
Ege Denizi’nin kalbinde, Kiklad Adaları’nın ortasında kendi küçük ama tarihte önemi büyük bir ada bulunuyor; Delos Adası.

Mitolojiye göre, Zeus’tan hamile kalan ve doğum zamanı yaklaşan Leto, Olympos tanrılarının en güçlülerinden biri olan ve Zeus’un yasal eşi tanrıça Hera’nın lanetinden kaçarken sığınacağı ve doğumunu yapabileceği tek bir karış kara parçası bulamaz. Çünkü Hera, güneş ışığının değdiği hiçbir toprağın Leto’ya kucak açamayacağını buyurmuştur. İşte tam bu sırada, o ana dek denizde başıboş sürüklenen “görünmeyen ada” Adelos devreye girer. Hera’nın lanetinden muaf olan bu yüzen kaya parçasına Leto ayağını bastığı anda, ada dört devasa sütunla deniz tabanına sabitlenir ve adanın adı “görünür, beliren” anlamındaki Delos olur.

Leto, ışığın, kehanetin ve müziğin tanrısı Apollo ile ikizi Artemis’i Delos Adası’nda dünyaya getirir. Delos, tanrıların doğumuyla kutsallığın zirvesine ulaşır. İnsanlar, doğumdan sonra bu ada ile ilgili inanılmaz kurallar koyarlar. Örneğin bu adada ne doğuma ne de ölüme izin verilir. Adanın toprağını ve tapınaklarını “insani lekelenmeden“ korumak için burada ölmek de, doğmak da kesinlikle yasaklanır. Doğumu yaklaşan hamileler ve ölümü yakın hastalar komşu Rhenia Adası’na taşınır. Sizin anlayacağınız Delos Adası, yaşam ve ölümün ötesinde tamamen kutsal bir alana dönüştürülür. Kirletilmesi en büyük günah sayılan bu dokunulmaz ada, Pers Savaşları sonrasında kurulan Attik-Delos Deniz Birliği’nin ortak hazinesine ve toplantılarına ev sahipliği bile yapar.
Efsanelerin ve tarihin tam ortasında duran kutsal Delos Adası’nı bir çember gibi saran o büyüleyici adalar topluluğuna antik çağlardan beri Kiklad Adaları deniyor. Yunanca “Kyklades”, Türkçe’de “çember oluşturanlar” veya “etrafında dairesel şekilde sıralananlar” anlamına geliyor.
Kiklad Takımadaları (Cyclades), Ege’nin ortasında bir gerdanlık gibi dizilen, rüzgârla vaftiz edilmiş, güneşle yıkanmış kristal bir dünya. Her ada aynı mimari dili konuşsa da (beyaz duvar, mavi kapı), fısıldadıkları hikâyeler bambaşka. Tanıdığım en iyi gezi arkadaşım eşimle birlikte Kiklad Adaları’ından iki tanesi olan Naxos (Nakşa) ve Milos Adalarına 12.09.2026 ile 20.09.2026 tarihleri arasında 9 günlük bir gezi yaptık. Bu yazı dizisinde siz sanal gezginlerle izlenimlerimi paylaşacağım.

KİKLAD ADALARINI NEDEN ZİYARET ETMELİSİNİZ? HANGİ ADALAR TERCİH EDİLMELİDİR?
Küçük adacıklar ve kayalıklar da dahil edildiğinde, Kiklad Adalar kompleksi 200’ün üzerinde (yaklaşık 220) adadan oluşuyor. Ancak bunlardan sadece 24-30 kadarı sürekli yerleşim barındırıyor. Gezginlerin ve feribot rotalarının gözdesi olan en büyük ve popüler adalar arasında Naxos, Milos, Santorini, Mykonos, Paros, Tinos, Syros, Ios, Amorgos, Serifos ve Sifnos yer alıyor.

Kiklad Adaları, uzaktan bakıldığında benzer birer kartpostal karesini andırsa da; her bir adanın ruhu, coğrafyası, kitlesi ve sunduğu deneyimler tamamen kendine özel. Lüks ve kozmopolit yaşam tarzı ve gece hayatı ile tercih edilen Mykonos ve Santorini gibi Kiklad Adaları bizim rotamıza pek girmiyor. Bu nedenle bu adalardan sadece Naxos (Nakşa), Milos ve Paros benim ilgi alanımdaydılar. Orijinal programımda üç ada da varken, izin durumları nedeni ile Paros’dan vaz geçmek zorunda kaldım.

Nakşa, Kiklad’ın en büyük, en yeşil ve en üretken adası. Sadece turistik bir ada değil, aynı zamanda kendi kendine yeten yerleşik bir hayata da sahip. Kilometrelerce uzanan ince kumlu plajlar (Agios Prokopios, Plaka), dağ eteklerine kurulmuş geleneksel köyler (Apiranthos, Halki), Venedik kaleleri ve inanılmaz zengin bir tarım/gastronomi kültürüne sahip olması ile mutlaka programınızda olması gereken bir ada. Tipik bir Yunan adası olması yanında Venedik karakteri de bu adanın kültürü içine girmiş durumda. Ben bu adayı daha çok sevdim. Her köşede bir sürprize denk gelebiliyorsunuz.

Milos ise Volkanik geçmişinin adaya armağan ettiği sıra dışı kıyı çizgisiyle, tam bir fotoğraf ve keşif cenneti. Ay yüzeyini anımsatan beyaz kayalarıyla ikonik Sarakiniko Plajı, rengarenk kayıkhaneleriyle (syrmata) geleneksel Klima köyü ve sadece tekneyle ulaşılabilen sakli koyları (Kleftiko) adanın özellikleri arasında.

KİKLAD ADALARI ZİYARETİ İÇİN EN UYGUN ZAMAN NEDİR?
Kiklad Adaları’na gezi planlarken iki temel unsuru göz önünde bulundurmak gerekir: Doğru hava ve kalabalık dengesi.

Adaları keşfetmek için en ideal dönem, yoğun yaz sıcaklarının ve aşırı kalabalığın dışındaki zamanlardır. Mayıs-Haziran ortası doğanın en yeşil olduğu, çiçeklerin ve begonvillerin sokakları süslediği dönemdir. Kaynaklar, “deniz suyu yeni ısınmaya başlasa da yürüyüş yapmak, fotoğraf çekmek ve adalardaki tarihi keşfetmek için hava inanilmaz konforludur” diye yazıyor. Ama bizim gibi deniz suyunun sıcak olmasını tercih edenler için bu dönem pek uygun değildi ve biz de tercih etmedik zaten. Temmuz ve Ağustos ayları ise okulların kapanması ve Avrupa’nın tatil dönemi olması nedeniyle hem en sıcak hem de en pahalı ve en kalabalık dönem. Biz bu dönemlerden de uzak duruyoruz.

Kiklad Adaları için en kusursuz zaman dilimi Eylül ayı ile Ekim ayı ortalarıdır. Deniz suyu yaz boyunca ısındığı için yüzmek en keyifli halinde oluyor. Ağustos ayının ezici kalabalığı ve turizm yoğunluğu yerini huzura bırakıyor; konaklama fiyatları dengeleniyor ve gün batımları çok daha dramatik kareler sunuyor.

Kiklad Adaları deyince hemen aklınıza “Meltem Rüzgarları” gelmelidir. Meltem rüzgarları her yıl yaz aylarında (özellikle Temmuz ve Ağustos döneminde) kuzeyden güneye doğru esen, Ege Denizi’ne özgü kuru ve serinletici rüzgarlardır. Adalarda rüzgarın yönü çok önemli. Meltem kuzeyden estiği için; güney yönüne bakan plajlar (örneğin Naxos’un veya Milos’un güney sahil şeridi) rüzgardan korunarak çarşaf gibi bir deniz sunarken, kuzeye bakan sahil ve koylar dalgalı ve rüzgarlı olabiliyor. Ege’nin serinletici nefesi olan Meltem Rüzgarları, yaz sıcağında hayat kurtarır; ancak seyahat planı yaparken rüzgarın yönüne göre plaj alternatifi sunan adaları (Naxos veya Milos gibi geniş kıyı şeridine sahip olanlar) tercih etmek ada keyfinizi arttıracaktır.

ADALARA NASIL ULAŞILIR?
Eğer amacınız yolda tükenmek değil, tatile erkenden başlamak, adada daha çok rüzgâr solumak, gezmek ve yüzmek, daha çok kare yakalamaksa; adalara ulaşım için rotayı gökyüzüne çevirmek sizin için en konforlu seçenektir. Biz de bu nedenle rotayı Pire Limanı‘ndan bineceğimiz feribotun dalgalarına değil, doğrudan adalara inen küçük kanatlı uçaklara çevirdik. Atina limanlarından kalkan hızlı feribotla ulaşımı tercih ederseniz seyahat süreniz yaklaşık 3,5-4 saat sürüyor ve fiyatları da yaya yolcular için 85-110 Euro arasında değişiyor.

İstanbul’dan yola çıkıp Kiklad Adaları’nın kalbine ulaşmanın en pratik yolu, SKY express gibi havayollarının sunduğu bağlantılı uçuşları tercih etmektir. İstanbul’dan verdiğiniz valizlerinizi Naxos’ta teslim almak, seyahat konforunu katbekat artıran lükslerin başında geliyor. Ancak lojistik detaylar her zaman dikkatlice hesaplanmalıdır. Aktarmalı İstanbul-Naxos uçuşu için küçük bir İstanbul-Atina macerasına hazırlıklı olun ve uçuş saatlerinizi dikkatlice seçin.

İstanbul’dan kalkan uçak sizi Atina Eleftherios Venizelos Uluslararası Havalimanı’nın A Terminali’ne bırakıyor. Naxos gibi küçük Kiklad Adaları’nın uçakları ise B Terminali’nden kalkıyor. Dolayısıyla; pasaport kontrolünden geçip A Terminali’nden B Terminali’ne tempolu bir yürüyüş yapmak, ardından B Terminali’nde yeniden güvenlik kontrolünden geçerek kapıya ulaşmak gerekiyor. Eğer valizleri alıp tekrar check-in yapmaya kalksaydınız, o daracık aktarma süresinde uçuşu kaçırma riskiniz çok yüksek olurdu. İşte bu yüzden tek biletle yapılan “bağlantılı uçuş” hayat kurtarıyor. Aynı yolu tersten yaparak Milos veya Naxos Adaları’ndan İstanbul’a bağlantılı uçuş yapmanız da mümkün. Biz dönüşü, daha fazla ada keyfimiz olsun diye Atina’dan İstanbul’a THY ile yaptık.

ADALARDA ARAÇ KİRALAMA VE ULAŞIM
Her iki adada da araç kiraladık. Matha Rent adlı Atina merkezli araç kiralama şirketini tercih ettik. Sorun yaşamadık. Genellikle Naxos/Milos Limanları’na ve Naxos/Milos Havalimanı’na ücretsiz araç teslimatı (drop-off/pick-up) hizmeti sağlıyorlar. Ancak sabah 09:00 ve akşam 21:00 saatleri arasında çalışıyorlar. Bizim Naxos-Milos feribotu seferi gecikmeli olarak gerçekleşince Milos Adası’na 21:00’den sonra varmak zorunda kaldık ve gecikme nedeniyle çalışan için fazladan 25 Euro mesai parası ödemek zorunda kaldık. Araçları depoları tam dolu alıp, tam dolu teslim ediyorsunuz.

Doğal olarak kiralayacağınız araç fiyatları, aracına göre değişiyor. Araç kiralarken mutlaka küçük ama altı yüksek araç tercih edin. Her iki adada da yollar daracık ve bazı plajların yolları bozuk. Araç kullanırken dikkatli ve sabırlı, biraz da usta olmanız gerekiyor. Merkezde bile bazı yollar tek şerit ve buna rağmen geliş-gidiş şeklinde. Hele bir de iki araba aynı yolda karşı karşıya gelirseniz felaket oluyor. Birinizin geri geri gitmesi gerekebiliyor. Hele bir de otobüsle o dar yolda karşılaşırsanız ne yapacağınızı bilemeyebiliyorsunuz.


Bazı köylerin içine araçla girmek mümkün değil. Köy dışında otoparka aracı park edip, gezmeniz gerekiyor. Adalarda bolca ücretsiz otoparklar mevcut. Hız sınırlarına uymayı ihmal etmeyin, Yunan trafik polisinin nereden çıkacağı belli olmuyor.

Adalarda iyi bilinen plajlara ve ören yerlerine düzenli toplu taşıma imkanı da var. Özellikle Naxos’da toplu ulaşımı hem plajlara ve hem de köylere gitmek için kullanan turiste çok denk geldik. Otobüslerin boyutlarını adanın dar yolları için aşırı büyük gördük ve özel aracınızı kullanırken bunlardan birisi ile karşı karşıya gelmemek için dua edin derim.
ADALAR ARASINDA ULAŞIM
Adalar arasında feribotlar çalışıyor. Mykonos ve Santorini gibi adalar işin merkezindeler ve oralara daha fazla sayıda sefer ve sefer yapan şirket bulunuyor. Naxos (Nakşa) Adası gezimiz sonrasında Milos Adasına Seajets ve Blue Star Ferries adlı şirketlerin seferleri vardı. Seajets firması hızlı katamaran gemileri ile hizmet veriyor ve kağıt üzerinde 3.5-4.5 saatte ulaşım süresi veriyor. Hali ile biz de onu tercih ettik. Ancak süresi yaklaşık 6 saati bulan kötü bir yolculuk yaptık. Mykonos çıkışlı olan katamaran 15:20 de Naxos’a gelmesi gerekirken 45 dakika gecikme ile geldi. Seajets katamaranları Naxos’dan kalktıktan sonra Paros, Mykonos, Paros,Sifnos, Milos gibi garip bir rotayı takip ediyor ve varış süresi 4,5 saati buluyor. Naxos’dan Milos’a feribot yolculuğumuzda bir de dalgalı bir denize yakalalanınca adalar arası yolculuk, gezimizin en kötü anısı oldu. Blue Star Ferrries ise daha yavaş ve büyük feribotlar.

ADALARDA KONAKLAMA
Her iki ada da konaklama bakımından çok çeşitli seçenekler sunuyorlar. Biz her iki adada merkeze ve/veya plaja-ören yerlerine yakın olan otelleri tercih ettik. Naxos’da Naxos Mare, Milos’da Galini Hotel’i tercih ettik. Naxos Mare’de kahvaltı ekstra idi ama Galini’de ücrete dahil müthiş bir kahvaltı vardı. Naxos’daki otel adanın batısında kalıyor. Burası adanın köylerine ulaşmak için uygun bir nokta ve adaya ayak basar basmaz da kısa bir sürüşle güzel bir plaja (Agios Prokopios Beach) ulaşabiliyorsunuz. Milos’daki otel ise adanın kuzey tarafında ve tüm önemli plajlara yakın konumda.

Evet sevgili sanal gezgin arkadaşlarım. Kiklad Adaları gezi yazımızın girişini böylece yapmış olduk. Bu güzel rotadan anlatacağım çok anım ve paylaşacağım çok fotoğraf karem var. İlginizi beklerim…
Gezekalın
Dr Ümit Kuru
23.09.2026

