• Arşivler

  • Diğer 531 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 381.718 ziyaretçi
  • Şubat 2026
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    232425262728  

Şafak Tanrıçası Aurora’nın Peşinde-Murmansk’da Alternatif Aktiviteler

Kuzey ışıkları gözleme turları genellikle alternatif aktiviteler içerirler. Turunuz eğer Lapland Bölgesinde ise Sami insanlarının köylerine ziyaret ve yaşamlarını tanıma, ren geyikleri ve Husky köpekleri çiftlikleri ziyaretleri ve onların çektikleri kızaklarla geziler, snowmobil ve ATV araçlarla karda geziler ve donmuş göllerde balık avlama gibi aktiviteler tura mutlaka ekleniyor. Böylece gece kuzey ışıkları avına kadar gününüz dolmuş oluyor. Bunlar Finlandiya, Norveç ve İsveç gibi ülkelerde de yapılmaktalar. Murmansk’ı diğer Lapland Ülkelerine göre cazip kılan ise düşük fiyat, daha doğal bir ortamda aktivite sunumları ve Murmansk’ın ve çevresinin gezilecek yerlere sahip olması. Bizim gezimize bir gün rekreasyon alanında kış aktiviteleri, bir gün Sami Köyü ziyareti (Ren geyiği ve Husky çiftliği dahil) ve bir gün de Murmansk civarı gezileri dahildi. Bu yazımda sizlerle bu alternatif aktiviteleri paylaşacağım.

Bu aktivelerden bölgeye özgün olanı Sami Köyü ziyareti. Murmansk’da Lovozero Sami Köyü ziyaretini gerçekleştirdik. Bunun için Murmansk’ın 170 km güneydoğusuna doğru seyahat etmek zorunda kaldık. Yaklaşık iki buçuk saatlik bir yol yapmanız gerekiyor. Bu köyde aktiviteleri kalabalık guruplar halinde yapacaksanız mutlaka rezervasyon gerekiyor. Sabah 10:30’dan itibaren 3 grup alabiliyorlar. Bizim gibi günün son gezi grubuna kalırsanız havanın erkenden kararması nedeniyle fotoğraflarınızın kalitesinden şikayet edeceksiniz. Bu nedenle erkenden tura başlayabilmek ve gün ışığı altında aktiviteleri yapabilmek önemli.

Samiler ya da Laponlar, Rusya, Norveç ve İsveç’in Kuzey Kutup Dairesi içinde kalan bölgelerinde çok eski tarihlerden bu yana yaşamakta olan bir etnik grup. Zamanında bu coğrafyanın tek halkı onlarken, zaman içinde asimilasyona uğratılmışlar. Şaman gelenekleri ile aslında Orta Asyalı bir halk gibi. Soylarını Orta Asya halkı ile benzeştiren yazılar okudum. Yaşam tarzlarından ve kültürlerinden benzerlikler olduğu kesin.

2000 civarı Murmansk’da olmak üzere, tüm Sami halkı sayısı 60.000 kadar diye tahmin ediliyor. Halkın %70’i Ural dil ailesine bağlı Sami (Saame) dili olan Laponca-Samice konuşuyor. Samiler kendilerine Laponyalı denmesinden hiç mi hiç hoşlanmıyorlar. “Lapp” yama anlamında ve Samilerin çok renkli giysilerinden hareketle “yamalı insanlar” anlamına gelebilecek “Laponyalı” denmesinden rahatsızlar. Bence giysilerinin renkleri çok güzel. Öyle sıkı ve güzel bir dokuması var ki kışın o en soğuk günlerine karşı son derece sağlıklı giysiler. Onlarla “yamalı” diye alay edenler halt ediyorlar!

Bizim aktivitelerden hem Sami Köyü ziyareti ve hem de Husky çiftliği ziyareti aynı bölgeye yani Lovozero’ya oldu. Husky çiftliği ziyareti benim en sevdiğim bölümdü. Samileri tanımanın, kültürlerini öğrenmenin yanında Husky Köpeklerin çektiği kızaklarla seyahat etmek müthiş bir keyifti.

Lovozero Husky çiftliğinde bizi karşılayan görevli, grup büyük olunca önce grubu ikiye böldü ve bir grubu Huskylerin çektiği kızaklara götürdü. Diğer grup ise Ren geyiklerinin beslendiği ve Sami halkının yaşamlarından kesitlerin sergilendiği alana götürüldü. Burada bizlere Sami İnsanları, yaşamları ve kültürleri hakkında bilgiler verildi. Ren geyikleri ve Husky köpekler Sami İnsanları için her şey demek. Burada Ren geyikleri evcilleştirilmiş. Ren geyiklerine bu bölgenin inekleri muamelesi gösteriyorlar. Hem kızakları çekmek amacıyla ve hem de etinden ve derisinden faydalanmak amacı ile besleniyorlar. Finlandiya, İsveç ve Rusya’nın kuzey bölgelerinde bolca evcil Ren geyiği bulunuyor. Bu hayvanlar liken türü bir yosunla besleniyor. Bir evin içinde Sami halkının ev eşyaları ve şamanların aletleri sergileniyor. Sergide Orta Asya Şamanlarınınkilerle ortak bir sürü alet sergileniyordu.

Husky köpeklerine ise bayılacaksınız. Kızaklara 10-12 Husky köpeği bağlıyorlar. Kızağa bağlanmayan köpeğin ağladığına şahit oldum. Bu kadar küçük gözüken bir hayvanın bir sürücü, iki yolcu ve bir de kızağın ağırlığını o kadar süratte çekebilmesi çok şaşırtıcı.

Husky” terimi aslında 1600’lü yıllarda Kuzey Amerika’ya ilk ayak basan Avrupalı kaşiflerin, kendilerine “Uskee” diyen Eskimoların adlarını yanlış telaffuz etmelerinden kaynaklanıyor. Bu kaşifler ilk kez gördükleri halkın köpeklerine, Eskimoların köpekleri anlamında, “Husky Köpekleri” demişler. Ataları gri kurt ve soyu tükenmiş Arktik ırk olan Taimyr Kurduna dayanan bu köpeklerin adı da Husky kalmış. Çok güzel, çok sadık ve bu zorlu coğrafyaya çok uygun hayvanlar. Fillerin sırtında seyahat ederken hissettiğim hayvanın gücünü, kızakları çeken Husky köpekleri için de hissettim.

Diğer gün gittiğimiz Sami Köyü tam bir turistik tesis gibiydi. Bu köyde her şey daha çok şova yönelik olarak dizayn edilmişti. Burada da Ren geyikleri, Husky köpekleri vardı. Ama burada mini bir hayvanat bahçesini gezdiğimiz hissine kapıldım. Sami çadırları ve Sami giysili insan heykelleri de sergileniyordu. Geleneksel Sami oyunlarına biz de dahil olduk. Bana buradan ziyade Lovozero Husky Çiftliği daha doğal geldi. Sami Köyünde akşam yemekleri, Sami geleneklerine uygun olarak sunuldu. Sami usulü balık çorbası, ren geyiği eti yedik.

Aktif Rekreasyon Parkı (Park Aktivnogo Otdykha-Winter Park) Murmansk’a yakın olan ve insanların kış aktivitelerini gerçekleştirebilmek için kurulan bir merkez. Murmansk’a 25 km mesafede bir eğenlerce parkı. Burada bir merkezde tanıtım yapılıp herkese uygun kar çizmeleri, kasklar ve isteyene üst giysileri veriliyor. Daha sonra 3 grup haline ayrılıp ATV, snowmobil ve denizlerden alışık olduğumuz muz üstünde kayak aktivitelerine başlanıyor.

Hedef donmuş olan göle kadar gruplar halinde hareket etmek. Göle ulaşınca gölün buz yüzeyinde delik açılarak balık tutmaya çalışılıyor. Burada çay kahve bisküvi sunmak verilen hizmetler arasında. En çok zevk aldığımız snowmobille gezmek oldu.

Bir sonraki yazıda son olarak sizlere Murmansk şehir içi gezi yerlerini paylaşacağım ve kuzey ışıkları maceramızı da bitirmiş olacağım.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

22.03.2024

Şafak Tanrıçası Aurora’nın Peşinde-Murmansk’da Kuzey Işıkları

Murmansk Rusya’nın en kuzey batı ucunda yer alan ve Rusya İmparatorluğu’nun en son kurulan şehridir. Barents Denizi‘nin bir nehir ağzı girişi olan Kola Körfezi‘nin hem yamaçlarında ve hem de kıyılarında yer alan bu şehre Rusya Laplandı-Laponyası adı da veriliyor. Burası son zamanlarda kuzey ışıklarını gözlemek için tercih edilen bir rota haline geldi. Tercih nedenleri arasında bu şehrin diğer Lapland ülkelerine göre daha ucuz olması, kutup dairesine daha yakın olması nedeniyle kuzey ışıkları görülebilme olasılığının yüksek olması ve kuzey ışıklarını gözlemek dışında alternatif günlük aktiviteler bakımından da zengin olması sayılabilir.

Eskiden Ruslar, Norveçlileri (Vikingler) Murman olarak çağırırlarmış. Murmansk şehrinin ismi de Murman’dan türetilmiş. Burada Kuzey Atlantik Akıntıları nedeniyle deniz asla donmuyor ve ulaşım aksaması yaşanmıyor. Yine bu akıntılar sayesinde uzun, karlı kışlara rağmen Murmansk’ın iklimi ılıman hale geliyor. Ayrıca iyi bir kara ve demiryolu ağı sayesinde ulaşımda aksama yaşanmıyor. Bu nedenlerle 1915 yıllarında kurulan genç bir şehir olmasına rağmen Murmansk, Rusya ve hatta tüm bölge için çok önemli bir liman şehri olma özelliğini koruyor. Komünist rejim döneminde buraya yerleşimi sağlamak için verilen teşviklerin, rejim değişikliği sonrası kalkması nedeniyle Murmansk nüfusunda son zamanlarda düşmeler yaşanmasına rağmen hala Arktik Okyanus kıyılarındaki en kalabalık şehir.

19-24 Aralık 2023 tarihleri arasında Doc’s Club’ın tur firması DNA Turizm’in organizasyonu ile Murmansk’a kuzey ışıklarını görmek için gittik. Sabah 07:25’de İstanbul Havalimanından kalkan Rus havayolu Aeroflot uçağı ile önce Moskova’ya gittik. Yarım günlük bir Moskova şehir turu ardından 21:40’da havalanan başka bir Aeroflot uçağı ile 00:20’de Murmansk’a vardık. Murmansk’da hava şartları bazen kötü olabiliyor. Bizim Murmansk’dan Moskova’ya dönüşümüz epey bir olaylı oldu ve uçuşta gecikmeler yaşandığından İstanbul’a dönüş uçağını kaçırdık. Gerçi yeni bir uçak ayarlanana kadar bir Moskova turu daha yapma şansımız oldu. Moskova Havalimanından şehir merkezi olan Kızıl Meydan’a ulaşmak trafik nedeni ile çok azaplı oluyor. Yoğun trafik nedeniyle, havaalanından merkeze git sonra Murmansk uçuşu için merkezden yeniden havalimanına dönüş yap! Yarım günlük tur biraz sıkış tepiş yapılabiliyor.

İşin başka bir kötü tarafı Ruslarla anlaşmanın zorluğu. Yalnız başınıza giderseniz sakın ola rahatlıkla “Ruslarla İngilizce konuşarak anlaşırım” gibi bir fikriniz olmasın. Ruslarla İngilizce veya Rusça dışında başka bir dilde anlaşmanız çok mümkün değil. Dil bilen sayısı az. Bu nedenle kendiniz gidecekseniz daha İstanbul’da iken size orada rehberlik edecek ve anlaşabileceğiniz yerel bir rehber ayarlayın ya da turlarla gitmeyi tercih edin derim. Rusça biliyorsanız işin rengi değişir tabii ki. O zaman tatiliniz daha ucuza da gelebilir.

Murmansk gittiğimiz mevsimde oldukça soğuktu. Gün ışığının olduğu zaman ise çok azdı. Bunun anlamı kuzey ışıkları avı dışındaki aktiviteler için zamanınız kısıtlı oluyor. Mutlaka çok soğuğa uygun giysileriniz olmalı. Soğuğa uygun ayakkabı, termal içlik ve termal çoraplar İstanbul’dan edinilmeli. Lokal kimyasal ısıtıcılar, kar maskeleri ve uygun eldivenler, aktiviteler ve kuzey ışık avı için mutlaka yanınızda olmalı. İnsanın nefesi soğuktan donabiliyor. Aşağıdaki fotoğraf nefeslerimizin soğuktan görünür hale geldiğinin fotoğrafıdır.

Biz Murmansk’da Azimut Hotelde kaldık. Merkezde olan ve çok güzel bir oteldi. Otelin karşı sokaklarında para bozdurmak için banka şubeleri, şube önlerinde ise para bozan şahıslar var. Biz hem bankadan ve hem de satıcılardan para bozdurduk. Murmansk’da Ruble dışında para birimi kullanmanız pek mümkün değil. Kredi kartlarınız da savaş nedeniyle uygulanan ambargodan işlemeyecektir. Murmansk marketlerinde alışveriş yapma şansınız olacaktır. Özellikle votkalar çok uygun fiyatlılar.

Biz orada iken hem Moskova ve hem de Murmansk karlar altındaydılar. Tam kartpostallık fotoğraflar çekebildim. Zamanı gelince paylaşacağım.

Murmansk’da bulunduğumuzda yılbaşına yakın zamanlardaydık. Bu nedenle hem Murmansk ve hem de Moskova çok güzel ışıklandırılmış ve süslenmişlerdi. Sanki Rusya savaşta ve ekonomik ambargo altında olan ülke değilmiş gibiydi.

Bu bölümde önce Murmansk’da kuzey ışıkları avı ile ilgili izlenimlerimi paylaşayım. Murmansk’da 3 gece boyunca yemek sonrasında kuzey ışıklarını görmek için şehir dışına çıktık. Kuzey ışıklarını özellikle şehir ışıklarından uzakta olan yerlerden gözlemlemeniz gerekiyor. Bunun için Murmansk çevresinde ve en az 30 km kadar dışarlarda tepelik ve karanlık olan alanlara götürdüler.

Biz ilk yazımda bahsettiğim gibi şansız olan kuzey ışıkları avcılarındandık. Çıplak gözle görülür renk cümbüşlerine 3 gecenin hiç birisinde rast gelmedik. Ancak fotoğraf makinası ile çektiğiniz gökyüzünde silik halde yeşillik fark ediyorsunuz.

Genellikle kuzey ışıkları avı turlarına profesyonel olduğu söylenen fotoğrafçılar eşlik ediyorlar. Ama bence onların profesyonellikleri bizim çıplak gözle fark edemediğimiz auroraları fark edip fotoğraf makinalarına erken sarılabilmeleri. Bizden sonra birkaç hafta aralarla aynı yerlere 2 grup daha gitti ve onlar çok şanslılardı. Daha ilk geceden çıplak gözle kuzey ışıklarını görebildiler.

Kalabalık grup turları otobüslerle seyahat ettiklerinden belli saatlerde ve yaklaşık 3 saat boyunca ışıkları görmeye çalışıyorlar. Küçük gruplar ise aurora takip programlarına göre zamanı ayarlayarak daha nokta atışı kuzey ışığı avı yapıyorlar.

Evet sanal gezgin arkadaşlarım. Bizim Murmansk’daki kuzey ışıkları avımız pek de başarılı geçmedi. En azından hayalini kurduğum şekli ile kuzey ışıklarının gökyüzündeki dansını izleyemedim Yakalayabildiklerim sadece silik yeşil ışıklar oldu. Yukarıdaki belirgin kuzey ışıkları fotoğrafları aynı bölgeye başka turdan sevgili Teoman Cimit’e ve bizim gruptan sevgili Dr. Rabia Güven’e aitler. Bizim gittiğimiz ay belki kuzey ışıklarını izleme açısından riskliydi. Ocak ve şubat aylarında gidenler çok net olarak ışıkları görebildiler. Sizin anlayacağınız Murmansk’da hem diğer aktivitelere katılıp hem de kar topu oynayarak döndük. Moskova turları ise işin bonusu oldu.

Ancak sizin için Murmansk’da kuzey ışıkları avı asla bir alternatif olmaktan çıkmasın. Rusya’nın en kuzeyindeki bu şehrin sizlere 3 gün için sunacağı çok şey mevcut. Ne demek istediğimi bundan sonraki yazımdan anlayacaksınız

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

20.03.2024

Şafak Tanrıçası Aurora’nın Peşinde

Tanrıça Aurora
Tanrı Boreas

Bazı kaynaklarda “Kuzey Işıkları” için “Aurora Borealis” terimini ilk kez 1623 yılında Galileo Galilei’nin kullandığı yazılıyor. Şafağın Işığı anlamına gelen Aurora Borealis kelimesindeki Aurora Roma mitolojisinde Şafak Tanrıçasından, Borealis ise Kuzey Rüzgarları Tanrısı Boreas‘tan gelmektedir. Yani Şafak Tanrıçası ‘Aurora’ ile kuzey rüzgarının birleştirilmiş hali anlamında bir tanımlama.

Biz 19-24 Aralık 2023 tarihleri arasında Rusya’nın Murmansk kentine kuzey ışıklarını görebilmek umuduyla bir gezi yaptık. “Umuduyla” dememin nedeni kuzey ışıklarını görmenin gerçekten bir şans işi olmasıdır. Amacınız fotoğraflarını gördüğünüz doğanın renk cümbüşü olayını görebilmek! Önceden turu ayarlayıp, biletlerinizi alıyorsunuz ve bir dünya yol gidiyorsunuz. Sonrası orada bulunduğunuz zamandaki güneş patlamalarına, havanın durumuna, bulutların insafına bağlı kalıyor. Tabii ki aurora izleme programları ile nokta atışı ayarlama yapabiliyorlar. Ama siz orada iken havanın durumu sürekli yağışlı ve bulutlu ise buna program ne yapsın? Yaptığınız harcama, gezinizin başlangıç amacını karşılamayacak, umudunuz da boşa çıkacaktır. O zaman da bol bol kar topu oynar ve yurda dönersiniz. Bu dediklerimi yaşamış çok sayıda gezgin arkadaşım oldu.

Kuzey ışıklarını görmek için Rusya’nın Murmansk şehrine yaptığımız gezimizde yukarıda bulunan fotoğraf gibi net, çıplak gözle görülen Kuzey Işıklarına rastlayamadık. Yukarıdaki fotoğraflar aynı bölgeye gezi yapan profesyonel rehber ve sevgili arkadaşım Teoman Cimit‘in fotoğraflarıdır. Onun izniyle ve aynı bölgeye yaptığı geziden kendi çektiği fotoğrafları kullanmak zorunda kaldım. Kendisine teşekkür ederek konuya girelim. Bizim gezideki fotoğraflar, kuzey ışıklarını görmedeki şansızlığımız nedeni ile ancak aşağıdaki fotoğraf kadar olabildi.

Kutup Işıkları Dedikleri Ne Ola ki?

Kuzey Işıklarının adı çıkmış ama bunun bir de Güney Işıkları ( Aurora Australis) var. Yani aslında bunlara “Kutup Işıkları” (Kutup Aurorası) demek lazım. Kutup ışıkları, kuzey ve güney kutup bölgelerinde gökyüzünde görülen, yeryüzünün manyetik alanı ile güneşten gelen yüklü parçacıkların etkileşimi sonucu ortaya çıkan doğal ışımalardır. Aşağıdaki video olayı kabaca izah ediyor.

Biraz daha ayrıntısına girersek şu bilgileri sizlerle paylaşabilirim; Güneşte her zaman jeomanyetik fırtınalar yaşanıyor ve bunlar dalgalar halinde uzaya saçılıyor. Her yöne giden ve yüklü parçacıklardan oluşan dalgalar dünyamıza da ulaşıyorlar. Dünyamızın çevresinde var olan manyetik alan güneşten gelen bu parçacıkları saptırıyor. Yani bir nevi kalkan görevi görüyor. Bu parçacıkların dünyanın atmosferine girmeyi en çok başarabildiği yerler ise kutup bölgeleri. Çünkü bu bölgelerde güneşten gelen yüklü parçacıklar manyetik alan çizgilerine görece daha paralel hareket ederek manyetik kuvvetlere daha az maruz kalıyor. Güneşten gelen parçacıklar atmosferdeki oksijen ile etkileşime girdiğinde yeşil, azot molekülleriyle çarpıştığında mavi, iyonlaşmamış azot atomları ile çarpıştığında ise mor ya da eflatun ışık yayılıyor. Böylece kutup ışıkları olarak adlandırılan doğa olayı ortaya çıkıyor. Bu ışımalar genellikle geceleri gözlemleniyor. Ağırlıklı olarak da atmosferin iyonosfer tabakasında (70-400 km arasındaki kısım) meydana geliyor.

Türkiye’de Kuzey Işıkları-2023

Bu doğa olayı yaygın olarak 60 ve 72 derece kuzey ve güney enlemleri arasında görünüyor. Her iki kutup ışıklarının oluşumu benzer özelliklere sahip. Ancak Antarktika’da (Güney Kutbu), Arktika’da (Kuzey Kutbu) olduğundan daha yüksek enlemlerde kutup ışıkları görülüyor. Normal şartlarda Türkiye gibi orta enlemlerde yer alan ülkelerde kutup ışıkları görülmüyor. Ancak güneşten güçlü jeomanyetik fırtınalar koptuğu zamanlarda dünyamızın her köşesinden kutup ışıkları görüldüğü rapor edilmiş. Nitekim 2023 yılının kasım ayında Türkiye’de bile kırmızı renkli kuzey ışıkları görüldü.

Kuzey Işıkları Nerede Görülür?

Eylül-mart ayları aralığında görülebilen Aurora Borealis, dünyanın kuzey kutup dairesi içerisinde toprakları olan ülkelerden izlenebiliyor. Kuzey ışıkları için hangi ülkeye gideceğinizi seçmenizde en önemli kriterlerin başında maliyet geliyor. Her gezginin rüyalarını süsleyen renk cümbüşünü görmek için en çok Lapland olarak da bilinen bir bölge ziyaret ediliyor. Rusya, Finlandiya, Norveç, İsveç gibi ülkelerin kuzey kısımlarında kalan topraklar Lapland diye adlandırılıyor. Bu ülkeler arasında en ucuz gözükenler Rusya ve Finlandiya. Kanada ve Alaska‘da Kuzey Işıkları için, daha az olmakla birlikte, tercih edilen diğer yerlerden.

Bu bölgelerden sadece Rusya’daki Murmansk bölgesini ve İzlanda’yı ziyaret ettim. Ama kuzey ışıkları ile ilgili bu yazımı tamamlaması için Lapland’da tercih edilen diğer yerleri de araştırdım. Okuduklarımdan bu bölgeler hakkındaki bilgileri ve açık kaynaklardaki görselleri sizlerle paylaşmak isterim.

İsveç, kuzey ışıklarının görülebildiği diğer ülkelere nazaran daha ılıman iklim yapısıyla tercih edilebiliyor. İsveç’te Abisko Milli Parkı, Kiruna Bölgesi, Björkliden, Luleå, Jukkasjä ve Tornedalen kuzey ışıklarının görülebildiği turistik yerlerinden. Yazıldığı kadarından anladığım buzdan ve ağaçlardan tasarım otelleri ile daha lüks bir ortamda, daha ılıman bir havada kuzey ışıklarını görmek istiyorsanız İsveç’i tercih edeceksiniz.

Eğer kuzey ışıklarını görmek için Norveç’e gitmek isterseniz dikkat etmeniz gereken bazı konular var. Norveç diğer İskandinav ülkelerine göre daha pahalı. Ayrıca Norveç, kış aylarında yağış alan bir bölge. Bu nedenle gideceğiniz tarihlerde yağış olacaksa gökyüzü bulutlu olacağı için kuzey ışıklarını görmeniz imkânsız hale gelecektir. Norveç’e kasım ve aralık aylarında gidilmesi hava durumunun uygunluğu açısından daha çok tavsiye ediliyor. Norveç’in Svalbard Adası, Trondheim, Finnmark, Bodo, Alta, Tromsø, Narvik, Kjollefjord, Skibotn, Nordkapp, Tana Bru, Vardo ve Lofoten Adaları kuzey ışıkları için tercih edilen bölgeler.

Finlandiya, komşu Lapland ülkelerine göre daha uygun fiyatlı olması ve gündüz aktiviteleri bakımından daha zengin olmasıyla bir cazibe merkezi. Finlandiya’nın Kakslauttanen, İnari, Nellim, Utsjoki ve Luosto şehirleri kuzey ışıklarının izlenebildiği şehirlerinden bazıları.

Danimarka’nın Grönland Bölgesi, kuzey ışıkları deyince akla gelen diğer bölgelerden. Danimarka’nın özerk bölgesi olan Grönland’ın tamamı kuzey kutup dairesi içerisinde kaldığından burası kuzey ışıklarının yuvası haline geliyor. Bölgede kuzey ışıklarını görmeye en uygun şehirler, Nuuk, Ilulissat, Isortoq ve Ammassalik olarak belirtiliyor.

Rusya kuzey ışıklarının gözlemlenebildiği diğer alternatif yerlere göre oldukça uygun fiyatlı ancak diğer seçeneklerine göre daha soğuk. Rusya’nın kuzey kısmında yer alan Murmansk, kuzey ışıklarının en sık gözlemlendiği bölge. Türkiye’den bu bölgeye gitmeniz için önce Moskova’ya gitmeniz ve oradan da Murmansk’a 2 saatlik bir uçak yolculuğu daha yapmanız gerekecek. Murmansk dışında Naryan-Mar, Vorkuta, Yakutski, Kirovsk ve Petrozavodsk Rusya’nın Aurora merkezlerinden.

İzlanda pahalı tercihlerden olacaktır. İzlanda’da kuzey ışıklarının görülebildiği yerlerin başında Thingvellir Ulusal Parkı, Reykjavik, Vik, Vatnajokull ve Akureyni geliyor. 2016 yılında temmuz ayında İzlanda’ya güzel bir gezi yapmıştık ve yazısını da yazmıştım (https://gezekalin.com/2016/08/01/atesin-ve-buzun-yurdu-izlanda-baslangic/) İzlanda tercihinizde görebileceğiniz gayzerler, kaplıcalar, buzullar gibi diğer doğal güzellikler burayı cazip hale getirebilir. İzlanda’da elül- nisan ayları arasında kuzey ışıklarını görebilirsiniz.

Kuzey Işıklarının Kanada’da en iyi ekim ve mart ayı arasında izleyebileceği yazılıyor. Yukon, Manitoba, Alberta, Calgary, Nunavut, Tuktoyaktuk, Yellowknife, Whitehorse, Iqaluit, Kuujjuaq, Banff, Jasper Kanada’da Kuzey Işıkları için tavsiye edilen yerler.

Kuzey ışıklarını görmenin garantisinin verilmesi oldukça zor olmasına karşın Alaska, bu ihtimalin en yüksek olduğu yer. Alaska, uzun geceleri ve açık hava koşulları nedeniyle yıl boyunca kuzey ışıklarının görülebildiği nadir bölgelerden. Ağustos sonundan mayıs ayına kadar olan zaman dilimi içerisinde Alaska’ya giderseniz şansınız epey artacaktır. Alaska’nın neredeyse tüm şehirlerinden kuzey ışıkları gözlemlenebiliyor. Özellikle Fairbanks hem konaklama seçeneğini ve hem de kuzey ışıklarını görme ihtimalinizi artırmanız açısından tavsiye ediliyor. Buraya ulaşmak ise hem maliyetli ve hem de zor olacaktır.

Kuzey Kanada şehirleri arasında Churchill, Yellowknife, Newfoundland, Calgary, Banff, Manitoba, Igaluıt ve daha pek çok şehir muhteşem kuzey ışıklarını görebileceğiniz şanslı noktalardan. Kanada’nın bazı eyaletlerinde ağustos sonundan mayıs ayına kadar kuzey ışıkları gözlemlenebiliyor.

Evet Sanal Gezgin arkadaşları kuzey ışıkları ile ilgili bu giriş yazısı sonrasında sizlerle Murmansk gezimizi paylaşacağım..

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

18.03.2024

Salalah / Umman Gezisi-Batı Salalah

Salalah’da kaldığımız kısa sürede Salalah’ın batı kısımlarını da ziyaret etmeye çalıştık. İstanbul’da Batı Salalah gezilerini planlarken en uzakta olan Fazayah Plajına kadar gidiyorduk. Son durak olan Fazayah Plajına giderken Coconut Street, Haffa Souk, Dahariz Lagünü Kuş Gözlem Yeri, Al Baleed Arkeolojik Parkı ve Frankincense Toprakları Müzesi, Mughsail Plajı, Marneef Mağarası ve hava deliklerine de uğrayacaktık. Bu gezi tüm bir günü alabilecek gezi programıydı. Ama tatil gün sayımızın az olması gerçeği ile plajı ve yemekleri son derece güzel bir otelde vakit geçirmenin baştan çıkarıcı cazibesi yan yana gelince programı değiştirmek zorunda kaldık. “Belki bir gün kalan kısımlar için bir daha yolumuz buralara düşer” diyerek Batı Salalah’ta gezdiğimiz kısımları sizlerle paylaşmaya başlayalım.

Gezimize biraz geç başladık. Bunun nedeni Al Baleed Arkeolojik Parkının açılış saati olan 15:00’de orada olacak şekilde geziyi ayarlamaktı. İlk durağımız Coconut Street denen yer oldu.

Salalah tropikal meyve bahçeleri ile ünlü. Kokonat Caddesi, tahta kulübeler içinde her türlü tropikal meyvelerin satıldığı bir yer. Burada sıralanmış olan kulübelerdeki satıcıların birinden meyve satın aldık. Bir kilo muz için 300 Baizas (yaklaşık 24 TL) ödedik. Kokonat Caddesi’nde, otelde yediğimiz öğle yemeğinin hemen sonrası olunca pek bir şey denemek istemedik. Ama tezgahlar denemek isteyebileceğiniz bildiğiniz ve bilmediğiniz bir sürü meyve ile doluydu. Hiç bir şey denemeseniz ve yemeseniz dahi fotoğraf çekmek için bile gidilebilecek bir yer.

Sonraki durağımız Haffa Souk (Çarşı) oldu. Geçen Umman gezimizde bu çarşılardan güzel örnekler görmüştük. En iyi örnek olarak Nizwa’daki çarşıyı söyleyebilirim. Muscat’taki çarşı daha çok Hint ve Çin işi mallarla doluydu. Salalah buhurun memleketi olunca dükkanların çoğunda tütsü satışı yapılıyordu

Haffa, Salalah şehrinde semtin adı. Çarşıya verilen “Haffa Souk” ismi de bu semtten geliyor. Çarşının bir diğer ismi Al Husn Souk. “Al Hosn” Arapça “saray” demek. Umman’ın en önemli sultanı olan Sultan Kabus Bin Said’in bir sarayı da Salalah’ta bulunuyor. Çarşının saraya yakın olması nedeni ile buraya Al Husn Souk‘da deniyor.

Ad Dahariz Plajı beyaz ince kumu ve yer yer Hindistan cevizi ağaçları ile güzel bir plaj. Biz buraya flamingoların bulunduğu lagün için gittik. Muson yağmurlarında Ad Dahariz Deresi denize buradan kavuşuyor. Aslında muson mevsiminde dere kuş gözlemek için en güzel yermiş. Dere kenarına sıra sıra çardaklar da bu iş için yapılmış. Bizim gittiğimiz zaman dere yatağı kurumuş ve tek damla suyu da yoktu. Bu nedenle Ad Dahariz Plajına yönelip, oradan da lagüne doğru yürüdük.

Lagün kuş gözleme yeri olarak biliniyor. Daha sulu mevsimde bu lagün flamingolarla doluyormuş. Biz oradayken suyu çok azalmış olsa da lagünde bir kaç flamingo vardı. Onları fotoğrafladık ve sonrasında sahilde biraz yürüdük. Bu satırları yazarken Ad Dahariz Plajı ile ilgili çok güzel fotoğraflar gördüm. Bizim gezide bu kısmı da eksik yapmışız. Hindistan cevizi ağaçlarına doğru daha çok yürümeliymişiz.

Al Baleed Arkeolojik Parkı yakınlarında bir başka kuş gözleme yeri daha var. Buraya gitmeyi ihmal edebilirsiniz. Kuşları görmek için yanınızda dürbün olması gerekiyor.

Bu geziler beklediğimizden kısa sürünce arkeolojik park alanı açılışı için bir saatimiz daha kaldı. Biz de çay kahve içmek için Oasis Alışveriş Merkezine gittik ve vakit geçirdik. Sonrasında bu yönde yapabildiğimiz son aktivite olan Al Baleed Arkeolojik Parkı ve Frankincense Toprakları Müzesi gezilerimizi yaptık.

Tarihte bilinen ilk medeniyetlerden itibaren hemen hemen bütün dinlerde, dini törenler sırasında ateşe güzel kokulu madde atmak, yerine getirilmesi gereken önemli şartlardan biri sayılmış. Ele geçen arkeolojik buluntu ve yazılı belgelerden Çin, Hint, İran, Mısır, Mezopotamya, Anadolu, Yunan, Roma, Aztek ve İnka gibi eski medeniyetlerin hepsinde tütsü yakmanın manevi temizlenme ve tanrılara yaklaşma aracı olarak kabul edildiği biliniyor. Bu nedenle buhur (bahur) bir dönemler ticareti çok yapılan ve kıymetli bir tütsüymüş. Umman’da buhur (ya da Sığla ağacı) plantasyonları Wadi Dawkah‘ta bulunuyor.

UNESCO Dünya Mirası listesine göre Frankincense Topraklarını oluşturan dört bileşen var; Bunlar Al Baleed Arkeolojik Alanı, Sumhuram Eski Şehri (khor Rori), Wubar Arkeolojik Alanı ve Wadi Dawkah. Kayıp şehir Wubar’dan iç kesimlere kervanlarla buhur yollanırmış.

Al Baleed Arkeolojik Alanı ve Sumhuram Eski Şehri (khor Rori) ise bölgedeki antik limanlar ve bu limanlardan buhur, Afrika, Avrupa, Hindistan ve Çin dahil olmak üzere dünyanın diğer bölgelerine deniz yolu ile gönderilirmiş. Saati ayarlayamadığımızdan içeri giremeyip ancak dışarıdan gördüğümüz Sumhuram’da M.Ö. 4. yüzyıldan MS 5. yüzyıla kadar yaşam olmuş. Al Baleed ise 8. yüzyıldan, 16. yüzyıla kadar işlev gören antik bir liman.

İşte biz bugün Al Baleed Arkeolojik Alanı ziyareti yapacağız. Bu alanda aslında milat öncesi 2000’li yıllardan beri yaşam izleri mevcut. Ancak buranın esas önemi 8. yüzyıldan sonra buhurun bu limandan deniz aşırı ülkelere yollanmaya başlanması ile ortaya çıkıyor. Ünlü İtalyan Kaşif Marco Polo ve ünlü Faslı Gezgin İbn Battuta bu antik şehri ziyaret etmişler ve yazılarında muhteşem bir şehir olarak anlatmışlar.

Saat 15:00’i gösterince içeri giren ilk ziyaretçiler biz olduk. Ayrı olarak ücretlendirilen küçük golf arabalarıyla antik alanı gezebiliyorsunuz.

Al Baleed Arkeolojik alanında zamanın iktidardaki sultanlarının yaşadığı saraya ait kalıntılar var. Bu kalıntılar arkeolojik parktaki en büyük taş yığını.

Al Baleed’deki Ulu Cami, Al Baleed Cami olarak da biliniyor. Caminin kalıntıları etkileyici. Ulu Cami bir zamanlar var olan yerel mimarinin mükemmel bir örneği. 950 yıllarında yapıldığı tahmin edilen caminin toplam kapalı alanı 1.700 m2‘nin üzerindeymiş. Çatısında 144 sütun bulunuyor ve bunların çoğu hala bölgede görülebiliyor.

Alanda ki kazılar 1952 yılında başlamış. Daha kazılacak çok alan var gibi gözüküyor. Alanda sağlam olarak ayakta kalan diğer buluntular şehir surlarına ait. Alanda bir de lagün var.

Daha sonra Frankincense Toprakları Müzesini gezdik. Müzenin bir bölümü denizcilikle ilgili. Zamanında kullanılan gemilerin maketleri ve limandan çıkartılan denizcilikle ilgili buluntular var. Umman halkının bir zamanlar denizcilikte olan ileri düzeyleri ve öncülük ettikleri aletlerle ilgili olarak sunumlar yapılıyor.

Bu bölümün yanında ise gerek Al Baleed ve gerekse de Sumhuram Antik kenti kazılarından elde edilen buluntuların sergilendiği müze bölümü var.

Bu yazı ile Umman Salalah kenti ve civarı gezi izlenimlerimizi sizlerle paylaşmış oldum. Yeni yazılarda buluşmak üzere…

Gezekalın

29.02.2024

Salalah / Umman Gezisi-Doğu Salalah

Konakladığımız Fanar Hotel Salalah’a yaklaşık 25 km kadar doğuda kalıyor. İlk günü otel çevresini tanımakla geçirdik, sahilinden faydalandık. Bu arada ertesi gün için Salalah’ın doğusuna yarım günlük bir tur ayarlandı. Ama benim esas heyecanım başka! Sabah Marbat’ta şnorkelle dalış yapacağız. Geçen sene Umman’da Daymaniat Adalarında yaptığımız şnorkelle dalışın tadı hala damağımızda. Şnorkelle dalış sonrasında Marbat (Mirbat) eski şehir, Wadi Darbat, Khor Rori Arkeolojik Alanı gezilerimiz olacak.

Turun programını önceden yapmıştım ama şnorkelle dalış dahil gerçekleşmesi Fanar Hotel ekibi sayesinde oldu. Sabah bizi otelden alan araçla Marbat’a (ya da Mirbat) doğru yola çıktık. Marbat’ın otele uzaklığı yaklaşık 50 km. Umman’ın bu bölgesinin yolları çok düzgün. Buhur ticareti yanında Marbat’ın bir başka tarihsel önemi, 1972 yılında ayrılıkçı isyan hareketine ev sahipliği yapması. Marbat bir dönem Zufar Vilayetinin başkentliğini de yapmış.

Eski Marbat evleri, kerpiçten tipik yemen evleri tarzındalar. Pencere ve kapılar işlemeli. Bugün Marbat harap halde ve şehir tamamen terk edilmiş görünümde. Bir tek kalesi restore edilmiş.

Bize Marbat’ta şnorkelle dalış turunu ayarlayan ABT (Arabian Beach Tourism) firmasından Tanyel bey, dalış sonrası kısa bir Marbat şehir turu yaptırma nezaketini gösterdi. Kendisi Umman’ın bu bölgesinde bir kaç yıldır tüple dalış eğitmenliği yapan bir Türk. Fanar Hoteller grubu başındaki Mehmet Tunç Müstecaplıoğlu gibi, kendisi de burada tanıştığım Türklerden oldu.

Marbat Kalesi, Umman’da savunma amaçlı yapılmış son kalelerden sayılıyor. Tarihi 1806 yıllarına kadar gidiyor. Hem limana ve hem de Marbat çarşısına bakan bu küçük kale sonradan aslına uygun restore edilmiş.

Marbat’ta dalış, beklediğimden daha az etkileyici oldu. Bunda hava nedeni ile deniz suyunun bulanık olması bir neden olabilir. Bir başka neden ise geçen sene Muscat’ta şnorkelle dalış yaptığımız Daymaniat Adaları’nın çıtayı çok yükseklere taşıması olsa gerek. Aşağıdaki video bu şnorkel dalışında benim emektar Olympus makine ile çekildi.

Şnokel turunda sizi kıyıya yakın bir batık gemiye kıyıdan yüzerek götürüyorlar. Batık gemi çok sayıda deniz canlısına ev sahipliği yapıyor. Marbat sahilinde kıyıdan da şnorkel dalışı yapmanız mümkün. Ben daha çok kıyının hemen dibindeki kayalıkların civarında şnorkel yapmaktan zevk aldım. Bu kıyıda herhangi bir tesis yok. Bu nedenle eğer kendiniz gidecekseniz yanınızda suyunuzu filan götürmeniz gerekecektir. Dalış sonrası, önceden ABT firmasının kurduğu çadır altında çay, kahve ve atıştırmalıklarla vakit geçirdik.

Umman’da bir önceki gezimizde birkaç önemli wadi görme şansını yakalamıştık. Dhofari Dağı silsilesinde yer alan Wadi Darbat, içinde sadece birkaç güzel su havuzu bulunan o tipik vadilerden bir tanesi değil. Özellikle mevsiminde tam manası ile keşfetmek için kolayca bir gününüzü harcayabileceğiniz şelaleler, havuzlar ve nehirlerden oluşan tam bir doğa harikası. Maalesef şubat ayı Wadi Darbat’ın güzelliğini anlayabilmek için hiç de uygun bir mevsim değildi. Yine de görebildiklerimiz ortamın güzelliği hakkında bir fikir edinmemizi sağladı.

Muson mevsimi, Wadi Darbat’ta şelalelerin yoğun bir şekilde akmasına, doğanın parlak yeşile dönmesine ve gelişen bitki yaşamıyla canlı çeşitliliğinin artmasına neden oluyor. Yalnız yağışlı mevsim beraberinde kaçınılmaz olarak sisli, nemli ve yağmurlu bir hava olmasına da sebep oluyormuş.

Kaynaklarda bunun manzarayı gölgeleyebildiği, bazen suyun çok daha az mavi görünmesine neden olduğu yazıyor.  Ben şahsen bu olumsuzluklara katlanabilirim. Ama turizm sezonunda (Temmuz ve Ağustos) burada olan aşırı insan ve araç kalabalığı benim için katlanabilirliğin ötesinde kalır. Yine de yağışlı mevsimde burada bulunmak isterseniz tüm yol boyu park etmiş araçlar ve insan kalabalığına rastlamamak için sabahın erken saatlerinde burada olmanız tavsiye ediliyor.

Wadi Darbat’a ulaşmak oldukça kolay. Önce Wadi Darbat’ın tepe bölgesinden geziye başlamanızı tavsiye ederim. Buradaki nehir biz orada iken çok sakin akıyordu ve suyu da çok azdı. Nehirde ziyaretçilere tur attıran birkaç tekne vardı.

Bu alanda ilginç gelebilecek bazı kulübemsi evler bulunuyor. Anladığım kadarı ile bunlar yerel insanların kaldıkları yayla evleri.

Daha sonra Wadi Darbat’ın bizim orada bulunduğumuz ayı için tartışmasız en iyi yeri olan çağlayan şelaleleri bölümüne gittik. O mevsim için en kalabalık olan Wadi Darbat bölümü de sanırım burasıdır.

Burada yukarıdan aşağıya süzülen çok sayıda çağlayan var. Yukarı kısımda serbestçe gezen develer, ortama bir başka güzellik katıyorlar.

Yağışlı mevsimde 100 metre yükseklikten akan şelalenin bulunduğu kısım Wadi Darbat’ın son bölümü oluyor. Biz oraya gitmek için çaba sarf etmedik. Çünkü şelale kupkuruydu. Aşağıda soldaki ilk fotoğraf mevsiminde çekilmiş Wadi Darbat Şelalesi fotoğrafı, sağdakini ise ben çektim. Sağdaki fotoğrafta görülen beyaz kısım aslında kurumuş olan şelaleyi gösteriyor. Mevsimsel farkı net görebiliyorsunuz!

Diğer Wadi Darbat fotoğrafları, geçen sene Umman gezimizde bize rehberlik eden sevgili Basim Al Habsi tarafından mevsiminde çekilmişler. Sağ olsun! Kendisinden rica ettim ve yolladı. Kullanmama izin verme nezaketini gösterdi.

Wadi Darbat’ın sularında yüzmeye niyetiniz varsa buraya özgü bir paraziter hastalık olan Schistosomiasiz riski altında olduğunuzu hatırlatmak isterim. Wadi Darbat gezimiz sonrasında, yolda yukarıdan kuşbakışı fotoğrafını çektiğim Khor Rori’ye doğru yola düştük.

Taqah şehri yakınlarında bulunan Khor Rori çok önemli bir yerleşim yeri. Yazılı tarihi kaynaklarda MÖ 3. yüzyıldan itibaren adı geçiyor. Umman’ın İslamiyet’le tanışmadan önce varlığı bilinen en önemli arkeolojik alanı. Al Baleed arkeolojik alanı ve Frankincense Toprakları ile birlikte Umman’ın UNESCO Dünya Kültür Mirası yerleri arasında bulunuyor.

O zamanlar bölgede bulunan Ḥaḍramawt Krallığına ait bir yerleşim yeriymiş. Aslında burası Wadi Darbat’ın ağzında, çoğu doğa, bir kısmı insan eliyle bar şeklinde inşa edilmiş bir haliç. Zamanında Umman Denizi’nden halice gemiler girer ve mallarını boşaltırlarmış. Gemiler buradan buhur ve atları Hindistan’a taşır ve Hindistan’dan da buraya oranın mallarını boşaltırlarmış. Yani burası antik dönemin çok önemli bir limanı. MS 5. yüzyılda haliç ağzı gemilerin giremeyeceği kadar kumla kaplanınca burası önemini yitirmiş ve terk edilmiş.

Yanılmış olabilirim ama okuduklarımdan algıladığım Khor Rori denince arkeolojik alanın liman kısmını, Sumhuram denince buradaki yerleşim yerini anlamak gerekiyor. Efsanevi Saba Kraliçesinin yazlık sarayının da burası olduğu turistlere söylense de tarihsel olarak dönem uymuyor.

Biz araba ile arkeolojik alana vardığımızda, bizi büyük bir sürpriz karşıladı. Müze, cuma ve cumartesi günleri saat 15:00 ile 18:30 arası açıkmış. Diğer günler ise saat 08:30’dan itibaren açık oluyormuş. Ziyaret günümüz cuma ve saat ise 13:00’dü. Dolayısı ile 2 saat beklemek gerekecekti. Otelin arabası sabahın erken saatlerinden itibaren bu gezi için bize tahsis edildiğinden aracı orada o kadar saat bekletmek hiç uygun olmazdı. Biz de sadece dışarıdan bir kaç fotoğraf çekip alandan ayrılmak zorunda kaldık. Araç kiralasaydık bu önemli yeri ziyaret için mutlaka beklerdik. Arkeolojik alanın kapısından geçtikten sonra araçla belirli bir yere kadar gidiyorsunuz. Sonra ise yürüyerek antik şehri geziyorsunuz. Ülkeye dönüp bu yazıyı hazırlarken izlediğim videolarda antik kentin binalarının sağlamlığını görünce gezemediğimize çok hayıflandım doğrusu. Aşağıda izlediğim videolardan bir tanesinin bağlantısını verdim.

Khor Rori sonrasında Taqah Köyüne gezi yapılabilirdik. Sardalya balıkları ve balıkçılarıyla ünlü olan bu köyde bir de kale var. Burayı da zaman nedeni ile gezmedik. Hotelin aracını daha fazla tutmak istememe arzumuz, Fanar Hotelin güzel yemeklerine ve sahiline bir an evvel dönmek arzumuzla birleşince dönüş yoluna geçtik.

Salalah’ın doğu tarafı ile ilgili olarak sizlerle paylaşabileceklerim bunlar. Zaman dar ve konakladığımız alan çok güzel olunca klasik olarak her tarafa gitmek gibi bir teşebbüsümüz olamadı. Bu davranışımızda geçen sene Umman’ın iç kısımlarına yaptığımız gezinin varlığı da etken olmadı değil tabii ki! “Umman’da geçen sefer bolca kale gördük. Taqah Kalesini görmesek de olur” dedik doğrusu. Aşağıdaki fotoğraflara bakınca bize hak vereceksiniz…

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

24.02.2024