Milos Adası Plajları

“Milos Adası plajları mı yoksa Nakşa Adası plajları mı daha iyiydi?” diye sorarsanız, yanıtım “Milos Adası plajları” olurdu. Öncelikle Milos Adası daha az kalabalıktı ve şezlong-şemsiye kiralama fiyatları daha uygundu. Her iki adanın da denizi çok berraktı ancak Milos’ta denizin daha sakin halleriyle karşılaştık.

Milos Adası Güney Plajları

Milos Adası’na zaten geç saatlerde varmıştık; o yüzden o gün tek aktivitemiz otelde dinlenmek oldu. Ama ertesi gün ilk işimiz tekne turuna gitmek oldu. Adaya henüz tam hakim olamadığımızdan bunun doğru bir tercih olduğunu düşündük. Adanın güney tarafındaki Kleftiko ve Gerakas gibi önemli plajlara zaten tekne turu olmadan gitme şansınız yok. Tekne turları Agia Kiriaki Plajı‘ndan kalkıyor. Buradan kalkan turlar, sabah ve öğle sonrası olmak üzere günde iki kez düzenlenen yarım günlük turlar oluyor. Zefiros Boat Tours ve Armi Sea Excursions gibi firmalar en güvenilir olanları. Biz ikinci firma ile bir tur aldık. Armi tur sizi kıyıdan küçük botlarla tur teknesine taşıyor; Zefiros’un ise kendi özel iskelesi var ama plajın sonuna kadar yürümeniz gerekiyor.

Bu gezileri klasik küçük Yunan tekneleriyle yapıyorlar. Kişi başı 50 Euro olan tur ücretine; saat 10:00’da başlayıp 13:30-14:00 sularında sona eren rota boyunca şarap, likör veya limonata gibi soğuk bir içecek ikramı da dâhil.

Tekne turu sırasında Kleftiko Koyu’na ilerlerken son derece ilginç coğrafi oluşumlarla karşılaşıyorsunuz. Bu coğrafyada karadan denize ulaşmak oldukça zor. Tekne ile yolculuğumuzda yolumuz üzerinde ilginç bir plajın da önünden geçiyorsunuz. Kayaların arasına kurulmuş merdiven ve sarkıtılan halatlarla inilen plajın ismi Tsigrado.

Milos’un zengin endüstriyel jeolojisini gözler önüne seren aktif maden yatakları ile cevherlerin gemilere yüklendiği yükleme iskelerini de yolculuğunuz sırasında göreceksiniz. Adaya damgasını vuran bentonit ve perlit madenleri de tam olarak bu bölgelerde çıkarılıyor.

Tekne turları sahil boyunca Kleftiko Plajına kadar gidiyorlar ve burada yaklaşık bir saatlik ilk yüzme molası veriliyor. “Kleftiko” kelime anlamı olarak “korsan koyu” demek. Tarihsel olarak bu bölge, Ege Denizi’nde seyreden tüccar gemilerini pusuya düşüren korsanların ve deniz haydutlarının teknelerini saklamak, yağmaladıkları ganimetleri gizlemek ve kendilerini korumak için kullandıkları doğal bir sığınakmış.

Kleftiko Plajı, Milos Adası’nın şüphesiz en ikonik ve büyüleyici doğa harikası. Masmavi berrak suları, yüksek beyaz kayalıkları, deniz mağaraları ve gizli geçitleriyle hem macera tutkunlarını hem de deniz severleri cezbediyor. Tek dezavantajı ise gün içinde teknelerle dolup taşması. Kaptanımız bizim gittiğimiz dönemde teknelerin az olduğunu söylese de, var olanlar bile ortalığı kalabalıklaştırmaya yeterliydi.

Şnorkel meraklılarına küçük bir tüyo: Ortası delik kayanın diğer tarafındaki su altı dünyası çok daha renkli. Keşke bu büyüleyici yerde daha sakin bir zamanda ve biraz daha uzun soluklu vakit geçirebilseydik.

Tekne turunun diğer yüzme molası verilen plajı ise Gerakas Plajı. Milos adasının güneyinde yer alan, etkileyici doğası ve sakin atmosferiyle öne çıkan özel plajlardan birisi. Etrafını çevreleyen sarp yeşilimsi ve beyaz kil kayalıklarıyla kartpostallık bir manzaraya sahip.

Tekne turunun ardından Agia Kiriaki Plajı’nda kalmak yerine komşu plaja geçtik. Agia Kiriaki tarafında tesis imkânları oldukça kısıtlıyken, Paleochori Plajı hem yeme-içme alternatifleri hem de şezlong-şemsiye hizmetleriyle çok daha zengin. Sahildeki Sirocco Volcanic Restaurant, volkanik sıcaklıktaki kumda et ve balık pişirmesiyle meşhur; ancak fazlasıyla turistik ve pahalı bulduğumuz için es geçtik. Biz tercihimizi daha sakin bulduğumuz Pelagos Restaurant’tan yana kullandık ve orada keyifle bir şeyler yiyip içtik.

Paleochori Plajı güzel bir plajdı. Burada birkaç saatlik bir yüzme molası verdik.

Milos Adası Kuzey Plajları

Bir sabah hemen kahvaltı sonrası erkenden Sarakiniko Plajı‘na gittik. Burası resmen otobüslerle turların turist getirdiği ve çok yoğun ziyaret alan bir bölge. Bu nedenle mutlaka sabah erken veya akşam geç saatte orada olmaya çalışın.

Bu plaj, Milos adasının dünyaca ünlü, ay yüzeyini andıran sıra dışı ve sürreal manzarasıyla adanın simgesi haline gelmiş en popüler noktalarından birisi. Milyonlarca yıllık dalga ve rüzgâr aşındırmasıyla pürüzsüzleşen o parlak beyaz kayalar, insana adeta başka bir gezegendeymiş hissiyatı veriyor.

Burası klasik anlamda uzun, kumlu bir kumsaldan ziyade daha çok kayalık bir kıyı yapısına sahip. Seyahat rehberleri ve diğer gezginler, berrak ve derin sularında yüzmenin ya da yüksek kayalardan atlamanın keyfinden bahsetse de biz denize girmeye bile yeltenmedik. Açıkçası burada yüzmek bize biraz zahmetli ve riskli geldi; ancak kesinlikle görülmesi gereken etkileyici bir yer.

Sarakiniko isminin kökeni, Orta Çağ’da Ege Denizi’nde hüküm süren ve bölgenin korkulan Arap korsanları “Sarazenler”e (Sarakinoi / Sarakinler) dayanıyor.

Geçmişte bu korsanlar, Milos Adası’nın kuzeyindeki bu korunaklı labirentleri ve gizli mağaraları teknelerini saklamak, fırtınalardan korunmak ve baskınlar için üs olarak kullanırlarmış. Zamanla bölge bu isimle anılmaya başlanmış ve günümüze kadar “Sarazenlerin/Korsanların yeri” anlamına gelen Sarakiniko adıyla gelmiş.

Sarakiniko’nun büyüleyici kaya yapısı, hafif ve gözenekli pomza taşları ile sıkışmış volkanik kül ve tüflerden oluşuyor. Milyonlarca yıldır kuzeyden esen sert rüzgârların ve Ege Denizi’nin hırçın dalgalarının bu yumuşak yapıları dövmesi ve aşındırması sonucunda kıyıda labirenti andıran geçitler, tüneller ve mağaralar meydana gelmiş. Tabii bu mağaraların bir kısmının insan eliyle oyulduğunu da belirtmek gerek.

Milos Adası’nın kuzey kıyısındaki pitoresk bir koyda gizlenen Firopotamos, hem karakteristik bir balıkçı yerleşimi hem de harika bir plaj.

Adanın geleneksel mimarisini ve o sakin atmosferini en iyi yansıtan özel köşelerden biri olan burada, şezlong kiralayıp birkaç saat yüzme fırsatı bulduk ve ada genelinde en çok sevdiğimiz noktalardan biri haline geldi.

Küçük, çakıllı-kumlu kıvrık kumsalı ve berrak turkuaz sularıyla yüzüp dinlenmek için birebir olan plajda temel tesisler de mevcut. Koyun arkasındaki tarihi kilise ve ulu ağaçlar bölgeye bambaşka bir karakter katıyor. Firopotamos, adanın ünlü geleneksel balıkçı evlerini (syrmata) yakından görmek için de ideal bir nokta.

Koyun hemen ucundaki kayalık burnun üzerinde, dalgaların yanı başındaki beyaz duvarlı, mavi detaylı Agios Nikolaos Şapeli, klasik Yunanistan ada mimarisinin en güzel örneklerinden biri. Denizcilerin koruyucusu Aziz Nikolaos’a adanmış bu şapel ortama ayrı bir huzur katıyor.

Koyun yukarısındaki tepelerde ise eski yapı kalıntıları ve eski maden/taş ocaklarının izleri yer alıyor. Özellikle bu tepelerden fotoğraf makinenizle harika manzaralar yakalayabilirsiniz.

Günün devamında yüzmek için rotamızı Plathiena Plajı‘na çevirdik. Firopotamos’tan araçla yaklaşık 10 dakikada bu sahile ulaşmak mümkün.

Milos Adası’nın kuzeybatısında, idari merkez Plaka’ya oldukça yakın bir konumda yer alan Plathiena, son derece huzurlu ve korunaklı bir sahil. Sarakiniko ve Firopotamos gibi popüler kuzey noktalarına yakın olmasına rağmen genellikle daha sakin bir atmosfere sahip. Sahilde tesis ile şemsiye ve şezlong kiralama imkânı da mevcut. Özellikle plajın sol tarafındaki kayalık bölge, şnorkel yapmak isteyenler için harika bir alternatif sunuyor.

Alogomandra Plajı hemen otelimiz olan Galini Otel’e yürüme mesafesinde olan bir plajdı. Birgün sakin haline denk geldik ve yüzdük. Adanın diğer ünlü plajlarına kıyasla daha tenha, gizli ve vahşi bir güzelliğe sahip özel plajlarından bir tanesi. Güzel bir plaj ama yüzdüğümüz gün bir hata yapıp plajın esas önemli olan tarafında yüzmediğimizi sonradan fark ettim. Plajın yüzmediğimiz tarafında büyük bir mağara var. Ertesi güne burada yüzeriz dedik ama olmadı.

Altın sarısı ince kumu ve berrak, sığ turkuaz sularıyla yüzmek ve kıyının tadını çıkarmak için harika bir plaj. Konumu itibarıyla kuzeye baktığından rüzgârlı günlerde dalgalı olabileceğini hesaba katmak gerekiyor; nitekim biz de ertesi günkü dalgalı hali yüzünden burada denize giremedik.

Pollonia Plajı, adanın kuzeyinde yer almasına rağmen diğer noktalara kıyasla daha sakin bir alternatif sunuyor. Milos Adası’nın kuzeydoğu ucundaki en sevimli ve popüler balıkçı yerleşimlerinden biri olan Pollonia (Apollonia) köyünde bulunan bu sahil; adanın vahşi ve sarp batı/kuzey kıyılarından farklı olarak son derece huzurlu, aile dostu ve canlı bir atmosfere sahip. Tesis açısından da oldukça zengin olan plajın hemen arkasında sahil boyunca sıralanan geleneksel tavernalar ve kafeler yer alıyor. Denizden çıktıktan sonra taze deniz ürünlerinin tadını çıkarmak veya keyifli bir kahve molası vermek için adeta biçilmiş kaftan.

Geniş, ince kumlu sahili ve ağaçların sağladığı doğal gölgelik alanlar; çocuklu aileler ile sakin bir deniz keyfi arayanlar için burayı ideal kılıyor. Sığ ve berrak suları dalgasız bir yüzme deneyimi sunarken, adada ücretsiz duş imkânı bulabildiğimiz tek yer burası olması da ufak bir artıydı. Sabahları sahilin atmosferi son derece keyifli; sabah kahvenizi yudumlamak için de harika bir durak. İşin ilginç tarafı bu kumluk denizde şnorkelle yüzerken ilk defa gördüğüm bir çütre balığını fotoğraflama şansım oldu.

Kimolos adasına giden feribotların kalktığı bir limana da sahip.

Paralia Papafragkas, Pollonia köyüne oldukça yakın bir konumda yer alıyor. Adanın en dramatik ve sıra dışı jeolojik oluşumlarından birisi de burası. Klasik anlamda geniş bir kumsaldan ziyade, devasa kayalıkların arasına gizlenmiş dar ve derin bir deniz koridoru şeklinde. Burada yüzmek riskli.

Sarp gri ve beyaz volkanik kayaların dalgalar tarafından oyulmasıyla oluşmuş dar kanyon benzeri geçit, denizin içeriye kadar girmesiyle adeta doğal bir yüzme havuzu veya gizli bir koy görünümü sunuyor. Yüzmeyi boşverin ama yukarıdan izlemesi ve fotoğraflaması çok güzel bir yer.

Adanın jeolojik yapısı sanki korsanlar için bir cennet yaratmış. Tıpkı Sarakiniko ve Kleftiko gibi, Papafragkas da geçmişte Bizans döneminde ve korsanlar çağında deniz haydutlarının teknelerini saklamak ve gizli üs olarak kullanmak için tercih ettiği noktalardan biri olmuş.

Evet sevgili gezisever dostlarım, bu seriyi takip eden herkese sonsuz minnettarım! Kiklad Adaları’nın en özel iki cevheri olan Nakşa ve Milos’u, tüm detaylarıyla ve en samimi yönleriyle sizlerle buluşturmuş bulunuyorum. Artık rota belirleme ve yeni maceralara yelken açma zamanı.

Ne demiş iyi gezginler? “Gezin dostlar, gezin! Gezmediğiniz gün, günden sayılmaz...”
Ben de izninizle bu söze küçük bir ekleme yapayım: “Paylaşınız dostlar, paylaşınız… Çünkü gezdiğinizi paylaşmak, o güzide yerlere duyduğunuz saygının bir göstergesidir ve insanı zenginleştirir.“

Gezekalın

Dr Ümit Kuru

29.09.2026

Leave a comment

2 Comments

  1. Emin Kürekci adlı kullanıcının avatarı

    Emin Kürekci

     /  Eylül 29, 2026

    Çok güzel bir anlatım ve paylaşım olmuş Ümitçiğim. Eline ve kalemine sağlık. Okurken adeta oraları ben geziyormuşum gibi hissettim. İnanılmaz detaylar var

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

  • Arşivler

  • Diğer 540 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 400.322 ziyaretçi
  • Kategori Bulutu

  • Eylül 2026
    P S Ç P C C P
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    282930  

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız

GEZEKALIN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin