Çin Halk Cumhuriyeti Gezi Yazısı: Xi’an-2

IMG_8225

Herşey 1974 yılında bir Çinli çiftcinin kuyu açmak için toprağı kazması ile başladı. Toprağı kazdıkça karşılaştığı topraktan heykellerin, aslında muazzam bir ordunun üyeleri olduğu herhalde aklına hiç gelmemiştir.

Toprak Askerler ya da Terra Cotta Ordusu ve  ilk Çin imparatoru Qin Shi Huang’ın mezarı  1987 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirasları Listesi’ne alınmıştır. İşte bizim bugünkü programımız bu askerlerin bulunduğu müzeyi ziyaretle başlayacak. Ama önce bu ilginç imparator ve o dönem hakkında biraz bilgi vermek gerekiyor.

QinShiHuangBir kaynağa göre bilinen 5000 yıllık tarihi boyunca ve 1912’de hanedanlığa son verilinceye kadar Çin’de 83 hanedan ailesi ve 559 kral, imparator hüküm sürmüş. Son Hanedanın (Qing Hanedanı), son imparatoru (çocuk imparator) Puyi’nin tahtan çekilmesi ile son bulan hanedanlık dönemlerinden bazıları Çin’liler için çok önemli. Milattan önce Qin beyliğinin başında bulunan Ying Zheng savaştığı tüm beylikleri yenince Çin’in tüm halklarını birleştirmiş ve kendini de ilk imparator ilan edip Qin Shi Huang (İlk İmparator anlamında) adını almış. Bu imparator ülkeyi birleştirmenin yanında yönetim şekli, yazı, ölçü, para ve yasa birliğini de sağlamış. Kuzeyden  gelecek olan saldırılara karşı bölük pörçük durumdaki surları birleştirip Çin Seddini de inşaya başlamış.  Bakıldığı zaman iyi şeyler yapan biri gibi gözükse de zalim bir imparator gerçeği de var. İşte bu  adam  daha hayattayken, 700000’den fazla işçiyi çalıştırarak ve hatırı sayılır bir para harcayarak Lishan dağı eteğinde bir mezar inşa ettirmeye başlamış. Bir kaynağa göre 13 yaşında iken tahta çıkan Qin Shi Huang, o günden itibaren mezarını yaptırmaya başlamış ve milattan önce 210 yılında mezar tamamlanmış. Yani mezar inşaatı 30 küsür yıl sürmüş.

Mezarının temeli dörtgen şeklinde, güneyden kuzeye 350 metre uzunluğunda, doğudan batıya 345 metre genişliğinde. Üstte 76 metre yüksekliğinde toprak ile  bir piramit ve toprağın derinine doğru da tersine bir piramit şeklindeymiş. Öldükten sonra mezarına en gözde cariyelerini, en sadık adamlarını ve yönetiminin ileri gelenlerinin de gömülmesini emretmiş. Ölüm sonrası yaşamı için ne gerekirse bu tersine piramit mezarına koydurmuş. Nehirleri sembolize edecek şekilde civayı ve yıldızları, güneş ve ayı sembolize edecek şekilde ise inci ve kıymetli taşları mezarına koydurmuş. Öteki hayatta kendisine lazım olacak olan orduyu ise mezarına koymak pek akıllıca olmayacağından insan boyunda topraktan asker ve atlar yaptırmış ve bunları mezarının yakınına toprak altına koydurmuş. Boyları 183-195 santimetre arasında değişen bu heykel askerlerin her birinin yüz ifadesi farklıdır. Kazı alanında çoğu hala toprak altında 8000 asker, 520 atıyla birlikte 130 savaş arabası, 150 süvari atı bulunduğu tahmin edilmektedir. İşte biz bu topraktan heykelleri Terra Cotta’ları gezeceğiz.

IMG_8080Buraya gelmeden önce bir toprak heykel yapım yerine götürüldük. Bu tabii ki bir satış yeri ama buraya gitmekten memnun olmadım değil. İçeride bu askerlerin yapımı hakkında bilgi veriyorlar. Bu heykellerin her birine farklı bir yüz ifadesi  verebilmek için kalıp sistemini kullanmayıp, kat kat kil topraktan heykelleri yaptıklarını öğrendik. 8000 Tane asker yapmak için ne kadar zaman ve iş gücü kullandıklarını düşününce insan yapılanın ne kadar büyük bir eser olduğunu anlıyor.

Müze girişine varınca önce elektirikli arabalarla müzeye götürürüldük. Bu müze 3 kısımdan oluşuyor. Aslında kazı alanının üstüne müze yapmışlar. Bir taraftan da hala kazılara devam ediyorlar. Müze 3 bölümden meydana geliyor. Birinci bölümde 2 tane atlı arabanın heykeli var. Bu arabalardan ön tarafta olanında imparatorun koruması olan süvari arabası var. Diğeri ise imparatorun arabası. Bu eserler Dünya Külltür Mirası içinde olanlar. Aslında askerler dahil tüm eserler boyalıymış ama gün ışığına çıkar çıkmaz boyalar vernikli olduğundan hemen dökülüyormuş. Bu nedenle bu soluk gri olan heykelleri canlı renkleri ile hayal etmek müthiş bir şey.

IMG_8126

Salonlardan bir diğerine girince ise hep fotoğraflarını gördüğümüz onlarca toprak askerin bulunduğu bölüm karşınıza çıkıyor. Müthiş bir görüntü. Düzenli olarak dizilmiş ve sanki canlanacaklarmış gibi gözüken onlarca asker ve atlar gözüküyor. Burası dikdörtgen şeklinde genişce bir alan. Girişten sola dönüp, köşeye gelince kuyu kazısının yapıldığı ve askerlerin bulunduğu yeri görüyorsunuz. Burada 1 saate yakın zaman geçirdik. Çok ama çok güzeldi.

IMG_8233

IMG_8386

Öğle yemeğini müzede yedik. Bir aşcının nudul hazırlamasını izledik.

Müzede geçirdiğimiz zaman bitiminde grup halinde Çin çayı tadımına gittik. Çeşit çeşit Çin çaylarını tattık

Bir sonraki hedefimiz ise Great Wild Goose (Da Ci’en) Pagoda. Burası Tang hanedanı zamanında ve 652 yılında yapılmış. Ünlü Budist rahip Xuanzhang Hindistan’dan gelirken beraberinde Budizme ait kutsal bazı eşyaları ve yazmaları getirmiş ve Çin mimari tarzında yapılmış pagoda içinde bunlar var. Ön tarafta bulunan tapınak tarihi ise daha da eski. Benim gördüğüm en güzel tapınaklardan bir tanesiydi.

Xi’an şehrinde gezeceğimiz son yer ise Müslüman Mahallesi ve Ulu Cami. Bu bölümü tura koymak ilginç gelmemişti. “Ulu Camilerin en iyi örnekleri bizim ülkede.. Çin’de Ulu Cami gezmeye ne gerek var, bunun yerine Terra Cotta askerleri ile daha fazla vakit geçiririz” diye düşünmüştüm ama alın size bir yanılgı daha. Xi’an’a kadar gelmişseniz bu bölümün gezilmesi atlanamaz.

IMG_8515 Müslüman Mahallesi    ( Bei Yuan Men Street) 1100 metre uzunluğunda bir cadde. Burada tüm dükkan sahipleri müslümanlar. Çin’le eski zamanda ticaret yapan arapların Çin’de yerleşmesi ile Hui etnik grubu ortaya çıkmış. İşte taş bir kapıdan başlayan ve davul kulesi ile biten bu alanda müslüman bir azınlık yaşıyor. Eski Çin’de Ming hanedanından beri şehirlerde iki tane kule mutlaka olurmuş; Çan Kulesi ve davul kulesi. Şafakla birlikte çan kulesinden çan sesi, gün batımında ise davul kulesinden davul sesi duyulurmuş. İşte bu mahallenin sonundaki davul kulesi, şehrin kuzeyinde bulunan kule oluyor. IMG_8718

Bu mahallede aralarda ancak iki insanın yanyana zar zor yürüyebileceği sokaklarda, bolca dükkan yer alıyor. Ana cadde ise iki taraflı restoranlarla dolu. Korkunç bir hareket var bu meydanda.

Ulu Cami ise sadece Xi’an’ın değil Çin’in en eski ve iyi korunmuş camilerinden ve tarihi 742 yılına kadar gidiyor. Ancak bugünkü hali önce Ming sonra da Qing Hanedanlğı dönemine ait. Bu camiye Ulu Cami diye gitmesem asla camiye geldiğimi anlamazdım. Tipik bir Çin mimarisi var ve minaresi bile çok farklı. Bununla birlikte çaminin içinde muazzam bir tahta oymacılığı göze çarpıyor. Yan duvarlarda ise bambuya kazınmış, Çin’ce yazı ile Kurandan ayetler var. Ben bu camiyi çok beğendim doğrusu.

IMG_8540

Günün sonunu bu meydanı gezip, son kare fotoğraflarımızı alarak yaptık.

Gezekalın

Ümit Kuru

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Çin Halk Cumhuriyeti Gezi Yazısı: Xi’an

IMG_7630

Sabah erkenden otelden ayrıldık. Uçakla Xi’an’a doğru uçacağız. Bunun içinde Guilin’e otobüsle geri dönmemiz gerekiyor. Kaldığımız yer olan Yangshou ile Guilin arası otobüsle 2 saat sürüyor. Bu nedenle erkenden yola düştük. Guilin’e saat 11:00 gibi vardık. Bu sefer uçak zamanında kalktı ve 2 saatlik bir yolculuk sonrası Xi’an a vardık.

Xi’an da bugün yapacağımız programda ufak bir değişiklik yapıp Terracota Savaşcıları ziyaretimizi ertesi güne bıraktık. Bu dar zamana Dünya Kültür Mirası Listesinde olan bir yeri sığdırmak hiç de mantıklı bir hareket olmayacaktı. Bu nedenle Xi’an’a varınca ilk işimiz Xian şehir surlarının ziyarete gitmek oldu. Bu bölüme geçmeden önce Xi’an şehri hakkında biraz bilgi vermek doğru olacaktır.

Xi’an (Şian) şehri Çin’in Shaanxi eyaletinin başkenti ve tarihte çok önemi olan bir yer. Xi’an, Çin’in 22 eyaleti arasında Shaanxi eyaletine bağlı ve nüfusu 8-8.5 milyon civarında. Xi’an’ın Çin’ce  “sürekli barış” anlamına geliyor. Şehrin tarihi çok eskilere 3200 yıl öncesine kadar gidiyor.Eskiden şehrin ismi Chang’an iken Ming Hanedenlığı zamanında Xi’an’a değiştirilmiş. Antik Çin’in sırasıyla; Zhou, Qin, Han, Sui ve Tang Hanedanları olmak üzere 5 Hanedanına başkentlik yapmış. İpek yolunun doğu ucu bu şehirde bitermiş.

Seyahatimizin başlangıcında gezdiğimiz Çin’in güney bölgelerine göre Xian’da havalar soğumaya başladı. Yani Xi’an havaalanına iner inmez iklim değişikliğini hissettik.

Burada da bizi yerel rehber olarak Jolie takma adlı bir rehber karşıladı. Havalanından doğruca şehir surlarına doğru hareket ettik. IMG_7603

Xi’an şehir surları önemli tarihi yerlerden kabul ediliyor. Önemi ise tüm Çin’de en sağlam ve ayakta kalmayı başarabilen şehir surları olmasından geliyor. Bugün ki toplam uzunluğu 14 km Ancak önemli hanedanlardan olan, ve onların dönemlerinde ülkenin rönesans dönemini yaşadığı kabul edilen Tang hanedanlığı dönemindeki surların uuzunluğu 38 km’yi buluyormuş..

Şehir surlarına doğu tarafından giriş yaptık ve otobus bizi iç avluda indirdi. Zamanında burası şehrin ana girişinden önceki surlarıymış. Buradaki ana binada 24 saat okçu birlikleri bulunurmuş. Olur da düşman bu ilk kısmı geçerse, iç avluda 4 bir yandan okçularla düşman birlikleri ortadan kaldırılmaya çalışılırmış.

Surlar üzerinde bisiklet veya elektrikli araba ile dolaşarak tur atabiliyorsunuz. Surlar gece ışıklandırılıyor. Surların içinde Feng Shui tanıtımı yapan bir küçük müze de var.

Akşam yemeğine Shaanxi Sunshine Lido Grand Theatre’a gittik. Burada önce yemek yiyorsunuz. Arkasından da Tang Hanedanlığı dönemine ait Müzik ve dans gösterisi izliyorsunuz. Hem yemekleri ve hem de gösterisi güzeldi. Kostümler harikaydı. Bu şehrin iki önemli hanedanından birisi olan Tang Hanedanlığı temalı bir gösteriydi bu. Bu arada size Çin’i gezerken nerede bir gösteri var ve eğer zamanınız varsa izlemenizi yavsiyte ederim. Çin’de gösteri sunma batılı ülkelerin ayarında ve bence çoğundan da üst düzeyde. Bir kere sunacakları çok şeyleri var.

IMG_7899

Gösteri önce Tang Hanedanlığı döneminde hizmetcisi, cariyesi, devlet erkanı, imparatoriçe ve imparatora kadar giyilen giysilerin müzik eşliğinde  tanıtımı ile başlıyor. Daha önceden de Shanghai da izlediğimiz bir gösteride gördüğümüz Diadolo dansı denen bir dans ile devam ediyor. Sonraki 9 tane daha performansla birlikte toplam 1 saat kadar süren bir gösteri izledik. 

IMG_7955Bu gösteri ardından Xi’an’da kalacağımız Jianguo adlı otele gittik. Çin’de kaldığımız otellerin hepsi birbirinden rahat ve güzellerdi. Bu geziye “Çin’den ne kadar memnun olabilirim ki?” diyerek ve sadece uzun kurban bayramı tatili için en mantıklı yer olduğu için gitme planları yaparak başladığımı ve çevremdeki insanların çoğunun “Çin’de ne işiniz var?” diye sorduklarını düşünüyorum da…

Çin’ne karşı ne büyük bir yanılgı içindeymişim ve haksızlık etmişim!

Bu satırların okuyucusu Sanal Gezgin arkadaşlarım; Sona yaklaştık ama Çin’deki güzelliklerin sonuna daha gelmedik…

Gezekalın

Ümit Kuru

  

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.