
Namibya’da geçirdiğimiz son gecenin ardından sabah tesisi terk ederken, konakladığımız evlerin damlarına yerleşmiş maymunların birbirlerinin parazitlerini temizlemelerini izledik. Namibya gezim plansızdı, beklentim de düşüktü. Ama çölü, kumulu, denizi, kuşu, yaban hayatı, safarisi, kaldığımız tesislerin güzelliği ve yemekleri ile beklentilerimin çok üstünde bir gezi oldu. Gezimizin kalan günlerinde Botswana’da Chobe Ulusal Parkı‘nı ve Zimbabwe’de de Viktorya Şelalesini gezeceğiz.
Namibya gezimiz sonrasında Kasane’ye, Botswana sınırına hareket ettik. Botswana 582000 km² alana sahip ama ülkede sadece 2200000 kişi yaşıyor. Afrika’nın en demokratik ülkesi kabul ediliyor. Sınır geçişi kolay oldu ve pek vakit kaybetmedik. Sınırdan girer girmez bizi su deposu görevi gören dev gövdeleri ile Baobab ağaçları karşıladı. Namibya’da hiç görmediğimiz bu ağaçlar farklı bir coğrafyaya geldiğimizin bir göstergesi gibilerdi.
Sınırdan geçtikten sonra doğrudan kalacağımız Thebe Lodge’a gittik. Chobe Nehri tekne turları ile gezilebiliyor. Gün doğumu ya da gün batımı turlarından bir tanesine katılabilirsiniz. Bu yazıyı hazırlarken ve çektiğim fotoğraflar arasından seçme yaparken düşüncem “keşke zamanımız olsaydı da iki tura birden katılabilseydik” şeklindeydi.
Kaldığımız yerden, teknelerin kalktığı limana kadar yaklaşık 20 dakika araçla seyahat ettik. Limanın bulunduğu yerdeki otel bahçesi bile domuz gibi yabani hayvan, ağaç dalları ise “Hornbill”lerle dolu.
Grup sayımız az olunca teknemiz küçük oldu ve bu bizim için şanstı. Ancak tekne kullanan Botswana’lı rehber beni çok kızdırdı. Nerede timsah görsek durup, kendince bizleri ürkütmeye çalıştı. Nehrin her tarafı hayvan kaynıyor, ortalık fotoğraf karesi dolu ama gelgelim timsah gördüğümüz her yerde duraklayarak gereksiz 15-20 dakika kaybettik. Sonunda sesimiz yükselince hızlı hareket etmeye başladı.
Bu nehirdeki gezimizin en ilginç tarafı fillerin yüzerek nehri geçmesine şahit olmamız oldu. İki erişkin fil, yavru fili ortalarına alarak, geniş sayılacak nehri boydan boya geçtiler. Kısa mesafeli sularda fillerin yüzüşüne şahit olmuştum ama bu kadar geniş ve derin suda yüzen fil ilk defa gördüm. Hele yavru filin sadece hortumu dışarıda kalacak şekilde ve erişkin fillerin destekleri ile yüzmesi çok ilginç geldi.
Chobe Ulusal Parkı, Botswana’nın en büyük üç ulusal parkından bir tanesi ve en eskisi. Flora ve faunası çok zengin ve özel bir park. Chobe Nehri, 12000 km²’lik bir alanı kaplayan parkın kuzey sınırında. Viktorya Şelalesine yakınlığı nedeniyle Chobe Ulusal Parkının en çok ziyaret edilen bölgesi de burası.

Parkın bu bölgesi Filler bakımından çok zengin. Etrafınızda çok sayıda fil görebiliyorsunuz. Bufalo, Antilop, Hipopatamlar bolca görülüyor.
Ama benim için bu parkın en önemli tarafı, kuşlar. Balık Kartalı, Leylak Göğüslü Gökkuzgun (Lilac-breasted Roller), Kaşıkla, Alaca Kingfisher, Nil Ördeği, Afrikan Skimmer Kuşu çevremizde görebildiğim kuşlardan.

Alaca Kingfisher
Alaca Kingfisher (Pied Kingfisher) özellikle Afrika Güneyinde, nehir kenarlarında yaşayan bir tür. Dişilerin boyunlarında çift siyah bant varken erkeklerin alttaki siyah bantı ortalara doğru kesiliyor. Bu alanın bana, tartışmasız, en uysal poz veren kuşuydu.

Nil ördeği
Nil Nehri ve Afrika’ya özgü olduğundan Nil Ördeği adını alıyor ama Nil Kazı diye de geçiyor. Çünkü bu tür ne kaz ne ördek olup melez bir tür.

Leylak Göğüslü Gökkuzgun (Lilac-breasted Roller)
Alanın en güzel ve havalı pozlarını ise Leylak Göğüslü Gökkuzgun verdi. Ne kadar güzel ve alımlı bir kuş değil mi?
Timsahları oldum olası sevmedim. Meretler, o kadar da çoklar ki burada! Afrika Makas Gaga (Afrikan Skimmer) kuşları soyları tehlike altında olan kuşlardan. Chobe Nehri onlara da ev sahipliği yapıyor.
Artık Chobe Nehri’nde güneş iyice zayıfladı ama biz adam akıllı bir hipopotam sürüsüne denk gelemedik. Bizim Botswana’lı kıl tekneci bizleri timsahlarla korkutmak isterken kaybettiğimiz vakit nedeni ile az daha onları göremeden turu tamamlayacaktık. Sonunda onları da görmeye başardık.
Timsahlardan daha tehlikeli olmalarına rağmen bu hayvanları daha sevimli buluyorum.
Ufukta güneş kaybolurken Chobe Nehri’ni önce kızıla boyadı sonrada gözden kayboldu gitti.
Gezekalın, hoşçakalın…..
Dr Ümit Kuru
17.10.2018 Saat 17:05








Namibya’nın Kuzey Doğusunda bulunan ince uzun çıkıntıya Caprivi Ucu (Caprivi Strip) deniyor. Bu bölge çok özel bir bölge. Özelliklerinden birisi Namibya’nın bu bölgede Angola, Zambiya, Botswana, Zimbabwe gibi dört ülke ile sınır komşuluğu yapması. Caprivi’nin bir diğer özelliği bu bölgeyi 3 nehrin geçmesi sonucunda bölgenin Namibya’nın diğer tüm bölgelerinden daha sulak halde olması. 
















Genç Himba kızları ergenliğe kadar, saçlarını ikiye ayırıp yüzlerinin önüne gelecek şekilde örgü yapıyorlar. Ergenlikten sonra ise tereyağı, çamur, aşı boyası ve keçi kılıyla karıştırdıkları macunu birden çok saç örgüsünün üzerine kaplıyorlar. Ergenliğe geçiş yapan genç kızın başına oğlak derisinden yapılan bir taç takılıyor. Böylece evlenme yaşının geldiği ilan edilmiş oluyor.
Erkekler ise evlenene kadar göz hizasında uzayan tek bir örgü yapıyor. Evlenen erkekler başlarına bir bez bağlıyorlar. “Benim başım bağlı” anlamında olsa gerek. Ama erkekler batılı tarzda giyime daha çok eğilimli. Sanki şef bile ortama uymak için geleneksel kıyafeti içerisinde. 
Sanal Gezgin arkadaşlarım, Himba insanları ile ilgili paylaşacaklarım bu kadar. Namibya gezisinde Himba köyünden getirdiğim heykelciği balkona koyduk. Nedeni boyası akıyor ve mobilyaları boyamasını istemedik. Ne zaman balkonda sigara keyfine çıksam o heykelcikle göz göze geliyorum. İçimi, çok özel insanları, yaşadıkları ortamda tanımış olmanın mutluluğu ve ayrıcalığı kaplıyor. Yüzümde bir gülücükle elimi o heykele sürü veriyorum. Ama elime Himba kadınlarının olumsuz ortam şartlarını düzeltmek için buldukları ve yüzyıllardır kullandıkları o turuncu renkli boya gelince yüzümdeki gülücük bir anda kayboluyor. Aklıma yaşadığım şartlarda elimi yıkamak için muslukta akan suya götürmenin ve temizlenmenin kolaylığı fikri geliyor. 










