• Arşivler

  • Diğer 532 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 380.153 ziyaretçi
  • Ocak 2026
    P S Ç P C C P
     1234
    567891011
    12131415161718
    19202122232425
    262728293031  

Atina’da Türk Zeybekleri

img_2535

http://www.gezekalin.com’un bir kısım takipçileri bilirler ki; bu yazıların sahibi olan bendeniz bir süredir Ege’nin iki kıyısının dans ve müziklerine ilgi duymaktayım. Fırsatını bulunca bu dansın ve müziğin kardeş topraklarına, yani Yunanistan’a gidiyoruz. Hem Grek müzik dinleyip ve hem de Sirtaki, Zeybetiko, Abdaliko ya da Hasapiko gibi dansları yapıyoruz. Ben bu konuda bir yazıyı https://gezekalin.com/2014/10/14/halklarin-ortak-dili-dans-ve-muzik/ adı ile daha önce bu blogda yazmış ve paylaşmıştım. 17-19 Şubat 2017 tarihleri arasında devam ettiğim FasaFisa adlı dans okulunun hocaları Nurşen ve Bahattin Bayburan ve okulun öğrencileri ile birlikte Atina’ya bir gezi yaptık. Bu gezi konusu yeme-içme ve dans etmekti. Tabii konu bu olunca da Gezekalın’ın bu yazısı gezdiğimiz taverna ve buzukialar hakkında edindiğimiz tecrübeler olacaktır. 

Haydi bakalım buyurun Atina gece hayatının yaşadığımız kısmına…

IMG_2178.JPG

İsmi, koruyucusu olan Savaş Tanrıçası Athena’dan gelen Başkent Atina, yaklaşık 4 milyon nüfusuyla Yunanistan’ın en büyük şehri durumunda. Atina eskiden de, bugün de Yunan medeniyetinin ve eğlence hayatının merkeziymiş. Bizim Atina ziyaretimizin amacı sadece eğlence kısmı olunca, medeniyet kısmının gezisini başka bir zamana bıraktık. Ama yine de şehri ve meşhur Akropolisi şöyle bir turlamadan geri kalmadık. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Atina’nın tam merkezinde ve deniz düzeyinden 150 m yükseklikte yer alan Akropolis, eski dönemlerden beri kale ve tapınak olarak kullanılmış. Aslında Yunanistan’ın Dünya Kültür Mirası listesindeki bu alan ve buradaki yapıların en ünlüsü Parthenon, beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Bizim Efes Antik Kenti yanında burası çok sönük bence ama Yunanlı pazarlamasını iyi biliyor.

Neyse! Kültür kısmını fazla uzatmayayım. Bu kadar kısacık gezi ile de Atina’nın hakkını yemeyelim.

IMG_2252.JPG

Yeme içme kısmında size bahsedeceğim ilk yer Monastiraki Meydanı‘nda bulunan Bairaktaris adlı dönerci dükkanı. Bu meydan Cizderiye Camii (Tzistarakis Mosque), Hadrian Kütüphanesi Bit Pazarı, alışveriş dükkanları ve restoranları ile önemli bir meydan. Bairaktaris’in Atina içinde başka şubeleri de varmış ama biz hem Monastiraki Meydanı’nı tanımak ve hem de geç öğle yemeği için bu şubeyi tercih ettik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bairaktaris Atina’da en güzel çöp şiş ve döner yapan yerlerden bir tanesi. Dönerleri biz de olduğu gibi tavuktan, etten ve Yunanistan’da fazlası ile domuz etinden. Bizimkinden farklı olarak Yunanlı kalınca döner pidesi içine ne bulursa dolduruyor. Çok beğendim. Utanmasam ve daha da önemlisi akşama ziyafete gidecek olmasam ikinciyi sipariş edecektim. Buradaki şubede aynı zamanda canlı müzik oluyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

img_2278

Akşam saat 20:00 gibi meşhur Plaka bölgesine yakın olan Psiri Semtinde bir tavernaya gittik.  Plaka Bölgesine 5 dakika mesafede olan ve bir zamanlar iki katlı eski Atina evleri, hurdacılar, marangoz atölyeleri, hatta genelevlerin bulunduğu Psiri’de büyük bir restorasyon yaşanmış ve etrafta çok sayıda taverna açılmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Psiri, son birkaç yıldır en popüler buluşma merkezlerinden biri olmuş. Atina’lılar kaliteli yemeği, müzik eşliğinde nispeten  ucuza yemek için Psiri’ye, buradaki mekanlara akmaya başlamışlar. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Psiri’nin dar sokaklarına daldığımızda henüz daha yeni dolmaya başlayan mekanlarda pek hareket yoktu. Ama gece yarısından sonra buzukiaya doğru yola düştüğümüzde Psiri’de her köşeden bir müzik sesi yükseliyordu. Buralarda hayat en erken saat 21:00’den sonra başlıyor. Yunanistan’da bulunduğumuz dönem, onlar için kutsal olan Paskalya öncesi 40 gün etten-sütten uzak kalmak anlamında Kathara Deftera/Apokries Karnavalı’na denk geldi. Bu nedenle insanlar perhis öncesi son kutlamaları için eğlence mekanlarını daha çok dolduruyorlar. Hemen hemen gittiğimiz tüm tavernalar çok kalabalıktı.

IMG_2480-006.JPG

Gecenin yarısından sonra ise başka bir mekana, bu sefer buzukiaya doğru yola düştük. Buzukialar gece yarısından sonra açılan eğlence mekanları. Burada genellikle sadece içki ve yanında çerez ve meyve servis ediliyor. Mekanın önemine göre önemli sanatçılar sahne alıyorlar. Bizim o gece gittiğimiz buzukia 3000 kişilik ve Atina’nın önemli buzukialarından bir tanesiydi. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Apostolia Zoi, mekanın hem kendi hem de sesi güzel sanatçısı, Nikos Oikonomopulos genç kuşağın yeni gözde sanatçısı ve Stelios Rokkos ise eski tüfek önemli sanatçı olarak mekanda sahne alıyorlar. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bizim için bu mekanda yaşadığımız en önemli olay 3000 kişilik sahnede hem sirtaki ve hem de zeybetiko yapma şansını elde etmemizdi. Bu satırların yazarı olarak sahnede, 2000’e yakın kişi önünde  her ikisini yapabilmiş olmak çok büyük bir deneyimdi.

Mekandan mutlu mesut ve biraz da çakır keyif çıktığımızda saat sabahın 04:00’ünü bulmuştu. 

IMG_2832-001.JPG

Gezimizde yaşadığımız güzellikler arasında unutamayacağım bir başka olay ise Yunanistan’ın yaşayan en önemli Zeybetiko ustası olan Fotis Metaxopoulos’dan bir ders almaktı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gezide gittiğimiz diğer bir taverna ise kanalın Adriyatik Denizi tarafına bakan ve Loutraki adlı kasabadaki sahil tavernasıydı. Buraya Korint Kanalı gezisi sonrası gittik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemekleri, özellikle de ciğeri ve eti, muhteşemdi. Canlı müzik eşliğinde, aynı mekanı paylaştığımız Yunanlılarla hem oynadık hem de müzik dinledik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir başka taverna ise Sarantis’in Mansiyonu adlı yerdi. Burası tam bir rembetiko müziği yapılan yerdi. Tahta sandalyeler üstünde hem çalgıcıların ve hem de şarkıcıların dizili olduğu bir sahne düşünün! Rembet müziği icrası eskiden batakhanelerde yapılırmış. Burası o tür müzik için çok iyi bir mekan. Yemekleri güzel. Mezeler o kadar arka arkaya ve sık olarak geliyor ki yeni gelen mezeye yetişeceğim diye hızlı hızlı yemeğe çalışıyorsunuz. Keyif aldığım bir yer oldu. Ancak bu mekanda daha çok hasapiko türü müzik çalınıyor. 

IMG_3222.JPG

Son günkü gündüz tavernası ise Atina sadece bir gününüzü tavernaya ayırmışsanız tercih edeceğiniz mekan olmalı. Burası Türkçesi ile Gökyüzü Bahçesi adlı bir taverna. Tavernadan büyük, buzukiadan küçük, arada bir mekan. Buradaki sanatçılar çok bilinen sanatçılar. Buzukiacı Christos Nikolopoulos, şarkıcılar Pitsa Papadopoulous ve Stelios Dionisiou sahne alıyorlar. Çok güzeldi ve bol bol danslarımızı ettik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burası gezdiğimiz yerler içinde en pahalı olanı. Ama bir pazar günü ve gündüz tavernası olduğu halde içerisi hınca hınç doluydu. Yemekleri de güzeldi. Uçuş saatimiz nedeni ile saat 19:00 gibi bu mekanı gözümüz arkada terk ettik.

Kısa zamana sığdırmaya çalıştığımız yoğun bir programı tamamlayıp ülkemize döndük. Ama itiraf etmeliyim ki gönlümüz Ege’nin karşı yakasında kaldı.

Zeybetikoya gönül vermiş bir arkadaşımın ifadeleri ile;

“Kendi çemberinde, kendi evreninde dönüştür zeybek..
Binlerce insanın içinde her şeyden kopmak, kendinle kalmaktır..”

Herkesin kendi çemberinde mutlu olması dileği ile;

Gezekalın, Aydınlık kalın ve bu yazıya özel;

DANS ve MÜZİKLE kalın..

Dr Ümit Kuru

25.02.2017 Saat 02:25

img_2546

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Punakha-Paro

IMG_5017.JPG

02.11.2012 tarihli gezi yazısıdır

IMG_4666.JPG

img_4654Wangdue’da, Puna Tsang Chhu Nehrinin hemen yanı başında kurulu olan otelimizin balkonuna çıkmam, günün ilk fotoğraflarını almam için yeterli oldu. Muhteşem bir manzara var. Ekibin yarısı ayaklanmış, benim gibi fotoğraf peşindeler. Çok güzel bir kuş, varlığımdan hiç rahatsız olmadan bir güzel pozlar verdi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltı sonrasında, aslında Punakha’dan 7 km dışarıda  Khamsum Yulley Namgyar Chorten adlı bir tapınağa doğru yürümemiz gerekiyordu. Programda yaklaşık 1.5 saatlik bir yol diye yazıyordu. Sonam oraya yürüyeceğimize , Dochula Pass da bir yürüyüş ve piknik ayarlayabileceğimizi söyledi.

IMG_4724.JPG

img_4706Punakha’dan Paro’ya 142 km’lik yolumuz var ve bu da yaklaşık 4.5 saatlik yol demek. Akşama da Paro’da sıcak taş Banyosu yapacağız. Program sıkışık. Bana da mantıklı geldi ve Khamsum Yuley Namgyar Chorten’e gitmekten vazgeçtim. İlk olarak Pnukha Dzong’a gittik. Bugün bu yazıyı yazarken adı geçen yere gitmekten vazgeçtiğime çok pişmanım. İnternette burasının ve buraya varmak için yürünen yolun güzelliğini görünce çok üzüldüm. Ama o gün yaşadığımız güzellikleri düşününce de ihmal edilebilecek hiçbir şey yoktu diye teselli buldum. Belki sabah 07:00 gibi otelden ayrılıp saat 09:00 a kadar bitecek gibi bir ayarlama yapıp, burayı da gezebilirmişiz ama yapacak bir şey yok. Bu satırları sadece buralara kadar gidecek olan siz sanal gezginlerin, burayı ve özellikle bu yürüyüşü kaçırmaması gerektiğini düşündüğüm için yazdım.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bhutan’daki ikinci en büyük ve ikinci en eski kale-manastır olan, tam adı  Pungtang Dechen Photrang Dzong  olan Punakha Dzong kelime olarak “Büyük Mutluluk Sarayı” anlamına geliyor. Bhutan’ı birleştiren Zhabdrung (Shabdrung) Ngawang Namgyal tarafından 1637–38 yıllarında yapılmış. Ülkenin başkenti Thimphu’ya 1955 yılında taşınana kadar da ülkenin yönetim merkezi olmuş. Ilıman bir iklime sahip olan bu çevre sayesinde, Thimphu’da yaşayan yüksek ruhban sınıfı kışı hala bu Kale-Manastırda geçiriyor. Kraliyet ailesinin tüm üyeleri burada taç giymişler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Punakha Dzong, Pho Chhu (baba) ve Mo Chhu (anne) nehirlerinin Punakha–Wangdue Vadisinde birleştikleri yerde kurulmuş. Bu iki nehir birleşince Puna Tsang Chhu nehri oluyor ve Bhutan sınırından Hindistan’a devam ediyor.

IMG_4757.JPG

Bu kale manastırı karşıdan gören bir park içinden fotoğraflarını çektik. Daha sonra ise kale ile aynı zamanda yani 17. yüzyılda yapılan üstü kapalı bir köprüden geçip Dzong’a girdik. Bu kale manastır, zaman zaman sel baskınlarına uğramış. Bunlardan 1957 yılında olan selde bu köprü tamamen yıkılmış. 2006 yılında geleneksel bir üstü kapalı köprü inşasına başlanmış ve Wangchuck Kraliyet Ailesinin yüzüncü yılına, yani 2008 yılına yetiştirilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Köprüden sonra içinde mavi renkli Jakanda Ağaçlarının bulunduğu bir bahçeyi geçip, ana giriş kapısındaki merdivenleri tırmandık. Kale-Manastırın ilk avlusunda bir küçük Chorten ve bir de “Buddha Ağacı” dedikleri ağaç var. Hikayesi bol Bhutan’da söylence o ki; Bu kaleyi inşa eden mimar bu ağacın dibinde uykuya dalıyor ve rüyasında şimdiki kaleyi görüyor. Hafızasına kazınan bu görüntüyü de yazı, çizgi, plan ve proje gibi bir şey kullanmadan hayata geçiriyor. Bu kısımlar Kale-Manastırın daha çok idari kısımları. Diğer avluların bulunduğu bölümlerde ise Manastırlar var. Bunlar içinde bazı değerli kutsal emanetler var. Bu güzel Kale-Manastır beni geçen defa da çok etkilemişti, bu sefer de çok etkiledi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Punakha Dzong’u gezdikten sonra, Dochula Pass’a doğru yola düştük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Aracımız yeşillikler içinde yol almaya başladı. Bu arada yol boyu mısır satan Bhutanlı kadınlar gördük. Bir, iki derken araçtan birisi “haydi mısır alalım” dedi. İçimden kem küm etsem de sonra “neden olmasın” deyip, bir tanesinin önünde aracı durdurduk. Adam başı birer tane mısır alıp yemeğe başladık. Birisi bir tane daha istedi; “La havle” çekip yeni bir tane daha sipariş verdik. Bu arada mısır bana da bir tatlı geldi. Araçtakilerin tamamı 2. mısırı istediler. Ben mi? Evet! Ben dahil… Adam başı üçer tane mısır yemişiz. Dünyanın en organik ülkesinde, unuttuğumuz bir tadı yeniden bulduk. Kıssadan hisse; Bhutan’da yol boyu satıcılardan mısır alıp, mutlaka yenilecek..

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

img_5002Sonunda Dochula Pass’a geldik. Daha önce sabahın ayazında geldiğimiz bu geçide, bu sefer öğleden sonra gelmiş olduk. Rehber Sonam bize piknik ayarladığını söyledi ama benim pek umurumda da değil. Ben hemen Druk Wangyal Chorten denen ve 108 adet Stupanın bulunduğu alana yöneldim. Buradan manzara müthiş. Hava açık ve karşıda Bhutan’ın yüksek tepelerinden olan Doğu Himalayalarına ait Masagang  Tepesi (7200 mt) gözüküyor. Bu stupalarda dini objeler saklı ve Bhutan’ın, Hindistan’la arasını açan Hintli ayrılıkçı gruplara karşı, Bhutanlıların kazandıkları savaşın şerefine yapılmışlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

3150 metredeki Dochula Pass’da bulunan diğer önemli yer ise Zangdo Pelri Lhakhang Tapınağı. Buradan manzara da harika. Hava berrak, karşımızda Himalayalar tüm güzelliği ile duruyor.Burada bizi bir de sürpriz bekliyordu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bizim piknik meğerse burada olacakmış. Piknik deyince ne beklersiniz? Sandviç filan değil mi? Hayır! Burada, Kraliçenin yaptırdığı bu tapınağın hemen önündeki yeşillikte, masalar kurulmuş, iki adet personel hizmette ve dört çeşit yemek kaplarımıza doldurulmayı bekliyor. O manzara şu anda aklıma gelince hala müthiş bir keyif alıyorum. Gezimizin en güzel anlarından bir tanesiydi. Tapınağı ziyarete gelen ve bizi kendi rehberlerine gösterip “biz de isteriz” dediklerini düşündüğümüz diğer turistlere iyi hava attık. Burada 1,5-2 saate yakın zaman geçirdik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra ise tekrar yola düştük ve önce 30-45 dakika kadar sonra Thimphu, 1.5 saat kadar sonra da gezimizin son durağı olan Paro’ya vardık. Paro’ya varılır da “son bir kez daha alışveriş yapalım” istediğinde bulunmaz mı benim gezgin arkadaşlarım! Onları mı kıracağım! Daldık son alışverişlere ve otelimize geldik.

IMG_5092.JPG

Bhutan’daki son aktivitemiz Sıcak Taş banyosu almaktı. Kaynak sularının doldurulduğu bir küvete, taşlar ısıtılıp tek tek atılıyor. Böylece su ısıtılmış oluyor. Bhutan için geleneksel bir banyo. Önce herkes almak istedi. Ancak otelimizde 2 adet banyo küveti var ve o da açıkta. Evet! Yanlış duymadınız banyonun sadece üstü kapalı, yan duvarlar ise açık. Haliyle arkadaşların çoğu vazgeçti. Ben dahil üç arkadaş her durumda bu banyoyu denemek istedik. Yanımızda getirdiğimiz mayoları odamızda giyip, açıkta da soyunup, taşların tek tek atılması ile ısıtılan suya daldık. Sizin istediğiniz sıcaklığa getirene kadar da taşları atıyorlar. Denemeniz gerekir ama belki daha iyi bir yerde. Eminim bir yerlerde daha da iyi örnekleri vardır.

Evet Sanal Gezginler… Bu gece Paro’da son yemeğimiz ve Bhutan’da son gecemiz. Günler koşturdu geçti gitti. Ertesi gün Paro’dan Delhi’ye uçtuk ve yarım gün kadar Delhi turu yaptık. Geçen Hindistan gezimden sonra burası ile ilgili anılarımı yazdığımdan, bu kısmı yazmayacağım. Aslında Bhutan’dan sonra Hindistan’a gitmek beni, bizi yordu. Onun için Delhi anılarımı yazmanın yorgunluğunu doğrusu kaldıramayacağım.

Bu sefer artık Bhutan’a doyarım diyordum ama bu yazıları yazarken geriye baktığımda “keşke vaktim olsaydı” , “keşke yapsaydım” ya da “keşke oraya kadar gitmişken görebilseydim” dediğim oldu. Sonuçta bir defa daha anladım ki, bir gezgine asla yetmiyor.

Şanslıydım; 2011 yılında “64.000 turistin gelmesi ile rekor kırıldı”  denen bir ülkeyi, ikinci kez gezme şansına erdim. Bhutan’ın ileriki yıllarda çok daha fazla turist ağırlayacağını ve bunun da ülkeye daha fazla getirisi olacağını biliyorum. Ama bu artışın ülkeye bir bedeli olacağından eminim. Bir yılda Thimphu’nun şantiye alanı haline geldiğini gözlemledik. Onun için Sanal Gezgin arkadaşlarıma tavsiyem; Bu güzelim ülke, bu “Harikalar Diyarı” özgünlüğünü kaybetmeden, imkan da varsa ziyaret edin derim.

Siyah boyunlu turnayı görmek, pirinç tarlaları arasından geçip Khamsum Yuley Namgyar Chorten’e doğru bir yürüyüş yapmak ya da tadına doyamadığım okçuluk müsabakalarını izlemek veya bir festivali zaman derdi olmadan izlemek için üçüncü kez Bhutan’a gidilir mi?

Kimbilir? Gezginin işi belli olmaz!

Sabırla okuyanlara teşekkür ederim..

Gezekalın ve aydınlık kalın…

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 24.11.2012 saat 01:33

Gözden geçirilmiş son yayın 14.01.2017 Saat 00:49

IMG_5014.JPG

 

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Trongsa-Punakha

IMG_3979.JPG

01.11.2012 tarihli gezi yazısıdır 

IMG_3872.JPG

Sabah erkenden kalkıp dışarıdaki manzaraya bakmak için dışarıya çıktım. Ancak bir problem var; Otelimiz batıda, kale ise doğuda kalmış. Güneş de hali ile  kalenin bulunduğu tepelerden doğmakta. Yani fotoğraf çekimi için sıkıntılı bir durum var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kahvaltımızdan sonra dün tadı damağımızda kalan Trongsa Dzong gezisini tekrar yapmak için yola çıktık. Kaleye geldiğimiz zaman bir de ne görelim; Hedef tahtaları kurulmuş, okçular yerlerini almışlar ve okçuluk müsabakası başlamak üzere. Hey Allah’ım! Ben istedim bir göz, sen verdin iki göz! Sabahın bu kadar erken saatinde bu oyunu oynayacak kadar çok seviyorlar. Uzun bir süre bu müsabakalara takıldık. Tam seyirlik, defalarca olsa seyretmekten bıkmam herhalde.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kale günün bu güzel ışıkları altında daha bir güzel gözüküyor. Aşağıda içinden geniş bir nehir akan yemyeşil bir vadi var. Burada yaklaşık 1,5 saate yakın zaman geçirdik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bugün yolumuz uzun ve daha önce aynı yoldan geçtiğimizden yolun çok bozuk olduğunu biliyoruz. Genişletme çalışmaları var. O nedenle bir an evvel yol yapmak istiyoruz.

IMG_3928.JPG

Çılgın rahip Drukpa Kunley’in (Divine Madman) tapınağı olan Chimi Lhakhang’ı ziyaret edip, pirinç tarlaları arasında yürümek istiyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu kaçırılacak bir aktivite değil. Bu arada 453 yıllık Gangte Gonpa Manastırı‘nı ziyaret etmekten vazgeçtik. Bunun yakınında da siyah boyunlu turna görme şansımız vardı ama tercih yapmak gerekiyordu ve pirinç tarlaları arasında yürüyüş daha cazip geldi. Bir kez daha uçakla gerçekleşmeyen yolculuğumuz için küfrü bastım. Aracımız yeşillikler içinde yol almaya başladı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bumtang’a doğru olan yolculuğumuzda çay molası verdiğimiz ama bu sefer öğle yemeği yiyeceğimiz yer olan Nobding’e doğru hareket ettik. Kalede planladığımızdan daha fazla oyalanmamıza rağmen, bir tapınak atlayınca “vakitlice hedeflediğimiz yerde olacağız” diye düşünmeye başladım. Bir süre sonra bu düşüncemin yerini “galiba yetişemeyeceğiz” endişesi aldı. Çünkü yol çalışması nedeni ile yolu kapatmışlardı. Söylenene göre de 1,5 saat kadar kapalı olacakmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tapınağı ve turnaları atladığımıza mı yanayım, yetişemeyeceğimize mi yanayım karar veremedim. Yemek yiyeceğimiz yer az ileri de gözüküyor ama oraya yürüyerek bile gitmek mümkün değil. Araçlar uzun kuyruk oluşturmaya başladı. Bizde olsa kavga dövüş, korna olur. Bhutanlılar sakinler. Mecbur biz de sakinledik. Bu arada siren çala çala bir ambulans geldi ve en öne geçti. Geçti ama o da en önde takıldı kaldı. Ambulans sayesinde yol biraz erken açıldı. Hemen sonrasında da öğle yemeğini alelacele yedik ve tekrar yola düştük.

IMG_4548.JPG.Punakha bölgesine girip, Saat 16:00 civarı Lobesa’ya vardık. Burada araçtan inip, Sopsokha adlı bir köye doğru, pirinç tarlaları arasında yürüdük. Oradan da Chimi Lhakhang’a vardık. Hala bazı tarlalardan ürün toplanmamış. Toplamaya çalışan insanlar vardı. Hemen her evin duvarında fallus çizimleri vardı. Aslında fallik (erekte olmuş penis) çizimler, Tibet Budizminden gelme bir alışkanlık. Kötü niyetli cinleri, şeytanı uzak tutmak amaçlı olarak evlerin duvarlarına çiziliyor ya da damlardan sarkacak şekilde tahtadan heykelleri asılıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Alışılmadık davranışlar ve yöntemlerle (şarkı söylemek ve her türlü çılgınlıkları yapmak) ile Budizmi Bhutanda yaymaya çalıştığından “Çılgın Rahip” lakaplı Lama Drukpa Kunley (1455–1529), Chimi Lhakhang tapınağını yaptıran değil ancak kutsayan kişi. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Drukpa Kunley, fallus sembolünü tapınağının duvarlarına çizdiren ve “bereket” olarak kabul ettiren, kadın ve şaraba düşkün bir rahipmiş. Bugün bile bu tapınağa gelip tahta fallusa dokunup, çocuk sahibi olmayı bekleyen Bhutan’lı ve hatta dünyanın her tarafından kadınlar varmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tapınakta çok sayıda acemi öğrenci var. Kimi bahçe suluyor, kimisi tarlada çapada kimisi de kaytarmada. Yani bana fotoğraf malzemesi bol.

IMG_4487.JPG

Fotoğraf çekmeye doyamadık ancak tapınağı anlatmak isteyen Sonam’ı da üzmeden içeri girdik. Tapınakta Çılgın rahip Drukpa Kunley’in ve köpeği Sachi’nin, Gelecek Buddha’nın, Namgyal’ın büstleri var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu tapınağa gelen ve çocuk sahibi olamayan kadınların, bu tapınakta rahip tarafından başlarına dokundurulan tahtadan, demirden ve kemikten yapılma 25 cm’lik fallusların sayesinde çocuk sahibi olmaları sonrası gönderdikleri fotoğrafların bulunduğu albüm, bu tapınağı ziyaret edenlere gösteriliyor. Bu kutsanma sonrası çocuk sahibi olmuşsanız, bambu çubuklar üzerine yazılı adlardan çektiğiniz kız veya erkek isimlerini doğmuş olan bebeğinize koymanız gerekiyor. Bu işin efsane kısmı tabii.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu tapınağı gezdikten sonra aynı yoldan ama artık alaca karanlıkta tarlalar içinden yürüyerek araca döndük ve kalacağımız otele dönmeden önce gözümüze kestirdiğimiz yol kenarı pazara kısa bir ziyaret yaptık. Bir iki meyve alıp, otele geldik. Yeni otelimiz nehir kenarında olan Dragon Nest Resort Hotel.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Klasik akşam yemeği ve gün değerlendirmesi toplantısı sonrası, kahvelerimizi içtik. Seyahatimizin 13. Gününü de bitirdik. Günler çok hızlı gidiyor ve neredeyse bir gün yetmiyor bile…

Gezekalın ve Aydınlık kalın…

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 22.11.2012 Saat 23:50

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi 11.01.2017 Saat 00.12

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Bumthang-Trongsa

IMG_3739.JPG

31.10.2012 tarihli gezi yazısıdır.

Bumthang, eğer tapınakları ve kalesinin eskiliği göz önüne alınırsa, Bhutan’ın en eski bölgesidir. Tüm Bumthang, Bumthang Vadisi olarak adlandırılsa da aslında Bumthang’ı çevreleyen dağların oluşturduğu 4 adet vadi var; Ura, Chumey, Tang ve Choekhor (Bumthang) Vadileri. Dün bu vadilerin bir kısmını karanlıkta geçtiğimiz için fark edemedik. Ancak bunların güzelliğini bugün Trongsa’ya doğru giderken anlayacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burası Bhutan’ın en ormanlık bölgelerinden. Bumthang bölgesinin kuzeyinin 2/3’ü  (Choekhor, Tang Gewogs) Wangchuck Yüzüncü Yıl Parkı ve Güneydeki (Chhumig, Tang, Ura Gewogs) bölgeleri ise Thrumshingla Ulusal Parkı sınırları içinde kalıyor.

Bumthang, kelime anlamı olarak “Güzel Alan” diye tercüme edilebilir. Burada yerleşim Jambay Lhakhang Tapınağı sonrası gelişmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dünden gidemediğimiz festivalin 3. gün kutlamaları için bugün Jambay Lhakhang Tapınağı ve çevresinde gezilerimiz olacak. Bumthang’daki otelimiz, kaldığımız diğer otellere göre daha basit bir otel ancak zaten burada çok az otel var. Bumthang’da olan ve Amankor oteller zincirine ait olan çok lüks otelden sonra, iyi oteller sıralamasında, bizim kaldığımız otel ikinci geliyor. Otelde rahat bir kahvaltı sonrası valizler tekrar araca yerleştirildi ve yola çıkıldı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Festival alanına gittiğimiz zaman saat 09:30’du. Çoğunluğu yerli halktan, bir kısmı ise bizim gibi turistlerden oluşan bir kalabalık var. Karşımızda protokolde bir kısım idarecinin bulunduğu bir bölüm var. Bu festival alanı önce Budist rahiplerce kutsanıyor. Maskeleri ile dans edenlerin tümü de rahip veya rahip adayı öğrencilermiş. Yani performansı sergileyenlerin tamamı ruhban sınıfından insanlar. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gösterilerin sırası bir toplu şarkı, bir maskeli dans şeklinde oluyor. Mutlaka hepsinin bir anlamı var ve komik gibi gözüken bu gösterileri bu açıdan değerlendirmek gerekiyor. Ben uzun süre bu festivali seyrettim ve fotoğrafladım. Yerel insanların bu festivale ne kadar önem verdikleri, çoluk çocuk gelmeleri ve renkli bayramlık kıyafetleri ile gösterileri pür dikkat izlemeleri ile ne kadar da belli… Kısa bir süreyi de tapınağın arka tarafında kurulan tezgâhları gezmeye ayırdım. Her şey ne kadar da canlı ve özel!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bugün program o kadar yoğun ki arkamıza baka baka festivali bırakmak zorunda kaldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Jakar Dzong ziyareti için buraya doğru yol aldık.  Jakar “Beyaz Kuş” demek. Alın bakalım size bir Bhutan söylencesi daha; 1667 yılında Dzong (Kale-Manastır) inşa etmek için uygun bir yer arayan bir grup lama, beyaz bir kuşun bir tepe üstünde devamlı olarak dolaştığını görmüş. Bu kuş burada boşuna dönüp durmuyor herhalde” deyip, kaleyi buraya kurmaya karar vermişler. Kalenin ismi de oradan gelmekte.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bhutan’ın dinini Budizme çeviren Guru Rinpoche’nin ilk geldiği yer de Jakar’mış. Dolayısı ile Bhutan’da Budizmin doğduğu yer olarak da burası kabul ediliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_3690.JPG

Sonraki ziyaret yerimiz Choekhor vadisine bakan Kurjey Lhakhang Manastır kompleksi. Bu manastır kompleksi asla ihmal edilmemeli.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burada yan yana dizilmiş 3 adet tapınak var. Sağdaki ilk tapınak  bir kaya üzerine inşa edilmiş.Bu tapınağın özelliği, Guru Padmasambhava’nın kayada sırtının izinin olduğu ile ilgili söylence.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İkinci tapınak ise Kral Ugyen Wangchuk tarafından yaptırılmış ve içinde Guru Rinpoche’nin heykeli var. En soldaki tapınak ise 3 katlı ve Kralın annesi tarafından yakın sayılabilecek bir zamanda yaptırılmış. Bu tapınak önünde vadiye bakan geniş düzlükte dua bayrakları var. Fotoğrafik olarak çok güzel görüntüler veriyorlar. Bu tapınak kompleksi içinde taş üzerine kuğu resmeden bir adamdan bir kuğu boyalı taş aldım.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu yakınlarda siyah boyunlu kuğular var ve onlara yakın sayılırız. Ancak gidiş geliş 50 km’lik bir yol var. İçim kan ağlayarak onları görmeye gidemedim. Şu uçak işi bizi etkiledi. Daha dünün programını yapmaya çalışıyoruz. Guru Rinpoche’nin saklı hazinesini çıkardığı söylencesine konu olan Mebar Tsho – Yanan Göl- ziyaretini de iptal etmek zorunda kaldık. Amacımız zamanında Trongsa Kale-Manastırını gezmek için bir an evvel Trongsa’da olmak. Çünkü burası kaçırılacak gibi değil.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bumthang’da hızlı bir öğle yemeği sonrası yola düştük.  Dün göremediğimiz vadileri gördük. Yotongla Pass (3400mt)’ı geçip bir iki zorunlu ihtiyaç molası sonrasında, 68 km’lik yolu katederek, Trongsa’ya vardık. Hava neredeyse kararacak. Bu güzelim kaleyi adamakıllı gezemeyeceğimiz belli oldu. O anda kararımı verdim; ne olursa olsun yarın bu kale tekrar gezilecek.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_3795.JPG

Bu kale örneklerinin en güzellerinden bir tanesi. Aşağıda bir manzara var ki, doyulacak gibi değil. Burası zamanında ticaret yolu üzerinde kurulmuş. Kale kapılarını bir kapattı mı, içeri girişte, çıkışta mümkün değilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Trongsa şehri çok önemli. Kraliyetin ilk iki üyesi bu kaleden ülkeyi yönetmiş, 3. Kral, Jigme Dorji Wangchuk burada doğmuş. Kraliyetin prensleri, ülke yönetimini devralmadan önce burayı idare etmişler. Dolayısı ile de her yeni kral adayı buraya bir şeyler eklemiş ve Dzong büyüdükçe büyümüş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gecelemeyi Trongsa’da Yankhill Resort Hotel’de yaptık. Kaldığımız en iyi otellerden bir tanesi. Trongsa Dzong, otelin tam karşısında kalıyor. Eminim ki yarın sabahtan karşımızda muhteşem bir manzara olacak.

Günler hızla ilerliyor. Vatanı da biraz özledik galiba; Arkadaşlarla aramızda konuşmalarda bol bol kebapların adı zikredilmeye başlandı.

Yarın yine yoğun bir gün olacak. Trongsa’dan Punakha’ya doğru 150 kilometrelik ve 5 saat  sürecek olan bir yolumuz var.

Gezekalın ve Aydınlık kalın

Dr. Ümit Kuru

İlk yayın tarihi: 21.11.2012,  Saat 23:53

Gözden geçirilmiş son yayın tarihi: 10.01.2017 Saat 21:55

IMG_3847.JPG

 

Harikalar Diyarı Bhutan’a Yeniden Yolculuk; Bumthang’a yolculuk

IMG_3347.JPG

30.10.2012 tarihli gezinin yazısıdır

Yolumuz çok uzun olunca sabahın 03:30’unda ayaklanıp, saat 04:00’ünde ise Bumthang’a doğru yola çıktık. Şoförümüz Sirin uyanık gözüküyor. Allah ona kolaylık versin. Bugün en zor iş onun. Neredeyse 12 saat direksiyon sallayacak.

img_3314Paro-Thimphu arası 65 km ve en güzel asfalt yol bu kısımda. İki şehir arası 1 saat kadar tutacak. Sonrasında Thimphu’dan Punakha’ya doğru 77 km kadar yolumuz var ve bu da 3 saat sürecek. Bu yolda, Dochula Pass’da, Himalayalar manzarası eşliğinde bir otelde kahvaltı yapacağız. Sonrasında Punakha-Bumthang arasında 212 km’lik bir yolumuz var. Yaklaşık 8 saat sürecek. Yolların manzarası müthiş güzel olacak ama dar ve dolambaçlı yollardan geçeceğiz. Bol mola ile idare edeceğiz artık. Yani tüm gün yoldayız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saat 06:00 gibi Dochula Pass’da olduk. Güneş daha kendini göstermemiş ama ilk ışıklarını da yollamış durumda. Burası Bhutan’ın en iyi bilinen geçitlerinden ve 3000 metreyi bulan bir rakımı var. Soğuk iliklerimize kadar işliyor. Bizim kahvaltı yapacağımız yer normalde bu saatte açık değil ancak Karma erken açılmasını sağladı.

IMG_3336.JPG

İlk fotoğraflarımızı aldıktan sonra tesise girdik. İçeride kocaman bir varile benzer soba yanıyor. Ben dahil, tüm grup üyeleri hemen sobanın çevresine dizildi ve merkezi ısıtmaya geçtiler. Müthiş bir sofra kurulmuş. Yediğimiz en zevkli kahvaltı burada oldu diyebilirim. Karnımız doydu, ısındık, gözümüz açıldı. Bu tesiste istenirse konaklama yapılabiliyormuş. Gördüğüm en güzel Himalaya manzarasına sahip bir balkonu var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ekip pür neşe, yola devam etmek için araca bindi. Punakha’dan sonra Wangdue Kale Manastırını geçtik. Bhutandaki Dzong’lar (Kale-Manastır) içinde orijinal olan tek Dzong buydu. Ancak bu sene başlarında maalesef yandı. Geçen sene onu ziyaret etme şansını bulmuştuk. Şimdi ise o Kale-Manastırın külleri yanından geçiyoruz. Üzüntü verici.

IMG_3352.JPG

Bumthang’a doğru yollar iyice bozuldu. Yol genişletme çalışmaları var. Bu da ilerlemeyi iyice zorlaştırıyor. Ama yolun manzarası çok güzel. Yol boyu bir sağımızda, bir solumuzda nehirler var. Zaman zaman da hiç beklenmedik şekilde çağlayanlar ortaya çıkıyor. Pirinç tarlalarının bazılarında hala ürün var ama çoğunda toplanmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğleye doğru bir yerde daha çay molası verdik. Burası da çok güzel bir yerdi. 2 saat sonra öğle yemeği için bir yerde konakladık. Tüm gruplar burada mola veriyorlar herhalde, içeride bayağı kalabalık var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Akşam üstü Trongsa dan geçtik. Ben buradaki Kale-Manastırı çok merak ediyorum. Dzongların en büyüklerinden bir tanesi burada ve dönüşte burada konaklama yapacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonunda saat 20:30 civarı Bumthang şehrine vardık. Neredeyse 15-16 saattir yoldayız. Bu yolu mümkün olsaydı da uçakla gelseydik. Dönüşte 3-4 saatlik yollarla ve konaklamalarla nefis bir programımız vardı. Bu bize biraz zaman kaybettirdi. Normalde bugün festivali gezecektik. Neyse yapacak bir şey yok artık. Odalara hızlıca yerleşip, akşam yemeğimizi yedik.

IMG_3392.JPG

Jambay Lhakhang Drup festivali dini bir festival ve Bumthang şehrinde Jampa Lhakhang Tapınağı’nda gün boyu aktivitelerle kutlanıyor. Jampa Lhakhang en eski tapınaklardan ve Tibet Kralı Songtsen Gampo tarafından, 7. yüzyılda, şeytanı bağlamak için bir gecede inşa edilen 108 adet tapınaktan bir tanesi. Bu bir gecede yapılan tapınakları da her şeyi ile yapılan tapınaklar olarak düşünmeyin. Başlangıçta bunlar küçük yapılar halindeler, daha sonradan genişletilmişler. Bu tapınak ile şeytanın sol dizini bağlamışlar. 

IMG_3394.JPG

Festival birkaç gün sürecek ve aslında dün başlamıştı. Buraya her gün uçak olmayınca, festivalin 2. gününe denk gelen günde uçmak için biletlerimizi almıştık ve öğleden itibaren festivali izleyecektik. Masa başı hesabı, sel bozdu. Bu festival gece de devam ediyor. Gece bu tapınağın avlusunda ateş dansı ve çıplak dans yapılıyor. İşte biz de festivalin bu kısmını bari kaçırmayalım dedik ve isteyenlerle gece festivale gitmek üzere karar aldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Saat 23:00 gibi Jampa Lhakhang Tapınağının avlusundaydık. Daha bir hareket yok ancak yerli halk, çoluk-çocuk, soğuk filan dinlemeden yerlerini almış ve beklemedeler. Tapınağın arkasında tezgahlar kurulmuş. Bir süre orayı gezdik. Sonra tekrar tapınağın avlusuna geldik. Biz de beklemeye başladık. Şimdiye kadar ateş dansının çoktan başlaması lazımdı. Ancak bu gece ateş dansı yokmuş. Ateş dansı bir gece olup, bir gece olmuyormuş. Çıplak dans her gece saat 24:00 den sonra olurmuş. Biz de onu beklemeye başladık. Bu arada orta alanda büyük bir ateş yakıldı. Çıplak dansı icra eden gençler civar köylerden seçilirmiş. Bu seçim, seçilenler için bir onurmuş. Ancak yüzleri maskeli olan gençleri ve dansların fotoğraflarını çekmek kesinlikle yasak. Bu konuda defalarca uyarı yapıldı. Bu dansla günahlardan arınmak ve bol hasat gibi bir beklenti var. Yine bir söylenceye göre çıplak dansını, bu tapınağı şeytandan habersiz yapabilmek ve şeytanın dikkatini dağıtmak için icra etmişler. Sonra da bu dans, bu festivalin ayrılmaz bir parçası olmuş.

IMG_3417.JPG

Gecenin ilerleyen saatlerinde davullar çalmaya ve gençler birer ikişer tapınaktan çıkmaya başladılar. Gecenin bu saatinde ve bu soğuğunda çırılçıplak çeşitli yaşlarda erkek-kız çocukları ve gençleri, dans ederek performanslarını sergilediler. Biz de göreceğimizi gördüğümüze inanarak gerek soğuk ve gerekse de yorgunluğa daha fazla direnmenin anlamsız olduğunu düşünerek bu dansı gerçek sahiplerine, Bhutanlılara bıraktık ve otelimize döndük.

Gece yatakta ısınmaya çalışırken günün muhasebesini yaptım; Ben sevdim bu ülkeyi ve iyi ki ikinci kez gelmişiz…

Gezekalın ve Aydınlık kalın..

Dr Ümit Kuru

İlk yayın tarihi 21.11.2012 Saat 00:53

Gözden geçirilmiş yeniden yayın tarihi 09.01.2017 Saat 00:38