Her Köşesinde Başka Bir Tat-Portekiz: Porto

IMG_7464.JPG

Güneşli bir Porto sabahına uyandık. Kahvaltı sonrası hemen şehir turuna başladık. Bugün yine yoğun bir gün olacak. Tüm günümüz 1996 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi içine alınan bu şehirde geçecek. Şaka filan derken Portekiz gezimizde, hemen her gün, bir UNESCO Listesi eseri ziyareti yaptık.

Tam ekran yakalama 2.06.2017 005610.jpg

Porto Şehri de, aynen Lizbon gibi, bir nehrin denize kavuştuğu alana kurulmuş. İspanya’nın içlerinden doğan ve hasreti denize kavuşana kadar 897 km yol kateden Douro Nehri şehri ikiye bölüyor. Şehrin bir tarafı Porto, diğer yanı ise Vila Nova de Gaia, yani kısaca Gaia Bölgesi. Gaia Bölgesi; Douro Vadisinde üretilen üzümlerin şarap yapımı ve depolanması için toplandığı bölge. Burası şarap saklamak için daha uygun iklime sahip. Rabelo denen geleneksel teknelere yüklenen Douro Vadisi üzümleri, nehir yoluyla buraya getiriliyor. 

IMG_6981-001

Porto çok eski bir şehir. Keltlerden beri yaşam var. Bir ara Romalı, bir ara da Emeviler gelmiş hüküm sürmüş. Sonrasında ise bugünkü Portekiz’i kuranlar almış bölgeyi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Porto gezimizin ilk durağı Atlantik kıyısında, nehir ile denizin buluştuğu yer ve bu alana yakın deniz kıyısına kurulu bir kale oldu: São Francisco do Queijo Kalesi. Kale daha eski zamanlardan beri var olsa da, bu hali 1640’lar yapımı. Küçük ama çok estetik görünümde. Kale önünde hopladık, denize ayak soktuk ve bol bol da fotoğraf aldık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Araçla sahili takip ederek Porto’nun merkezine geldik. Burada ilk ziyareti Igreja dos Carmelitas ve Igreja do Carmo adlı yan yana duran iki kiliseye yaptık. Bu kiliselerden bir tanesi rahibelere, bir tanesi ise rahiplere ait. Bir zamanlar bu iki kiliseyi birbirinden perdeler ayırırmış. Ama rahip ve rahibeler rahat durmayınca çareyi iki kilise arasına 1 metre genişliği bile bulmayan bir ev yapmakta bulmuşlar. Aradaki yapıya ev de denmez ya, sonuçta yaramazlıklar son bulmuş. Bunlardan sağdaki kilise rahiplere ait. Bunun yan duvarında çok güzel duvar seramikleri var. Haydi bakalım sevgili Gezekalın takipçileri! Hatırlıyor musunuz bu üzerine resim, desen çizilmiş seramiklere ne deniyordu? (Yanıt veriyorum: Azulejo 🙂 )

P5180036.JPG

Bu kilisenin bulunduğu ana caddeyi ve çapraz karşısında içinde çok güzel bir heykel bulunan havuzu geçtik. Livraria Lello yani Lello Kitap Dükkanı gezimiz için dükkan önüne geldik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burayı gezmek 2015 yılından beri ücretli. İçeride bulunan merdivenler tam bir sanat eseri. Sadece merdivenler değil tabii ki, tavanda desenli cam ve diğer objeler de çok estetik ve güzeller. Burası bazı gezi kitaplarında dünyanın en güzel 3 kitap dükkanı arasında gösteriliyor. 1869 yılından beri faaliyette olan bu kitapçı Harry Potter serisinin yazarı  JK Rowling’in de çok sık uğradığı ve kitapları için esinlendiği bir mekan.

IMG_7113

İçeri girince bir kitapçı değil de, sanki bir? Bakın! Şimdi, şu satırları yazarken tam tarif edemedim ben de yarattığı duyguyu. Ama içimi çok ısıttığını, yüzümü gülümsettiğini iyi hatırlıyorum. Bugün fotoğraflara bakarken bile aynı duyguyu yaşadım. Tavan kaplamasında Latince “Decus in Labore” yazılı. Türkçeye çevirisini “Alın teri namustur” diye yapabiliriz. Yıllardır ve istikrarla kitapçı olarak çalışmayı sürdürmeleri erdemlerin en büyüğü bence. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burası iki katlı bir dükkan. Üst kata çıkan merdivenler bölünmüş döner merdiven şeklinde. Bu merdivenin sadece işlemeli korkuluk kısımları tahtadan diğer kısımların oymaları ise alçı. Burada, bu küçük mekanda neredeyse bir saat geçirdim. Porto’ya gelen gezginler: Burayı kaçırmayın sakın!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buradan yürümeye devam ettik. Caddeler, ara sokaklar insanı buralarda kaybolmaya davet eder gibi. São Bento Tren İstasyonuna kadar o güzel yollarda yürüdük. Biz keyifte, insanlar işlerine koşturuyor. Tatilin bende yarattığı bu bencil duyguyu seviyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

São Bento Tren İstasyonuna ilk kara trenin varışı 1896 yılında olmuş. İstasyonun yapımında Fransız mimarisinden etkilenilmiş. Bu istasyonun en çarpıcı yeri seramikleri. Burada tam 20000 seramik var. O zamanın meşhur bir Azulejo sanatçısının eseri bunlar ve ilk seramik 1905 yılında konmuş. 1905-1916 yılları arasında bu seramik tablolar çalışılmış. Gerçekten her biri, bir tablo sanki. Bu duvarlardaki seramiklerde Portekiz’in başarılı olduğu savaşlar, fetihler anlatılıyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Rua das Flores’den yürüyerek, Porto’nun ziyaret yerlerinin başında gelen eski borsa binasına, Palácio da Bolsa‘ya ulaştık. Aslında hemen önünde bulunan  St Francis Kilisesi kompleksi içindeyken daha sonra yangınla harap olan bu kısma bir ticaret merkezi yapılması kararı alınmış ve 1842 yılında başlayan inşaat 1850’de bitirilmiş.

IMG_7270.JPG

Ancak iç kısımda olan ve burasını UNESCO listesine girmeye hak ettiren eserlerin yapımı 1910 yılına kadar sürmüş. Mahkeme Odası, Arap Odası, Toplantı Odası, İç Avlunun metalik çatısı görülesi yerler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Şimdi bu mekanda borsa işlemleri yapılmıyor tabii ki. Sadece turistik ziyaretlere ve özel toplantılara açık bir yer. O anda düşünmemiştim ama şimdi aklıma takıldı; Bir zamanlar sömürgelerden gelen öz varlıklar sayesinde yapılan bu yerler ne kadar ahlaki? Neyse! Yine de güzel bir yapı. Zevk fışkırıyor her odadan, duvardan, sütundan…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sonra aracımızla Gaia Bölgesine geçtik. Buradan karşı sahili fotoğrafladık. Karşıda eskiden sakin bir balıkçı köyü olan Cais da Ribeira Caddesi var. Nehir kenarları eskiden üzüm taşıyan ama günümüzde sadece turistlere hizmet veren geleneksel tekneler yani rabelolarla dolu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sıra geldi yazımın en hain bölümüne; yani öğle yemeğimizi anlatarak iştahınızı kabartmak bölümüne. Daha önceden de anlattığım gibi bu gezide en çok dikkatimi çeken bölüm yemeklerdi. Yemekler sadece dikkatimizi çekmedi, bir de kemerlerimizi bir çıt ileri almamıza neden oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu seferki yemek yerimiz Gaia Bölgesinde, yani sabah beri gezdiğimiz bölümün karşı tarafında nehir kenarında olan bir yer. Burası bir tür Brezilya usulu barbekü sunan restoran. Masanızda bir tarafı sarı, bir tarafı kırmızı bir tokmak var. Sarı tarafı çevrili olması servise devam demek. Sınır yok..Tokmak kırmızıya dönene kadar et servisine devam. İnat ettik, bakalım ne kadar dayanacağız dedik. Etler de bir güzel kardeşim! “Tokmağı çevireni vururum!” dedim. Ama bu işin de bir sınırı var be kardeşim! Sonunda tokmağı kırmızıya çevirip pes ettik. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gaia Bölgesinde şarap üreticilerinden bir tanesi olan Ferreira mahzenini gezdik. Ferreira, Portekiz’in en önemli şarap üreticilerinden bir tanesi. Tüm olay Antónia Adelaide Ferreira adlı bir Portekiz’li kadına aileden kalma zenginlik ve asma bağları ile başlıyor. Evinin kadını olması istenen Ferreira, 33 yaşında iki çocukla dul kalınca  Duoro Vadisinde bağlarının yönetimine geçmiş.

IMG_7436-001.jpg

Zaman içinde Portekiz’de şarap yetiştiriciliğine yenilikleri, İngiltere’de uygulanan teknikleri yerinde öğrenip getirmiş. Bir dönem tüm Avrupa ve Portekiz’in asma bağlarını vuran asma biti ile mücadelede katkılar sağlamış. 1896 ‘da 85 yaşında ölene kadar arkada 30 büyük bağ ve iyi bilinen bir marka bırakmış. Ne kadın ama!

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Burada yine mahzen gezisi yapıldı. Şaraplar tadıldı ve satın alındı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemek sonrası karşı kıyayı geçişimizi tekne ile yaptık. Hem nehrin iki yakasını ve hem de köprüyü bir güzel fotoğrafladık. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

385 metre uzunluğunda 44 metre yüksekliğindeki Dom Luís I Köprüsü,  Porto’nun en önemli simgesi. Porto ile Gaia Bölgesini birbirine bağlıyor. 1886 yılında açılan köprünün iki geçiş katı bulunuyor. En üst katından tramvay geçişi yapılırken alt katından ise araç geçişi sağlanıyor. Her iki kattan yayaların geçişine izin veriliyor. Porto’ya gidenlerin mutlaka yapması gereken şeylerden biri de bu köprüyü yürüyerek geçmek. “Sen yaptın mı dostum?” diye sorarsanız, maalesef hayır derim. Ama siz yapın, yapabiliyorsanız…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Karşı yakaya geçişimiz sonrasında Cais da Ribeira Caddesi ve meydanında serbest zamanımız oldu. Burası eski balıkçı köyü. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Igreja de São Francisco  (Saint Francis Kilisesi) Porto’da bulunan kiliseler içinde en çok gotik unsur içeren kilise. İç kısım ise Barok tarzının çok iyi bir örneği. Çok boğucu ama UNESCO Kültür Mirası içindeki tarihi eski şehir kısmında. Gezmesen adama “ayıp ettin” derler dedik ve gezdik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kiliselerin, katedrallerin insanda sadece heybet hissi uyandıranlarını hiç sevmiyorum. Mistik hava, daha az şatafat, beni daha çok cezbediyor. 

Buradan funikülere bindik ve bizi yukarıda bekleyen aracımıza çıktık. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

IMG_7682.jpg

Porto Katedrali (Portekizce: Sé do Porto) Roman Katolik kilise. Şehrin tarihi merkezindeki en eski eserlerden. Katedralde ayrıca gotik ve barok unsurlarda var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Katedral, kilise gezmekten artık hepimize biraz daral geldi ve yürüyüş yapmak istedik. Porto’nun cadde ve sokakları da ayrı güzellikte.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha önceden de anlattığım gibi bu gezi hiç hesapta yoktu ve Amazonlar gezimiz iptal olunca Portekiz’e geziye katıldık. Benim bir gezi öncesi, hiç adetim olmadığı şekilde, hiç çalışmadan ve kendimi gezinin olumlu-olumsuz sürprizlerine bırakarak gelmem nedeni ile Majestic Cafe hakkında bir fikrim yoktu.

IMG_7702-001.JPG

Ama gerek atmosferi, gerekse de yiyecek içecek kısmı ile burası Porto’da ıskalanacak bir yer değil bence. 1921’den beri hizmet veren kafe, dekorasyonuyla insanı büyülüyor. Her daim kalabalık. Sıra bekliyorsunuz. Burada Francesinha adlı bir yiyeceği tavsiye ediyorlar. Ama kardeşim, yeni mangaldan çıkmışız! Tokuz! Siz açken deneyebilirsiniz. İçinde çeşit çeşit salamların olduğu bir tost diye anlatılıyor Üzerinde de bir sos. Sosun tarifi? Belem Turtası içi gibi bir sır! Bu ülkenin sırları yemeklerinde saklı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Yemek için karnımız toksa da tatlı için açız.. Burada rabanadas adlı bir tatlı yedim. Nefisti. Bu kafenin Sangria’sı da içecek olarak tavsiye ediliyor.

P5180262-001.JPG

Günün sonunda otele dönmeye bile fırsat kalmayacak şekilde zamanı tükettik. Porto bir gezgin için o kadar zengin bir şehir ki, herhalde bir gün daha kalsak iyi olurdu. Sokaklarında aylak aylak dolaşmak, Douro Nehri kıyısında bir kafede zamansız şekilde oturmak, Majestic Cafede, yukarıda yazdığım tostu (artık adı her neyse!) denemek isterdim doğrusu.

P5180394-001.jpg

Akşam yemeğine Porto’nun biraz dışında deniz kenarında bir yere gittik ama ben daha araçta iken sahilde rüzgar sörfü yapan iki kişi gördüm. Ekip restorana çıkarken, ben koştur koştur sahile indim. Başladım deklanşöre basmaya. Onlarca fotoğraf arasında iyi birkaç tane sörfçü pozu çıktı tabii ki. Fotoğrafladığımı gören gençler de  en güzel pozlarını vermeye çalıştılar bana. 

IMG_7716.jpg

Hayatımızdaki anlar sanki bir fotoğraf karesi. İyi fotoğrafın ne zaman karşınıza çıkacağını bilemiyorsunuz. Bir bakmışsınız yaşamınıza renk katan bir kare çıkmış. Yakalamaya çalışıyorsunuz anı. Puf! O güzel kare bir anda elinizden uçup gidiveriyor. Size sadece anısı ve izleri kalıyor. O da hafızanıza kaydedebildiğiniz kadarı..

Gezekalın ve anı yakalayın. 

Dr Ümit Kuru

03.06.2017 Saat 01:10

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Yorum bırakın

1 Yorum

  1. Huriye Y.

     /  Haziran 4, 2017

    Portekız’in Japonya ile olan ilk munasebetleri Xavier Francisco ile baslar…
    Hatırlarmısınız hocam ,otobuste (sanırım Nara yolunda🤔 )Japonya ‘da Shinto ,Budizm ve Hristiyanlik hakkında anlatırken baya Portekiz konusu gecmisti..
    Aahh, nerde o dunyalar guzeli yuce Japonya grubumun yuce Doktorları❗️🌸☺️😀⛩💐

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: