• Arşivler

  • Diğer 531 aboneye katılın
  • Mart 2013 den beri

    • 382.220 ziyaretçi
  • Şubat 2026
    P S Ç P C C P
     1
    2345678
    9101112131415
    16171819202122
    232425262728  

Batı Kültüründeki “13. Cuma” Uğursuzluğu İnancının Kaynağı Nedir?

Bazı bilgiler ve okumalar kimine göre gereksiz birer ayrıntı olarak algılanırken kimilerini de çok heyecanlandırır. Özellikle gezi planlarken ki okumalarım sırasında “Hadi ya! Buradan mı geliyormuş? dedirten bu tür bilgilere çokça rastladığımı fark ettim. Bundan sonra bu türden öğrenmeleri “Yeni Öğrendim” kategorisi başlığı altında siz Gezekalın dostları ile paylaşmaya karar verdim. Bölümün ilk yazısının konusu ise Batı Kültüründeki “13. Cuma” uğursuzluğuna olan inancın kökeni.

Batıl inançların kökenleri genellikle belirsizdir ve çoğu zaman efsaneler ve spekülasyonlardan doğmuşlardır. Bu batıl inançlardan biri de, kötü şansla ilişkilendirildiği için birçok kişi tarafından korkulan 13. Cuma günüdür. Hatta onun için konulan ve telafuzu bile insana ürkütücü gelen bir adlandırma da var; Paraskevidekatriaphobia. Yunanca kökenli “paraskevi”nin Türkçe karşılığı “cuma”, “dekatria”nın ise “13”tür. Birleşik kelimenin tam karşılığı ise “13. Cuma Korkusu“.

Batıl inançlar toplumdan topluma ve döneme göre değişebilir. “13″ sayısının uğursuzluğu binlerce yıl öncesine dayansa da, “13. Cuma“nın özel bir şanssızlık günü olarak kabul edilmesi büyük ölçüde 19. yüzyılın sonlarında başlamış ve 20. yüzyılda popüler kültürle pekişmiştir. Dan Brown’ın “Da Vinci Şifresi” adlı eserinde popülerleşen bir teoriye göre, bu batıl inanç Orta Çağ şövalye tarikatı olan Tapınak Şövalyeleri‘nden geliyor.

Orta Çağ boyunca Haçlı Seferleri ile birlikte kurulmuş olan üç büyük ve meşhur tarikat vardır:

Tapınak Şövalyeleri (“Templars”): Asıl adları “Mesih ve Süleyman Tapınağı’nın Fakir Askerleri”‘dir. 1119 yılında Kudüs’te Hristiyan hacıları korumak amacıyla kurulmuşlar. Zamanla hem askeri hem de finansal açıdan Avrupa’nın en güçlü kuruluşlarından biri haline gelmişler.

Hospitalier Şövalyeleri (“St. John Şövalyeleri”): “Kudüs Aziz Yuhanna Hastanesi Şövalye Tarikatı” olarak da bilinirler. İlk başta hasta ve yaralı hacılara bakmak için kurulmuş, sonra askeri bir yapıya bürünmüşler. Bugün askeri güç olmasalar da hala varlar ve varlıklarını “Malta Şövalyeleri” olarak sürdürmekteler.

Töton Şövalyeleri: Genellikle Alman soylularından oluşan bu tarikat, askeri bir yapıya sahiptir ve daha çok Doğu Avrupa ile Baltık bölgesinde faaliyet göstermiştir.

Bu tarikatlardan en çok bilinen ve “din şövalye tarikatı” denildiğinde akla ilk gelen oluşum “Tapınak Şövalyeleri“. Bu tarikat tarihin gördüğü en görkemli yükselişlerden birini, en karanlık ve trajik çöküşlerden biriyle tamamlamış ve “Tanrı’nın hem askerleri hem de bankacıları” haline gelmiş gizemli bir oluşum. Bir zamanlar Kudüs sokaklarında yoksul devriyeler olarak başlayan serüvenleri, Avrupa’nın krallarını borçlandıran devasa bir finans imparatorluğuna dönüşmüş. Tarihin ilk bankacıları olmasalar da, günümüz modern bankacılık sisteminin (çek kullanma, kredi verme, swift işlemleri gibi) temellerini atan ve bunu küresel ölçekte uygulayan ilk kuruluş olmuşlar. Ancak bu muazzam güç onları kendi hırslarının ve dönemin siyasi ihanetlerinin kurbanı yapmış.

Batı kültüründeki “13. Cuma” uğursuzluğu inancı Tapınak Şövalyelerine ve Tapınak Şövalyeleri’nin 1307’deki davasına kadar uzanıyor. Bu dava tarihin en büyük komplo ve tasfiye operasyonlarından biri olarak kabul edilir. Bu olay, bir zamanlar Hristiyan dünyasının en güçlü ve zengin askeri tarikatının bir gecede nasıl çöktüğünü anlatır.

Kara Cuma Baskını” olarak da adlandırılan olayların arkaplanı şu şekilde yazılıyor; Fransa Kralı IV. Philippe (Güzel Philippe), hem tarikatın elindeki muazzam zenginliğe göz dikmiş ve hem de tarikata olan borçlarını ödeyemeyecek kadar batağa saplanmış. Kralın borç batağından kurtulma yolu olarak bulduğu çözüm “alacaklıyı yok etme” yolu olmuş. Bu iş için gereken “ahlaksızlık, sapkınlık, dinden çıkma!“gibi evrensel suçlamaları yapmayı da unutmamış.

IV Phillippe

Kral, gizli bir emirle 13 Ekim 1307 Cuma günü şafak vaktinde Fransa’daki tüm Tapınakçıların aynı anda tutuklanmasını emretmiş. Zenginliğe göz diken ve alınan yüklü borçları ödemek istemeyen kim varsa bu davaya ortak olmuş. Sonunda tarikat üyeleri tutuklanmışlar ve ağır işkencelerden geçirilmişler.

Tapınak Şövalyeleri’nin tasfiye süreci 1307’de başlamış ve 1314’te sona ermiş. Bu süreçte ölenlerin sayısı, Orta Çağ kayıtlarının düzensizliği nedeniyle tam olarak bilinmiyor. Tarikatın son Büyük Üstadı Jacques de Molay 1314’te Seine Nehri üzerindeki küçük bir adada yakılarak idam edilmiş. Ölmeden önce hem dönemin Papası Clemens’i ve hem de IV. Phillippe’i kendi ölümünden sonra takip eden bir yıl içinde ölecekleri konusunda lanetlediği söylenir. Lanetden midir? Değil midir? Bilemem ama Papa Clemens, Jacques de Molay’ın onu bir yıl içinde Tanrı huzurunda buluşmaya çağırmasından bir ay sonra, IV. Philippe ise 29 Kasım 1314’te bir av kazasında ölmüşler. Tüm bu ölümler Jacques de Molay’ın laneti olarak görülmüş.

Avrupa’nın en güçlü askeri birliğinin bir “hukuk ve din tiyatrosu” kurularak tamamen yok edildiği bu dava tarihin en büyük siyasi cinayetlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayın “13. günü” ile “cuma“nın yan yana geldiği bu davanın “13. Cuma” uğursuzluğunun da kökeni olduğu ileri sürülüyor. En azından bazıları buna inanıyor.

Şimdi fark ettim ki yazıyı 12 Şubat Perşembe günü yazıyorum. Yarın ise 13. Cuma! Hadi hayırlısı bakalım!

Gezekalın

12.02.2026

Dr Ümit Kuru

Yorum bırakın

Yorum bırakın