• Arşivler

  • Diğer 534 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 390.561 ziyaretçi
  • Mayıs 2026
    P S Ç P C C P
     123
    45678910
    11121314151617
    18192021222324
    25262728293031

Kültürlerin Karıştığı Ülke: Fas-Ouarzazate

Tüm Sanal Gezginlere yeniden merhaba..

Bu yazımda sizlere Fas gezimizde Merzouga’dan Ouarzazate‘ye kadar olan kısmı anlatacağım. Aslında gezimiz Marakeş’de sonlanıyor. Ancak Merzouga’dan Marakeş’e kadar yaklaşık 9 saatlik yol yapmak gerekiyor. Bu nedenle araya Todra Kanyonu ve Tinghir gibi gezi yerlerini koyup, Ouarzazate’de konaklama şeklinde bir program yapılmış. Bir gezide uzun araç yolculukları insanı bir süre sonra bezdirebildiğinden doğru bir yaklaşım olmuş.

Tinghir-FAS GEZİSİ 2025

Merzouga-Erg Chebbi Çölü tepelerinde sabah deve ile yapığımız gün doğumu aktiviteleri ve takibinde kahvaltı sonrasında, jiplere doluşup tekrar otobüsümüze bineceğimiz köye geri döndük. Yollarda turistleri sabah gün doğumu aktivitesi için sırtlarında taşımış ve görevlerini tamamlamış deve kervanları görüyoruz. Buradan Ouarzazate’ye doğru yola çıktık.

Ouarzazate Yolunda İnsan Manzaraları-FAS GEZİSİ 2025

Zaman zaman köyler, çoğu zaman da dağlar ve çöl alanları manzaramızı oluşturuyor. Fas’ın büyük şehirlerinde kadının erkeklerle beraber hayatın içinde olmalarını gördüm. Ama köylerinde, başları kapalı da olsa, bisiklet ve araba kullanan kadınları görmek, şeriat ile yönetilen bir ülkede hoşuma gitti.

Fas’da Vahalardaki Tarlaları Sulama Sistemi:Khettara – FAS GEZİSİ 2025

Yolda çıkrıklarla su çekilen yan yana dizilmiş su kuyuları fark etmiştim. Otobüs içinden çektiğim fotoğraflara bakınca onları hatırladım. Bu yazıyı hazırlarken araştırınca İran gezimden tanıdığım bir sulama sisteminin, burada değişik bir adla karşıma çıktığını öğrendim. Bunlara “Khettara“, Türkçesiyle “Drenaj galerileri” deniyor. Khettaralar yüzyıllardır Cezayir ve Fas’ın kurak bölgelerindeki su kaynaklarının en verimli ve etkili yöntemle kullanımını sağlamış. Khettaralar, vahalardaki tarlaları sulamak için yerçekimiyle su tablasından yüzeye su taşıyan bir hidrolik sistem. Buluş ve teknik eskiye dayanıyor. Orta Çağ’da, İslam birliklerinin Güney Akdeniz’i fethi sırasında buralara yayılmış. 2.500 yıldan daha önce bilinen yöntem, Murabıtlar döneminde bu topraklara Pers icadı olarak getirilmiş. Ben İran gezi yazımda tarihi sulama ve kanat sistemlerini ayrıntısı ile anlatmıştım.(https://gezekalin.com/2022/06/20/tum-cekincelerinizi-bir-kenara-birakin-iran-gezi-yazisisuster-tarihi-hidrolik-sistemi-danielin-mezari/ )

Günümüzde artık bu sistemin yerini çoğu yerde güneş enerji panellerinden sağlanan enerji ile çalışan su pompaları almış. Yol üstünde gördüklerimizin bir kısmı hala aktif sulamada kullanılsa da, bir kısmı da turistik amaçla kullanılıyor. Khettaralar, özellikle teknolojik gelişmeler, iklim değişkenliği nedenli şiddetli kuraklıklar ve yerel halkın bu tür bir sulama yöntemine olan ilgisizliği nedeniyle son yıllarda azalmış. Bu nedenle, bölgedeki farklı medeniyetler tarafından geliştirilen yüzlerce yıllık ve yerel atalardan kalma bilgi birikimi de ne yazık ki kayboluyor. Biz de bu tarihi sistemin yanından otobüsle geçtik gittik. Merzouga-Ouarzazate arasındaki seyahatinizde bu sistemi yakından görün derim.

Tinghir-Seyir Terasından Şehir Panoraması-Palmiye (Hurma Ağacı) Korusu / FAS GEZİSİ 2025

Merzouga’dan yola çıkıştan 3 saat kadar sonrası Tinghir‘e vardık. Tinghir, yaklaşık 30 kilometre uzunluğunda ve 4 kilometre genişliğinde bir vaha. Yemyeşil palmiye (hurma) ağaçları ve arkasında geleneksel kerpiçten kasbahları-evleri ile seyir tepesinden (Mirador del Palmeral) çok güzel panoramik fotoğraf veriyor. Burası Fas’ın en büyük palmiye vahası. Eski ve terk edilmiş izlenimi veren yerleşim yerleri arasında ve Palmiye Korusunda bir yürüyüş yapsak güzel olurmuş. Büyük ve eski bir yerleşim yeri. Daha az turistik ve dolayısı ile daha doğal görünümde. Tinghir, Fas’ın imparatorluk şehirlerini, Kara Afrika’ya bağlayan antik kervan yollarının kavşağında bulunan bu kent.

Tinghir-Seyir Terasından Şehir Panoraması-Palmiye (Hurma Ağacı) Korusu / FAS GEZİSİ 2025

Tepeden bakınca karşımızda tarımla ve halıcılık/dokumacılıkla hayatlarını kazanan göçebe berberi halkının yaşadığı bir köy var. Kasaba, yüzyıllar boyunca ticaret ve tarım için önemli bir merkez olmuş.

Tinghir-Seyir Terasından Şehir Panoraması-Palmiye (Hurma Ağacı) Korusu / FAS GEZİSİ 2025

Tinghir’in tarihi, eski ticaret yolları üzerinde bulunan stratejik konumuna dayanıyor. Yeri gelmişken bahsetmek doğru olacak; Kasbah kelimesi Fas’ın kuzey ve güney kısımlarında iki farklı mimari türe karşılık geliyormuş. Bu iki tür, görünüşte benzer olsa da, aslında oldukça farklı. Fas’ın kuzeyindeki kasbahlar Müslüman kültürüyle, güneydeki kasbahlar ise Berberi kültürüyle bağlantılılar. “Ne demek istedin?” diye soracak olursanız; Sahile yakın Müslüman kasbahları gelecekteki şehirlerin temel taşları olarak inşa edilirken, Berberi kasbahları başlangıçta devam ettirme veya genişletme niyeti olmadan stratejik noktalara yerleştirilmişler. Bu nedenle güneydeki kasbahlar çoğunlukla yapısal çöküşü önlemek için sürekli bakım gerektiren kerpiçten oluşan inşaat malzemeleriyle yapılmış. Tinghir’deki kasbah rüzgar ve yağmurun zaman içindeki etkisi ile yıkık ve harabe hale gelmiş. Bir sonraki gün gezeceğimiz Ait Benhaddou Ksar‘daki kasbah ve evlerde bunu yakından ve çok net olarak göreceğiz. Rabat kentinde, Udayas Kasbah’da olduğu gibi, kuzeydeki kasbahlar daha dayanıklı malzemelerle inşa edilmişler. Ülkenin iki yönündeki kasbahlar bu gibi açılardan çok farklı olabilirlerse de aynı zamanda bazı ortak unsurları paylaşıyorlar (Dört savunma kulesi ve tek bir giriş erişimi olan dikdörtgen bir düzen, genellikle tahıl ambarı için birinci kat, mutfak ve işçiler için ikinci kat ve aile için üçüncü katta odaların yerleşimi gibi).

Todra Vadisi’nin ilk sakinleri büyük ihtimalle Hristiyanlık döneminin başlangıcında Orta Doğu’dan hurma ağaçlarının getirilmesi nedeniyle bölgeye yerleşmişler. Bu hurma ağaçları yerel ekonomi için değerli bir kaynak. Bölgedeki ilk yerleşimciler koyu tenliymiş ve kısa süre sonra bölgeye kendi dillerini ve kültürlerini empoze eden Amazigh veya Berberiler tarafından takip edilmişler. MÖ beşinci yüzyılda Yahudilerin gelişi, Todra Vadisi’nin çeşitli kültürel dokusuna bir katman daha eklemiş. Bu tarihi eskilere dayanan, binlerce hurma ağacı ve bir kısmı yıkılmış kasbahların arasından, kısa da olsa yürümek ilginç olabilir.

Tinghir’de Satıcı-FAS GEZİSİ 2025

Biz panoramik fotoğraf için yer seçerken, otobüsümüzün durduğu tepede mevzilenmiş satıcılar bir anda çevremizi sardılar. Fas’da satıcılar pazarlığa çok müsaitler. Verilen fiyatın yaklaşık yarısını teklif edin. Teklif ettiğiniz fiyata ulaşamazsanız da orta bir yol mutlaka buluyorsunuz.

Tinghir Bölgesi, güneybatıdan kuzeydoğu Fas’a 700 kilometre uzanan ve kuzeyde 4.167 metreden yüksek bir zirveye sahip olan Yüksek Atlas ve güneyde Küçük Atlas Sıradağları arasında sıkışmış. Atlas Dağları’nın yükselmesi sonrası burada var olan deniz geri çekilince, kayaların kıvrımlara ve faylara dönüşmesine neden olmuş. Bu nedenle burada satıcı tezgahlarında, alanda bolca bulunan deniz fosillerinin satışlarını görüyorsunuz. Milyonlarca yıl boyunca doğa (rüzgar ve Todra Nehri erozyonu gibi araçları ile) bu coğrafyayı şekillendirmiş. Ortaya Todra Kanyonu gibi bir güzellik ortaya çıkmış.

Todra Kanyonu-FAS GEZİSİ 2025

Tinghir’e tepeden bakan bir yerde verdiğimiz fotoğraf molası sonrasında Todra Boğazı‘na doğru yola çıktık. Burada hem açlığımızı doyuracağız, hem de ortamda vakit geçireceğiz.

Todra Kanyonu-FAS GEZİSİ 2025

Todra Boğazı (Gorges du Todgha olarak da biliniyor), 300 metreye kadar yükselen yüksek kireçtaşı kayalıkları ile bölgedeki en muhteşem doğal güzelliklerden bir tanesi.

Todra Kanyonu-FAS GEZİSİ 2025

Dünyanın dört bir tarafından kaya tırmanışı yapmak için tırmanışçılar buraya geliyormuş. Biz de orada iken tırmanışcılarddan 3 tanesine denk geldik. Kaya tırmanışı benim yapabileceğim bir aktivite asla değil. Bu güzel kanyon, kurak çöl ortamından çıkınca insanı canlandırıyor.

Todra Kanyonu-FAS GEZİSİ 2025

Todra Kanyonu, 25 kilometreden uzun bir alana yayılıyor ve en etkileyici bölümü, her iki tarafta 300 metreye kadar yükselen kayalıkların bulunduğu dar bir koridor. Biz de bu alanı gezdik zaten. Bu muhteşem vadiyi oyan Todra Nehri hala kanyon içinden akmaya ve doğayı şekillendirmeye katkı sağlıyor.

Todra Kanyonu-Todra Nehri / FAS GEZİSİ 2025

Biz burada verilen yemek molasını pas geçerek kanyonun içinde yürüyüş yaptık. Sıra sıra satıcılar kanyonun bir kenarına tezgahlarını açmış giysi, şal, fosil ve başka şeyleri satıyorlar. Hemen hepsini bir ziyaret ederek sonunda mobil bir çay-kahve satıcısında mola verdik.

Sallama çay içsek de bu güzel kanyon içinde, Fas’daki en keyifli çayımızı içtik diyebilirim.

Todra Kanyonu-FAS GEZİSİ 2025
Todra Kanyonu-FAS GEZİSİ 2025

Todra Kanyonu gezimiz sonrasında günün son noktası olan Ouarzazate’ye doğru yola çıktık. Daha yaklaşık 200 km yolumuz var. Yol üzerinde gül yetiştiriciliğinin, incir ağaçlarının bol olduğu bölgelerden geçtik. Sonunda akşama doğru konaklama yapacağımız otele geldik. Hava daha aydınlık olunca merkezde olan otelin civarını gezmek için dışarı çıktık.

Kasbah Taourirt-Ouarzazate /FAS GEZİSİ 2025

Ouarzazate (Varzazat diye okunuyor), Berberi kökenli bir isim ve “Sessiz” anlamına geliyor. Burası güneyden ülkenin kuzeyindeki şehirlere gitmek isteyen Trans-Sahra tüccarları için bir geçiş alanı olmuş bir kent. Bugün için hala geçmişten kalma bir durak noktası ve çöle açılan bir kapı kimliğini korumakta. Zamanında küçük bir kasaba iken Fransız sömürge döneminde, 1928 yılından itibaren iyi yapılandırılmış bir şehre dönüşmüş ve gümrük karakolu ve idari merkez haline gelmiş. Şehir günümüzde golf ve kongre turizmi merkezi olması ile ön plana çıkmış. Bir diğer önemli gelir kaynakları ise, Hollywood başta olmak üzere, sinema sektörü için doğal bir plato olması ve stüdyolara sahip olması. Nüfusu yaklaşık 70000 kişi.

Kasbah Taourirt-Ouarzazate /FAS GEZİSİ 2025

Ouarzazate gezmesi kolay bir şehir. Görülecek herşey hemen bir cadde etrafında (Mohamed V caddesi ve tüm yan sokakları etrafında) dizilmiş durumda. Yürüyerek dolaşmakta sorun yaşamazsınız. Taourirt Kasbah cadde boyunca göze çarpıyor. Biz de hemen karşı caddedeki platforma çıkıp burayı bol bol fotoğrafladık. Kasbahın tarihi, bölgeyi feodal bir sistemle yöneten bir aile olan Paşa Glaui’nin temsilcisinin ikametgahı olarak hizmet verdiği 18. yüzyıla kadar uzanıyor. Fas’taki kasbahların geneline göre burası iyi korunmuş ve bazı bölümleri restore edilmiş. Üç yüze yakın odası varmış. Akşam vakti kasbah ve civarını ziyaret edemedik tabii ki.

Kasbahı karşıdan fotoğrafladığımız alanın hemen arkasında Sinema Müzesi ve yeni antikacılar, hediyelik eşya satan bir çarşı var. Müze, Ouarzazate’nin sinema kültürünü görebileceğimiz birkaç yerden bir tanesi. Ama gerçek bir sinemasever için Ouarzazate’den bir saatlik bir sürüş mesafesinde Atlas Stüdyoları‘nı veya CLA Stüdyoları‘nı ziyaret tavsiye ediliyor. Eğer sadece birini seçmeniz gerekirse de ilk önce Atlas stüdyoları önerildi. Çünkü en eski olan stüdyo burası ve Nil Mücevheri, Gladyatör gibi filmlerin sahneleri orada çekilmiş.

Antika ve Hediyelik Eşya Satılan Yeni Çarşı-Ouarzazate / FAS GEZİSİ 2025

Vakit diğer gezi yerlerini gezmeye müsait olmayınca biz de hemen arkamızda bulunan çarşıya girip günü bitirdik. Aslında Kasbah gezilebilirmiş. Gün ışığı bitince otele dönüp akşam yemeğine geçtik.

Kasbah Taourirt-Ouarzazate /FAS GEZİSİ 2025
Kasbah Taourirt-Ouarzazate /FAS GEZİSİ 2025

Sevgili Sanal Gezginler bir bölüm daha bitti. Marakeş’e geliyor sıra.

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

15.05.2025

Kültürlerin Karıştığı Ülke: Fas-Fez’den Merzouga Çölü’ne

Tüm Afrika kıtasının yaklaşık %30’luk kısmını kaplayan ve dünyanın en büyük sıcak çölü olma özelliğini taşıyan bir çöl var; Adı Sahra Çölü. Tam 9 milyon km² büyüklüğünde ve dünyanın ikinci büyük kıtası olan Afrika Kıtası’nın ortası ile kuzeyini ayırıyor. “Sahra“, Arapça kökenli bir kelime ve “Çöl” anlamına geliyor. Ancak sonradan “Sahra” özel bir ada dönüşmüş. Sınırları doğuda Kızıldeniz’den, kuzeyde Akdeniz’e ve batıda Atlas Okyanusu’na kadar uzanıyor. Güneyde ise 6 adet Afrika ülkesi ile sınırlı. Çölden sonra yarı kurak bir iklim kuşağına sahip güneydeki bu bölgeye Sahel Bölgesi deniyor. Toplamda ise 11 ülkenin Sahra Çölü ile teması var.

Sahra Çölü-Merzouga /FAS GEZİSİ 2025

Tartışmalı Batı Sahra Bölgesi’nin dahil edilip edilmemesine göre değişmekle birlikte, Fas topraklarının yaklaşık %45’i Sahra Çölü’ne dahildir. 266.000 km² yüzölçüme sahip ve tamamı Sahra Çölü içinde olan Batı Sahra topraklarını çıkartırsak, Fas’ın güney ve güneydoğu çöl bölgeleri (Zagora, Errachidia, Guelmim gibi) yaklaşık olarak 50.000–70.000 km² bir alanı kaplar. Yani Batı Sahra’yı çıkartsak 446.500 km² yüzölçümüne sahip Fas topraklarının ortalama 7 ila 8’de biri Sahra Çölü içindedir.

Sahra Çölü-Merzouga /FAS GEZİSİ 2025

Fas’da Sahra Çölü turları için ön plana çıkan birkaç yer var. Bunlardan ilki, en bilinen ve kolay erişilebilir olanı Merzouga-Erg Chebbi Çölü, diğeri ise Erg Chebbi’den 40 km uzaklıktaki Erg Chigaga Çölü. Sonuncusu daha geniş kumullara sahipse de, ulaşımı daha zor. “Erg” kelimesi Arapça’da “Kumul” anlamına geliyor. Kumullar tüm çölün yalnızca yaklaşık %15’lik oranını meydana getiriyor. Yani çölde her tarafta ince kumulların var olduğunu düşünmeyin. Arapça “Hamada” ise “Kayalık” anlamına geliyor. Rüzgar çöldeki küçük boyutlu malzemeyi süpürünce, aşınma sonucu geride havalandıramadığı iri malzeme kalıyor. Geride yığılı kalan by malzemeye “Hamada” deniyor.

İfran’a Doğru Zorunlu Molada Beklerken / FAS GEZİSİ 2025

Çöle kar yağar mı? Evet! Yağabiliyor ve yakın tarihte 3 kez yağmışlığı var. 2024 yılı ekim ayında çölde 2 gün süren şiddetli yağmurlardan gölcükler oluşmuş. Bizim Rabat ve Fez’de yağmura yakalandığımız zaman, burada da yağmur yağmış. Sahra Çölü mineraller bakımından o kadar zengin ki Amazon Bölgesi’ndeki bitkiler bile Sahra Çölü’nden gelen rüzgârla besleniyor. Her yıl yaklaşık 40 milyon tonluk kum, Sahra Çölü’nden Amazonlar’a rüzgarla yolu ile taşınıyor. Seyahat eden kum tanelerindeki fosfor, Amazonlar için gübre görevi görüyor.

Merzouga-Erg Chebbi Çölü-Gün Doğumu / FAS GEZİSİ 2025

Fas gezisi, Sahra Çölü’nde en azından bir geceyi geçirmeden asla tamamlanmamalı. Biz de gezinin o kısmını yapmaya çalıştık. Çölün gün batımı da, gün doğumu da, gece karanlığında gökyüzündeki yıldızlarını sayması da, deve sırtında gezmesi de ya da jiple kumullarda safari yapması da başka bir zevktir. Daha önce bu zevki başka ülke çöllerinde tatmışlığımız olmuştu. En son Umman’da çöl gezimiz olmuştu.

Merzouga-Erg Chebbi Çölü-Gün Doğumu / FAS GEZİSİ 2025

Fez gezimizin hemen ardından Merzouga-Erg Chebbi’de çöl gezimizi gerçekleştirmek için yollara düştük. Yol çok uzun. Orta Atlas ve sedir ormanları içinden geçerek İfran ve Azrou yoluyla Erfoud’a ulaşacağız. Midelt ve sonrasında Yüksek Atlas Dağlarını geçtikten Merzouga’ya ulaşacağız. Merzouga, Cezayir sınırının 55 km yakınındaki bir köy. Bu köyün halkının en büyük kazancı bölgeye gelen turistler. Yani 50 km’ye 5 km ölçülerindeki Erg Chebbi kumullarından para kazanıyorlar. Genelde bu çölde Tuaregler denen ve Berberi dili konuşan bir halk yaşıyor. Ama bu halk sadece Fas’da değil Afrika’nın başka ülkelerinde de yaşıyorlar

Merzouga-Erg Chebbi Çölü-Hamada Gün Batımı Kutlaması /FAS GEZİSİ 2025

Yaklaşık 8 saat yol yaparak 465 km sonra Merzouga’da bizi bekleyen jiplere binip, kalacağımız çöl kampına ulaşacağız. Burada gün batımı için develer sırtında yolculuk yapıp kumul tepelerinde gün batımını izleyeceğiz. Sonra da akşam yemeği ve çölde ateş çevresinde Berberi müziği dinleyeceğiz. En azından kağıt üzerindeki programımız bu şekilde.

Merzouga-Erg Chebbi Çölü-Gün Doğumu / FAS GEZİSİ 2025

Rehberlerimizin akşamdan aldıkları kararla sabahın çok erken saatlerinde Fez’den yollara düştük. Amaç erkenden alana varıp programda olan deve sırtında gün batımı kısmını uygulayabilmek. Yağmur bugün yok ve hava pırıl pırıl güneşli. Yağmur yok ama aksilik var! Yolculuğun daha bir saati ancak dolmuş ve İfran’a bile ulaşamamıştık ki otobüsümüz ciddi bir arıza yaptı ve yollarda kaldık. Yeni aracın gelmesini yaklaşık 2 saat bekledik. Tur firması yeni otobüs getirtti. Ona eşyaları taşıyıp tekrar yollara düştük. Otobüs bozulması ve “İfran’da bir kahve içelim moralimiz düzelsin” derken epey vakit kaybetmiş olduk. İyi ki sabahın çok erken saatinde yollara düşmüşüz. İfran, Fas’ın dağlık bölgelerinden ve yemyeşil bir yer. İfran’dan biraz daha yol yapıp da yükseklere çıkmaya başlayınca, ağaçların tepelerinde daha önceden yağan karları gördük. Bu ortamdan çöle geçiş ne kadar da inanılmaz!

Ağaç Tepelerinde kar manzarası-FAS GEZİSİ 2025
İfran-Merzouga Yolunda Mola / FAS 2025

Yol gerçekten çok güzel manzaralara sahipti. Biz de manzaranın keyfini çıkartmaya bıraktık kendimizi. O yemyeşil ormanlık, tepelerinde kar olan dağ manzaraları, zamanla yerini çorak araziye bırakmaya başladı. Yolun kalan kısmını ne kadar hızlandırmaya çalışsak da gün batımında kumullara deve sırtında gitmek hayal oldu tabii ki.

Merzouga’da otobüsten inip jiplere dağılsak ve yola düşsek de, 35 km ötedeki kampa ve kumullara gün batımı için ulaşmak mümkün olmadı. “Gün batımını bari kaçırmayalım” dendi ve yolda jiplerden inip “erg” yerine “hamada” da şampanya patlatarak gün batımını seyrettik.

Sonunda akşamın ilerleyen saatlerinde kamp alanımıza vardık. Geceleme için seçilen kamp güzel bir yerdi. Djellaba veya jillaba denen uzun giysileri yataklarımızın üstlerine bırakmışlar. “Adettendir diyerek” bizler de bu yerel giysileri giydik.

Yemek ve sonrasında ateş başında berberi müziği dinledik. G’naui denen vurmalı çalgıların ağırlıklı olduğu müzik türünü çoğunlukla Senegal’li müzisyenler yaparlarmış. Bizimkiler onlardan mı bilemedim ama müzik yapanların çoğu bize restoran kısmında bizlere yemekte hizmet veren arkadaşlardı. Çıtırdayan alevlerin rahatlatıcı etkisi, yanık Afrika ezgileri, günün yorgunluğu ve yolun stresi derken erkenden gözlerimiz kapandı. Uykuya çekildik.

Sabah gün doğmadan uyandırılıp, kahvaltı yapmadan develere binmek üzere kampın arkasına yönlendirildik. Gökte, ucundan biraz yenmiş dolunay haline yakın ay var. Ortamın aydınlanmasına onun da katkısı var. Yaklaşık 7/8 develik küçük bir kervan yapıldı. Her bir deveye bir kişi yerleştik. Önde, lider deveyi çekerek yön veren Berberi arkadaş, gün daha ağırmadan yollara düştük. Kendinizi, dolaştırılan sünnet çocukları gibi hissetseniz de kumullar üstünde deve sırtında dolaşmak çok güzel bir duygu. Çöl gemisi denen develer müthiş hayvanlar. Yaklaşık yarım saatlik bir gezinin ardından kumul tepesine ulaştık ve gün doğuşunu beklemeye başladık.

Gecenin karanlığından, gün doğumuna geçerken kumulların rengi de değişip duruyor. Ufuk çizgisinde güneşin ilk ışıkları ortaya çıktıkça biz de civarın güzelliğinin farkına varmaya başlıyoruz. Güneşin ilk ışıkları altında kumulların rengi kızıla dönüyor. Sonra da kızıllık gittikçe sarıyla yer değiştiriyor. Harika bir deneyim.

Bir an dünkü otobüsün bozulması ile kaybedilen zaman sonucu çöl kumullarında gün batımını kaçırdığımıza fena hayıflandım. Çölde iki gece geçirmek yerine, öğle geç saatlerde kampa varıp “gün batımı” ve ertesi gün “gün doğumu” yapmak isterdim. Jip safari benim açımdan ihmal edilebilirdi. Bizimkisi “Çölde bahtsız bedevi şansı” oldu. Sonradan yeni gelen otobüs de Marakeş yolunda bozulunca “İyi ki çölde kutup ayısına rastlamadık!” dedik. Kötü tesaadüf oldu.

Çölde kalabildiğimiz kadar kaldık. Kumullarda çocuklar gibi şendik. Herkes, bir diğerine bol bol pozlar verdi. Ortamı fotoğraf karelerimize hapsettik. Çölde fotoğraf çekmeyi hep sevmişimdir. Güneş iyice yükselip, ayı gökyüzünden kovunca kampa geri döndük. Fas gezimizde en güzel kahvaltılardan birisini burada yaptık. Sonra da toparlanıp Marakeş’e doğru yollara düştük.

Fas’da çöle ulaşmak uzun ve zahmetli. Ancak mutlaka deneyimlemeniz gereken bir gezi parçası. Biz kolay kolay gezdiğimiz yere bir daha gitmiyoruz. “Zaman ve para kısıtlı, farklı yerlere kullanmak gerekir” diye düşünüyoruz. Ama bu gezi yazısını yazarken, çöl fotoğraflarına bakarken kendi kendime “Acaba bir daha mı bu geziyi yapsak?” diye sormadım değil…

Fas yazısında artık sona yaklaştık. Gezekalın

Dr Ümit Kuru

14.05.2025

Kültürlerin Karıştığı Ülke: Fas-Fez/2

Medreseleri geçmiş zamanın en önemli eğitim kurumları olarak düşünmek lazım. Buralarda temel olarak İslam Hukuku (Fıkıh) eğitimi verilirdi. Fez’de Medreseler çoğunlukla, zamanın en üst düzey eğitim merkezi (üniversitesi) kabul edilen El-Karaviyyin Cami (Üniversitesi) (Al Quaraouiyine) civarlarında kurulur ve oradaki eğitime katkı verirlermiş. Medreseler diğer kentlerden eğitime gelen ama kalacak yeri, eğitimi sürdürecek ve hayatını idame ettirecek geliri olmayan fakir öğrenciler için barınak ve temel ihtiyaçların sağlanma yeri olmuşlar.

Al Attarine Medresesi-Fes /FAS GEZİSİ 2025

Bazı medreseler, özel eğitim kurumları gibi, özel hocaların fıkıh derslerini verdikleri kurum görevi de görürlermiş. Fez Medinası içinde bu medreselerden çokça bulunuyor. Fez şehrine Merinid Hanedanlığı döneminde çok önemli eserler kazandırılmış. Biz gezimizde bunlar arasından Al-Attarine Medresesi‘ni gezdik.

Al Attarine Medresesi-Fes /FAS GEZİSİ 2025

Al-Attarine Medresesi, hem Fez’deki en önemli manevi merkezlerden ve hem de çok ziyaret edilen yerlerden birisi. 1323-1325 yılları arasında, bizzat dönemin Merinid Sultanının emri ve gözetemi ile inşa edilmiş. Adını baharat ve parfüm pazarı olan Souk al-Attarine‘den almış. Burası çok sayıda alim ve zanaatkarın yaşadığı ve çok uzun bir tarihe ve kültürel geçmişe sahip olan bir medrese. Başlangıçtan itibaren, dünyanın en eski ve uzun soluklu üniversitesi olarak kabul edilen komşu Al Quaraouiyine (Karaviyyin) Camisinin bir eki olarak tasarlanmış.

Medresenin merkezi avlusunda Merinid Sultanlığı zanaatkarlarının yaptığı muhteşem mozaikleri (veya zellij), sıvaları ve özellikle sedir olmak üzere kıymetli ağaçlar üzerine oyulmuş geleneksel İslami motifleri görebilirsiniz.

Attarine Medresesi Mihrab Kısmı-Fez / FAS GEZİSİ 2025

Medresenin ortasında görkemli bir mermer çeşmenin bulunduğu açık bir avlu var. Avlunun sonunda, son derece süslü sedir ağacından bir kubbenin örttüğü ve mihrabın bulunduğu dua odası var. Oniks sütunlar, mihrabın veya nişin iki yanında yer alıyor.

Medresenin duvarları, süsleme amacıyla Kur’an’dan ayetlerin yazıldığı güzel mozaiklerle süslenmiş. Duvarların üst kısmında çiçek motifli detaylı sıva işçiliğinden gözlerinizi alamıyorsunuz. “Taqshir” veya “soyulmuş iş” adı verilen özel bir fayans kesme tekniği varmış. Ben de okuyunca öğrendim.

Al Atarine Medresesi Taqshir Sanatı Örneği-Fes /FAS GEZİSİ 2025

Seramik üzerindeki parlak kaplamanın yani “seramik sırın” bir kısmını törpüleyerek harfleri veya diğer dekoratif şekilleri oyma esasına dayanan bir sanat. Bu tekniğin en güzel örnekleri Attarine Medresesinde sergileniyor.

Medresenin üst katları, genç öğrencilerin uzun yıllar ders çalıştıkları, pencereleri orta avluya bakan küçük odalarla kaplı. Burada öğrencilerin kaldığı 30 adet oda bulunuyor ve toplamda 60 öğrenci kalabiliyormuş.

Zamanının en değerli zanaatkarlarının, seyretmeye doyamadığımız ince işleri ile kaplı medreseyi terk ederek yakındaki Karaviyyin Camisine doğru yol aldık. Önce cami alanına üstten bakan bir binaya çıktık. Fez’in manevi merkezi olan, Sorbonne veya Oxford’dan bile daha uzun bir tarihe sahip, dünyanın en eski üniversitesine de ev sahipliği yapan Karaviyyin Cami alanını üstten fotoğraflamaya çalıştık. Devasa yeşil piramit çatısını ve minaresini üstten fotoğrafladık.

Karaviyyin Cami Panoraması-Fez / FAS GEZİSİ 2025

Günümüzde Karaviyyin Cami, Unesco ve Guinness Dünya Rekorları Kitabı tarafından dünyada hala faaliyet gösteren en eski üniversite olarak kabul edilmektedir.

Bir efsaneye göre Karaviyyin Cami, 859 yılında Fatima al Fihriya adlı zengin bir kadının finanse etmesi ve bu uğurda tüm mirasını harcaması ile inşa edilmiş. Fatima el-Fihriya günümüzde Tunus sınırlarındaki Kayravan’da zengin ve eğitimli bir ailenin çocuğu olarak doğmuş. Aile, Kayravan şehrinden Fez’e göç eden büyük bir topluluğun parçasıymış ve bu yüzden göç ettikleri şehrin ismini, yaptırdıkları camiye (Al Quaraouiyine Cami) vermişler.

Al Quaraouiyine Cami- Fez / FAS GEZİSİ 2025

Fatima’nın kız kardeşi Meryem’de Fez’in içindeki Al-Endülüs Camisi‘nin mali destekçilerinden olmuş. Yani o dönemden günümüze kadar gelen bu iki güzel camiyi, bu iki kızkardeş yaptırmış. Ancak bu dini merkezin o dönemde Fas’ın bu bölgesini yöneten II. İdris’in bir oğlu tarafından inşa ettirildiği ve Fatima’nın hikayesinin gerçek olmaktan çok, bir efsane olduğu konusunda ısrar eden bazı yazılar da var. Her ne olursa olsun tartışmasız gerçek, kompleksin 12. yüzyılda Murabıtlar tarafından genişletilmiş ve dekore edilmiş olması.

Al Quaraouiyine Cami- Fez / FAS GEZİSİ 2025

Cami içine Müslüman olmayanların girmesi yasak. Müslüman olanlar avluya alınıyor ama namaz saati dışında da bina içine alınmıyor. İçeri girseniz de fotoğraf çekmek olmuyor.

Ayakkabıları çıkartıp, “Selamün aleyküm” ile içeriye girdik. İçerdekilerce şüpheli bakışlara maruz kalınca da “Türkiye-İstanbul” diyerek Müslümanlığımızı ispatlamış olduk. Faslılar bu cami işleri konusunda son derece hassas ve katılar. Kendilerine saygı gösteriyoruz tabii ki. Yalnız camiler konusunda söylemem gereken bir şey var ki ezan orada bizdeki gibi bangır bangır bağıran hoparlörler aracılığı ile okunmuyor. Kabul edilebilir ve yakındakinin duyabileceği bir ses düzeyi ile okuma yapılıyor. Makam bizdekinden farklı gibi geldi bana. Dikkatli olan birisi olsam da, bu konulara biraz uzak birisi olarak, bu son kısımda yanılıyor da olabilirim.

Al Quaraouiyine Cami- Fez / FAS GEZİSİ 2025

Hemen avlu kısmından çektiğim fotoğraflardan da göreceğiniz gibi Fez’in kalbindeki caminin iç tasarımı nefesinizi kesici güzellikte. Karmaşık oymalar ve renkli fayansların eklendiği mimari bir şaheser. İçeriden görülememesi çok kötü. Öte yandan, binanın dışı oldukça sade, sütunlarla desteklenen bir dizi beyaz kemerden oluşuyor ve akademik binalarla çevrili büyük bir merkezi avlusu var. Al-Qarawiyyin Camisi (Karaviyyin) ibadet sırasında 20.000 kişilik kapasiteye sahipmiş.

Moulay İdris II’nin Türbesi-Fez / FAS GEZİSİ 2025

Fez’in bir diğer manevi simgesi Moulay İdris II’nin Türbesi. Fez şehrinin koruyucusu ve ülkenin en saygı duyulan azizi olan Moulay Idris II’ye adanmış bir türbe. Türbe, 807’den 828’e kadar hüküm süren İdrisid hanedanının krallarından biri olan Moulay Idris II’nin kalıntılarını barındırıyor.

Moulay İdris II’nin Türbesi-Fez / FAS GEZİSİ 2025

Söylenceye göre 1308 yılında, yani Moulay İdris‘in ölümünden tam beş yüzyıl sonra, mezarında bozulmamış bedeninin bulunması, onun bir aziz olarak görülmesine neden olmuş. 1717’den 1824’e kadar, Arap kültüründe Zaviye olarak bilinen kutsal bir yer olarak bir türbe inşa edilmesine karar verilmiş. Bulunduğu alan ‘Kutsal Bölge’ olarak adlandırılıyor ve Müslümanlar türbeye günde 24 saat erişebiliyor. Ancak diğer dinlerin mensuplarına kesin bir yasak mevcut.

Moulay İdris II’nin Türbesi-Fez / FAS GEZİSİ 2025

Türbenin iç kısmı Arap sanatına uygun olarak yapılmış olup, mozaik, sıva ve çinilerle zenginleştirilmiş. Kapıdan içeriye bakmakla yetindik. Ancak içeride ibadete mi gelmişler? Yoksa görevliler mi? Anlayamadığım insanlar, davranışları ile, ortamın kutsaliyetini biraz bozuyorlar sanki.

Moulay İdris II’nin Türbesi-Fez / FAS GEZİSİ 2025

Fez Medinası içinde Bakırcılar Çarşısı, Dericiler Çarşısı, Marangozlar Çarşısı, Baharatcılar Çarşısı (Attarine), Düğün Çarşısı gibi adlarla anılan çarşılar bulunuyor. Bu çarşıların bir kısmını hızlıca gezebildik. Dar sokaklarında yürüdük.

Fez Medinası- Fez / FAS GEZİSİ 2025

Nejjarine Çarşısı bu önemli çarşılardan bir tanesi. Nejjarine Çarşısı’nda (Nejjarine, Arapçada ‘Dolapçı’ anlamına geliyor), ahşaptan yapılmış her türlü eşyayı bulabilir ve hatta marangozların devam eden işlerine verdikleri emeği izleyebilirsiniz. Bu çarşı, Ahşap Sanatları ve El Sanatları Müzesi’ne de ev sahipliği yapıyor.

Nejjarine Müzesi ve Çarşısı-Fez / FAS GEZİSİ 2025

Nejjarine Müzesi, bir zamanlar Fez’e seyahat eden seyyar tüccarlar tarafından kullanılmış olan, geleneksel bir eski han veya kervansarayın müze halinde restore edilmesi ile oluşturulmuş. Geçmişte burada birinci katta mallar depolanıp satılırken, gezginler üst katlarda barındırılıp besleniyormuş. Bu çarşı, Fez’in en eski (ve en güzellerinden biri olan) Nejjarine Çeşmesi‘ne de ev sahipliği yapıyor. Gerçi çeşme tadilattaydı ve örtüler arkasına saklanmıştı. Ama meydanda böyle bir önemli çeşmenin olduğunu bilmenizi isterim.

Medinanın dar sokaklarında gezerken bile bizi ıslatan yağmurdan kaçmak ve midelerden gelen açlık gurultusunun sesini biraz olsun bastırmak amacı ile yemek için bu alanda serbest zaman verildi. Biz de müzenin hemen yan sokağındaki eski evlerden bozma Restorante les Idrissides adlı restorana yönlendik.

Ortam çok otantik ve güzel. Ancak bir anda grup olarak içerideki tüm masaları habersiz doldurunca hali ile mekanda bir telaş ve serviste gecikme oldu tabii ki. Masaya öncelikle meze türü yiyecekler geliyor. Bir de Fas’da yemeğe doyamadığımız ekmek bırakılıyor. Ben yumurtalı köfte siparişi verirken, masadaki diğerleri tajin (tavuk ve et) siparişlerini verdiler. Maksat Fas yemeklerini tatmak. Yumurtanın köfteye bu kadar lezzet vereceğini aklıma getirmezdim. Fas’a giderseniz mutlak deneyin derim.

Güzel bir yemek sonrasında zamanımız varken biraz yakın dar sokaklara dalalım istedik. Köşede bulunan kahvecide kahve içtik. Bir kısım arkadaş buranın özeli olan nane çayı içti. Ahşap Müzeyi gezmek yerine sokakları tercih ettik ama bu yazıyı hazırlarken müzeyi gezemediğime çok üzüldüm. Fez kesinlikle 2 tam gezi gününü hak eden bir yer.

Fez Medinası- Fez / FAS GEZİSİ 2025

Medinanın diğer çarşılarının içinden geçerek çıkış kapımıza doğru yürüyüşe devam ettik. Başımızda rehberler olmazsa biz bu dar sokaklarda kaybolur gideriz.

Fes Medinası her köşesinde bir fotoğraf karesi çıkabilen, kaotik bir ortam. Sanki zaman burada hapis olmuş kalmış. Camiler hariç, kimsenin sizden rahatsız olmadığı, yüzyıllardır aynı şekilde yaşamın devam ettiği bir dünya burası.

Burası içinde sadece alışveriş yapacağınız dükkanlar veya fotoğraf karelerinize hapsedeceğiniz insan karakterleri barındırmıyor. Dışarıdan bakınca sade, hiçbir özelliği yokmuş gibi duran çok sayıda tarihi eseri de saklıyor. Onları arayıp bulmanız gerekiyor.

Fez Medinası, Fas medinaları içerisinde en güzel ve özel olanı…

Gezmekten eksik kalmayın, Gezekalın

Dr Ümit Kuru

Fez Medinası- Fez / FAS GEZİSİ 2025

Kültürlerin Karıştığı Ülke: Fas-Fez/1

Bu yazımda sizlerle Fas’ın önemli bir şehri olan Fez Şehri ile ilgili paylaşımlarda bulunacağım. Önce “Fes’mi Fez’mi? Hangisi doğru?“diye siz de benim gibi sorgularsanız, “ikisi de yanlış değil” derim. Ama ben başa takılan “fes” ile karışmasını uygun görmediğimden “Fez” diye devam edeceğim. Yeri geldi anlatayım; Osmanlı’nın bir alışkanlığı Berberi ülkelerini, başkentlerine göre adlandırırmış. Tunus, Cezayir ve Trablus (Libya) bu isimlendirmelerin örnekleri. Fas ülkesini de, başkenti Fez’den (Fas) alıntılayarak isimlendirmiş ve biz de o şekilde adlandırmaya devam ediyoruz. Batı Avrupa dillerinde ise Fas ülkesi için adlandırma, diğer tarihi başkent Marakeş’ten bozma “Morocco“‘ şeklinde yapılıyor.

Chouara Tabakhanesi Fez / FAS GEZİSİ 2025

Fez, Fas’ın üçüncü büyük şehri. Bugün resmi başkent olmasa da Fas’ın manevi ve kültürel başkenti olarak kabul ediliyor. Fez, Fas tarihinde 8. yüzyıl sonları-10. yüzyıl başlarında Fas topraklarında hüküm süren ve 789 yılında Fez Şehrini kuran İdrisi’ler ve 13.-15. yüzyıllar arasında hüküm süren Merinid’ler döneminde olmak üzere iki kez resmi başkentlik yapmış. Wattasiler döneminde de başkent olarak kalmaya devam etmiş. Aleviler döneminde ise (modern dönemde Rabat başkent olana kadar) başkentlik ünvanı Fez, Meknes ve Marakeş şehirleri arasında değişip durmuş. Şehir en önemli gelişimini Merinid Hanedanlığı döneminde göstermiş. Fez şehri 1981 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilmiş.

Fez Kraliyet Sarayı (Dar al -Makhzen)-Fez / FAS GEZİSİ 2025

Fez şehri aslında bir gün içinde gezilebilecek bir şehir değil. Fez gezimize sabahın erken saatlerinde başlamamıza rağmen bugüne kadarki Fas gezimizde peşimizi bırakmayan yağmurun en şiddetlisine ve uzun sürenine de bu şehrin gezisinde denk geldik. Fez şehir gezimize ilk olarak Fez Kraliyet Sarayı (Dar al -Makhzen) ziyareti ile başladık.

Fez Kraliyet Sarayı (Dar al -Makhzen)-Fez / FAS GEZİSİ 2025

Sarayın orijinal kuruluşu, 1276’da Merinid Hanedanı’nın kraliyet kalesi olan Fes el-Jdid’in (Yeni Fez) kuruluşuna kadar uzanmakta. Günümüz Fas’ında kraliyet saray yapılarının çoğu Alevi döneminden (17.-20. yüzyıllar) kalma. Fez’deki sarayın geniş arazisi, çok sayıda özel yapıya, avluya ve bahçeye ev sahipliği yapıyor. Daha önce yazdığım gibi Fas’ta halen kullanılan kraliyet saraylarına ziyaret yasak. Yani sarayı içeriden göremedik. Sadece dışarıdan ve ana kapılar önünden fotoğraf alınabiliyor. Biz güneybatıda Mellah (yahudi mahallesi) yakınlarındaki Place des Alaouites’teki son derece süslü 20. yüzyıl kapılarını ziyaret edebildik ve fotoğrafladık. Ziyaret ettiğimiz kapılar, modern Fas işçiliğinin mükemmel bir parçası olarak kabul ediliyor. Ayrıntılı mozaik çini işçiliği, oyma sedir ağacı ve geometrik desenlerle kaplı yaldızlı bronz kapılar çok göz alıcı. Diğer alternatif ise sarayın kuzeydoğuda bulunan Eski Mechouar‘daki (Avlu) ana giriş kapısı.

Daha sonra şehri tepelerden gören bir noktaya, Borj Sud (Güney Kulesi)‘ne çıktık. Borj Nord gibi, Borj Sud’da 1582 yılında dönemin Saadi Sultanı tarafından inşa ettirilmiş. Başkenti Marakeş olan Saadiler, Fez’deki yönetimlerine karşı önemli bir direnişle karşılaşmışlardı. Kale şehrin etrafında inşa ettikleri birkaç kaleden biriydi.

Borj Sud’dan (Güney Kulesi) Fez Panoraması-Fez / FAS GEZİSİ 2025

Bu kuleler, Fes el-Bali‘nin (eski şehir) huzursuz nüfusunu kontrol altında tutmak ve şehri dış saldırılardan korumak için tasarlanmışlar. Bizim buraya gelmemizin en önemli nedeni ise cepheden ve tepeden Fez Şehri’ni fotoğraflayabilmekti. Ancak bu tepede yağmurun ve şiddetli rüzgarın en kötüsüne denk geldik. Ne kırılmadık şemsiye, ne de ıslanmadık giysimiz kaldı. Alanı erken terk etmek zorunda kaldık. Hiç istediğim gibi bir panorama seyri ve fotoğraflaması olamadı. Fez Şehri’nin açık ve net bir havada üç bölümünü de yukarıdan görmek ve üzerine ayrıntılı konuşmak iyi olurdu; İdrisiler döneminden kalma Fes el Bali (Eski Fez), Merinid’ler döneminden kalma Fes el-Jdid (500 yıl sonra hemen yanına inşa edilen “Yeni Fez”) ve Fransızlar döneminden kalma Villes Nouvelles bölgeleri.

Fez Şehri geleneksel yöntemlerle devam ettirilen el sanatları ile de önemli. Deri tabaklama, seramik işleri, zellij mozaik fayans işleri hala eski yöntemler devam ettirilerek yapılıyor. Fas gezimizde bir çok yerde, alt duvarlarda, tabanlarda, minarelerde zellij (veya zillij) denen mozaik ve her biri sanat eseri düzeyindeki seramik çömlek, tabak, bardak vs işleri gördük. Fez bu işlerin en güzel ve özgünlerini gördüğümüz ve hediyelik olarak en ucuzlarını alabildiğimiz yer oldu. Fez gezi günümüzde Noji Pottery and Tiles Handmade adlı bir atölyeyi ziyarete götürüldük.

Zellij Mozaik Fayans İşleri-Fez / FAS GEZİSİ 2025

Zellij gerçekten zor ve zahmetli bir iş. Tek tek elle yontulmuş fayans parçalarının bir araya getirilmesi ile yapılıyor. Zellij, Bizans mozaik sanatının, İslami sanata etkisi ile ortaya çıkmış. Fas ve Cezayir mimarisinde, Tunus’taki erken İslam eserlerinde ve Endülüs’ün (İber Yarımadası’nda) tarihi anıtlarında sıkça uygulanmış. 15. yüzyıldan sonra geleneksel mozaik sanatı zellijin, günümüzde de üretilmeye devam ettirildiği Fas hariç, çoğu ülkede modası geçmiş.

Zellij Ustasının Çalışmasını Gösterir Videodur. İnce işçiliği İzlemenizi Tavsiye Ederim.

Zellij yöntemi ile yapılan eserleri çeşmelerde, alt duvarlarda, cami minarelerinde bolca görüyorsunuz. Bir zamanlar bölge ülkelerinin hepsinde uygulanan sanat, günümüzde eski usullerle belirgin olarak Fas’da ve Fas içinde de Fez şehrinde devam ettiriliyor.

Ben zellij tarzı ile yapılan çeşmeler bayıldım. Tek tek kesilen küçük ve genellikle farklı renklerde mozaik parçalar çeşitli desenler oluşturmak için bir araya getiriliyor. Özellikle çeşitli çokgenlerden oluşan ışın yayan yıldız desenleri gibi ayrıntılı İslami geometrik motifler kullanılıyor.

Gezdiğimiz atölye gerçekten çok büyük. Zellij işlerinin, seramik çömlek ve tabak boyamanın bölümleri ayrı ayrı. Her bir bölümü gezdik. Alışveriş yaptık ve Fez gezimize devam ettik.

Seramik Boyama Ustası-Fez / FAS GEZİSİ 2025

Sıra Fez Şehri’nin gezi programımızdaki yıldız yeri Fez Medinası‘nı gezmeye geldi. Kelimenin tam anlamıyla “medina“, “şehir” demekse de, aslında savunma duvarı ve labirent benzeri bir düzene sahip olan İslam şehirlerinin eski kasabasını ifade etmek için kullanılıyor. Bu labirentler herhangi bir istilacının yönünü bulmasını zorlaştırmak için savunma amaçlı olarak bilinçli tasarlanmışlar.

Fez Medinası 1.200 yıldan uzun bir süre önce, şu anda şehrin içinden geçen nehrin sağ kıyısında kurulmuş. Kısa bir süre sonra da diğer kıyıya yayılmış. Bu tarihi mekan, çok sayıda yönetim değişikliği, sayısız dönüşüm, özellikle de duvarların yeniden inşası gibi aşamalardan geçmiş. 300’den fazla mahalleye ve 9000’den fazla da sokağa ulaşana kadar büyümüş.

Fez Medinası, dünyanın en büyük ve en eski kentsel yaya bölgelerinden (araçsız alanlar) birisi. İkinci gezi yerimiz olan tabakhaneye ulaşmak için Medina’nın dar sokaklarının içine girdiğimiz zaman kaotik bir ortama daldığımız çok belliydi.

Tayfun Çalkavur Fotoğrafıdır-Fez Medinası / FAS GEZİ YAZISI 2025

Kaos, Medina’nın ayrılmaz bir parçası. Kendine göre ve özgün bir güzelliği var! Emin olun sizler turist olarak Medina halkının umurunda bile değilsiniz. Onlar yüzyıllardır sürdürdükleri gibi olağan yaşamlarının koşuşturmaları içinde hayata devam ediyorlar. Bizim Kapalıçarşı’daki gibi düzeni burada beklemeyin. Ortam, sizde sakın hayal kırıklığı yaşatmasın. Burada düzensizliğin bir düzeni var. Keyfini çıkartmaya çalışın!

Nereye bakacağımızı, nereye gideceğimizi, neyin fotoğrafını çekeceğimizi, arkamızdan gelen seslerin hangisini önemseyeceğimizi bilmeden en fazla 3 kişinin yanyana geçebileceği dar sokaklarda ilerlemeye başladık.

Fez Medinasında ilk ziyaret yerimiz 11. yüzyıldan kalma ve dünyanın en eski tabakhanelerinden biri olma ünvanını taşıyan Chouara Tabakhanesi oldu.

Chouara Tabakhanesi‘ne tepeden bakmak için deri satan mağazaların içlerinden geçmeniz gerekiyor. Tabakhaneyi yukarıdan fotoğraflamak için dükkanı dolduran ve dar merdivenleri çıkan turist kalabalığı ile dükkanda satış için müşteri ile temas halinde olan deri satıcılarının birlikteliği de kaotik ortamın bir parçası. Kim, ne için orada? Ayırt etmek zor.

Fez Şehri ilk kurulduğu andan itibaren tabakhaneler bu civarda bulunuyor. 15. yüzyılda Oued Fez (Fez Nehri) civarındaki Medina’da 100 civarında tabakhane bulunuyormuş. Burada işlenen deriler Irak’da Bağdat pazarı başta olmak üzere, civar ülkelere de satılırmış. Günümüzde Fez şehrinde 3 tane tabakhane var. Sidi Moussa Tabakhanesi de en az Chouara Tabakhanesi kadar eski tarihlere gidiyor. Şehrin kuzeyinde bulunan Ain Azliten Tabakhanesi de 18. yüzyılın sonunda kurulmuş.

Chouara Tabakhanesi-Fes / FAS GEZİSİ 2025

Tabakhaneye girerken elinize hemen bir nane sapı tutuşturuyorlar. Tabakhaneye yukarıdan bakan balkona çıktığımda kesif bir koku burnuma çarpsa da, fotoğraf çekimi için bir o köşeye, bir bu köşeye koşuştururken zamanla kokuya alıştım.

Chouara Tabakhanesi-Fes / FAS GEZİSİ 2025

Şehrin kuruluşundan bu yana, tabaklama endüstrisi ilk yüzyıllarda olduğu gibi sürekli olarak aynı şekilde faaliyet gösteriyormuş. Bugün şehirdeki eski tabakhaneler başlıca turistik yerlerden sayılıyor. Aynı zamanda Fez için dericilik de hala önemli bir ihracat yolu.

Tabakhanede çok sayıda yuvarlak taş kaplar bulunuyor. Bu kaplarda deriler yumuşatılıp boyanıyor. Taş küvetler farklı renkli boyalar ve beyaz sıvılarla dolu. İnek, koyun, keçi ve deve derileri kullanılıyor. Sert derileri temizlemek ve yumuşatmak için önce inek idrarı, güvercin dışkısı, kireç, tuz ve sudan oluşan çeşitli karışımlardan yapılan bir dizi beyaz sıvıya batırılıyor. Bu işlem 2-3 gün sürüyor. Bu işlemle aynı zamanda derilerin boyaları kolayca emecek hale getirilmesi de amaçlanıyor.

Deriler daha sonra yine taş küvetler içinde, kırmızı için haşhaş, mavi için çivit ve turuncu için kına gibi doğal renklendiriciler kullanılmış olan boyama solüsyonlarına batırılıyorlar. Boyamadan sonra deriler güneşte kurutuluyorlar. Elde edilen deri, çanta, giysi, ayakkabı artık ne yapılacaksa, zanaatkarına satılıyor. Deri üretim sürecinin tamamı yalnızca el emeği ile yapılıyor. Yöntem ortaçağdan beri korunmuş.

Tabakhanelerin bir kötü tarafı atıkları ve yarattıkları güçlü kötü kokular nedeniyle çevre kirletici olmaları. Bu sistem daha ne kadar sürdürülebilir tabii ki bilemiyorum.

Konuyu burada kessek iyi olur. Çünkü yazı uzadı. Geride daha ilginç konular da var. Onlara da yer kalsın.

Gezekalın…

Dr Ümit Kuru

09.05.2025

Kültürlerin Karıştığı Ülke: Fas-Volubilis

FAS’DA UNESCO KÜLTÜR MİRASI LİSTESİNDEKİ ANTİK KENTE DOĞRU

Şafşavan’dan yola çıkarak ve yine çok güzel manzaralarla dolu bir yolu takip edip, yaklaşık 3 saat (160 km) sonra Volubilis Antik Kenti‘ne vardık. İzole olması ve yaklaşık bin yıldır işgal görmemiş olması nedenleriyle Volubilis, özgün bir antik kent olarak kabul ediliyor. Sadece kalıntılarıyla değil, aynı zamanda şehir içindeki yazılı tarihi kanıtlarının büyük zenginliğiyle de Kuzey Afrika’daki en önemli ziyaret yerlerinden bir tanesi. Tüm bu nedenler onun UNESCO Kültür Mirası Listesine alınmasına da neden olmuş.

Volubilis Antik Kentine Doğru Yoldan Manzaralar-FAS GEZİSİ 2025

Bu antik kent hakkında epey kaynak okudum. Konu, konuyu açtı. Deştikçe altından tarihin mezarlığına gömülmüş krallıklar, ihanete uğramış devrik krallar, duruma göre taraf değiştiren kabileler, milat öncesinin emperyalist taktikleri, müşteri krallık kavramı, Sezar ve Kleopatra çıktı. Geziyi anlatmaya geçmeden önce bu bilgilerin bir kısmını sizlerle paylaşmak isterim.

Volubilis Antik Kenti, Meknes’in yaklaşık 33 km kuzeyinde verimli bir ovanın ortasında bulunuyor. Volubilis ismi antik metinlerde de geçiyor. Zaten bölgede MÖ 11. yüzyıldan beri yaşayan Berberi ve yarı göçer kabileler var olmuşlar. Volubilis ismi de muhtemelen Berberi dilindeki “Oualili” kelimesinden türemiş. Bu kelime “Oleander” yani “Zakkum” bitkisinin yerel halkın dilindeki ismine karşılık geliyormuş. Zakkum, bölge ve yakınlarında bol miktarda yetişen bir bitki. Kent ismi Arap kaynaklarında ve sitenin erken dönem Arap paralarında ‘Walila‘ olarak değişikliğe uğramış. 19. yüzyıldan itibaren kalıntılar ‘Ksar Faraoun’, yani “Firavunların Kalesi” olarak da bilinmiş.

Antik Dönem Kuzey Afrika Krallıkları

Moritanya ve Numidya adları ile tarihte yerini almış iki antik krallık var. “Krallık” diye anılsalar da, bu iki devlet insanları aslında kökenleri Berberi kabul edilen insanların oluşturduğu yarı göçer kabileler. Bunların birbirleri ile komşulukları ve tarihsel süreçte zaman zaman birbirleriyle ilişkileri ve bolca da düşmanlıkları olmuş. Önce Fenikeliler, 6. yüzyıldan itibaren de Kartacalılar bölgeyi kolonize etmişler. Bu kabilelerin insanları Kartaca ordusu için çok iyi süvari askerleri bile olmuşlar. İşte zakkum çiçeğinden ismini alan Volubilis‘in ortaya çıkması o dönem Kartacalılar zamanına kadar gidiyor.

Volubilis Antik Kent Girişi FAS GEZİSİ 2025

Numidya Krallığı günümüz Cezayir’inin doğu ve orta kesimlerinde, Moritanya Krallığı ise günümüz Fas’ının kuzeyi ve Cezayir’in batısında yaşayan kabilelerinin krallıkları olarak geçiyor. Kartaca kolonize ettiği Kuzey Afrika toprakları üzerinden iki kıta arasındaki deniz ticaretinin kaymağını yerken, ortaya bir rakip çıkıyor; Roma İmparatorluğu.

Milattan önce 3. ve 1. yüzyıllar arasında başlayan ve Kartaca ile Roma arasında yüzyılı geçkin süren Pön Savaşlarından ikincisinde bu bölge kabileleri önemli rol oynamışlar. Birisi (Moritanya) Kartaca müttefiki olmuş ve hep de öyle kalmış. Numidya ise başlangıçta Kartaca ile müttefikken, sonradan Roma ile müttefik olmuş (Artık Roma nasıl kandırdıysa!). Roma ve müttefiki Numidya Krallığı savaşlarda galip gelerek Kartaca’yı yenmişler. Zaman içinde de Kartaca tarihin sahnesinden silinmiş. Numidya Krallığı’nın ödülü de Moritanya Krallığı’nın toprakları olmuş (MÖ 202 yılları).

I. Juba

Bölge, Roma’nın vasılı olan Numidya Krallığı altında gelişmeye başlamış. Moritanya zeytin başta olmak olmak üzere tahıl, mermer, kereste ve hayvancılık bakımından oldukça üretken bir bölgeymiş. Bu topraklardan Roma’ya, arenalarda kullanılmak üzere vahşi hayvanların ticareti bile yapılıyormuş. Moritanya kıyıları, antik çağda çok değerli olan salyangoz bazlı bir boya olan Tyrian moru üretmesiyle de ünlenmiş. Biliyorsunuz mor renk o dönemler için elde edilmesi zor bir renktir ve Roma soyluları da giysilerinde bu renk oldukça soyludurlar!

Kuzey Afrika’nın bu bölge topraklarındaki Roma egemenliği, yerel yönetimle bir tüccar zihniyeti ilişkisi düzeyinde kalmış. Roma, kendisinin atadığı ve kendisi adına bölgeyi yöneten Numidya’nın hiçbir zaman kendine rakip olacak kadar büyümesine de izin vermemiş. Bu durumda emperyalist bir devlet ne yaparsa Roma’da onu yapmış; Bölmüş ve yönetmiş. Sezar, Berberi Kabileleri yeniden birleştirme gayretine girişen Numidya Kralı I. Juba‘yı savaşta yenmiş, oğlu II. Juba‘yı bebekken Roma’ya götürmüş ve bölgeyi ilhak ederek yeniden bir düzen vermiş. Bölgeye atanan ve Roma’ya tabi yöneticiler üzerinden ticari bir ilişki temelinde “müşteri krallık” ve “müşteri kabileler” ortaya çıkmış.

Yetim bırakılmış ve bebek halde Roma’ya götürülmüş II. Juba, Roma’da tam bir Romalı gibi yetiştirilmiş. II. Juba Julius Sezar ve daha sonra da büyük yeğeni Octavian (geleceğin imparatoru Augustus) tarafından büyütülmüş. Kendisi gibi bir başka yetim olan ve Mısır Kraliçesi Kleopatra ile Roma İmparatoru Mark Antony’nin kızı olan prenses Kleopatra Selene ile evlendirilmiş. Böylece Sezar’ın yendiği ve kendini öldüren devrik Numidya Kralının oğlu Juba II, Augustus’un damadı da olmuş. Hem Juba II ve hem de Selene Kuzey Afrika asilleriydi. Her ikisinin ebeveynleri de Roma’ya yenilmişti ve kendilerini öldürmüştü. İkisi de öksüz kalmış ve Roma’ya götürülüp bir zafer töreninde gösterilmiş ve sonrasında da ebeveynlerinin düşmanlarının evinde Roma geleneklerini öğrenerek büyümüştü. Roma İmparatoru Augustus, II. Juba’yı Moritanya Kralı ilan etmiş ve bölgeyi kendisi adına yönetmek üzere, bebekken çıkarıldığı topraklara, geri yollamış. Bu iki soylu ve yetim çoçuk, Volubilis başta olmak üzere, bölgenin kaderini değiştirmiş.

Capitoline Tapınağı-Volubilis FAS GEZİSİ 2025

Volubilis Kenti gelişimi esas olarak Kral II. Juba’nın (MÖ 29-MS 23 civarı) Augustus tarafından Numidya’ya yerleştirilmesinden sonra olmuş. O zamana kadar Kuzey Afrika toprakları uzun süredir Roma kontrolü altındaydı. Juba, saltanatının başlarında başkentini yakınlardaki Moritanya’ya taşımış ve çabalarını bu bölgeye yoğunlaştırmış. Artan ve Roma tarafından sağlanan güvenlik sayesinde (Patronaj-Müşteri Krallık sistemi) bölgenin nüfusu ve refahı MS ilk iki yüzyılda önemli ölçüde artmış. Juba ve Kleopatra’nın yönetimi altında Moritanya Krallığı modernleşmiş ve gelişmiş. Çift, Moritanya topraklarını refaha kavuşturmuş ve bölge daha da önemli bir ticaret merkezi haline gelmiş. Roma ve Augustus’a bağlılıklarından da bir an bile vazgeçmeyen Juba ve Kleopatra, 35 yaşında Selene hayatını kaybedene dek Moritanya Krallığı’na başarılı bir şekilde hükmetmişler. Aralarında Volubilis’in de bulunduğu birkaç yerli şehir iyice gelişmiş. Ancak Atlas Sıradağları’nın ötesine geçmeyi düşünmeyen ve doğal sınırlarını burası kabul eden Roma, Berberi nüfusun çoğunluğunun bulunduğu iç kısımlardaki Berberi halka dokunamamış. Buraları Roma medeniyetinden ve nimetlerinden pek etkilenmeyerek potansiyel isyan bölgeleri olarak kalmışlar.

Volubilis Antik Kenti Girişi- FAS GEZİSİ 2025

Roma İmparatorluğu bu! Sınırları içerisinde fazla büyümüş, biraz palazlanmış ve kendi başına bağımsız hale gelebilecek topluluk, devlet olmasını, birilerinin fazlaca sivrilmesini filan istemez. Juba’nın oğlu Moritanyalı Ptolemy, MS 40’ta İmparator Caligula tarafından öldürüldüğünde, II Juba’nın hanedanlığı da, Moritanya Krallığı da sona erdirilmiş. Arkasından gelen Berberi isyanı ise Roma tarafından bastırılmış. Bu isyana, büyük muhtemeldir ki Volubilis, Roma taraftarı olarak destek vermiş. İşte bundan sonra Volubilis, imtiyazlı ve daha zengin Volubilis olmuş. Statüsü, “Municipium” (belediye) rütbesine yükseltilmiş. Yani yeni oluşturulan Roma Eyaleti Moritanya Tingitana‘nın bir belediyesi olmuş. Volubilis halkı, kısmen de olsa Roma vatandaşı haklarına kavuşmuş. Halka vergi ayrıcalıkları gelmiş, evler Roma zengin evleri gibi mozaiklerle kaplanmış. Tapınaklar, bazilikalar, hamamlar, zafer takları hep bu dönemden sonra ortaya çıkmış. Yani Volubilis Romanizasyona uğramış; Romalılaştırılmış”.

Adliye Bazilikası-Volubilis FAS GEZİSİ 2025

Volubilis, 285 yılları civarında yerel kabilelerin eline geçmiş ve Roma İmparatorluğu’nun güneybatı sınırında olması ve savunulamaz olması nedeniyle Roma tarafından bir daha da asla geri alınamamış. En az 700 yıl daha, önce Latinleştirilmiş bir Hıristiyan topluluğu, ardından erken bir İslami yerleşim yeri olarak yerleşim görmeye devam etmiş. 8. yüzyılın sonlarında, Fas’taki İdris Hanedanının kurucusu İdris bin Abdullah’ın başkenti olmuş. 11. yüzyılda iktidar merkezi Fez’e taşındıktan sonra Volubilis terk edilmiş. 18. yüzyıldaki büyük depremle şehir yerle bir olmuş. Meknes’i inşa etmek için taş malzeme arayan Alevi Hanedan yöneticileri, kaynak olarak Volubilis Antik Kentini bulmuşlar. Bundan sonra da depremin ve insanların hoyrat davrandığı bu antik şehir bir nevi ölüm uykusuna yatmış.

Volubilis Antik Kenti- FAS GEZİSİ 2025

Bu şehrin yeniden eski önemine kavuşması, ne ilginçtir ki, yeni emperyalist Fransa ile olmuş. 1915 yıllarında Fransız arkeologların kazıları başlamış. Fransız arkeolog grubu sitedeki Roma dışı diğer kalıntıları “atık” olarak kabul ederek alandan temizleyince ortaya büyük çoğunlukla Roma kenti olma özelliği ile bir kent çıkmış. Unutmamak lazım ki bir dönemde ilk Fas hanedanlarından İdrisilerin başkenti Volubilis’ti ve alanda mutlaka İslami dönemden daha çok eser de vardı. Bugün Volubilis’i gezerken çoğu yerde adeta yeniden inşa edilmiş bir şehir görüyorsunuz. Bazı mozaikler bile aslına uygun olarak yeniden yapılmış.

Özet olarak diyebilirim ki; Volubilis’i, bazilikası, tapınakları, mozaikli evleri ile bu topraklardaki bir Roma kenti olarak düşünebilirsiniz. Doğrusu ben de alanı gezerken böyle düşünmüştüm. Ancak aslında konuyu bu şekilde değerlendirmemek gerekir. Volubilis, Moritanya Krallığı sona erdirildikten ve Moritanya Tingitana Eyalet düzenine geçildikten sonraki 250 yıl boyunca Roma şehri olmanın gerektirdiği birçok özelliği kazanmış. Bu nedenle Volubilis’i bir Roma şehrinden ziyade, “Romalılaştırılmış” bir şehir olarak tanımlanmak daha doğru olacaktır. Kuzey Afrika’daki Timgad, Lepcis Magna gibi antik şehirler eksiksiz ve oldukça muhteşem denen Roma şehrileri olsalar da, Volubilis bunlardan biri değildir.

Roma İmparatorluğu sınırlarında kentsel gelişmeyi ve Romalılaşmayı (Romanizasyon) göstermesi ve Roma ile yerli kültürler arasındaki ara bir kültürü göstermesi bakımından olağanüstü bir öneme sahip bu antik kenti sizlerle gezmeye başlayabilirim artık.

Volubilis Antik Kenti 42 hektarlık bir alanı kaplıyor. Kentin yazılı kaynaklardaki varlığı MÖ 3. yüzyıla kadar, alandaki arkeolojik kalıntılar ise en erken 2. yüzyıla kadar uzanıyor. Fez ve Meknes imparatorluk şehirleri arasında, Moritanya Krallığının idari merkezi olan Volubilis, aynı zamanda Roma İmparatorluğu’nun en uzak şehirlerinden biri olarak görülüyordu. En kalabalık zamanında 20.000’den fazla sakine ev sahipliği yapıyormuş. Zeytinyağı başta olmak üzere çeşitli ürünlerden elde edilen gelirlerle Kuzey Afrika’da o dönemin en zengin yerleşkelerinden biri kabul ediliyor. Kent zamanında müthiş bir mimari zenginliğe sahip olması yanında, aynı zamanda Roma, Mağribi, Pön (Kartaca), Arap-İslam ve Hıristiyan kültürlerinin etkilerini de barındırmaktaydı.

Capitoline Tapınağı-Volubilis FAS GEZİSİ 2025

Geziye Capitoline Tapınağı‘ndan başladık. Yazıtlara göre bu tapınak 219 yılında eyalet valisi tarafından yaptırılmış ve Roma İmparatoru Macrinus’a adanmış. Tapınak, Roma tanrıları Jüpiter, Juno ve Minerva’nın heykellerini barındırıyormuş.

Romalılara göre tapınak, içinde barındırdığı tanrının (Jüpiter) evi olarak kabul ediliyor ve içindeki heykel, onun yaşayanlar arasındaki gerçek varlığını gösteriyordu. Tapınağın karşısında, inananların önünde toplandığı kurban sunağı var.

Volubilis Adliye Bazilikası- FAS GEZİSİ 2025
Volubilis Adliye Bazilikası- FAS GEZİSİ 2025

Volubilis’in en görkemli binası Adliye Bazilikası. Batı cephesi, yarım daire biçimli bir kemerle örtülü ve sütunlarla ayrılmış sekiz bölmeyle foruma açılıyor. Bazilikanın işlevi, atanmış Roma Baş Yargıçlarının yönetim binasıydı. Belediyenin yönetimiyle yakından bağlantılıydı. Bu binanın önünde toplantıların yapıldığı forum vardı.

Decumanus Maximus, Volubilis / FAS GEZİSİ 2025

Decumanus Maximus, Volubilis antik kentinin doğu-batı yönündeki ana caddesiydi. Her iki tarafında kaldırımlar vardı, kemerli revaklar ve dükkanlarla çevriliydi. En prestijli evler, Decumanus Maximus’un üzerindeki dükkan sıralarının arkasında yer alıyordu. Yolda taşlar altında, o dönem için çok ileri seviyede sayılabilecek temiz ve atık su kanal sistemi bulunuyordu.

Decumanus Maximus, Volubilis / FAS GEZİSİ 2025

Site içinde geziye devam ettikçe zafer takına geliyorsunuz. Volubilis’teki Caracalla Zafer Takı, MS 216 tarihi civarında Volubilis sakinlerine Roma vatandaşlığı bahşeden ve onları vergi ödemekten muaf tutan İmparator Caracalla’nın onuruna dikilmiş.

Caracalla Zafer Takı-Volubilis FAS GEZİSİ 2025

Volubilis hamamlar bakımından da döneminin ileri gelen kentlerinden bir tanesi. Aşağıda ise, Decumanus Maximus üzerinde halka açık çeşmeyi görüyoruz.

Volubilis Antik Kentinde zengin evleri çok gösterişliler. Volubilis’teki Desultator Evi gezdiğimiz mozaik evlerden ilki oldu. Bu mozaikte “PISCAT” (balık tutuyor) yazısıyla zenginleştirilmiş bir balık tutma sahnesi görüyoruz.

Desultator Evi-Volubilis FAS GEZİSİ 2025

Mozaik evlerin en görkemlilerinden birisi “Uyuyan Ariadne ile karşılaşan Dionysos/Baküs’ü gösteren bir sahnenin çerçevelendiği zemin mozaiği ile Süvari Evidir. Bu evin adı, kazılarda bu evden çıkartılan bronz bir atlı heykelden geliyor.

Atlet Evi Volubilis’te ziyaret ettiğimiz bir diğer zengin evi oldu. Mozaikte bir atlet, geriye doğru eşeğe binerken tasvir ediliyor.

Atlet Mozaiği Evi-Volubilis / FAS GEZİSİ 2025

Decumanus Maximus’un diğer tarafında kısmen restore edilmiş Sütunlu Ev‘i ziyaret etik. Bu evin girişi oldukça görkemli. Büyük dairesel havuzu, bükülmüş sütunları ve başlıklarıyla dikkat çekiyor.

Sütunlu Ev- FAS GEZİSİ 2025
Sütunlu Ev- FAS GEZİSİ 2025

Volubilis Antik Kenti, Fas gezimizdeki pek çok yer gibi eksik ve gezmekle tadı damağımızda kalan yerler arasında oldu. Zaman darlığı ile alanda görebileceğimiz başka yerleri göremeden alandan son fotoğraflarımızı çekerek ayrıldık.

Hayatımızda iki şeyi yanyana getirmek ne kadar zor; Para ve zaman. Gezmek için paranız olsa, çalışırken zamanınız olmuyor. Sayılı gün gezmek ne kadar üzücü!

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

10.05.2025