Tüm Çekincelerinizi Bir Kenara Bırakın! İRAN GEZİ YAZISI-TEBRİZ-1

Bugünkü İran yaklaşık 1.650.000 km2 yüzölçümü alanı ile dünyanın en büyük 18. ülkesi. Antik İran dediğimiz de ise kastedilen, merkeze İran Platosunu alırsak, İndus Nehri kıyılarından, Kuzey Afrika, Makedonya topraklarına, Orta Asya’ya uzanan çok geniş bir alandır. İran isminin etimolojik kaynağı “Aryan” kelimesi. Aryanlar, Kafkaslardan bölgeye göç eden ve Hint-Avrupa dil ailesinin bir alt grubunu konuşan göçmen kabile insanları. Tabii ki onlardan önce de buralarda birileri yerleşikmiş ve bu göçmen kabileler zamanla onlarla kaynaşmışlar. “İran Öncesi” de denen bu tarih dilimi milattan önce 3500-550 yıllarını kapsar. İran’ı araştırırken Pers, Pers Kültürü, Fars gibi kelimeleri ise sıkça duyacak ve okuyacaksınız. Pers kelimesi, geniş anlamı ile, Fars dilini konuşan ve Pers Kültürüne sahip olan insanların yaşadığı bölgeler anlamında kullanılabilse de aslında daha doğru olarak anlamamız gereken İran’ın güneyinde Pers (Pars, modern dilde de Fars) denen daha dar bir bölgeyi gösteriyor. Pers kelimesinin isim kaynağı ise milattan önce 1000 yıllarında bölgeye göç eden Hint-Avrupa kökenli göçebe bir kabile. Bölge Asur yazıtlarında “Parsa” olarak geçen bu kabilenin ismiyle anılmış. Şimdilik bu kadar genel bilgi yeter diyerek gezimizin ilk durağı olan Tebriz’e giriş yapalım.

Tebriz dahil, İran’ın 5 kentine (Tahran, Şiraz, Meşhed, İsfahan) Türkiye çıkışlı uçuşlar var. Biz 2,5 saatlik İstanbul-Tebriz uçuşunu yaparak İran’a giriş yaptık. Tebriz havalimanı küçük ve pek gösterişsiz bir havalimanı. İran’ın dördüncü kalabalık ve Doğu Azerbaycan Eyaleti’nin başkenti olan bu kente daha güzel bir havalimanı yakışırdı. Havalimanında biraz eziyet yaşayacaksınız. Az sayıda görevli, bir uçak dolusu insana çok yavaş hizmet verebiliyor. Pasaportları sadece sisteme kayıt ediyorlar ama İran’a giriş-çıkış damgası vurmuyorlar. İstanbul-Tebriz arasında 1,5 saatlik bir saat farkı var. Geç saatteki uçuş ve saat farkı bizi biraz sersemletti doğrusu. Yerel rehberimiz Rıza ile havalimanında buluşup otobüse doluştuk. Bizim İran’daki ilk günümüz, Türkiye’de Ramazan Bayramının da ilk günü. Ama İran’daki o günümüzde, İran halkı hala oruç tutuyordu. İran’da Ramazan Bayramı ertesi güne denk geliyordu. İki Müslüman ülke arasındaki bu fark İran’da Şevval Hilalinin görevli imamlarca daha görülmemesi ile ilgiliydi. İran’da Ramazan ayı, gökyüzünde hilalin görülmesi ile tamamlanıyor ve Ramazan Bayramı başlıyor. Bunu gözlemlemek de Dini Lidere bağlı Hilal Gözlemleme Ofisi yetkililerinin görevi. Bu ofis Şevval Hilalinin ertesi gün görüleceği haberini verince İran halkı için Ramazan Bayramı başlangıcı, Türkiye’den bir sonraki güne denk geldi. Bundan mıdır? Yoksa sabahın erken saatleri olduğundan mıdır nedir? Tebriz sokakları boş sayılır.

İran’da araç sahipleri hakkında edindiğim izlenim kötü araba kullanmaları. Bu nedenle karşıdan karşıya geçerken dikkat etmelisiniz. Sokaklar ise tertemiz. Bunu İran’da gezdiğimiz tüm şehirlerde gözlemledik. Klasik Arap ülkeleri sokaklarındaki manzaraları buralarda göremeyeceksiniz. Bu arada Arap demişken, İran halkına yanlışlıkla sakın “Arap halkı” demeyin! Haklı olarak “Bizler Arap değiliz!” diyerek fena bozuluyorlar. Tüm İran gezimizde, İran halkından samimi ve güzel bir muhabbet gördük. Ama tabii ki en yoğun olanını da Tebriz’de yaşadık.

İran toprakları üzerinde Türk uygarlıklarının izlerini çokça göreceksiniz. Gazneliler, Büyük Selçuklu Devleti, İldenizliler, Harezmşahlar, Timur İmparatorluğu, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safevi Devleti, Afşarlar ve Kaçarlar birbirlerini takip eden sırada hüküm sürmüşler. Tabii ki bu Türkmen devletleri tarih sahnesine “pat” diye girip, bir anda da ortadan kaybolmadılar. Zamanın şartlarına göre zayıflayan hanedanların yerini yenileri aldılar ve sonra da sıralarını bir sonraki hanedana devrettiler. Yönetimde kalmadılar ama birbirleri içinde kaldılar ve birlikte yaşadılar. Bu nedenle İran’da Büyük İskender ve ardıllarının Helen etkisini, Orta Asya’dan İran’a inen Türkmen boylarının etkilerini, Arap dünyasının etkisi mimaride ve kültürde sentez olarak göreceksiniz.

Tebriz’de ilk ziyaret yerimiz Mavi Cami, Gök Mescit ya da Farsça Mescid-i Kebud dedikleri yer oldu. Tebriz’i başkent kabul etmiş Karakoyunluların ünlü hükümdarı Cihan Şah, mescidin yapımını 1465 yıllarında başlatmış. Yapımını başlattığı eseri, Cihan Şahı yenip canını alan Akkoyunluların ünlü hükümdarı Uzun Hasan’ın torunu bitirmiş. Tamamen tuğladan yapılmış olan Gök Mescidin dışı çini ve mozaiklerle kaplıymış. Ama zamanla ve depremlerle çok hasar görmüş. Bir tek giriş kapısı ve duvarlar ayakta kalmış ve muhteşem kubbesi çökmüş. Mescitin bu hali restorasyon sonrası ortaya çıkmış. Yarım kubbe biçimindeki yüksek cümle kapısından başlayan zengin çini süslemelerin büyük kısmı dökülmüş. Ama var olanlar bile zamanındaki ihtişamı gözler önüne seriyor. Giriş kapısından sonra karşınıza “Şebistan” denen ve cemaatin namaz kıldığı yer çıkıyor. Mozaik döşeme zarafeti ve çeşitli kullanılan hat sanatı ile işlenen nakışlar ve renklerin uyumu, özellikle muarrak fayans sanatıyla döşenen çinilerdeki lacivert renkler nedeniyle bu bina İslam firuzesi olarak tanınıyor.

Gök Mescit gezimiz sonrası Azerbaycan Müzesi ziyareti yaptık. İki aslan heykeli arasında büyük bir ahşap kapıdan giriş yaptığımız müze İslami dönem öncesi ve sonrası eserlere ait tarihi ve sanatsal eserleri ile ulusal müzeden sonra İran’ın ikinci arkeoloji müzesi kabul ediliyor. 1958 yılından beri faaliyette. Aslında 3 katlı olsa da bodrum katı değişen sergilere ayrılmış. Tebriz’e geldiğiniz zaman ziyareti ihmal etmemeniz gereken yerlerden.

İran’da müzecilik anlayışı çok iyi. Aşağı yukarı her müze girişi 1000000 Riyal (yaklaşık 4 Dolar). Ben İran’lıların para birimi ile çok zorlandım. İran ekonomisi maalesef ambargolar nedeni ile çok iyi değil. Bir Amerikan Doları ile 260000 Riyal alabiliyorsunuz. Bizdeki gibi kur sürekli değişiyor tabii ki. İran Tümen’i ya da Tomen’i İran’daki 10 Riyal karşılığına denk gelen para miktarı olarak halk arasında sıkça kullanılıyor. Türkçe köken olarak on bin anlamına gelen bu sözcük. Verilen fiyatlar Riyal mi? Tümen mi? iyice sormalısınız. Esnafın satılık ürünleri üstüne koyduğu Farsça etiket fiyatlarını gezinin sonuna kadar anlamak mümkün olmadı.

İran kadar şairine önem veren bir ülke görmedim. Tebriz içerisinde bulunan Şairler Mezarlığı (Maqbaratoshoara) dünyada eşine pek rastlamayacağınız bir mezarlık. Bu yapının ismi her ne kadar Şairler Mezarlığı olarak adlandırılsa da bu mezarlığa sadece dönemin şairleri defnedilmemiş, bunun yanı sıra bu mezarlığa dönemin ünlü yazarları, önde gelen bilim adamları ve döneminde oldukça etkili olan mutasavvıfların mezarları da bu bölgede yer almış. Tebrizli halk şairleri, Şairler Mezarlığı’nın bahçesinde her akşamüzeri toplanıp şiir ve şarkılarını okuyarak geçmişten beri var olmuş olan 410 şairin mezarının yanı başında onların hatırasını yaşatmaya ve yeni şiirler üretmeye devam ediyorlar. İlerleyen günlerde gezeceğimiz Said-i Şiraz gibi şairlerin anıt mezarlarının başında da şiir okuyan gençlere şahit olduk.

1721 yılında Tebriz’de meydana gelen 7,7 şiddetindeki büyük depremde tüm Tebriz ile birlikte o dönemde, yine bu noktada bulunan Şairler Mezarlığı da yerle bir olmuş. Bugün bulunan anıt 1970 yılında önemli ölçüde restore edilmiş ve yeniden yapılandırılmış bir yer. Biz oradayken de hala tadilatta olan anıtın içinde önemli şairlerin heykelleri ve ortada da İran’ın çok sevilen ve 1988 yılında vefat eden Şair Şehriyar’ın cansız bedeninin yattığı mezar bulunuyor. Etkileyici ve İran halkının sanata ve sanatçıya tarih boyunca verdiği değeri gösteren önemli bir ziyaret yeri.

Tebriz gezi yazısını bugünlük burada keserken bölümü Şehriyar’ın dizeleri ile bitirelim;

Şehriyar’ım gözüm yaşı sel kimin,
Garip sen mi vetanında el kimin,
Sevdan üreğimde kara yel kimin,
Heç elden özgeye gardaş olar mı?
Haramzadalardan yoldaş olar mı?

Gezekalın

25.05.2022

Tüm Çekincelerinizi Bir Kenara Bırakın! İRAN GEZİ YAZISI-ÖNSÖZ

Hiç bir gezi yazımın başlığı hakkında bu kadar uzun süre kafa yormamıştım. Uzun süredir yurt dışına çıkamamamın ardından gelen ve güzellikleri, kültürü ile iz bırakan bu güzel ülkenin (kendimce) çarpıcı bir başlığı olmalıydı. En sonunda gezi yazımın başlık ilhamı, instagrama koyduğum fotoğraflara yorum yapan bir arkadaşımdan geldi. Fotoğraflarımdaki yerlerin güzelliğinden bahsettikten sonra “İran’ın gezmek istedik ama bizim çekincelerimiz vardı. Bu kadar rahat gezilebileceğimizi bilmiyorduk.” cümlesini okuyunca gezi yazımın da başlığı ortaya çıkmış oldu; Çekincelerinizi bir kenara bırakın! İran Gezi Yazısı.

Kadim ülke İran’ı gezmeyi hanımla ne zamandır istedik durduk. Önce İran gezisi hakkında işittiğimiz söylentiler sonucu aklımızda yarattığımız çekinceler, arkasından da pandemi derken İran’ı gezmek için 2022 yılının Mayıs ayına kadar beklememiz gerekti. Kendimiz bir program yapmaya çalışırken, kafamızda olan geniş İran turu programının, hazırda bir tur firmasında satışta olduğunu görünce işin kolayına kaçıverdik. Bir de gezi rehberi eski gezilerden tanıdığımız, bilgisine güvendiğimiz Ayşe Aktunalı olunca Dünyanın Renkleri adlı firmanın 16 günlük bir programına yazıldık. Civarımızdaki arkadaşların çoğuna 16 gün fazla gelse de bu ülke için 3-4 gün daha gerektiğine inanıyorum. Biz İran’ın Hazar Kıyılarını gezemedik. Bu gezi yazısına hazırlanırken “Keşke oraları da görme imkanımız olsaydı” diyorum. Firmalar genellikle 7-8 günlük programlarla İran gezisi yapıyorlar. Sizlere tavsiyem kısa İran programlarından ziyade uzun programları mutlaka tercih edin, aksi halde bir şeyleri atladığınızı mutlaka hissedeceksiniz.

6500 yıllık bilinen yerleşimi olan bu topraklardan geçen uygarlıkların, kurulan imparatorlukların her birinden izler kalmış İran’da. Biz gezimize Tebriz’den başladık ve geziyi Tahran’da bitirdik. 31 Eyaleti olan İran’ın 10 Eyaletini, 19 kentini, 26 UNESCO listesinde olan yerinden 15 tanesini gezme şansımız oldu. Eyaletler arasında gezinirken keskin diyebileceğim iklim ve kültür değişimlerine de şahit olduk. Kuzeyde Batı-Doğu ekseninde uzanan Elbruz Dağları ile Kuzeyden Güneye uzanan Zağros Dağları boyunca karayolu ile yaklaşık 5000 km seyahat ettik. Değişim sadece coğrafyada ve iklimde değil ama gezdiğimiz bölgenin kültüründe ve insan yaşamında da belirgin olarak gözlenebiliyor. Bu da İran’a ayrı bir renk ve ziyaret etme nedeni yaratıyor.

İran insanları çok sevecenler ve çok da misafirperverler. Zaten dil yüzünden asla yabancılık çekmiyorsunuz. Türkçe konuştuğunuza şahit olan birileri mutlaka yanınıza gelip size “Türk müsünüz?” diye laf atıyor, sohbet açmaya çalışıyor ve fotoğraf çektirmek istiyorlar. Özellikle Tebriz ve civarı Azerbaycan eyaletinde rahatlıkla Türkçe konuşabilirsiniz ve konuşulanı anlayabilirsiniz.

Gelelim İran İslam Cumhuriyetindeki çekincelerinizin kaynağı olan yaşam tarzına. Biliyorsunuz biz gezginlerin gezdiğimiz yerleri değiştirmeye imkanımız, yaşam biçimlerini de eleştirmeye hakkımız yoktur. Bizler ancak anın şahitleri ve yörenin misafirleriyiz. Sadece izlenimlerimiz olabilir. İlerleyen yazılarda ayrıntı ile ülke hakkında bilgi paylaşımı yapacağım ama 16 Ocak 1979 tarihinde oğul Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin İslam Devrimi sonucu ülkeyi terk etmesi ardından ülkenin rejimi değişime uğradı. Şaha karşı devrimi beraberce gerçekleştiren çeşitli ideolojik güçlerin zaman içinde eritilmesi sonrası İran katı islamik kurallarla yönetilmeye başlandı. İran’ın İnsan Hakları Sicili kötüleşti, devrim sonrası çok sayıda insan idam edildi, özellikle aydın, sanatçı bir çok İran’lı da ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Özellikle kadınların yaşam tarzı kısıtlandı. Gazetelerde bolca idam haberlerine, sokaklarda gezen kadınların başörtülerinin yetersizliğine yönelik ahlak polisi şiddeti haberlerine rastladık. Bu haberler hepimizde, en azından biz de, gezi konusunda çekinceler yarattı. Bizim gördüğümüz 2022 yılına geldiğimizde bu türden müdahalelerin azaldığı, Anadolu kadınının geleneksel başörtüsü tarzı bağlamanın ve kalçaları açığa çıkartmayan tarzda giyinmenin yeterli olduğu oldu. Ülkemizin bazı bölgelerine göre günümüz İran’ında baş bağlamanın daha özgür olduğunu gözlemledik. Benim sevgili eşimin baş bağlaması, giyim tarzı bir kısım İran’lı kadının yanında daha kapalı kaldı. İran gençleri, kadınları bu konularda zaman içinde bazı kazanımlar elde etmişler ve kendilerine dayatılan yaşam tarzına itiraz etmişler gibi düşündük. Özellikle Tahran, İsfahan gibi büyük kentlerde kızlı erkekli grupların bir arada olmaları, kafelerde bir arada oturmaları Türkiye’den çekincelerle gitmiş bizler için şaşırtıcı oldu. Yani demem o ki başınızı tamamen açıkta bırakmayan başörtünüz, dirseklerinizin aşağısında ve diziniz hizasındaki elbiseniz yeterli olacaktır. Size zaten “harici” diye bakıyorlar ve hoşgörü gösteriyorlar. Erkekler için ise sorun yok zaten. Bununla birlikte şehirlerde halkın kullandığı otobüslerde ön tarafta kadınlara arka tarafta ise erkeklere, camilerde kadın erkek ayrı bölümlerde insanlara rastlıyorsunuz.

İran ülke olarak gerçekten gezilmeyi hak eden bir ülke ve ülkede zaman içinde yaratılan eserler karşısında büyülenmemek elde değil. Eyvan stili mimari eserler, iç dekorasyonda kullanılan Aynakari işler, vitrayla yaratılan ışık oyunları, mozaik ve çinilerin camilerde hayranlık bırakan dizilimi, Dünya Mirası Listelerine girmiş Pers Bahçeleri, kıtalara yayılmış Darius’un İmparatorluk eserleri, ölümsüzlük için kayalara oyulmuş anıtları, zamanın havalandırma sistemleri olan ve “Badgir” denen rüzgar kuleleri görülmeye değer. Selçuklu eserlerini burada görmek sizi mutlu ediyor. Hatemkari el işleri, minyatür sanatı eserleri ve halıları meraklısını hayran bırakacaktır. İran kadar şairine önem veren ve onlar için anıt yaptıran bir ülkeye şahit olmadım. Hafız-i Şirazi’nin, Sadi-i Şirazi’nin mezarları başında onun şiirlerini okuyan İran’lı ziyaretçileri görmek bizi mutlu etti. İran’da çok güzel bir müzecilik anlayışına şahit olacaksınız. İran halkı gezmeyi seviyor. Çok hareketli bir iç turizm var ve Tahran gibi büyük şehirlerin trafiği insanı bunaltabiliyor . Tatil günleri olan Cuma günü bazı yerler çok kalabalık olabiliyor. Ve tabii ki eşsiz lezzette İran yemeklerini tatmak için bile bu ülkeye gidilir.

Benim için İran gezi yazısını bitirmenin biraz zaman alacağını düşünüyorum. Yazacak konu çok olunca doğrusunu yazmak için de zaman gerekecektir. Ama sonunda güzel bir yazı ve İran’ı gezmek isteyenler için de iyi bir rehber ortaya çıkacaktır. Ben kendime anılar yazıyorum, siz okuyan Sanal Gezginler ise anılarıma ortaksınız.

Gezekalın

23.05.2022