• Arşivler

  • Diğer 532 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 381.534 ziyaretçi
  • Şubat 2026
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    232425262728  

Odlar Diyarı Azerbaycan: Hanlar Şehri Şeki-Devam

Şeki gerçekten çok sakin, sade, gezmesi kolay ve içinde barındırdığı eserlerle bir o kadar da zengin bir şehir. Yazlık Saray bölgesini gezdikten sonra şehrin kalanını gezmeye devam ettik.

Saraya girdiğiniz yerden çıkıp Azerbaycan edebiyatının önemli yazarlarından Mirza Fetali Ahundovzade’nin adını taşıyan caddeden aşağıya doğru yürüdüğünüzde kervansaraylara ve alışveriş dükkanlarına geliyorsunuz.

Şeki, Büyük İpek Yolu üzerinde bulunan bir şehir. El sanatları, ipekböcekçiliği ve ticaretin önemli olduğu bu şehirde kervansarayların olmaması tabii ki düşünülemez. Şeki, diğer hanlıkların ve birçok yabancı ülkenin ticaret merkezlerini kervan yolları ile birbirine bağlamış bir şehir. Şeki’de 5 tane kervansarayın varlığı biliniyor. Bunlardan günümüze kadar ancak 2 tanesi ulaşmış; Yukarı Kervansaray ve Aşağı Kervansaray.

18.-19. yüzyıllarda kentte inşa edilen kervansaray binaları, yalnızca kervanların ve gezginlerin konaklaması için değil, aynı zamanda çeşitli ticari işlemlerin gerçekleştirilmesi için de tasarlanmış. Yukarı Kervansaray binası üç katlı. Tüccar bodrum katında mallarını depolar, 1. katta ticari ilişkilerini yaparken, 2. katta da yaşarmış.

Kervansarayın kapılarını bir kapattılar mı, orası adeta bir kaleye dönüşürmüş. Bugün kervansarayların eski ticari canlılığından eser kalmamış. Gezdiğimiz 300 odalı olan Yukarı Kervansaray’da bir zamanlar yaşanan hareketliliğe bugünden inanmak biraz zor. Burası otel olarak kullanılmak istenmiş ve düzenlenmişse de burada pek otele benzer aktivite de göremedik.

Yukarı Kervansaray’ın bulunduğu köşeden Fetali Han Hoyski Caddesi boyunca yürüyünce Shekikhanov Sarayı‘na ulaşıyorsunuz. Fetali Han Hoyski, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin ilk başbakanının ismi.

Biz Shekikhanov Sarayı‘nı Şeki Hanları kışlık sarayı olarak gezdik. Ama aslında sarayın (bence daha çok köşk diyebiliriz) Şeki Hanlarının yakın akrabalarına ait olduğunu bu yazıyı yazarken öğrendim. Duvarlardaki kalem işi çizimler ve boyamalar nedeni ile burada da içeride fotoğraf çekmek yasak.Bir rehber size eşlik ederek tek tek odaları anlatıyor.

Burası uzun, dikdörtgen biçimli iki katlı bir yapı. İç süsleme unsurları gezdiğimiz Şeki Hanları Sarayının içindekilere benzer tarzda. Her katta üç oda ve iki küçük koridor var. Yani diğer saraya göre daha küçük. Birinci kattaki odalarda şöminelerin yerleştirildiği kış salonları bulunuyor. Bu şöminelere “buhari” deniyor. İkinci kat, birinci kata benzer şekilde ve misafirler için tasarlanmış. Buradaki duvar çizimlerinin karakterleri savaşan tarzda değiller. İranlı şair Nizami’nin Leyla ile Mecnun ve Yedi Güzeller gibi şiirlerinin kahramanları duvarlara resmedilmiş. Pencereler yine şebeke sanatında yapılmış. Maalesef saray içinin fotolarını yine açık kaynaktan elde ederek paylaştım.

SHEKİKHANOV SARAYI DUVAR SÜSLEMELERİ

Gödek Minareli Mescid 19. yüzyıl camisi. Çok estetik ve güzel bulduğum bir minaresi var. Cami olarak hala kullanılıyor mu? Bilemedim doğrusu.

Shekikhanov Sarayı yakınında bulunan Han Cami ve Mezarlığı ziyaretini yapmayı ihmal etmeyin. Cami 1769-1770 yılları arasında Şeki Hanı Hüseyin tarafından yaptırılmış.

Hüseyin Han öldürüldükten sonra bu caminin mihrabının altına defnedildiğinden cami Han Camisi adını almış. 1853 yılında çıkan yangında bu cami de zarar görmüş. 1928 Rus işgali sonrasında cami ipek böceği deposu olarak kullanılmış. 2021 yılından beri de cami restore ediliyor.

Caminin yanında Han mezarlığı var. Şeki hanları, aile üyeleri ve akrabaları burada gömülü. Caminin yanında bir de müze açılmış. Biz oradayken kapalıydı. İçini gezemedik.

Han Mescidi gezisi sonrasında yürüyüşünüze devam ederseniz İmam Ali Mescidi‘ne geleceksiniz. Burası 18. yüzyılda inşa edilmiş bir cami ve minare hariç orijinal görünümünü korumuş. Minare Ruslar döneminde yıkılmış. Minare 1997 yılında yeniden inşa edilmiş.

İmam Ali Mescidi gezisi sonrasında yeniden Yukarı Kervansaray’ın bulunduğu yere dönmüş olduk. Karnımızdan gelen gurultuların şiddeti artınca biz de yemek yiyebileceğimiz bir mekan aramaya başladık.

Şeki Palace Otel’in yanında yukarıya, Azadlık Sokağı’na giderek Gagarin Restoran diye bir mekan bulduk. Bildiğimizden değil, bahçe içinde diye girdiğimiz mekanda müthiş bir yemek yedik.

Bir kere mekan çok güzel. Tepeden Şeki manzaranız var. Burada “piti” dedikleri Şeki’nin meşhur yemeğini yemenizi tavsiye ederim.

Piti ayrı ayrı güveç kaplarda ve fırında pişirmek üzere hazırlanıyor. Koyun eti ve sebzelerle (domates, patates, nohut) yapılıp, safranla zenginleştiriliyor. Şeki pitisinde patates yerine haşlanmış kestane kullanılıyor. Seramik kaplara önce nohutlar konuluyor, ardından küçük koyun eti parçaları ekleniyor. Üst katmana ise tuzlu kuyruk yağı ekleniyor. Piti 8-9 saatte pişiyor. Ben kuyruk yağını filan duyunca “ağır gelir, yenmez” filan diye düşünsem de yazımda kullanmak için sipariş ettim. Müthiş bir yemekle böylece tanışmış oldum.

Piti yemenin de bir adabı var. Önce derin ve içinde lavaş bulunan bir tabağa üstte bulunan ve kuyruk yağı ile pişmiş yemek suyunu döküyorlar. Üstüne de sumak koyuyorsunuz. Önce bu sulu kısım yeniyor, ardından da güveçteki yemeği yiyorsunuz. Şeki’ye, Qaqarin Restoranda piti yemek için bile gidilir. Hanım yaprak sarma sipariş etti. O da yemeğinden çok memnun kaldı. Tatlı olarak ise Şeki’ye özgü bir helva var. Onu çok doyduğumuzdan burada yemedik. Kervansarayın altında bulunan dükkanlardan birinden hediyelik olarak aldık. Şeki’den getirilecek iyi bir hediye ararsanız Şeki helvası tercihiniz olabilir.

Azerbaycan’da havanın durumu hiç belli olmuyor. Günlük güneşlik bir havada Şeki’yi gezer, keyifle yemeğimizi açık havada yerken hava birden bozdu ve yağmur başladı. Daha sonra mekandan çıkarak kervansaray altında bulunan dükkanlara bir göz attık. Biz kayda değer bir hediyelik bulamadık ama Şeki helvamızı burada bir dükkandan aldık. Recep Tayyip Erdoğan’ın dükkandan alışveriş yaparken fotoğrafları vardı. Demek ki iyi bir yer diye düşündük.

19. yüzyılda inşa edilen Ömer Hamdi Efendi Camisi yakınlarda bulunan başka bir tarihi eser. Cami günümüze kadar özgün görünümünü korumuş. Rus işgalinden sonra caminin binası depo olarak kullanılmış. 1950 yılından sonra yapı tekrar cami olarak kullanılmaya başlanmış. 1986 yılında çıkan yangın sonrası cami 1987 yılında yeniden inşa edilmiş.

Buradan sonra Gilahlı Cami‘ye (Gilehli Cami veya Gileyli Cami olarak da bulabilirsiniz) doğru gittik. Bu aşamaya kadar Şeki içinde araç kullanmadan gezdik. Şeki Hanları Sarayı otoparkından sonra Gilahlı Camiye kadar 2 km’lik bir yolumuz var. Ama oldukça dar ve tek araçlık sokaklardan geçiyorsunuz. Karşınızda bir cami bulacağınızı sanıyorsanız hayal kırıklığı yaşayacaksınız. Burada sadece ayakta kalmış bir minare bulacaksınız.

Gilahlı Cami, 1749 yılında Şeki Hanı Hacı Çelebi Han tarafından yaptırılmış. 1805 yılında Hacı Şemseddin Bey bu caminin yerine yeni bir cami yaptırmış. Rus işgali sırasında bakımsız kalan cami minaresi dışında çökmüş. Bugün sadece minaresi ayakta duruyor. Burada çok güzel dağ manzaralarına şahit olacaksınız.

Bugüne sığdırmaya çalıştığımız bir başka ziyaret yeri ise Kiş Köyünde bulunan Albaniyan Kilisesi. Dört tarafı dağlarla çevrili olan köyün ana kısmı Tat Dağı’nın eteklerinde yer alıyor. Bu bölgede karbon analizleri ile ortaya konan ve milat öncesi 3000 yıllarına giden yerleşim izleri bulunmuş. Hava iyice bulutlanıp da kararınca, keyif yarım kalsa da Kiş Köyü’ne giden yolun manzaraları harikaydı. Kaynağını Küçük Kafkas dağlarından alan ve köyün kenarından akan aynı Kiş Nehri‘ne eski dönemlerde “Beyaz Su” deniyormuş.

Kiş Albaniyan Kilisesi’nin 12. yüzyılda inşası tamamlanmış. Bazı kaynaklar burasının Kafkaslardaki ilk kilise olduğunu yazıyor. Kilisenin aslında daha eski bir dini alanın üzerine inşa edildiğine dair arkeolojik kanıtlar da bulunmuş.

Biz köye vardığımızda kilise kapalıydı. İçeri girme şansımız olmadı. Kilise bugün müze olarak hizmet veriyor.

Artık konaklama yapacağımız Macara Sheki City Otele gitme zamanı geldi. Biz otele girdik ve valizleri bir köşeye attık. Odada aldığımız Şeki helvalarından tırtıklarken fark ettik ki yakınlarda gezilecek başka yerler var. Hemen otelden çıktık. Yakınlarda bulunan 19. yüzyıl Ermeni Kilisesinin de hatırı kalmasın istedik. Onu da dışarıdan ziyaret ettik.

Sonra yakınlarda bulunan Fuzuli Park içinde bir yürüyüşle Şeki gezimizi bitirmiş olduk. Ne de olsa Azerbaycan’daki son günlerimiz artık. Hayatımdaki en iyi gezi arkadaşım olan eşimle son dakikaya kadar gezmiş olduk

Şeki gerçekten Azerbaycan’da bulunduğunuz zaman içinde ziyaret edilmesi gereken bir şehir. Bu şehri mutlaka gezekalın…

Dr Ümit Kuru

12.09.2023

Odlar Diyarı Azerbaycan: Hanlar Şehri Şeki

İsmayıllı’da kaldığımız otelde hem çok rahat ettik ve hem de ertesi gün nefis bir kahvaltı yaptık. Azerbaycan’da bize en güzel kahvaltıyı bu otel sundu. Buradan Şeki’ye doğru yolculuğumuz var. Şeki bizim Azerbaycan’daki en uzak gezi yerimiz olacak.

Ancak önce dünden bozulan araba freni ile ilgili olarak 35 km ötedeki Qebele’ye gittik. İsmayıllı-Qebele yolu çok güzel manzaralar sunuyor. Zaten Qebele, Şeki’ye doğru yolumuz üstünde bulunan bir şehir. Eskiye uzanan bir tarihe sahip ve yeşili, karla kaplı zirveli dağları ile Qebele Azerbaycan’ın İsviçre’si olarak adlandırılıyor. Tufandağ üzerinde güzel kayak merkezleri bulunuyormuş. 1. yüzyıl tarihçilerinin eserlerinde bahsedilmesinden anladığımız kadarı ile Kafkas Albaniyasının başkenti, altı yüz yıl boyunca Qebele şehriydi. Şehir daha sonra sırasıyla Şirvanşahlar ve Şeki Hanlığı devletinin bir parçası oldu.

Aracımızı kiraladığımız firmanın Qebele’de bir temsilciliği var. Aracın durumu araştırılırken bizim de Qebele’de kısa bir tur atma şansımız oldu. Aracın kısa sürede tamir edilemeyeceği anlaşılınca bize yeni bir araç verildi. Bu araçla birlikte bu sefer Şeki’ye doğru yollara düştük. Yolumuzun uzunluğu 90 km. Ancak Qebele-Şeki yolu da çok güzel manzaralar sunuyor.

Şeki, Azerbaycan’ın en önemli ve tarihi şehirlerinden. Büyük Kafkas Dağlarının güney eteklerinde ve Bakü’nün 352 km kuzeybatısında yer alıyor. Şeki şehri geçmişte Şeki Hanlığı’nın başkentliğini yapmış. Şehrin nüfusu 65.000 civarında.

Şeki Hanlığı (Nukha Hanlığı olarak da bulabilirsiniz) 1747-1819 yılları arasında bölgede hüküm sürmüş hanlıklardan bir tanesi. Okuduklarımdan anladığım kadarı ile aslında bu hanlığın tarihte belirgin bir başarısı yok. Bence en büyük başarıları çevreleri ve uzak komşuları ile iyi ticari ilişkileri sürdürebilmeleri. Zaten bölge halkı da zanaatkar bir halk. Bu topraklarda ipek böcekçiliği, maden işletmeciliği başta olmak üzere ekonomik girdisi yüksek malların ticareti yapılmış. Bu da bölgeye belirli bir zenginlik getirmiş. Hanların sarayları küçük olsa da içindeki, dışındaki şatafat zenginliğin göstergesi olsa gerek.

Şeki bizim Azerbaycan’da en sevdiğimiz şehir oldu. Küçük ve sevimli olmasının yanında Azerbaycan’da görmeyi umduğum tarihi eserlerden bolcasını da görebildik. Şeki isminin kaynağının bölgede bir zamanlar yaşamış olan Saka‘lardan geldiği düşünülüyor. Şeki Şehri eskiden Kiş Vadisi civarında kuruluymuş. Kiş Nehri‘nin taşması ile tüm şehir sular altında kalınca insanlar yükseklere Nukha denilen bölgeye taşınmışlar. Yani aslında Şeki ve Nukha aynı şehir değiller.

Sokaklarını adım adım gezmenizi, en azından 1,5 günü Şeki’ye ayırmanızı tavsiye ederim. Şeki’de Macara Sheki City Hotel adlı bir otelde kaldık. Burası da iyi bir oteldi.

Şeki’ye girdikten sonra doğrudan Nukha Kalesi surları içindeki Şeki Hanlığı Yazlık Sarayı‘nın bulunduğu tarihi merkeze gittik. Şeki’nin yükseklerinde olan 283 hektarlık alan, UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi içerisinde bulunuyor. Yani biz bu gezimizde Azerbaycan’ın UNESCO Dünya Kültür Listesi içinde bulunan üç yerini de gezmiş olduk. Nukha Kalesi, Şeki Hanları Yazlık Sarayı, Yuvarlak Tapınak (Nukha Kutsal Kilisesi) aynı alan içindeki yerler.

NUKHA KALESİ ALANI OTOPARKI
ŞEKİ HANLAR SARAYINA ÇIKAN YOL-SAĞDA RUSLARDAN KALMA BİNA

Nukha Kalesi’nin önündeki otoparka aracımızı park edip kale kapısından gezi alanına giriş yaptık. Alanda bulunan kale surları, Şeki Hanları Yazlık Sarayı ve Yuvarlak Tapınak (Nukha Teslis Kilisesi) hariç, alanda bulunan yapılar Rus döneminden kalma. Kale kapısından sonra sağda bulunan ve biz orada iken kısmen tadilatta olan binada hediyelik eşya dükkanları ve sergi alanları var. Devamında gelen yapı ise Yuvarlak Tapınak.

YUVARLAK TAPINAK-NUKHA TESLİS KİLİSESİ

Yuvarlak Tapınak diye bilinen yer konusu biraz tartışmalı. Ortada bulunan ve yuvarlak kubbeli olan bina en eski yapı olarak kabul ediliyor. Burada kullanılan malzeme diğerlerinden farklı. Bu bina yerinde bir zamanlar Kafkas Albaniya’sına ait bir kilisenin var olduğu yazılıyor. Bir başka kaynakta ise alanda eskiden bir caminin olduğu yazıyor. Kesin olan ise Yuvarlak Kubbeli binanın çevresinde olan eklenti binaların, Rusların buraya geliş tarihi olan 1828 yılından sonra yapıldığı.

Eskiden Ortodoks Kilisesi olarak hizmet veren yapı günümüzde Şeki Uygulamalı Halk Sanatları Müzesi olarak hizmet veriyor.

ŞEKİ HANLARI YAZLIK SARAYI GİRİŞİ

Alan gezimizin ana parçası Şeki Hanları Sarayı. Şeki Hanları’nın 2 sarayı var. Önünde bulunduğumuz yer Şeki Hanları Yazlık Sarayı. Bir de daha aşağılarda Kışlık Saray var. Yazlık Saray gerçekten çok güzel ve estetik görünümde. Sarayın sadece bahçesinde fotoğraf çekmeye izin var. İçeride herhangi bir şekilde ve herhangi bir makine ile fotoğraf çekmeye müsaade etmiyorlar.

Sarayın bahçesinde ve girişin önünde iki adet çınar ağacı bulunuyor. Bu çınarların dikilme tarihi 1530 yılı. Sarayın içini bir rehber eşliğinde geziyorsunuz. Bu nedenle de içeriye gruplar halinde alıyorlar. İki katlı sarayı Hüseyin Han inşa ettirmiş. İnşa tarihi 18. yüzyıl ikinci yarısı ve bu sarayı diğerlerinden ayıran en büyük özellik inşası sırasında çivi kullanılmamış olması ve duvarlardaki işlemeler.

Şeki Hanları, sarayın birinci katında Şeki’ye gelen resmi temsilcileri, devlet elçilerini ve diğer konukları kabul ederlermiş. Han ve ailesi ise ikinci katta yaşıyormuş. Sarayın altı odasının duvarlarından her biri ait olduğu yere göre geometrik, botanik ve dövüş resimleriyle süslüler.

Han eşlerinin oda duvarları tamamen çiçeklerle, ağaç dallarına konmuş bülbüllerle, efsanevi kuş ve hayvan resimleriyle süslenmiş. Sarayın ikinci katındaki Han odası duvarları ise savaş sahneleriyle süslenmiş. Hanların farklı yıllarda yaptığı savaşlar, mızrakların uçlarına takılan başlar, üzerinde palmiye, kılıç ve hilal resimleri bulunan bayraklar ve gerçekçi bir şekilde çizilmiş korkunç savaş sahneleri duvarlara konu edilmiş. İçeride fotoğraf çekememek benim için çok üzücü oldu. Ama buraları korumak adına kurallara uyulmalı. Paylaştığım saray içi fotoğraflarını açık kaynaklardan buldum ve paylaştım.

Sarayın pencere ve kapıları, binanın tüm ahşap işleri olağanüstü bir işçilikle yapılmış. Şebeke Sanatı denen bir sanat kullanılmış. Şebeke, 17. asırdan itibaren kullanılan ve kündekari ahşap işlemeciliğine benzer bir ahşap işçiliği. Yapıştırıcı kullanılmaksızın dişi ve erkek geçme tekniği ve geometrik tasarımla oluşturulan ahşap çıtalarda açılan yataklara, renkli camların yerleştirilmesi ve bir tür vitray görüntüsü elde edilmesi esasına dayanan geleneksel bir sanat dalı. Bunun başka örneklerini İran gezimizde de görmüştük.

Yazlık Saray içini gezdikten sonra bahçe ve civarını gezdik. Sarayın hemen yanındaki binada bulunan Seramik ve Uygulamalı Sanatlar Merkezini gezdik.

Burası Azerbaycan Cumhurbaşkanlığına bağlı bir kuruluşun (ABAD) desteği ile 2016 yılında açılmış bir merkez. İçeride çok başarılı seramik eserleri mevcut.

Sarayın arkasında askerlerin kalması için yapılan binalar var. Sarayın kendisi ve bahçesinden son fotoğraflarımızı alarak saray kompleksinden çıktık.

Sarayın surlarını da gezdikten sonra saray bölgesini terk ettik ve Şeki’nin sokaklarını adımlamaya başladık.

Şeki’nin kalan kısmını ayrı bölüm olarak yazsam iyi olacaktır.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

11.09.2023