HIRVATİSTAN, KARADAĞ, BOSNA-HERSEK GEZİSİ-Saraybosna

Ölüm Gülleri

Saraybosna 2007 yılı sayımlarına göre 419.030 kişilik nüfusuyla Bosna-Hersek’in başkenti ve en büyük kenti. Ayrıca Bosna-Hersek içinde, fiilî başkenti Banyaluka olan Sırp Cumhuriyeti’nin de hukukî başkentidir. Saraybosna, Bosna bölgesinin Dinar Alpleri’yle çevrili, Saraybosna Vadisi içerisinde Miljacka Nehri’nin (Neretva Nehri’nin bir kolu) çevresinde kurulmuştur. Şehir, barındırdığı dinî çeşitliliğiyle biliniyor. Müslümanlık, Katoliklik, Ortodoksluk ve Musevîlik, burada yüzyıllar boyunca barış içinde yaşamışlar ve bu yüzden de Saraybosna, Avrupa’nın Kudüs’ü olarak kabul ediliyor.

Bu bölgedeki ilk yerleşim kalıntıları tarih öncesi döneme kadar uzanmasına rağmen modern şehrin ortaya çıkışı 15. yüzyılda Osmanlıların bu bölgedeki hakimiyetiyle birlikte başlar. Osmanlılar 1463’te bölgeyi ele geçiriyorlar.  Saraybosna, Türklerin Avrupa’da kurduğu en büyük kent olmuş.

Saraybosna’ya Osmanlı Devleti’nde, Bosna-Saray denmesinin yanı sıra “Saray Ovası” olarak da adlandırılmış. Bu yüzden günümüzde pek çok dilde bu ifadenin kısa hali olarak Sarajevo’ adı kullanılmakta.

Savaş sonrasında ülke, iki yönetim bölümünden oluşmuş; Boşnak Müslümanlardan ve Hırvatlardan oluşan Bosna Hersek Federasyonu ile Bosna Hersekli Sırplardan oluşan Bosna Sırp Cumhuriyeti. Bosna Hersek’in kuzeydoğusunda yer alan Brcko, Bosna Hersek Devleti’nin egemenliğinde özerk bir yönetim ve Bosna Hersek Federasyonu’na ya da Bosna Sırp Cumhuriyeti’ne bağlı değil. Bosna Hersek’in üç üyeli (Boşnak, Hırvat ve Sırp) ve doğrudan halkoylaması ile dört yılda bir yenilenen bir cumhurbaşkanlığı sistemi var. Üçlü başkanlık sisteminin başkanlığı sekiz ayda bir değişiyor. Bu üçlünün başkanı, devletin de başı.

Ülkenin yasama gücü ise iki bölümden oluşan ve oturumlarını başkent Saraybosna’da gerçekleştiren Bosna Hersek Parlamenter Meclisi’nin elinde. Bu meclisin üyeleri iki yıllığına seçiliyor.

Dışişleri, ekonomik işler ve mali politikalardan sorumlu bir bakanlar kurulu, Ulusal Hükümeti temsil ediyormuş. Bu kurulun başkanı Başbakan oluyormuş. Bir de bütün bunların üstünde Uluslar arası gücün oluşturduğu ve geniş yetkilerle donatılmış Yüksek Temsilcilik Ofisi var. Sizin anlayacağınız Bosna-Hersek karmakarışık bir ülke. Saraybosna da bu ülkenin başkenti ve yakın tarihte savaş görmüş ülke ve şehirler içinde en uzun süre kuşatma altında kalmış olan şehir unvanını taşıyor.

SONY DSCBu sabah gezimizin son gününe uyandık. Kaldığımız Radon Plaza adlı otelin güzel kahvaltısını yedikten sonra, valizleri son kez otobüse yerleştirdik.

Saraybosna da ki son günümüzde yağmur bizi yalnız bırakmadı ama bu sefer insaflı bir yağmura yakalandık. Otobüsümüz bizi Miljacka Nehri’nin kenarında, Ulusal Kütüphane’nin yanında bıraktı. Miljacka Nehri, Neretva’nın bir kolu ancak Neretva Nehrinin güzelim yeşil renginden eser yok. Neredeyse kahverengi akıyor, belki yağmurdan dolayı, belki de kirden (ama koku filan almadık). SONY DSC

Ulusal Kütüphane, 1894 yılı yapımı ve aslında belediye binası olarak yapılmış bir bina. Kısmen Arap tarzı öğelere sahip. 1949 Yılında ise Kütüphaneye dönüştürülmüş. Bir zamanlar içinde 75000 kitabın bulunduğu bu bina, 25/26 Ağustos 1992 gecesinde isabet eden bombaların etkisi ile kısmen yıkılmış ve yanmış. Son 10 yıldır ise restore edilmeye çalışılıyormuş ama bu işin biteceği de yokmuş. Bu arada dünyanın dört bir tarafından bu kütüphaneye kitap bağışı yağıyormuş.

Saraybosna’da da Mostar gibi kurşun izlerinin bulunduğu çok sayıda bina mevcut. Burada gördüğümüz bir diğer savaş izi ise yerlerde bulunan pembe renkli izler. Bu izlere Saraybosna Pembeleri veya Gülleri ismi veriliyormuş. Bu izler düşen bombalar ve sonucunda ortaya çıkan ölümün izlerini yani kan izlerini gösteriyor.

SONY DSC

Daha sonra Eski Şehir kısmında, Başçarşıya doğru yürüdük.  Saraybosna’nın merkezinde yer alan ve 16. yüzyılda kurulmuş bulunan meşhur Osmanlı çarşısı.

Gazi Hüsrev Bey, (1480-1541) Kanuni Sultan Süleyman devrinde Bosna’da uzun süre görev yapan bir sancak beyi. Babası Boşnak, annesi Türk olup, annesi tarafından Sultan II. Bayezid’in torunudur. Gazi Hüsrev Bey Karadağ’da çıkan bir Sırp isyanını bastırırken ölmüş ve cesedi Gazi Hüsrev Bey Camii’nin avlusundaki türbeye gömülmüş. Bu büyük devlet adamı Saraybosna’da hanlar, medrese ve çok sayıda imaret ve camiler yaptırmış.

Başçarşı Meydanında, Saraybosna’nın da simgesi haline gelmiş çok güzel bir Sebil yer alıyor. Baş Çarşı’daki pek çok eser, Gazi Hüsrev Bey Vakfı’nın mülküymüş. Sokaklar, sabahın erken saatleri olduğundan pek dolu değil.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saraybosna Gazi Hüsrev Bey cami2Gazi Hüsrev Bey Camisi 1531 yılında, Gazi Hüsrev Bey tarafından yaptırılmış olan bir cami. Caminin Mimarı, İran’dan esir alınıp İstanbul’a getirilen ve sonradan mimar olan ve Mimar Sinan’ın en parlak öğrencilerinden Mimar Hayrettin’in okulundan mezun olan,  Ajem Esir Ali. Savaşta bu cami Sırpların ana hedefi haline gelmiş ve zarar görmüş. 1996 yılında dış yardımlarla tamir edilmiş olmakla beraber, Suudi Arabistan tarafından sağlanan malî desteğin etkisiyle, aslına sadık bir şekilde Osmanlı mimarisine uygun biçimde restore edilmemiş. Gazi Hüsrev Bey, 1531 ve 1534 yılları arasında aynı camiden Suriye’nin Halep şehrinde de yaptırmış.  Saraybosna Gazi Hüsrev Bey cami16

Kare planlı olan caminin kubbesi 13 mt çapında ve yerden yüksekliği de 26 metre. Minber ve Mihrabı çok güzel. Pencerelerin üstte olanları, şehrin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu hakimiyeti altında olduğu zamanda yapılmış. Bir diğer ayrıntı ise, bu caminin elektrikle aydınlatılan ilk cami olmasıymış. Avlusunda çok güzel bir sebil mevcut. Avlunun bir köşesinde ise Gazi Hüsrev Beyin türbesi var. Cami yanında zamanında fakir fukaraya çorba dağıtılan yerler varmış.

Saraybosna Gazi Hüsrev Bey cami14

Bu güzel şehri hak ettiği kadar rahat bir zaman diliminde gezemedik. Aslında çarşı da çok görülecek yer vardı. Bu çarşıda bir zamanlar 80 kadar zanaat kolunun işlediği dükkanlar varmış. Bakırcıların bir sokakta, dericilerin bir diğerinde toplandığını ve bunlar gibi 80 iş koluna göre ayrılmış sokak olduğunu düşününce, çarşının büyüklüğü hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.

Sonraki ziyaret yerimiz 1914 yılında Birinci Dünya savaşının başlamasına neden olan ve Arşidük Franz Ferdinand‘ın fanatik bir Sırp genci olan Gavrilo Princip tarafından öldürüldüğü yer oldu. Arşidük, Latin Köprüsü yakınlarında, karısı ile birlikte bu adam tarafından vuruldu ve bir Dünya Savaşına neden oldu. Bu köşede bir müze yapılmış. Latin Köprüsünün ismi Latin olsa da aslında 1541 yılında burada Osmanlı yapımı tahta bir köprü var. Sonradan 1565 de taş bir köprü yapılmış ancak bu köprü selde yıkılınca yerine 1789 yeni köprü yapılmış. Bugün ki hali ise Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminden kalma.

Saraybosna Latin Köprüsü10

Saraybosna Ferdinandın vurulduğu köşe.1Bir kısmımız Saraybosna’daki Sinagog’u ziyaret etmeye yönelirken, ben dahil bir kısım da Saraybosna’nın meşhurları olan börek ve isli et (kuru et) almak için tavsiye edilem yerlere yöneldik. 1889 yılı yapımı Saraybosna Katedrali’nin önünden geçerek önce isli etin en iyi örneklerinin bulunduğu bir kapalı pazara girdik. Aslında pek satın alacağımı düşünmüyordum ama tadınca almaya karar verdim. Gerçekten isli etleri çok güzel ve görünümü bizim pastırmaya benzese de çemensiz halini düşünün. Sonrasında böreğin tadına bakmak ve ülkeye getirmek için en iyi örneğini aramaya başladık.  Bir börekçi bulduk ve gerçekten güzeldi ancak doğrusu bizim bulduğumuz en iyisi değilmiş. Diğer grubumuzun bulduğu börekçinin daha iyi olduğu konusunda, gösterdikleri fotoğraflarla bize attıkları havadan ikna oldum doğrusu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Otobüse atlayıp sadece Saraybosna’da değil, tüm gezimizdeki son ziyaret yeri olan Tüneli gezmeye gittik. Tünel havaalanı yolu üzerinde ve ona çok yakın bir yerde. Saraybosna kuşatması sırasında insanlar temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale gelince yardım alabilmenin yollarını araştırmışlar. O sırada havaalanı Birleşmiş Milletlerin kontrolünde ancak Sırpların da kuşatması altındaymış. Dışarıdan gelen yardımlara ulaşmak açıktan mümkün olmamış. Bu durumda insanlar Sırp keskin nişancıların hedefi olmuşlar. Çare ise hava alanına bir tünel vasıtasıyla ulaşmak olmuş.   Büyük bir gizlilikle tünel yapımına başlamışlar. Tünelin başlangıç noktaları Dobrinje ve Butmir’den seçilmiş. 28 Ocak 1993’de başlanan çalışma, 30 Temmuz 1993’de bitmiş. Bu tünel, modern tarihin en uzun kuşatmasını yaşayan Saraybosna’nın direnmesini sağlamış. Tünelin bulunduğu ev kurşun delikleri ile doluydu. Tünelin uzunluğu 800 metreyi buluyor. Tünelin kısa bir bölümü ziyarete açık ama bu kadarı bile insanların neler yaşadığı hakkında fikir veriyor. İnsanlar 1 metre genişlik ve 1,5 metre yüksekliğinde bir tünel sayesinde yaşam ve kuşatmaya direnme için gerekli malzemeleri günlerce taşımışlar. Tünel çıkışında bir yaşlı teyzem güler yüzü ile bekliyordu. Bu ev, bu teyzemin ve ailesininmiş. Yüzünde iyi bir iş yapmış insanların gururu ile güler yüzle ziyaretçileri uğurluyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonunda bir geziyi de tamamladık. Her gezi yazısı sonrası geziyi bütünü ile değerlendirme şansım oluyor. Bu yazıyı tamamlarken, keşke 2 günüm daha olsaydı diyorum. Özellikle Bosna Hersek kısmı eksik kaldı. Yine de çok güzel bir geziydi. Zaten önemli olan yollarda olmak değil mi?

Gezekalın.

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi 22.06.2010

Gözden geçirilmiş son basım tarihi 23.11.2014 Saat 20:24

Yorum bırakın

2 Yorum

  1. Sevgili Naime, sevgili Ümit;
    Ülkemize çok yakın komşulukta olan ve ortalama 100 yıl önce çoğu sınırlarımız içinde bulunan Balkan ülkelerini görmeyi uzun zamandır istiyorduk. Osmanlı izlerine ulaşma fikri heyecan verici. Bu nedenle kurban bayramında bir şirketin yaptığı tura katılıyoruz.
    Ben de çok ilgi duyduğum bu bölgeyle ilgili hazırlık yapmak için birşeyler okuyayım derken internette Ümit’in harika yazılarıyla karşılaştım. Bilgiler o kadar güzel ve özenli derlenmiş ki, çok beğendim. Öyle görünüyor ki, sizler dünyada birçok ülkeyi görmüşsünüz. Bundan sonra gideceğim tüm ülke veya şehirler için önce sizlerin blog yazılarınızı okumayı düşünüyorum. Teşekkürler, sevgiler.
    CTF 86, Hale

    Cevapla
    • Ne mutlu oluyorum yazıların birilerine ulaşmasına ve yardımcı olmasına… Bir gün yollarda birlikte olma dileklerimle …

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: