• Arşivler

  • Diğer 531 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 381.736 ziyaretçi
  • Şubat 2026
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    232425262728  

Dünya Mirası Listesi-Arnavutluk

SONY DSC

Arnavutluğun Durres’de ziyaret ettiğimiz Roma döneminden kalma Amfi-tiyatrosu dahil 4 yeri Dünya Mirası Listesine girmeye aday. Ancak Arnavutluk’ta halen liste içinde bulunan 3 yer mevcut;

  • Butrint (1992)
  • Berat ve Gjirokastra tarihi merkezleri (2005)

Ülkenin Güney Batısında yer alan hem tarihi yer ve hem de doğal güzelliklere sahip olan Butrint Ulusal Parkını gezme şansımız olmadı.

Berat ve Gjirokastra tarihi merkezleri

Gjirokastra Arnavutluk’un güneyinde yer alan ve hem bir zamanlar ülkenin korkulan diktatörü Enver Hoca’nın ve Nobel ödülüne bir kaç kez aday olarak adı geçen ünlü Arnavut yazar İsmail Kadare’nin doğum yeri olan bir şehirdir. Osmanlı eserlerinin en iyi örneklerine sahip bu Kültür Mirası Listesindeki şehri de programımız nedeni ile gezemedik.

Hem Berat ve hem de Gjirokastra Arnavutluk’ta Osmanlı dönemi mimarisini korunmuş ve iyi örnekleri nedeni Dünya Kültür Mirası Listesi içindedirler. Berat şehri yüzyıllar boyunca farklı din ve kültüre sahip toplumların bir arada yaşadıkları şehir olmuştur. Berat şehri içinde bulunan kalenin tarihi milattan önce 4. yüzyıllara kadar gitse de kalenin çoğu bölümü 13. yüzyılda inşa edilmiştir. 1417 Yılında bu bölgeye gelen Osmanlı  sayesinde Berat şehri imar olmuştur. Berat’ta halen var olan birkaç cami ve çok sayıda cumbalı Türk tipi evler ile kendimi kocaman bir Safranbolu gezisi yapıyormuş gibi hissettim. Kaleden aşağıdaki bu evlerin manzarası ise doyumsuzdu.  Geziyi biraz daha uzatıp Gjirokastra Şehrini de görmek gerekirdi. Ama bazen zaman ve para ikilisi yan yana gelemiyor işte!

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

28.11.2014 Saat 00:48

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dünya Mirası Listesi-Karadağ

SONY DSC

Karadağ’ın Dünya Mirası Listesine aday olan 6 yeri dışında listeye girmiş olan 2 yeri vardır.

Dünya Kültür Mirası Listesi

  • Kotor-Doğa ve kültürel-tarihi merkez (1979)

Dünya Doğa Mirası Listesi

  • Durmitor Ulusal Parkı (1980)

 

Durmitor Ulusal Park

Bu parkı tur programımız içinde gezme şansımız olmadı. Karadağ’da ziyaret ettiğimiz yerlere giderken yol boyu gördüğümüz doğa, Durmitor Ulusal Parkının ne kadar muhteşem olduğu hakkında bir fikir veriyordu aslında. İlgilisi için bir link verdim ve buradan da bir fotoğrafı aşağıya ekledim.

http://www.visit-montenegro.com/montenegro-top5.html

top-5-durmitor

 

Kotor-Doğa ve kütürel-tarihi merkez

Karadağ’da Adriyatik kıyılarında olan bu doğal liman, orta çağlarda duvarcılık ve ikonagrafi üzerine meşhur okulları ile önemli bir sanat ve ticaret merkeziydi.  Bin dokuz yüz yetmiş dokuz yılında olan büyük depremde bu şehirdeki ( 4 Romanesk tarzı kilise ve şehir duvarları dahil) çok sayıda anıt tahrip oldu. Şehir UNESCO’nun da yardımı ile önemli oranda restore edildi.

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

27.11.2014 Saat 09:25

I

Dünya Mirası Listesi-Makedonya

SONY DSC

 

 

MAKEDONYA’NIN DÜNYA MİRASI LİSTESİNDEKİ YERLERİ

  • Ohrid ve civarı-Dünya Kültür ve Doğa Mirası Şehri

Makedonya’nın resmi olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi içinde yer alan sadece bir yeri mevcut. Evet, tahmin ettiğiniz gibi Ohrid Makedonya’nın Dünya Kültür veDoğa Mirası Listesine giren tek yeri durumundadır. 1979 Yılında sadece Ohrid Gölü Dünya Doğa Mirası listesine dahil edilmişken, 1980 yılında bir düzeltme yapılarak eski Ohrid Şehri Kültür Mirası Listesine de dahil edildi. Yani Ohrid hem Doğa ve hem de Kültür Mirası Listesi içindedir.

Ohrid Gölü kıyılarındaki Ohrid Şehri Avrupa’nın en eski yerleşim yerlerinden bir tanesidir. Ancak şehrin gelişimi esas olarak 7-19. Yüzyıllar arasındadır. St Pantelejmon en eski Slav Manastırı ünvanını taşırken, 11.Yüzyıldan 14. Yüzyıl sonuna kadar tarihlenen 800’den fazla Bizans stili ikona da bu şehirde bulunmaktadır. Moskova’daki  Tretiakov Galerisinden sonra dünyadaki en büyük ve en önemli ikona koleksiyonunun bu şehirde olduğu kabul edilmektedir.

Ohrid bir gezginin tekrar tekrar görmek isteyebileceği bir şehir. Kesinlikle fazla zaman ayrılmayı hak ediyor.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

27.11.2014 Saat 00:25

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dünya Mirası Listesi-Bosna Hersek

IMG_2885

UNESCO’nun gerek Dünya Kültür ve gerekse de Doğa Miras Listesi zaman içerisinde değişebilmektedir. Bu listeye, son kararı kriterlere uygunluğu kontrol edilmek suretiyle verilmek üzere yeni adaylar eklenmektedir. Örneğin Bosna Hersek gezimizde ziyaret ettiğimiz Počitelj ve Blagaj  adlı yerlerde bu listenin yeni adayları. Bunun gibi Bosna Hersek’de Dünya Kültür Mirası Listesi için aday gösterilen 6 yer daha bulunmaktadır. Bununla birlikte Bosna Hersek’de tescilli olan iki adet Dünya Kültür Mirası Listesi eseri vardır;

  • Visegrad’da Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü (2007)
  • Eski Mostar şehrinde, eski köprü bölgesi      (2005)

Bunlardan ilkini göremedik. Bosna Hersek’in Sırp özel bölgesi içinde kalan bir eser. İkincisini ise doya doya yaşadık.

Eski Mostar şehrinde, eski köprü bölgesi

Neretva Nehrinin derin vadisi içindeki tarihi Mostar şehri 15-16. Yüzyıllarda Osmanlı’nın ileri sınır şehri olarak doğmuş ve 19-20. Yüzyıllarda ise Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun hakimiyeti altında gelişmiştir. Mostar eski Türk evleri ve Köprüsü ile uzun zamandır bilinmekte olan bir yerleşim yeri. 1990 Yıllarındaki savaşta, Mimar Sinan tarafından dizayn edilen köprü yıkılmış ve eski şehir önemli ölçüde tahrip olmuştur. Son yıllarda UNESCO tarafında kurulan bilimsel bir komitenin yönetiminde köprü ve eski Osmanlı evlerinin çoğu aslına uygun olarak yeniden onarılmıştır.

Osmanlı öncesi, Osmanlı dönemi , Akdeniz ve Batı Avrupa yapı özelliklerinin tümünü içeren eski köprü bölgesi, çok kültürlü yaşamın güzel bir örneği olarak UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi İçinde yer almaktadır.

Savaştan zarar gören Mostar’ın yeniden inşası için çeşitli ulusların ve farklı kültür, din ve etnik komitelerin iş birliği de ayrı bir konudur.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

27.11.2014 Saat 23:34

HIRVATİSTAN, KARADAĞ, BOSNA-HERSEK GEZİSİ-Saraybosna

Ölüm Gülleri

Saraybosna 2007 yılı sayımlarına göre 419.030 kişilik nüfusuyla Bosna-Hersek’in başkenti ve en büyük kenti. Ayrıca Bosna-Hersek içinde, fiilî başkenti Banyaluka olan Sırp Cumhuriyeti’nin de hukukî başkentidir. Saraybosna, Bosna bölgesinin Dinar Alpleri’yle çevrili, Saraybosna Vadisi içerisinde Miljacka Nehri’nin (Neretva Nehri’nin bir kolu) çevresinde kurulmuştur. Şehir, barındırdığı dinî çeşitliliğiyle biliniyor. Müslümanlık, Katoliklik, Ortodoksluk ve Musevîlik, burada yüzyıllar boyunca barış içinde yaşamışlar ve bu yüzden de Saraybosna, Avrupa’nın Kudüs’ü olarak kabul ediliyor.

Bu bölgedeki ilk yerleşim kalıntıları tarih öncesi döneme kadar uzanmasına rağmen modern şehrin ortaya çıkışı 15. yüzyılda Osmanlıların bu bölgedeki hakimiyetiyle birlikte başlar. Osmanlılar 1463’te bölgeyi ele geçiriyorlar.  Saraybosna, Türklerin Avrupa’da kurduğu en büyük kent olmuş.

Saraybosna’ya Osmanlı Devleti’nde, Bosna-Saray denmesinin yanı sıra “Saray Ovası” olarak da adlandırılmış. Bu yüzden günümüzde pek çok dilde bu ifadenin kısa hali olarak Sarajevo’ adı kullanılmakta.

Savaş sonrasında ülke, iki yönetim bölümünden oluşmuş; Boşnak Müslümanlardan ve Hırvatlardan oluşan Bosna Hersek Federasyonu ile Bosna Hersekli Sırplardan oluşan Bosna Sırp Cumhuriyeti. Bosna Hersek’in kuzeydoğusunda yer alan Brcko, Bosna Hersek Devleti’nin egemenliğinde özerk bir yönetim ve Bosna Hersek Federasyonu’na ya da Bosna Sırp Cumhuriyeti’ne bağlı değil. Bosna Hersek’in üç üyeli (Boşnak, Hırvat ve Sırp) ve doğrudan halkoylaması ile dört yılda bir yenilenen bir cumhurbaşkanlığı sistemi var. Üçlü başkanlık sisteminin başkanlığı sekiz ayda bir değişiyor. Bu üçlünün başkanı, devletin de başı.

Ülkenin yasama gücü ise iki bölümden oluşan ve oturumlarını başkent Saraybosna’da gerçekleştiren Bosna Hersek Parlamenter Meclisi’nin elinde. Bu meclisin üyeleri iki yıllığına seçiliyor.

Dışişleri, ekonomik işler ve mali politikalardan sorumlu bir bakanlar kurulu, Ulusal Hükümeti temsil ediyormuş. Bu kurulun başkanı Başbakan oluyormuş. Bir de bütün bunların üstünde Uluslar arası gücün oluşturduğu ve geniş yetkilerle donatılmış Yüksek Temsilcilik Ofisi var. Sizin anlayacağınız Bosna-Hersek karmakarışık bir ülke. Saraybosna da bu ülkenin başkenti ve yakın tarihte savaş görmüş ülke ve şehirler içinde en uzun süre kuşatma altında kalmış olan şehir unvanını taşıyor.

SONY DSCBu sabah gezimizin son gününe uyandık. Kaldığımız Radon Plaza adlı otelin güzel kahvaltısını yedikten sonra, valizleri son kez otobüse yerleştirdik.

Saraybosna da ki son günümüzde yağmur bizi yalnız bırakmadı ama bu sefer insaflı bir yağmura yakalandık. Otobüsümüz bizi Miljacka Nehri’nin kenarında, Ulusal Kütüphane’nin yanında bıraktı. Miljacka Nehri, Neretva’nın bir kolu ancak Neretva Nehrinin güzelim yeşil renginden eser yok. Neredeyse kahverengi akıyor, belki yağmurdan dolayı, belki de kirden (ama koku filan almadık). SONY DSC

Ulusal Kütüphane, 1894 yılı yapımı ve aslında belediye binası olarak yapılmış bir bina. Kısmen Arap tarzı öğelere sahip. 1949 Yılında ise Kütüphaneye dönüştürülmüş. Bir zamanlar içinde 75000 kitabın bulunduğu bu bina, 25/26 Ağustos 1992 gecesinde isabet eden bombaların etkisi ile kısmen yıkılmış ve yanmış. Son 10 yıldır ise restore edilmeye çalışılıyormuş ama bu işin biteceği de yokmuş. Bu arada dünyanın dört bir tarafından bu kütüphaneye kitap bağışı yağıyormuş.

Saraybosna’da da Mostar gibi kurşun izlerinin bulunduğu çok sayıda bina mevcut. Burada gördüğümüz bir diğer savaş izi ise yerlerde bulunan pembe renkli izler. Bu izlere Saraybosna Pembeleri veya Gülleri ismi veriliyormuş. Bu izler düşen bombalar ve sonucunda ortaya çıkan ölümün izlerini yani kan izlerini gösteriyor.

SONY DSC

Daha sonra Eski Şehir kısmında, Başçarşıya doğru yürüdük.  Saraybosna’nın merkezinde yer alan ve 16. yüzyılda kurulmuş bulunan meşhur Osmanlı çarşısı.

Gazi Hüsrev Bey, (1480-1541) Kanuni Sultan Süleyman devrinde Bosna’da uzun süre görev yapan bir sancak beyi. Babası Boşnak, annesi Türk olup, annesi tarafından Sultan II. Bayezid’in torunudur. Gazi Hüsrev Bey Karadağ’da çıkan bir Sırp isyanını bastırırken ölmüş ve cesedi Gazi Hüsrev Bey Camii’nin avlusundaki türbeye gömülmüş. Bu büyük devlet adamı Saraybosna’da hanlar, medrese ve çok sayıda imaret ve camiler yaptırmış.

Başçarşı Meydanında, Saraybosna’nın da simgesi haline gelmiş çok güzel bir Sebil yer alıyor. Baş Çarşı’daki pek çok eser, Gazi Hüsrev Bey Vakfı’nın mülküymüş. Sokaklar, sabahın erken saatleri olduğundan pek dolu değil.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saraybosna Gazi Hüsrev Bey cami2Gazi Hüsrev Bey Camisi 1531 yılında, Gazi Hüsrev Bey tarafından yaptırılmış olan bir cami. Caminin Mimarı, İran’dan esir alınıp İstanbul’a getirilen ve sonradan mimar olan ve Mimar Sinan’ın en parlak öğrencilerinden Mimar Hayrettin’in okulundan mezun olan,  Ajem Esir Ali. Savaşta bu cami Sırpların ana hedefi haline gelmiş ve zarar görmüş. 1996 yılında dış yardımlarla tamir edilmiş olmakla beraber, Suudi Arabistan tarafından sağlanan malî desteğin etkisiyle, aslına sadık bir şekilde Osmanlı mimarisine uygun biçimde restore edilmemiş. Gazi Hüsrev Bey, 1531 ve 1534 yılları arasında aynı camiden Suriye’nin Halep şehrinde de yaptırmış.  Saraybosna Gazi Hüsrev Bey cami16

Kare planlı olan caminin kubbesi 13 mt çapında ve yerden yüksekliği de 26 metre. Minber ve Mihrabı çok güzel. Pencerelerin üstte olanları, şehrin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu hakimiyeti altında olduğu zamanda yapılmış. Bir diğer ayrıntı ise, bu caminin elektrikle aydınlatılan ilk cami olmasıymış. Avlusunda çok güzel bir sebil mevcut. Avlunun bir köşesinde ise Gazi Hüsrev Beyin türbesi var. Cami yanında zamanında fakir fukaraya çorba dağıtılan yerler varmış.

Saraybosna Gazi Hüsrev Bey cami14

Bu güzel şehri hak ettiği kadar rahat bir zaman diliminde gezemedik. Aslında çarşı da çok görülecek yer vardı. Bu çarşıda bir zamanlar 80 kadar zanaat kolunun işlediği dükkanlar varmış. Bakırcıların bir sokakta, dericilerin bir diğerinde toplandığını ve bunlar gibi 80 iş koluna göre ayrılmış sokak olduğunu düşününce, çarşının büyüklüğü hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.

Sonraki ziyaret yerimiz 1914 yılında Birinci Dünya savaşının başlamasına neden olan ve Arşidük Franz Ferdinand‘ın fanatik bir Sırp genci olan Gavrilo Princip tarafından öldürüldüğü yer oldu. Arşidük, Latin Köprüsü yakınlarında, karısı ile birlikte bu adam tarafından vuruldu ve bir Dünya Savaşına neden oldu. Bu köşede bir müze yapılmış. Latin Köprüsünün ismi Latin olsa da aslında 1541 yılında burada Osmanlı yapımı tahta bir köprü var. Sonradan 1565 de taş bir köprü yapılmış ancak bu köprü selde yıkılınca yerine 1789 yeni köprü yapılmış. Bugün ki hali ise Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminden kalma.

Saraybosna Latin Köprüsü10

Saraybosna Ferdinandın vurulduğu köşe.1Bir kısmımız Saraybosna’daki Sinagog’u ziyaret etmeye yönelirken, ben dahil bir kısım da Saraybosna’nın meşhurları olan börek ve isli et (kuru et) almak için tavsiye edilem yerlere yöneldik. 1889 yılı yapımı Saraybosna Katedrali’nin önünden geçerek önce isli etin en iyi örneklerinin bulunduğu bir kapalı pazara girdik. Aslında pek satın alacağımı düşünmüyordum ama tadınca almaya karar verdim. Gerçekten isli etleri çok güzel ve görünümü bizim pastırmaya benzese de çemensiz halini düşünün. Sonrasında böreğin tadına bakmak ve ülkeye getirmek için en iyi örneğini aramaya başladık.  Bir börekçi bulduk ve gerçekten güzeldi ancak doğrusu bizim bulduğumuz en iyisi değilmiş. Diğer grubumuzun bulduğu börekçinin daha iyi olduğu konusunda, gösterdikleri fotoğraflarla bize attıkları havadan ikna oldum doğrusu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Otobüse atlayıp sadece Saraybosna’da değil, tüm gezimizdeki son ziyaret yeri olan Tüneli gezmeye gittik. Tünel havaalanı yolu üzerinde ve ona çok yakın bir yerde. Saraybosna kuşatması sırasında insanlar temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale gelince yardım alabilmenin yollarını araştırmışlar. O sırada havaalanı Birleşmiş Milletlerin kontrolünde ancak Sırpların da kuşatması altındaymış. Dışarıdan gelen yardımlara ulaşmak açıktan mümkün olmamış. Bu durumda insanlar Sırp keskin nişancıların hedefi olmuşlar. Çare ise hava alanına bir tünel vasıtasıyla ulaşmak olmuş.   Büyük bir gizlilikle tünel yapımına başlamışlar. Tünelin başlangıç noktaları Dobrinje ve Butmir’den seçilmiş. 28 Ocak 1993’de başlanan çalışma, 30 Temmuz 1993’de bitmiş. Bu tünel, modern tarihin en uzun kuşatmasını yaşayan Saraybosna’nın direnmesini sağlamış. Tünelin bulunduğu ev kurşun delikleri ile doluydu. Tünelin uzunluğu 800 metreyi buluyor. Tünelin kısa bir bölümü ziyarete açık ama bu kadarı bile insanların neler yaşadığı hakkında fikir veriyor. İnsanlar 1 metre genişlik ve 1,5 metre yüksekliğinde bir tünel sayesinde yaşam ve kuşatmaya direnme için gerekli malzemeleri günlerce taşımışlar. Tünel çıkışında bir yaşlı teyzem güler yüzü ile bekliyordu. Bu ev, bu teyzemin ve ailesininmiş. Yüzünde iyi bir iş yapmış insanların gururu ile güler yüzle ziyaretçileri uğurluyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonunda bir geziyi de tamamladık. Her gezi yazısı sonrası geziyi bütünü ile değerlendirme şansım oluyor. Bu yazıyı tamamlarken, keşke 2 günüm daha olsaydı diyorum. Özellikle Bosna Hersek kısmı eksik kaldı. Yine de çok güzel bir geziydi. Zaten önemli olan yollarda olmak değil mi?

Gezekalın.

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi 22.06.2010

Gözden geçirilmiş son basım tarihi 23.11.2014 Saat 20:24