Hayallerimin Ötesinde Bir Ülke (Serendip): Sri Lanka/ Kültür Üçgeni-2

IMG_9922.jpg

created by dji camera

Yukarıdaki fotoğrafı ben çektim ve Sri Lanka’nın en önemli simgelerinden Sigiriya‘nın karşıdan görüntüsünü veren bir yerden çekildi. Soldaki fotoğraf var ya? Yok! Onu ben çekemedim maalesef.. Henüz o türden fotoğrafı çekebilecek teknik ekipmanım yok. Ama sanal alemde bulduğum o fotoğraf, benim Sri Lanka’yı ziyaret etmemin nedenidir.

Bugün sizlerle Sri Lanka’nın UNESCO Kültür Mirası Listesindeki iki yerini, iki eski başkentini  daha gezeceğiz; Sigiriya ve Polonnaruwa.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dünden geç vakitlerde giriş yaptığımız otelin, sabahın ilk ışıkları altında bulunduğu konumu görünce heyecanlanmadım değil. Sri Lanka’da, Cinnamon Gruba ait otellerde kaldık. Sevgili Aykut ne istediğimizi iyi bildiğinden konaklama yerlerimizi iyi seçmiş. Her birisi birbirinden güzel, doğa içinde ve ona uyumlu olarak yapılmış yerlerdi. Habarana‘da kaldığımız otel de bu gruba ait bir otel ve Habarana Gölü kıyısında. Sabah ışıkları görür görmez kuşları fotoğraflama ve  “Gölde suyun keyfini çıkartan filleri görürüm” gibi daha da büyük bir umutla göl kıyısına doğru küçük bir yürüyüş yaptık. Ben ve eşime, sevgili tur rehberimiz Alkan Sisli’de katıldı. Alkan bize geziyi kolaylaştırmak için ne gerekiyorsa yaptı, ona ayrıca teşekkür etmemiz gerekir ve ben de bu görevi buradan bir kez daha yerine getireyim.

IMG_9929.jpg

Sigiriya’nın hikayesini öğrendiğim zaman, yerden 200 metre yükseklere neden böyle bir kale-saray kurulmak istendiği bir anlam kazandı. Efendim, olay şu; Kralların adlarını ben de unutacağım, siz de unutacaksınız ama başkent Anuradhapura’da Dhatusena adlı bir kral yaşarmış ve bu kralın da asil olmayan bir kadından Kashyapa adlı bir oğlu varmış. Kashyapa, kendisinin asil olmayan bir kadından doğması nedeni ile  tahtın varisi olma şansı olmayınca, kralın öz yeğeni ve ordunun komutanını da yanına çekerek kralı bir suikast ile 477 yılında öldürüp tahta geçmiş. Tahtın gerçek varisi ve kralın diğer oğlu Moggallana ise sıranın kendisine geleceğini düşünüp Güney Hindistan’a kaçmış. Kashyapa’nın bu hainliği ne ruhban sınıfı tarafından ne de Anuradhapura halkı tarafından tasvip görmüş ve kendisini çevresindeki işbirlikçileri dışında seven de olmamış. Kashyapa tahtı ele geçirmiş geçirmesine ama gel gelelim “Hindistan’a kaçan gerçek varis Moggallana ordu kurup tekrar Anuradhapura’ya saldırırsa ne yaparım?” diye de kara kara düşünüp dururmuş. Bir taraftan korku , bir taraftan da sevilmemezlik onu yeni ve güvenli bir yer arayışına itmiş. 

IMG_9934.jpg

Sonunda kendisi için daha güvenli gördüğü bir yere, yerden 200 metre yükseklikte, ulaşılması zor bir yere, volkanik bir kaya üstüne bir kale-saray inşa ettirmeye karar vermiş. O zamandan önce de orada yaşayanlar varmış. Ama bunlar az sayıda Budist rahipmiş. Kral burada yaşamaya karar verince başkenti de buraya taşımış. Yani Sigiriya, Sri Lanka’nın ikinci başkenti olmuş. Aslında Kashyapa, Budist mitolojisinde adı geçen ve gökyüzündeki tanrıların şehri Alakamanda‘dan ilham alarak Sigiriya’yı inşa ettirmişİşte biz bugüne, burayı ziyaret ederek başladık.

Bu arada tarihi hikayenin sonunu anlatmayı unutmayalım; Güney Hindistan’dan Sri Lanka’ya ordusuyla dönen Moggallana, ulaşılmaz olarak düşünülen Sigiriya’da, kral babasına ordu komutanları ile ihanet eden Kashyapa’yı, bu sefer de Kashyapa’nın ordu komutanları tarafından ihanete uğraması sonucu 495 yılında yenmiş. Sigiriya ise Kashyapa’dan sonra tekrar rahiplere bırakılmış ve zamanla burası unutulmuş. Ta ki Kandy Hanedanlığı burayı zaman zaman yazlık saray olarak kullanana kadar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sigiriya’ya, kaldığımız yer olan Habarana’dan varmak yaklaşık olarak yarım saat sürüyor. Önce Sigiriya’ya tam karşıdan bakan bir noktaya gidip bu devasa kayayı ve üstündeki, uzaktan belirli belirsiz seçilen, saray kompleksini fotoğrafladık. Sigiriya yeni evlenecek olanlar için de ziyaret edilip, gelin damat fotoğraf çekilmesi önemli olan bir yermiş. Burada çekimleri yapılan ve geleneksel kıyafetleri içinde yeni evlenen çiftler gördük. 

IMG_0008.JPG

Sigiriya boşuna UNESCO Kültür Mirası listesinde yer almamış. Burası aslında bir kompleks. İlk bölümü Su Bahçeleri denen kısım. Burada büyüklü küçüklü havuzlar ve sulama sistemleri var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Su bahçelerini geçtikten sonra devasa kayayı çevreleyen ve içinde bir zamanlar timsahların bulunduğu, 5 metre derinliği olan bir hendeğe ulaşıyorsunuz. Sonra Kaya Bahçeleri denen bölüme geliyorsunuz. Bu bölüm büyük kaya blokların doğal olarak şekillendirdiği bir yer.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Üçüncü bölüm olan  Aslan Pençesi Terası ve kaya üstündeki saraya ulaşmak için 1400 basamak geçmek gerekiyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sigiriya’nın en önemli yerlerinden olan ve duvarlarında orijinal fresklerin bulunduğu bölüme ulaşmak ise tam bir eziyet. Buraya ulaşmak için tek kişinin ancak sığabildiği ve sonradan yapılma döner merdivenleri takip etmek gerekiyor.  Ama sakın üşenmeyin ve 1600 yıllık bu freskleri görmeye gidin. Aslında Kashyapa, bulutların üstündeki mitolojik Alakamanda şehrini örnek alarak inşa ettirdiği Sigiriya şehrinin masif kayasını buluta benzesin diye beyaza boyatmak istemiş. Ancak bembeyaz renkli kayanın etkileyici olmayacağını düşündüklerinden bunun yerine duvarlara freskler çizmeye karar vermişler.

5bc4668d6edd1_sigiriyaa

Üzerlerindeki incecik giysilerin örtemediği iri göğüsleri ve kıvrımlı vücut hatları, gülen yüzleri ile kadınlar ellerinde çiçeklerle dolu tepsiler taşıyor. Kimileri 1600 yıl öncesinden çizilen bu güzel kadın resimlerinin birer periyi temsil ettiklerini ve ellerindeki tepsilerde taşıdıkları çiçekleri bulundukları gökyüzünden, aşağıdaki krala ve tebaasına attıklarını söylüyor. Kimileri de bu fresklerin kraliçe ve kralın gözdelerini temsil ettiklerini iddia ediyorlar. Bu bölümde fotoğraf çekmeniz yasak ve ben de bu yasağa uydum. Fresklere ait olarak paylaştığım fotoğraflar sosyal medyadan bulduklarımdır.

Sigiriya-Frescoes.jpg

Aslında bu resimlerin daha da çok olduğu ve Ayna Duvar dedikleri bölüm boyunca tüm duvarların fresklerle kaplı olduğu biliniyor. Kashyapa öldükten ve bu saray kaderine terk edildikten sonra buraya tekrar gelen Budist rahiplerin bu resimleri kazıdığı söyleniyor. Yerin 100 metre üstündeki kısa bir alana hapsedilmiş bu resimler her neyi temsil ediyorsalar ve 1600 yıl önce onları orayı her kim ya da kimler çizdiyse, izleyicilerde yarattıkları ifade hayranlık oluyor. Hele de bu kadar zahmetle onlara ulaşmışsanız!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu Ayna Duvar aslında tam bir mühendislik harikası. Burada söz konusu olan, kayanın doğal girinti yaptığı bölümlerde, en alta yerleştirilen bir tek tuğlanın üstüne uygun hesaplamalarla sıra sıra tuğlaların yerleştirilmesi ile iki metre genişlikte ortaya çıkartılan yolun dış kısmına yapılan bir duvar. Bu duvardan günümüze sadece 100 metrelik bir bölüm kalmış. Dış duvar yüzeyine sürülen ve kireç, yumurta beyazı, limondan oluşan bir sıva,  granit masif kayadan yansıyan güneş ışınlarını yansıtırmış. Bu duvara çizilmiş fresklere yansıyan güneş ışını ise, fresklerin güzelliğine güzellik katarmış. Bu gün kayaya inşa edilmiş yoldan geçerken göreceğiniz tek şey Sigiriya’nın Su ve Kaya Bahçelerinin yukarıdan manzarası ve çevrenin panoramik görüntüsü olacaktır.

IMG_0108.JPG

Ancak siz bu eşsiz manzara yanında, 1600 yıl önce bu duvarı bir tuval gibi kullanan ressamları ve granit taştan yansıyan güneş ışınları altında daha da belirginleşen güzellikleri ile onların ortaya   çıkarttıkları resimleri düşünün.  

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Merdivenlerin devamı sizleri nihayet Aslan Pençesi Terası’na getiriyor. Burada biraz soluklanın ve insanın taşa yarattığı bir başka güzellik olan aslan pençelerinin keyfini çıkartın. Çünkü sizi bir başka merdiven grubu daha bekliyor. Zamanında sadece bu pençeler yokmuş, yukarıda merdivenlerin sonunda granit taşa oyulan aslan ağzından saray kompleksine giriş yapılırmış. 

IMG_0146-001.JPG

Buradaki merdivenler de sadece tek kişinin çıkabileceği genişlikte. Aşırı kalabalık oluyor. Bu nedenle sabah ne kadar erken gidebilirseniz o kadar erken gitmeye çalışın. Öğle sıcağını da göz önüne almak lazım. Tabii ki yanınızda suyu da eksik etmeyin.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_0196.JPG

Merdivenlerin sonunda 200 metre yükseklikte, Kral Kashyapa’nın saray kompleksine varıyorsunuz. Burada su toplama ve yüzmek için kullanılan havuz, toplantıların yapıldığı meclis ve kralın sarayına ait kalıntılar var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu kadar merdiven çıktıktan sonra manzaranın keyfini çıkartıp, bir zamanlar burada var olan ihtişamlı yaşamı hayal edebilirsiniz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sigiriya’da tepeye giden yollar Kobra, Fil ve Aslan çıkışları olarak adlandırılmış. İnişi Kobra yolundan yaptık. Yol boyu küçük ibadet yerlerini, toplantı yerlerini gördük. Su Bahçelerinden geçerek Sigiriya gezimizi tamamladık. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sigiriya’dan ayrılmak zor geldi ancak daha gezilecek Polonnawura gibi önemli bir başka yer var. 

Yazıyı hazırlarken öğrendim, Çola Hanedanı, (MÖ 300-MS 1279 yılları arasında Güney Hindistan’da varlığını sürdürmüş bir Tamil Hanedanlığı) diye bir hanedanlık varmış. Gelecekte Güney Hindistan gezisi planları yapmaya beni teşvik eden ilginç tapınaklarının fotoğraflarını gördüğüm bu hanedan, Güney Hindistan tarihinde en uzun hüküm süren hanedanlardan biriymiş. Geçmişte, günümüzde ve gelecekte tüm emperyalist güçlerin karakteristiğinde olduğu gibi bu hanedanlık da, Güney Hindistan’ın sahibi olmakla yetinmemiş, 993 yılında başkent Anuradhapura’ya saldırıp, Sri Lanka’ya hükmeden krallığa son vermiş. Ticari olarak daha uygun gördükleri Polonnaruwa kentini de Sri Lanka’da ki hüküm dönemleri boyunca (1070 yılına kadar) yeni başkent olarak seçmişler. Vijayabahu adlı birisi çıkıp, Sinhala’ları birleştirmiş, Çola istilacılarına karşı halkı isyana teşvik edip, onları yenerek bölgede bir başka krallığın ilk adımlarını atmış. Kral Vijayabahu Polonnaruwa’yı başkent ilan etmiş. Bir zamanlar 400000 kişilik nüfusa sahip olan kent 220 yıl boyunca 23 kral tarafından yönetilmiş. Sri Lanka’da antik kentler içinde en iyi korunmuş olanı kabul ediliyor.  

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Polonnawura’yı  çok şirin buldum. İlk göze çarpan Polonnaruwa’daki yapıların rengi oluyor. Burada yapılarda tuğla kullanıldığından kentin rengi tuğla kırmızısı. Anuradhapura’da ise taş kullanıldığından gri renk hakim. Ayrıca Polonnaruwa’da Çola Hanedanlığı da hüküm sürdüğünden, Budist yapıların yanında, Hindu Tapınakları ve Hindu Tanrı ve Tanrıça heykelleini de görebiliyorsunuz.

IMG_0360.JPG

Polonnaruwa Antik Kenti gezisine Kral Sarayı ile başladık. Polonnaruwa Krallığını kuran kral olmasa da, krallığın en haşmetli dönemlerini yaşatan Kral Parakramabahu zamanında yapılan bu sarayın adı Vijayatpaya. Bu adlandırma Tanrıların Sarayı anlamında kullanılmış. Bu görkemli binaya, kralın kendini tanrılarla eş görmesini simgeleyen bir ad verilmiş. Zamanında yedi katlı bir binaymış.  Sarayın karşısında kralın ileri gelenlerle toplantılar yaptığı konsey binası var. Bu yapı, burada en sevdiğim yapılardan bir tanesi oldu. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kutsal Quadrangle (Dörtgen) Alanı (Sinhala dilinde Dalada Maluva), Polonnaruwa’daki dini yapıların toplandığı önemli bir ziyaret yeri. Bu alana dönem dönem krallar tapınaklar yaptırmışlar. Çola’larla gelen Hinduizm, Polonnaruwa Krallığında Budizm etkisinde kalmış. Bu alanın önemi buradaki tapınaklarda Buda’nın dişi saklanırmış. Her bir kral, kendi döneminde yeni bir tapınak yaptırmış ve Buda’dan kalan kutsal emaneti kendi tapınağına taşıtmış. Bugün bu dişi Kandy de Kutsal Diş Tapınağı‘nda saklıyorlar. Kandy’de bu tapınağı da ziyaret ettim. Hikayesini sonraya saklayalım.

IMG_0382-001.JPG

Burada 3 önemli tapınak var. Her birini ayrı kral inşa etmiş. Hatadage buradaki en güzel olan değil bence. “Hata”, Sinhala dilinde altmış anlamına geliyor, “Dage” ise tapınak. Altmış, tapınağın inşa süresini gösteriyormuş. Bir diğer düşünce ise bu tapınakta 60 kutsal emanetin saklandığı yönünde.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu tapınakların tümüne girerken ayakkabıların mutlaka çıkartılması gerekiyor. Ayaklarınızın tabanlarının sıcaktan yanabileceğinden daha önce bahsetmiştim. Bu tapınağın karşısında Vatadage var. Vatadage, Sri Lanka’ya özgü bir tapınak şekli. 

IMG_0409-001

Bu tapınak bence bu alandaki en güzel olanı. Dört girişli ve her girişinde Aytaşı ve taş merdivenler olan, duvarlarına iyi ve kötü ruhları temsil eden kabartmaların olduğu dairesel bir tapınak burası. Merdivenler çıkıldığında karşınıza dört bir tarafta Buda heykelleri olan bir stupa çıkıyor. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Üçüncü önemli tapınak ise Atadage Dalada Maligaya. “Ata” ise Sinhala dilinde sekiz demek. Bu tapınak 54 taş sütun üstüne kurulmuş. Bu tapınağın özelliği ise bu alanda yapılan ilk tapınak olması. Polonnaruwa Krallığını kuran Kral Vijayabahu yaptırmış.

IMG_0454.JPG

Atadage, ilk kral döneminde yapılan ve günümüze ayakta kalan tek yapı.  Bu tapınaktaki bazı sütunlar ve girişteki Aytaşı, Anuradhapura’daki tapınaklardan getirilmiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu alanda Gal Pota (Taş Kitap), Sathmahal Prasada gibi başkaca kıymetli eserler de var. Yani bu alan çok özel ve zengin bir gezi yeri. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Polonnaruwa’nın en büyük Budist Tapınağı (dagoba) Rankoth Vehera önünden geçerek günün son ziyaret yeri olan kaya tapınağı Gal Vihara’ya ulaştık.

IMG_0484.JPG

Gal Viharaya veya Kaya Tapınağı, 12. yüzyılda yapılmış. Bu alanın özelliği granit kayalara oyulmuş Buda heykellerinin olması. Bu heykellerden yatar halde olanı 14 metre boyunda, dik pozisyonda duran ise 7 metre boyunda. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sri Lanka gezimizin Sigiriya ve Polonnawura bölümünü yazmak için 3 gün okumam gerekti. Bugün bu yazıyı yazarken ne kadar çok güzelliğe şahit olduğumu bir kez daha anladım. Bir ülkenin tarihine yön vermiş 2 ayrı krallığın günümüze ulaşan en şaşalı yapılarını gözlerimle görmek mutlu ediyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Habarana’ya, otelimize dönerken yolda bir fil sürüsüne rastladık. Otobüsümüzü durdurup onların yoldan geçişini izledik. Muhteşem bir güne yakışır, muhteşem bir final…

Gezekalın…

Dr Ümit Kuru

11.04.2019 Saat 07:56

IMG_0587

Kaynaklar
 http://www.backpackerbanter.com/blog/sigiriya-rock-guide-sri-lanka
https://panique.com.au/sigiriya/sigiriya-frescoes.html
https://panique.com.au/sigiriya/sigiriya-mirror-wall.html
https://lanka.com/about/destinations/polonnaruwa/
https://www.insightguides.com/destinations/asia-pacific/sri-lanka/cultural-triangle/polonnaruwa
https://amazinglanka.com/wp/atadage/

 

 

 

 

Yorum bırakın

1 Yorum

  1. Bambaşka bir ülke gibi görünüyor. Biraz geçmişe yolculuk gibi, biraz da doğada kaybolmak… Eminim ki giden herkes burası hakkında farklı bir şey hissedecektir. Paylaşımınız için teşekkürler

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: