Yapmadan Gelmeyin! -Ekvador

Ekvador

IMG_2589-002Papallacta’da hangi saatte olursa olsun termal havuzlara girmeden ve Antisana, Cotopaxi ve Cayambe Volkanları manzaralı kısa bir yürüyüş yapmadan (https://gezekalin.com/2014/08/13/ekvador-kolombiya-venezuela-gezi-yazisibuenos-airesten-papallactaya/ ),

 

IMG_2871-001

  • Yolu gözünüzü korkutsa ve yoldan biraz rahasız olsanız da Hacienda Piman-İbarra’da bir gece konaklamadan, IMG_2953
  • IMG_3012Quito’nun 100 km kadar dışında ve doğanın sanat şahaseri olan Cuicocha Krater Gölünü ziyaret etmeden,
  • Dünya Kültür Mirası Listesi içindeki Quito şehrinin sokaklarında gezmeden,El Panecillo tepesinde Kanatlı Meryem Ana heykeli altında Quito şehri panoramasına şahit olmadan, Casa Gangotena adlı otelin terasına çıkıp San Francisco meydanına tepeden bakmadan, San Francisco,  Santa Domingo Kiliselerinin içini görmeden, altın kaplamalı altarı ve muhteşem tavan işlemeleri ile  Compañía de Jesús Kilisesini ziyaret etmeden, (https://gezekalin.com/2014/08/15/ekvador-kolombiya-venezuela-gezi-yazisiquitoya-dogru-quito/) Plaza Grande’de parkta oturup civarın tadını çıkartmadan, yine bu meydanda bulunan Quito katedralinin içinde bulunan Latin Amerika’nın bağımsızlığında önemli rol oynamış olan General Sucre’nin mezarını ziyaret etmeden,
  •  

IMG_4029

  • Esterella Chimborazo adlı tesiste bir öğle yemeği yiyip, Chimborazo Dağının karlı tepesini seyretmeden ve görebileceğiniz ve fotoğraflayabileceğiniz Hummingbirdlerin peşinde koşmadan (https://gezekalin.com/2014/08/18/ekvador-kolombiya-venezuela-gezi-yazisi-salasaca-pazarichimborazo-dagiriobambaekvador/),
  • Riobamba’da Hosteria La Andaluza’da mümkünse gece konaklamadan ya da en azından bir öğle yemeği yiyip, orjinali bozmadan nasıl güzel bir turizm yapılabileceğinin güzel bir örneğine şahit olmadan,
  • Yöre insanlarınca “Kondor Yuvası” adını alan Devil’s Nose’a (“Şeytan Burnu) Alausi’den tren  yolculuğu yapmadan, IMG_4206
  • Cuenca’ya doğru yol alırken İnka Yolunun küçük de olsa bir örneğine sahip İngapirca Antik Kentini gezmeden, zamanında bu yollarda yürüyen insanları düşünmeden ve zaman ve takvim konusunda İnkaların o zamanlarda bulunduğu seviyeye şaşmadan, IMG_4580
  • Dünya Kültür Mirası Listesi içinde bulunan Cuenca sokaklarını gezmeden, kolonyal tarz mimarinin görebileceğiniz en güzel örneklerine şahitlik ettiğinizi aklınıza getirip anın zevkini yaşamadan, renk renk şekerlemelerin satıldığı dükkanlardan şekerlemeler alıp denemeden , Homero Ortega’nın şapkalarını görmeden (https://gezekalin.com/2014/08/20/ekvador-kolombiya-venezuela-gezi-yazisi-alausiden-sibambeye-tren-yolculuguingapirca-antik-kenticuencaekvador/),

EKVADOR’DAN DÖNMEYİN…..

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru 

09.09.2014 Saat 12:10

Ekvador-Kolombiya-Venezuela Gezi yazısı/Quito’ya doğru-Quito

IMG_3039-001

Her zaman yaptığım gibi sabah erken uyanıp çevre keşfine çıktım. Kaldığımız oda çiftliğin en eski bölümü. Bu bölüm bir veranda ile tüm çiftliğe bakıyor. Bahçe çok güzel düzenlenmiş. Ortada bir küçük süs havuzu var. Yukarıda kalan bu bahçenin altında bir dizi ağaçlar arasında bir başka bahçe daha var. Oldukça yaşlı ve heybetli ağaçlar var ve bu nedenle Brezilya’dan getirilen ağaçlar bunlar olsa gerek diye düşünüyorum. Bahçede ilk defa gördüğüm çiçekler de var, fotoğrafladım tabii ki. IMG_2952-001

Kahvaltı sonrası yola düştük. Hedefimiz Ekvador’un siyasi başkenti olan Quito’yu ziyaret etmek. Geceleme de orada olacak. Ancak daha önce Cuicocha Krater Gölünü ziyaret edeceğiz.

Quito’nun 100 km kadar dışında olan ve 4500 yıl önce faaliyete geçip, en son faaliyetini de 1300 yıl önce gösteren Cuicocha Volkanı üzerinde oluşan kalderik bir göl burası. Kaldera, volkanik patlama sonucu toprağın çökmesiyle oluşmuş volkanik yerşekli. Kelime, İspanyolcada ‘caldera’ ve Latincede ‘calderia’ denilen ‘pişirilmiş çömlek’ anlamına gelmektedir. Zamanla bu toprak çöküntüsüne su toplanmış ve göl oluşmuş. Gölün tam ortasında ise bir başka tepe var. Çok güzel bir yer ve burada bir saate yakın fotoğraf molası verdik. Rakımın yüksekliği hepimizi etkilemeye devam ediyor.

IMG_2991-001

Bir süre daha yola devamla Quito’ya vardık. Quito Şehri 1978 yılında UNESCO dünya kültür mirası listesine alınmış olan bir şehir. Amerika kıtasında en iyi korunmuş ve en az bozulmuş olan tarihi merkez unvanını taşıyor. Bir diğer özelliği de Polonya’daki, Krakow şehri ile birlikte 1978 yılında ilk deklare edilen UNESCO dünya kültür alanı olması. Tüm şehirde 130 kadar anıtsal bina var.

Quito dağlarla çevrili bir kent. Pichincha Volkanı eteklerinde kurulu. Pichincha Volkanı en son 1999 da faaliyete geçmiş ve o zaman sadece kül fırlatmış. Volkanın 2 tane krateri var. Pichincha bir “Stratovolkan” ve pek çok sertleşmiş lav, tüf ve kül tabakasından oluşmuş, yüksek, konik biçimli bir volkan türüne stratovolkan deniyor. Bu volkanlar dik yamaçlarıyla ve periyodik patlamalarıyla tanıyorlar. Bunlardan fışkıran lavın akışkanlığı az ve çok uzağa yayılmadan önce soğuyup ve sertleşiyor. Buna karşın bazı volkanların püskürttüğü bazik içerikli magmanın akışkanlığı yüksektir ve kalkan biçimli volkanları yapıyorlar. IMG_3063

Quito Şehri 40 km’ye 8 km’lik bir alana kurulu ince uzun yerleşimli bir şehir.

İnkalar, Peru genelini ise 60-70 yıl istila ettikleri halde, Quito’yu 20 yıl istila etmişler. Sonrasında ise İspanyollar devrede tabii ki.

Quito’ya kadar trafikte biraz sorun yaşadık ve beklediğimizden biraz geç olarak vardık. Quito da önce El Panecillo tepesine çıktık. Burası aslında volkanik bir tepe ve anlamı “Küçük Ekmek” . Bu tepe altında 200 yıl öncesine kadar bir göl varmış. Quito’ta tepeden bakmak için ideal bir yer.

Burada tepede boynu bükük, şehre tepeden merhametle bakan ve onu koruduğuna inanılan kanatlı bir Meryem Ana Heykeli var. Fransa’da yapılıp 7000 parça halinde yollanmış ve 1974 de monte edilmiş. Agustín de la Herrán Matorras adlı bir İspanyol sanatçı tarafından yapılmış ve 41 metre boyunda. Buradaki Meryem Ana heykeli,  kanatlı Meryem Ana hali ile dünyada benzeri olmayan bir heykel. Buradan şehri tanımaya çalıştık.

IMG_3068

Daha sonra ise yemek yemek için San Francisco Kilisesinin bulunduğu San Francisco Meydanında (Plaza de San Francisco) Casa Gangotena adlı bir otelin lokantasına gittik.  Burada çok zaman kaybettik. Sipariş almaları ve yemek yememiz neredeyse 2 saat sürdü. Bu nedenle de Quito’da çok önemli bir müzeyi ziyaret edemedik, kiliselerin içine giremedik. Bundan sonrada siparişlerimiz hep önceden verip daha sonra lokantaya gittik. Latin Amerika ülkelerinde ve özellikle de Ekvador’da yemek işinin siparişinin verilmesi ve yemeklerin gelmesi tam bir merasim. Vakit kaybı oluyor.

IMG_3114Yemekten sonra yürüyerek şehri gezmeye başladık. San Francisco Meydanı Latin Amerika’da tarihi merkezler içinde en geniş yapı topluluklarının bulunduğu meydan. Bu meydanda yerliler mal değiş tokuşu yaparlarmış.  Hemen meydanda bulunan San Francisco Kilise ve Manastırının yapımına 1550 yılında başlanmış ve neredeyse 150 yıl sürüp 1680 yılında bitmiş. Kilisenin tavan işlemeleri çok güzel.

Sonrasında Sucre Caddesini takip ederek önce La Iglesia de la Compañía de Jesús kilisesine geldik. Şehrin en eski ve tavan işlemeleri ile önemli olan bu Cizvit Kilisesi içine girmek şansımız olmadı.

Yolun devamında Bağımsızlık Meydanına  (Plaza Grande) ulaştık. Bu meydan, pazar günü olmasının da özelliği ile çok hareketli. Burada hükümet aleyhtarı bir gösteriden, İsrail’in Gazze şehrinde Filistinlileri bombalaması aleyhinde gösteriye kadar çeşitli gösteriler vardı.  Burası aynı zamanda 1534 yılında bölgeye gelen İspanyolların şehri ilk kurmaya başladıkları alan özelliğini de taşıyor. Meydanda merkezde bulunan sütun ve tepesindeki heykel, 1809 yılında İspanya’dan bağımsızlığın kazanılması anısına dikilmiş. Meydanın Güney Doğusunda Quito Belediye Binası, Kuzey Doğusunda Başpiskoposluk Binası ve Hotel Plaza Grande (Palace Hidalgo), Kuzey Batısında Palacio de Carondelet (Ekvador Başkanlık Sarayı) ve Güney Batısında da Quito Katedrali bulunuyor. IMG_3196

Carondelet Palace, Ekvator hükümet binası ve Cumhuriyet döneminin tüm başkanları ülkeyi bu binadan yönetmişler. 2007 yılından itibaren bu saray tüm halkın ziyaretine açılmış.

Quito Katedrali 1562 de yapımına başlanan bir Katolik kilisesi. 1806 da yapımı tamamlanıyor. Bu katedralde piskopos José Ignacio Checa y Barba striknin dolu bir şarabı içtiğinde suikasta kurban gitmiş. Ayrıca Ekvator özgürlüğü için savaşmış Simón Bolívar’ın generallerinden birisi ve Bolivya’nın ikinci devlet başkanı olan Güney Amerikalı devrimci önder Mareşal  Antonio José de Sucre’nin mezarı da bu katedraldedir. Bu arada bir not daha; Ekvador’un Amerikan Dolarını para birimi olarak kabul etmeden önceki ulusal para birimi Sucre. Bizim gezme saatimiz geçe kaldığından ne bu Katedrali ve ne de La Iglesia de la Compañía de Jesús kilisesinin içine girebildik. Yazık oldu. Özellikle Sucre’nin mezarını görmek isterdim.

Santo Domingo Kilisesi de ancak dıştan görülebildi.

Daha sonra bu güzel şehrin tarihi kısımlarında serbestçe gezebilmek için dağıldık. Guayaquil caddesi boyunca bir arktan, cadde sonundaki diğer arka kadar yürüdük. Evler iyi tamirat görmüş Koloniyal ve Cumhuriyet dönemi evlerinden. Bu şehrin tarihi merkezi, UNESCO Kültür Mirası listesi içinde ama bence Cartagena nın tarihi merkezi daha güzel bir örnekti.

IMG_3328

Akşam grup olarak buluşup aracımıza dolduk. En son olarak   Basilica del Voto Nacional önünde durup gece fotoğraflarımızı aldık. Bu bina Amerika ve Ekvador’daki en önemli ve en büyük neo-Gotik tarzdaki bina. 1895 yılında yapımına başlanmış ve teknik olarak da hala bitmemiş olan bir bina ve söylence bu ya! Bu yapının tamamı bitince dünyanın da sonu gelecekmiş…

Sonunda Quito’da kalacağımız Reina Isabel adlı otele giriş yaptık. Gün yorucu oldu. Yemek sonrası bu modern ve tarihi merkez dışındaki otelimizde güzel bir uyku umuduyla dinlenmeye çekildik. Umuduyla diyorum; Yüksek rakım hepimizi etkilemeye devam ediyor. Çünkü Quito’da 2700 metre rakımlarda bir şehir..

Evet Sevgili Sanal Gezgin arkadaşlarım..

Yarın başka bir Ekvador bölümünde görüşmek üzere Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

16.08.2014 Saat 00:17

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ekvador-Kolombiya-Venezuela Gezi yazısı/Buenos Aires’ten Papallacta’ya

IMG_2589-002

Ekvador/Kolombiya/Venezuela gezimiz dahil, son 3 gezimizi Nar gezi (http://www.nargezi.com/tr/) ile gerçekleştirdik. Bu gezinin programını Nar gezi sahiplerinden sevgili Aykut Semerci ile birlikte şekillendirdik. Başından söylemem gerekir ki bu zor gezi programını, bu kadar kalabalık bir sayı ile başarıyla gerçekleştirdiği için Aykut Semerci ve şirketine teşekkür etmeliyim. Aykut bizim gruba gezi boyunca da eşlik etti ve benim şahit olabildiğim birkaç yerde çok kritik müdahaleleri ile gezinin keyfinin kaçmasını engelledi.

IMG_2412-001Atatürk Havalimanında buluşma sonrasında THY ait bir uçak ile Buenos Aires’e doğru yola çıktık. Aslında İberia veya KLM gibi havayolları ile de bu gezi gerçekleşebilirdi. Ancak biz grup olarak THY uçağı ve hizmetinin konforunu tercih ettik ve bir gece Buenos Aires’te konaklama yaparak Ekvador’un başkenti Quito’ya doğru uçacağız. Buenos Aires’te ise gruba rehberlik edecek ve geçen Arjantin-Patagonya gezimizden tanıdığımız Cem İnal da bize katılacak.

İstanbul-Buenos Aires arasında, Sao Paulo  da, teknik yardım almak amacı ile uçağımız zorunlu olarak birkaç saat bekledi ve ardında da Buenoz Aires Ezize havaalanına indik. Cem’le sıcak bir kucaklaşma sonrasında, gecenin ilerleyen saatlerinde otele varıp güzel bir uyku çektik. Otelimiz San Thelmo’da.

IMG_2488
Ertesi gün uçağımız akşam saatlerinde olduğundan Buenos Aires’te yarım günlük tur atma şansımızı da kullandık tabii ki. Bu turumuzda, geçen sene Arjantin-Patagonya gezimize katılmış olan arkadaşlar var ama Buenos Aires’e ilk defa gelenler de var. Bu nedenle Buenos Aires turu bizler için anıları tazeleme, ilk defa bu güzel şehre gelenler içinse tadımlık bir tur oldu. Geçen seneki turu ayrıntılı bir şekilde anlattığım için ( https://gezekalin.com/2013/04/13/brezilya-iguazu-soslu-arjantin-sili-patagonya-gezisi-giris/ ) uzun uzun gezini bu tarafını anlatmayacağım. İlgilenen arkadaşlara yukarıda bağlantılı adrese verdim oradan ulaşabilirler. Ancak bahsetmeden geçemeyeceğim bir konu, Buenos Aires klasiği olan Desnivel Restoranda de et yememiz. Burada 3. kezdir tadına doyamadığımız etlerden yedik. Buenos Aires’e gelirseniz olmazsa olmazlardandır bir kez daha hatırlatayım. IMG_2505

Ezeiza Havaalanı-Quito Havaalanı arası 6 saat sürüyor. Avianca Havayolları ile uçtuk. İşin güzel tarafı bu havayolu ,THY gibi, StarAlliance üyesi ve uçuşlarımızdan mil puanları kazandık.  Ekvador’un başkenti Quito’ya yerel saatle 02:30 gibi indik. Ama Arjantin ve Ekvador arasında iki saat fark var. Burası Arjantin’e göre 2 saat geride. Uçuşumuz toplam 4 saat sürdü.

Bu arada gezimizin esas odağını oluşturan Ekvador hakkında kısa bir bilgi verelim;

Ekvador (Ecuador) Güney Amerika kıtasının, kuzey batısında yer alan ve 283.520 km2 alanı, 16 milyon civarında nüfusu olan bir ülke. Hepimizin en çok bildiği Galapagos Adalarına, Okyanus kıyısından yaklaşık 1000 km sonra ulaşılıyor ve burası da Ekvador sınırları içinde. Ülkede konuşulan anadil Ispanyolca ama Quichua, Shuar ve 11 farklı dil daha yerel halk tarafından konuşulabiliyor. Başkenti olan Quito, Latin Amerika’da en iyi korunmuş ve an az değişikliği uğramış tarihi merkez olması nedeni ile 1970 yılında Dünya Kültür Mirası Listesi içine dahil edilmiş. Ülkenin en büyük kenti Guayaquil ise ekonomik başkent sayılıyor.

map_of_ecuadorÜlke ekonomisi Petrol  ithalatı, muz ithalatı, turizm, balıkcılık ve gül üretimi üzerinden dönüyor.

Bazı ülkeler 2002 yılında toplanarak ülkelerinin bio çeşitliliğini korumak ve bu konuda ortak davranmak amacı ile “Büyük Çeşitlilik Grubu” adı altında bir topluluk kurdular. Bu 17 ülke;

Avustralya, Brezilya, Çin, Kolombiya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Ekvador, Hindistan, Endonezya,  Madagaskar, Meksika, Papua Yeni Gine, Malezya, Peru, Filipinler, Güney Afrika, Amerika Birleşik Devletleri ve Venezuella. Ekvador’da bu ülkeler arasında yer alıyor. Daha da önemlisi Ekvador bu ülkeler içinde, alan başına düşen tür çeşitliliği ile en geniş çeşitliliğe sahip ülke konumunda ve benimde en çok ilgimi çeken kısım bu özelliği. Ah! Ne olurdu sanki tura bir de Galapagos’u ekleyebileydik? Ama fiyatı ve zamanı çok artırıyordu, yapamadık.

Zamanında bu bölgede yaşayan çok sayıda kabile varmış ancak İnka’lar bu toplulukları birleştirmişler.İstekle değil, savaşla tabii ki. İnkalar bu topraklarda, kıyı ve amazon Ekvador kısımları hariç, hüküm sürmüşler. 1531 Yılından sonrada Pizarro ile İspanyol istilası gelmiş. Ekvador, 1830 Yılında İspanyol Kolonyal İmparatorluğundan ve sonradan da Simon Bolivar’ın büyük düşü olan Büyük Kolombiya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etmiş.

Bizim yolculuğa geri dönelim. Gecenin bu vaktinde yolculuğumuz daha bitmedi. Konaklama yapacağımız yer Papallacta, Quito şehrinin 67 km doğusunda yer alan bir yer.

1970 Yılında Milli Park ilan edilen Cayambe Coca Ecological Reserve alanı Quito dan 38 km uzakta ve toplam alanı  4031 km2 olan bir park. Buraya kaplıcalar ve kuş gözlemciliği için geliniyor.  Burasının turistler için çekici olan tek tarafı doğal güzellikleri. Papallacta adlı yerleşim yeri de bu park içinde. Biz burada geceleyip, kaplıcalara gireceğiz ve civarı gezeceğiz.

Yerel rehberimiz bizi havalimanında karşılayıp, valizleri de araca yükletince Papallacta’da kalacağımız Termas de Papallacta adlı tesise doğru yola çıktık ve yaklaşık 1-1:30 saatlik bir yolculukla tesise vardık.

Papallacta “Şamanlarin yeri” anlaminda ve bu sulak  alan Quito’nun ve civarın suyunu sağlıyor Papallacta koruma altında bir yer. Cennet bir köşeye gittiğimizi biliyorum ama gecenin bu karanlık zamanında etraf ve geçtiğimiz yol pek gözükmüyor.

Tesise kısa bir işlem sonrasında giriş yaptık. Odalarımızı aldık. Odalarımızın hemen önünde termal sularla dolu havuzlar var. Etrafta otelin cılız aydınlatmaları dışında ışık olmamasına rağmen burasının çok güzel bir ortam olduğu belli. Havuzlardan yükselen sıcak suyun buharı ve ortam çok davetkar. Daha fazla karşı koymanın anlamsız olduğunu düşünüp mayomu giyip dışarı çıktım. İleride havuzdaki karaltının Aykut olduğunu sonradan anladım. Benden daha önce baştan çıkmış ve havuza yayılmıştı. Ben de yanına yerleştim. Arkasından birer ikişer odalardan insanlar  çıkıp havuzdaki yerlerini aldılar. O gece havuza girmeyen sadece birkaç arkadaş vardı. Onca yorgunluğun üstüne, dışarda soğuk havada, sıcacık kaplıca suyu müthiş iyi geldi. Ben yattığımda saat 03:00’dü ve arkadaşlar hala havuzdaydılar.

IMG_2542

Evet sevgili dostlar..Ekvador gezisi müthiş başladı diyebilirim. Sonuna kadar da böyle gitti.

Şimdilik hoşçakalın..

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

13.08.2014 Saat 22.10

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.