• Arşivler

  • Diğer 531 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 273.461 ziyaretçi
  • Şubat 2023
    P S Ç P C C P
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    2728  

Sibirya’dan, Moğolistan Steplerine Yolculuk:Listvyanka-Taltsy Müzesi-Irkutsk

IMG_6001-001

Bugün artık Baykal Gölü’ne, Sibirya’ya ve Rusya’ya veda ediyoruz. Ama bu vedamızı da dolu dolu bir gün geçirerek yapıyoruz.

IMG_5851Listvyanka’daki son günümüzde ilk gezi yerimiz St Nicholas Kilisesi. St Nicholas Kilisesi Listvyanka’nın en eski arkeolojik yeri olarak biliniyor.1846 Yapımı olan iki çan kuleli bu ahşap kilise aslında ilk olarak Angara Nehri kenarına yapılmış. Daha sonra ise Baykal Gölü kenarına taşınmış. 1957 Yılında Irkutsk Hidroelektrik Santralı yapımı ile bir kez daha taşınarak bugünkü yerine geçmiş. Ortodoks Kiliselerine giriş, bizim camilere girişimiz gibi kurallara bağlı ve çoğunda fotoğraf çekilmesine izin yok. Burası güzel bir kilise ve içeride bazı ikonaların tarihsel önemi var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 IMG_5864Kilise sonrasında Listvyanka’daki Baykal Müzesi gezimizi yaptık. Burası küçük ama çok etkilendiğimiz bir müze oldu. Burada Jeoloji, örneklenmiş Baykal Gölü yaşam örnekleri ve canlı hayvanların sergilendiği bölümler olmak üzere 3 ayrı bölüm var. Bu müzede Baykal Gölü ile ilgili son ilginç bilgileri de Oxana tamamladı. Örneğin; Suyun berraklığını ölçmek ve karşılaştırmak içi belli büyüklük ve ağırlıkta bir paranın suya bırakılıp “kaç metre derinlikte gözden kayboluyor” diye yapılan bir ölçüm varmış. Buna göre Sargasso Denizi 66.5 mt ile en berrak  sulara sahipken, ikinci sırada Baykal Gölü (40 mt) geliyormuş. Epishura Baykalskaya adlı küçük bir zooplankton suların içinde bulunan ve suyun bulanıklaşmasına neden olan bakteri ve diğer organizmalarla besleniyormuş ve Baykal Gölü’nün berraklığı ve suyun temizliği de bu minik canlıya bağlıymış. Golomyanka (küçük yağ balığı) adlı bir balığın Baykal Gölü’nün en derinine kadar dalmak ve aniden su üstüne çıkabilmek gibi bir özelliği yanında, yavrularını yumurtlamadan, canlı balık olarak doğururmuş. Bir başka ilginç bilgi ise gölün balıklarının, gölün suyunun soğukluğu nedeni ile çok yavaş büyüyor ve boylanıyor olmasıydı.

Akvaryum bölümünde Tatlı foklarını da gördük. Baykal Gölü için yapılan “Sibirya’nıın Galapagos’u tanımlaması nasıl da güzel olmuş değil mi?

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_5933-001

Bir başka güzel aktivite ise teleferiğe binerek Chersky Taşı Gözlem Noktasına çıkmaktı. İkişer kişi olarak bindiğimiz teleferikten muhteşem bir doğa manzarası gözlüyorsunuz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gözlem noktasından ise Baykal Gölü’nün nefis bir panoraması görülüyor Buraya adını veren Jan Stanisław Franciszek Czerski aslında Polonyalı bir bilim adamı ve kaşif. Baykal Gölü’nün haritasını yapan ilk kişi. Sibirya’da çok sayıda bilimsel çalışmaya katılmış ve yine bu araştırmalardan birinde ölmüş.

Sonrasında bu tepeden aşağıya doğru yürüdük ve yemek yiyeceğimiz restorana gittik. Yemek sonrasında ise Irkutsk’a doğru yola çıkmadan önce Şaman Kayasını fotoğraflamak için yol kenarında durduk. Bu kayanın bir öyküsü var; Söylence bu ya, Baykal’ın çok sevdiği kızı Angara, Yenisey adlı delikanlıya çılgınca aşık olur. Ona kaçmak için babası Baykal’dan su çalarak Yenisey Nehrine doğru kaçmaya başlar. Baba Baykal durumu anlar ve kızının kaçmasına engel olmak için boğazına doğru büyük bir kayayı fırlatır. Kızı Angara Nehri zorlansa da kaçar ve Yenisey Nehrine kavuşur. İşte aşağıda gördüğünüz Angara Nehri’nin, Baykal Gölü’nden tam ayrılma noktasındaki kaya, Şaman Kayası diye adlandırılıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_6089

IMG_6087Öğle sonrasında bir başka harika yeri ziyaret ettik. Burası Taltsy Ağaçevler Açık Hava Müzesiydi. Çok geniş bir alana kurulu bu müze gezilmeden gelinmemesi gereken bir yer. Irkutsk’un 47 km Güneyinde olan bu müzede Angara Vadisinden toplanmış, tek tek sökülmüş ve yeniden bu alanda birleştirilmiş ağaç evler, çiftlikler, karakol, okul, hapishane ve kilise örnekleri var. Bratsk ve Ust-Ilimsk Baraj suları altında kalmaktan kurtarılarak bu alana taşınmış evlerin her biri birer sanat eseri. Müzeciliğin çok güzel bir örneği burası. Ağaç evlerin alt kısmı Larch (Melez çam) denen bir sert ve su geçirmez bir ağaç iken üst kısımları çam ağacından yapılırmış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

17. Yüzyıldan kalma ve orijinal Spaaskaya Kulesine sahip bir kalenin bir bölümü ile Kazan Meryem Ana Kilisesi buranın değerli eserleri.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_6156

Müzeden en son ayrılan insanlar bizlerdik. Kapatmasalar burada daha  vakit geçirebilirdik.

Bu gezi sonrasında Irkutsk’a doğru yola çıktık. Burada son akşam yemeğimizi yedik. Moğolistan’a, Ulan Bator’a uçağımız bu şehirden gece yarısı kalkacak.

Evet Sanal Gezgin arkadaşlarım,

Gezimizin Sibirya kısmı bu kadar. Yarın bambaşka bir coğrafyayı, bambaşka gelenek ve göreneklerin ülkesi Moğolistan’ı anlatmaya başlayacağım size..

Gezekalın.

Dr Ümit Kuru

27.07.2015 saat 00:28

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sibirya’dan, Moğolistan Steplerine Yolculuk-Irkutsk/Buryat Köyü/Ust Orda

OLYMPUS DIGITAL CAMERA
Yaklaşık 143 milyon nüfuslu olan Rusya’da 160 kadar etnik grup yaşıyor. Bu dünyanın en büyük coğrafyasına sahip ülkenin idari yapısı da çok karışık; Rusya öncelikle yedi federal bölgeye ayrılmış: Merkez (Moskova), Güney (Kafkasya), Kıyı Volga (Samara), Kuzey Batı (St. Petersburg), Ural (Ekaterinburg), Sibirya, Uzak Doğu (Yakut, Kamçatka). Bu yedi bölge içinde idari açıdan farklı statülere sahip 21 Cumhuriyet, 6 Mega bölge/Kray, 49 Vilayet (Oblast) 2 Federal Kent (Moskova, St. Petersburg), 1 Özerk Bölge (Yahudi), 10 Özerk Yöre/Okrug bulunuyor.

Buryatya 351400 km²’lik alanda 900.000 nüfusun yaşadığı bir federe cumhuriyet olarak Rusya’nın 21 Cumhuriyet arasında yer alıyor. Başkenti Ulan Ude olan Buryatya’nın yaygın dini inanışları Budizm ve Şamanizm.

Yaklaşık 500.000 nüfusu ile Buryatlar Sibirya’daki en kalabalık yerli halk. Zamanında Cengiz Han orduları Baykal Gölü civarındaki kabileleri yönetimleri altına almışlar ve onlarla karışmışlar. Buryatlar günümüzde, özellikle Buryat Cumhuriyeti olmak üzere, Baykal Gölü civarına dağılmış Moğolların kuzeydeki bir alt grubu olarak kabul ediliyor. Konuştukları Buryatca günümüzde UNESCO’nun kaybolmaya yüz tutmuş dilleri arasına girmiş ve Moğol dilinin bir alt lehçesi olarak kabul ediliyor.

İşte biz bugün Buryat Özerk Yöresinin (Okrug),  Irkutsk’dan 70 km kuzeyinde yer alan yaklaşık 14.000 nüfuslu Ust Orda adlı yerleşim yerine gideceğiz. Buraya gitmemizin nedeni Şaman ayini izlemek ve Buryat insanlarına ait bir çeşit etnografya müzesini gezmek.Bu civarda Buryat yemekleri yiyeceğimiz bir lokantada konaklayıp, öğle sonrasında Irkutsk Şehrini gezmeye devam edeceğiz. Ama önce sabah erkenden, dünden kalan şehir gezimizi tamamlayacağız.

IMG_4883İlk olarak Angara Nehri kıyısında, Irkutsk Şehrinin kurucusunu sembolize eden bir heykelin ardında, kısa alanda karşılıklı sayılabilecek 3 kilisenin bulunduğu bir bölgeye gittik. Burada  Kurtarıcı İsa (Church of the Savior) , Epiphany Katedrali ve Meryemin Göğe Yükseliş Kilisesi (Church of the Assumption of the Virgin Marybulunuyor. Bunlardan iki tanesi Ortodoks Kilisesi, bir tanesi ise Katolik Kilisesi (Meryemin Göğe Yükseliş Kilisesi).

Bu kiliselerden Epiphany Kilisesi’nin bugünkü hali 1718-1746 yapımı sonucu ortaya çıkmış. Kurtarıcı İsa Kilisesi gemi şeklinde ve Irkutsk’daki ilk kiliselerden. Yapım tarihi 1706 yılına kadar gidiyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonraki gezimiz yine bir dini yapıya oldu; Znamenskaya Kilisesi bir başka Ortodoks Kilisesi ve 1757-1762 tarihleri arasında yapılmış. Bu kilisenin bahçesinde Alaska kaşifi Grigory Shelikhov’un anıt mezarı da bulunuyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Bu gezilerden sonra Buryat Köyü Ust Orda’ya doğru yola çıktık. Zevkli bir yolculuk sonrasında bir kültür merkezi olduğunu düşündüğüm yere geldik. Önce buradaki Etnografya müzesini gezdik. Burada bir görevli bayan Buryatlar hakkında bilgiler verdi. Müze küçük olmasına rağmen ilginç objelerin sergilendiği bir müze.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bundan sonraki bölüm ise gezimizin en renkli bölümlerindendi. Kültür Merkezi olarak düşündüğüm alanda, Etnografya Müzesinin arkasında küçük bir kulübe içinde bizi bekleyen şamanı ziyaret ettik ve şaman ayini izledik. Şaman bizi kapıda karşıladı ve boyu kısa bir kapıdan eğilerek ve eşiğe basmadan girmemizi tembihledi. Sonrada tüm arkadaşlar sandalyelere oturup şamanı ve ilginç ayinini izledik.

IMG_4975-001

Şamanizm, insanlığın belki de en eski dinlerinden birisi. Her hangi bir kurucusu veya kutsal kitabı olmadığı gibi ortaya çıkış tarihi de belli değil.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Hepimiz yerimizi alınca Şaman bize şamanizm hakkında bilgiler verdi. Hem bu şamanın ve hem de okuduklarımdan özetle;

Şamanist inanca göre dünya, gök, yeryüzü ve yeraltı olmak üzere üç kısma ayrılıyor. Altay Türklerine göre “Aydınlık Alemi”, yukarıdaki dünyayı yani gökyüzünü Tanrı Ülgen ve ona bağlı iyi ruhlar temsil eder. Yeryüzünü, yani “Orta Dünya”yi insanlar oluşturur. Yer altı dünyası olan “Aşağıdaki Dünya”yı ise Tanrı Erlik ve ona bağlı kötü ruhlar temsil ediyor. İyi ruhlarla ilişki kurup, iyilik yapan Şamanlara ak-Şaman, yeraltı ruhlarıyla konuşup, Erlik ‘in hizmetinde olanlaraysa kara-Şaman deniyor.

Eski Türklerin de inandığı din Şamanizm’di. Asya halklarının inandığı Şamanlığın temelinde insan ve doğanın birlik ile beraberliği ve uyumu düşüncesi yer alır. Evren,dünya,insan,hayvan ve bitkiler alemi bir bütün olarak düşünülüyor. Dünya ve Gök,yaratma eylemini birlikte işbirliği halinde gerçekleştirmektedir. Şamanlıktaki bir diğer inanışta, insan neslinin sonsuz bir şekilde devamlılığı düşüncesi. Şamanist olan birisi kendini, baba, dede, ve atalarına ait olan bir hayatın devamı olarak görür, bunları bilir ve sayar (Atalar kültü). Bununla birlikte, söz konusu bu insan aynı zamanda kendi geleceğini de sonraki nesillerde görmektedir, ki bu durum varoluşun ana anlamı oluyor. Bundan dolayı bu insanin görevi çocuk ve torunlarına toplumun en iyi yanlarını aşılayarak yetiştirmek ve hayata hazırlamaktır.

Şaman (kam), tanrılar ve ruhlarla insanlar arasında aracılık yapma gücüne sahip olan kişidir. Özel giysisi, davul ve tokmağı ile insanlar ve ruhlar arasında ilişkiyi sağlarlar. Kimi zaman bir doktor rolüne de soyunur.


IMG_5066Şaman bu ve benzeri bilgileri verdikten sonra tesadüfen seçtiği aramızdan iki kişiyi yanına çağırıp, yerel giysiler giydirdi. işin bu tarafı bir gösteri havasında geçti. Daha sonra bizim grup için iyilikler isteyen bir ayin düzenledi. Baştan sona yaklaşık 45-60 dakika süren bir gösteri oldu. Daha sonra güle oynaya bu merkezden ayrıldık. Aşağıda bizim grubumuza gösteri amaçlı düzenlenen şaman ayininin kısa bir videosu var. Belki siz gezginlere bir fikir verebilir.

Yakın sayılacak bir mesafedeki restorana gittik ve Buryat yemeklerinden tattık. Mantı benzeri yemekleri güzeldi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buryat Köyündeki bu gezi sonrasında aynı yoldan Irkutsk Şehrine döndük. Zamanımız olduğundan o güzel havada şehri bir kez daha yürüyerek gezmeye başladık. Önce bir kafede keyif yapıp arkasından Karl Marks ve Lenin Caddelerinin kesişme noktasına doğru yürüdük. Angara Nehri kıyısına indik. Burada bulunan Çar 3. Alexander’ın heykeli 1908 yılında Trans Sibirya tren hattının tamamlanması şerefine dikilmiş. Tüm Rusya’da 3 yerde bulunan bu heykellerden bir tanesi Irkutsk’da.Burada bulunan meydanda Ren Geyiği sırtında gezdirilen çocukları gördük. Buradan da bir süre sahile paralel yürüyüp eski evlerin olduğu bölümlere yönümüzü verdik. Bu ferah ve dingin şehrin doya doya tadına vardık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 En son olarak Irkutsk’ın eski evlerinin yoğun olduğu otel çevresinde son fotoğraflarımızı aldık

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yarına Baykal Gölü kıyısında trenle 12 saat sürecek olan bir turumuz olacak. Sonradan da Listvyanka şehrinde Baykal Gölü kenarında geceleyeceğiz. Gezinin bu bölümü beni mest etmişti. Tüm Sanal Gezginleri bu bölüme katılmayı bekliyorum.

Gezekalın.

Dr Ümit Kuru

22.07.2015 Saat 20:07

Sibirya’dan, Moğolistan Steplerine Yolculuk-Trans Sibirya Ekspresi-Irkutsk

Trenin beşik sallantısı hissi veren rahatlatıcı etkisi, pencereden devamlı akan huş ağacı, kızıl çam ağaçlarını takip etmenin verdiği yorgunluk ve içtiğimiz votka yan yana gelince gece çok güzel bir uyku çekmiş olarak uyandım. Geçen bölümde de yazdığım gibi ben bu Trans Sibirya treni ile seyahati, en azından bizim yaptığımız gibi 2000 km’ye yakın 30 saatlik kısmını, her gezgine tavsiye ediyorum.

Sabah kahvaltı ardından geceden kalan muhabbete devam ederek tren gezimizi İrkutsk İstasyonunda tamamladık. Bizi burada karşılayan yerel rehberimizin adı Oxana Trufanova. Aslında şehir gezimiz var ama hepimizin duş gibi bazı hijyenik ihtiyaçları ön plana çıkınca şehir gezisinin sadece Trubetskoy Müzesi kısmını yapmaya karar verdik. Bu müze saat 10’da açılıp akşam 17’de kapanıyor. Ertesi gün müze açılışını bekleyip zaman kaybetmektense, bugünden müzeyi gezmek ve yarına şehir gezisinin kalan kısmını erkenden yapmak daha uygun olacaktı. Otele girip, valizleri bırakıp çıktık. Bu arada yerel kıyafetleri ile bir bayan bizi elinde ekmek ve yaban mersininden yapılma bir meyve suyu ile karşıladı.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Önce Irkutsk Şehri hakkında kısa bir bilgi verelim; İrkutsk, Angara Nehri kenarına kurulu şirin mi şirin bir kent. Bir sanat, eğitim ve kültür kenti olması ile “Sibirya’nın Paris’i” olarak adlandırılan kentin esas önemi dünyanın en büyük tatlı su rezervi olan Baykal Gölüne çok yakın olmasından geliyor. Kentin merkezi, her ikisi de Angara Nehri kenarından başlayan ve birbirini dik kesen  Karl Marks ve Lenin adlı caddelerin etrafında oluşmuş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İrkutsk Şehri daha başlangıçta hepimizin gönlünü çalmayı bildi. Buradaki ahşap evlerin güzelliği gerçekten büyüleyici. Novosibirsk’deki gibi öyle göstermelik 3-5 adet de değil renkli boyalı oymalı panjur ve dam saçakları ile belki yüzlerce eski ev var bu şehirde. Henüz Novosibirsk’deki gibi bu eski evler beton yapılaşmaya kurban edilmemişler. Rehberimiz Oxana’ya “bu evlerden şehirde kaç tane var” diye sorunca sayısını bilemediğini söyledi. Kuruluş tarihi 1661 yılına kadar giden bu eski şehirdeki evlerin o dönemdeki hali ile kalması ve çok sayıda olmaları muhteşem bir şey. Novosibirsk’de bu evlerin yerini çok katlı beton binalar almış. Ben bu şehri bu eski ahşap evleri ile hatırlayacağım.

IMG_4804

OLYMPUS DIGITAL CAMERABu kentin bir başka önemi Decembirist (Dekabrist-Aralık İsyancıları) denen ve 14 Aralık 1825 yılında Yüzbaşı Panov önderliğinde Çar 1. Nikolay’a karşı batı tipi bir parlamenter demokrasi için yönetim değişikliği isteme amaçlı isyan eden 121 subay ve aydının sürgün yeri olması. İsyancıların bir anlık kararsızlığı ve aralarındaki anlaşmazlık bu isyanın sonuçsuz kalmasına neden olmuş. Yakalanan isyancılardan ele başı olan 5 tanesi hemen ölümle cezalandırılırken kalanlar ise tüm hakları ellerinden alınarak bu kente sürgün edilmişler. Sürgünler zor yolculuk koşullarında ilk defa 1826 yılında bu kente gelmişler. Buradan da daha kırsal alanlara madenlerde ve inşaatlarda zor koşullarda çalışmaya yollanmışlar. 1856 Yılında Çar Alexander’ın taç takması şerefine bir kısmının Moskova ve St Petersburg’a dönmelerine izin verilmiş. Bir kısmının da kırsaldan Irkutsk Şehrine dönmeleri ve aileleri ile yaşamalarına izin verilmiş. Ancak bir kısmı zor koşullar altında çok sıkıntılar çekmişler ve hayatlarını kaybetmişler. Yine de bu aydın insanların geldiklere Irkutsk’a bilim, sanat ve eğitim alanlarında çok katkıları olmuş. Burada çalışmalarını ve eserlerini vermeye devam ederlerken, yöre halkının da eğitimine katkıda bulunmuşlar. Irkutsk’da bu insanların yaşadıkları bazı evler müzeye dönüştürülmüş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

İşte biz bu evlerden bir tanesini yani Sergei ve eşi Kontes Yekaterna Trubetskoy’a ait olanı gezdik. Yekaterna eşi sürgüne gönderildiği zaman onunla birlikte sürgüne gitmek istemiş. Ama Kontese önce bu izni vermemişler ve isyancı eşinden ayrılmaya teşvik etmek için boşanma kolaylığı sağlayan kanun bile çıkartmışlar. Buna rağmen Yekaterina eşi ile sürgüne gitmiş ve soylu hayatını ve tüm ailesini (çocukları dahil) geri de bırakmış. Birbirleri ile uzun süre görüştürülmeyen ancak çok sonraları bir araya gelebilen bu ailenin ancak 1945 Irkutsk’a dönmelerine izin verilmiş ve 1854 yılında da bugün gezdiğimiz ahşap evi inşa edebilmişler. Ne yazıktır ki bu vefakar kadın evin bitimini göremeden ölmüş. Rehberimiz Oxana’dan bu hikayeyi dinleyince bu evi bir başka gözle gezdik. Bu müze ev sabah saat 10 ile akşam saat 18 saatleri arasınnda gezilebiliyor. İçinde olayın hikayesinin anlatıldığı görseller, Sergie Trubetskoy’un cezaevi koşullarına ait objeler ve sonradan kazandıkları yaşam koşullarını gösterir eşyalar sergileniyor.

Yıllar sonra 2. Nikolay Rumanov’a karşı 1917 Ekim devrimini başaran Lenin, Çar ve ailesini , bir başka Nikolay’a ilk darbe girişimini yapan ama başarılı olamayan Dekabristlerin  öcünü almak istercesine Sibirya’nın Tobolsk Şehrine sürmüştür.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu gezi sonrasında yemek yedik. Yemek sonrasında ise Karl Marks Caddesinde başından başlayan kısa bir gezi yapıp eski ahşap evleri fotoğrafladık. Her biri sımsıcak bu evlerin. Sonrada o meydanda bulunan cafelerden birine oturup bir şeyler içtik.  Irkutsk’da kaldığımız Courtyard Marriot Otele doğru bir gece yürüyüşü yapıp günü sonlandırdık

Yarın Baykal Gölü gezisi var.. Beklerim..

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

21.07.2015 Saat 01:16