On iki Adaların Kuzeyine Mavi Tur: Kos Adası

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

dodecanese1522 yılından itibaren Osmanlı topraklarına katılan On iki Adalar topluluğu, 1912 yılında İtalyanlara terk edilene kadar da öyle kaldılar. Aslında “On iki Adalar” tabiri 8. yüzyılda Bizans dönemi kaynaklarında geçmekle birlikte burada kastedilen antik Yunan’ın kutsal adası “Delos”un etrafındaki adalardı. Bir kaynakta okuduğuma göre “On iki Adalar” ismi Osmanlının bu adalarda gayrimüslimlere uyguladığı  yönetim şeklinden geliyor. On İkili denen bu sisteme göre; Her on hane birer temsilci çıkarır, bu temsilciler de aralarından bölgeyi yönetecek “12 kişilik bir ihtiyar heyeti” seçermiş. Bu yönetim şekli nedeni ile adalara da bu isim verilmiş ve Yunancaya bu şekilde geçmiş. Hangisi doğrudur tam emin olamadım ama yazan bunlar.

Programımıza göre 1 gece Bodrum limanda bağlı teknemizde konaklayıp ertesi gün On iki Adaların Kuzeyinde kalanlarına doğru yola çıkacağız.

PictureSupplier

Ülkemize daha yakın ama Yunanistan’a ait olan On İki Adalardan Kuzeyde kalan 5 tanesine olan yolculuğumuzda ilk uğrayacağımız ada Kos Adası ya da bizim adlandırdığımız haliyle İstanköy olacak. Sonra sırası ile Leros, Patmos, Lipsi ve Kalimnos Adalarını gezip, 1 haftanın sonunda da ülkeye geri döneceğiz.

IMG_8792.JPG

Bodrum’dan Kos Adasına düzenli olarak feribot seferleri var. Saatleri ve sefer sayısı mevsime göre değişiyor. Günü birlik gidiş geliş aynı gün veya farklı günlerde oluşuna bağlı olarak 19-30 EUR olarak belirlenmiş. Aracınızla giderseniz 75 EUR daha vermelisiniz. Orada araç kiralamak ortalama 30 EUR civarında oluyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Grubumuzun tümü toplanıp, grup dışından da ilave olan 3 kişi aramıza katılınca teknemiz Bodrum limanından demir aldı. Ancak doğrudan Bodrum Gümrük binasına gidemedik. Evrak işleri Suriyeli mülteciler sorunu yüzünden zorlaştırılmış. Bu nedenle önce evraklarımız teslim edildi, haber gelince gümrüğe gidip yüz yüze görüşülecek ve Yunanistan’a çıkış yapacağız. Eskiden adalardan alınan vizeler de kaldırılmış. Vizenizi konsolosluklardan almanız gerekiyor. Biz bu işlemler yapılırken beklemek yerine tekne ile yüzmeye götürüldük. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Öğle yemeğimizi tekne de aldık ve gümrüğe çağrılınca son işlemler için oraya gittik. Bu işlerin bitmesi saat 15:00’leri buldu. Bodrum’un karşısında, limandan 12 mil uzakta Kos Adası’na ulaşmak ve orada tekneyi limana bağlamak ise yaklaşık 2 saati buldu. Tekneden hemen ayrılamadık, orada da evrak işlerimiz oldu. Pasaportlarımızı resmi işlemler için ofise götürdüler ama bizi görecek olan polis teknemize geldi ve herkesi teknede tek tek gördü.

OLYMPUS DIGITAL CAMERAResmi işlemler sonrasında Kos Ada turumuza başladık. Bu arada akşama buzukia çalınan bir taverna ayarlamak için önceden tespit edilen Kalymnos Taverna sahipleri ile görüşmeye gittik. Taverna tam bir aile işletmesi. Mekan sahibi Eleni ile bol mezeli, kalamarlı, balıklı ve uzolu canlı müzik karşılığı olarak 20 EUR’ya anlaştık. Akşam iyi eğleneceğimiz, mekan ve sahiplerinin yaklaşımından daha bu saatlerden belli oldu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

kos-city-map.jpg

Sıra kısa zamanda mümkün oldukça bol yer görmeyi amaçlayarak Kos Adasını gezmeye geldi. Kos Adasına ilk yerleşim milat öncesine kadar gidiyor. Yani bu adayı sadece denizi için tercih etmek haksızlık olacaktır. Ada merkezi bile tarih eserlerle dolu. Gece Kos merkezini yürüyerek gezeceğimizi varsayıp, merkez dışı görülecek yerlere gittik. Her 4 kişi için araç kiraladık.

clip_image002_ezg_134

Asklepion’un zamanındaki görünümünün varsayımsal çizimi http://www.istankoy.org/documents/72.html

İlk durağımız Asklepion oldu. Şehir merkezine 5 km uzaklıkta bulunan Asklepion, şehre hakim bir tepe üzerinde, sağlık tanrısı Asklepios’a adanan bir eski çağ hastanesi. MÖ 357’de inşa edilmiş. Burası Asklepios’un (Tıp Tanrısı) soyundan geldiklerine inanılan ve kendilerine Asklepiad denen hekimlerin ana mabedi.  Mabet, MS 6. yüzyılda, hem bir depremle hemde Anadolu’dan gelip adayı tahrip eden göçebeler tarafından tamamen ortadan kaldırılmış. St. John Şövalyeleri de harabeleri taş ocağı olarak kullanmışlar.

IMG_8892.JPG

Mabet birkaç farklı terastan oluşuyor. Roma banyoları en alt katta. Ortadaki duvara yakın bir çeşme var. Burada ayrıca hastalara muhtelif kürler uygulanan, içlerinde sürekli demir oksitli ve kükürtlü kaynak sularının aktığı küçük banyolar bulunmaktaymış. Orta terasta tapınaklar bulunurmuş.  En üst teras kutsal ağaçların mekanı olarak ayrılmış. Bir zamanlar en üst terasın üzerinde en büyük Asklepios tapınağı bulunmaktaymış.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

hipokratGezekalın takipçilerinin çoğu bilirler ama ben tekrarlamış olayım. Ben bir tıp doktoruyum. Tıp öğrencileri, Tıp Fakültelerinden mezun oldukları zaman Hipokrat yemini ederek mesleğe atılırlar ve ben de bu yemini ettim. Kos Adası doğumlu Hipokrat’ın zamanında hekimlik babadan oğula geçermiş. Genç hekimler loncaya alınırken, günümüzde de geçerli olan fakat bazı değişikliklerin yer aldığı, ünlü “Hipokrat yeminini” ederlermiş. Eski Hipokrat yemininde tıp tanrısı olarak kabul edilen Asklepios adına yemin edilirken, yeni yeminde kutsal inançlar üzerine yemin edilmektedir.

Kos Adasında MÖ 460’da doğmuş olan Hipokrat, tıbbın babası olarak anılan İyon bir hekim. Hekim olan babası tarafından yetiştirilip birçok yerde hekimlik yapmış. Anadolu’nun kuzey illerini gezdikten sonra Kos (İstanköy) Adasına dönerek hekimliğini sürdürmüş. MÖ 357 yılında da Larissa’da ölmüş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Antik İyonya’da bilimsel gelişme ve felsefe ile sımsıkı bağı olan hekimlik gözdeydi. Bu gelişme Hipokrat ile doruğa ulaşmış. Hipokrat hastalıkların büyü ya da tanrılar nedeni ile değil doğal sebeplerle olduğuna inanırdı. Hekimliğini de zamanı için ileri sayılacak yöntemler ve gözlemlere göre uygulamış. Bu anlamda da kendisi modern tıbbın babası sayılıyor. Bu nedenle bu ünlü hekimin doğduğu adada, kendisinin öğretileri ile ilişkilendirilen antik çağın tıp okulu olan Asklepionu kısacık da olsa gezmek bizim için şarttı. Hava kararmaya yakın ve daha da gezilecek yerler olduğundan arkadaşlardan 15 dakikalığına da olsa izin alıp, girişi  8 EUR olan Asklepion’u gezdik. Koştura koştura bir gezi oldu ama gezdiğim kadarı bile bizi mutlu etti. Kos Adasına gittiğinizde modern tıbbın ilk uygulamalarının yapıldığı Asklepion’u gezmeden gelmeyin derim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Daha sonra arabalara atlayıp diğer bir ziyaret yeri olan Zia Köyüne doğru yola çıktık.  Küçük şirin bir köy olan Zia, Kos Limanının 17 km güneydoğusunda yer alıyor. Zia Köyü, eşsiz manzarası ile turistleri kendine çekiyor. Gün batımı meşhurmuş ama havada bulutlanma nedeni ile gün batımına denk gelemedik. Esen sert rüzgar ise aslında ertesi sabah yakalanacağımız fırtınanın habercisiymiş, o an anlayamadık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Köy muhteşem bir dağ manzarasının yanı sıra geleneksel Yunan yemeklerinin yapıldığı küçük restoranlara ve tavernalara sahip, dizi dizi de hediyelik eşya satan dükkanlar var. Kaynaklar köye gelmeden önce Dikeos Dağı’nın eteklerinde inşa edilmiş üç adet kilisenin de görülmeye değer olduğunu yazsa da, zaman kısıtlığı bizim bu tavsiyeyi yerine getirmemize izin vermedi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Zia Köyü gezisi sonrasında tekneye dönüp akşam yemeği yiyip, Yunan müzikleri dinleyeceğimiz Kalymnos Taverna’ya doğru yollara düştük. Taverna limana yürüme mesafesinde. Yol üstünde Neratzia Kalesi ve onu şehre bağlayan Foinikes Caddesi üzerine yapılmış, hala ayakta duran köprü altından geçtik. 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Neratzia Kalesi, (Şövalyeler Kalesi olarak da biliniyor) Kos Limanının girişinde bulunmakta. Kale, Rodos ve Bodrum Kaleleri ile birlikte şövalyelerin Osmanlılara karşı en önemli savunma kaleleri arasındaymış.

P6130150.JPG

Kaleyi geçince iç limana geliyorsunuz. Artık iyice kararmış olan havada kale ve iç liman çok güzel gözüküyor. Gündüz buraları yeteri kadar göremediğimize bir kez daha üzülüyorum.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kıyı sonuna kadar gittikten sonra sola dönen caddeyi takip edince çok sayıda taverna bulunan Averof Caddesine geliyorsunuz. Kalymnos  Traditional Fish Taverna bu cadde üzerinde sağda kalıyor. Çok sevimli ve bir kısmı denize bakan bir taverna. Daha girişte sıcak bir şekilde karşılandık. Burası bir aile işletmesi. Anne, kız, damat herkes çalışıyor. Fötr şapkası ile garson Dimitri bir başka alem. Gece boyu beraber eğlendik diyebilirim.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Buzukiayı duyup gelen Yunanlılarla birlikte yedik içtik, sirtaki, zeybetiko, kasap havaları oynadık. Kos Adasına gelen herkese bu mekanı tavsiye ederim. Buzukia olup olmadığını öğrenip öyle gidin. Yemekler, mezeler çok güzel ve boldu. Hepimiz çok eğlendik.

https://www.facebook.com/kalymnos.taverna/videos/258994914466593/

Taverna sonrasında tekneye doğru yürürken bu sefer merkeze giden yoldan yürüdük. Barlar sokağına geldik. O güzelim Yunan gecesi ve müziği sonrasında bu gürültülü tekno müziğin olduğu sokaktan kendimizi zor attık.

P6140234.JPG

Adada gündüz gözü ile göremediğimiz ama bu adaya gelince olmazsa olmaz aktivitelerden bir tanesi Hipokrat Ağacını gece de olsa ziyaret etmeyi unutmadık. Efsaneye göre çapı 12 metreyi bulan bu çınar ağacı altında Hipokrat öğrencilerine ders verirmiş. Ancak bu ağacın 2400 yıl önce yaşamış olan Hipokrat zamanındaki çınar ağacı olmasına imkan yok. Çünkü ağacın yaşı ancak 500 yıl! Efsanede adı geçen çınar ağacının bir başkası olması gerekiyor. Biz 1776 yılında yapılan Gazi Hasan Paşa Camisi önündeki bu ağacı ancak gece görebildik. Ağacın hemen önünde bir Osmanlı çeşmesi de var. Ağacın gövdesinde ise derin bir oyuk var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kos Adası İtalyan işgali altındayken 1933 yılında şiddetli bir deprem ile ağır hasar gördü. Özellikle merkezde yıkılan binalar yerine İtalyanlar tarzlarına uygun yeni binalar inşa ettiler. Hipokrat Ağacından devam ederseniz karşınıza bu tarz eski binaların bulunduğu bir meydan çıkıyor. Bizden başka hiç insanın olmadığı bu alanda boş sandalyelere oturup gecenin sessizliğini dinleyerek günün sonunu getirdik.

P6140240.JPG

Sonrada teknemize dönüp derin bir uykuya çekildik.

Kos Adasında yapmanız gereken ama bizim yapamadığımız aktivitelerden de bahsetmek lazım. Bir kere Arkeoloji Müzesini, şehir merkezindeki Casa Romana’yı (Roma Evi), Neratzia Kalesinin içini, Pyli Köyünü görmek ve merkezdeki sokaklarda daha uzun süre gezmek isterdim. Kos Adasının plajları da çok güzel. Teorik olarak bahsetsem de Mastichari, Tigaki, Kefalos, Lambi, Therma, Marmari, Agios Stefanos  Lagada Plajları güzel gözüküyor. Özellike yüzmek için masa başında gözüme kestirdiklerim koyu renkte olanlar.

Evet Sanal Gezgin arkadaşlarım…On İki Adaların Kuzey bölümü gezimizin ilk gün hikayesi budur. Gelecek hikayelerim daha çok yaşanmışlıkları anlatacak sizlere..

Gezekalın..

Dr Ümit Kuru

22.06.2016 Saat 01:58 

Yorum bırakın

1 Yorum

  1. sibel

     /  Haziran 23, 2016

    Keyifle okudum, notlarımı da aldım 🙂

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: