Kısacık Bir Kaçamak: Thassos Adası

IMG_0579-001

3-4 Ekim 2015 tarihlerinde yoğun çalışma temposuna bir ara verip, Yunanistan’ın Thassos Adası’na kısacık bir gezi yaptık. Bu geziyi Yudosk (Yeni Ufuklar Doğa Sporları Kulübü Derneği) ile gerçekleştirdik. Bu dernek, bünyesindeki gönüllüler ordusu ile çok keyifli doğa yürüyüşleri ve geziler düzenliyor. Sayfalarını ziyaret etmenizi ve üye olup aktivitelerinden size uyanlarına katılmanızı tavsiye ederim (http://www.yudosk.org/). Bu kadar kısa süreli bir geziye, bu kadar çok aktiviteyi sığdırabileceğimize ve bir o kadar da zevk alabileceğimize inanılması güç olsa da her şeyi ile mükemmel bir gezi oldu.

thasos_map_goatsteakplaces1Thassos (Taşoz) Adası orman yeşilini ve deniz mavisini çok güzel bir şekilde harmanlamış bir ada.  Son zamanlarda gezgin Türklerin keşfettiği ve İstanbul’dan karayolu ile ulaşabileceğiniz en yakın adalardan bir tanesi. Öyle ki yoğun zamanlarda adanın hemen her yerinde yoğun şekilde Türk turisti olabiliyormuş. Doğrusu bu ya ne yerli ne de yabancı turistin neden olduğu bu yoğunluğu yaşamayı ben hiç istemezdim. Bu nedenle okulların açıldığı, hem iç ve hem de dış turistin azaldığı bir zamanda, yani Ekim ayı başlarında orada olmak iyi bir fikirdi ve bu satırları okuyan siz gezginlere de bunu tavsiye ederim. Ancak zamanlamanız iyi olmazsa da adanın hem deniz kenarı tesislerinden ve hem de gece eğlencesinden faydalanmak için açık mekan bulmak sorun olabilir. Bu nedenle turistin yeni çekildiği ama mekanların hala açık olduğu Ekim ayı başları bundan sonra da benim favori ziyaret zamanım olacaktır.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERATekirdağ üzerinden İpsala sınır kapısına varmanız yaklaşık 3 saati buluyor. Bayramların veya yaz tatiline çıkanların yoğunluğu sınırlarda da olmayınca gümrük işlemleri için bir saati bulan bir zaman harcadık ve Yunanistan topraklarına girdik. Bu zamanı 35 kişilik bir tur otobüsü için düşününce sınır kapısındaki hızımızı anlayabilirsiniz. İpsala’dan çıktıktan sonra önce Alexandroupolis olarak bilinen Dedeağaç, arkasından Komotini (Gümülcine) ve Xhanti (İskeçe) sapaklarından geçiyorsunuz. Thasos’a bizi götürecek olan feribotun kalktığı Keramothi kasabasına vardığımızda saat 07:00’yi bulmuştu. İlk vapura binmek için limanda beklerken açık olan bir pastaneden Yunan simidi (Yunan simidi diyorum çünkü tadı güzel olmasına rağmen bizimkilerden farklı. Bizim odun ateşinde pişen simide asla değişmem. Yalnız börekleri çok güzel oluyor) ve kahvelerimizi yudumlamaya zamanımız da oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Feribotla yolculuk 45 dakika kadar sürüyor. Feribot, 380 km²’lik Thassos Adası’nın Kuzeyinde bulunan ve adanın merkezi olan Thassos/Limenas’a yanaştı ve bizim de bu adadaki yolculuğumuz başlamış oldu. Yönümüz adanın Güneyindeki konaklayacağımız Potos Köyü olacak.

IMG_0092

IMG_0090Adadaki ilk gezi durağımız Panagia Köyü oldu. Thassos merkeze yani Limenas’a 10 km uzaklıkta, adanın kuzey doğusunda yer alan Panagia Köyü dağ eteğinde kurulmuş. Köye sabahın erken saatlerinde gittiğimizden henüz ortalıkta kimsecikler yoktu. Köy meydanında sıra sıra restoranlar var. Her mekan önünde de mutlaka Türkçe menü. Köy meydanından kilise ve arkasındaki mezarlığa doğru yürüdüğünüzde dağlardan gelen kaynak sularının aktığı kanalları ve oluşturdukları küçük şelaleleri izleyebiliyorsunuz. Taş evlerin damları da kayrak denen özel bir taştan. Bu adanın mermeri, zeytinyağı, beyaz şarabı ve balı meşhur. Mermer bol olunca sokakların kaldırım taşlarını bile mermerden yapmışlar. Köy içinde eski bir zeytinyağı işleme tesisi var. Burası hem bir müze ve hem de halen çalışan bir tesis. Köy gezisi sonunda ancak açılan bu yerden zeytin yağı aldık. Bu köyde ilk dikkatimi çeken etrafta bol miktarda olan kedilerin varlığı oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_0230-001

IMG_0206-001Bu köyden sonra Aliki Plajına doğru yola çıktık. Potamia ve Kinyra köylerini geçen yemyeşil bir yolu takip ederek, Thassos’un (Limenas) 32 km uzağında, adanın da kuzeyinde bir yarımadanın iki tarafında sahili olan Aliki Plajına vardık. Bu yarımadanın batısı tavernalarla dolu bir sahil iken doğu tarafında olan plaj daha sakin. Her iki taraf plajlarını ortak özelliği denizin pırıl pırıl ve tertemiz olması. Bu yarımada üzerinde bir de arkeolojik alan var. Biz önce bu alanı gezip güzel bir yürüyüş yaptık. Bu yarımadanın tamamını yürüyerek doğu plajından batı plajına yürüdük. Sonrasında Beatiful Alice adlı restorana konuşlandık.Burada hem yemek yendi (çok güzel ahtapot yapıyorlar) hem de birkaç saat süren deniz sefamız oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Aliki Plajında deniz o kadar berrak ki, deniz içindeki canlılığı izleme şansınız oluyor. Aşağıda su altı hayattan bazı kareler bulacaksınız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

IMG_0273-001Burada geçirdiğimiz saatler sonrasında Archangel Micheal Manastırını ziyarete gittik. Burası sadece manzarası için bile gidilmesi gereken bir ziyaret yeri. Manastır Limenas’ın 25 km Güneyinde bulunuyor ve tarihi 18. yüzyıla kadar gidiyor. Manastırın içindeki en önemli dini obje Kutsal Hz İsa’nın çarmığa gerildiği zamandan kalan kutsal çivi parçası. Manastır için kızlar manastırı denebilir. İçeriye giriş tam bir seremoni gerektiriyor. Kadınlar uzun entari ve omuzları örten şallar giymek zorundalar. Erkekler de şortla giremiyorlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Manastır gezisi sonrası gece konaklama yapacağımız Potos Köyüne doğru yola devam ettik. Bu süre boyunca yeşil hiç kaybolmadı. Potos küçük bir balıkçı köyü iken şimdilerde ada turizminin önemli bir yeri olmuş. Konaklama için seçilen otelin ismi Hotel Potos. Burada odalarımıza yerleşme sonrasında bir saat kadar dinlendik.

IMG_0329

Akşam yemeği  öncesinde kısa bir gezi için Theologos adlı diğer bir köye gittik. Gece yemek yiyeceğimiz mekan da bu köy içinde olan Taverna Augoustos. Uzun geçen yolculuk ve gezi gününü burada noktalayacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Theologos, Thassos Adası’nın bir diğer dağ köyü.  Eski bir yerleşim yeri olarak güzel binaları, doğası ve özellikle de meşhur oğlak kebabı ile ilgi çekiyor. Köyün yazılı geçmişi 1287 yılına kadar gidiyor. Bir dönemTheologos adanın başkenti olmuş. 1479-1538 yılları arasında Osmanlı yönetimine girmiş. Buradaki eski evler, çeşmeler daha çok eski Türk evleri tarzında. Gün batımına yakın Theologos sokaklarını arşınladık. Evlerin damları kayrak taşı (arduvaz) ile kaplanmış. Bu tür taş damlar evlere bir başka güzellik veriyor. Burası mutlaka gezilmesi gereken bir yer.

IMG_0324-001

Hava iyice kararınca köy içinde bir kafeye geçtik ve burada bir şeyler içip taverna için saatimizin gelmesini bekledik. Malum! Yunanlılarda taverna kültürü geç başlıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Taverna kapısında bizi kaptan kıyafetli bir adam karşıladı. Sonradan adının Stefan ve tavernanın da sahibi olduğunu öğrendiğimiz bu arkadaş gece boyu kıyafetten kıyafete girip bizlere sirtaki, zeybetiko gibi danslardan örnekler sunarak neredeyse tek kişilik bir gösteri yaptı. Tavernada bizim dışımızda Bulgar, Sırp ve tabii ki Yunan gruplar da vardı. Gecenin ilerleyen saatlerinde yakın coğrafyanın ve ortak zevklerin insanları olarak hepimiz pistte buzukia eşliğinde dans ettik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tavernadan kalkan en son grup bizdik. Doğruca otele dönüp güzel bir uyku çektik.

IMG_0556

IMG_0552Ertesi günün tek aktivitesi Giola Lagünü ziyareti ve burada yüzmek oldu. Giola Lagünü fotoğraflardan tam bir cennet görünümünde. Thassos Adasına geziye çıkmadan önce, bu adaya kim gelmişse Giola Lagünü’nde hayal kırıklığı yaşayabileceğimiz yönünde uyarıldık. Yaklaşık 1 km kadar zorlu bir iniş sonrasında ancak ulaşılabilen bu doğal havuz çoğu zaman bulanık ve mekan da çok kalabalık olurmuş. Bu zorlu inişin bir de çıkışını yaşayanlar içinden “Giola Lagünü’ne gitmeseniz de olur” diyenler bile çıktı. Size benim tavsiyem burayı asla ihmal etmemenizdir. Zamanlamayı dikkate alarak (mümkün oldukça erken saatlerde ve haziran ya da Eylül-Ekim aylarında) asla hayal kırıklığına uğramayacağınız bir yer burası. Burada yol, tesis filan yok. Bu nedenle su, yiyecek gibi ihtiyaçlarınızı yanınızda götürmeli ve biraz zahmetli yolu göze alarak uygun ayakkabı ile gitmelisiniz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burada hiç bitmesini istemediğimiz 2 saati geçirdikten sonra dönüş yoluna geçtik. Feribot için saat 15:00’de buluşmak üzere Thassos’un merkezi Limenari’da vakit geçirdik. Burası artık sezonun sonunun geldiğini işaret edercesine sakindi. Sahilinde son yürüyüşlerimizi, çarşısında da son alışverişlerimizi yapıp yemek için bir restorana konuşlandık. Ah! Şu Yunanlıların yavaşlığı olmasa pek güzel olacak…Servisin ağırlığı yüzenden bir kısım arkadaşlarımız yemek yiyemeden feribota bindiler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Feribot zamanı geldiğinde de ülkeye dönüş için yola düşmüş olduk. Feribotun güvertesinden Thassos Adası’na gözden kaybolana kadar baktık. Martılar da bize eşlik ettiler..

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Bu adaya bir kaç kez daha geleceğimiz ve yeni yeni keşiflerde bulunacağımız kesin gözüküyor…

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

18.10.2015 Saat 23:00

Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: