• Arşivler

  • Diğer 527 takipçiye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 267.132 ziyaretçi
  • Ağustos 2022
    P S Ç P C C P
    1234567
    891011121314
    15161718192021
    22232425262728
    293031  

Tüm Çekincelerinizi Bir Kenara Bırakın! İRAN GEZİ YAZISI: Abyaneh Köyü/Kaşan

Bugün İsfahan’dan Tahran’a doğru uzun bir yolculuğumuz olacak. Tahran’da 2 geceleme ve gezilerimiz sonrasında da İran gezimiz tamamlanacak. Sayılı günler çabuk geçiyor.

İsfahan’dan 180 km kadar yol yaparak önce Abyaneh Köyü denen bir yere uğrayacağız. Abyaneh, İran’ın en ilginç ve en fazla turist çeken yerlerinden bir tanesi. “Neden ?”diye sorarsanız, Abyaneh Köyü özgün kültürünü koruması ve kendine has mimariye sahip olması nedeni ile bolca turist çekiyor.

7. yüzyılda Araplar, Pers ülkesini ele geçirdiklerinde bir kısım Zerdüşt halk çevre dağlara ve çöllere kaçıp kendi köylerini kurmuşlar. İşte Kaşan’ın 80 km güneydoğusundaki Karkas Dağlarının eteklerinde yer alan bir vadide varlığını sürdüren bu köyün ismi Abyaneh. Köye vardığınızda özellikle büyük araçların köyün içine park etmesine müsaade edilmiyor. İranlılar tatil günlerinde gezmeyi gerçekten çok seviyorlar. Bizim Abyaneh ve Fin Bahçesi gezimiz cuma gününe denk geldi. Hem bu köyü ve hem de bahçeyi çok kalabalıkla gezmek zorunda kaldık. Daha sakin bir günde çok daha keyif alabilirdik.

Abyaneh Köyü halkı binlerce yıldır farklı hanedan ve krallıkların değişen kurallarına maruz kalmalarına rağmen kültürel miraslarını, geleneklerini ve benzersiz güzelliklerini muhafaza etmeyi başarmışlar. Bu köy adeta canlı bir müze gibi. Abyaneh adı “söğütlük” anlamına gelen “Viona” kelimesinden türetilmiş.

Araç park edilen yerle, köy arasında epey mesafe var. Yokuş aşağı inmesi kolaydı ama yokuş yukarı, bir de sıcağa kalmışsanız zorlanacaksınız. Yokuşun başında, toprak altında olan daracık bir girişe sahip mağara gibi yapılar gördüğünüzde garip bir yere geldiğinizi anlıyorsunuz. Bunlar aslında yer darlığı nedeniyle kendi evleri dışında ve uzağında köy sakinlerinin kışlık depo olarak kullandıkları yerler. Köyün başındaki evler daha yeni olanlar. Sonra genişçe bir köy meydanına geliyorsunuz. Burada üzerinde büyük çaydanlıklar bulunan sobalar tütüyor.

Bu bölümden itibaren de esas görmeniz gereken köy başlıyor. Bu köyün 1500 yıllık bir tarihi olduğu yazılıyor. Ev sayısı ise 500 civarında. Yakınlarda çıkartılan demir oksit mineralinden zengin toprak , kerpiç evlere kırmızı rengini veriyor. Ahşap kanatlardan yapılmış pencereler, daracık sokaklara bakan veranda ve teraslar dağın eteklerinden başlayıp daha yukarılara doğru uzanıyor. Bu köy halkı evlerini yabancılara satmazlarmış. Sokağın ortasından su akması için küçük bir kanal yapılmış. Evlerin kapı tokmakları, İran’da çoğu ahşap kapıda olduğu gibi kadın ve erkekler için farklı.

Abyaneh Köyünde 300 kadar yaşayan varmış. Bu insanların geçim kaynağı geleneksel yöntemlerle yapılan tarım, bahçecilik ve hayvancılık. Kadınların çoğu ekonomik işlerde erkeklerle birlikte çalışıyorlar. Normal bir günde geleneksel giysileri ile, bizim o gün gördüğümüz kadar çok köy halkını görmezmişiz. Ama köy özgün olunca hafta sonları ve tatil zamanlarında iç turizm çok hareketli ve köyün ziyaretçisi de çok oluyormuş. Haliyle de yerel ürünlerini, dokumalarını ve yiyeceklerini satmak için daha çok insan ortalıkta görünüyor.

Geleneksel olarak erkekler keçe şapka takıp, “Ghaba” adında uzun bir giysi, şalvar gibi bol pamuklu pantolon ve “Giveh” olarak adlandırılan özel yapım bir çift ayakkabı giyerlermiş. Kadınlar ise saçlarını ve omuzlarını tamamen kapatan uzun çiçek desenli, beyaz bir eşarbın altına renkli elbiselerle birlikte özel bir çift pantolon giyiyorlar. Bu renkli çiçek desenli başörtülerle dolaşan köylü kadınların görünümü, İran’ın herhangi bir köyünde giyilen tipik düz siyah örtünmeyle zıt. Bu köyün halkı Orta Pehlevice lehçesi ile konuşuyorlar.

Köyün 11 camisi arasından en eskisi, Selçuklular zamanından kalma Cuma Camisi. Kapısında cami yazmasa, cami olduğunu anlamanız mümkün değil. Bu köyün daracık sokakları arasında gezip kaybolmalısınız. Biz de öyle yaptık zaten.

Abyaneh Köyü’nden 80 km sonra Kaşan’a varacaksınız. Burada iki önemli yer ziyaretimiz olacak. Bunlardan bir tanesi Tabatabayi Tarihi Evi ve bir diğeri ise Fin Bahçesi.

Kaşan, İsfahan Eyaleti’nin bir şehri. Çok eski zamanlardan beri yerleşim yeri olmuş bir kent. Selçuklular zamanında Kaşan’a kale yapılmış. Şehir çanak, çömlek, çini ve halısı ile meşhur. Kaşan her daim devlet büyükleri için sayfiye yeri olmuş. Fin Bahçeleri, Şah Abbas için yapılmış. Bu şehirde Kaçar Döneminden de güzel evler var. İşte gezeceğimiz Tabatabayi Evi bu özel evlerden bir tanesi. Ameri Evi, Borujerdi Evi sadece Kaşan’ın değil, İran’ın önde gelen tarihi evleri arasında sayılıyorlar.

Tabatabayi Evi , İran’ın Kaşan kentinde tarihi bir ev müzesi . 1880’li yıllar civarında, Kaçar Hanedanlığı döneminde, varlıklı Tabatabayi ailesi için inşa edilmiş. Aslında bu evi gezerken şahidi olduğunuz olay, Kaşan’lı zengin ailelerin yaşam tarzı. Evi karısı için yaptıran Seyed Jafar Tabatabaei bir halı tüccarı. Evin mimarı, dönemin en ünlüsü Ustad Ali Maryam.

Ev beş dönüm arazi içine yapılmış. Dört avlulu evin bir bölümü dışarıdan gelenlerle temas edilen kısım, diğer bölüm ise ev halkına ayrılmış özel bölüm. 40 odası, 3 adet badgiri ve su taşıyan kanat sistemi mevcut. Ev içindeki şatafat hayret veren boyutlarda. Evin dış cephesi alçı süslemelere, çok güzel teraslara sahip. Kapılar ve pencereler oyma ahşaplarla dekore edilmiş. Evin içinde renkli mozaik pencereler var. Tüccarın karısının adı Homa olunca, adam eve dekorasyon olarak efsanevi kuş, Homa sfenksi yaptıracak kadar işi abartmış.

Daha Tahran’a kadar uzun yolumuz olunca civardaki Borujerdi Evi, Abbasi Evi, Ameri Evi , Sultan Amir Ahmed Hamamı, Ağa Bozorg Cami ve Kaşan Çarşısı gibi Kaşan’ın yürüme mesafesi içinde gezilecek yerlerine uğrayamadık. Ancak türbenin ve hamamın foto

Bunun yerine gezimiz için otobüse doluştuk. Tatil günü olunca Fin Bahçelerine araçla ulaşmak bile mümkün olmadı. Belirli bir yerden sonra ring sefer yapacak şekilde düzenlenmiş belediye otobüsü ile bahçenin kapısına kadar gidildi.

Bahçenin kalabalığı anlatılacak gibi değil. Büyük hayalle beklediğim bahçe gezisi kalabalık yüzünden hüsran oldu. Bu nedenle Fin Bahçesi gezisinin zamanlaması mümkünse sabah ve mutlaka tatil günleri dışında olmalı.

Fin Bahçesi’nin geçmişi I. Şah Abbas dönemine, 1590’lı yıllara kadar uzanıyor. Şah Abbas’ın ardılları da bahçeyi genişletmişler. Kaçarlar Döneminde hanedanın 2. şahı Fath-Ali Şah Kaçar zamanında bahçe en güzel halini bulmuş. Bahçe sonraki dönemlerde ihmal edilmiş. Bahçe UNESCO Kültür Mirası Listesi içinde yer alan Pers Bahçeleri arasında en önemli olanı.

Klasik tüm Pers Bahçeleri düzeni bu bahçede de var. Yüksek duvarlar ardında, dört bahçe düzenli ve sulama kanal sistemlerinin ve havuzların en güzel şekilde kullanıldığı bir bahçe burası. Tek kötü tarafı gezdiğimiz zamandaki kalabalık.

Fin Bahçesi gezisi sonrasında otobüse doluşup Tahran’a doğru yollara düştük.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru