmenin suç olmadığını biliyor muydunuz?

Ben yukarıdaki sorularımın hiç birisinin yanıtı bilmiyordum doğrusu. İzlanda’ya önümüzdeki günlerde yapacağımız seyahatimizi neden aktarmalı olarak yapacağımızı, neden doğrudan THY’nin uçuşunun olmadığını merak etmedim değil. Herhalde ticari olarak uygun değildir demiştim.  Ancak İzlanda’nın ülkemizde Büyükelçiliğnin bile olamadığını ve vize işlemlerinin neden Danimarka üzerinden olduğunu bir türlü anlamamıştım. İzlanda seyahati öncesi araştırma yaparken ve Doğu İzlanda’yı araştırırken, 1627 yılında yaşananları öğrenince her şey yerli yerine oturdu diyebilirim. Tazesi tazesine de bilgileri izleyenlerle paylaşmak istedim.

Efendim! Bütün olay 1627 yılında Küçük Murat Reis adlı bir denizcinin İzlanda’nın Doğu kıyılarına sefer yapması ile başlıyor. Gerçekte adı Jan Janszoon van Haerlem olan Murat Reis, aslında Hollandalı. Hollanda’da Haarlem’de doğmuş. Tam bir serseri ve rezil bir adam olan Jan Janszoon, otuzlu yaşlarda Hollanda krallığı adına korsanlık yapmaya başlamış. Zamanla resmi korsanlık kazancı ona yetmemiş, yarı zamanlı Hollanda’ya, yarı zamanlı da kendine çalışmış. Saldırdığı gemilerin ait olduğu ülkelere göre kendi gemisine kimi zaman Hollanda bayrağı çekmiş, kimi zaman Osmanlı bayrağı.

Bu arkadaşın kaderi Kanarya Adaları civarında haydutluk ederken, Osmanlı’nın nüfuz bölgesinde üslenen ve Osmanlı İmparatorluğu tarafından teşvik edilen Fas-Cezayir korsanlarına esir düşünce değişmiş. Müslüman olmuş, adını Murat Reis koymuşlar. Daha evvel yaşamış meşhur bir Murat Reis zaten var olduğundan, bizimkine Küçük Murat Reis denmiş.

Bu arkadaş bir süre Osmanlıya bağlı Cezayir-Fas limanlarından kalkıp korsanlık yapsa da, Osmanlı bazı Avrupa ülkeleri ile korsanlık yapmayacağına dair anlaşmaya varınca kazancı gerilemiş. Kendine bu dönemde başka yollar ararken, Murat Reis’e kader  bir kez daha gülmüş.

İspanya’dan göç etmeye zorlanan Moriskolar, bugünkü Fas ve Cezayir topraklarına göç etmek zorunda kaldılar. Moriskolar, 1500’lerde Endülüs tamamen yok edildikten sonra Müslümanların ve Yahudilerin İber yarımadasından sürülmesi üzerine, vatanları İspanya ve Portekiz’den ayrılmamak için Hristiyanlığa dönen Müslümanlardır. Daha sonraları bu unvan, Katolik olarak bilinen fakat gizlice Müslümanlığı yaşamaya devam ettiğinden şüphelenilenlere karşı kötüleyici bir anlamda kullanılmaya başlandı ve 1609-1614 süresince şüphelenilen bütün Moriskolar, İberya’dan sürgün edildi. İşte bu Moriskolar’ın, bugünkü Fas sınırları içindeki Bou Regreg Nehri ağzına kurdukları şehri bizim Murat Reis ve korsanları yönetmeye başladı ve burası kısa süreliğine de olsa bağımsız bir şehir devlet oldu. Adı Sale Cumhuriyeti olan bu devletin başına da Murat Reis seçildi. Tabii ki ana gelir kaynağı da korsanlıktan elde edilen yağma malları ve kölelerdi. Kendi devleti de olan Murat Reis, korsanlık faaliyetlerini iyice arttırmaya başladı. Kendi ülkesinden Moriskolar ve Avrupalı bazı meslektaşı korsanlarla birlikte Kuzeye, İngiltere, Danimarka ve Norveç kıyılarına korsanlığa gitti, yağmaladı, köleler getirdi.

Şimdi gelelim asıl konumuza; Aslı Jan Janszoon, bize dokunan kısmı Küçük Murat Reis olan bu korsan,  12’si kadırga olan 15 parçalık bir filo ile 1627 yılında İzlanda’ya bir sefer yapmış. 20 Haziran 1627 tarihinde İzlanda açıklarında demirlemiş. Bu bölgede 16 Temmuz tarihine kadar 26 gün kalmış. Lundy Adasını kontrol altında tutmuş, 400 esir ve büyük bir ganimetle Cezayir’e geri dönmüş. Bazı kaynaklarda kahramanlık olarak anlatılsa da, İzlanda kaynakları olayı işkence ve eziyet olarak anlatıyor. Hikayeyi birinci ağızdan anlatan ise kendisi de, ailesi ile birlikte esir düşen ama sonradan Danimarka Kralının fidye ödemesi ile kurtulan rahip Ólafur Egilsson. Ólafur bir yıl sonra İzlanda’ya döndüğünde yaşadıklarını anlatan bir kitap yazıyor. Olafur’un karısı ise bir Cezayir’liye cariye olarak satılmış. Çocukları ise İzlanda’ya hiç dönememişler. Gerçek ismi Gudrídur Símonardóttir olan eşi İzlanda’ya 10 yıl sonra dönebilmiş. Bu sırada kocası Olafur ölmüş. Gudrídur ülkesine döndükten sonra ana dilini ve Hristiyan yaşam biçimini öğrenmesi için Danimarka’ya gönderilmiş. Oradaki öğretmenlerinden birisi olan İzlandalı din bilimi öğrencisi Hallgrímur Pétursson ile evlenip beraber İzlanda’ya dönmüşler. izlanda’ya döndükten sonra rahip olan Pétursson, İzlandanin en değerli şairlerinden birisi olmuş. Günümüzde Reykjavik’in en önemli kiliselerinden birisi olan Hallgrímskirkja Kilisesi ismini ondan almış.

Bu olay İzlanda’lılar üzerinde yıllar süren bir Türk düşmanlığı yaratmış. Olay romanlara tiyatro eserlerine konu olmuş. Tyrkjaranid” deyimi İzlandacaya yerleşmiş. Bu kelimenin anlamı kabaca “İnsan çalan Türk” demek. 350 yıl süre ile İzlanda’da Türk öldürmek kanunsuz bir davranış olarak görülmemiş. 1970’lere kadar kanun gereği hiç Türk öldürüldü mü bilmiyorum? Ama artık bu kanun yürürlükte değil, Şükürler olsun ki.

Adam Türk değil, Hollandalı! Korsanlıktan elde ettikleri hep kendine gitmiş, Osmanlıya, daha da önemlisi Türk’e  kötü imaj dışında bir faydası olmamış. Korsan grubunun en azından çoğu Türk değil, Morisko ve Avrupalı ama maliyeti bize!

23 Temmuz’da İzlanda’da olacağız. Hayalim bu güzel, doğa harikası ülkeden güzel anılarla ve güzel bir gezi yazısı ile dönebilmek. Kim bilir belki kötü Türk imajının değişmesine de bir katkımız olur..

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

05.07.2016 Saat :01:18