• Arşivler

  • Diğer 532 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 379.961 ziyaretçi
  • Ocak 2026
    P S Ç P C C P
     1234
    567891011
    12131415161718
    19202122232425
    262728293031  

Kültürlerin Karıştığı Ülke: Fas-Genel Bilgiler

“Fas hakkında ne söyleyebilirsin? Fas’ı kısaca nasıl tanımlarsın?” diye sorsanız, bir çırpıda söyleyebileceklerim şunlar olabilir; Egzotik, modernite ve eskiyi/geleneği bir arada barındıran, kendine özgü mimarisi olan, çok farklı iklimlerin aynı anda yaşanabildiği, güzel insanların yaşadığı bir coğrafya. Arap, Berberi, Afrika, ve Avrupa kültürlerinin yüzyıllar içerisinde güzelce harmanlandığı bir ülke. Fas gezi yazımın ilk bölümünü Fas ile ilgili izlenimlerime ve tavsiyelerime ayırmıştım. Bu bölümü ise Fas hakkında genel bilgileri vermeye ayırdım. Aşağıdaki Fas haritası, aynı zamanda bizim gezide takip ettiğimiz rotayı da gösteriyor.

KAZABLANKA’DAN BAŞLAYAN VE MARAKEŞ’DE BİTEN ROTA/FAS GEZİSİ 2025

Fas bir Mağrip ülkesi. Mağrip dediğimiz zaman Arap Dünyasının batı kısmını anlıyoruz. Bölge, Cezayir, Libya, Moritanya, Fas ve Tunus dahil olmak üzere Batı ve Orta Kuzey Afrika’yı kapsar. Mağrip ayrıca Batı Sahra’nın tartışmalı bölgesini de içerir. Tarihsel olarak bu tanım içine, bir zamanlar Müslüman idaresi altındaki İber Yarımadası, Malta ve Sicilya’yı da katabiliriz. Günümüzde Mağrip, dar manada Tunus, Cezayir, Fas ve Batı Sahra’yı içerir. Libya ve Moritanya‘nın da bunlara eklenmesiyle “Geniş Mağrip” diye adlandırılabilecek bölge ortaya çıkar. Daha da ayrıntıya girersek El-Mağrabü’l-Aksa (En Uzak Batı) Fas’ı tanımlamak için kullanılmıştır. El-Mağrabü’lEvsat (Orta Batı) Cezayir’i, El-Mağrabü’l Edna (Yakın Batı) ise Tunus’u tanımlamak için kullanılmıştır.

Resmi adı ile Fas Krallığının yüz ölçümünü kaynaklarda farklı olarak görebilirsiniz. Kaynakların büyük çoğunluğu Fas’ın yüz ölçümünü 446.550 km2 olarak bildirir. 1975’te Fas, Batı Sahra’nın eski İspanyol kolonisini ilhak etti. O zamandan beri, Fas ve yerli Sahra halkı arasında devam eden bir toprak anlaşmazlığı konusu mevcut. Bu nedenle bir kısım kaynaklar Batı Sahra’nın 267.028 km2 tartışmalı topraklarını, Fas toprakları olarak kabul ederek ülkenin yüz ölçümünü 720.000 km2 olarak yazıyor. Fas bayrağında, yukarıda görüldüğü gibi, kırmızı zemin üzerinde yeşil renkte Mühr-ü Süleyman olarak bilinen beş köşeli yeşil yıldız bulunur. Yıldız İslam’ın beş şartını temsil etmektedir.

Ülke nüfusu ise 37,5 milyon civarında ve kişi başına düşen milli gelir 2023 yılı Dünya Bankası verilerine göre 3771 USD.  Fas, Afrika’nın 6. büyük ekonomisine sahip. Tarım, fosfat gibi bazı mineraller ve turizm ülkenin ana gelir kaynağını teşkil ediyor. Refahı çok olan bir ülke değil ama aşağıdaki fotoğraftaki gibi evsizleri çok fazla da görmedik.

TAYFUN ÇALKAVUR FOTOĞRAFI-FAS GEZİSİ 2025

Fas topraklarında yerleşime ait bulunan izler millattan önce 8000 yılına kadar gidiyor. Tarihçiler bu topraklarda yaşayan ve Berberilerin ataları kabul ettikleri Amazigh adlı bir halkın varlığında hemfikirler.

Onlarla temas edenlerin Fenikeliler ve Akdeniz Koloni Devletleri olduğu, Romalıların bölgeye gelişinin ise onlardan sonra olduğu biliniyor. Bizim de gezdiğimiz Volubilis Antik kenti, Fas’taki Roma varlığının en güzel örneğidir.

VOLUBİLİS ANTİK KENTİ-FAS GEZİSİ 2025

Daha sonra 7. yüzyılda bölgeye Müslüman Araplar gelirler ve Berberi halkı asimile ederler. Arap kökenli İdrisi Hanedanı kurucusu İdris, bu topraklardaki ilk büyük Müslüman hanedanlığını kurar. İdrisiler önce Volubilis ve sonra da Fes‘i başkent yaparak yaklaşık olarak 200 yıl hüküm sürerler. Bu döneme ait gezdiğimiz en önemli eser  Fes Şehrindeki El-Karaviyyin (Al-Qarawiyyin) Üniversitesidir.

İdrisi Hanedanlığı sonrası bölgenin tarihinde bağımsız kabilelerin yönetimleri ortaya çıkar ve 11. yüzyıla kadar bu şekilde ulaşılır. Ülkenin özellikle iç kesimlerinde İslamiyetin gevşek ve kötü uygulandığını iddia eden Berberi kökenli Murabıtlar 1050-1147 yılları arasında bölgede yönetimi ele geçirirler. İslamiyetin en katı hali ile uygulandığı bu dönemde, en geniş toprak kazanımları olur. Murabıtlar döneminde tüm Mağrip ülkelerine ve İspanya’nın büyük bölümüne hakim olunduğunu görüyoruz.

MARAKEŞ SURLARI-FAS GEZİSİ 2025

Marakeş Şehri Murabıttlar döneminde inşa edilmiş. Bu şehrin medinasının duvarları bu dönemden ayakta kalan ve Marakeş’te görebileceğiniz nadir eserlerden. Marakeş’te günümüze kadar ulaşan ve Murabıt mimarisinin en önemli örneği olan Murabbıt Kubbesi‘ni (Qubbat al-Ba’diyyin) gezemeden geldik. Siz bu önemli eseri Marakeş’i gezerken mutlaka programınıza ekleyin.

By R Prazeres-Wikipedia. MURABIT KUBBESİ-MARAKEŞ

Murabıtların gündelik hayatta İslamiyeti katı uygulama biçimine tepkiler sonucu bir başka Berberi kabilesi olan Muvahhid Hanedanlığı yönetimi ele geçirmiş (1147-1248). Marakeş’teki Kutubiyya Camisi, Rabat’taki Hassan Kulesi ziyaret edebildiğimiz Muvahhid dönemi önemli eserlerinden.

Muvahid Hanedanlığından sonra Berberî kökenli Merinid Hanedanlığı bölgeyi bir süreliğine yönetmiş (1244-1465). Fes kentinde gezdiğimiz Al-Attarine Medresesi,  Merinid döneminden kalma müthiş bir eser.

EL ATTARİNE MEDRESESİ FES / FAS GEZİSİ 2025

1465 Fas isyanı diye bilinen bir isyanla Wattasi Hanedanı, Merinid Hanedanlığı yönetimini sonlandırmış. Bu dönemde bölgede yaşayan çok sayıda Yahudi’de katledilmiş. Wattasiler hatırı sayılır bir yönetim şekli gösterememişler ve Saadi Hanedanlığı tarafından yıkılmışlar. Saadiler’in tarih sahnesine çıktığı dönemde Fas’ın Akdeniz kıyıları İspanyollar, Atlantik sahilleri Portekizliler tarafından işgal edilmişti. Saadi Hanedanları kendilerini Hz. Peygamber’in torunu Hasan’ın soyundan olarak kabul ederler. Portekizler’den Atlantik kıyılarındaki toprakları geri almanın getirdiği kahramanlık ve Peygamber soyundan gelmelerinin dini önemi gibi sebeplerle Saadiler bölgedeki iktidarlarını pekiştirmişler. Arap kökenli Saadi Hanedanları 1549-1659 yılları arasında Fas’ı ve Batı Afrika’nın bazı bölgelerini yönettiler. Böylece Fas topraklarının yönetimi Berberilerden, yeniden Arapların eline geçmiş oldu. Saadilerin bu başarıları Cezayir’in tümüne hakim olan Osmanlıları rahatsız etti.

CEZAYİR VALİSİ RAMAZAN PAŞANIN FES KENTİNİ SAADİLERDEN ALDIĞINI GÖSTEREN MİNYATÜR

Osmanlı İmparatorluğu ile Saadiler arasındaki ilk diplomatik ilişki 1548 yazında Marakeş’e gelen Türk elçisi aracılığıyla olmuş. Osmanlı himayesindeki Vattasîler lehine girişimde bulunan Osmanlı Elçisi, Kanuni Sultan Süleyman‘ın mektubunu takdim ederek Saadilerden Vattasî başkenti Fes’in kuşatılmasının kaldırılmasını talep etmiş. Mektupta; Saadi Sutanı I. Muhammed‘in Sultan unvanı tanınmazken “Arap kabileleri Şeyhi” (Şeyh ül-Arab) hitabında bulunulmuş. Buna mukabil Fas Sultanı talebi reddederken, Kanuni Sultan Süleyman için “Balıkçılar ve kayıkçılar Sultanı” unvanını kullanmış. Böylece Osmanlı-Saadi ilişkileri gergin bir şekilde başlamış. Saadi Sultanları Osmanlı’nın en kudretli döneminde, en kudretli padişahının kızdırılmasına neden olmuşlar ve Osmanlı’nın Fas’a olan ilgisi de böylece başlamış. Osmanlı, zaman zaman Portekiz, zaman zaman da İspanyolların desteği ile kendisine kafa tutan Saadilerle epey uğramış. Osmanlı onlarla ya savaşmış yenmiş ya da donanmayı gönderip sopa göstermiş. Osmanlı, Saadi Hanedanlarını zorla hizaya getirip Osmanlı adına yönetici bırakarak Cezayir’e döndüğünde, Saadiler ayaklanmalarla iktidarı tekrar ele geçirmişler.

Saadi eserlerini Fas’ın birçok kentinde görebilirsiniz. Ben en çok Marakeş’teki Saadi mezarlarını görmeyi istedim. Onu da göremeden geldim ve aşağıya da internetten fotoğrafını yerleştirmek zorunda kaldım. Bu mezarlar bence Fas gezi programınızda İhmal edimeyecek yerler arasındadır.

By Matt Kieffer from London-Wikipedia SAADİ MEZARLARI-MARAKEŞ

Fas’da Saadi Hanedanlığının da sonu gelmiş. 1666 yılından itibaren bölgede Alevi Hanedanlığı hüküm sürmeye başlamış. Bu hanedan da Hz. Muhammed’in torunu, Hz. Ali’nin oğlu Hasan ve Hz. Muhammed’in kızı Fatıma aracılığıyla Hazreti Muhammed’in soyundan geldiğini iddia ediyor. Alevi Hanedanlarından Sultan al-Rashid, tüm ülke üzerinde otoritesini kuran ilk kişi olurken, en güçlü merkezi yönetimi sağlayan ise hanedandan Moulay Isma’il olmuş. Alevi Hanedanlığı halkının, 13. yüzyılda Hicaz’daki Yenbu Bölgesini etkileyen kuraklık nedeniyle göç eden ve Kuzey Afrika’ya yerleşen göçmenlerin torunları olduğuna inanılıyor. Moulay Isma’il‘in ölümünden sonra bölgeye İspanyol ve Fransızların ilgisi başlamış. 1904 yılında Fransa ve İspanya, Fas toprakları üstünde nüfuz bölgeleri oluşturmuşlar.

Fas, 1912’ye kadar Alevi yönetimi altında bağımsız kaldı ve daha sonra Fransız himayesine girdi. ‘Alevi Sultanları, 1956’da Fas bağımsızlığını yeniden kazanana kadar Fransız sömürge yönetimi altında monarşik düzeni devam ettirmişler. Fas’lılar, Fransızların ülkeyi filen yönettiği bu dönemi “sömürge” olarak değil , “himaye” dönemi olarak görüyor. Hiç aklıma yatmayan ve özgürlüğü seven Bedevi halka yakıştıramadığım bir yaklaşım.

KRAL V MUHAMMED

Fransa, Fas’da milliyetcilik duyguları başlayınca 1953’te çok saygı duyulan Sultan V. Muhammed’i sürgüne göndermiş ve yerine sevilmeyen Muhammed Ben Aarafa’yı getirmiş. Ben Aarafa’nın saltanatı, ülkede yaygın olarak “gayri meşru” olarak algılanmış ve Fransız yönetimine karşı aktif bir muhalefeti ateşlemiş. Fransa, V. Muhammed’in 1955’te ülkeye geri dönmesine izin vermiş ve 1956’da Fas bağımsızlığını yeniden kazanmış. Fransızlar, Fas’a bağımsızlıklarını geri verdiklerinde iktidarda olan V. Muhammed resmen “Kral” unvanını almış ve Fas o zamandan beri artık resmen Fas Krallığı olarak biliniyor. İspanya, aşağıdaki haritada görüldüğü gibi, Fas topraklarındaki Ceuta ve Melilla olmak üzere iki kıyı bölgesini bugün hala elinde tutuyor.

Kral V. Muhammed’in ölümünden sonra, Kral II. Hasan tahta geçiyor. Kral Hasan 350.000 sivil gönüllünün İspanyol Sahrası’na geçmesini emreden (Yeşil Yürüyüş) kral olarak tarihte yerini almış. Bu eylem sonrasında İspanya bölgeden ayrılmayı ve onu Fas-Moritanya ortak kontrolüne devretmeyi kabul etmiş. Sonradan Fas güçleri bölgeyi işgal etmişler. Şimdiki Fas kralı VI. Muhammed, II. Hasan’ın oğlu ve kral olarak halen ülkeyi yönetiyor.

KRAL II. HASAN VE KRAL VI. MUHAMMED

Bugün Fas’ta kral halk tarafından çok seviliyor. Ülke medeni hukukta şeri hükümlerle yönetilse de, ticari konularda batı hukuku uygulanıyor. 1990’larda Kral Hasan ekonomik ve politik liberalleşmeye doğru büyük adımlar atmış. Oğlu VI. Muhammed’de bu reformları sürdürme sözü vermiş. Muhammed VI döneminde Fas Hükümeti, 2003 Moudawana Aile Statü Kodu Reformu ve 1956’dan 1999’a kadar insan hakları ihlali iddialarını araştıran 2006 Eşitlik ve Uzlaşma Komisyonu da dahil olmak üzere bir dizi ekonomik, politik ve sosyal reform gerçekleştirmiş. Kralın Hz Muhammed’in soyundan geldiği inancı, dindar halk üzerinde yönetimini kolaylaştıran önemli bir faktör. Ancak kralın yaptığı modern reformlar, onun halk gözündeki kıymetini arttırırken, sevilmesini de sağlıyor.

Fas nüfusunun %99’unu Arap ve Berberi etnik grupları teşkil ediyor. Bir zamanlar bu topraklarda çok yoğun olan Yahudi nüfusu bugün 4000 civarında, Hristiyan nüfusunun ise 1.000’den az olduğu tahmin ediliyor. Halkın %99,99’u Müslüman.

Arapça, Fas’ın resmi dilidir. Ancak Fransızca yaygın olarak öğretilir ve ticaret ve hükümetin birincil dili olarak hizmet eder. Fas günlük konuşma Arapçası, Arapça, Berberi ve Fransız lehçelerinin benzersiz bir kombinasyonundan oluşuyor. Çoğunlukla kırsal alanlarda yaşayan yaklaşık 10 milyon Faslı, Arapçanın yanı sıra üç Fas Berberi lehçesinden birini (Tarifit, Tashelhit ve Tamazight) de konuşuyor. İspanyolca da ülkenin kuzey kesiminde kullanılıyor. Kralın reformlarından biri de Berberice dil varlığının inkar edilmemesi. Yollarda tabelalarda hem Arap’ça ve hem de Berberice yazıları bir arada göreceksiniz.

Fas Anayasası, Fas yönetimini bir Parlamento ve bağımsız bir yargıya sahip monarşi olarak öngörüyor. Kral, Bakanlar Kurulu’na başkanlık ediyor, yasama seçimlerini takiben başbakanı atıyor, başbakanın önerilerini dikkate alarak hükümetin tüm üyelerini atıyor ve kendi takdirine bağlı olarak herhangi bir bakanın görev süresini sonlandırabiliyor. Parlamentoyu feshedebilme, yeni seçimler talep edebilme veya kararname ile yönetebilme hakları var. Kral, ordunun Başkomutanıdır ve ülkenin dini lideri olan Amir al-Mou’minin unvanını taşır. Nihai yetki Kral’dadır. Kral devletin, ordunun ve yürütmenin yani herşeyin tek hakimi durumundadır. Fas’da dağlarda taşlarda Arapça yazılar göreceksiniz; Allah, Vatan ve Kral. Bu yazılarda kralın konumu halka sık sık hatırlatılıyor.

ALLAH, VATAN, KRAL YAZILARI. FAS GEZİSİ 2025

Çoğu insan, ülkeyi Sahra Çölü’nden ayıran Atlas Dağları’nın batısında yaşar. Kazablanka ticaret ve endüstrinin merkezi ve önde gelen limandır. Rabat hükümetin merkezidir. Tanca İspanya’nın giriş kapısıdır ve aynı zamanda önemli bir limandır. “Arap” Fes, kültür ve din, “Berberi” Marakeş ise önemli turizm merkezleridir.

Fas’ta eğitim ilkokula kadar (15 yaş) ücretsiz ve zorunludur. Yine de birçok çocuk (özellikle kırsal kesimdeki kızlar) okula gitmez. Ülkenin okuryazarlık oranı, hem cinsiyet hem de konum açısından eğitimde keskin uçurumlar olduğunu ortaya koyuyor. Ülke çapında okuryazarlık oranları kadınlarda %39 ve erkeklerde %64 olarak tahmin edilirken, kırsal kesimdeki kadın okuryazarlık oranı yalnızca %10’dur.

FAS’TA KIRSALDA KÖY EVLERİ. FAS GEZİSİ 2025
ZELLİJ ÇİNİ SÜSLEME-BAHİA SARAYI DUVARLARINDAN-MARAKEŞ / FAS GEZİSİ 2025

Fas hakkında genel bilgiler verirken Fas mimarisinden bahsetmezsek olmaz, bilgiler eksik kalır. Bu coğrafyada Kuzey Afrika’daki Amazigh (Berberi), İslam öncesi Roma, Bizans, Vizigot ve İslami Orta Doğu’daki çağdaş sanat akımlarından gelen etkilenmeler olmuş ve hepsinden bir kısım özellik bir arada harmanlanmış.

BAHİA SARAYI TAVAN SÜSLEMELERİ-MARAKEŞ/ FAS GEZİSİ 2025

At nalı kemerler, riyad bahçeleri, ahşap, oyma sıva ve zellij çini işçiliğinde ayrıntılı geometrik ve arabesk motifler yüzyıllar süresince bir araya gelmişler.

Medina, sadece Fas’ta değil, Kuzey Afrika’nın birçok ülkesinde bulunan bir kasaba veya şehrin eski kısmıdır. Genellikle duvarlarla çevrilidir ve dar sokaklar, çeşmeler, saraylar ve camiler içerir. Birçok medina, arabaların geçemeyeceği kadar dar sokakları nedeniyle araç trafiğine kapalıdır. Yalnızca Bab adı verilen eski şehir kapılarından içeriye girebilirsiniz. Evlerin neredeyse hepsi penceresiz geleneksel tarzdadır. Evler ya beyaz ya da o şehre özgü bir renkte boyanmıştır. Örneğin, Marakeş’teki medinada evler turuncu-kırmızı, Şafşavendekiler mavi ve Essaouira’daki evler beyaza boyanmıştır.

AİT BENHADDOU KASR FAS GEZİSİ / 2025

Berberi dilinde bir Ksar (veya ighrem) esasen müstahkem bir kabile köyüdür, Kasbah (veya tighremt) ise yönetici aile için yapılmış müstahkem bir evdir. Başka mevcut malzeme bulunmaması nedeniyle nehir kıyılarının çamurlu kilinden inşa edilmiş devasa, yüksek duvarlı yapılardır. Dış duvarlar ve eğimli kuleler geometrik desenlerle muhteşem bir şekilde dekore edilmiştir. Mevsimsel yağmurlar çamurun bir kısmını götürebilir. Bu nedenle binalar sürekli bakım gerektirir. Bir Kasbah bakımsız bırakıldığında çok hızlı bir şekilde çöker. Duvarlar yenilenmezse yirmi yıl içinde harap bir duruma dönüşebilir. Ksar yapısının bir çeşidi olan Agadir, hem kabile kalesi, hem de köyler için ortak ambar veya depo işlevi görüyordu. Ait Benhaddou Kasr ziyaret ettiğimiz en güzel yerlerdendi. Sizin de programınızda mutlaka olmalı.

KAZABLANKA DA HOTEL EXCELSIOR-MODERN FRANSIZ MİMARİ ÖRNEĞİ-FAS GEZİSİ 2025

Fas’taki modern mimari, 1912 ile 1956 yılları arasında ülkenin Fransız ve İspanyol sömürge işgali sırasında inşa edilen erken 20. yüzyıl Art Deco ve yerel neo-Mağribi mimarisinin birçok örneğini içerir. Kazablanka’da bu binaların güzel örneklerini gördük.

20. yüzyılın sonlarında, Fas bağımsızlığını yeniden kazandıktan sonra, bazı yeni binalar geleneksel Fas mimarisine ve motiflerine (yabancı mimarlar tarafından tasarlansa bile) saygı göstermeye devam etti; buna örnek olarak Kral Muhammed V’in Türbesi (1971’de tamamlandı) ve Kazablanka’daki devasa Hasan II Camii (1993’te tamamlandı) gösterilebilir. Zamanı geldikçe bunlardan ayrıntılı olarak bahsedeceğim.

Son olarak klasik Fas evlerinden de bahsedelim; Riad (veya riyad) ortada bir bahçesi ve havuzu olan üstü açık bir avluya sahip ve her bir odası bu bahçeye bakan ev olarak tanımlanır. Fas’da çok güzel, riyad tarzı butik oteller mevcut. Maalesef biz iyi bir örneğinde konaklayamadık. Dar denen evler denince avlusu olan ancak ortada havuzu olmayan ve üstü kapalı evleri anlamalısınız.

FES KENTİNDE BİR RİYAD

Konu genel bilgiler kısmına gelince yazı daima uzar. Bazen bu uzunluk nedeni ile yazımın sonuna kadar okunmadığını düşünürüm. Ancak emin olmanızı isterim ki bir gezi yazısında en zorlandığım kısım bu bölümdür. Yanlış bilgi vermeden, ülke ve insanı hakkında bir derleme yazı hazırlamak çok kolay bir iş değil. Bir ülke hakkında “neden, niçin, nasıl, kim ve ne zaman“ı merak edip sormadan, ne gördüğünüzü anlamadan gezerseniz sadece taş, topaç görmüşsünüz demektir. Kat ettiğiniz uzun yollar size sadece eziyet gelecektir.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

26.04.2025

Kültürlerin Karıştığı Ülke: Fas-İzlenimler ve Tavsiyeler

12-19 Nisan 2025 tarihleri arasında Afrika’nın kuzey ülkesi olan Fas’a bir gezimiz oldu. Geziyi 1 haftalık programı olan tura katılarak yaptık. Daha yazımın en başında söylemeliyim ki Fas gibi bir ülke için 1 hafta kesinlikle yeterli bir süre değil.

FAS GEZİSİNE NE KADAR SÜRE AYIRMALIYIZ?

Geziye gitmeden önce Kazablanka’dan başlayan, çöl konaklamalı ve Marakeş’de sonlanan programı incelediğimde, gezinin tadının damağımda kalacağını öngörmüştüm. Ama bu sefer şartlarım hazır programı olan bir tura katılmamızı gerektirdi. Gezi sonrasında düşüncem; Fas gibi topraklarından medeniyetlerin geçtiği, kültürlerin harmanlandığı bir ülkeye en az 11-12 gecenin ayrılmasının gerektiğidir. Kısa süreli Fas programları mecburen uzun otobüs yolculuklarını gerektiriyor. Hele bir de bizim bu gezide yaşadığımız otobüs bozulmaları ve yollarda kalma gibi vakit kaybettirecek olaylara denk gelirseniz, işte o zaman keyfiniz kaçıyor.

FAS’A NEDEN GİTMELİYİZ ?

İnsanlığın doğuş kıtası olan Afrika’yı, renkli ülkelere sahip bir kıta olarak görmek gerekir. Tarihlerinde çok medeniyetler barındırmış olan ülkeler, her zaman çok renkli ve çok kültürlü olmanın izlerini taşırlar. İnsanların gündelik yaşamlarında, giyim tarzlarında, sanat ve yemek kültürlerinde bu izleri ayırt edebiliyorsunuz. Fas topraklarında bir zamanlar hüküm sürmüş kadim medeniyetlerin ve Fas topraklarına sömürgeci olarak girmiş batılı ülkelerin günümüze ulaşmış izlerini, Fas’da gezdiğiniz müddetçe görmek size ilginç gelecektir.

Fas’da kasbah, kasr, riad, dar, medina gibi terimler, küçük ayrımlarla da olsa, insanların farklı yaşam alanlarını tarif ediyor. Bunları yerinde görmek ve hatta yapabilirseniz bir riad’da konaklama deneyimi yaşamak istemez misiniz?

Marakeş’de medinaların dar sokaklarından geçerken Berberi sanatçıları olan Gnaoua‘ların (Gnawa), geleneksel müzik aletleri “Lguembri” ve “Qraqeb“leri çalarak yaptıkları müzikleri dinleyebilir, aynı anda başlarını çevirerek şapkalarındaki püskülleri döndürmelerindeki ustalığı ve bunu şova dönüştürmelerini hayranlıkla izleyebilirsiniz. Gezimizde fotoğrafladığım ve bana o an çok şirin gözüken bu sokak sanatçısının, aslında şarkıları ile Sahra Altı Afrika ülkelerinden kölelerin hüzünlü hikayelerini anlatıyor olabileceğini bilmenizi isterim.

Fas dört mevsimi bir arada yaşayabileceğiniz bir ülke. Sahil kesimlerine uzun süredir yeteri kadar yağmayan yağmurlara, Fas gezimizin ilk 3 gününde denk geldik. Akdeniz ve Atlas Okyanusuna komşu kesimlerde ılıman iklim havası yaşanıyor. Rif ve Atlas Dağları‘nı geçerken karlı tepeleri görebiliyorken, Sahra Çölü‘ne ulaştığınızda ise, nisan ayında bile, sıcaktan bunalabiliyorsunuz.

Yüksek Atlas Dağları‘nın doğu kesiminde, Tinghir Kasabası yakınlarında Todgha Kanyonu sizi doğanın gücüne hayran bırakacaktır.

Fas, fotoğraflamayı sevenler için tam bir cennet ülke. Her köşede, bir kapak fotoğrafı olabilecek kişiye denk geleceksiniz. Gezi grubumuzda tanımaktan mutlu olduğum gezginler arasından sevgili Tayfun Çalkavur, Fas insanlarını fotoğraflama konusunda tam bir sanatçıydı. Onun izni ile bazı fotoğraflarını, benimkilerle birlikte aşağıda sizler için paylaştım.

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesinde bulunan Rabat Eski Şehri, Marakeş ve Fez Medinaları, beni bıraksalar tüm gün boyu gezeceğim ve fotoğraflayacağım Fas şehirleri oldular.

Ama en çok da Şafşaven‘i (Chefchaouen) yani “Mavi Şehri” gezmeye bayıldım. Yüzlerce fotoğraf çektim. Meknes, Tetouan ve Essaouira (Suveyre) gezemediğimiz üç Fas şehriydi. Siz bence bu şehirleri de mutlaka gezi programınıza ekleyin.

Marakeş’de Jemaa El Fna Meydanı her vakit hareketli. Ancak bu meydan akşam saatlerinde tam bir açık hava restoranına dönüşüyor. Yılan oynatıcıları, satıcılar, müzik yapanlar hepsi bu alanda toplanmışlar. Tatlı bir keşmekeş alana hakim oluyor. Marakeş’de bu olaya şahit olmalısınız.

Fas tarih boyunca Fenike, Kartaca ve Roma gibi uygarlıklara ev sahipliği yapmış. Roma uygarlığının bu topraklarda olup da günümüze ulaşan en güzel örneği olan Volubilis Antik Kenti‘ni mutlaka gezmelisiniz. Klasik anlamda kapalı alan müze örneklerini Fas gezimizde göremedim. Açık hava müze örnekleri ise Fas’da bolca mevcut. Gladyatör, Arabistanlı Lawrence, Son Krallık gibi bir çok filmin çekildiği bir plato olan Aït Benhaddou, yarım gününüzü rahatça geçirebileceğiniz UNESCO Dünya Mirası Listesi içinde olan bir köy.

Fes Şehrindeki Chouara Deri Tabakhanesi‘ni, sizi kokusu ile rahatsız edecek deseler bile, ziyaret listenize mutlaka almalısınız.

Fas’da gördüğüm kadarı ile yerler bile Fas’a gitmeniz için birer neden teşkil edebilecektir. Bunları zamanı gelince ayrıntılı olarak anlatacağım. Şimdilik sadece birkaç fotoğraf paylaşarak bu bölümü bitirelim.

FAS’A NE ZAMAN GİTMEK UYGUN OLUR?

Fas’ı gezmek için en uygun zaman bahar ayları (Mart-Nisan ve Ekim-Kasım) olarak tavsiye ediliyor. Yazın sıcaklarında ise, açık hava müzesi gibi olan Fas şehirlerini gezmek bunaltıcı olacaktır.

FAS’A TÜRKİYEDEN NASIL GİDERİZ?

Türk Hava Yolları (THY) ve Pegasus’un Fas’a düzenli olarak uçuşları var. THY Kazablanka ve Marakeş’e, Pegasus ise sadece Kazablanka’ya doğrudan uçuyor. İstanbul Kazablanka uçuşu 5 saat 15 dakika kadar sürüyor. Marakeş-İstanbul uçuşu ise yaklaşık 5 saat sürüyor. Biz geziye Kazablanka’dan başladık ve Marakeş’den döndük. Havalimanları ile şehir merkezi mesafeleri çok da uzun değil. Ama her iki şehrin de trafikleri, saatine göre, yoğun olabiliyor. Bu arada bir dipnot; Marakeş Havalimanı free shop dükkanlarında alkollü içkiler, bizim havalimanları dükkanlarına göre oldukça uygundu. Ancak argan yağı, baharatlar ve diğer alabileceğiniz ürünler şehir içlerine göre havalimanında daha pahalıydı. Fas içinde bazı şehirler arasında (Kazablanka-Rabat-Tanca) hızlı trenler (El Borak tren hattı) çalışıyor. Bu şehirlere daha konforla ve hızla seyahat etmeniz mümkün. Fas’da yollarda çok sık trafik kontrolü yapılıyor. Araç kiralayarak ülkeyi gezmek isteyenler, ülkenin trafik kurallarına mutlaka uymalılar.

FAS’IN PARA BİRİMİ DEĞERİ NEDİR? YANIMIZDA HANGİ PARA BİRİMİNİ GÖTÜRELİM?

Fas’ın para birimi Fas Dirhemi. Paraları bizimkine göre 4 kat daha kıymetliydi (22.04.2025’de 1 Fas Dirhemi=4,15 TL). Yanınızda Euro götürmeniz daha uygun olacaktır (1 EUR=10 Fas Dirhemi, 1USD=9 Fas Dirhemi). Bazı esnaflar Amerikan Doları almakta pek gönüllü değillerdi.

FAS GÜVENLİ MİDİR?

Fas gezimden edindiğim izlenim, ülkenin güvenli olduğu şeklindedir. Fas insanları cana yakın ve samimiler. Alışverişlerinizde Fas esnafı ile ise sıkı pazarlık etmelisiniz. Şaka yollu da olsa, yanınızdaki kadınlar dahil, kadınlara “Güzelliğiniz için binlerce deve verebilirim” laflarını burada da duyabiliyorsunuz. Arap ülkelerinde erkeklerin, kadınlara iltifat etme için çok sık kullandıklarına şahit olsam da, bu cümleyi hep itici bulduğumu söylemeliyim! Onun dışında Fas insanına karşı hiç olumsuz bir deneyimim olmadı. Bu ülkeyi kendiniz de rahatça gezebilirsiniz. Şeriat hükümleri ile yönetilen bir krallık olmasına rağmen kadınlar hayatın tam içindeler. Kafelerde oturan veya araç kullanan kadınlara bolca rastlayabiliyorsunuz.

FAS’TA KONAKLAMA VE YEMEK

Fas içinde gezdiğimiz şehirlerde otel konaklamalarında sorun yaşamadık. Kahvaltıların çok iyi olduğu otellere denk gelsek de, akşam yemeklerinin otellerde yenmesi yerine, Fas yemeklerinin iyi örneklerini tadabileceğimiz restoranlarda yemek yemeyi tercih ederdim. Size de onu yapmanızı tavsiye ederim. Tajin, kuskus, pastilla gibi Fas’a özgün yemekleri mutlaka tatmalısınız. Ortalama bir restoranda 15-20 Euro’ya rahatlıkla doyabiliyorsunuz. Alkollü içkileri sadece otellerde tüketebilirsiniz. Nane çaylarını mutlaka denemenizi tavsiye ederim.

Sanırım Fas hakkında bu kadar izlenim ve tavsiye şimdilik yeterlidir. Genel bilgilendirme ve sonrasında gün gün Fas gezi yazıma ilgilerinizi beklerim.

Bu arada 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

23.04.2025

Şafak Tanrıçası Aurora’nın Peşinde-Murmansk Şehir İçi Gezileri

Murmansk’ın kuruluş tarihi yeni sayılsa da anıtlar, parklar bakımından yine de zengin sayılabilecek bir şehir. Kaldığımız Azimut Hotel şehrin göbeğinde ve 5 bulvarın kesiştiği bir alanda bulunuyor. Bu nedenle sabahın erken saati olsun, gece olsun hanımla beraber şehrin ana caddeleri üzerinde, özellikle Lenin Bulvarı üzerinde, yürüyüşler yaptık. Gece kuzey ışıkları avı, gündüz diğer aktiviteler olunca kısıtlı gün ışığında şehri gezmek pek mümkün olmadı. Biz de bulduğumuz her fırsatta şehirde yürüyüşler yaptık. Şehri gece gündüz rahatlıkla ve güvenle yürüyerek gezebilirsiniz.

Yalnız Rus alfabesine yabancı oluşumuz, tabela altlarında İngilizce karşılıkların olmayışı gezdiğimiz yerleri tanımakta zorluğa neden olurken, toplu taşımayı kullanmaktan uzak durmamıza neden oldu. Murmansk sokaklarında İngilizce konuşanı bulmanız neredeyse imkansız. Turumuzun son günü grupla şehir turumuz oldu. Bu yazımda sizlerle Murmansk şehir gezilerimizden izlenimlerimi paylaşacağım.

Murmansk’da Lenin Bulvarı üzerinde sıralı halde devlete ait heybetli binalar ve parklar bulunuyor. Caddeler ve parklar yılbaşı nedeniyle süslenmiş. Parkların önünden geçerken mutlaka kafanızı o tarafa doğru çevirin. Çünkü parklar içinde bulunan bazı heykelleri kaçırabilirsiniz.

Murmansk’da gezilecek yerlerin başında Lenin Nükleer Buzkıran Gemisi geliyor. Murmansk Ticari Limanında demirlenmiş olan gemiyi biz de gezdik. Önce limanın bahçesinin yılbaşı için çok güzel bir şekilde süslendiğini belirtmeliyim.

Ayrıca limanın içinde İkinci Dünya Savaşındaki bombalamalar sırasında ölen liman işçileri anısına ve Murmansk’ın Büyük Vatanseverlik Savaşı kahramanları adına dikilmiş olan ilk anıt da bulunuyor; Pamyatnik Portovikam Anıtı. Anıt 1945 yılında dikilmiş.

Rusya’nın ilk nükleer buzkıran gemisi olan Lenin, yapıldığı 1957 yılından, emekliye ayrıldığı 1989 yılına kadar Sovyetler Birliği’nin kuzey kıyılarında seyreden kargo gemileri için, rotaları üstündeki buzları kırma görevi yapmış. Sonra da gemi limana çekilerek, uzun bir hazırlık aşaması sonrasında, müzeye dönüştürülmüş.

134 metre uzunluğundaki Lenin gemisini bir rehber eşliğinde geziyorsunuz. Personel kameraları, toplantı, yemek, sinema ve diğer sosyal aktivite salonları, ameliyathanesi, diş ve sağlık üniteleri ile gemi yüzer bir şehir gibi.

Büyük Vatanseverlik Savaşı” terimi Rusya ve bazı eski Sovyet Cumhuriyetleri Birliği ülkelerince sık olarak kullanılır. Bu terimle 22 Haziran 1941 tarihinde Nazi Almanya’sının Rusya’ya başlattığı savaşa karşı vatanın savunulması anlatılır. Terimin orijinali 1812 yılında Napolyon önderliğindeki Fransa ordularının Rusya’ya saldırmasına karşılık, Rusların verdikleri vatan savunması savaşından geliyor. Rusya’da Leningrad ve Stalingrad gibi bazı şehirler İkinci Dünya Savaşı’nda verdikleri kahramanca savunma savaşları ile ön plana çıkıyorlar. Murmansk şehri de Büyük Vatanseverlik Savaşında Almanlara karşı verdikleri topyekün savunma savaşları ve şehrin Nazi bombardımanı altında ağır hasar alması ile anılıyor. Yoğun saldırılara rağmen Almanların Murmansk’ı ele geçirmesine izin verilmemiş. Savaşın geri kalanında, diğer müttefik ülkelerin Sovyetler Birliği’ne girerek silah ve diğer malzemeleri iç kısımlara iletmesinde Murmansk geçiş noktası olarak görev yapmış. Murmansk’a bu kahramanlıkları nedeni ile 1985 yılında “Kahraman Şehir” unvanı verilmiş. Bu nedenle Murmansk’da çok sayıda Büyük Vatanseverlik Savaşı anısına anıt bulunuyor. Alyosha Anıtı bu anıtlar içerisinde en önemli ve en heybetli olanı.

Alyosha’nın bizdeki karşılığı “Mehmetçik“. Anıt 1974 yılında bulunduğu yere yapılmış. Omuzunda hafif makineli tüfek bulunan, yağmurluk giymiş Alyosha, sırtı şehre dönük, Kola Körfezine doğru bakarak vatanı Almanlara karşı savunuyor. Anıt, Murmansk’ın başlıca turistik yerlerinden biri. Alana iki tarafı zincirli bir yürüyüş yolundan giriliyor.

Anıt, Rusya’nın en yüksek anıtlarından biri. Yedi metrelik bir kaide üzerinde 35,5 metrelik bir asker figürü yükseliyor. Anıtın önünde devamlı olarak ateşin yandığı bir podyum bulunuyor. Anıtın önünden şehrin ve Kola Körfezi’nin muhteşem manzarası gözüküyorsa da bizim o saatte, sisli havada ve karanlıkta ne körfezi, ne de şehri görmemiz mümkün oldu.

Kuzey Kutbu’nun Sınır Muhafızları Anıtı (Pamyatnik Pogranichnikam Arktiki) Lenin Bulvarı üzerinde, Murmansk Bölge Tiyatrosu yakınında bir park içinde bulunuyor. Anıt bir sınır taşı çevresinde nöbette olan kara, hava ve deniz kuvvetlerinden askerler ve sınır köpeği içeriyor.

Büyük Vatanseverlik Savaşı anıtlarından bir diğeri savaş kahramanı Anatoly Bredov anısına 1958’de dikilmiş. Anatoly Bredov Anıtı Lenin Bulvarı üzerinde bulunuyor.

Büyük Vatanseverlik Savaşı sırasında Murmansk halkının kararlılığı ve cesaretini simgeleyen bir başka anıt kompleksi ise Bacalar Anıtı. Şehir savaş sona erdiğinde Alman uçaklarından atılan bombalar nedeni ile tanınmayacak derecede yerle bir olmuş. Sadece bir günde, 18 Haziran 1942’de, Murmansk’ın bombalanması sırasında binaların yaklaşık yarısı yıkılmış. Bu nedenle 18 Haziran Murmansk tarihindeki en kara gün kabul ediliyor.

Askeri fotoğrafçı Yevgeny Khaldei’nin çektiği bombalanmış Murmansk fotoğraflarında, Murmansk’ta sadece bacaların kaldığı görülüyor. Bu nedenle Semenovsky Gölü‘nün güney kıyısında Murmansk halkının Büyük Vatanseverlik Savaşı sırasındaki dayanıklılığına ve cesaretine dair bir başka anıt daha yaratılmış. Yerel dilde Bacalar Anıtı denen anıt kompleksine Sovyet askeri tarihçisinin fotoğrafları ilham kaynağı olmuş. Alanda bombalardan sonra ayakta kalan bacalar ve anı duvarında ise o bombalardan sonra çekilen fotoğraflar var. Anıtın yakınında biri alanın orta kısmında, ikincisi ise gölün kıyı bölgesinin yakınında olan iki izleme platformu bulunuyor. Donmuş gölde zaman zaman aktiviteler düzenleniyormuş.

Barış Zamanında Ölen Denizcilere Anıt, Chelyuskintsev Caddesi ve Geroyev-Severomortsev Bulvarı arasındaki iniş yolunda bulunan bir parkın içindeki deniz feneri. Açık havada Kola Körfezi’nin güzel manzarasının keyfini çıkarabileceğiniz şehrin en güzel yerlerinden birisi de burası.

2002 yılında açılan 17,5 metre yüksekliğinde altıgen bir deniz feneri kulesi, savaşta değil ama barış zamanında ölen denizcilerin anısına açılmış. Deniz fenerinin yanında, altına deniz suyu kapsülü yerleştirilmiş bir gemi çapası, deniz fenerinin içinde ise bir anı müzesi bulunuyor. Müzenin beş duvarına da, barış zamanında denizde ölen farklı filolardaki denizcilerin anısına anıt levhalar eklenmiş.

2009 yılında bu park içine, deniz fenerinin yanına Kursk nükleer denizaltısının kontrol odası yerleştirilmiş. Nükleer denizaltı Kursk‘ın batışı trajik bir kaza ile olmuş. Bir tatbikat sırasında gemide meydana gelen patlamanın ardından 12 Ağustos 2000’de denizaltı Barents Denizi‘nde batmış. Gemideki 118 kişinin tamamı da ölmüş.

2001 yılında büyük çaplı bir uluslararası operasyon sonucunda denizaltı 108 metre derinlikten çıkartılmış. Bu denizaltının kontrol odasının bir parçası da bu parka yerleştirilmiş. Duvarda, sonsuza dek denizde kalan bir insanın elini temsil eden bir elin izi oyulmuş

Deniz fenerinin karşısında, parkın merdivenlerini tırmanarak üst platformda Sulardaki Kurtarıcı Kilisesi‘ne (Spas on the Waters Church) ulaşıyorsunuz. Karlar altında bu anıt kompleksinin çok güzel fotoğraflarını alabiliyorsunuz.

Bekleyen Kadın Anıtı (Skul’ptura Zhdushchaya) diğer ziyaret ettiğimiz yerlerdendi. Chumbarova-Luchinskogo Caddesi üzerinde ve körfeze tepeden bakan bir parkın içinde bulunan anıt, denizde bulunan eşlerini oğullarını bekleyen kadınlara adanmış. Anıtın fikir babası şair Viktor Timofeev. 1970 yılında, yazdığı “Duygusal Nöbet” adlı şiirinden hareketle kadın sevgisi ve bağlılığının sembolü olan Bekleyen Kadın Anıtı dikilmesi fikrini dile getirdi. Anıt ancak 2012 yılında yapılabildi. Anıtın bulunduğu alandan aşağıda körfezin güzel bir manzarasını görebilirsiniz.

Son olarak da Murmansk’da alışveriş ve yemek için sizlere tavsiyelerim olsun. Plazma Mall denen market her türlü alışverişleriniz için uygun. Çok geniş bir içki reyonu var. Gray Goose adlı restoran bir akşam yemeği için tavsiye edeceğim yerlerden.

Bir de aklıma gelen bir ayrıntıyı da sizlerle paylaşayım. Murmansk’da bazı evlerin ışıkları pembe. Rus rehber bu konuya dikkatimizi çekerek bizlere “Evlerdeki bu pembe ışıklar ne için” diye sordu. Hiç birimiz bilemedik tabii ki. Öğrendik ki 6 ayın gece olarak sürdüğü ve gün ışığına hasret Murmansk’da Ruslar cam kenarında bitkilerini büyütebilmek için bu pembe ışıkları kullanırlarmış. Murmansk’ı gezerken bu pembe ışıkları görürseniz başka bir şeye yormayın..

Evet sevgili Sanal Gezgin arkadaşlarım.. Bu yazı ile Murmansk Bölgesine yaptığımız kuzey ışıkları avı ve katıldığım alternatif aktiviteleri, Murmansk hakkındaki bilgileri sizlerle paylaşmış oldum. Bu gezide çıplak gözle göremediğimiz kuzey ışıkları avına yeniden çıkar mıyız? Bilmiyorum! Hayat bizlere ne gösterecek, hangimiz bilebilir?

Yine de gökyüzündeki ışık oyunlarına şahit olma arzum tatmin olmadı. Belki bir gün, yeniden bir daha kuzey ışıkları için ve belki de başka bir bölgeye gezimiz olur.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

25.03.2024

Şafak Tanrıçası Aurora’nın Peşinde-Murmansk’da Alternatif Aktiviteler

Kuzey ışıkları gözleme turları genellikle alternatif aktiviteler içerirler. Turunuz eğer Lapland Bölgesinde ise Sami insanlarının köylerine ziyaret ve yaşamlarını tanıma, ren geyikleri ve Husky köpekleri çiftlikleri ziyaretleri ve onların çektikleri kızaklarla geziler, snowmobil ve ATV araçlarla karda geziler ve donmuş göllerde balık avlama gibi aktiviteler tura mutlaka ekleniyor. Böylece gece kuzey ışıkları avına kadar gününüz dolmuş oluyor. Bunlar Finlandiya, Norveç ve İsveç gibi ülkelerde de yapılmaktalar. Murmansk’ı diğer Lapland Ülkelerine göre cazip kılan ise düşük fiyat, daha doğal bir ortamda aktivite sunumları ve Murmansk’ın ve çevresinin gezilecek yerlere sahip olması. Bizim gezimize bir gün rekreasyon alanında kış aktiviteleri, bir gün Sami Köyü ziyareti (Ren geyiği ve Husky çiftliği dahil) ve bir gün de Murmansk civarı gezileri dahildi. Bu yazımda sizlerle bu alternatif aktiviteleri paylaşacağım.

Bu aktivelerden bölgeye özgün olanı Sami Köyü ziyareti. Murmansk’da Lovozero Sami Köyü ziyaretini gerçekleştirdik. Bunun için Murmansk’ın 170 km güneydoğusuna doğru seyahat etmek zorunda kaldık. Yaklaşık iki buçuk saatlik bir yol yapmanız gerekiyor. Bu köyde aktiviteleri kalabalık guruplar halinde yapacaksanız mutlaka rezervasyon gerekiyor. Sabah 10:30’dan itibaren 3 grup alabiliyorlar. Bizim gibi günün son gezi grubuna kalırsanız havanın erkenden kararması nedeniyle fotoğraflarınızın kalitesinden şikayet edeceksiniz. Bu nedenle erkenden tura başlayabilmek ve gün ışığı altında aktiviteleri yapabilmek önemli.

Samiler ya da Laponlar, Rusya, Norveç ve İsveç’in Kuzey Kutup Dairesi içinde kalan bölgelerinde çok eski tarihlerden bu yana yaşamakta olan bir etnik grup. Zamanında bu coğrafyanın tek halkı onlarken, zaman içinde asimilasyona uğratılmışlar. Şaman gelenekleri ile aslında Orta Asyalı bir halk gibi. Soylarını Orta Asya halkı ile benzeştiren yazılar okudum. Yaşam tarzlarından ve kültürlerinden benzerlikler olduğu kesin.

2000 civarı Murmansk’da olmak üzere, tüm Sami halkı sayısı 60.000 kadar diye tahmin ediliyor. Halkın %70’i Ural dil ailesine bağlı Sami (Saame) dili olan Laponca-Samice konuşuyor. Samiler kendilerine Laponyalı denmesinden hiç mi hiç hoşlanmıyorlar. “Lapp” yama anlamında ve Samilerin çok renkli giysilerinden hareketle “yamalı insanlar” anlamına gelebilecek “Laponyalı” denmesinden rahatsızlar. Bence giysilerinin renkleri çok güzel. Öyle sıkı ve güzel bir dokuması var ki kışın o en soğuk günlerine karşı son derece sağlıklı giysiler. Onlarla “yamalı” diye alay edenler halt ediyorlar!

Bizim aktivitelerden hem Sami Köyü ziyareti ve hem de Husky çiftliği ziyareti aynı bölgeye yani Lovozero’ya oldu. Husky çiftliği ziyareti benim en sevdiğim bölümdü. Samileri tanımanın, kültürlerini öğrenmenin yanında Husky Köpeklerin çektiği kızaklarla seyahat etmek müthiş bir keyifti.

Lovozero Husky çiftliğinde bizi karşılayan görevli, grup büyük olunca önce grubu ikiye böldü ve bir grubu Huskylerin çektiği kızaklara götürdü. Diğer grup ise Ren geyiklerinin beslendiği ve Sami halkının yaşamlarından kesitlerin sergilendiği alana götürüldü. Burada bizlere Sami İnsanları, yaşamları ve kültürleri hakkında bilgiler verildi. Ren geyikleri ve Husky köpekler Sami İnsanları için her şey demek. Burada Ren geyikleri evcilleştirilmiş. Ren geyiklerine bu bölgenin inekleri muamelesi gösteriyorlar. Hem kızakları çekmek amacıyla ve hem de etinden ve derisinden faydalanmak amacı ile besleniyorlar. Finlandiya, İsveç ve Rusya’nın kuzey bölgelerinde bolca evcil Ren geyiği bulunuyor. Bu hayvanlar liken türü bir yosunla besleniyor. Bir evin içinde Sami halkının ev eşyaları ve şamanların aletleri sergileniyor. Sergide Orta Asya Şamanlarınınkilerle ortak bir sürü alet sergileniyordu.

Husky köpeklerine ise bayılacaksınız. Kızaklara 10-12 Husky köpeği bağlıyorlar. Kızağa bağlanmayan köpeğin ağladığına şahit oldum. Bu kadar küçük gözüken bir hayvanın bir sürücü, iki yolcu ve bir de kızağın ağırlığını o kadar süratte çekebilmesi çok şaşırtıcı.

Husky” terimi aslında 1600’lü yıllarda Kuzey Amerika’ya ilk ayak basan Avrupalı kaşiflerin, kendilerine “Uskee” diyen Eskimoların adlarını yanlış telaffuz etmelerinden kaynaklanıyor. Bu kaşifler ilk kez gördükleri halkın köpeklerine, Eskimoların köpekleri anlamında, “Husky Köpekleri” demişler. Ataları gri kurt ve soyu tükenmiş Arktik ırk olan Taimyr Kurduna dayanan bu köpeklerin adı da Husky kalmış. Çok güzel, çok sadık ve bu zorlu coğrafyaya çok uygun hayvanlar. Fillerin sırtında seyahat ederken hissettiğim hayvanın gücünü, kızakları çeken Husky köpekleri için de hissettim.

Diğer gün gittiğimiz Sami Köyü tam bir turistik tesis gibiydi. Bu köyde her şey daha çok şova yönelik olarak dizayn edilmişti. Burada da Ren geyikleri, Husky köpekleri vardı. Ama burada mini bir hayvanat bahçesini gezdiğimiz hissine kapıldım. Sami çadırları ve Sami giysili insan heykelleri de sergileniyordu. Geleneksel Sami oyunlarına biz de dahil olduk. Bana buradan ziyade Lovozero Husky Çiftliği daha doğal geldi. Sami Köyünde akşam yemekleri, Sami geleneklerine uygun olarak sunuldu. Sami usulü balık çorbası, ren geyiği eti yedik.

Aktif Rekreasyon Parkı (Park Aktivnogo Otdykha-Winter Park) Murmansk’a yakın olan ve insanların kış aktivitelerini gerçekleştirebilmek için kurulan bir merkez. Murmansk’a 25 km mesafede bir eğenlerce parkı. Burada bir merkezde tanıtım yapılıp herkese uygun kar çizmeleri, kasklar ve isteyene üst giysileri veriliyor. Daha sonra 3 grup haline ayrılıp ATV, snowmobil ve denizlerden alışık olduğumuz muz üstünde kayak aktivitelerine başlanıyor.

Hedef donmuş olan göle kadar gruplar halinde hareket etmek. Göle ulaşınca gölün buz yüzeyinde delik açılarak balık tutmaya çalışılıyor. Burada çay kahve bisküvi sunmak verilen hizmetler arasında. En çok zevk aldığımız snowmobille gezmek oldu.

Bir sonraki yazıda son olarak sizlere Murmansk şehir içi gezi yerlerini paylaşacağım ve kuzey ışıkları maceramızı da bitirmiş olacağım.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

22.03.2024

Şafak Tanrıçası Aurora’nın Peşinde-Murmansk’da Kuzey Işıkları

Murmansk Rusya’nın en kuzey batı ucunda yer alan ve Rusya İmparatorluğu’nun en son kurulan şehridir. Barents Denizi‘nin bir nehir ağzı girişi olan Kola Körfezi‘nin hem yamaçlarında ve hem de kıyılarında yer alan bu şehre Rusya Laplandı-Laponyası adı da veriliyor. Burası son zamanlarda kuzey ışıklarını gözlemek için tercih edilen bir rota haline geldi. Tercih nedenleri arasında bu şehrin diğer Lapland ülkelerine göre daha ucuz olması, kutup dairesine daha yakın olması nedeniyle kuzey ışıkları görülebilme olasılığının yüksek olması ve kuzey ışıklarını gözlemek dışında alternatif günlük aktiviteler bakımından da zengin olması sayılabilir.

Eskiden Ruslar, Norveçlileri (Vikingler) Murman olarak çağırırlarmış. Murmansk şehrinin ismi de Murman’dan türetilmiş. Burada Kuzey Atlantik Akıntıları nedeniyle deniz asla donmuyor ve ulaşım aksaması yaşanmıyor. Yine bu akıntılar sayesinde uzun, karlı kışlara rağmen Murmansk’ın iklimi ılıman hale geliyor. Ayrıca iyi bir kara ve demiryolu ağı sayesinde ulaşımda aksama yaşanmıyor. Bu nedenlerle 1915 yıllarında kurulan genç bir şehir olmasına rağmen Murmansk, Rusya ve hatta tüm bölge için çok önemli bir liman şehri olma özelliğini koruyor. Komünist rejim döneminde buraya yerleşimi sağlamak için verilen teşviklerin, rejim değişikliği sonrası kalkması nedeniyle Murmansk nüfusunda son zamanlarda düşmeler yaşanmasına rağmen hala Arktik Okyanus kıyılarındaki en kalabalık şehir.

19-24 Aralık 2023 tarihleri arasında Doc’s Club’ın tur firması DNA Turizm’in organizasyonu ile Murmansk’a kuzey ışıklarını görmek için gittik. Sabah 07:25’de İstanbul Havalimanından kalkan Rus havayolu Aeroflot uçağı ile önce Moskova’ya gittik. Yarım günlük bir Moskova şehir turu ardından 21:40’da havalanan başka bir Aeroflot uçağı ile 00:20’de Murmansk’a vardık. Murmansk’da hava şartları bazen kötü olabiliyor. Bizim Murmansk’dan Moskova’ya dönüşümüz epey bir olaylı oldu ve uçuşta gecikmeler yaşandığından İstanbul’a dönüş uçağını kaçırdık. Gerçi yeni bir uçak ayarlanana kadar bir Moskova turu daha yapma şansımız oldu. Moskova Havalimanından şehir merkezi olan Kızıl Meydan’a ulaşmak trafik nedeni ile çok azaplı oluyor. Yoğun trafik nedeniyle, havaalanından merkeze git sonra Murmansk uçuşu için merkezden yeniden havalimanına dönüş yap! Yarım günlük tur biraz sıkış tepiş yapılabiliyor.

İşin başka bir kötü tarafı Ruslarla anlaşmanın zorluğu. Yalnız başınıza giderseniz sakın ola rahatlıkla “Ruslarla İngilizce konuşarak anlaşırım” gibi bir fikriniz olmasın. Ruslarla İngilizce veya Rusça dışında başka bir dilde anlaşmanız çok mümkün değil. Dil bilen sayısı az. Bu nedenle kendiniz gidecekseniz daha İstanbul’da iken size orada rehberlik edecek ve anlaşabileceğiniz yerel bir rehber ayarlayın ya da turlarla gitmeyi tercih edin derim. Rusça biliyorsanız işin rengi değişir tabii ki. O zaman tatiliniz daha ucuza da gelebilir.

Murmansk gittiğimiz mevsimde oldukça soğuktu. Gün ışığının olduğu zaman ise çok azdı. Bunun anlamı kuzey ışıkları avı dışındaki aktiviteler için zamanınız kısıtlı oluyor. Mutlaka çok soğuğa uygun giysileriniz olmalı. Soğuğa uygun ayakkabı, termal içlik ve termal çoraplar İstanbul’dan edinilmeli. Lokal kimyasal ısıtıcılar, kar maskeleri ve uygun eldivenler, aktiviteler ve kuzey ışık avı için mutlaka yanınızda olmalı. İnsanın nefesi soğuktan donabiliyor. Aşağıdaki fotoğraf nefeslerimizin soğuktan görünür hale geldiğinin fotoğrafıdır.

Biz Murmansk’da Azimut Hotelde kaldık. Merkezde olan ve çok güzel bir oteldi. Otelin karşı sokaklarında para bozdurmak için banka şubeleri, şube önlerinde ise para bozan şahıslar var. Biz hem bankadan ve hem de satıcılardan para bozdurduk. Murmansk’da Ruble dışında para birimi kullanmanız pek mümkün değil. Kredi kartlarınız da savaş nedeniyle uygulanan ambargodan işlemeyecektir. Murmansk marketlerinde alışveriş yapma şansınız olacaktır. Özellikle votkalar çok uygun fiyatlılar.

Biz orada iken hem Moskova ve hem de Murmansk karlar altındaydılar. Tam kartpostallık fotoğraflar çekebildim. Zamanı gelince paylaşacağım.

Murmansk’da bulunduğumuzda yılbaşına yakın zamanlardaydık. Bu nedenle hem Murmansk ve hem de Moskova çok güzel ışıklandırılmış ve süslenmişlerdi. Sanki Rusya savaşta ve ekonomik ambargo altında olan ülke değilmiş gibiydi.

Bu bölümde önce Murmansk’da kuzey ışıkları avı ile ilgili izlenimlerimi paylaşayım. Murmansk’da 3 gece boyunca yemek sonrasında kuzey ışıklarını görmek için şehir dışına çıktık. Kuzey ışıklarını özellikle şehir ışıklarından uzakta olan yerlerden gözlemlemeniz gerekiyor. Bunun için Murmansk çevresinde ve en az 30 km kadar dışarlarda tepelik ve karanlık olan alanlara götürdüler.

Biz ilk yazımda bahsettiğim gibi şansız olan kuzey ışıkları avcılarındandık. Çıplak gözle görülür renk cümbüşlerine 3 gecenin hiç birisinde rast gelmedik. Ancak fotoğraf makinası ile çektiğiniz gökyüzünde silik halde yeşillik fark ediyorsunuz.

Genellikle kuzey ışıkları avı turlarına profesyonel olduğu söylenen fotoğrafçılar eşlik ediyorlar. Ama bence onların profesyonellikleri bizim çıplak gözle fark edemediğimiz auroraları fark edip fotoğraf makinalarına erken sarılabilmeleri. Bizden sonra birkaç hafta aralarla aynı yerlere 2 grup daha gitti ve onlar çok şanslılardı. Daha ilk geceden çıplak gözle kuzey ışıklarını görebildiler.

Kalabalık grup turları otobüslerle seyahat ettiklerinden belli saatlerde ve yaklaşık 3 saat boyunca ışıkları görmeye çalışıyorlar. Küçük gruplar ise aurora takip programlarına göre zamanı ayarlayarak daha nokta atışı kuzey ışığı avı yapıyorlar.

Evet sanal gezgin arkadaşlarım. Bizim Murmansk’daki kuzey ışıkları avımız pek de başarılı geçmedi. En azından hayalini kurduğum şekli ile kuzey ışıklarının gökyüzündeki dansını izleyemedim Yakalayabildiklerim sadece silik yeşil ışıklar oldu. Yukarıdaki belirgin kuzey ışıkları fotoğrafları aynı bölgeye başka turdan sevgili Teoman Cimit’e ve bizim gruptan sevgili Dr. Rabia Güven’e aitler. Bizim gittiğimiz ay belki kuzey ışıklarını izleme açısından riskliydi. Ocak ve şubat aylarında gidenler çok net olarak ışıkları görebildiler. Sizin anlayacağınız Murmansk’da hem diğer aktivitelere katılıp hem de kar topu oynayarak döndük. Moskova turları ise işin bonusu oldu.

Ancak sizin için Murmansk’da kuzey ışıkları avı asla bir alternatif olmaktan çıkmasın. Rusya’nın en kuzeyindeki bu şehrin sizlere 3 gün için sunacağı çok şey mevcut. Ne demek istediğimi bundan sonraki yazımdan anlayacaksınız

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

20.03.2024