Noroc Romanya: Bucovina Bölgesi-Boyalı Manastırlar (Painted Monasteries)-2

P6150123.jpg

Bucovina Boyalı Manastırlarından ikinci olarak Sucevita Manastırı’nı ziyaret ettik. Bizim ziyaret ettiğimiz zamanlarda burası tadilattaydı. Dolayısıyla beklediğimiz gibi etkileyici genel bir görüntü elde edemedik. Manastırın dört kulesi ve dört tarafı surlarla çevrili bir yapısı var.

IMG_6540.jpg

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bucovina’nın Boyalı Kiliseleri, İncil’den kutsal metinlerin kilise içlerine olduğu gibi, kilise dış duvarlarına da resmedilmesi ile önemli ve benzersiz. Kilise içine girmeyenler için dini metinlerin çizim yoluyla anlatılması hedeflenmiş. Renklerin canlılığı öyle güzel ve kalıcı olacak şekilde kullanılmış ki çizimlerdeki ışıltı günümüzde bile hissediliyor.

IMG_6534.jpg

Her boyalı kilisenin kendine has hakim renklerinden daha önceki yazımda bahsetmiştim. Sucevita Kilisesi’nin dış duvarlarındaki çizimlerde hakim olan özellik ise renklerin çok canlı ve diğer kiliselere göre en parlak olması. Bu parlaklık çizimleri yapan zamanın ustalarının boya hazırlarken uyguladıkları yöntemlerde saklı. Kurutulmuş mineraller, yarı değerli taşlar ve nadir bulunan kil karışımı ile boyalar öyle güzel hazırlanmışlar ki hala parlak ve canlı görünüyorlar. 

IMG_6530.JPG

Kiliseler, manastırlar hep o dönemin kral ya da prenslerince yapılmış ama Sucevita Manastırı dönemin zengin bir ailesinin 3 kardeşi tarafından yaptırılmış. Yapım tarihi 1583 ama freskoların boyanması 1595 yılında başlamış. Bu iş neredeyse 50 yıl sürmüş. Manastır çevresinin kule ve surlarla çevrilme işi de daha sonra yapılmış. Bu boyalı manastırın bir özelliği de bölgede bu türden dışarıdan boyama yapılan dini yapıların son örneği olması.  

IMG_6526.jpg

Her boyalı kilisenin bir baş yapıtı var ve Sucevita Boyalı Kilisesinin baş yapıtı da  cennete uzanan merdiven  (The Ladder of Divine Ascent – John’s Ladder) freskosu. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu freskoda cennete çıkan merdivenlerde yol alanlardan bazılarına melekler yol gösterirken, bazılarını ise iblisler cehennemin ateşine çekiyorlar. Her şey o kadar canlı ve çizimler o kadar etkileyici ki, sanki ortaçağdan kalma resimlerin olduğu bir galeriyi geziyor hissine kapılıyorsunuz.

Kilisenin dış bölüm resimlerinin konuları arasında Adem ve Havva’nın cennetten kovulma sahneleri ve bir bölümde de Hazreti Musa’ya indirilen 10 emir konu edilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kilisenin içi üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde Hristiyanlığın ilk yıllarında inananlara karşı uygulanan eziyetler resmedilmiş.  İkinci bölümde kiliseyi yaptıran zengin 3 kardeşten 2 tanesinin mezarı mevcut. Üçüncü bölüm ise kilisenin altar bölümü. Kilise içinin freskolarının renkleri ise hava şartlarından daha az etkilendiğinden, daha da canlı. 

P6150112.JPG

İki boyalı manastır ziyareti sonrasında öğle yemeği için Gura Humorului Kasabasına geri döndük. Bu kasaba konaklama için iyi bir tercih ama iyi örneklerle yemek yiyebileceğiniz mekan bakımından zayıf bir yer. George burada Hilde’s Restaurant adlı bir mekanı yemek yiyeceğimiz olarak belirlemiş. Yemekleri gerçekten çok güzeldi.

IMG_6554

Voronet Manastırı fotoğraflarından görüp de sabırsızlıkla ziyaret etmeyi beklediğim bir boyalı kiliseydi. Burası da rahibelerin yönettiği bir manastır. Bu kilisenin dış duvar freskolarında hakim olan renk ise mavi-gri tonda bir renk. Bu mavi ton öyle benzersiz bulunmuş ki mavinin bu tonuna Voronet Mavisi denmiş.

IMG_6585.JPG

Bu manastır örneklerinin ilklerinden ve bunu Büyük Stephen yaptırmış. Efsaneye göre Büyük Stephen her zaferden sonra yayına bir ok koyar ve gidebildiği kadar uzağa fırlatırmış. Düştüğü yerde ise bir kilise yaptırırmış. Bu işin inanmakta zorlandığım efsane kısmı ama adamın çok kilise yaptırdığı kesin.

IMG_20190615_144430.jpg

Ancak Voronet Manastırının yapımı ile ilgili başka bir efsane daha var ki bu bana olabilecekmiş gibi geldi. Buna göre Osmanlı ile savaşında zor zamanlar yaşayan Büyük Stephen, Voronet yakınlarında bir mağarada yaşayan Daniel adlı bir keşişten tavsiye almaya gelir. Savaşı bu tavsiye ile kazandığına inanan Stephen, zafer sonrası Aziz George‘a adanmış bir kilise yapılmasını emreder. 1488 yılında, sadece 4 ay gibi kısa bir süre içerisinde Gotik tarzda bir Bizans kilisesi inşa ettirir. Tabii ki diğer boyalı kiliselerde olduğu gibi iç ve dış freskoların tamamlanması daha sonraki tarihlerde olmuş.

Voronet Manastırı’nı gezerken bir rahibenin, omuzunda taşıdığı uzun bir tahtaya, elinde bulunan bir tahta çekiçle vurarak manastır çevresinde tur attığını gördük. O zaman için bu hareketin anlamını bilmiyordum. Ama bugün bu yazı için araştırma yaparken öğrendim ki bu Osmanlının dolaylı yoldan yarattığı, buraya özgü bir gelenekmiş. Osmanlı, yönetimini yöre ileri gelenlerine (Voyvoda) bıraktığı ama hakimiyetini kabul ettirip yıllık haraca bağladığı bu toprakların manastırlarında, kiliselerinde çan sesi çalınmasını, duyulmasını yasaklamış. Çanlar da savaşlarda kurşun yapımı için kullanılmış. İşte bu dönemde rahipler/rahibeler halkı dua zamanı kiliseye toplamak için omuzlarına aldıkları bir kalasa veya metal çubuğa (buna toaca deniyor), bir çekiçle vurarak ses çıkartıp, dua zamanının geldiğini haber vermişler. İşte bizim bu manastırda şahit olduğumuz o zamandan günümüze devam eden bir gelenekmiş. 

 Voronet Manastırı’nın şüphesiz ki en değerli freskoları batı cephesi duvarında yer alan “Son Hüküm” ve John’s Ladder adlı boyamaları. Sanki kocaman bir duvara asılı, kocaman bir tablo gibi duruyorlar. Renkler harika! Bu duvarda yüzlerce figür yer alıyor. Etkilenmemek elde değil. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Voronet Kilisesi’nin bu kısmı için Doğunun Sistine Şapeli tanımlaması kullanılıyor ki bence bu çok yerinde bir tanımlama. Eğer sadece ve sadece bir boyalı manastır gezilebilecekse, bu manastır kesinlikle Voronet Manastırı olmalı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

P6150181.JPG

Bucovina’da dar zamanımızda ziyaret ettiğimiz son boyalı manastır ise Humor Manastırı oldu. Aslında 1415 yılında burada var olan bir kilise yerine 1530 yılında Petru Rareş’in yardımı ile yörenin o zamanki yöneticisi inşa ettirmiş. Voronet ile birlikte freskoları en iyi korunmuş olan boyalı kiliselerden. Burası da rahibeler tarafından yönetilen ibadet yeri. Bu boyalı manastırın hakim rengi ise terra-cotta kırmızısı denen, kırmızıya benzer kahverengi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burada da, o dönemde adet olduğu üzere, Anti-Osmanlıcılığı gösteren bir Kostantinopolis Kuşatması resmedilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Evet sevgili Sanal Gezginler… Bucovina sonrası İasi üzerinden uçakla Bükreş’e döndük. Bükreş’te, İstanbul’a uçuş zamanımıza kadar kalan yerleri gezip, son yemeğimizi yedik. Sonrası ise eve dönüş. Dönüp dolaşıp, son durak yuvalarımıza geliyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu son yazı ile birlikte Romanya gezi yazımızı tamamlamış olduk. Romanya turumuzu ben çok sevdim. “Ne ararsanız vardı” diyeceğim gezilerden oldu. Bu geziyi birlikte planladığımız ama organizasyonu tamamen kendisine ve firmasına ait olan sevgili George Trandafir ve Touring Romania Private Tours firmasına bir kez daha teşekkür ederim.

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

03.08.2019 saat 12:53

 

 

 

Noroc Romanya: Bucovina Bölgesi-Boyalı Manastırlar (Painted Monasteries)-1

IMG_6506

Romanya’nın bir bölgesi, bir başka bölgesine asla benzemiyor. Bu özellik, aralarında Türkiye’nin de olduğu, pek az ülkede  vardır. Romanya’nın kuzeyi, güneyinden, doğusu, batısından coğrafik açıdan farklı ve bir bölgesinin gelenekleri, diğer tarafa pek uymayabiliyor. Maramureş Bölgesi ile Bucovina Bölgesi arasında saman balyalarını kurutma yöntemleri bile farklı.

Ben çok renkli ve kendi içinde farklılıklar içeren ülkeleri severim. Romanya’yı en çok bu özelliği ile sevdim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Romanya’nın Kuzeydoğusu, Bucovina Bölgesi olarak adlandırılıyor. “Bucovina”, kelime olarak “Kayın Ağaçları Diyarı” anlamında. Tarihsel olarak Bucovina Bölgesinin yarısı Romanya, yarısı da Ukranya’da kalmış. Adında da anlaşılacağı gibi bol ağaçlıklı, verimli ovaları ve Karpat Dağlarının eşsiz manzaraları ile zaten doğası müthiş bir bölge. George’un Bucovina Bölgesinde, Gura Humorului Kasabasında, konaklama için seçtiği yer olan La Roata, inanılmaz güzellikte bir yer çıktı. Konakladığımız yerler içinde burası en sevdiğimiz yer unvanını haklı olarak kazandı. 

Gezimize ilk olarak Paskalya Yumurtası boyaması yaparak geçimine katkı sağlayan bayan Elena Coca’nın evini ziyaret ederek başladık.

Yumurtanın doğal boyalarla ya da balmumu ile boyanması Bucovina Bölgesinin geleneksel  sanatları arasında yer alıyor. Paskalya Yumurtası aslında Hristiyanlık öncesinden gelen bir gelenek. Bizde de nevruz kutlamaları sırasında boyalı yumurta hediye etme adeti var. Yani bu gelenek kadim kültürlerde dünyanın yeniden canlanmasının, baharın gelişinin  sembolü olarak kullanılırmış. Hristiyanlığı kabul eden bazı pagan toplulukları sahip oldukları kültürel adetlerini Hristiyanlık ile bütünleştirmişler ve bu adet isa’nın hayata geri geldiği gün olan Paskalya ile özdeşleştirilmiş.

Ev sahibesi Bayan Elena yumurtaları boyamak için renkli balmumlarını kullanıyor. Çok sabır ve dikkat gerektiren bu işte bir tavuk yumurtasını onun tekniği ile boyaması için 1, kaz yumurtası için 3 ve en büyük yumurta  olan tavus kuşu yumurtası için 1 ay uğraşması gerekiyormuş.

Bize ikram ettiği kimyon likörü ise nefis bir tada sahipti. Hepimiz yumurtalardan satın aldık, gerçekten her birisi sanat eserleriydi.

IMG_1417

IMG_6460

Tarihin çok eski zamanlarından beri yerleşimin olduğu Bucovina Bölgesini meşhur eden, ona önem kazandıran bölüm Boyalı Kiliseler (Painted Churches).  

vedumoldovita

Aslında bu manastır ve kiliselerde de sistem değişmemiş; Transilvanya’daki müstahkem kiliseler gibi, bunlarda da düşman istilalarından korunmak için 15-16. yüzyıl kiliseleri çevresine kule ve duvarlar yapılmış. Düşman ise özellikle kuzeyden, Rusya üzerinden gelen Tatarlar ile güneyden gelen Osmanlılar. Transilvanya Müstahkem Kiliselerinden fark ise Bucovina’da kiliseler dışına çizilen freskolar. Avrupa’nın tek örneği olan boyalı kiliselerin bu özelliği, onları UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi içine sokuyor. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kiliseler dışına İncil’den sahneler, Hz İsa’nın hayatından kesitler, Azizler, melekler, cennet ve cehenneme ait dini motifler çizilmesi Voyvada Petru Mutaş, Büyük Stephan ve Voyvoda Petru Rareş dönemlerinde başlamış. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Manastır ve kiliseler içinden en iyi korunmuş durumda olanlarından yedi tanesi  (Humor, Moldovita, Patrauti, Probota, Suceava, Voronet,  Arbore)  UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi içindeler. Sucevita ise bu listeye girmek için onay bekliyor. 

Tam ekran yakalama 01.08.2019 154213.jpg

IMG_6505

Moldovita Manastırı Kilisesi bizim ziyaret ettiğimiz ilk boyalı kiliseydi. Burası rahibelerin bulunduğu bir manastır. Dıştan boyamaları en iyi durumda olan kiliseler arasında sayılıyor. Humor Kilisesi ile birlikte açık verandalı kiliselerin son örneklerinden. Yapımının tamamlanması 1532 yılına tarihleniyor. Bu manastırın yerinde bir zamanlar basit bir ahşap kilise varmış. Büyük Stephen’ın gayrimeşru oğlu olan ve sonradan bölgenin Voyvodalığını yapan Petru Rareş’in yaptırdığı bir manastır. Petru Rareş aynı zamanda Humor ve Probota Kiliselerinin de yapılmasını sağlayan kişi. Zaten manastır içindeki avluda bulunan ve manastır hazinelerinin saklandığı binanın önünde bu adamın bir büstü mevcut. 

Büyük Stephen, Osmanlı ile irili ufaklı tam 36 savaşı yönetmiş ve 34 tanesini Osmanlı’ya karşı zaferle bitirmiş. Çok da dindar bir adammış ve zaferleri sonrasında ya kilise yaptırmış ya da yeniletmiş. Gayrimeşru oğlu olan Prens Petru Rareş ise karşısında Kanuni Sultan Süleyman olunca Osmanlı’ya boyun eğmiş. 

Moldovita Manastırının kilisesinin yapımı 1532 yılı olsa da içi ve dışının freskolarla boyanması 5 yıl  sonra olmuş. Boyalı kiliselerin her birinde hakim olan boya farklı ve Moldovita Boyalı Kilisesinde hakim olan boya renkleri sarı ve mavi. Kilisenin dış duvar boyalı resimlerinin en güzel olduğu bölümler doğu ve güney kısımları. Güney cephede var olan bir fresko bizi fazlaca ilgilendirdi. Bu fresko İstanbul’un kuşatılması ile ilgiliydi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir kaynaktan okuduğuma göre bu fresko, Avarların yardımını alan Sasanilerin 626 yılındaki İstanbul’u (o zaman ki Kostantinopolis’i) kuşatmalarını resmediyormuş. Ama freskoda kuşatmada kullanılan toplar gözüküyor. Bu nedenle bu fresko, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u kuşatıp alması ile ilgili olmalı.

IMG_6472.JPG

Doğu cephesinde, kiliseye giriş kapısının üstünde yer alan Meryem Ana’ya bebek Hazreti İsa’nın sunulması törenini resmeden fresko da çok dikkat çekici olanlardan.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bunun dışında Hristiyan aleminin tüm kutsal kişilerini gösteren Jesse Ağacı (Trees of Jesse) freskosu da bu kilisenin güney cephesinde resmedilmiş. Kilisenin içi ise Hazreti İsa’nın hayatına ait İncil’den sahnelerle dolu. Kilise içindekileri Transilvanya’nın gezdiğimiz tüm kiliselerinde bol bol fotoğraflayınca, bu kilisenin iç freskolarını fotoğraflamak için ekstra para vermek istemedim. Zaten Moldovita Kilisesi özellikle dış freskoları ile ünlü.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Moldovita Kilisesi, Bucovina Bölgesi Boyalı Kiliseleri için çok iyi bir başlangıç oldu. Diğerlerini anlatmayı sonraya bırakalım derim.. Biraz yoruldum da …

IMG_6457

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

02.08.2019 Saat 00:55